İçeriğe geç

Ders 85.1

Yaşamdan hikâye seçmek

Senaryo Akademisi — Bölüm VII, Modül 85

3.325 kelime5 film örneği≈ 15 dk okuma≈ 22 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Bir biyografi hayatın tamamını değil, seçilmiş bir parçasını anlatır.
  • Beşikten mezara anlatı hayatın şeklini gösterir, ama her döneme birkaç sahne düşer ve bir çerçeve ister.
  • Hayat kesiti sınırlı bir dönemi seçer; öncesi ve sonrası iz olarak taşınır.
  • İlişki biyografisi kişiyi tek bir bağın içinden anlatır; öteki kişi ikinci bir merkezdir.
  • Mihenk olayı bir hayatı tek bir başarıda ya da başarısızlıkta sınar.
  • Yapım biyografisi bir işin takvimini omurga yapar.
  • Özel kişinin hikâyesi aile hafızası, özel belgeler ve tanıklarla taşınır.
  • Hayat sorusu, en dramatik parçayı seçmenin ölçüsüdür.
  • Bitiş noktası filmin tonunu belirler.
  • Seçilen parçanın iki ucu birer olaydır, tarih değil.
  • Bilmediğin bir parçayı seçmek, onu araştırmaya söz vermektir.

Açılış sahnesi

Selim MİNDER'in dosyasını kapatıp dizinin üstüne koyuyor; Hande'nin finali o sayfalarda kendi başına duruyor. Burcu'nun getirdiği dosya bir tuğla kadar kalın. Kapağa siyah beyaz bir fotoğraf iliştirilmiş. Bir dolmuşun önünde başörtülü genç bir kadın, bir eli kapı kolunda. Fotoğrafın altında SANDIK yazıyor; daha aşağıda, kurşun kalemle, ilk taslak.

"Büyük halam," diyor Burcu. "Müzeyyen. Kasabada dolmuş şoförlüğü yapmış. Kasabanın ilk kadın şoförü diye anılır."

Fotoğrafı tavan arasındaki bir sandıktan almış. Sandığı karıştırmamış; en üstteki fotoğrafı alıp kapağı geri indirmiş.

Taslak bir kasaba evinde, bir bebeğin ağlamasıyla açılıyor. Müzeyyen doğuyor. Sonra okul yılları, evlilik, oğlu Turhan'ın doğumu geliyor. Yetmişli yıllarda direksiyona geçiyor. Yaşlılık, bahçe, torunlar. Son sahne bir cenaze. Her on yıla birkaç sahne düşüyor.

Emre sayfaları hızla çeviriyor. Dolmuş yıllarına geldiğinde yavaşlıyor. Sonra kasabanın anlattığı efsaneye, Müzeyyen'in bir gün dolmuşu jandarmadan kaçırdığı güne geliyor. O gün yarım sayfa.

"Bu yarım sayfa bir film," diyor Emre. "Gerisi bir aile albümü."

Burcu fotoğrafı kapaktan söküp masaya koyuyor. "Ama hepsi o. Bir parçasını alırsam halamı eksik anlatırım."

Nermin Hanım fotoğrafa uzun uzun bakıyor. Sonra dosyayı çevirip arka kapağa bakıyor. Arka kapak bomboş.

Bir biyografi hayatın tamamını değil, o hayattan seçilmiş bir parçayı anlatır; seçimi yapan, yazarın o hayata sorduğu sorudur.

Bu derste ne olacak

SANDIK'ın ilk taslağını, bir hayatın hangi parçasının anlatılacağı sorusuyla okuyacağız. Önce Burcu'nun yaptığı gibi bütün bir hayatı anlatmanın neyi kazandırıp neyi kaybettirdiğine bakacağız. Sonra dolmuş yıllarını, Behiye'yle ilişkiyi ve efsanedeki tek günü birer seçenek olarak tartacağız. Bir başarının, bir başarısızlığın ve bir işin yapımının bir hayatı nasıl taşıyabildiğini konuşacağız. Kamuya mal olmamış bir kişiyi anlatmanın farkını göreceğiz. Filmler bir Londra sahnesinden, bir Fransız kasabasından, bir askerî liman kentinden, bir maden kasabasından ve bir Hollywood setinden gelecek. Dersin sonunda Burcu'nun halasına sorduğu soru kâğıtta olacak. Hangi parçanın seçileceği ise açık kalacak.

