Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Western karakteri bir etiketten değil, ötekilerle kurduğu ilişkiden doğar.
- Dönen yabancı geldiği yerin hem çocuğu hem yabancısıdır.
- Kanun insanının gücü topluluğun desteğindedir; destek çekilince rozet yalnız kalır.
- Kaçağı çoğu zaman kâğıt ya da kalabalık tanımlar.
- Toprak sahibinin hakkı kâğıtta, yerleşimcinin hakkı emekte yazılıdır.
- Ödül avcısı için karşısındaki insan bir tutara dönüşür.
- Western kahramanlarının çoğu ücretli işçidir; sınıf türün içindedir.
- Topluluk hem dayanışma hem mahkemedir.
- Temsilin asıl sorusu, hikâyenin kimin sesiyle anlatıldığıdır.
- Rolü başka bir coğrafyaya taşırken kostümü değil, altındaki ilişkiyi taşı.
- En canlı western karakterleri iki rolü aynı bedende taşır.
- Gerçek bir halkı yazarken bilgi tahminle değil, kaynakla gelir.
- Fiyatın arkasındaki ihtiyaç görünmezse ödül avcısı bir makineye döner.
Açılış sahnesi
Emre YAYLA'nın kişi listesini tahtaya asıyor. Liste kısa ve düzgün. Her adın yanında tek bir kelime var. İdris: yabancı. Zeliha: yerleşimci. Dursun Bey: toprak sahibi. Cevat: şerif.
Burcu son kelimeye takılıyor. "Şerif mi? Cevat muhtar. Belinde silah yok, cebinde mühür var."
Emre gülüyor ama geri adım atmıyor. Western'in rolleri belli, diyor. Onları bozkıra taşımak istemiş. Kostümleri değiştirmiş, rolleri olduğu gibi bırakmış.
Selim listeyi yakından okuyor. Bir şey dikkatini çekiyor. Listede kimse kimseye bir şey borçlu değil. Kimse kimseden bir şey istemiyor. Her ad kendi kelimesinin içinde rahat oturuyor. Kimsenin bir sabahı, bir borcu, bir korkusu yok.
"Zeliha'yı neden yerleşimci yazdın?" diye soruyor Selim. "Kadın o yaylada otuz yıldır koyun güdüyor. Yerleşen o değil. İdris."
Emre kâğıda bakıyor. Haklı olabilir. Ama o zaman İdris yabancı değil mi?
Nermin Hanım cevap vermiyor. Kalemi alıp kelimelerin altına oklar çizmeye başlıyor. İdris'ten Dursun Bey'e, Zeliha'dan Cevat'a. Oklar çoğaldıkça kelimeler küçülüyor. Bir süre sonra tahtada etiketler değil, alacaklar ve borçlar görünüyor.
Bir western karakteri ne olduğuyla değil, kime karşı durduğuyla tanınır.
Bu derste ne olacak
Western'in tanıdık insanlarını bir dökümden çıkarıp bir ilişki ağına yerleştireceğiz. Yabancının neden hep bir hesapla geldiğini konuşacağız. Kanunu temsil eden adamın gücünün nereden geldiğini soracağız. Kaçağı kimin kaçak yaptığına bakacağız. Toprak sahibine gerekçe, yerleşimciye emek, ödül avcısına bir fiyat vereceğiz. Topluluğun bir mahkemeye dönüştüğü anı izleyeceğiz. Yerli halkların bu türde nasıl gösterildiğini kaynaklı bir örnekle tartışacağız. YAYLA'nın kişi listesini oklarla yeniden kuracağız. Dursun Bey'in boş evine, Zeliha'nın pınarına ve Kenan'ın zarfına tek tek uğrayacağız. Filmler bir dağ yolundan, kuru bir nehir vadisinden, kış boyu kar altında kalan bir kulübeden, bir çöl dağından ve bir gecelik bir takipten gelecek. Her biri bir rolü ya derinleştiriyor ya da tersine çeviriyor. Kimin haklı olduğu ders boyunca açık kalacak.
Sıfır noktası
Western uzun bir geleneğin türü. Seyirci bir kasabaya giren atlıyı görünce onun kim olduğunu hemen tahmin eder. Rozetli adamı, büyük çiftliğin sahibini, sınırdaki aileyi tanır. Bu tanıma türün sözleşmesinin bir parçası. Yazar bunu kullanabilir. Seyirciyi hiçbir şey anlatmadan bir dünyaya sokar.
Ama tanıma bir tuzak da kurar. Karakter rolünün kostümüne dönüşür. Yabancı gizemli olduğu için gizemlidir. Şerif dürüst olduğu için dürüsttür. Toprak sahibi açgözlü olduğu için açgözlüdür. Hiçbirinin bir geçmişi, bir hesabı, bir korkusu yoktur. Seyirci onları tanır ama izlemez.
