Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Düzeltme yazılmış olanı onarır; yeniden yazım, neyin yazılması gerektiğini yeniden sorar.
- Yüzey düzeltmesi hikâyeye dokunmaz ve en sona kalır.
- Cilalama işini yapan bir sahneyi parlatır; sahnenin yeri kesinleşmeden yapılırsa emek boşa gider.
- Değişim derinliği sayfa sayısıyla değil, değişikliğin neye dokunduğuyla ölçülür.
- Yeniden yapılandırma, sahnelerin içini değil, seyircinin onlara hangi bilgiyle geldiğini değiştirir.
- Sahne ikamesi görevi korur, olayı değiştirir.
- Kişi revizyonu o kişinin bütün yolunu yeniden yazdırır.
- Baştan yazma, taslak dayanağını yitirdiğinde en ucuz yoldur.
- Turlar genişten dara sıralanır: önce yapı, sonra sahne ve replik, en son yazım ve biçim.
- Her değişiklikten sonra sorulacak soru aynıdır: film hâlâ aynı şeyi mi söylüyor?
- Yeniden yazım yazımın kendisidir; film çoğu zaman ancak orada bulunur.
Açılış sahnesi
Haftanın son atölyesi. Burcu bu kez masaya dosyasız oturuyor. Taslak bu hafta bitti. Evde, çekmecede duruyor. Pazartesiye kadar açılmayacak.
Elinde yalnız küçük bir defter var. Son sayfanın başlığı: «Perşembe düzeltilecekler.» Altında aklında kalan her şey alt alta yazılı. «Kim bu kız?» «İlk sayfada kilit tarifi uzun.» «Ceren soruyor. Nereye kadar?» Bazı satırlar tek kelime, bazıları yarım cümle.
«Pazartesi okurum. Salı ile çarşamba dizi odasındayım. Perşembe düzeltmeye başlarım.»
Emre seviniyor. «Liste hazırsa iş kolay. Bir haftada biter.»
Selim defteri alıp okuyor. «Selahattin bir sahnede başka bir adla geçiyor.» Başını sallıyor. «Bu düzeltme.» Bir satır aşağı iniyor. «Köy sanki bir sır tutuyor.» Durup Burcu'ya bakıyor. «Bunu hangi kalemle düzelteceksin?»
Emre araya giriyor. «Selahattin'in repliğini değiştirir. Daha yumuşak bir şey söyler.»
«Ceren'e kaçan üç kişi var,» diyor Burcu. «Biri yumuşarsa geriye iki kişi kalır.»
Nermin Hanım defteri masanın ortasına çekiyor. «Bu listede iki ayrı iş var. Biri sayfadaki yanlışı onarıyor. Öbürü filmin ne anlattığını yeniden soruyor. İkisine aynı adı verirsen perşembe yanlış yerden başlarsın.»
Burcu kalemini alıyor. Başlığın üstünü çizmiyor, yanına ikinci bir başlık açıyor.
Düzeltme yazılmış olanı onarır; yeniden yazım, neyin yazılması gerektiğini yeniden sorar.
Bu derste ne olacak
Burcu'nun defterindeki listeyi satır satır ayıracağız. Önce sayfadaki yanlışın nasıl onarıldığına, sonra işini yapan bir sahnenin nasıl parlatıldığına bakacağız. Bir değişikliğin taslakta ne kadar derine indiğini nasıl ölçeceğimizi konuşacağız. Sahnelerin sırasını, bir sahnenin yerine geçen başka bir sahneyi ve bir kişinin istediğini değiştirmeyi ayrı ayrı göreceğiz. En sonda taslağı hiç açmadan boş sayfaya dönmeyi tartacağız. Bu işlerin hangi turda, hangi sırayla yapıldığını da Burcu'nun takviminde izleyeceğiz. Bu hafta hiçbir karar kesinleşmeyecek; hepsi deftere deneme olarak girecek. Filmler bir lise koridorundan, bir laboratuvardan, bir okul çanından, bir nehir kıyısından ve bir ada hapishanesinden gelecek.
