İçeriğe geç

Ders 73.4

Yol arkadaşları

Senaryo Akademisi — Bölüm VII, Modül 73

3.355 kelime5 film örneği≈ 15 dk okuma≈ 22 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Yolculuk grubundaki her ad bir kişiye değil, bir işe verilmiştir.
  • İşler çakıştığında grup çatışması kendiliğinden doğar.
  • Lider karar verir, rehber yolu bilir; ikisi ayrılınca her durakta soru yeniden açılır.
  • Uzmanlık en çok bir krizde, beklenmedik birinin elinde görünür.
  • Bir kez haklı çıkan şüpheci, grubun aklına dönüşür.
  • Komik karakterin gülünçlüğü yabancının bakışından çıkmalı, yerliden değil.
  • Rakip aynı şeyi ister ve bir erdem taşıyabilir.
  • İhanet ihtimali bir mesafe olarak sahneleri gerer.
  • Durak oylaması, kimin kimin yanında durduğunu gösterir.
  • Rehberin bilgisi bir zamana aittir; bilmediği yer onu en çok sınar.
  • Sessiz üye, dönüşümü sözsüz ölçer.
  • Dağılan grup ancak biri bir şey bırakınca toplanır.
  • Bedeli ödeyen kişi, finalin de sahibidir.
  • Yoldan katılan yabancı okurun vekili olursa, yol bir vitrine dönüşür.

Açılış sahnesi

Burcu taslağın üçüncü gecesini okuyor. Kervan çam ormanının kenarında durmuş. Kâmil Dede yarın dereden geçileceğini söylüyor. Herkes başını sallıyor. Sahne bitiyor.

"Kimse itiraz etmiyor," diyor Selim. "Koca bir aile kabarmış bir dereye yürüyor ve hepsi aynı fikirde."

"Dedenin sözü geçer," diyor Burcu. "Yolu bilen o."

Emre sayfayı geri çeviriyor. "Satışa karar veren de o. Tüccarla telefonda konuşan da o. Develeri yükleyen de. Bu adam üç kişinin işini yapıyor."

Burcu bir an duruyor. Taslağı kendi gözüyle ilk kez böyle görüyor. Kâmil Dede'nin olduğu her sayfada bir karar var. Ötekilerin sayfalarında yalnız yürüyüş.

Nermin Hanım tahtaya bir kervan çiziyor. En öne bir deve, arkasına keçiler, aralarına küçük çöp adamlar. Sonra çöp adamların başına birer soru işareti koyuyor.

"Ela ne yapıyor bu kervanda?" diye soruyor.

"Söyleniyor," diyor Burcu. "Yaz tatilini kaybetti."

"Söylenmek bir iş mi?" Nermin Hanım'ın sesinde alay yok. Gerçekten soruyor.

Burcu cevap vermiyor. Taslağın kenarına küçük harflerle yazıyor: Ela neden haklı olabilir? Altına bir soru daha ekliyor: Sarıkız kimin peşinden yürür?

Tahtadaki çöp adamlar hâlâ soru işaretli. Yalnız devenin başında bir şey yok.

Yola çıkan bir grup, kimin neyi bildiğine ve kimin neye karar verdiğine göre kendini ayırır.

Bu derste ne olacak

Bir yolculuk grubunun içindeki işleri tek tek ayıracağız. Her işi bir kişiye değil, gruptaki bir göreve bağlayacağız. Kararı veren kişiyle yolu bilen kişinin neden ayrı olabileceğini göreceğiz. Uzmanın, şüphecinin ve komik karakterin yolda ne işe yaradığını konuşacağız. Rakibi, rehberi ve ihanet ihtimalini aynı kervanın içine yerleştireceğiz. Grubun bir durakta nasıl bölündüğünü, sonra dağılıp nasıl toplandığını izleyeceğiz. Burcu'nun SON GÖÇ taslağı tahtada kalacak. Kervana iki yeni kişi katılacak, biri de Sarıkız'ın peşinde yürüyecek. Tahtadaki her soru işareti bir işe dönüşecek. Beş filmle bir Oregon çölüne, bir Louisiana bataklığına, Irak'ın güneyine, Libya çölüne ve bir Hindistan trenine gideceğiz.

