Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Yalan niyetin özelliğidir; doğru cümlelerle de kurulabilir.
- Sessiz yalan, yanlış bir inancı bilerek düzeltmemektir.
- Doğrudan bir soru, susuşu bir karara çevirir.
- Ezber hikâye akıcıdır ve gereğinden fazla ayrıntı taşır.
- Ismarlama yalanda sahibi ile taşıyıcısı ayrıdır.
- Kendine söylenen yalan en iyi bir nesneyle görünür.
- Seyirci yalanı önceden bilebilir, sonradan öğrenebilir ya da sezebilir.
- Alışkın yalancıyı titretme; işareti çevresine koy.
- İstenmemiş savunma, saklanan suçluluğu gösterir.
- Yalan çoğu zaman ödünç bir dille söylenir.
- Tanık nesne ve bilen yüz, yalanı sözsüz açar.
- Uzun yalanın bakımı, onu en çok ele veren şeydir.
- Tutan her yalanın arkasında inanmak isteyen bir dinleyici vardır.
- Susmak tarafsızlık değildir; bir taraf seçmektir.
- İfşadan sonra asıl soru, yalanın neyi koruduğudur.
Açılış sahnesi
Emre, Nöbet'in akşam sahnesini yeniden yazmış. Hastane odası, yatağın iki yanı. Kadir ağabeyine babalarının bu hastalığı ne zamandır bildiğini soruyor. Taslakta Murat'ın gözü pencereye kaçıyor. Eli çay bardağını bırakıyor, yeniden alıyor. Cevap üç parçaya bölünmüş, aralarında üç nokta. Bilmiyorum ki... ben de... yani...
Selim sayfayı okuyup kaşını kaldırıyor. Bu adam üç aydır aynı yalanı taşıyor, diyor. Hâlâ beceremiyor mu?
Emre itiraz ediyor. Seyirci yalanı görmeli. Görmezse kantindeki itiraf boşa gider.
Nermin Hanım üç noktaların hepsini daire içine alıyor. Seyirci görmeli, doğru, diyor. Peki Kadir? Bu sahnede kardeşine inanıyor. Bu kadar titreyen bir adama kim inanır?
Emre sayfaya bakıyor. Murat'ı titretirse Kadir saf görünecek. Titretmezse yalan kaybolacak. İki yol da sahneyi bozuyor.
Yalanı Murat'ın yüzünden al, diyor Nermin Hanım. Yüz sakin kalsın, cümleler akıcı olsun. Yalanın işaretini odanın başka bir yerine koy. Bir nesneye, bir tanığa, sonraki bir sahneye. Kadir bakmadığı için görmesin. Seyirci baktığı için görsün.
Alışkın bir yalancı akıcı konuşur; seyirci yalanı onun yüzünden değil, çevresindeki nesneden, tanıktan ya da sonraki bir sahneden okur.
Bu derste ne olacak
Bu derste yalanın biçimlerini birbirinden ayıracağız. Doğrudan yalanı, yarım gerçeği ve hiç söz kurmadan süren saklamayı tanıyacağız. Konu değiştirmeye, fazla ayrıntıya ve önceden hazırlanmış hikâyeye bakacağız. Karakterin kendine söylediği yalanı da konuşacağız. Sonra seyircinin yerini soracağız: yalanı baştan bilen seyirci ile sonradan anlayan seyirci başka bir film izler. Dersin ikinci yarısında yalanın işaretlerine geçeceğiz. Davranış, başka bir sahne, gereksiz bir savunma, dilin kayması, bir nesne, bir tanığın yüzü. Nöbet'in gecelerindeki yalanları ve beş ayrı filmin yalancılarını bu gözle okuyacağız. Her yalanın neyi koruduğunu da soracağız. Dersin sonunda kendi yalan sahnende işareti nereye koyacağını seçebileceksin.
Sıfır noktası
Önceki dersin sonunda Figen'in o geceki susuşu bir soru olarak kalmıştı. Önce ona bir cevap verelim. Figen'in kurduğu her cümle doğru. Kadir'in ise yanlış bir inancı var. Babasının üç ay önceki tahlilleri bir kontrolden ibaretti. Mutfaktaki düşme bir talihsizlikti. Birkaç güne eve dönecek. Figen bu inancı biliyor ve düzeltmiyor.
