İçeriğe geç

Ders 92.3

Zor tür birleşimleri

Senaryo Akademisi — Bölüm VII, Modül 92

3.265 kelime5 film örneği≈ 15 dk okuma≈ 22 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Zor birleşimde iki tür aynı sinire zıt yönden dokunur; biri gerer, öbürü bırakır.
  • Sigorta türü ötekinin tehdidini önceden zararsız kılar; bilinçli açılırsa seçimdir.
  • Kahkaha supabı korkudan sonra açılırsa rahatlatır, ortasında açılırsa basıncı sıfırlar.
  • Romantizm zaman ister; saat sahnede görünmezse olay örgüsü durmuş sanılır.
  • Gerçeklik kademesi sabit kalmalı; belirsizlik cevapta yaşayabilir.
  • Uyuşmaz finaller sıralanabilir, kaynaştırılabilir ya da askıda tutulabilir; her yolun bedeli var.
  • Taşan tepki hazırlıksız geçişin işaretidir; düzeltme kesmede değil, öncesindedir.
  • Zor birleşim sahne sahne değil, geçiş geçiş okunur; okuma provası çarpışma yerlerini gösterir.
  • Gülme, karakterin korkusundan doğarsa korkuyu yalanlamaz, büyütür.
  • Aşk sahnesi olay örgüsünün bir işini yaparsa iki hat birlikte ilerler.
  • Birleşimi yasaklamak yerine bedelini adıyla yaz.

Açılış sahnesi

Emre taslağın en sevdiği sahnesini okuyor. Gece yarısı, dinlenme tesisinin buğulu camı. Dışarıda sis var. Sisin içinde üç ışık beliriyor, yerden biraz yüksekte, kımıldamadan duruyor.

Sevilay cama yaklaşıyor. "Sen de görüyor musun?"

Ertuğrul kahvesini bırakmadan bakıyor. "Evliyken hiçbir şeyi görmediğimi söyleyen sendin."

Sevilay ona dönüyor. Atışma başlıyor. Kim kimin annesini hiç sevmedi, kim düğün fotoğraflarını kimin evinde bıraktı. Yolcular gülüyor. Işıklar o sırada sönüyor.

Emre başını kaldırıyor. "Okuma provasında herkes bu sahneye güldü. Ben de çok sevdim."

Burcu kalemini çeviriyor. "Ben de güldüm. Sonra ışıkları unuttum."

Selim aynı yerde durmuş. "Işıklar sönerken kimse cama bakmıyordu. Ben de bakmadım."

Nermin Hanım sahnenin altına bir çizgi çekiyor. Emre'nin taslağında bu sahneden sonra bir yolcu kayboluyor. Kayboluş korkutmalı. Ama ışıkların ilk göründüğü an artık bir şakanın arka planı. Seyirci korkunun ne zaman başladığını kaçırmış.

Emre itiraz edecek gibi oluyor, sonra vazgeçiyor. Atışmayı silmek istemiyor. Işıkları da.

İki tür aynı sahneyi paylaştığında, birinin seyircide uyandırdığı tepki ötekinin tepkisini silebilir. Yazar hangisinin sahneyi taşıyacağına karar vermezse, seyirci onun yerine karar verir.

Bu derste ne olacak

Emre'nin dinlenme tesisinde iki türün birbirine çarptığı yerleri arayacağız. Bir türün ötekinin tehlikesini nasıl sigortaladığını göreceğiz. Bir şakanın korkuyu nasıl boşalttığını ölçeceğiz. Uzun bir barışma konuşmasının kar fırtınasındaki aramayı nasıl beklettiğine bakacağız. Doğaüstü bir ışıkla dünyevi bir sırrın aynı filmde nasıl sürtündüğünü tartacağız. İki ayrı finali bekleyen seyirciyi düşüneceğiz. En sonda hazırlıksız bir ton geçişini atölyeyle birlikte onaracağız. Hiçbir birleşimi yasaklamayacağız; her birinin bedelini ölçeceğiz. Örnekler Mars'tan gelen istilacılardan, Budapeşte metrosundan, Hindistan'da bir tren tavanından, Fransız kıyısındaki bir koydan ve İran'da hayalî bir şehirden gelecek.