Sıfır noktası
Taslağı bitiren yazarın aklında çoğu zaman tek bir fiil vardır: düzeltmek. Yanlış olan bulunacak, doğrusu yazılacak, metin hazır olacak. Bu fiil yanıltıcıdır. Bir taslakta yanlış olan şeylerin bir kısmı gerçekten tek kalem darbesiyle gider. Bir ad, bir saat, bir yazım hatası. Ama asıl sorunlar böyle görünmez. Hiçbir satırı yanlış değildir. Yine de film, yazarın anlatmak istediğini anlatmıyordur.
Yeniden yazım bu ikinci tür sorunla uğraşır. Yazar artık «Bu cümle doğru mu?» diye sormuyor. «Bu sahne burada ne iş görüyor?» diye soruyor. Bazen daha da derine iniyor: «Bu kişi gerçekten bunu mu istiyor?» Ya da: «Bu film hangi soruyu soruyor?»
Bu sorular sayfanın yüzeyinde cevaplanmaz. Cevapları bir sahneyi yerinden alır, bir kişinin bütün yolunu değiştirir, bazen taslağın yarısını boşa çıkarır. O yüzden yeniden yazım, ilk taslağın üstüne yapılan bir temizlik değildir. Yazımın kendisidir. İlk taslak hikâyeyi bir kez baştan sona dökmüştür. Film ise çoğu zaman ancak sonraki turlarda bulunur.
Bunu bilen yazar takvimini de buna göre kurar. Bir uzun metrajın emeğinin büyük kısmı yeniden yazım payına düşer. Burcu'nun on iki haftalık takviminde de öyle. Taslak çıkarmaya ayrılan haftaların ardından bir okuma haftası, iki revizyon turu ve bir son okuma geliyor. Yapımcının masasına gidecek metin, bitmiş taslağın iki turdan geçmiş hâli olacak.
Her turun ayrı bir işi var. Pazartesi Burcu taslağı tek oturuşta okuyacak ve kalemi yalnız kenarlarda kullanacak. Perşembe başlayan birinci tur yalnız yapıya bakacak. Sahnelerin sırası, iki zaman hattının dengesi, Ceren'in köye geliş anı. Onuncu haftanın ikinci turu sahnelere ve repliklere inecek. Son okumada yalnız yazım hataları ve sayfa düzeni elden geçecek. Sıra rastgele değil. En geniş değişiklik önce gelir, çünkü altındaki her şeyi yerinden oynatır. En dar iş en sona kalır, çünkü artık hiçbir şey onu boşa çıkaramaz.
Burcu'nun bu hafta yaptığı iş taslağa dokunmamak. Ama defteri boş değil. Yazarken fark ettiği şeyleri hafızasından topluyor. Listeyi ayırmak, perşembe sabahı neye hangi kalemle oturacağını belirleyecek. Ayıramazsa ilk turda en kolay satırlara gider. Yapı sorusu da bir sonraki haftaya kayar.
Mekanizma
Yanlışı yerinde onarmak
Listenin ilk satırları küçük. Selahattin bir sahnede başka bir adla geçiyor. Nüzhet'in taşa yazarken hep ters yazdığı harf, bir sahnede düz yazılmış.
Selahattin'in adı kolay iş. Yanlış ad bulunur, doğrusu yazılır, sahne aynı kalır. Ters harf küçük bir şey gibi duruyor, ama değil. Ceren son mektupta o harfi tanıyacak. Harf bir sahnede düz yazılırsa seyirci tanımanın dayanağını kaybeder. Yine de onarım basittir. Harf ters çevrilir, devamlılık defterine bir satır düşülür. Hikâye aynı kalır. Yüzey düzeltmesinin ölçüsü budur: yapıldıktan sonra film hâlâ aynı şeyi anlatıyor. Bu işin yeri son okumadır. Daha erken yapılırsa sahne zaten değişebilir, emek boşa gider. Burcu yalnız devamlılık satırını hemen deftere geçiriyor. Amacı onu unutmamak; onarım bekleyebilir.
