Ne yapacaksın
Bir oturuşta yirmi fikir yazacaksın.
Dört kaynaktan beşer tane: kişisel deneyimden, haberlerden, bir mekândan ve "ya şöyle olsaydı" sorusundan. Her fikir tek cümle. Beğenmediklerini de yazacaksın — hiçbiri elenmeyecek.
Yirmi fikir üretmenin amacı yirmi fikir bulmak değil; yirminci fikri bulmak.
Sonra listeye geri döneceksin ve iki şey yapacaksın: tekrar eden temaları işaretleyeceksin ve en güçlü beşi seçeceksin. Seçim ölçütü "en çok sevdiğim" olmayacak.
Bu alıştırma bölümün başlangıcı ve en sade olanı. Sonraki sekiz uygulamanın malzemesi de buradan çıkacak — o yüzden listeyi bitirdikten sonra atmayacaksın.
Süre: doksan dakika. Yirmisi için altmış dakika, tekrar eden temaları bulmak ve seçim yapmak için otuz dakika. Çıktı: numaralı yirmi satır, işaretlenmiş bir tema listesi ve seçilmiş beş fikir.
Neden bu alıştırma
Yeni yazarın en yaygın hatası tek fikirle yaşamak. Bir fikir buluyor, ona bağlanıyor, aylarca onun üstünde çalışıyor ve fikir tutmadığında elinde hiçbir şey kalmıyor.
Bunun sebebi tembellik değil, kıtlık duygusu. Yazar fikri az sanıyor — o yüzden bulduğunu bırakmıyor.
Yirmi fikir egzersizi bu duyguyu tek oturuşta bozuyor. Egzersizin sonunda öğrenilen şey, listedeki fikirlerin kalitesi değil: fikrin bol olduğu. Ve bol olduğu bilindiğinde bir fikri bırakmak kolaylaşıyor — bu da bir yazarın öğrenebileceği en pahalı beceri.
İkinci fayda sıralamada. İlk beş fikir hep aynı yerden gelir: en son izlediğin film, en son okuduğun haber, aklında zaten dönen şey. Altıncıdan sonra o havuz tükeniyor ve zihin gerçekten aramaya başlıyor. On beşinci fikirden sonrası ise çoğu yazarın hiç görmediği bölge — çünkü orada rahat çözümler bitiyor.
Üçüncüsü ve en beklenmedik olanı: yirmi fikir bir arada durduğunda yazar kendini görüyor. Aynı mesele farklı kılıklarda tekrar tekrar çıkıyor ve o tekrar, senin gerçekten neyle uğraştığını söylüyor. Tek fikirle bu görülmüyor; yirmi fikirle görülmemesi imkânsız.
Dört ayrı kaynak şartı da bunun için. Tek kaynaktan yirmi fikir çıkarmak mümkün ama hepsi aynı türden çıkıyor. Kaynak değiştirmek zihni zorla başka bir yere götürüyor.
Hazırlık
Kâğıt ve kalem kullan; ekran bu alıştırmada işe yaramıyor. Sebebi basit — ekranda düzeltmeye başlıyorsun, kâğıtta yalnız yazıyorsun.
Bir zamanlayıcı kur ve dört kaynağa on beşer dakika ayır. Süre bitince o kaynağı bırak, eksik kalsa bile. Eksik kalan yeri sonunda tamamlayacaksın.
Yanına iki şey al: son bir haftanın yerel haberlerinden birkaç sayfa ve bir mekân. Mekân uzak olmasın; oturduğun yerden görebildiğin ya da her gün geçtiğin bir yer yeterli.
Ve bir kural koy: silgi yok. Yazdığın hiçbir satırı çizmeyeceksin. Kötü fikir de listeye yazılacak, çünkü kötü fikri yazma izni olmayan zihin, iyi fikri de üretmiyor.
Adımlar
Buraya büyük olaylar aramaya kalkma. Aranan şey bir olay değil, çözülmemiş bir durum: bir borç, bir söylenmemiş cümle, bir taşınma, bir vazgeçme, birinin sana kırılması. Küçük olanı yaz — küçük olan senin, büyük olan herkesin.
Her haberde tek soruyu ara: burada söylenmeyen ne var? Bir haberin hikâyesi olan yer, gazetecinin yazmadığı yerdir — kararın nasıl alındığı, o sırada kimin ne düşündüğü, sonrasında ne olduğu.
Şu üç soruyu sırayla sor: burada kim çalışıyor, burada kim bekliyor, buraya kim gelmek zorunda? Üçüncü soru en verimlisi — çünkü gelmek zorunda olan insan, bir hikâyenin başlangıç noktasına en yakın duran insan.