Türün en iyi filmleri bu rolleri başka bir yerden kurar. Bir rol, bir insanın ötekilerle ilişkisinden doğar. Şerifin gücü rozetinden değil, kasabanın onu desteklemesinden gelir. Kasaba çekilince rozet bir teneke parçasına döner. Kaçağı yasa değil, onu kovalayan kalabalık tanımlar. Toprak sahibinin hakkı bir kâğıtta yazar, yerleşimcinin hakkı ise ellerinde.
Bu ilişkiler türün asıl meselesini taşır. Western, kimin nerede durmaya hakkı olduğunu soran bir türdür. Bu soru her zaman bir sınıf sorusudur. Kim çalışıyor, kim sahip, kim parayla tutulmuş? Türün bir de karanlık sorusu var. Hikâyeyi kim anlatıyor? Uzun yıllar boyunca bu türde bir halkın hikâyesini çoğu zaman başkaları anlattı.
YAYLA'nın sorunu da burada. Emre'nin listesi bir rol dağılımı. Herkes kendi kutusunda. Oysa bozkırda kimse kendi kutusunda durmuyor. İdris hem yabancı hem bu köyün çocuğu. Zeliha hem emekçi hem kâğıdı olmayan biri. Dursun Bey hem güçlü hem yalnız. Cevat hem yetkili hem herkese muhtaç. Bu derste o kutuları açacağız.
Bir uyarı da gerekiyor. Western'in rolleri Amerikan sınırının tarihinden doğdu. Şerif, çiftlik baronu, sığır sürüşü o tarihin kurumlarıydı. Bozkıra taşınınca bu kurumların hiçbiri birebir karşılık bulmaz. Muhtar şerif değildir, ağa çiftlik baronu değildir. Rolü olduğu gibi taşımak bir kostüm partisi olur. Rolün altındaki ilişkiyi taşımak ise bir hikâye kurar. Kim kime borçlu, kim kimden korkuyor, kim kimin adına konuşuyor? Bu sorular her bozkırda vardır. Emre'nin işi kelimeleri değil, bu soruları yerli hayatın içinde bulmak.
Mekanizma
Yabancının bir adresi var
Klasik western'de yabancı bir yerden gelir ve bir yere gider. Arasında kasabanın sorununu çözer. Nereden geldiği çoğu zaman sorulmaz. Bu boşluk onu bir efsaneye çevirir.
İdris öyle değil. Köy onu tanıyor. Babasının mezarı köyün altındaki mezarlıkta. Kahvede yaşlılar ona çocukluk adıyla sesleniyor. Ama o yıllardır başka bir şehirde, inşaatlarda kalıpçılık yapmış. Şehrin plakalı arabasıyla dönmüş. Köyde konuştuğu dil bile biraz değişmiş.
Dönen yabancının asıl gücü bir alacaktır. İdris yaylada bir parça üzerinde hak iddia ediyor. Bu hak babasından kalma. Ama babasının o toprağı son kez ne zaman çiğnediğini kimse hatırlamıyor. Alacak eski, borçlular yeni. İdris'in dönüşü yalnız bir toprak meselesi açmıyor. Kimin gittiğini, kimin kaldığını da soruyor. Kalanlar, gidenin hakkını kolay tanımaz.
Rozetin arkasında kim duruyor
Emre'nin "şerif" kelimesi silinince boşluk kalıyor. Cevat ne yapabilir? Selim düşünüyor. Elinde bir mühür var, bir telefon var. Köydeki her evin kapısını çalabiliyor. Ama kimseyi zorla bir yere götüremiyor.
Cevat'ın gücü köyün ona inanmasında. Sorun şu ki köyün çoğu Dursun Bey'in tarlasında çalışmış. Zeliha'nın kocasının cenazesini Cevat kaldırmış. İdris'in babasıyla Cevat aynı sırada okumuş. Muhtar hangi tarafa dönse birinin borcunu ödemiş, ötekinin borcunu unutmuş olacak. Kanun insanının yerel karşılığı bir silahşor değil, bir arabulucu. Arabulucunun da bir kaybı olur: iki taraf da ondan küser.
Kâğıt ile alın teri
Dursun Bey'in tapuları bir dosyada. Dosya düzenli, sayfalar mühürlü. Selim, Dursun Bey'i kötü yazmak istemiyor. Ona bir gerekçe arıyor. Gerekçe çıkıyor. Dursun Bey'in oğulları şehirde. Toprağı işleyecek el kalmamış. Şirketin kirası, el istemeyen tek gelir. Yaşlı bir adam için bu bir açgözlülük değil, bir çıkış yolu.
Zeliha'nın dosyası yok. Onun hakkı başka bir yerde yazılı. Her bahar pınarın gözünü o temizliyor. Yalağın taşlarını kocası öldükten sonra o yeniden dizmiş. Sürüsünü yıllardır aynı yamaca o çıkarıyor.
Western'in en eski çatışması burada yeniden doğuyor. Büyük çiftlik ile küçük yerleşimci. Ama YAYLA'da yerleşimci kimseden toprak almamış. Toprağı yıllardır o yaşatmış. Kâğıda bakınca kaçak o. Yamaca bakınca sahibi o.