Sıfır noktası

Tek başına yola çıkan bir karakter, yolu kendisiyle konuşarak yürür. Bir grup ise yolu birbiriyle tartışarak yürür. Macera anlatılarının çoğu bu yüzden bir grubu yola çıkarır. Yol tehlike üretir, grup da o tehlikeye verilecek cevabı tartışır.

Bu tartışmanın bir düzeni vardır. Okur onu adlandırmaz, ama hisseder. Her grupta biri karar verir. Biri yolu bilir. Biri bir işi herkesten iyi yapar. Biri her karara itiraz eder. Biri güldürür. Biri dışarıdan gelir ve aynı şeyi ister. Senaryo kitapları bu işlere lider, rehber, uzman, şüpheci, komik karakter ve rakip der. Bu adlar bir kadro listesi gibi okunursa işe yaramaz. Her biri bir kişiye değil, gruptaki bir işe verilmiş addır.

Bir iş bir kişiye yapışınca grup donar. Burcu'nun taslağında olan buydu. Bütün işler Kâmil Dede'deydi. Ötekiler yürüyordu, ama yolun kararlarına katılmıyordu. Okur da onlarla ilgilenmiyordu. Ela söyleniyordu, Nazan susuyordu, Halis yalnız yükleri taşıyordu. Sayfada üç kişi vardı, sahnede tek bir ses.

İşler kişilere dağıtılınca başka bir şey olur. İşler çakışmaya başlar. Yolu bilen ile kararı veren aynı derede başka şey ister. Uzman bir şey yapabilir, ama izin istemesi gerekir. Şüpheci bir kez haklı çıkar ve sesi büyür. Grup çatışması bu çakışmalardan doğar. Kimsenin kötü olması gerekmez. Herkes kendi işini iyi yapmaya çalışırken birbirinin önüne geçer. Yolun zorluğu bu çakışmayı büyütür. Susuzluk, yorgunluk ve sis, sakin günlerde görünmeyen ayrılıkları yüzeye çıkarır.

Burcu'nun kervanı küçük. Kâmil Dede, Ela, Ela'nın teyzesi Nazan, Ela'nın amcası Halis. Ela'nın annesi kentte kaldı. Develer, keçiler ve en önde yaşlı Sarıkız. Burcu yolda iki kişi daha ekleyecek. Biri kameralı bir yabancı, öbürü hayvanlara talip olan genç bir hayvancı. Bunlar taslakta henüz birer deneme. Yörük hayatına dair hiçbir ayrıntıyı Burcu süslemek istemiyor. Kervandaki herkes kendi aklıyla, kendi çıkarıyla yürüyor.

Bu dersin işi şu soruyu sormak: Kervanda kimin hangi işi yaptığını bilseydik, dere geçişi nasıl bir sahne olurdu? Ve kervan bir sisin içinde dağıldığında, onu kim, neyi bırakarak yeniden toplardı?

Mekanizma

Kararı veren, yolu bilen

Nermin Hanım tahtadaki kervanın başına iki ok çiziyor. Biri Kâmil Dede'ye, biri boşluğa.

Burcu boşluğa Halis'in adını yazıyor. Halis Kâmil Dede'nin büyük oğlu. Kasabada bir iş bulmuş, hayvanların satışını o ayarlamış. Telefon onda, takvim onda. Kervanın ne zaman nerede olacağını tüccara o söylüyor. İlk taslakta Halis yalnız yük taşıyordu. Telefon görüşmelerini dede yapıyordu. Burcu şimdi telefonu dedenin elinden alıp oğluna veriyor.

Kâmil Dede ise yolu biliyor. Hangi pınarın bu mevsimde akacağını, hangi yamacın kayacağını biliyor. Ama yolun bitişini artık o belirlemiyor. Lider Halis, rehber Kâmil Dede.

Selim hemen soruyor. "Satış kararını dede vermişti. Şimdi neden Halis lider?"

Burcu düşünüyor. Kararı dede verdi, ama kararın işlerini oğluna bıraktı. Belki yorgunluktan, belki bir şeyi ertelemek için. Bu boşluk taslağın en ilginç yeri oluyor. Dede kendi verdiği kararın arkasından yürüyor. Önde değil, yanda. Yolu gösteriyor, ama yolun nereye varacağını artık oğlu söylüyor. Emre bu düzeni hemen seviyor. "Her pınarda kavga çıkar," diyor. "Biri durmak ister, biri yetişmek."

