Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Yerel yeniden çevrim bir filmi başka bir ülkenin düzeni içinde baştan kurar.
- Kaynak varsayımı, kaynak filmin hiç açıklamadığı toplumsal zemindir.
- Yerel karşılık benzer nesne değil, aynı dramatik yükü taşıyan durumdur.
- Yer değiştiren basınçta zorunluluk kalır, nedeni değişir.
- Hukuk ayrıntısı uydurulmaz, sahnenin altına konmaz, bir hukukçuya doğrulatılır.
- Kalıp sözler doğru söylenir; komedi onlardan sonraki cümlede durur.
- Saygı çizgisi şakanın durduğu yerdir ve bir dönüm noktası olabilir.
- Temel çatışma yeni yerde çalışmıyorsa çekirdek atılmaz, sorusu yeniden yazılır.
- Aile yapısındaki tek bir değişiklik, rekabetin kimler arasında olduğunu değiştirebilir.
- Kurumlar bir işlem olarak değil, kapıdan giren insanlar olarak yazılır.
- Yalnız adları değiştirmek, başka bir ülkenin hikâyesini yeni adlarla anlatmaktır.
Açılış sahnesi
SAAT KULESİ'nin kopyası Nermin Hanım'ın çantasında bekliyor. Bugün masaya başka bir film geliyor.
Burcu ilk on sayfasını dağıtıyor. Kapakta iki satır var: «KOMŞU PAYI — Türkiye uyarlaması. Birinci taslak.»
Atölye kaynak filmi geçen hafta birlikte izledi. Avrupa'da, ülkesi adıyla anılmayan bir kentte geçen bir kara komedi. Yaşlı Irene bir gece ölüyor. Kimse gelmiyor. Kapısı kapalı kalan dairede komşular sessizce eşya paylaşıyor.
Burcu'nun taslağında Irene artık Hüsniye Hanım. Kent Ankara, apartman Cebeci'de. Sayfa dördün başında bir sahne var. Cenazenin ertesi sabahı. Hüsniye Hanım'ın dairesi boş. Karşı komşu Hacer Hanım yedek anahtarla içeri giriyor ve dikiş makinesinin örtüsünü kaldırıyor.
Selim sayfayı okurken duruyor. «Bu sabah bu daire boş mu?» diye soruyor.
«Kimse kalmadı,» diyor Burcu. «Kaynakta da öyle.»
Selim anneannesinin öldüğü haftayı anlatıyor. Ev üç gün boşalmamış. Mutfakta kadınlar, salonda komşulardan toplanmış sandalyeler. Kapının önünde üst üste ayakkabılar.
«Kaynakta Gabriel o sabah merdivende yalnızdı,» diyor Burcu. «Benim Hacer Hanım'ım da yalnız.»
«Seninki yalnız olamaz,» diyor Selim. «Mutfakta onu en az dört kadın görür.»
Burcu kalemini bırakıyor. Sayfadaki her şey Türkçe. Adlar, yemekler, sokak. Ama sahnenin üstünde durduğu boşluk başka bir ülkeden gelmiş.
Kaynakta komşular boş bir daireye giriyordu; Burcu'nun Ankara'sında o daire hiç boş kalmıyor.
Bu derste ne olacak
KOMŞU PAYI'nı Ankara'ya taşımaya çalışacağız. Burcu'nun ilk taslağının neden yalnız adları değiştirdiğini göreceğiz. Önce kaynak filmin kendi seyircisine söylemeden neyi kabul ettirdiğini bulacağız. Sonra boş dairenin Ankara'da neye dönüştüğüne bakacağız. Aileyi, mirası, sınıfı ve meslekleri yeni yerine oturtacağız. Hikâyeyi iten gücün nereden geldiğini yeniden kuracağız. Mizahın dilini değiştireceğiz. Cenazede kahkahanın nerede durduğunu konuşacağız. En sonda temel çatışmanın yeni yerinde hâlâ çalışıp çalışmadığını sınayacağız. Her adımda bir kültür hakkında değil, bir apartman hakkında konuşacağız. Örnekler bir dans salonundan, bir gece kulübünden, bir akşam yemeğinden, mühürlenmiş bir binadan ve savaştan dönen bir adamdan geliyor.