Yalan sözcüklerin değil, niyetin özelliğidir. Bir karakter karşısındakinin yanlış bir şeye inanmasını istiyorsa sahnede yalan vardır. Yanlış inancın sürmesine bilerek göz yumuyorsa da vardır. Hangi cümlelerle kurulduğu yalnızca yalanın biçimidir. Figen'in biçimi susmak. İşlevi yine de bir yalanın işlevi: Kadir'i bir gece daha yanlış bir dünyada tutuyor.
Bu cevap Figen'i kötü yapmaz. Yaşlı adama bir söz verdi. Susuşu o sözün bedeli. Drama için önemli olan da bu. Yalan, karakterin neyi koruduğunu gösterir. Kadir işini koruyor, Murat babasının isteğini. Baba gururunu koruyor. Her yalan, söyleyenin değer haritasında bir noktayı işaretler.
Bir yalan sahnesini okurken önce kimin kime yalan söylediğine bak. Sonra bedelini kimin ödediğine. En sonda da seyircinin nerede durduğuna. Bu son soru en çok unutulanıdır. Seyirci yalanı yalancıyla birlikte biliyorsa sahne gerilim üretir. Seyirci de kandırılıyorsa gerilim yoktur, ama sonradan bir sarsıntı gelir. Seyircinin bir şeyden şüphelenip emin olamadığı bir yer de var. Nöbet'in en sağlam yalanları orada duruyor.
Yeni yazarın en sık yaptığı şey, açılıştaki taslakta gördüğümüz hata. Yalanı görünür kılmak için yalancıyı kötü bir yalancı yapıyor. Oysa gerçek hayatta yalanı uzun süre taşıyan insan, ona alışmış insandır. Yalanın işareti yüzde değil, yüzün çevresinde aranır.
Geriye bir mesele kalıyor. Her yalanın bir dinleyicisi vardır ve dinleyici her zaman masum değildir. Bazı yalanlar tutar, çünkü dinleyen onlara inanmak ister. Kontrol sözü Kadir'e üç ay boyunca rahat bir uyku verdi. Babasının yorgun yüzünü başka bir şeye bağlamasını sağladı. Kadir'in yanılması, Murat'ın yalanı kadar Kadir'in kendi isteğine de dayanıyor. Bu yüzden yalan sahnesi iki kişilik bir iştir. Biri söyler, öbürü kabul eder. Kabulün nedeni çoğu zaman yalanın kendisinden daha ilginçtir.
Mekanizma
Söz kuran yalanlar
Doğrudan yalan en yalın biçimdir. Karakter doğru olmadığını bildiği bir şeyi söyler. Kadir'in ustabaşıyla telefonu böyle. Sabaha karşı, hastane arka kapısında, ustabaşı nasıl dinlendiğini soruyor. Kadir uyuduğunu söylüyor, ardından babasının hep kullandığı güvenceyi ekliyor: merak etme. Görüntüde gözleri kızarmış, sesi geceden kısılmış. Söz–görüntü karşıtlığı yalanı seyirciye hemen veriyor. Ustabaşı görmüyor, biz görüyoruz.
Yarım gerçek daha sinsidir: söylenen doğrudur, söylenmeyen belirleyicidir. Serkan'ın notu Figen'in elinde kalıyor; Kadir'e okunmuyor. Notun bir parçasını kendi sözüne çeviriyor: ağabeyi bu hafta İstanbul'a dönmesin. Cümle doğru. Ama notta bir kelime daha var. Babaya kalan zamanı söyleyen kelime Figen'in ağzından çıkmıyor.
Murat'ın ilk geceleri sessiz bir yalandır. Kardeşinin "kontrol" diye bildiği şeyin ne olduğunu biliyor. Söz açılmadıkça susmak yetiyor. Sonra bir akşam Kadir doğrudan soruyor: babası ne zamandır biliyordu? Soru, susuşu bir karara çeviriyor. Murat ya söyleyecek ya da yalanı bir adım daha taşıyacak. Konuyu değiştiriyor. Bunu ertesi gün doktorla netleştirmelerini öneriyor, telefonu titreyince odadan çıkıyor. Konu değiştirmek de bir cevaptır. Kadir onu umursamazlık sanıyor.
