İçeriğe geç

Ders 3.6

Yazma rutini kurmak

Senaryo Akademisi — Bölüm I, Modül 3

2.713 kelime20 film örneği≈ 12 dk okuma≈ 18 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Zaman hedefiyle başla, çıktı hedefine kendi hızını ölçtükten sonra geç; ikisini aynı anda koyma.
  2. Yazma penceresinin saati sabit olmalı; kısa ve her gün, uzun ve bazenden daha çok yazdırır.
  3. Bölünme yirmi dakikaya mal olur, bir dakikaya değil; kırk beş dakikalık pencerede iki bölünme pencerenin tamamıdır.
  4. Oturumu cümlenin ortasında bitir; ertesi günün ilk beş dakikasını kolaylaştıran tek teknik budur.
  5. Rutin motivasyonu beklemez, üretir; önce oturursun, istek sonra gelir.
  6. İyi rutinin işareti sıkıcı olmasıdır ve en kırılgan anı, işlerin iyi gittiği dönemdir.
  7. Bir gün kaçırmak aksaklık, iki gün karardır; dönüşte telafi etme, normal süreni yaz.
  8. Rutin projeye değil kişiye aittir; metin bitince masaya oturmayı bırakan yazar, yeni projede her şeyi sıfırdan kurar.

Açılış sahnesi

Mahallendeki esnafı düşün. Sabah sekizde kepengi açıyor.

Kepengi açarken kendine sormuyor: bugün müşteri gelecek mi? Sormuyor, çünkü sorunun cevabı kepengi açmasını değiştirmiyor. Müşteri gelirse dükkân açıktır. Gelmezse yine açıktır.

Bir de şunu sormuyor: bugün canım var mı?

Esnaf ilham beklemez. Saat gelir, kepenk açılır.

Şimdi yazmak isteyen insana bak. O, kepengi açmadan önce hava durumuna bakıyor. Canı var mı, kafası yerinde mi, ortam uygun mu — hepsini kontrol ediyor. Ve çoğu gün kepenk kapalı kalıyor.

Arada şu fark var: esnafın dükkânı, açık olduğu için müşteri buluyor. Kapalı dükkâna kimse uğramaz. Yazmak da böyle çalışıyor — fikir, yazan insana geliyor. Yazmayanı bulamıyor, çünkü nereye uğrayacağını bilmiyor.

Bu derste kuracağımız şey bir kepenk saatidir. Ne zaman açılacağı, ne kadar açık kalacağı, kapalıyken ne yapılacağı ve en önemlisi: bir gün açılmadıysa ertesi gün ne olacağı.

Çünkü bu işi bitiren şey yeteneksizlik değil. Yazmayı bırakan insanların neredeyse hiçbiri "yapamıyorum" diye bırakmaz. Bir gün kaçırır, sonra bir gün daha, sonra dönüş fazla büyük görünmeye başlar.

Bu derste ne olacak

Önce iki hedef türünü ayıracağız: süre mi tutuyorsun, sayfa mı sayıyorsun. Sonra planı üç ölçekte kuracağız — gün, hafta, proje. Ardından oturumun kendisine gireceğiz: ısınma, derin çalışma, ara verme. Sonra ortamı ve dikkat dağıtıcıları konuşacağız; burada beklemediğin bir şey söyleyeceğim, çünkü sorun çoğu zaman telefon değildir. En sonda bu dersin asıl konusu gelecek: kaçırılan günden sonra geri dönmek. Boyunca tek bir ilke dönecek: rutin, yazmayı kolaylaştırmaz — yazıp yazmama kararını ortadan kaldırır. Yirmi filmden örneklerle ilerleyeceğiz. Ders bittiğinde yazılı bir haftalık planın, ölçülmüş bir hızın ve bir geri dönüş kuralın olacak.

Sıfır noktası

Bir hırsız düşün. Yankesici.

Elini bir cebe atıp cüzdanı çıkarması iki saniye sürüyor. İzleyen gözle bakarsan bu bir yetenek. Doğuştan gelen bir el çabukluğu.

Değil.

Yazmayla ilgili en yaygın yanılgı tam burada.

İnsanlar yazarın masaya oturduğunu ve yazdığını sanıyor. Oysa masaya oturmak, işin sadece görünen kısmı. Görünmeyen kısım şu: o masaya kaç gün üst üste oturulduğu.

Şimdi iki farklı hedef türü tanımlayalım, çünkü bu ikisini karıştırmak en pahalı hatadır.

Neden bu sıra? Çünkü yeni yazar kendi hızını bilmez. Günde beş sayfa taahhüt eder, üç gün sonra kaçırır, kaçırınca kendini beceriksiz sanır ve bırakır. Zaman hedefinde ise kaçırma neredeyse imkânsızdır — kırk beş dakika oturduysan hedefi tuttun, tek satır yazmış olsan bile.