Unutulmuş bir el

Nazan'ın adı tahtada en sessiz ad. Kâmil Dede'nin küçük kızı, yıllar önce kasabaya yerleşmiş. Son yürüyüş için gelmiş, o kadar.

Burcu bir deneme yazıyor. İkinci sabah bir yük kayıyor, Sarıkız huysuzlanıyor. Halis bağı çekiştiriyor, olmuyor. Nazan sessizce yanına geliyor, ipi çözüp yeniden bağlıyor. Elleri hatırlıyor. Ela teyzesine şaşkınlıkla bakıyor. Annesinin de bu yolda yürümüş bir çocuk olduğunu ilk kez düşünüyor.

Uzmanlık burada bir bilgi değil, bir geçmiş. Nazan'ın eli konuşuyor, Nazan susuyor. Emre defterinin kenarına bir satır düşüyor. Uzmanın sahnesi işi yaptığı an değil, kimsenin ondan beklemediği an. Halis kardeşine teşekkür etmiyor. Yalnız bir sonraki yükü ona bırakıyor. Kervan Nazan'ı o sabahtan sonra başka gözle görüyor.

İtirazın değeri

Ela'nın adının yanında hâlâ soru işareti duruyor.

Ela ilk günden soruyor. Neden yürüyoruz? Kamyonla bir günde çıkılır. Herkes bu soruyu bir şımarıklık sayıyor. Sonra kervan otoyolun altındaki geçide varıyor. Geçit dar, hayvanlar ürküyor, saatler gidiyor. Halis yeğeninin sorusunu yüksek sesle tekrarlıyor. Ela bir kez haklı çıkıyor.

Burcu'nun aklına bir şey geliyor. Ela'nın ikinci sorusu daha tehlikeli. "Amcam neden durmadan telefonda?" Bu soru hiç cevaplanmıyor. Ama ilk soru haklı çıktığı için ikincisi artık ciddiye alınıyor. Okur da kulağını kabartıyor. Ela söylenen bir kız olmaktan çıkıyor. Kervanın dikkat eden gözüne dönüşüyor.

Gülen yabancı

Çam ormanında kervana biri katılıyor. Koray, kentten gelmiş genç bir belgeselci. "Son göç" diye bir film çekmek istiyor. Develeri yeniden geçirtmek istiyor, ışık güzel diye. Bir keçinin peşinde düşüyor, kamerasını korumak için kendini bırakıyor.

Emre gülüyor. Sonra tedirgin oluyor. "Kime gülüyoruz?" Atölye bunu tartışıyor. Gülünen Koray olmalı, onun kartpostal bakışı. Kervan değil.

Dere geçişi sabahında Sarıkız suya girmiyor. Koray kamerayı taşa bırakıyor, yuları tutuyor. Ela önden suya giriyor, deve onun arkasından adım atıyor. O sahne kayda girmiyor. Ela bunu görüyor. Koray'a ilk kez adıyla sesleniyor.

Aynı deveye talip olan

Yolun ortasında bir kamyon duruyor. İçinden Mesut iniyor, genç bir hayvancı. Kendi sürüsünü kamyonla yaylaya çıkarıyor. Halis'in tüccarından daha az para veriyor, ama hayvanları kesime değil kendi sürüsüne alacak. En çok da Sarıkız'ı istiyor.

Atölye onu kötü yazmamaya karar veriyor. Dere geçişinde ipi o getiriyor. Kâmil Dede ona bir yerde gençliğini görüyor. Ama Ela da artık Sarıkız'ı istiyor. Rakip, burada Ela'yla aynı şeyi isteyen biri. Deve bir tane.

Bir dere, beş oy

Dere yağmurdan sonra kabarmış. Kervan kıyıda duruyor.

Kâmil Dede beklemek istiyor. Su bir günde iner, diyor. Halis asfaltın üstünden, köprüden dolaşmak istiyor. Köprünün öbür ucunda tüccarın kamyonu bekleyebilir. Nazan babasının yanında. Ela herkesi şaşırtıp amcasının yanında duruyor, çünkü yol bitsin istiyor. Koray oy vermiyor, çekiyor.

