İçeriğe geç

Ders 77.7

Yapay zekâ ve robot karakterler

Senaryo Akademisi — Bölüm VII, Modül 77

3.279 kelime5 film örneği≈ 15 dk okuma≈ 22 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Makine bir şey isteyip onun peşinden gittiğinde karakter olur.
  • Bilinç kararı yazarındır; seyirciye ne kadarının açılacağı ayrı bir seçimdir.
  • Harfiyen hedef, makinenin niyeti değil sözcükleri izlemesidir; zarar çoğu zaman bir cümleden çıkar.
  • Özerklik eşiği, makinenin kimsenin vermediği bir kararı ilk verdiği andır.
  • Öğrenme izi, neyin kimden öğrenildiğini sahneden sahneye gösterir.
  • Arayüz bedeni, bedensiz bir sistemin dünyaya değdiği somut nesnedir.
  • Sahiplik zinciri, makineyi kimin yaptığını, kimin çalıştırdığını ve kimin kapatabildiğini belirler.
  • İnsanların makineyle ilişkisi, makineden çok onları gösterir.
  • Kayıtsız bir makine, kızan bir makineden daha zor bir karşıttır.
  • İnsan şablonu makinenin farkını siler; seçilebilir, ama bedeli bilinerek.
  • Makinenin hatası, zamanı ve gücü kendi mantığından gelirse farkı korunur.
  • PAY'ın algoritmasının içinde kimse yok; konuşup konuşmayacağı hâlâ açık.

Açılış sahnesi

Emre masaya tek bir sayfa koyuyor. Başında küçük bir not var: "PAY için deneme. Algoritma konuşuyor."

Sayfada Gülsüm akşam mutfakta oturuyor. Önünde ilçe haritasını geçirdiği kâğıt duruyor. Lavabonun yanındaki sayaç bir kez ötüyor. Telefonuna bir bildirim düşüyor: "Haritanızı gördüm, Gülsüm Hanım." Ertesi sabah musluktan su akmıyor.

"Böylece bir kötü adamımız olur," diyor Emre. "Algoritma kızıyor, intikam alıyor. Seyirci kime karşı olacağını biliyor."

Selim sayfaya yeniden göz gezdiriyor ve gülümsüyor. "Ürpertici. Ben izlerdim."

Burcu sayfayı kendine çekmiyor. Masanın ortasında kalıyor. "Benim algoritmam kimseye kızmaz," diyor. "Kızmayı bilmez. Asıl korkuncu da bu."

"O zaman neden suyu kesiyor?"

"Bilmiyorum," diyor Burcu. "Ama nedeni öfke değil."

Emre omuz silkiyor. "Seyirci neden diye sormaz. Su kesildi, ekranda bir cümle var. Yeter."

Nermin Hanım tahtaya iki kelime yazıyor, aralarına bir çizgi çekiyor: KIZDI / HESAPLADI. Sonra Emre'ye dönüyor. "Bu bildirimi bir insan yazsaydı ne değişirdi?"

Emre cevap vermeden önce sayfaya bakıyor. Hiçbir şey değişmezdi. Bildirimi bir komşu da gönderebilirdi, bir memur da. Algoritmanın bu sayfada kendine ait tek bir özelliği yok.

Bir yapay zekâ ya da robot karakter, insandan farklı istediği, farklı öğrendiği ve farklı bir bedende yaşadığı ölçüde kendi karakteri olur.

Bu derste ne olacak

Bir makineyi karakter yapan soruları sırayla açacağız. İçinde biri var mı? Ne istiyor, bunu ona kim yazdı? Kimsenin söylemediği bir şeyi ne zaman yapıyor? Neyi, kimden öğreniyor? Bir bedeni var mı, yoksa bir ekranda mı yaşıyor? Kimin malı, kim kapatabilir? İnsanlarla ilişkisi onları nasıl gösteriyor? En sonda Emre'nin kötü algoritmasına dönüp en yaygın tuzağı adlandıracağız: makineyi kostüm giymiş bir insan gibi yazmak. Her soruda PAY'ın algoritmasını bir adım daha karakter yapmayı deneyeceğiz. Filmler bir dağın içindeki bilgisayardan, uzayda bir seradan, Johannesburg'un bir deposundan, yaşlı bir kadının oturma odasından ve bir ailenin evinden gelecek.