Sıfır noktası

Her tür seyirciden bir şey ister. Korku tetikte durmasını ister. Romantik komedi gevşemesini, iki kişinin birbirine yaklaşmasını beklemesini ister. Gerilim saatin işlediğini hissettirir. Dram, olanların ağırlık taşımasını ister.

İki tür bir araya geldiğinde bu istekler bazen birbirini besler. Gülme gerilimden sonra nefes açar, aşk tehlikeyi büyütür. Bazen de istekler birbirinin yolunu keser. Korku seyirciyi germek isterken komedi onu gevşetir. Gerilim acele ederken romantizm durmak ister.

Zor birleşim bu ikinci durumdur. Burada iki tür aynı anda aynı sinire dokunur, ama zıt yönde. Biri gerer, öbürü bırakır. Biri hız ister, öbürü zaman. Biri "dünya korkunç" der, öbürü "dünya güvenli".

Bu birleşimler yasak değildir. Sinemada çok sevilen filmler tam bu sürtünmeden doğdu. Ama bir bedelleri vardır. Yazar o bedeli bilerek öderse birleşim işler. Bilmeden öderse seyirci yolda bir türü kaybeder.

Bedel birkaç yerde ödenir. Seyircinin tepkisinde, sahnelerin hızında, dünyanın inandırıcılığında ve finalde. Bunların her biri ayrı bir karar ister.

Emre'nin taslağı bu kararların neredeyse hepsini erteliyor. Kar fırtınası bir otobüsü ıssız bir dağ geçidinde durdurmuş. Yolcular bir dinlenme tesisinde geceyi geçirecek. Yakın zamanda boşanmış Sevilay ile Ertuğrul aynı otobüse düşmüş. Nusret pek konuşmuyor; bakışı, misafirlerin bilmediği bir şeyi sakladığını düşündürüyor. Annesi Fadime mutfakta. Şoför Hüsamettin otobüsün başından ayrılmıyor. Sisin içinde ışıklar var ve bir yolcu kayboluyor.

Taslakta iki film aynı geceyi paylaşıyor. Biri eski eşlerin romantik komedisi. Öbürü sisin içindeki gerilim. Emre hiçbirinden vazgeçmek istemiyor. Atölye bugün ikisinin nerede çarpıştığını sayfa sayfa arayacak.

Bu çarpışmalar kâğıtta kolay görünmez. Her sahne kendi başına iyi okunur. Atışma komiktir, sis ürkütücüdür, barışma konuşması dokunaklıdır. Sorun sahnelerin arasında, birinin bıraktığı tepkinin ötekine taşındığı yerde doğar. O yüzden zor birleşim sahne sahne değil, geçiş geçiş okunur.

Okuma provası bunun için iyi bir araçtır. Masadaki insanlar nerede güldüğünü, nerede sustuğunu saklayamaz. Emre'nin taslağında ilk işaret oradan geldi. Herkes güldü ve kimse ışıklara bakmadı.

Mekanizma

Kimse için korkmamak

Selim ilk okumada bir şey fark etmiş. Taslağın ilk sahnesi otogarda geçiyor. Sevilay ile Ertuğrul aynı koltuk numarası için tartışıyor. Sahne tamamen komedi. Hiçbir karanlık işaret yok.

"Bu açılıştan sonra kimsenin başına kötü bir şey gelmeyeceğine inandım," diyor Selim. "Sisteki ışıklar bile beni korkutmadı."

Romantik komedi Emre'nin taslağında sigorta türü olarak çalışıyor. Seyirci afişi, açılışı ve ilk atışmayı görmüş. Bu dünyada kayboluşlar sonunda bulunur, ışıklar sonunda açıklanır. Gerilim tehdit kursa da seyirci ona tam inanmıyor.

Nermin Hanım sigortanın kendi başına bir kusur olmadığını söylüyor. Bazı filmler tam da bu güvenceyi satar. Ama Emre'nin istediği başka. O, kayboluşun seyircinin midesine oturmasını istiyor. Sigorta açıkken bu mümkün değil.