Burcu bu sahneyi ilk kez bir oylama gibi yazıyor. Kimse el kaldırmıyor. Herkes bir adım atıyor. Ela'nın adımı yanlış tarafa. Okur bunu seziyor, çünkü Halis'in telefonda kiminle konuştuğunu dün gece duydu. Ela duymadı.

Söz verilmiş bir telefon

Halis'in telefonu taslağın kalbine yerleşiyor. Burcu bir deneme yazıyor. Halis tüccara söz vermiş. Hayvanlar yaylaya kadar yürümeyecek. Yolun yarısında, köprünün yanındaki bir köyde kamyona yüklenecek. Kâmil Dede bunu bilmiyor.

Burcu bunu ihanet olarak yazmıyor. Halis'in de bir gerekçesi var: babası yorgun, yol uzun, fiyat düşüyor. İhanet ihtimali burada bir mesafe olarak kalıyor. Okur ne olacağını bilmiyor. Halis de bilmiyor. Ela'nın ikinci sorusu bu mesafenin üstüne asılı.

Konuşmayan üye

Sarıkız'ın adı hiç tahtaya yazılmadı. Nermin Hanım şimdi yazıyor, en öne.

Kervan Sarıkız'ın hızında yürüyor. Sarıkız yorulursa mola veriliyor. Suya girmezse dere beklenebilir. Kâmil Dede'nin sözü taslakta tek satır: "Onun yürüdüğü yol bizim yolumuz." Ve Sarıkız'ın kimin peşinden yürüdüğü bir ölçüye dönüyor. İlk günler yalnız Kâmil Dede'nin. Sonra derede, Ela'nın.

Dağılmak ve toplanmak

Boğaza yaklaşırken sis iniyor. Burcu kervanı burada dağıtıyor. Halis keçilerin yarısıyla asfalttan köye iniyor. Kâmil Dede ile Nazan patikada kalıyor. Ela, Koray ve Sarıkız sisin içinde geride kalıyor.

Burcu iki kart yazıyor. Birinde Halis telefonla tüccarı arıyor ve sözünü geri alıyor. Öbüründe Ela, Sarıkız'ın ipini Mesut'a uzatıyor, kervana geri dönebilmek için. İki kart da masada. Burcu iki kart arasında henüz karar vermedi. Son kartı boş bırakıyor.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Rehberin haritasını eskit. Rehberin bildiği yol, yıllar içinde değişmiş bir yoldur. Kâmil Dede pınarın yerini bilir, ama pınarın yanına bir sera kurulduğunu bilmez. Rehberin bilgisinin bittiği yer, onun karakterinin başladığı yerdir. Orada ya öğrenir ya inat eder.

Lideri rehberden ayır ve ikisini aynı derede buluştur. Bölünmüş komutanın gerilimi bir durakta görünür. Lider takvim ister, rehber zemin. Sahneyi zeminin takvimi bozduğu yere kur. Kâmil Dede ile Halis bir derenin iki ucundan bakınca tartışma kendiliğinden yazılır.

Uzmanlığı bir geçmiş olarak kullan. Uzmanın becerisi yalnız bir sorunu çözmez. Nereden geldiğini de söyler. Nazan'ın eli yükü bağladığında yeğenine bir çocukluk gösterir. Ela o çocukluğun içinde kendi annesini görür. Bu yüzden uzmanı ilk sahnede değil, bir kriz anında tanıt.

Şüpheciye haklı bir an ver. Şüphecinin itirazları hep boşa çıkarsa okur onu dinlemeyi bırakır. Bir kez haklı çıkarsa, sonraki her itiraz bir ağırlık kazanır. Bu ağırlığı ihanet ihtimaline bağla. Okuru o soruyla baş başa bırak.

Komik karakteri hedef yap, kervanı değil. Yabancının gülünçlüğü, yerlileri gülünç kılmadan yazılabilir. Gülme yabancının kendi beklentisinden çıksın. Koray'ın kamerası yolu kartpostala çevirmeye çalışır, yol izin vermez. Gülünen onun bakışıdır.