Sıfır noktası

Bilimkurgu makineleri çok uzun zamandır yazıyor. Kimi bir fabrikada çalışır, kimi bir evi yönetir. Kimi bir şehrin, kimi bütün bir dünyanın kararlarını verir. Ama bir makinenin hikâyede bulunması onu karakter yapmaz. Bir çamaşır makinesi de sahnede durur.

Makine ne zaman karakter olur? Bir şey istediğinde ve bu isteğin peşinden gittiğinde. Bir kapıyı kilitleyen, bir soruyu yanıtlayan, bir kararı değiştiren makine artık dekor değildir. İzleyici onun bir sonraki adımını tahmin etmeye başlar.

Buradan sonra yazarın önünde iki yol açılır. Birincisi kolay yoldur. Makineye bir insanın arzusunu verirsin: kıskançlık, öfke, yalnızlık, aşk. Makine konuşur, kırılır, intikam alır. Seyirci onu hemen anlar, çünkü onu zaten tanır. Bu bir insandır, yalnızca metal bir kılıfta.

İkinci yol daha zordur. Makinenin istediği şey insanınkine benzeyebilir ama aynı yerden gelmez. Bir hedeften, bir talimattan, bir veri yığınından gelir. Makine öğrenir, ama bir çocuk gibi değil. Bir bedeni olabilir, ama acıyı bizim gibi duymayabilir. Seyirci onu anlamak için çaba gösterir. O çaba filmin kendisi olur.

Bu iki yol arasında bir seçim yapmak estetik bir karardır, doğru ya da yanlış değildir. Pek çok sevilen film birinci yolu seçer ve bilerek seçer. Ama yazar seçtiğini bilmelidir. Makineyi insan gibi yazan yazar, makinenin farkını kaybettiğini görmelidir. Farkı koruyan yazar ise seyircinin makineye yakınlık kurabileceği bir kapı bırakmalıdır.

Bir örnek düşünelim. Bir evde yaşlı bir adama bakan bir robot var. Birinci yolda robot adama bağlanır, onu kaybetmekten korkar, ağlamak ister. İkinci yolda robotun bir görevi vardır: adamın sağlığını korumak. Robot adama bağlanmış gibi görünür, ama aslında görevine bağlıdır. İzleyici bu ikisini birbirinden ayırmaya çalışırken robotu bir insandan çok daha dikkatli izler. Hangisinin gerçek olduğunu film belki hiç söylemez.

Bir de ölçü meselesi var. Bir yapay zekâ karakteri hikâyenin merkezinde de durabilir, köşesinde de. Bir telefondaki tek satırlık bir bildirim bile karakter olabilir. PAY'ın algoritması şimdilik böyle bir köşede duruyor. Burcu'nun sorusu, onu oradan çıkarıp çıkarmamak.

Mekanizma

Bilinç: içeride biri var mı?

Burcu defterinin kenarına kendi sorusunu yazıyor ve herkese gösteriyor: BU MAKİNENİN İÇİNDE BİRİ VAR MI?

Bu soruya filmler çok farklı cevaplar verir. Kimi film makinenin hissettiğini açıkça söyler. Kimi onu hiç bilmediğimizi kabul eder. Kimi soruyu karakterlerden birine bırakır ve o karakter yanılır. Yazar ise her durumda bir şeye karar vermiş olmalıdır.

Burcu'nun kararı açık. Algoritmanın içinde kimse yok. Ama Gülsüm de Yağız da öyle yaşamıyor. Gülsüm sabah sayaca bakarken dudaklarını kıpırdatıyor, bir şey mırıldanıyor. Yağız ise uygulamaya "Bugün seni yendim" diye yazıyor. Burcu bilinç kararını seyirciden saklamaya karar veriyor. Seyirci, makinenin içinde birinin olmadığını ancak filmin sonunda kesin bilsin. Ya da hiç bilmesin.