Murat'ın üç ay önceki telefonu bir ezber hikâyeydi. Kantinde gerçeği söylediğinde Kadir o telefonu ona geri okuyor. Rutin demişti. Yaşı gereği demişti. Randevunun saatini bile söylemişti. Gerçek bilgi dağınık gelir, kenarları pürüzlüdür. Ezber bilgi kusursuz gelir. Aşırı ayrıntı yalanın en eski işaretidir. Yalancı, eksik bıraktığı yerden yakalanacağını sanır ve her boşluğu doldurur.
Kontrol yalanını baba istedi, Murat söyledi. Kantinde Kadir'in karşısında oturan taşıyıcıdır. Sahibi yukarıda, yatağında. Kadir'in öfkesi hangisine gidecek? Ismarlama yalan bir sahneye iki sanık koyar. Biri masadadır, öbürü değildir. Yazar öfkenin yolunu iki ayrı sahneye bölebilir.
Kendine söylenen yalanın dinleyicisi ile söyleyicisi aynı kişidir. Kadir on üç pazar babasının evindeydi. Babasının yorgunluğunu gördü, kaloriferin gürlemesini duydu. Her pazar gördüğünü o tek kelimenin altına koydu. Kantinde kaloriferin aylardır gürlediğini söylemesi bunu itiraf ediyor. Kendine yalan sahnede bir nesneye bağlanır. Karakter nesneyi duyar ama dinlemez.
Seyircinin yeri
İzleyicinin bildiği yalanda seyirci yalancının ortağıdır. Kadir'in telefonunda biz geceyi gördük, ustabaşı görmedi. Bu ortaklık acıma doğurur. Babanın gece Figen'e merak etmemesini söylemesi daha ince bir durum. Orada yalanı iki taraf da biliyor. Figen bilen biri olarak cevap veriyor, yalanı bir nezaket gibi kabul ediyor.
Sonradan anlaşılan yalanda seyirci yanılanın yanındadır. Kontrol yalanını Kadir'le aynı anda, kantinde öğreniyoruz. O an önceki sahneler geriye doğru yeniden okunur. Akşamki ertelemenin adı değişir. Tahlil sabahındaki bir telefon titreşimi başka bir anlam kazanır.
Yalanı görünür kılmak
Davranış çelişkisi sözün başka, bedenin başka yöne gittiği yerdir. Murat koridorda iş arkadaşlarıyla konuşuyor. İşlerin kontrol altında olduğunu, buradan da her şeye yetiştiğini söylüyor. Kontrol kelimesi onun ağzında ikinci kez bir yalan taşıyor. Bu sırada ayakları onu çıkış kapısına kadar götürüp geri getiriyor. Eli ceketinin iç cebine gidiyor. Orada ilk gece okumadan katladığı ilaç kâğıdı duruyor.
Başka sahnedeki bilgi, yalanı ikiye böler. Tahlil sabahı doktor değerin bir süredir yüksek olduğunu, önceki tahliller bulunduğunu söylüyor. Tam o anda Murat'ın telefonu titriyor ve Murat koridora çıkıyor. Seyirci bunu bir rastlantı sanıyor. Kantinden sonra o titreşim bir kaçış olarak okunuyor.
İlk gece Figen forma düşme saatini yazmak istiyor. Kadir saati bilmiyor. Bilmediğini de söylemiyor. Pazarları babasının yanında olduğunu anlatıyor, o günün salı olduğunu, işte olduğunu. Kimse ona nerede olduğunu sormadı. Seyirci bu cevaptan babanın yalnız düştüğünü ve Kadir'in bunu kendine bağışlamadığını öğreniyor.