Rakibin bir erdemi olsun. Mesut hayvanları kesime götürmeyecek. Ela'nın Sarıkız'ı ona vermesi bir yenilgi gibi de, bir kurtuluş gibi de okunabilir. Rakibin haklı yanı finali iki uçlu yapar.

İhaneti eylemden önce bir mesafe olarak kur. Okur Halis'in sözünü bilip Kâmil Dede'nin bilmediğini görürse, her sahnede bir saat işler. İhanetin gerçekleşmesi gerekmez. Mesafe sahneleri gerer, gerçekleşme bir sahneyi patlatır. İkisini birden harcama.

Sessiz üyeyi bir ölçüye çevir. Sarıkız'ın kimin peşinden yürüdüğü, karakterin dönüşümünü sözsüz anlatır. Ela'nın değişimini bir konuşmayla göstermek yerine devenin adımıyla göster. Hayvan yorum yapmaz, bu yüzden inandırıcıdır.

İşleri yolda el değiştir. Bir işin sahibi yolun sonunda değişebilir. Sisin içinde Sarıkız'ı Ela yönlendiriyorsa, o an rehber Ela'dır. Bu devir bir konuşmayla değil, bir adımla gelsin. Okur devri, kimse adını koymadan görsün.

Yabancıyı okurun vekili yapma. Yoldan katılan yabancı, okurun yerine soru sormaya çok uygundur. Bu yüzden yazarlar dünyayı onun gözünden anlatmaya kayar. O zaman kervan bir vitrine döner. Koray'ın soruları Ela'nın sorularından ayrılsın. Ela bir aileye, Koray bir manzaraya bakıyor.

Dağılmayı coğrafyaya yaptır. Grubu bir kavgayla dağıtmak kolaydır. Bir sis, bir kabaran dere, bir yol ayrımı da dağıtabilir. Coğrafya dağıttığında karakterler yalnız kalır ve kim olduklarını kendi başlarına gösterir.

Toplanmanın bedelini kimin ödediğine karar ver. Grup yeniden toplandığında okur kimin neyi bıraktığını görmeli. Bedeli ödeyen kişi, finalin de sahibidir. Burcu'nun iki kartı bu yüzden iki ayrı film.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Lider, yolu en iyi bilen kişidir."
Doğrusu

Çoğu zaman değildir. Lider karar verir, rehber yolu bilir. İkisi aynı kişide toplanırsa grup bir sesle konuşur ve tartışma kurulmaz.

Yaygın yanlış"Rehber her şeyi bilen bilge bir yaşlıdır."
Doğrusu

Rehberin bilgisi bir zamana aittir. Kâmil Dede pınarları biliyor, ama otoyolun altındaki geçit onun gençliğinde yoktu. Rehberin bilmediği yer, onu en çok sınayan yerdir.

Yaygın yanlış"Şüpheci, grubu yavaşlatan bir engeldir."
Doğrusu

Şüpheci grubun aklı olabilir. Bir kez haklı çıkan şüpheci, okurun en çok güvendiği kişi olur.

Yaygın yanlış"Komik karakter gerilimi düşürmek için vardır."
Doğrusu

Komik karakterin gülünçlüğü yolda bir bedele dönüşebilir. Ya da bir krizde ciddileşip grubun işine koşar. İki durumda da gerilimi düşürmez, başka bir yöne çevirir.

Yaygın yanlış"Yol arkadaşları yalnız başkarakteri desteklemek için vardır."
Doğrusu

Her yol arkadaşının kendi amacı vardır. Halis bir satışı bitirmek, Nazan babasının son yürüyüşüne eşlik etmek, Koray bir film çekmek istiyor. Kendi amacı olmayan yol arkadaşı, başkarakterin gölgesine dönüşür.

Yaygın yanlış"Rakip kötü niyetlidir."
Doğrusu

Rakip aynı şeyi isteyen biridir. Mesut Sarıkız'ı istiyor, ama ona iyi bakacak. Rakibin iyiliği seçimi zorlaştırır.

Yaygın yanlış"İhanet mutlaka gerçekleşmelidir."
Doğrusu

İhanet ihtimali çoğu zaman gerçekleşmesinden daha çok iş görür. Okurun bildiği ama karakterin bilmediği bir söz, sahneleri tek başına gerer.