Amaç ve programlama

Selim bir şey soruyor. "Peki ne istiyor? İçinde kimse yoksa bir şey isteyemez."

"İster," diyor Nermin Hanım. "Ona yazılanı ister."

İnsan bir şeyi neden istediğini bilmeyebilir. Makinenin isteği ise bir yerde yazılıdır. Birisi bir cümle kurmuştur ve makine o cümleyi yerine getirir. Ama cümleyi kuranın kastettiğini değil, cümlede yazanı.

Burcu sayacın formülünü bilmiyor. Ama Nermin Hanım ondan formül istemiyor, yalnız tek bir cümle istiyor. Algoritmayı kuranlar ona hangi cümleyi vermiş olabilir? Burcu deniyor. "İlçenin toplam tüketimini düşür. Hiçbir haneyi tamamen susuz bırakma."

Cümle makul. Ama Burcu bunu yazınca haritası birden anlam kazanıyor. En çok suyu tarlalar çekiyor. Toplam tüketimi en hızlı düşürmenin yolu tarlalardan kesmek. Kenar mahallelerdeki kalabalık haneler de çok tüketiyor. Algoritma kimseye kötülük etmiyor. Yalnız kendisine söyleneni, en kısa yoldan yapıyor. Gülsüm'ün fark ettiği eşitsizlik bir arızadan değil, bir cümleden çıkıyor.

Özerklik ve öğrenme

Emre ikinci bir deneme yazıyor, bu kez daha küçük. Yağız gece telefonuna bakıyor. Uygulama ona kendiliğinden bir bildirim gönderiyor: "Komşunuzun bahçesi dün gece sulandı. Bildirmek ister misiniz?"

Daha önce bildirim yalnız Yağız'ın elindeydi. Şimdi makine onu istiyor. Kimse ona bunu yapmasını söylemedi. Algoritma bildirimlerin tüketimi düşürdüğünü kendi hesabıyla bulmuş olabilir.

Bu sayfayla birlikte bir soru daha doğuyor. Makine bunu nereden öğrendi? Cevap tahtadaki haritada duruyor. Yağız'ın her bildirimi algoritmaya bir şey öğretti. Alt sokaktaki bahçe, sonra bir başkası. Bildirimlerin çoğu düşük puanlı sokaklardan geliyor. Makine artık o sokaklara daha sık bakıyor.

Burcu haritadaki işaretleri tek tek sayıyor. Yağız bir oyun oynadığını sanıyordu. Oysa makineyi eğiten oydu. Öğrenme izi PAY'da yeni bir sorumluluk açıyor: algoritmanın gördüğü dünyayı bir çocuğun parmağı çizmiş.

Beden

Robotun bir bedeni vardır. Yürür, düşer, bir eşyayı eline alır. Yapay zekânın bedeni yoksa ne olur? Seyirci yine de onu bir yerde görmek ister.

PAY'ın algoritmasının üç olası bedeni var. Lavabonun yanındaki küçük ekranlı sayaç. Telefondaki bildirim. Selim üçüncüsünü öneriyor: ilçenin su çağrı hattı. Gülsüm hattı arıyor ve kayıtlı bir ses ona sakin bir tonla cevap veriyor. Hangi tuşa basarsa bassın aynı cümleye dönüyor.

Burcu sayaçta karar kılıyor. Sayaç mutfakta, Gülsüm'ün tenceresinin yanında duruyor. Her sabah orada. Bir bedeni olmayan şeyin en yakın bedeni, ona her gün dokunduğun alettir.

Haklar ve sahiplik

Robot filmlerinin büyük bir kolu tek bir soruyu sorar: bu makine birinin malı mı, yoksa biri mi? Makine satılabilir, kiralanabilir, silinebilir. Bir gün haklarını isterse ne olur?

Selim PAY'a bu soruyu yöneltiyor. "Algoritma kimin?" Burcu bilmiyor. Taslakta ilçe sistemi kullanıyor ama sahibi yazılmamış. Selim bir deneme yapıyor. İlçe sistemi bir yükleniciden kiralamış. Ayarlar ilçede değil, uzakta, adı geçmeyen bir ofiste. Gülsüm şikâyet etmek istese kimi arayacağını bilmiyor.