İşini yapan sahneyi parlatmak
Bir sonraki satır: «İlk sayfada kilit tarifi uzun.» Açılış sahnesinde Nüzhet yağhanenin kapısındaki yeni asma kilide bakıyor. Burcu kilidi yarım sayfa boyunca anlatmış.
Sahne işini yapıyor. Seyirci kapının artık kapalı olduğunu, bir şeyin bittiğini anlıyor. Sorun söyleyişte. Tarif kısalırsa Nüzhet'in kulağını kapıya dayaması daha erken gelir. Cilalama bu kısalmayı yapar. Ama bir şartı var: sahnenin filmde kalacağı kesin olmalı. Perşembe başlayacak yapı turu açılışı yerinden oynatırsa, kilidin cümleleri boşuna parlatılmış olur.
Değişikliğin derinliği
Asıl zor satır ortada: «Köy sanki bir sır tutuyor.» Emre'nin önerisi bir repliği yumuşatmaktı. Bu, cilalamaya benzeyen bir hamle. Burcu'nun cevabı sorunun başka bir katmanda durduğunu gösterdi.
Ceren üç sahnede soruyor, üç kişi kaçıyor. Tek bir replik bu tabloyu bozmaz. Sorunun kaynağı kaçışların sayısında ve Ceren'in ısrarında. Köyün kuralı unutmak üzerine kurulu. Sayfadaki köy ise saklıyor. Bu fark tek bir sahneyi aşıyor, filmin anlattığı şeye uzanıyor. Nermin Hanım soruyu kısaltıyor: «Değişiklikten sonra film aynı şeyi mi söylüyor?» Cevap evetse bu bir düzeltmedir. Hayırsa yazar yeniden yazıyordur. O zaman nereden başlayacağını derinlik söyler.
Burcu katmanları deftere alt alta yazıyor. En üstte harf ve ad. Altında replik ve tarif. Daha aşağıda sahnenin görevi. Onun altında bir kişinin istediği. En dipte filmin sorusu. Köy satırı en dibe yakın bir yere iniyor. Emre'nin replik önerisi ise en üstte kalıyordu. Yanlış katmanda yapılan iş, sorunu yerinden kıpırdatmaz.
Sırayı değiştirmek
Defterde bir de «Kim bu kız?» satırı var. Gençlik hattının ilk sahnesi açıldığında seyirci, tozun içindeki genç kızın kim olduğunu henüz çıkaramıyor.
Selim bir deneme öneriyor. Gençlik hattı, bugün hattında Nüzhet'in cebindeki tebeşire dokunduğu andan sonra açılsın. Tebeşir iki zamanı birbirine bağlar. Seyirci kızın elinde aynı tozu görünce kim olduğunu sezer. Hiçbir sahnenin içi değişmedi. Yalnız bir sahne başka bir sahnenin arkasına taşındı. Ama taşınan sahne arkasında bir boşluk bırakır. Eski yerinde ondan sonra gelen sahne artık başka bir şeyin ardından açılıyor. Geçişin yeniden yazılması gerekebilir. Burcu bunu karara bağlamıyor, deftere yazıyor. Perşembenin tek sorusu yapı olacak.
Aynı işi başka bir olayla görmek
Ceren'in sorusundan kaçan üç sahneden biri yağhanenin kapısı önündeki taş sekide geçiyor. Akşamüstü orada toplanan adamlar Ceren sorunca konuyu değiştiriyor, biri kalkıp gidiyor. Sahne ad kuralını gösteriyor, ama bir sır kokusuyla.