Sıfır noktası
Bir film başka bir ülkede yeniden çekilmek istendiğinde ilk akla gelen iş çeviridir. Diyaloglar yeni dile geçer. Adlar değişir. Sokaklar, yemekler, plakalar yeni ülkenin olur. Bu iş birkaç hafta sürer ve ortaya düzgün bir taslak çıkar.
Bu taslak çoğu zaman çalışmaz. Çünkü bir film yalnız söylediklerinden oluşmaz. Kendi seyircisinin bildiği, filmin hiç anlatmadığı bir dünyaya yaslanır. Kimin yalnız yaşadığı, ölünce kimin geleceği, neye gülündüğü. Bunlar filmde yazılı değildir. Seyirci onları salona kendisi getirir.
KOMŞU PAYI tam böyle bir iş. Bir yapımcı filmin haklarını almış ve senaryoyu Burcu'ya önermiş. Kaynak filmin kendisi sade bir hikâye anlatıyor. Film boş, karanlık bir sahanlıkla açılıyor. Irene seksenlerinde, kırk yıldır aynı binada, yalnız. Bir gece uykusunda ölüyor. Belediyeden bir memur geliyor. Akraba bulunamıyor. Memur anahtarı alt kattaki emekli komşu Gabriel'e bırakıyor. Pazartesi bir boşaltma ekibi gelecek.
O hafta sonu binada sessiz bir yarış başlıyor. Genç Felix daireyi istiyor. Bebek bekleyen Hanna bir beşik ve bir halı istiyor. Gabriel, Irene'le akşamları kâğıt oynadıkları koltuğu istiyor. Herkes gece merdivenden bir şey taşıyor. Herkes ötekini yakalıyor.
Cenazede yalnız bu dört komşu var. Her biri Irene'den aldığı bir şeyi üstünde ya da elinde taşıyor. Pazartesi kamyon geliyor ve geri kalanı götürüyor.
Burcu'nun işi bu hikâyeyi Cebeci'deki bir apartmana yerleştirmek. Adları değiştirmek bunun en kolay kısmı. Zor kısım, hikâyenin dayandığı düzeni yeniden bulmak.
Bu düzenin birkaç katı var. Aile kimlerden oluşur, ölünce kim gelir? Miras kime kalır, bunu hangi kurallar belirler? Kim ev sahibidir, kim kiracı? Neye inanılır, cenaze nasıl kaldırılır? İnsanlar neye güler, hangi sözle başsağlığı diler? Kim hangi işi yapar, hangi kuruma başvurur? Hikâye hangi mekânlarda yaşanır?
Bu soruların hiçbiri tek başına büyük değil. Ama her biri bir sahnenin altını oyar. Yerelleştirme bu soruları bir bir cevaplamaktır. Cevaplar toplandığında kaynağın hikâyesi ya yeni yerinde ayakta durur ya da durmaz.
Bir uyarı da baştan gerekli. Bir ülkeyi ya da bir kültürü tek cümleyle tarif etmek kolaydır. Böyle bir cümle hemen hep yanılır. Burcu'nun sorusu «Türkler nasıldır?» değil. Sorusu daha küçük: Cebeci'deki bu apartmanda, bu hafta, bu kadın ölünce ne olur?
Mekanizma
Boş daire
Nermin Hanım kaynak filmin ilk on dakikasını yeniden açtırıyor. Irene ölüyor. Memur geliyor, birkaç form dolduruyor, çıkıyor. Kimse ağlamıyor. Kimse ortalıkta görünmüyor. Kaynak filmin seyircisi bunu tuhaf bulmuyor.
KOMŞU PAYI'nın en büyük varsayımı yalnızlık. Yaşlı bir kadın ölür, akrabası çıkmaz, işi bir memur halleder. Daire hafta sonu boyunca boş kalır. Bütün kara komedi bu boş dairenin içinde oynanıyor. Kaynakta komşuların gizli gece yürüyüşleri ancak böyle mümkün.
Burcu ilk taslakta bu varsayımı fark etmeden taşımıştı. Adlar değişmişti, düzen yerinde duruyordu. Buna dekor yerelleştirmesi deniyor: adlar ve eşyalar değişir, olayı yöneten toplumsal düzen başka ülkeden olduğu gibi kalır. Sayfa Türkçe görünüyor ama bir başka ülkenin boşluğu üstünde duruyor.