Burcu bir çözüm deniyor. Açılışa küçük bir kırılma koymak. Otogarda koltuk tartışması sürerken bir anons duyuluyor: geçit için kar uyarısı. Kimse dinlemiyor. Seyirci dinliyor. Sigortanın ilk sayfadan delinmesi için bu yeterli olabilir.

Işıklar sönerken

Atölye açılıştaki pencere sahnesine dönüyor. Ertuğrul'un cümlesi iyi bir şaka. Sorun şakanın kendisi değil, yeri.

Supap korku sahnesinin sonunda açılırsa iş görür. Seyirci korkmuş, tehlike geçmiş, gülme bir rahatlamadır. Emre'nin sahnesinde ise supap korkunun ortasında açılıyor. Işıklar daha yeni belirmiş. Seyirci henüz korkmadan gülmeye başlıyor. Basınç birikmeden boşalıyor.

Burcu sahneyi yeniden diziyor. Işıklar beliriyor. Kimse konuşmuyor. Sevilay'ın "Sen de görüyor musun?" sorusu cevapsız kalıyor. Ertuğrul cama yaklaşıyor ve ışıklar sönüyor. Ancak ondan sonra, herkes geri çekilirken, Ertuğrul şakasını yapıyor. Şaka aynı. Ama şimdi bir gerginliğin ardından geliyor.

Emre farkı görüyor. Yolcuların gülmesi artık rahatlama. Seyircinin gülmesi de öyle. Işıklar ise unutulmuyor, çünkü seyirci onlara korkarak bakmış.

Fırtınanın ortasında altı sayfa

Taslağın ortasında yolcu kayboluyor. Hüsamettin ve Nusret el fenerleriyle dışarı çıkıyor. Kesme: mutfak. Sevilay ile Ertuğrul sobanın başında. Altı sayfalık bir konuşma başlıyor. Neden ayrıldıklarını, kimin önce vazgeçtiğini, hâlâ ne hissettiklerini konuşuyorlar.

Burcu konuşmayı güzel bulmuş. Selim saatini göstermiş. "Dışarıda biri donuyor. Bunlar altı sayfadır çay içiyor."

Romantizm doğası gereği zaman ister. İki insanın birbirine yaklaşması acele edilemez. Gerilim ise zamanın azaldığını söyler. İkisi aynı geceyi paylaşınca biri ötekinin saatini durdurur.

Nermin Hanım konuşmayı silmeyi önermiyor. Saati sahnenin içine taşımayı öneriyor. Emre bir ayrıntı buluyor. Hüsamettin kaybolan yolcuya yol göstermek için birkaç dakikada bir otobüsün kornasını çalıyor. Korna mutfağa kadar geliyor. Sevilay her korna sesinde cümlesini yarıda bırakıyor.

Burcu daha ileri gidiyor. Konuşma mutfakta değil, aramanın içinde geçsin. Sevilay ile Ertuğrul fenerle tesisin arkasındaki ambarı arıyor. Barışma konuşması iki kişinin karanlıkta birbirini çağırmasıyla bölünüyor. Aşk sahnesi aynı zamanda bir arama sahnesi oluyor.

İki ayrı dünya

Nusret'in sahneleri başka bir sorun taşıyor. Emre'nin taslağında Nusret yolculara telefon hattının kesik olduğunu söylüyor. Gece yarısı Fadime mutfakta telefonun çaldığını duyuyor. Nusret açıyor, kısa konuşup kapatıyor. Yalan dünyevi bir yalan. Seyirci jandarma, borç ya da kaçakçılık diye düşünüyor.

Aynı perdede sisteki ışıklar gölgesiz, yerden yüksekte, rüzgârda kımıldamadan duruyor. Bu ışıklar bu dünyanın fiziğine uymuyor.

Nusret'in telefonu gündelik kademede çalışıyor. Işıklar doğaüstü kademede. Seyirci iki ölçüyle birden okumaya çalışıyor. Telefon sahnesi ışıkları sıradanlaştırıyor. Işıklar ise telefonu önemsizleştiriyor. Hayaletlerin dolaştığı bir dağda bir adamın yalanı kimin umurunda?