Emre bir deneme kuruyor. Sekidekiler Ceren'e yağhanenin eski işçilerini anlatsın. Ölenleri adlarıyla, şakayla, rahatça ansınlar. Taşın başında kimin sesi en gürdü, kim çuvalı herkesten hızlı bağlardı. Anlatı bir yerde kısa bir atlama yapsın ve kimse durmasın. Sahne yine ad kuralını gösterir. Bu kez kimse kaçmıyor, seyirci boşluğu yalnız sesin akışında duyuyor. Ortaya sır saklayan bir köy çıkmıyor, unutmayı alışkanlık edinmiş bir köy çıkıyor. Burcu ikameyi hemen kabul etmiyor. Eski sahnede sevdiği bir an var: kalkıp giden adamın sekide bıraktığı yarım çay. Görevi yeni sahneye devredince o an da gidebilir. Sahne ikamesinin bedeli bazen sevilen bir ayrıntıdır.
Kişinin istediğini değiştirmek
Ceren taslak boyunca plandan saptı. Büyükannesini götürmek için gelmişti, ağabeyin peşine düştü. Burcu bunu yazarken kayda geçirmişti.
Selim'in sorusu basit: «Ceren neden soruyor?» Bir cevap merak. Merak bir dedektif üretir, dedektif de çözüm bekler. Başka bir cevap da var. Ceren büyükannesinin neden gitmediğini anlamaya çalışıyor. Soru aynı soru, ama başka bir istekten çıkıyor. Bu değişiklik tek bir sahnede kalmaz. Ceren'in köydeki her konuşması, son mektuptaki tanıma anı, büyükannesiyle kapıdaki son sözleri onunla birlikte değişir. Burcu deftere Ceren'in sahnelerini hatırladığı kadarıyla sıralıyor. Liste uzadıkça değişikliğin boyu görünür oluyor. Bir kişinin isteğine dokunmak, filmin en geniş işlerinden biri.
Boş sayfaya dönmek
Akşamın sonunda Nermin Hanım başka bir yerden soruyor: «Bu taslağı hangi durumda bütünüyle bırakırdın?»
Burcu düşünmeden cevap veriyor. «Taslak Raşit'e bir son yazsaydı. Ya da birisi adı yüksek sesle söyleseydi.» İkisi de olmadı. Taslağın dayanağı ayakta. Selim bir şey ekliyor: baştan yazmak, eski dosyayı yan sekmede açık tutmamaktır. Açık tutan yazar baştan yazmaz, eski taslağı yeniden düzenler. Burcu'nun takviminde böyle bir tur için yer yok. Bunu bilmek de bir karar. Taslak bir gün dayanağını yitirirse takvim de yeniden yazılır. O güne kadar Burcu'nun işi, eldeki taslağı en derin katmanından başlayarak yeniden kurmak.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Listeni derinliğe göre böl. Taslaktan çıkan her notu dört sütundan birine yaz: yazılış, sahne, kişi, film. Aynı sütundaki notlar aynı turda ele alınır. Farklı sütunları karıştıran yazar, sığ olanı önce yapar.
Düzeltmeyi en sona sakla. Yüzey düzeltmesi en ucuz iştir ve en çok onu yapmak istersin. Ama yapı turunda yerinden kalkacak bir sahnenin yazım hatası, onu onarana boşa emek ettirir.
Derinliği değişikliğin sonucuna bakarak ölç. Bir değişikliğin kaç sayfa tuttuğuna değil, neye dokunduğuna bak. İki satırlık bir son, filmin anlattığı şeyi değiştirebilir.
Bir sahneyi değiştirmeden önce görevini yaz. Sahnenin üstüne tek satırlık bir görev yaz: seyirci burada neyi öğrenmeli ya da hissetmeli? Görev yazılınca sahnenin kendisi değişebilir hâle gelir.