Sıfır noktası

Bir insanın hayatı bir filme sığmaz. Bunu herkes bilir, ama biyografi yazmaya oturan çoğu kişi yine de sığdırmaya çalışır. Çünkü gerçek bir insana karşı bir borç hissederiz. Bir yılı atlarsak onu küçültmüşüz gibi geliriz. Bir ilişkiyi dışarıda bırakırsak bir şeyi saklamışız gibi oluruz.

Oysa hayat ile hikâye aynı biçimde ilerlemez. Hayat günlere, yıllara ve tekrarlara yayılır. İnsanlar aynı işe yıllarca gider. Aynı sofraya oturur, aynı yoldan döner. Hikâye ise bir soruya ve bir değişime ihtiyaç duyar. Seyirci iki saat boyunca bir şeyin olup olmayacağını merak etmek ister. Bir hayatın bütün olayları aynı ağırlıkla sıralanırsa bu merak doğmaz.

Biyografi yazarının ilk işi bu yüzden araştırma değil, seçimdir. Ya da daha doğrusu, araştırma ile seçim birlikte yürür. Yazar malzemeye bakar ve sorar: bu hayatın içinde hangi parça bütünü en iyi gösterir? Bu parça bir dönem olabilir. Bir ilişki olabilir. Tek bir gün, tek bir zafer, tek bir yenilgi olabilir. Bir binanın, bir kitabın, bir icadın yapılışı olabilir.

Seçim bir kayıp gibi görünür, ama aslında bir okumadır. Hayatın bir parçasını seçen yazar, o hayat hakkında bir şey söylemiş olur. Bir besteciyi yalnız son yılıyla anlatan film, onun ölümle yarışını öne çıkarır. Aynı besteciyi çocukluğundan başlatan film, yeteneğin nereden geldiğini sorar. İki film de doğru olabilir. Ama ikisi aynı insanı anlatmaz.

Yeni yazanın bir yanılgısı daha var. Ünlü olmayan bir insanın hayatını anlatırken seçim yapmanın gereksiz olduğunu düşünür. Nasılsa seyirci onu tanımıyor; her şeyi göstermek gerekir. Durum tam tersidir. Seyirci kişiyi tanımadığında yazara daha çok güvenir. Yazarın seçtiği parça, seyircinin o kişi hakkında bildiği tek şey olur.

Burcu'nun taslağı bu yüzden hem cömert hem dağınık. Her sayfa sevgiyle yazılmış. Ama seyirci hangi soruyu takip edeceğini bilmiyor. Müzeyyen doğuyor, büyüyor, yaşlanıyor ve ölüyor. Arada bir efsane yarım sayfada geçip gidiyor.

Mekanizma

Bütün hayat

Burcu'nun ilk içgüdüsü bütün hayatı anlatmak. Bu içgüdü yanlış değil, ama kendi kuralları olan bir biçim.

Bu biçim bir hayatın şeklini gösterebilir. Bir çocukluk yarasının yaşlılıkta nasıl geri döndüğünü gösterebilir. Ama bedeli ağırdır. Her dönem birkaç sahneye iner. Karakter bir sahnede on yaşında, bir sonrakinde otuzunda olur. Seyirci her atlamada yeniden yerleşmek zorunda kalır.

Selim taslağı bir kurgucu gözüyle sayıyor. Müzeyyen'in çocukluğuna on iki sayfa, evliliğine on dört sayfa ayrılmış. Dolmuş yılları yirmi sayfa. Yaşlılık on sekiz sayfa. "Her döneme aşağı yukarı aynı payı vermişsin," diyor. "Seyirci hangisinin önemli olduğunu nereden bilecek?" Burcu cevap vermiyor. Sonra kalemle dolmuş yıllarının yanına bir çizgi çekiyor.