Ayakkabılar
Burcu bir soru yazıyor: Cebeci'de Hüsniye Hanım ölünce o daireye ne olur?
Emre cevabı Selim'in anlattığından çıkarıyor. Daire dolar. Komşu kadınlar mutfağa girer. Sandalyeler başka dairelerden taşınır. Kapıda ayakkabılar birikir.
Kaynakta Irene'in eşyaları komşuların dairelerine taşınıyordu. Burcu'nun yeni sayfasında hareket tersine dönüyor. Komşuların sandalyeleri Hüsniye Hanım'ın salonuna taşınıyor. Hacer Hanım'ın iki sandalyesi üç gün o salonda kalıyor.
Sahanlık da değişiyor. Kaynakta sahanlık gece karanlık ve boştu. Ankara'da sahanlık ayakkabıyla dolu. Kamera bu ayakkabılardan kimin geldiğini okuyor. Bir çift lacivert iş ayakkabısı geç geliyor. Yeğenin ayakkabıları.
Mekân da bu karşılığa göre yeniden çiziliyor. Kaynakta bina dikeydi: merdiven, kapılar, en üstte Irene'in dairesi. Burcu'nun apartmanında hayat yataydan akıyor. Hüsniye Hanım'ın salonu, Hacer Hanım'ın karşıdaki mutfağı, ikisinin arasında hep aralık duran kapılar. Çay bir mutfakta demleniyor, öbüründe içiliyor. Seyirci iki dairenin sınırının bu hafta silindiğini görüyor.
Aile kapıdan girer
Kaynakta akraba yoktu. Ankara'da bir akraba var: Hüsniye Hanım'ın yeğeni Fethi. Mersin'den otobüsle geliyor. Halasını yıllardır görmemiş. Kapıyı ilk çalan o değil. Sabah ilk Hacer Hanım geliyor, öğlene doğru mahallenin muhtarı. Fethi akşam varıyor ve halasının kapısında bir kalabalık buluyor.
Bu tek ekleme hikâyenin karşıtlığını değiştiriyor. Kaynakta daireyi isteyen Felix bir komşuydu. Burcu'nun taslağında daireyi düşünen kişi yeğen oluyor. Rekabet artık komşuyla komşu arasında değil. Komşuyla akraba arasında.
Burada bir de hukuk sorusu doğuyor. Kaynakta mirasçı yoktu, eşyaların ne olacağına bir kurum karar veriyordu. Türkiye'de miras başka kurallarla işliyor. Burcu bu kuralları bilmiyor ve uydurmuyor. Defterine tek satır yazıyor: bir hukukçuya sorulacak. Senaryo da hiçbir sahneyi bir yasa maddesinin üstüne kurmuyor. Karakterler de yasayı bilmiyor. Tartıştıkları şey hak değil, yakınlık.
Kurumlar da yer değiştiriyor. Kaynakta tek bir kurum vardı: forma bakan, anahtarı bırakan, pazartesiyi belirleyen belediye memuru. Burcu'nun taslağında o memurun yerine birkaç insan geliyor. Haberi mahallenin muhtarı duyuruyor. Cenaze aracı kapıya yanaşıyor. Mahallenin camisinden cenaze vakti duyuruluyor. Burcu bunların her birinin gerçekte ne yaptığını taslağa yazmadan önce soracak. Filmde hiçbiri bir işlem yapmıyor. Yalnız kapıdan girip çıkıyor ve dairenin dolu olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Pazartesi yok
Kaynak filmin bir saati vardı. Pazartesi kamyon gelecek, daire boşalacak. Komşular hafta sonu içinde davranmak zorundaydı.
Burcu'nun Ankara'sında kamyon yok. Baskı başka yerden geliyor. Daire hiç boş kalmadığı için kimse bir şeyi gizlice alamıyor. Herkes isteğini açıkça söylemek zorunda. Ve isteğin bir gerekçesi olmalı.
Gerekçe yakınlık oluyor. Hacer Hanım taziye kalabalığının ortasında yeğene dönüyor. Hüsniye Hanım ona dikiş makinesini söz vermiş. Kimse bu sözü duymamış. Fethi itiraz edemiyor, çünkü halasını tanımıyor. Kaynakta komşular eşyayı geceleri çalıyordu. Burada eşyayı gündüz, herkesin önünde bir anıyla istiyorlar.