Yeniden yapılandırmayı kartlarla dene. Sahne sırasını değiştirmeden önce sayfaları değil kartları taşı. Yeni sırayı ilk sahneden son sahneye kadar yüksek sesle oku. Seyircinin her sahneye hangi bilgiyle geldiğini kartın köşesine yaz.
Kişi revizyonunu tek bir sahnede bitirme. Bir kişinin isteğini değiştirdiysen onun bütün sahnelerini sırayla oku. İsteği eski kalan bir sahne, değişikliği geri alır.
Kişinin isteğini kişinin ağzından sına. Yeni isteği o kişinin söylemeyeceği bir cümleyle yazma. Ceren büyükannesini anlamak istiyorsa bunu söylemez, gösterir: bir kez daha dönüp kapıya bakar.
Baştan yazarken eski dosyayı kapat. Eski taslak yanında açıksa, eli onun cümlelerine gider. Dersleri bir sayfaya çıkar, sonra dosyayı kapat.
Her turun başına tek soru yaz. Yapı turunun sorusu yapıdır, replik turunun sorusu replik. Bir turda iki soru soran yazar ikisini de yarım bırakır.
Yeniden yazımın da bir dayanağı vardır. İlk taslaktaki kusur payının ikinci satırı yeniden yazımda da geçerli. Burcu'nun turları ne kadar derine inerse insin, adı söyletmeyecek, Raşit'e bir son yazmayacak.
Değişikliği gerekçesiyle kaydet. Bir revizyon günlüğü tut ve her değişikliğin yanına tek satırlık bir neden yaz. Üç tur sonra neden o sahneyi taşıdığını hatırlamayan yazar, onu geri taşır.
Okurun notunu derinliğe çevir. Bir okur «Bu sahne sıkıcı» dediğinde notu sütuna yerleştir. Sıkıcılık bazen yazılıştan, çoğu zaman sahnenin görevsizliğinden gelir.
Sevdiğin ayrıntıyı ayrı bir kâğıda al. Sahne ikamesi bazen sevilen bir anı götürür. O anı kesilenler dosyasına yaz. Yeni sahnede ona yer çıkarsa geri gelir, çıkmazsa en azından kaybolmaz.
Derin değişikliği küçük bir denemeyle sına. Kişinin isteğini değiştirmeden önce yalnız tek bir sahnesini yeni istekle yeniden yaz. Sahne canlanıyorsa bütün yola geç. Canlanmıyorsa deneme sana bir hafta kazandırdı.
Yamanın boyunu izle. Bir sorunu çözmek için eklediğin sahne ve replikleri say. Ekler eldeki sayfaları geçmeye başladıysa baştan yazmayı ciddi olarak düşün.
Turu bitir, sonra başkasına geç. Yapı turunda bir replik gözüne batarsa onu deftere yaz, düzeltme. Turun sorusu dağılırsa tur biter ama iş bitmez.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Yeniden yazmak, hataları düzeltmektir."
Hata düzeltmek yeniden yazımın en sığ katmanıdır. Asıl iş, hiçbir satırı yanlış olmayan ama işini yapmayan sahnelerle başlar.
Yaygın yanlış"Cilalama metni iyileştirir, o hâlde ne kadar erken o kadar iyi."
Erken cila, sonradan yerinden kalkacak sahnelere emek harcatır. Burcu kilidin tarifini ancak açılışın yeri kesinleşince kısaltacak.
Yaygın yanlış"Küçük değişiklik küçük sonuç doğurur."
Heathers birkaç sayfalık bir son değişikliğiyle başka bir film oldu. Derinlik sayfa sayısıyla ölçülmez.
Yaygın yanlış"Kötü sahne silinir."
Kötü sahnenin çoğu zaman yaptığı bir iş vardır. Silinirse o iş de gider. Sahne ikamesi görevi korur, olayı değiştirir.
Yaygın yanlış"Kişiyi değiştirmek için bir iki replik yeter."
Kişinin isteği değişince her sahnesi değişir. Replikleri değişen ama isteği aynı kalan kişi, okurda tutarsız görünür.