Bir dönem

İkinci yol, hayatın bir dönemini seçmek ve o dönemin içinde kalmaktır.

Selim'in önerisi dolmuş yılları. Müzeyyen direksiyona geçtiği günden dolmuşu bıraktığı güne kadar. Bu kesitin bir başı var: ehliyet. Bir de sonu var: Burcu'nun bilmediği bir gün. Kesit seçildiğinde çocukluk silinmiyor. Müzeyyen'in babasıyla ilişkisi, direksiyondaki bir bakışta ya da bir cümlede taşınabilir. Seyirci geçmişi görmeden hisseder.

Ama kesit bir soru doğuruyor. Müzeyyen dolmuşu neden bıraktı? Burcu bilmiyor. Ailede bu konu açılmıyor. Kesitin sonu bilinmeden kesit yazılamıyor.

Bir ilişki

Üçüncü yol, kişiyi bir başka insanla kurduğu bağın içinden anlatmaktır.

Nermin Hanım taslakta bir adın altını çiziyor: Behiye. Müzeyyen'in kız kardeşi, hâlâ hayatta. Taslakta yalnız üç sahnede geçiyor. Ama Burcu'nun anlattığına göre Behiye efsaneyi başka türlü anlatıyor. "Abla hiç kaçmadı," diyormuş. "Kaçan başkasıydı." Nermin Hanım burada bir film görüyor. İki kız kardeş, tek bir hayat, iki anlatı. Müzeyyen'i Behiye'nin gözünden anlatmak hem daha küçük hem daha derin bir film olabilir.

Bir başarı, bir başarısızlık

Dördüncü yol, bir hayatı tek bir olayda sınamaktır. Olay bir zafer de olabilir, bir yenilgi de.

Emre'nin aklı efsanede. Müzeyyen'in dolmuşu jandarmadan kaçırdığı gün. Bir gün, bir yol, bir kovalamaca. Emre bu günü baştan sona sahnelemek istiyor. Sabah durak, öğlen yol, akşam karakol. Burcu ilgiyle dinliyor, ama bir şey onu rahatsız ediyor. Efsane doğru mu? Behiye başka anlatıyor. Selim başka bir mihenk olayı öneriyor: ehliyet sınavı. Bir kadının kasabada ilk kez direksiyon sınavına girdiği gün. Burcu bunu da bilmiyor. Ehliyetin sandıkta durduğunu annesinden duymuş. Sınavın nasıl geçtiğini ise hiç duymamış.

Başarısızlık da aynı gücü taşır. Dolmuşu bıraktığı gün bir yenilgi miydi, bir kurtuluş mu? Burcu'nun elinde cevap yok. Ama soru tek başına bir film kadar ağır.

Bir işin yapımı

Beşinci yol, kişiyi yaptığı bir işin yapılışı üzerinden anlatmaktır.

Burcu bu yolu ilk anda reddediyor. "Halam bir eser yapmadı. Dolmuş sürdü." Ama Nermin Hanım soruyu tersinden sormasını istiyor. Bir kasabada ilk dolmuşunu yola çıkarmak bir iş değil mi? Ehliyet, araç, durakta yer, şoförlerin kabulü. Bunların her biri bir engel. Müzeyyen'in ilk seferi, bu projenin teslim günü olabilir. Burcu'nun elinde yine yalnız sorular var. Dolmuş kimden alındı? Para nereden geldi? Durakta onu ilk kim kabul etti? Saffet'in adı burada geçiyor. Durağın eski şoförlerinden biri, hâlâ kasabada.

Kamuya mal olmamış bir kişi

Müzeyyen bir devlet adamı, bir sanatçı ya da bir sporcu değil. Hakkında kitap yok, belgesel yok. Bu, seçimi başka türlü etkiliyor.