Ve şu var: zaman hedefiyle bir ay giden insan, kendi gerçek hızını öğrenir — saatte kaç kelime, oturumda kaç sahne. Bu sayı kişiden kişiye üç dört kat değişir ve kimsenin sayısı seninkini bağlamaz. Ancak o tablo elindeyken çıktı hedefine geçebilirsin.

Yaygın yanlışYaygın hata: ikisini aynı anda koymak.
Doğrusu

"Günde kırk beş dakikada iki sayfa." Bu bir hedef değil, iki hedefin çarpışmasıdır; kaçırdığında hangisini kaçırdığını bile bilemezsin.

Mekanizma

Rutini üç ölçekte kurarız. Üçü de aynı anda gereklidir ve biri eksikse sistem işlemez.

Gün ölçeği: pencere

Pencerenin uzunluğu meselesi ilginçtir. Yeni yazarlar hep uzun pencere ister; oysa uzun pencere daha kırılgandır. Kırk beş dakikayı hayatın her günü bulursun. Üç saati bulamadığın gün, o gün tamamen boş geçer.

Kısa ve her gün, uzun ve bazen'den her zaman daha çok yazdırır.

Bunun aritmetiği acımasızdır. Günde kırk beş dakika, ayda yirmi iki saat eder. Haftada bir kez üç saat ise ayda on iki saat. Kısa olan, uzun olanın neredeyse iki katıdır — ve kısa olanın bir faydası daha vardır: her gün metne dönen zihin, metni hatırlar. Haftada bir dönen zihin, her seferinde baştan ısınır.

Hafta ölçeği: esneklik

Günlük pencere serttir; hafta ise esnek olmalıdır. Çünkü hayat günlük değil haftalık dalgalanır.

Pratik kural şu: haftaya altı gün yaz, bir günü boş bırak. Ama boş günü önceden seç. Seçilmemiş boş gün tatil değildir; kaçırma sayılır ve kaçırma suçluluk üretir.

Bir de haftanın sonuna yarım saatlik bir bakış koy: bu hafta ne yazdım, nerede takıldım, gelecek hafta nereden başlıyorum. Bu yarım saat yazma sayılmaz ama onsuz her pazartesi baştan başlarsın.

Proje ölçeği: takvim

Proje ölçeğinde tek bir soru vardır: bu metin ne zaman bitecek?

Tarihsiz proje bitmez. Ama tarih koyarken şunu bil: ilk tahminin daima iyimserdir ve bu bir karakter kusuru değil, ölçülmüş bir insan eğilimidir. Kendi tahminini bir buçukla çarp. Sekiz haftada bitecek dediysen on iki hafta yaz takvime.

Oturumun içi

Şimdi pencerenin içine girelim. Kırk beş dakika oturdun. Ne oluyor?

Isınma bittikten sonra asıl kısım gelir.

Bu sayı önemlidir çünkü tercihi değiştirir: telefona bir kez bakmak "bir dakika" değildir, yirmi bir dakikadır.

Ara verme ve tempo

Ara verme rutinin parçasıdır, ödülü değil. İki kural:

Birincisi, arayı saatle ver, hisle değil. Yorulduğunu hissettiğinde vermek geç kalmaktır.

İkincisi, arada ekran açma. Ara, zihni boşaltmak içindir; sosyal medya zihni boşaltmaz, doldurur. Yürü, su iç, pencereden bak.

Sürdürülebilir tempo ise şu tek cümleyle özetlenir: yarın da yapabileceğin kadarını yap. Bugün altı saat yazıp yarın üç gün ara vermek, üç gün boyunca günde bir saat yazmaktan kötüdür — hem toplam olarak azdır hem de metnin ipini elinden bırakır.

Ve oturumu nerede bitirdiğin

Şimdi bu dersin en küçük ama en işe yarayan tekniği.

Sebebi şudur: ertesi gün masaya oturduğunda boş sayfayla karşılaşmazsın. Yarım kalmış bir cümleyle karşılaşırsın ve o cümleyi tamamlamak hiçbir cesaret gerektirmez. İlk beş dakikanın kolay olması, kalan kırk dakikayı kurtarır.

Bunun tersini yapan — yani sahneyi bitirip düzgünce kapatan — ertesi gün "şimdi ne olacak?" sorusuyla başlar. O soru, günün en pahalı sorusudur ve her sabah yeniden sorulur.

Filmlerden okuma

Rutin görünmez bir şeydir; ama sinema onu göstermeyi bilir.

Şimdi rutinin bozulduğu hâllere bakalım.

Şimdi yazarın kendisine bakalım.