Yaygın yanlış"Baştan yazmak taslağın çöp olduğunu gösterir."
Baştan yazma, ilk taslağın öğrettiklerini taşır. The Good Dinosaur öncülünü korudu, gerisini o öncülle yeniden kurdu.
Yaygın yanlış"Taslağı bitiren yazar hemen düzeltmeye oturmalı, sıcağı sıcağına."
Sıcak göz, yazdığını okur, sayfada olanı değil. Burcu taslağı bitirdiği hafta dosyaya dokunmuyor, yalnız hafızasından bir liste tutuyor.
Yaygın yanlış"Yeniden yazım ilk taslak bitince başlar, ondan önce düşünülmez."
Yeniden yazımın malzemesi yazarken birikir. Burcu'nun defterindeki satırlar, taslak çıkarma haftalarında düşülmüş notlardan geliyor.
Yaygın yanlış"İyi yazar ilk taslakta doğrusunu bulur."
İyi yazar ilk taslakta hikâyeyi bulur. Film çoğu zaman sonraki turlarda ortaya çıkar.
Yaygın yanlış"Bütün sorunlar aynı turda çözülürse zaman kazanılır."
Aynı turda hem yapıya hem repliklere bakan yazar, yapıyı değiştirdiği anda replik emeğini çöpe atar. Ayrı turlar yavaş görünür, ama emeği korur.
Yaygın yanlış"Sahnenin sırasını değiştirmek kolaydır, kesip yapıştırmak yeter."
Taşınan sahne arkasında bir boşluk, önünde yeni bir komşu bulur. Geçişler ve seyircinin bildiği şey yeniden yazılmadan sıra değişikliği tamamlanmaz.
Yaygın yanlış"Jenerikteki ad, metni yazan tek kişidir."
Birçok film, adı jenerikte geçmeyen yazarların elinden de geçer. The Rock'ın replikleri bunun yaygın bilinen bir örneği.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Düzeltme yazılmış olanı onarır; yeniden yazım, neyin yazılması gerektiğini yeniden sorar.
- Yüzey düzeltmesi hikâyeye dokunmaz ve en sona kalır.
- Cilalama işini yapan bir sahneyi parlatır; sahnenin yeri kesinleşmeden yapılırsa emek boşa gider.
- Değişim derinliği sayfa sayısıyla değil, değişikliğin neye dokunduğuyla ölçülür.
- Yeniden yapılandırma, sahnelerin içini değil, seyircinin onlara hangi bilgiyle geldiğini değiştirir.
- Sahne ikamesi görevi korur, olayı değiştirir.
- Kişi revizyonu o kişinin bütün yolunu yeniden yazdırır.
- Baştan yazma, taslak dayanağını yitirdiğinde en ucuz yoldur.
- Turlar genişten dara sıralanır: önce yapı, sonra sahne ve replik, en son yazım ve biçim.
- Her değişiklikten sonra sorulacak soru aynıdır: film hâlâ aynı şeyi mi söylüyor?
- Yeniden yazım yazımın kendisidir; film çoğu zaman ancak orada bulunur.
Sonraki derse köprü
Burcu'nun defterinde iki başlık ve derinliğe göre ayrılmış satırlar var. Ama bu satırlar hafızadan yazıldı. Taslağın kendisi hâlâ çekmecede. Pazartesi sabahı onu açtığında kimin gözüyle okuyacak? Haftalarca o sayfaları yazan kadının mı, filmi ilk kez gören birinin mi? Kalem kutusunun altındaki niyet sayfasına ne zaman bakacak? İlk sayfalarda içi sıkışırsa, o sıkıntıyı sorun mu sayacak, yorgunluk mu? Kendi cümlelerini savunmadan okuyabilecek mi? Sıradaki ders bu mesafeyi konuşuyor: taslaktan uzaklaşmak.