Atölye ışıkların ne olduğuna karar vermiyor. Emre bunu açık bırakmak istiyor. Nermin Hanım yalnızca ölçüyü sabitlemeyi öneriyor. Işıklar hiçbir sahnede fiziği açıkça çiğnemesin. Yalnızca karakterlerin tepkisiyle görünsünler. Böylece telefon da ışıklar da aynı kademede durabilir. Seyirci ikisini aynı soruyla tartar: bu dağda ne saklanıyor?

İki son

Emre'nin taslağı şafakta bitiyor. Fırtına dinmiş. Yolcular otobüse biniyor. Sevilay ile Ertuğrul otobüsün basamağında öpüşüyor. Arka sıralarda kaybolan yolcunun koltuğu boş.

Burcu bir an susuyor. "Bunu okurken mutlu mu olmalıyım?"

Romantik komedinin seyircisi kavuşmayı bekliyor. Gerilimin seyircisi hayatta kalmayı ve bir cevabı bekliyor. Öpüşme ile boş koltuk aynı karede duruyor. Biri ötekinin anlamını yiyor.

Atölye birkaç yol deniyor. Selim sırayı değiştirmeyi öneriyor: önce boş koltuk, sonra basamak. Burcu kavuşmayı başka bir şeye çevirmeyi öneriyor. Sevilay ile Ertuğrul otobüse binmiyor, aramaya devam etmek için tesiste kalıyor. Kavuşma bir karar oluyor. Emre ikisinin arasında kararsız. Son açık kalıyor. Kaybolan yolcunun ne olduğu da.

Kornadan sonra

Atölye en çok bir kesmede takılıyor. Taslakta Hüsamettin bozuk kaloriferle uğraşıyor, ona küfrediyor, yolcular gülüyor. Kesme: karın içinde yarı gömülü bir atkı. Kaybolan yolcunun atkısı.

Okuma provasında atkı göründüğünde iki kişi hâlâ gülüyormuş.

Nermin Hanım kesmeyi suçlamıyor. Kesme sert olabilir. Sorun, seyircinin yeni tona hiçbir hazırlıkla gelmemesi. Emre'nin çözümü kaloriferin içinde saklı. Hüsamettin uğraşırken yolcuları sayıyor. Bir eksik çıkıyor. "Ben yanlış saydım," diyor, herkes gülüyor. Sayı şakanın içinde kalıyor. Atkı göründüğünde seyirci o sayıyı hatırlıyor. Gülme bu kez boğazında kalıyor.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Sigortayı bir kez sorgula. İlk on sayfayı yalnız ton açısından oku. Seyirci bu sayfalardan sonra kimin başına ne gelebileceğine inanıyor? Cevap "hiç kimsenin" ise sigorta açık. Bunu istiyorsan sorun yok. İstemiyorsan ilk sayfada küçük bir tehdit kur.

Supabın zamanını say. Bir korku sahnesinde gülme nereye düşüyor? Basınç birikmeden mi, birikip boşalırken mi? Aynı şaka iki sayfa sonra yerleştirilince işlevi değişir. Şakayı silmeden önce yerini değiştirmeyi dene.

Gülmeyi karakterin korkusundan doğur. Ertuğrul'un şakası en iyi, korkuya karşı bir savunma olarak okunduğunda işler. Karakter korktuğu için şaka yapıyorsa seyirci hem güler hem korkar. Yazar şaka yaptığı için şaka yapıyorsa korku dağılır.

Aşk sahnesine bir saat koy. Romantik bir konuşma gerilimin ortasına düşüyorsa sahneye bir zaman işareti taşı. Bir korna, kaynayan bir tencere, sönmek üzere bir fener. Saat görünürse aşk sahnesi aciliyetin içinde yaşar.

Romantizmi olay örgüsünün işine koş. En sağlam çözüm, aşk sahnesinin aynı zamanda bir olay örgüsü sahnesi olmasıdır. Sevilay ile Ertuğrul konuşurken ambarı arıyorsa iki hat aynı anda ilerler. Seyirci hiçbirini beklemez.

Kademeyi sabitle, cevabı değil. Doğaüstü bir olayı açık bırakmak mümkündür. Ama filmin neyin mümkün olduğuna dair ölçüsü sabit kalmalı. Belirsizlik cevapta yaşar, ölçüde değil.