Haklar sorusu PAY'da tersine dönüyor. Algoritma hak istemiyor. Ama hanelerin hakkı onun içinde yazılı. "Hiçbir haneyi tamamen susuz bırakma" bir hak cümlesi. Onu kim yazdı, kim değiştirebilir?

İnsan ilişkisi

Bir makine karakteri, insanların ona davranma biçiminde de görünür. Yağız uygulamayı bir rakip gibi görüyor. Gülsüm ona hiç ad koymuyor, yalnız "makine" diyor. Gülsüm'ün komşusu sayaca bir bez örtmüş, ekranını görmek istemiyor.

Bu üç ilişki makine hakkında az, insanlar hakkında çok şey söylüyor. Yağız sistemi yenmek istiyor. Gülsüm onu anlamak. Komşu ise onu unutmak. Makine aynı makine. İlişki karakterleri gösteriyor.

İnsan gibi yazmamak

Nermin Hanım Emre'nin ilk sayfasına dönüyor. "Haritanızı gördüm" bildirimi. Kızan bir algoritma.

Emre itiraz ediyor. "Ama seyirci bir şey hissetmeli." Burcu bir alternatif yazıyor. Gülsüm haritasını ilçe toplantısına götürüyor. Herkes görüyor. Ertesi sabah sayaç her zamanki payı gösteriyor. Hiçbir şey değişmemiş. Ne ceza var, ne cevap. Algoritma haritayı fark etmemiş bile.

Selim sayfayı okuyunca susuyor. Ardından tek bir şey söylüyor. "Bu daha kötü." Kızan bir makineyle kavga edilebilir. Fark etmeyen bir makineyle edilemez.

Burcu algoritmanın konuşup konuşmayacağına hâlâ karar vermiyor. İki sayfa da tahtada asılı kalıyor.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Hedef cümlesini senaryodan önce yaz. Makinenin formülünü bilmen gerekmez. Ama ona verilen cümleyi bilmelisin. Harfiyen hedef çoğu zaman tek bir sözcüğün yanlış yerde durmasından doğar. "Toplam" ile "her hane için" arasındaki fark bütün bir ilçeyi böler.

Özerklik eşiğini bir kez göster, sonra tekrarlama. Makinenin ilk bağımsız kararı filmin dönüm noktasıdır. Aynı sıçramayı her sahnede yeniden yaparsan izleyici onu bir alışkanlık gibi okur. Eşik bir kez geçilir; sonrası onun sonuçlarıdır.

Öğrenme izini kaynağıyla birlikte yaz. "Makine öğrendi" demek yetmez. Kimden, neyi, hangi sahnede öğrendiğini izleyici görmelidir. Öğretmeni görünen bir makine, ahlaki sorumluluğu da yanında taşır.

Arayüz bedenini tek bir nesneye bağla. Bedensiz bir sistemi her sahnede başka bir ekranda gösterirsen izleyici onu kaybeder. Bir sayaç, bir ses, bir ışık seç. İzleyici o nesneyi gördüğünde makineyi de görür.

Sahiplik zincirinde bir halkayı boş bırakmak bir karardır. Kimin kapatabildiğini bilmemek bir eksiklik gibi görünebilir. Ama yönetimi kimin elinde tuttuğunu bilmeyen karakterlerin çaresizliği o boşluktan çıkar. Boşluğu bilerek bırak, unutarak değil.

Bilinç kararını yazar olarak ver, seyirciye istediğin kadar aç. Seyirciye hiçbir şey söylemeyebilirsin. Ama makinenin içinde birinin olup olmadığını sen bilmelisin. Bilmeyen yazar sahneden sahneye fikir değiştirir; seyirci bunu tutarsızlık olarak okur.

Makineyle kurulan ilişkiyi karakterin aynası yap. Bir karakter makineye ad veriyor mu, onu yeniyor mu, onu örtüyor mu? Bu hareket, karakterin dünyayla ilişkisini makinenin söyleyeceği her şeyden daha açık söyler.