Ünlü birini anlatan yazar seyircinin bildikleriyle hesaplaşır. Özel bir kişiyi anlatan yazarın böyle bir derdi yoktur. Ama başka bir yükü vardır. Kişiyi yalnız birkaç insan tanır ve onlar hâlâ hayattadır. Turhan, Müzeyyen'in oğlu, bu filme karşı. Annesinin özel hayatının açılmasını istemiyor. Burcu bunu dosyanın arkasına yazmış, ama ne yapacağını bilmiyor.

Müzeyyen'in yine de küçük bir kamusu var. Kasaba onu tanıyor ve onun hakkında bir hikâye anlatıyor. Yerel gazetede bir kupür var. Kasabanın anlattığı Müzeyyen ile ailenin bildiği Müzeyyen aynı kişi değil. Burcu'nun seçeceği parça, hangi Müzeyyen'in filme gireceğini de belirleyecek.

En dramatik dönemi seçmek

Atölyenin önünde artık birkaç parça var: bütün hayat, dolmuş yılları, Behiye, efsanedeki gün, ehliyet, ilk sefer. Hangisi en dramatik? Burcu bunu ölçmenin bir yolunu arıyor.

Nermin Hanım soruyu Burcu'ya bırakıyor. Burcu birkaç kez deniyor. "Halam neden şoför oldu?" Bu soru yalnız başlangıca bakıyor. "Halam mutlu muydu?" Bu soru filme çevrilemiyor. Sonunda arka kapağa bir soru düşüyor: Müzeyyen direksiyonu kimden aldı, kime bıraktı? Soru iki ucu birden tutuyor. Başında bir kasaba, bir aile ve bir izin var. Sonunda bilinmeyen bir gün var. Dolmuş yılları bu soruya en yakın duruyor. Behiye ise sorunun ikinci tanığı. Burcu henüz seçmiyor. Ama artık neyle seçeceğini biliyor.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Seçim bir iddiadır. Bir hayatın bir parçasını seçmek, o hayat hakkında bir şey söylemektir. Dolmuş yıllarını seçen Burcu, Müzeyyen'in kim olduğunu direksiyonda gördüğünü söylemiş olur. Behiye'yi seçen Burcu, onu bir kız kardeş olarak tanımlar.

Bitiş noktası tonu seçer. Aynı hayat, nerede kesildiğine göre bir zafer ya da bir yıkım olarak okunur. Ed Wood'un filmi galada durduğu için umutlu. Séraphine'in filmi hastanede bittiği için kederli. Müzeyyen'in filmi ehliyette biterse bir başlangıç hikâyesi olur. Dolmuşu bıraktığı günde biterse bir veda.

Bütün hayatı seçeceksen bir çerçeve kur. Beşikten mezara anlatı, atlamaları taşıyacak bir iskelete ihtiyaç duyar. Chaplin'in editörle sohbeti bu işi görüyor. SANDIK için bir çerçeve hazır duruyor: tavan arasındaki sandık. Her eşya bir döneme açılabilir. Ama çerçeve de bir seçim; sandıkta olmayan dönem filmde de olmayacak.

Kesitin dışını tamamen silme. Hayat kesiti seçildiğinde öncesi bir iz olarak taşınır. Séraphine'in çocukluğu filmde yok, ama inancında, yalnızlığında, toprağa bakışında var. Müzeyyen'in babası sahnede görünmeyebilir. Direksiyonu tutan elinde, bir korkuda ya da bir inatta görünebilir.

Ünlü kişiyi kenara itmekten korkma. Bir hayatın en ünlü yüzü, en dramatik yüzü olmayabilir. Truffaut'nun filminde Victor Hugo hiç görünmüyor. SANDIK'ta da kasabanın efsanesi kenarda durabilir. Merkezde iki kız kardeşin arasındaki sessizlik olabilir.

Hayat sorusunu her sahnede sına. Burcu'nun sorusu yazıldı. Artık taslağın her sahnesi o soruya bir şey eklemeli. Müzeyyen'in okul yılları bu soruya bir şey katmıyorsa, o sahneler başka bir filme ait. Atılan sahne kaybolmaz; araştırma dosyasında bekler.