En verimli değişiklik, bir şeyi kaldırmak. "Ya bu mahallede kimse taşınamasa?" "Ya kimse borç veremese?" "Ya bir haber üç gün gecikmeyle gelse?" Ekleme yapmak kolay ve genellikle boş; eksiltmek zor ve genellikle bir hikâye.
Sonra o harflerden en kalabalık olanına bak ve tek cümlede yaz: bu fikirlerin hepsi neyle uğraşıyor? Bulduğun cümle, senin şu andaki asıl konun. Bu cümleyi bir yere yaz ve sakla — bir sonraki projeni seçerken tekrar bakacaksın.
- Bu fikirde iki kişinin çarpışacağı bir yer var mı?
- Bunu bir sahne olarak hemen gözümde canlandırabiliyor muyum?
- Bunu bir başkası bu ayrıntılarla yazamaz mı?
Üç soruya da evet diyen fikirleri seç. Beş tane çıkmıyorsa dört yaz; zorlayarak beşe tamamlama.
Üçüncü soru en sert olanı ve en çok fikri eliyor. "Bunu bir başkası bu ayrıntılarla yazamaz mı" sorusunun cevabı hayır ise, elinde bir fikir değil bir tür var — ve tür kimseye ait değil.
Çözümlü örnek
Bir yazarın listesinden bazı satırlar. Yirmisinin hepsi değil — kaynak başına ikisi.
Kişisel deneyimden. Bir: babamın otuz yıl çalıştığı matbaa kapanınca, son gün makineyi temizledi ve kimse ona neden diye sormadı. İki: taşındığımız eve önceki kiracının adına faturalar gelmeye devam etti ve bir yıl boyunca hiçbirini açmadım.
Haberlerden. Üç: bir kasabada su saatlerinin yarısı bozuk çıkmış, herkes komşusunun faturasını ödediğini düşünüyor ve mesele iki yıldır kapanmıyor. Dört: bir belediye, elli yıllık bir ağacı kesmek için kararı almış, sonra iptal etmiş, sonra yeniden almış; haber üç satır ve hangi kararın geçerli olduğu yazmıyor.
Mekândan — kapanmış bir kırtasiye dükkânı. Beş: dükkânın sahibi kepenği indirmiş ama tabelasını sökmemiş; her sabah gelip camı siliyor. Altı: dükkânın önündeki durakta bekleyen öğrenciler, kapalı vitrindeki eski defterlere bakarak buluşuyor.
"Ya şöyle olsaydı" sorusundan. Yedi: ya bir apartmanda kimse dairesini satamasa ve herkes birbirine mahkûm kalsa? Sekiz: ya bir kasabada bütün borçlar aynı gün silinse — kim rahatlar, kim küçülür?
Tekrar eden temalar. Yazar listeyi okuyunca üç harf koyuyor. Bir numaralı, beş numaralı ve yedi numaralı fikirlerin hepsinde aynı şey var: birinin bitmiş bir şeye bakmaya devam etmesi. Üç ve sekiz numaralılarda başka bir şey: kimin neye borçlu olduğunun bilinmemesi. İki ve dört numaralılarda üçüncüsü: bir bilginin sahibinin belirsiz kalması.
En kalabalık harf birincisi ve yazar şu cümleyi yazıyor: "Beni asıl uğraştıran şey, bir şey bittikten sonra insanın onunla ne yapacağı."
Bu cümle listenin en değerli çıktısı ve hiçbir fikrin içinde tek başına yoktu. Yazar bunu yirmi satırı bir arada görmeden bulamazdı — çünkü tek tek okunduğunda her satır başka bir şeyden bahsediyor gibi duruyor.
Seçim. Yazar üç soruyu uyguluyor. Beş numaralı fikir üçünden de geçiyor: çarpışma var (dükkân sahibiyle yeni kiracı ya da belediye), sahne hemen görünüyor (kepenk kapalı, cam siliniyor), ve bu ayrıntıyla başkası yazamaz. Yedi numaralı fikir ikinci soruda takılıyor — bir kurulum var ama bir sahne yok, çünkü kimin kime karşı olduğu belirsiz. Yazar onu elemiyor, yalnız seçmiyor: liste duruyor.
Altı numaralı fikir ise beklenmedik bir şey yapıyor. Tek başına zayıf — bir gözlem, bir çatışma değil. Ama beş numaralıyla yan yana konduğunda bir şey oluyor: dükkânı silen adam ve vitrine bakan öğrenciler aynı hikâyenin iki tarafı. Yazar ikisini birleştirip listeye yirmi birinci satır olarak yazıyor.
Bu, yirmi fikir egzersizinin en sık görülen sürprizi: en güçlü fikir çoğu zaman listede yazılı olan bir satır değil, iki satırın arasında duran şey. Ve o şey ancak liste bir arada görüldüğünde ortaya çıkıyor.