Dil değişimi yalanın ödünç sesidir. Yalan söyleyen karakter çoğu zaman kendi dilinden çıkar. Kadir ustabaşına babasının sözüyle güvence veriyor. Murat aynı güvenceyi şirketin çoğul diliyle taşıyor. Aynı aile içinde bir yalan cümlesi elden ele geçiyor ve her elde biraz değişiyor.
Serkan'ın notu Nöbet'in tanık nesnesi. Figen onu Kadir'e okumadı. Not sonunda Murat'ın cebine geçiyor. Seyirci o kelimeyi Murat'la birlikte, arabanın içinde okuyor: günler. Kadir'e kimse bir şey söylemiyor. Son gece kâğıt ceketten düşüyor ve Kadir onu yerden alıyor. Ne okuduğunu görmüyoruz. Doktorun dosyasındaki önceki tahliller de aynı işi yapıyor. Hiçbiri bir şey iddia etmiyor. Yalnızca tarih taşıyor.
İlk akşam Kadir Figen'e babasının üç ay önce yalnızca bir kontrolden geçtiğini anlatıyor. Düşmeyi bir talihsizlik sayıyor. Kadir yalan söylemiyor. İnandığı yalanı aktarıyor. Figen'in kalemi kâğıdın üstünde duruyor. Gözü dosyaya iniyor, bir şey demiyor. Kadir bu duraksamayı görmüyor. Seyirci görüyor ve ilk kez bir şeyin yanlış olduğunu seziyor.
Filmlerden okuma
Bu filmlerde yalanı ele veren şey neredeyse hiç yalancının kekelemesi değil. Stempel'in yutulan cevabı, Glass'ın yürüdüğü bina, Joan'ın susan yüzü, Nelly'nin kolu, hastane kapısındaki kalabalık. Hepsi yalancının dışında. Van Doren ile Glass akıcı konuşuyor. Joe kürsüde parlıyor. Johnny planını özenle anlatıyor. Mark'ın sesi bile titremiyor. Yazarlar yalanın işaretini başka bir yere taşımış.
Yalanın neyi koruduğu da her filmde ayrı okunuyor. Van Doren bir aile adını, Glass sevilme isteğini koruyor. Joan bir evliliği ve kendi seçimini, Johnny kendi geçmişini koruyor. Mark bir annenin korkusunu dindiriyor. Yalanın biçimi aynı olabilir. Koruduğu şey karakteri ayırıyor.
Nöbet'te de durum aynı. Murat'ın sesi akşam sahnesinde titremiyor. Yalanı açan Figen'in duran kalemi, Serkan'ın notu ve bir telefonun titreşimi. Kantindeki itiraf geldiğinde seyirci bu üç işareti zaten taşıyor. İtiraf onu şaşırtmıyor, sezdiğini doğruluyor.
Bu filmleri izlerken her yalanda kendine birkaç şey sor. Yalanı ilk kim fark ediyor ve bunu nasıl belli ediyor? Yalancı yalanı korumak için hangi küçük işleri yapıyor? Seyirci yalanı ne zaman öğreniyor: yalancıyla birlikte mi, kandırılanla birlikte mi, yoksa ikisinin arasında bir yerde mi? Son sorunun cevabı, filmin seni nereye oturttuğunu söyler. Quiz Show seni kabinin arkasına alıyor. Phoenix seni Nelly'nin yanına, Johnny'nin görmediği yüzün karşısına oturtuyor.
Usta katmanı
Yalancıyı titretme. Uzun süredir taşınan yalan akıcıdır. Titreyen yalancı ya yeni yalan söylüyordur ya da itiraf etmek üzeredir. İkisi de ayrı bir sahnenin konusudur.
İşareti bir başkasına ver. Yalanın en temiz işareti dinleyenin yüzündedir. Bilen bir tanığı sahnenin kenarına koy. Konuşmasına gerek yok. Kalemi dursun, gözü dosyaya insin.
Ödünç dili bul. Karakter yalan söylerken kimin sözüyle konuşuyor? Babanın güvencesi, şirketin çoğulu, bir avukatın kalıbı. Yalanın dili, yalancının kime sığındığını söyler.