Sınıf da bu baskıya karışıyor. Hüsniye Hanım dairesinin sahibiydi. Öteki komşuların çoğu kiracı. Fethi'nin aklı ise dairenin değerinde. Kiracılar dairenin satılacağını, yerine kimin geleceğini fısıltıyla konuşmaya başlıyor. Bir kiracı için ev sahibinin ölümü, bir komşunun kaybından fazlası.
Bir meslek de sahneye giriyor. Fethi üçüncü gün eskici Fevzi'yi çağırıyor. Fevzi salonda dolaşıp her eşyaya bir fiyat söylüyor. Hacer Hanım dikiş makinesinin önünde duruyor. Eskicinin fiyatı, komşunun anısıyla aynı odada çarpışıyor.
Taziyenin dili
Kaynak filmin mizahı kuruydu. Komşular az konuşuyordu. Merdivende koltuk taşırken karşılaşıyor, susuyor, kibarca selamlaşıyorlardı. Gülme o sessizlikten doğuyordu.
Ankara'da taziye evi susmuyor. Burcu'nun mizahı bu yüzden konuşmaya taşınıyor.
Fethi kapıdan girdiği andan itibaren aynı cümleyi duyuyor: «Başınız sağ olsun.» Burcu bu cümleye dokunmuyor. Komedi cümleden sonra başlıyor. Bir komşu başsağlığının hemen ardından halının nereden alındığını soruyor. Bir başkası Hüsniye Hanım'ı yıllardır «abla» diye çağırdığını üç kez hatırlatıyor.
Hitap da bir yarışa dönüyor. Fethi «halam» diyor. Hacer Hanım «Hüsniye Abla» diyor. Kapıcı «Hüsniye Hanım» diyor. Seyirci kimin ne kadar yakın olduğunu bu tek kelimeden tartıyor.
Saygı çizgisi
Emre bir sahne öneriyor. Cenaze namazında komşular birbirine göz kırpıyor, biri dikiş makinesini ima ediyor. Burcu bu sahneyi hemen siliyor.
Burcu'nun kuralı açık. Namaz, dua ve mezar başı şakaya girmiyor. Kamera orada sabit duruyor. Kimse bir şey ima etmiyor.
Ama çizgi hikâyede iş görüyor. Musalla taşının başında imam cemaate merhumeyi nasıl bildiklerini soruyor. Komşular hep birlikte cevap veriyor. Sonra haklarını helal ettiklerini söylüyorlar. Avlunun kenarında duran Hacer Hanım da cevaba katılıyor.
Eve döndüğünde dikiş makinesinin önünden geçiyor ve durmuyor. Seyirci nedenini biliyor. Kahkaha çizgiden sonra geri geliyor, ama artık başka bir tonda.
Çatışma burada çalışıyor mu?
Nermin Hanım en son soruyu soruyor. Kaynağın temel çatışması neydi? Burcu tek cümle yazıyor: kimsenin sahip çıkmadığı bir hayattan kim pay alır?
Bu soru Ankara'da aynı biçimde çalışmıyor. Çünkü Hüsniye Hanım'a herkes sahip çıkıyor. Sorun burada doğuyor. Burcu soruyu çeviriyor: herkesin sahip çıktığı bir hayatta kimin payı gerçek?
Bu soru Cebeci'de çalışıyor. Kaynaktaki çekirdek duruyor, ama yeni toplumun içinden konuşuyor.
Burcu son görüntüyü de buluyor. Cenazeden bir hafta sonra Fevzi'nin kamyoneti gidiyor. Sahanlıkta ilk kez tek bir ayakkabı yok. Kaynak filmin ilk görüntüsü, boş sahanlık, Burcu'nun filminde ancak en sonda geliyor.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Kaynağı kendi sokağından biriyle izle. Kaynak filmi o ülkeyi hiç bilmeyen biriyle birlikte izle. Onu şaşırtan her an bir kaynak varsayımıdır. Selim'in «bu daire boş mu» sorusu Burcu'ya on sayfa kazandırdı.