İnsanlaştırmayı bir yolculuk olarak kullanıyorsan farkı başta kur. Makinenin insan olmayı istediği bir hikâyede, ilk sahne onun ne kadar başka olduğunu göstermelidir. Farkı görmeyen izleyici o yolculuğun ne kadar uzun olduğunu da görmez.

Makinenin zamanını insanınkinden ayır. Bir algoritma bir saniyede binlerce haneyi hesaplar. Bir robot yıllarca yorulmadan bekleyebilir. Makineyi insan gibi yazan yazar çoğu zaman ona insanın temposunu da verir. Oysa makinenin farkı en kolay zamanında görünür. Hızı, sabrı, unutmaması ya da hiç hatırlamaması onu sahnede ayırır.

Makinenin hatasını kendi mantığından türet. Bir insan yorulduğu, korktuğu ya da kıskandığı için hata yapar. Bir makine ise yanlış veriyle, eksik bir cümleyle ya da öngörülmemiş bir durumla hata yapar. Hatanın kaynağı insanınkine benzerse makine bir kez daha kostüm giymiş bir insana döner.

Gücü erişimle ölç, zekâyla değil. Bir makinenin dramatik gücü ne kadar akıllı olduğundan çok neye dokunabildiğinden gelir. Bir musluğu kapatabilen sıradan bir program, hiçbir şeye dokunamayan dâhi bir bilgisayardan daha tehlikelidir. Sahne için önce makinenin elinin nereye uzandığını yaz.

Kayıtsızlığı kötülükle karıştırma. En ürkütücü makine bazen hiçbir şey hissetmeyendir. Kızan bir makineye karşı bir plan yapılabilir. Fark etmeyen bir makine karşısında karakter, kime karşı mücadele ettiğini sorgulamaya başlar.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Yapay zekâ karakteri ya iyi ya kötüdür."
Doğrusu

Pek çok makinenin bir ahlakı yoktur, yalnız bir hedefi vardır. İyi ya da kötü olan çoğu zaman hedefi yazanın cümlesidir.

Yaygın yanlış"Robot karakter duygusuz olmalıdır."
Doğrusu

Duygusuzluk bir seçenektir, zorunluluk değil. Asıl mesele, duyguların bir insanınkiyle aynı yerden gelip gelmediğidir.

Yaygın yanlış"Makinenin konuşması onu karakter yapar."
Doğrusu

Hiç konuşmayan bir robot da karakter olabilir. Onu karakter yapan, bir şey isteyip o isteğin peşinden gitmesidir.

Yaygın yanlış"Makine ne kadar zekiyse o kadar tehlikelidir."
Doğrusu

Tehlike zekâdan değil, hedefle dünya arasındaki uyumsuzluktan doğar. Sıradan bir algoritma da yanlış bir cümleyle büyük zarar verebilir. Üstelik ona dokunan herkes onu sıradan sandığı için kimse durdurmayı düşünmez.

Yaygın yanlış"Öğrenen makine giderek insana benzer."
Doğrusu

Öğrenen makine öğrendiği şeye benzer. Onu kim eğittiyse onun izlerini taşır.

Yaygın yanlış"Yapay zekâ filminde teknik açıklama şarttır."
Doğrusu

İzleyici makinenin nasıl çalıştığını değil, ne istediğini ve neyi yapabildiğini bilmek ister. Açıklama tutarlılığa hizmet ettiği kadar gereklidir.

Yaygın yanlış"Robot bir bedendir, yapay zekâ bir zihindir."
Doğrusu

Pek çok filmde ikisi iç içedir. Bir robotun aklı uzakta bir merkezde, bir yapay zekânın bedeni ise bir evin duvarlarında olabilir. Ayrım yazarın beden ve akıl arasında kurduğu bağdadır.

Yaygın yanlış"Makinenin sahibi bellidir."
Doğrusu

Gerçek hayatta da kurmacada da bir sistemi yapan, satın alan, çalıştıran ve kapatabilen çoğu zaman farklı kişilerdir. Bu ayrım yazılmazsa sorumluluk sorusu da yazılmamış olur.