Kendini değerlendir
Beş soru.
Birincisi: gerçekten yirmi satır var mı? On yedide bırakan yazar, alıştırmanın asıl bölgesine hiç girmemiş demektir. Zorlanan yer son beşte.
İkincisi: kaç satırın sonunda bir çatışma var? Yarısından azsa liste fikir değil gözlem topluyor. Gözlem iyi bir başlangıç ama bir fikir, iki isteğin çarpıştığı yerde başlıyor.
Üçüncüsü: satırlarda kaç sıfat var? "Dokunaklı bir hikâye", "ilginç bir durum" gibi ifadeler fikri değil fikir hakkındaki umudunu yazdığını gösteriyor. Fikir satırı olay içerir, değerlendirme içermez.
Dördüncüsü: tekrar eden temayı tek cümlede yazabildin mi? Yazamadıysan listeye bir kez daha bak — tekrar orada, sen henüz adını koymadın.
Beşincisi: liste bir arada okunduğunda iki satırın birleşebileceği bir yer gördün mü? Görmediysen bir kez daha oku — bu birleşmeler neredeyse her listede var ve genellikle en güçlü fikir orada duruyor.
Altıncısı, ve en önemlisi: seçtiğin beşin içinde, alıştırmaya başlarken aklında olan bir fikir var mı? Varsa ve yalnız o varsa, egzersiz işe yaramamış demektir. Bir tanesinin bile listede üretilmiş olması, alıştırmanın karşılığını verdiğini gösteriyor.
Yaygın tuzaklar
Yaygın yanlışBirincisi ve en yaygını: yazarken elemek.
Bir fikir aklına geliyor, kötü buluyorsun ve yazmıyorsun. Ama eleme kası ile üretme kası aynı anda çalışmıyor: eleyen zihin üretmeyi durduruyor. Yirmisi yazılacak, sonra bakılacak.
Yaygın yanlışİkincisi: fikri cümle yerine paragraf yazmak.
Bir fikir tek satıra sığmıyorsa henüz fikir değil, bir niyet. Ayrıca paragraf yazan yazar altıncı fikirde yoruluyor ve yirmiye ulaşamıyor.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: manşetlerden beslenmek.
Büyük haberler herkesin gördüğü ve çoktan yazılmış şeyler. Küçük haber, düzeltme ve resmî duyuru çok daha verimli — çünkü orada söylenmeyen kısım daha büyük.
Yaygın yanlışDördüncüsü: mekânı manzara olarak görmek.
Bir yerin nasıl göründüğü fikir üretmiyor; orada kimin bulunmak zorunda olduğu üretiyor. Mekâna bakarken üç soruyu sor ve üçüncüsüne ağırlık ver.
Yaygın yanlışBeşincisi: "ya şöyle olsaydı" sorusunda ekleme yapmak.
Bir dünyaya bir şey eklemek kolay ve genellikle boş kalıyor; bir şeyi kaldırmak zor ve genellikle bir hikâye üretiyor.
Yaygın yanlışAltıncısı: kaynak sırasını bozmak.
Dört kaynağa ayrı ayrı süre vermek, aynı türden yirmi fikir yazmayı engelliyor. Sıra bozulduğunda liste tek kaynağa kayıyor ve çeşitlilik kayboluyor.
Yaygın yanlışYedincisi: tekrar eden temayı bir kusur sanmak.
Aynı meselenin dört kez çıkması, kısır bir zihnin işareti değil; bir yazarın gerçek konusunun işareti. Bütün yazarlar aynı iki üç şeyi yazar ve iyi olanlar bunu bilir.
Yaygın yanlışSekizincisi, ve en incesi: listeyi bitirdikten sonra atmak.
Seçilmeyen on beş fikir çöp değil — bir depo. Bir yıl sonra o listeye döndüğünde, bugün zayıf görünen bir satır bambaşka bir şeye bağlanacak. Liste tarihli olarak saklanacak.
Varyasyonlar
Sonraki adım
Elinde yirmi fikir var ve beşi seçilmiş durumda. Sıradaki uygulamada tek bir tanesini alıp on ayrı biçimde yazacaksın: başkarakteri değiştireceksin, dönemi değiştireceksin, türü, mecrayı, karşı gücü ve finali değiştireceksin. Amaç en iyisini bulmak değil — bir fikrin ne kadar esnek olduğunu görmek. Çoğu yazar bir fikri ilk aklına gelen biçimde yazıyor ve o biçimin bir tercih olduğunu hiç fark etmiyor. Bir sonraki oturumda o tercihi görünür hâle getireceğiz.