Varsayımları ayrı bir sayfaya yaz. Kaynakta söylenmeyen her toplumsal olguyu tek satırla listele. Yalnız ölüm, belediye memuru, pazartesi kamyonu. Liste uzadıkça yerelleştirmenin gerçek boyutu görünür.
Karşılığı nesnede değil işlevde ara. Boş dairenin karşılığı başka bir boş mekân değil. Aynı dramatik yükü taşıyan durum. Burcu'nunki dolu bir sahanlık oldu.
Baskının adresini değiştir. Kaynaktaki saat yeni ülkede işlemiyorsa onu zorla taşıma. Karakterleri iten yeni gücü bul. Ankara'da o güç kalabalığın gözü.
Hukuku sahnenin altına koyma. Yeni ülkenin yasasını bilmiyorsan senaryoyu bir yasa maddesine yaslama. Sorunu karakterlerin bilmediği bir şey olarak bırak. Ayrıntıyı bir hukukçuya doğrulat.
Mizahın dilini dinle. Kaynağın gülmesi bir sessizlikten geliyorsa yeni ülkeninki bir konuşmadan gelebilir. Gülmeyi taşıma, yeniden üret.
Kalıp sözlere dokunma, arkasını yaz. Hazır sözler doğru biçimde söylenmeli. Komedi onlardan hemen sonraki cümlede durur.
Saygı çizgisini önceden işaretle. Yazmaya başlamadan hangi anların şakaya kapalı olduğunu yaz. Çizgiyi sonradan bulursan bütün bir sahneyi silmek zorunda kalırsın.
Çizgiyi bir dönüm noktası yap. Saygı çizgisi yalnız bir yasak değil. Karakterin kendi söylediği bir sözle yüzleştiği yer olabilir. Hacer Hanım'ın dikiş makinesinin önünden geçişi bunun örneği.
Aile yapısını bir karakterle sına. Yeni ülkede kim gelir, kim haber alır? Cevap çoğu kez kadroya yeni biri olarak girer. Fethi o sorudan doğdu.
Hitap biçimlerini bir tabloya dök. Kim kime nasıl sesleniyor? Yerel hitaplar karakterlerin iddialarını tek kelimede gösterir.
Meslekleri yerinden seç. Kaynağın boşaltma ekibi yeni ülkede başka biri olabilir. Eskici Fevzi Ankara'nın sokaklarından geliyor, kaynaktan değil.
Çekirdek soruyu yeniden yaz. Kaynağın temel sorusunu tek cümleyle yaz. Yeni ülkede aynı cümle çalışmıyorsa çekirdeği atma, cümleyi çevir.
Kaynağın görüntüsünü sonraya sakla. Kaynağın ilk görüntüsü yeni filmde bambaşka bir yerde anlam kazanabilir. Boş sahanlık Burcu'nun finaline geçti.
Kaynağı yeniden izlerken sesini kapat. Diyaloğu duymadan izlediğinde filmin toplumsal düzeni daha açık görünür. Kim kimin kapısını çalıyor, kim yalnız yürüyor, kim kimin önünde eğiliyor?
Kurumları insan olarak yaz. Yeni ülkenin kurumlarını bir işlem olarak değil, kapıdan giren bir yüz olarak göster. Muhtar, cenaze aracının şoförü, kapıcı. Seyirci kurumu bir prosedürden değil, bir insandan tanır.
İkinci bir yerel okuyucu bul. Kendi ülkende de her mahalle aynı değil. Burcu taslağını Cebeci'de büyümüş birine okutacak. Ankara'da yaşamak, o apartmanı bilmek demek değil.
Bir kültürden değil, bir binadan söz et. «Bu ülkenin insanları böyledir» diye başlayan her not bir klişedir. Bir apartmanı, bir haftayı, bir aileyi yaz.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Yerelleştirme çeviridir."
Çeviri cümleleri taşır, yerelleştirme hikâyenin dayandığı düzeni yeniden kurar. Burcu'nun ilk taslağı çevrilmişti ama yerelleşmemişti.
Yaygın yanlış"Adları değiştirmek yeterlidir."
Hüsniye Hanım adıyla girilen boş daire hâlâ başka bir ülkenin dairesiydi. Adla birlikte o adın etrafındaki hayat da değişmeli.
Yaygın yanlış"Kaynağın her olayı yeni ülkede de olmalı."