Usta katmanı

Şimdi birkaç yıl yazdıktan sonra öğrenilen şeyler.

Birincisi: rutin, motivasyonun yerine geçer. Yeni yazar motivasyonu bekler ve motivasyon gelince yazar. Deneyimli yazar motivasyonun yazmanın sonucu olduğunu bilir. Önce oturursun, sonra istek gelir. Sıra tersine işlemez ve bunu yıllarca beklemekle geçiren çok insan var.

İkincisi: kötü yazılmış gün, yazılmamış günden değerlidir. Kötü sayfa düzeltilir; boş sayfa düzeltilemez. Ayrıca kötü sayfanın gizli bir işlevi vardır — nereye gitmediğini gösterir. Bu, hiçbir düşünmenin veremeyeceği bilgidir.

Üçüncüsü, ve deneyimli yazarların birbirine söylediği: asıl iş masada olmuyor. Yürürken, bulaşık yıkarken, uykuya dalarken çözülüyor. Ama bu ancak masaya oturduysan olur; zihin, üzerine çalıştığı problemi arka planda taşır. Oturmadıysan taşıyacağı bir problem yoktur.

Dördüncüsü: iyi rutinin işareti, sıkıcı olmasıdır. Heyecan verici bir rutin kurduysan büyük ihtimalle sürdürülemez bir şey kurmuşsundur. Sürdürülebilir olan şey, üçüncü haftada sıradanlaşır — ve bu bir başarısızlık değil, tam da hedeftir.

Beşincisi, kimsenin söylemediği bir gözlem: rutinin en kırılgan anı iyi giden dönemdir. İnsanlar rutinlerini kötü günlerde değil, işlerin çok iyi gittiği günlerde bozar. "Bugün çok iyi gitti, yarın biraz dinleneyim." Ertesi gün ara, sonraki gün de ara. İyi giden gün, ertesi günü kolaylaştırmalıdır, iptal etmemelidir.

Altıncısı, ve pratikte en çok işine yarayacak olanı: rutin proje bitince de sürer. Yeni yazar metni bitirir ve rutini bırakır; üç ay sonra yeni projeye başlarken sıfırdan kurar. Deneyimli yazar bitirdiği gün bile masaya oturur, o gün başka bir şey yazar. Rutin projeye değil, kişiye aittir.

Yedincisi, ve deneyimli yazarların acı bir tecrübeyle öğrendiği: rutin, kötü bir metni de sonuna kadar yazdırır. Bu bir hata değil, bilinmesi gereken bir maliyettir. Disiplin yön seçmez; sadece yürütür. Bu yüzden rutinin yanına ayda bir kez duraklama koy ve tek bir soru sor: doğru metni mi yazıyorum? Rutinin kendisi bu soruyu asla sormaz.

Ve son olarak, bu dersin asıl konusu.

Kaçırdıktan sonraki dönüş kuralı ise şudur: eksiği telafi etme. Üç gün kaçırdıysan dördüncü gün üç kat yazmaya kalkma. Normal pencereni aç, normal süreni yaz. Telafi mantığı borç mantığıdır ve borç büyüdükçe masaya oturmak imkânsızlaşır.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışBirincisi: mükemmel koşulları beklemek.
Doğrusu

"Yoğunluğum bitsin, sessiz bir ev bulayım, sonra başlarım." O koşullar gelmez; gelse bile o gün başka bir bahane bulunur. Mevcut koşulda kırk beş dakika bul.

Yaygın yanlışİkincisi: rutini fazla büyük kurmak.
Doğrusu

Günde üç saat taahhüt eden insan, ilk haftada tutar, ikinci haftada kaçırır, üçüncü haftada bırakır. Küçük kur; küçük olan sürer, sürerse büyür.

Yaygın yanlışÜçüncüsü: dikkat dağıtıcının telefon olduğunu sanmak.
Doğrusu

Telefonu kapatan insan bu kez masayı toplar, araştırma yapar, karakterin adını değiştirir. Asıl dikkat dağıtıcı yazmaktan kaçmanın yaratıcı biçimleridir ve bunlar iş gibi görünür. Ölçüt basit: sayfa uzuyor mu?

Yaygın yanlışDördüncüsü: ilham gelince yazmak.
Doğrusu

Ayda dört kez gelir. Ayda dört kez yazan insan bir senaryoyu iki yılda bitiremez.

Yaygın yanlışBeşincisi: yazma saatini günün sonuna koymak.
Doğrusu

Gün boyunca ne olacağı belli değildir ve akşam sekiz her zaman en kolay iptal edilen saattir. Yazma saatini, hayatın henüz müdahale edemediği yere koy.