Yaygın yanlış"Grubun dağılması bir kavgayla olur."
Doğrusu

Grup bir sisle, bir dereyle, bir yanlış adımla da dağılabilir. Kavga dağılmanın tek biçimi değildir.

Yaygın yanlış"Birleşme, grubun sonunda yeniden buluşmasıdır."
Doğrusu

Bir bedel ödenmeden buluşan grup bir rastlantıyla buluşmuştur. Okur bir şeyin bırakıldığını görmek ister.

Yaygın yanlış"Her grupta bütün işler bulunmalıdır."
Doğrusu

İşler bir kontrol listesi değildir. Bir grubun komik karakteri olmayabilir, rehberi ölebilir. Eksik iş de bir gerilim üretir. Önemli olan, var olan işlerin birbiriyle çakışmasıdır.

Yaygın yanlış"Hayvan karakterler dekordur."
Doğrusu

Sessiz bir üye grubun hızını, molasını ve kararlarını belirleyebilir. Kimin peşinden yürüdüğü bir ilişkiyi anlatır. Sarıkız'ın bir sabah Ela'nın peşine düşmesi, bir konuşmadan daha çok şey söyler.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Yolculuk grubundaki her ad bir kişiye değil, bir işe verilmiştir.
  • İşler çakıştığında grup çatışması kendiliğinden doğar.
  • Lider karar verir, rehber yolu bilir; ikisi ayrılınca her durakta soru yeniden açılır.
  • Uzmanlık en çok bir krizde, beklenmedik birinin elinde görünür.
  • Bir kez haklı çıkan şüpheci, grubun aklına dönüşür.
  • Komik karakterin gülünçlüğü yabancının bakışından çıkmalı, yerliden değil.
  • Rakip aynı şeyi ister ve bir erdem taşıyabilir.
  • İhanet ihtimali bir mesafe olarak sahneleri gerer.
  • Durak oylaması, kimin kimin yanında durduğunu gösterir.
  • Rehberin bilgisi bir zamana aittir; bilmediği yer onu en çok sınar.
  • Sessiz üye, dönüşümü sözsüz ölçer.
  • Dağılan grup ancak biri bir şey bırakınca toplanır.
  • Bedeli ödeyen kişi, finalin de sahibidir.
  • Yoldan katılan yabancı okurun vekili olursa, yol bir vitrine dönüşür.

Sonraki derse köprü

Burcu'nun kervanı dağıldığında her biri başka bir yerde kaldı. Halis asfaltta, Kâmil Dede patikada, Ela sisin içinde. Kervan yol boyunca seraların arasından, otoyolun altından, bir ormandan, bir dereden geçti. Her durak kervandan başka birini öne çıkardı. Bu duraklar kervanı gerçekten farklı biçimlerde mi sınadı, yoksa Koray'ın kamerasındaki güzel görüntüler gibi art arda mı dizildi? Her mekânın kendi kuralını koyması, dere ile sisi birbirinden nasıl ayırır? Ve yol boyunca karşılaşılan köylüler, kervanın dekoru olmaktan nasıl çıkar?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — tahtada bir kervan çizimi; çöp adamların başında soru işaretleri, devenin başı boş.
  • Bölünmüş komuta — kervanın başında iki ok; biri Kâmil Dede'ye, biri Halis'in telefonuna.
  • Uyuyan uzmanlık — Nazan'ın elleri bir ipi çözüp yeniden bağlıyor; Ela'nın yüzü.
  • Haklı şüphe — otoyolun altındaki dar geçitte duran keçiler.
  • Ciddileşen komik — taşın üstünde bırakılmış bir kamera; arkada Koray yuları tutuyor.
  • Durak oylaması — kabarmış derenin kıyısında beş çift ayak; biri yanlış yöne adım atıyor.
  • Sessiz üye — sisin içinde Sarıkız'ın ayak izleri, yanında küçük ayak izleri.
  • Toplanma bedeli — masada iki kart; üçüncüsü boş.

Ritim

Ders bir grubun bütün işlerini tek kişide toplayan bir taslakla açılıyor, işleri tek tek ayırıyor, bir derede çakıştırıyor ve sisin içinde dağıtıp toplanmanın bedelini açık bırakıyor.