Özel kişide küçük bir kamuyla hesaplaş. Müzeyyen dünyaya mal olmamış, ama kasabaya mal olmuş. Kasabanın anlattığı ile ailenin bildiği arasında bir aralık var. Bu aralık bir çatışma kaynağıdır. Seyirci önce efsaneyi, sonra insanı görebilir.

Bilmediğin parçayı seçerken araştırmayı da seçtiğini bil. Dolmuşu bıraktığı gün de ehliyet sınavı da Burcu için karanlık. Bu parçalardan birini seçmek, onu bulmaya söz vermek demek. Bulunamazsa seçim değişecek ya da bilinmeyen bir boşluk olarak filme girecek.

Kesiti bir olayla aç, bir olayla kapat. Hayat kesitinin iki ucu tarihle değil, olayla belirlenir. Séraphine'in kesiti bir keşifle açılıyor, bir hastane kapısıyla kapanıyor. Müzeyyen'in dolmuş yılları da bir eşikle açılmalı: ehliyetin eline geçtiği an ya da ilk yolcunun dolmuşa bindiği an. Kapanış da bir olay olmalı, bir solma değil.

İlişki biyografisinde öteki kişiye kendi sorusunu ver. Behiye yalnız Müzeyyen'in aynası olursa ilişki tek yönlü kalır. Behiye de bir şey istemeli. Ablasının dolmuşu ona ne kazandırdı, neyini aldı? İki kız kardeşin istekleri çarpıştığında ilişki bir hikâyeye döner.

Yaşayan yakını seçimin bir parçası say. Turhan'ın itirazı yalnız bir izin meselesi değil. Hangi parçayı seçtiğin, onun annesi hakkında neyi açtığını belirler. Dolmuş yılları, evlilik yıllarından daha az özel olabilir. Seçim yaparken kimin canını acıtacağını da tart.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Biyografi kişinin bütün hayatını anlatmalı."
Doğrusu

Biyografi bir hayatı anlatmaz, bir hayat hakkında bir şey söyler. Pek çok güçlü biyografi tek bir dönemi, tek bir ilişkiyi ya da tek bir günü anlatır.

Yaygın yanlış"En dramatik dönem en çok olayın olduğu dönemdir."
Doğrusu

Olay çokluğu dram değildir. En dramatik dönem, yazarın sorusunu en çok zorlayan dönemdir. Adèle Hugo'nun takıntılı yıllarında az şey olur, ama her an bir soruyu zorlar.

Yaygın yanlış"Ünlü olmayan birinin hayatı seyirciyi ilgilendirmez."
Doğrusu

Seyirci kişinin ününe değil, hikâyenin sorusuna bağlanır. Séraphine Louis da Homer Hickam da bir devlet adamı kadar tanınmış değildi. Filmler onları ünlerine değil, sorularına yaslanarak anlattı.

Yaygın yanlış"Bir dönemi seçmek, kişinin geri kalanını yok saymaktır."
Doğrusu

Seçilen dönem, öncesini ve sonrasını iz olarak taşır. Bir alışkanlık, bir korku, bir yara geçmişi sahneye getirir.

Yaygın yanlış"Yapım biyografisi yalnız sanatçılar içindir."
Doğrusu

Bir dolmuşu yola çıkarmak, bir dükkân açmak, bir köprü kurmak da bir projedir. Yapım biyografisi bir işin takvimini omurga yapar; işin büyüklüğü değil, engelleri önemlidir.

Yaygın yanlış"Seçimi araştırma bitince yaparsın."
Doğrusu

Araştırma seçimi değiştirebilir, ama seçim de araştırmayı yönlendirir. Hayat sorusu olmadan yapılan araştırma her şeyi toplar ve hiçbir şeyi ayıklamaz.

Yaygın yanlış"Efsane en iyi malzemedir."
Doğrusu

Efsane çekici, ama doğrulanmamış bir efsane filmin taşıyıcı direği olursa bütün yapı onunla birlikte sallanır. Efsane, doğruluğu sınanana kadar bir aday olarak kalır.