Yaygın yanlışAltıncısı: rutini herkesin rutinine benzetmeye çalışmak.
Doğrusu

Sabah beşte kalkan yazarları duyarsın; onlar için doğrudur. Gece yazan da vardır. Doğru saat, senin üç hafta üst üste tutturabildiğin saattir — başka ölçütü yoktur.

Yaygın yanlışYedincisi: rutini paylaşmakla kurmayı karıştırmak.
Doğrusu

Yazma planını ilan etmek, kısa süreliğine plan yapılmış hissi verir ve o his motivasyonun bir kısmını harcar. Planı kâğıda yaz, kimseye duyurma; duyurulacak olan çıktıdır.

Yaygın yanlışSekizincisi: aynı anda birden çok projeye rutin kurmak.
Doğrusu

İki metni birlikte götürmek deneyimli yazarın işidir ve onda bile bir tanesi ana, diğeri ikincildir. Yeni yazarda ikinci proje neredeyse her zaman birinciden kaçmanın kılığıdır.

Yaygın yanlışDokuzuncusu, ve en incesi: kaçırılan günü ahlaki bir mesele hâline getirmek.
Doğrusu

Kaçırdığın gün için kendini suçlamak, ertesi gün masaya oturmayı zorlaştırır — çünkü masa artık suçun hatırlatıcısıdır. Kaçırdın, oldu. Yarın normal saatinde aç kepengi.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  1. Zaman hedefiyle başla, çıktı hedefine kendi hızını ölçtükten sonra geç; ikisini aynı anda koyma.
  2. Yazma penceresinin saati sabit olmalı; kısa ve her gün, uzun ve bazenden daha çok yazdırır.
  3. Bölünme yirmi dakikaya mal olur, bir dakikaya değil; kırk beş dakikalık pencerede iki bölünme pencerenin tamamıdır.
  4. Oturumu cümlenin ortasında bitir; ertesi günün ilk beş dakikasını kolaylaştıran tek teknik budur.
  5. Rutin motivasyonu beklemez, üretir; önce oturursun, istek sonra gelir.
  6. İyi rutinin işareti sıkıcı olmasıdır ve en kırılgan anı, işlerin iyi gittiği dönemdir.
  7. Bir gün kaçırmak aksaklık, iki gün karardır; dönüşte telafi etme, normal süreni yaz.
  8. Rutin projeye değil kişiye aittir; metin bitince masaya oturmayı bırakan yazar, yeni projede her şeyi sıfırdan kurar.

Sonraki derse köprü

Rutin kurulduğunda ortaya yeni bir sorun çıkar: masaya oturuyorsun ama yazdığın şey sana kötü geliyor. Her cümleyi siliyorsun, ilerleyemiyorsun. Yani rutin sorununu çözdün ve karşına daha eski bir sorun çıktı: kendi sesin. Sıradaki derste ilk taslağın psikolojisine gireceğiz — iç eleştirmen, mükemmeliyetçilik, boş sayfa korkusu, erteleme. Ve herkesin yanlış cevapladığı şu soruyla başlayacağız: ilk taslağın kötü olması bir kusur mu, yoksa görevi mi?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — bir dükkân kepengi sabah açılıyor; sokak boş, kimse yok, kepenk yine de açılıyor. Ders boyunca dönecek ana motif.
  • Sıfır noktası — yankesicinin evdeki tekrar talimi; aynı el hareketi üst üste, hızlanarak.
  • İki hedef — solda kum saati (zaman hedefi), sağda sayfa destesi (çıktı hedefi); ikisi aynı anda yanınca ikisi de kırmızıya dönüyor.
  • Bölünme maliyeti — dolan bir dikkat çubuğu; telefon titreyince çubuk sıfırlanıp yavaşça yeniden doluyor.
  • Yarım bırakma — ekranda yarım kalmış bir cümle; ertesi sabah imleç tam o noktada yanıp sönüyor.
  • İki gün kuralı — takvimde bir boş kare sorun değil; iki bitişik boş kare arasında çizgi kopuyor.

Tekrar eden görsel motif

Kepenk. Her ana bölümün açılışında kepenk bir kademe daha yukarı kalkıyor; kilit özette tamamen açık ve dükkânın içi görünüyor. Kaçırılan gün bölümünde kepenk yarıya iniyor ama yere değmiyor.

Önceki beş dersin motifleriyle bağ: dükkânın vitrininde koşu programı, dürbün, marangoz kutusu, üç ekran ve nota sayfası dursun.

Ritim

  • Açılışta "esnaf ilham beklemez" cümlesinden sonra iki saniye sessizlik.
  • Bölünme maliyetindeki "yirmi bir dakikadır" ifadesinde tempo düşsün.
  • İki gün kuralı okunurken müzik tamamen kessin; kural tek başına dursun.
  • Kapanış sorusu ("görevi mi?") sonrası üç saniye siyah.