Bazı olaylar yalnız kaynak toplumda mümkündür. Komşuların gece gizlice eşya taşıması Cebeci'de olamazdı, yerine gündüz istenen bir dikiş makinesi geldi.
Yaygın yanlış"Yasa ayrıntısı hikâyeyi gerçekçi kılar."
Yanlış bir ayrıntı bütün filmi çürütür. Burcu yasayı bilmediği için hiçbir sahneyi ona yaslamadı ve soruyu bir hukukçuya bıraktı.
Yaygın yanlış"İnanç yerel rengin bir parçasıdır, süs olarak eklenebilir."
İnanç seyirci için süs değildir. KOMŞU PAYI'nda dua sahnesi bir renk değil, filmin dönüm noktası.
Yaygın yanlış"Kara komedi her şeye güler."
Her toplumun gülmeyi durdurduğu bir yer vardır. Kara komedi o yeri bilirse daha keskin çalışır. Burcu'nun filminde en sert gülme, avludaki sessizlikten hemen sonra geliyor.
Yaygın yanlış"Mizah çevrilebilir."
Kaynaktaki sessizlik Ankara'nın taziye evinde komik değil, tuhaf görünür. Burcu sessizliği çevirmedi, yerine konuşmayı koydu.
Yaygın yanlış"Yerelleştirme kaynaktan uzaklaşmaktır."
Burcu'nun filmi kaynağın her sahnesini değiştirdi ama sorusunu korudu. Değişiklik çekirdeğe sadakatin bir yolu olabilir.
Yaygın yanlış"Yerelleştirme kaynağı bilen seyirci için daha kolaydır."
Kaynağı izlemiş seyirci her değişikliği tartar ve eksik olanı sayar. Boş sahanlığı bekleyen biri Burcu'nun kalabalığını önce bir sapma sanabilir. Yeni film onu ancak kendi mantığıyla ikna eder.
Yaygın yanlış"Yerel klişe seyirciyi hemen evde hissettirir."
Klişe seyirciyi tanıdık bir şakaya davet eder ama hikâyeye sokmaz. Burcu'nun taziye evinde kimse bir ülkeyi temsil etmiyor. Her biri yalnız kendi derdini taşıyor.
Yaygın yanlış"Yerel seyirci kaynağı bilmez, ona borçlu değiliz."
Yeniden çevrimin seyircisi kaynağı bilmese de yapımcısı ve hak sahibi bilir. Çekirdeği korumak hem bir zanaat hem bir anlaşma işidir.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Yerel yeniden çevrim bir filmi başka bir ülkenin düzeni içinde baştan kurar.
- Kaynak varsayımı, kaynak filmin hiç açıklamadığı toplumsal zemindir.
- Yerel karşılık benzer nesne değil, aynı dramatik yükü taşıyan durumdur.
- Yer değiştiren basınçta zorunluluk kalır, nedeni değişir.
- Hukuk ayrıntısı uydurulmaz, sahnenin altına konmaz, bir hukukçuya doğrulatılır.
- Kalıp sözler doğru söylenir; komedi onlardan sonraki cümlede durur.
- Saygı çizgisi şakanın durduğu yerdir ve bir dönüm noktası olabilir.
- Temel çatışma yeni yerde çalışmıyorsa çekirdek atılmaz, sorusu yeniden yazılır.
- Aile yapısındaki tek bir değişiklik, rekabetin kimler arasında olduğunu değiştirebilir.
- Kurumlar bir işlem olarak değil, kapıdan giren insanlar olarak yazılır.
- Yalnız adları değiştirmek, başka bir ülkenin hikâyesini yeni adlarla anlatmaktır.
Sonraki derse köprü
Atölye SAAT KULESİ'ne dönecek. Bu kez masaya bir yayın platformu oturuyor. Tek bir film değil, yıllar boyu bölüm bölüm ilerleyecek bir anlatı arıyor. Oysa kulenin gizi tek gecede çözülüyor. Çan bir kez geç vuruyor ve suçlu bulunuyor. İkinci bölümde Kazım'ın kulağına iş kalacak mı? Kasaba, dönem, ton değişirse Kazım'ı hâlâ Kazım yapan tek davranış hangisi? Filmi gençliğinde izlemiş Nermin Hanım yeni başlangıçta neyi görmeden ikna olmaz?