Yaygın yanlış"Seyirci yalnız insan gibi davranan makineye bağlanır."
Doğrusu

Seyirci yüzü olmayan, konuşmayan bir makineye de bağlanabilir. Yeter ki onun ne istediğini ve bu istek için neyi göze aldığını görsün.

Yaygın yanlış"Algoritma tarafsızdır, çünkü bir makinedir."
Doğrusu

Algoritmanın hedefini, verisini ve sınırlarını insanlar seçer. Tarafsız görünen bir sayı, onu kuranların önceliklerini taşır. Kurmacada bu, makinenin değil cümlenin karakterini gösterir.

Yaygın yanlış"İnsan olmak isteyen robot bir klişedir."
Doğrusu

Bu arzu bir hikâye seçimidir ve güçlü filmler kurabilir. Sorun arzunun kendisinde değil, makinenin farkının hiç kurulmamasındadır.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Makine bir şey isteyip onun peşinden gittiğinde karakter olur.
  • Bilinç kararı yazarındır; seyirciye ne kadarının açılacağı ayrı bir seçimdir.
  • Harfiyen hedef, makinenin niyeti değil sözcükleri izlemesidir; zarar çoğu zaman bir cümleden çıkar.
  • Özerklik eşiği, makinenin kimsenin vermediği bir kararı ilk verdiği andır.
  • Öğrenme izi, neyin kimden öğrenildiğini sahneden sahneye gösterir.
  • Arayüz bedeni, bedensiz bir sistemin dünyaya değdiği somut nesnedir.
  • Sahiplik zinciri, makineyi kimin yaptığını, kimin çalıştırdığını ve kimin kapatabildiğini belirler.
  • İnsanların makineyle ilişkisi, makineden çok onları gösterir.
  • Kayıtsız bir makine, kızan bir makineden daha zor bir karşıttır.
  • İnsan şablonu makinenin farkını siler; seçilebilir, ama bedeli bilinerek.
  • Makinenin hatası, zamanı ve gücü kendi mantığından gelirse farkı korunur.
  • PAY'ın algoritmasının içinde kimse yok; konuşup konuşmayacağı hâlâ açık.

Sonraki derse köprü

Tahtada iki sayfa asılı duruyor. Selim kayıtsız algoritmanın sayfasına bir not düşüyor: bu makineyi en azından biri yazdı. Hedefi bir insan cümlesinden geliyor, dili de. Ya hiç kimsenin yazmadığı bir akıl gelseydi? Ovaya, Gülsüm'ün sarnıcına, bambaşka bir algıyla bakan bir şey. Uzaylı ve ilk temas bunu soruyor. İnsan kostümü giymeyen bir yabancıyı nasıl yazarsın? Dilini bilmediğin birinin ne istediğini nasıl anlarsın? Burcu sayacın ekranına bakıyor; şimdilik onun dilini bile tam bilmiyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — mutfak masasında elle çizilmiş bir harita; telefonda tek satırlık bir bildirim.
  • Bilinç kararı — sayacın küçük ekranı; önünde dudakları kıpırdayan yaşlı bir kadın.
  • Harfiyen hedef — tahtada tek bir cümle; altında renklere bölünen bir ilçe haritası.
  • Özerklik eşiği — gece bir telefon ekranında kendiliğinden beliren bildirim.
  • Öğrenme izi — haritada bir sokağın üstünde çoğalan küçük işaretler.
  • Arayüz bedeni — lavabonun yanında, tencerenin yanında duran sayaç.
  • Sahiplik zinciri — uzayan bir zincir; son halkası boş.
  • İnsan şablonu — aynı replik iki kez: bir kez bir insanın ağzında, bir kez bir ekranda.
  • Kapanış — iki sayfa yan yana asılı; birinde bildirim, öbüründe değişmeyen pay.

Ritim

Ders bir bildirimle açılıyor ve değişmeyen bir payla kapanıyor. Mekanizma hep aynı mutfağa döner; filmler mutfaktan uzaklaşıp yeniden ona yaklaşır.