Yaygın yanlış"Tek bir gün, bir hayatı anlatmaya yetmez."
Doğrusu

Tek bir gün, doğru seçilirse bütün bir hayatı taşır. Mihenk olayının gücü, geri kalan yılların o güne sığmasıdır. Ama o gün sorunun tam ortasında durmalı; kenarda kalan bir gün, yalnız bir anekdottur.

Yaygın yanlış"Ünlü bir kişiyi anlatırken ünlü olduğu yanı merkeze koymak gerekir."
Doğrusu

Truffaut'nun filminde ünlü baba hiç görünmüyor. Bir hayatın en bilinen yüzü, çoğu zaman en az soru soran yüzüdür.

Yaygın yanlış"Özel kişiyi anlatmak, ünlü kişiyi anlatmaktan daha serbesttir."
Doğrusu

Kamuya açık kayıt azdır, ama yakınlar yakındır. Özel kişinin hikâyesini birkaç insan bilir ve hepsi hâlâ o hikâyenin içinde yaşar.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Bir biyografi hayatın tamamını değil, seçilmiş bir parçasını anlatır.
  • Beşikten mezara anlatı hayatın şeklini gösterir, ama her döneme birkaç sahne düşer ve bir çerçeve ister.
  • Hayat kesiti sınırlı bir dönemi seçer; öncesi ve sonrası iz olarak taşınır.
  • İlişki biyografisi kişiyi tek bir bağın içinden anlatır; öteki kişi ikinci bir merkezdir.
  • Mihenk olayı bir hayatı tek bir başarıda ya da başarısızlıkta sınar.
  • Yapım biyografisi bir işin takvimini omurga yapar.
  • Özel kişinin hikâyesi aile hafızası, özel belgeler ve tanıklarla taşınır.
  • Hayat sorusu, en dramatik parçayı seçmenin ölçüsüdür.
  • Bitiş noktası filmin tonunu belirler.
  • Seçilen parçanın iki ucu birer olaydır, tarih değil.
  • Bilmediğin bir parçayı seçmek, onu araştırmaya söz vermektir.

Sonraki derse köprü

Burcu'nun sorusu dosyanın arkasında yazılı, ama cevabı tavan arasında. Sandığın kapağı kalkınca mektuplar, ehliyet, gazete kupürü ve bir defter çıkacak. Her biri başka bir Müzeyyen anlatabilir. Behiye'nin anlattığı gün, kupürdeki haberle uyuşacak mı? Turhan'ın anlatmak istemediği şey bir bilgi mi, bir eksik mi? Biyografi araştırması, birincil belgeyi tanığın hatırasından ayırmayı ister. Doğrulanamayan bilgiyle ne yapılacağını da sorar. Hangi parçanın seçileceği de belki sandıktan çıkacak bilgiye bağlı. Sandık açıldığında hangi Müzeyyen kalacak?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — bir dosyanın kapağında eski bir fotoğraf; bir dolmuşun önünde genç bir kadın.
  • Beşikten mezara anlatı — bir ip üzerine dizilmiş, eşit aralıklı küçük fotoğraflar.
  • Hayat kesiti — aynı ipten kesilen tek bir parça, iki ucu parlıyor.
  • İlişki biyografisi — iki kız kardeşin aynı yola bakan iki ayrı silueti.
  • Mihenk olayı — tek bir günün haritası; sabah durak, öğlen yol, akşam karakol.
  • Yapım biyografisi — bir ehliyet, bir anahtar, bir durak tabelası sırayla beliriyor.
  • Özel kişi — bir kasaba meydanında fısıldaşan kalabalık; ortada boş bir şoför koltuğu.
  • Hayat sorusu — bir dosyanın arka kapağında tek bir el yazısı satır.

Ritim

Ders bütün bir hayatın sığmadığı bir dosyayla açılıyor. Dönemleri, ilişkiyi, tek günü ve bir işin yapımını tek tek tartıyor. Dosyanın arkasına yazılmış bir soruyla ve henüz açılmamış bir sandıkla bitiyor.