Dünyevi sırrı doğaüstünün sesiyle anlat. Nusret'in telefonu gündelik bir yalan. Ama sahne ışıkların dilini taşıyabilir. Sis, karanlık bir mutfak, açıklanmayan kısa bir konuşma. Kademe aynı kalınca iki gizem birbirini besler.

Finali iki listeyle sına. Bir sayfaya ana türün finalde vaat ettiğini yaz, öbürüne yardımcı türün vaadini. Son sahnen hangisini karşılıyor? Hangisini gölgeliyor? Gölgede kalan vaat bilinçli bir bedel mi, yoksa unutulmuş bir borç mu?

Uyuşmayan finalleri sırala ya da kaynaştır. Kontroll iki finali art arda koyuyor. Dil Se.. onları tek bir ana sıkıştırıyor. İki yolun da bedeli var. Art arda gelen finaller ikincisini hafifletebilir. Kaynaşan finaller ikisini birden karartabilir.

Geçişin tohumunu eski tonun içine ek. Hüsamettin'in yanlış sayması bir şaka. Ama gelecek korkunun bilgisini taşıyor. Bir ton geçişini hazırlamanın en ekonomik yolu, yeni tonun bilgisini eski tonun diliyle vermektir.

Taşan tepkiyi okuma provasında dinle. Masadaki gülmeler en dürüst ölçüdür. Korkulacak yerde biri gülüyorsa bir önceki sahnenin tepkisi taşmış demektir. Kesmeyi değil, öncesini düzelt.

Yardımcı türün cümlesini ana türün sahnesinde kısalt. Gerilimin doruğunda romantik bir replik bir cümleyi geçmesin. Romantik bir doruğa sızan tehlike de tek bir sesle kalsın. Kısalık, ikinci türün varlığını korur ama sahneyi ondan almaz.

Çarpışma noktalarını işaretle. Taslakta iki türün aynı sahneyi paylaştığı her yeri bir renkle boya. Boyalı sahneler genellikle azdır. Bütün dikkatini oraya ver; geri kalan sahneler kendi türlerinde rahatça çalışır.

Bedeli adıyla yaz. Bir birleşimi seçtiğinde ne kaybettiğini kenara not et. Korkunun bir kısmı, aşkın biraz hızı, gerçekçiliğin bir parçası. Adı konmuş bir bedel bir seçimdir. Adı konmamış bir bedel bir sızıntı.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Korku ile komedi birleşirse korku her zaman ölür."
Doğrusu

Korkuyu öldüren çoğu zaman zamanlamadır. Gülme korkudan sonra gelirse korku güçlenebilir. Ertuğrul'un şakası iki sayfa kaydırıldığında ışıklar unutulmuyor.

Yaygın yanlış"Romantik sahneler gerilimli bir filmi yavaşlatır."
Doğrusu

Filmi yavaşlatan, saatin görünmez olmasıdır. Aramanın içinde geçen bir barışma konuşması hızı düşürmez, iki hattı birlikte taşır.

Yaygın yanlış"Doğaüstü bir şey varsa filmin her şeyi doğaüstü olmalı."
Doğrusu

Gündelik bir sır ile doğaüstü bir işaret aynı filmde durabilir. Koşul, ikisinin aynı ölçüyle sahnelenmesidir. Dumont bile kademeleri bilerek çarpıştırır, rastgele değil.

Yaygın yanlış"İki tür varsa iki final gerekir."
Doğrusu

Bazen tek bir son iki vaadi karşılar, bazen biri bilerek feda edilir. Kontroll sıralar, Dil Se.. kaynaştırır, Amirpour ikisini askıda tutar. Hiçbiri iki ayrı final yazmaz.

Yaygın yanlış"Sert ton geçişi her zaman bir hatadır."
Doğrusu

Sert kesme bir araçtır. Sorun sertlik değil, hazırlıksızlıktır. Seyirci yeni tonun bilgisini önceden almışsa sert bir kesme onu sarsar ama kaybettirmez.

Yaygın yanlış"Zor birleşimleri usta yönetmenler başarır, yeni yazar denemesin."
Doğrusu

Zorluk deneyimden değil, kararsızlıktan doğar. Her çarpışma noktasında hangi türün sahneyi taşıyacağına karar veren bir yazar riski yönetir.