Fazlalığı yaz, eksikliği değil. Yalanı eksik bilgiyle değil, fazla bilgiyle yakalat. Kimsenin sormadığı bir saat, bir isim, bir gerekçe. Gerçek pürüzlüdür. Kusursuz cevap şüphe uyandırır.
Susuşa bir soru gönder. Sessiz yalan kendi başına durgun kalır. Bir karakter doğrudan sorduğu anda susan karar vermek zorunda kalır. O soruyu hikâyenin hangi noktasına koyduğun, yalanın ağırlığını belirler.
Ismarlama yalanda sahibi masadan uzak tut. Taşıyıcı ile sahibi aynı sahnede olursa öfke tek adrese gider. Ayrı tutarsan iki ayrı hesaplaşma kazanırsın. Kantinde masada oturan taşıyıcıdır. Sahibiyle konuşma başka bir güne kalır.
Kendine yalanı bir sese ya da nesneye bağla. Karakter kendini kandırdığını söyleyemez. Ama aylarca duyduğu bir sesi, gördüğü bir lekeyi anabilir. Kalorifer cümlesi bunun için var.
Seyirciyi yarı yolda tut. Seyirci yalanı ya baştan bilir ya sonra öğrenir. Üçüncü bir yer daha var: şüphe. Bilen bir yüz, tanık bir nesne seyirciye kanıt vermeden kuşku verir. İfşa geldiğinde seyirci kandırılmış hissetmez. Sezdiğinin doğrulandığını hisseder.
İfşadan sonra yalanın neyi koruduğunu sor. Yalanın ortaya çıkması sahnenin sonu değildir. Asıl soru, yalanın ne için söylendiğidir. Kontrol yalanı Kadir'i korumak için söylendi. Kadir'i en çok bu kırıyor.
Yalanın bakım masrafını göster. Uzun süren yalan her gün yeniden korunmak ister. Bir soruyu savuşturmak, bir telefonla odadan çıkmak, bir dosyayı ters çevirmek. Murat'ın her çıkışı bu bakımın bir parçası. Seyirci yalanı çoğu zaman bu küçük işlerden yakalar, yalanın kendisinden değil.
Masum taşıyıcıyı kullan. En acı yalan sahnesi, yalanı doğru sanarak aktaran karakterin sahnesidir. Kadir Figen'e kontrolü anlatırken kimseyi kandırmıyor. Kandırılmış olduğunu anlatıyor. Seyirci bunu bilen yüzden okuduğunda Kadir için korkmaya başlar.
Razı dinleyiciyi de yaz. Her tutan yalanın arkasında inanmak isteyen biri vardır. Yalancının gerekçesini yazdığın kadar dinleyenin gerekçesini de yaz. Kadir neden hiç sormadı? Bu sorunun cevabı, ifşa sahnesinde öfkenin bir kısmını Kadir'in kendine çevirir.
Aynı yalanı iki kez söylet, ikincisinde bir kelime değiştir. Ezber hikâye tekrarlandıkça aşınır. İkinci anlatımda bir ayrıntı kayar, bir saat değişir. Dinleyen fark etmeyebilir. Seyirci fark eder ve kuşkusu bir kanıta dönüşür.
Hediye yalanını cezalandırma. Her yalan bir suç değildir. Babanın güvencesi Figen'e bir nezaket. İki tarafın bildiği yalan bir ilişki biçimidir. Onu bir ahlak dersine çevirirsen sahne düzleşir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Yalancı gözünü kaçırır, sesi titrer."
Sahnede çoğu zaman tersi işler. Alışkın yalancı göz göze bakar ve akıcı konuşur. İşaret yüzde değil, çevrededir.
Yaygın yanlış"Doğru cümle kuran yalan söylemiş olmaz."
Olabilir. Yanlış bir inancı bilerek yaşatmak, kullanılan cümleler doğru olsa da bir yalandır. Yarım gerçek ve sessiz yalan bunun iki biçimi.
Yaygın yanlış"Ayrıntı inandırıcılığı artırır."
Belli bir noktaya kadar artırır. Kimsenin istemediği ayrıntı ise ezberin işaretidir. Gerçek, anlatılırken eksik kalır.