Yaygın yanlış"Komik bir karakter korku sahnesinde susmalıdır."
Doğrusu

Susturmak bir çözümdür ama tek çözüm değildir. Ertuğrul korkarken de konuşabilir. Konuşmasının komik olması değil, korkuyu yalanlaması sorundur. Korktuğu için şaka yapan bir karakter gerilimi artırır.

Yaygın yanlış"Gerçeklik kademesini belirlemek gizemi öldürür."
Doğrusu

Kademe, cevabı değil oyunun kurallarını söyler. Işıkların ne olduğu açık kalabilir. Seyircinin bilmesi gereken, bu dünyada neyin olabileceğidir.

Yaygın yanlış"Uyuşmaz final bir yazım hatasıdır."
Doğrusu

Bazen iki vaadin çarpışması filmin söylediği şeyin kendisidir. Dil Se.. kavuşmayı bilerek felakete bağlar. Hata, çarpışmanın yazarın haberi olmadan gerçekleşmesidir.

Yaygın yanlış"Seyirci karışık tonu sevmez."
Doğrusu

Seyirci karışıklığa değil, belirsiz sözleşmeye tepki verir. Ne beklemesi gerektiğini bilen seyirci sert karışımlara da eşlik eder.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Zor birleşimde iki tür aynı sinire zıt yönden dokunur; biri gerer, öbürü bırakır.
  • Sigorta türü ötekinin tehdidini önceden zararsız kılar; bilinçli açılırsa seçimdir.
  • Kahkaha supabı korkudan sonra açılırsa rahatlatır, ortasında açılırsa basıncı sıfırlar.
  • Romantizm zaman ister; saat sahnede görünmezse olay örgüsü durmuş sanılır.
  • Gerçeklik kademesi sabit kalmalı; belirsizlik cevapta yaşayabilir.
  • Uyuşmaz finaller sıralanabilir, kaynaştırılabilir ya da askıda tutulabilir; her yolun bedeli var.
  • Taşan tepki hazırlıksız geçişin işaretidir; düzeltme kesmede değil, öncesindedir.
  • Zor birleşim sahne sahne değil, geçiş geçiş okunur; okuma provası çarpışma yerlerini gösterir.
  • Gülme, karakterin korkusundan doğarsa korkuyu yalanlamaz, büyütür.
  • Aşk sahnesi olay örgüsünün bir işini yaparsa iki hat birlikte ilerler.
  • Birleşimi yasaklamak yerine bedelini adıyla yaz.

Sonraki derse köprü

Emre'nin taslağında iki tür baştan sona yan yana yürüyor. Peki film ilk yarısında yalnızca romantik bir komedi olsaydı? Eski eşlerin didişmesi filmin ilk saatini doldursa, sis ancak ortada inse? Seyirci yanlış bir türe davet edildiğini düşünür mü? Işıklar ilk sahnelerde nasıl sezdirilmeli ki dönüş bir aldatma gibi görünmesin? Sonraki ders, Tür değiştiren anlatı, bu soruyu açıyor: ilk türün vaadi yeni türün içinde nasıl yaşamaya devam eder?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — buğulu bir cam; sisin içinde yerden yüksekte duran ışıklar; camın önünde atışan iki kişi.
  • Sigorta türü — otogarda bir koltuk tartışması; arka planda duyulmayan bir kar anonsu.
  • Kahkaha supabı — sönen ışıklar; geri çekilen yolcular; ancak ondan sonra gelen bir gülme.
  • Unutulan saat — karanlık bir ambarda iki fener; uzaktan gelen korna sesi.
  • Gerçeklik kademesi — gece yarısı karanlık mutfakta çalan bir telefon; pencerede kımıldamayan ışıklar.
  • Uyuşmaz final — otobüs basamağında bir öpüşme; arka sırada boş bir koltuk.
  • Taşan tepki — kaloriferin başında yolcuları sayan bir şoför; karda yarı gömülü bir atkı.

Ritim

Ders iki tempo arasında gidip geliyor. Komik sahneler hızlı ve kalabalık, sisli sahneler yavaş ve sessiz. Kapanışta korna sesi sisin içinde bir kez daha duyuluyor ve cevapsız kalıyor.