Yaygın yanlış"Yalan ortaya çıkınca bir yüzleşme gerekir."
Gerekmez. Kantinde Kadir bağırmıyor. Kaloriferi anlatıyor. Yalanın ortaya çıkışı bazen tek bir sakin cümleyle karşılanır ve bu daha ağır gelir.
Yaygın yanlış"Sonradan anlaşılan yalan seyirciyi aldatmaktır."
Önceden işaret konmuşsa değildir. Bilen bir yüz, tanık bir nesne, açıklanmayan bir kaçış. Seyirci geri dönüp bu işaretleri bulabiliyorsa oyun adildir.
Yaygın yanlış"Yalan söyleyen karakter kötü karakterdir."
Nöbet'te herkes yalan söylüyor ve kimse kötü değil. Yalan, karakterin neyi koruduğunu gösterir. Koruduğu şey onu sevimli de yapabilir.
Yaygın yanlış"Kendine söylenen yalan iç sesle anlatılır."
İç ses bunu kolaylaştırır ama açıklamaya çevirir. Kendine yalanı bir nesne ya da bir alışkanlık daha iyi taşır.
Yaygın yanlış"Bir yalan tek sahnede kurulur ve çözülür."
Uzun yalan filmin içine dağılır. Kontrol yalanı üç ay önce söylendi. İşaretleri üç ayrı geceye serpildi. İfşası kantinde geldi. Son hesabı baba ile oğul arasında, çok sonra kapanıyor.
Yaygın yanlış"Susmak tarafsızlıktır."
Yanlış bir inancı bildiği hâlde susan karakter tarafsız değildir. Bir taraf seçmiştir. Figen'in susuşu yaşlı adamın tarafındadır ve bunun bir bedeli vardır.
Yaygın yanlış"Yalanın ortaya çıkması için biri onu söylemeli."
Gerekmez. Bir not, bir tarih, bir dövme yalanı tek söz edilmeden ortaya koyar. Çoğu zaman en sert ifşa sessiz olandır.
Yaygın yanlış"Seyirci yalanı her zaman karakterden önce bilmeli."
Bu bir seçimdir, kural değildir. Önce bilen seyirci gerilir. Sonra öğrenen seyirci sarsılır. Yazar hangisini istediğine sahne sahne karar verir.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Yalan niyetin özelliğidir; doğru cümlelerle de kurulabilir.
- Sessiz yalan, yanlış bir inancı bilerek düzeltmemektir.
- Doğrudan bir soru, susuşu bir karara çevirir.
- Ezber hikâye akıcıdır ve gereğinden fazla ayrıntı taşır.
- Ismarlama yalanda sahibi ile taşıyıcısı ayrıdır.
- Kendine söylenen yalan en iyi bir nesneyle görünür.
- Seyirci yalanı önceden bilebilir, sonradan öğrenebilir ya da sezebilir.
- Alışkın yalancıyı titretme; işareti çevresine koy.
- İstenmemiş savunma, saklanan suçluluğu gösterir.
- Yalan çoğu zaman ödünç bir dille söylenir.
- Tanık nesne ve bilen yüz, yalanı sözsüz açar.
- Uzun yalanın bakımı, onu en çok ele veren şeydir.
- Tutan her yalanın arkasında inanmak isteyen bir dinleyici vardır.
- Susmak tarafsızlık değildir; bir taraf seçmektir.
- İfşadan sonra asıl soru, yalanın neyi koruduğudur.
Sonraki derse köprü
İlk akşam Murat'ın boynunda kravat var. Baba yatağından ona bayrama mı geldiğini soruyor. Murat kravatını gevşetiyor. Emre bu satırı bir iğne diye yazmıştı. Selim ise okurken gülüyor. İstanbul'dan gelen oğul tek bir soruyla yatağın hizasına iniyor. Yaşlı adamın gözünden bakınca bu an neden komik? Ölümün kıyısındaki bir odada gülmeye kim izin veriyor? Sonraki derste mizahi diyaloğa geçiyoruz: esprinin karakterin kendi bakışından doğmasına ve bir repliğin iki kişinin statüsünü yer değiştirmesine.