Kanun kaçağı rolü böylece tersine dönüyor. Zeliha hiçbir şey çalmadı. Ama tapuya göre her sabah izinsiz bir toprağa adım atıyor. Kaçak kelimesini ona kim yakıştırıyor? Emre bu soruyu kişi listesinin kenarına yazıyor.
Bir fiyatı olan adam
Ödül avcısı bozkıra nasıl gelir? Burcu bir öneride bulunuyor. Dursun Bey köyden genç bir adamı, Kenan'ı tutuyor. Kenan sınır taşlarını bekliyor. Gün başına para alıyor. Sürü taşların dışında kaldığı her hafta için de ayrıca bir zarf.
Kenan kimseden nefret etmiyor. Zeliha'yı çocukluğundan tanıyor. Ama zarfın içindeki para annesinin ilaçlarını karşılıyor. Fiyat onu bir sınırın bekçisine çeviriyor. Ödül avcısının yerel karşılığı bir silahşor değil. Bir yevmiyeci.
Kahramanın ücreti
Kenan'ın zarfı Selim'e bir şey hatırlatıyor. Western'in kahramanları çoğu zaman çalışan insanlardır. Kovboy bir patronun sığırını güden bir işçidir. Mevsim biter, ücret ödenir, adam yola düşer.
Zeliha da bir ücretli kahraman olabilir mi? Sürünün bir kısmı ona ait değil. Bir kısmını köydeki iki aile ona emanet ediyor. Kuzu başına bir pay alıyor. Yayla kapanırsa yalnız kendi koyunlarını değil, o ailelerin güvenini de kaybedecek. Emek ve sınıf bir arka plan değil. Karakterin her sabah verdiği kararın içinde.
Kahve bir mahkeme olduğunda
Bir sabah sınır taşlarından biri yerinde yok. Kenan onu iki adım aşağıda, otların arasında buluyor. Taşı kim oynattı? Kimse görmemiş.
Akşam kahvede soru bir cevaba dönüşüyor. Kimse bir şey kanıtlamıyor. Biri Zeliha'nın sürüsünün o yamaçta olduğunu söylüyor. Biri İdris'in arabasının o yoldan geçtiğini. Cevat çayını içiyor, konuşmuyor.
Topluluk western'in en eski karakterlerinden biri. Bazen yabancıyı yalnız bırakan korkak kasabadır. Bazen bir arada direnen çiftçilerdir. YAYLA'nın köyü ikisi birden. Kahvenin kararı Zeliha'ya da İdris'e de yetiyor. Kimse ötekini doğrudan suçlamıyor. Ama ertesi gün kadınlar tandır başında Zeliha'ya selam vermeden ekmek alıyor.
Kimin anlattığı
Burcu son bir soru soruyor. Western'de yerli halklar nerede duruyor? YAYLA'da öyle bir taraf yok. Ama bu türün en ağır sorusu orada.
Türün uzun bir döneminde yerli karakterler çoğu zaman tehdit olarak, ufukta duran figürler olarak göründü. Hikâye başkasının hikâyesiydi. Uğursuz yerli diye adlandırılan kalıp burada en keskin hâlini aldı. Halk bir manzaraya, bir tehlikeye indirgendi.
Selim bu dersi YAYLA'ya gerçek bir halkı ekleyerek değil, bakışı sorgulayarak taşıyor. İdris şehirden dönünce köylüleri bir arka plan gibi görüyor. Zeliha'nın taşlar hakkındaki anlatısını kimse yazıya geçirmemiş. Dursun Bey'in tapusu ise hep kendi sesiyle konuşuyor. Kâğıdı olan, hikâyenin de sahibi oluyor.
Emre bunu bir sahneye çeviriyor. Cevat iki taraftan da kanıt istiyor. Dursun Bey ertesi sabah muhtarlığa dosyasıyla geliyor ve sayfaları masaya diziyor. Zeliha hiçbir şey getirmiyor. Cevat'ı yamaca çıkarıyor, yalağın başında durup taşları tek tek gösteriyor. Muhtar hangisini yazıya geçirecek? Kâğıda geçen anlatı kalır, yamaçta anlatılan rüzgâra karışır.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Rolü bir oka çevir. Karakter listesindeki her rol etiketini sil. Yerine o karakterden başka bir karaktere giden bir ok çiz. Oka bir alacak ya da bir borç yaz. Rol oktan doğar.
Yabancıya bir borç ver. Gelen karakterin geçmişi yoksa efsaneye döner. Bir borç verirsen insana döner. Dönen yabancının borcu çoğu zaman gidişinin kendisidir.
Rozeti bir sahnede çıplak bırak. Kanun insanını, topluluğun onu yalnız bıraktığı bir anda göster. Unvanın ağırlığı o anda ölçülür. Cevat'ın mührü kahvede bir işe yaramıyor.
Kaçağı kimin tanımladığına bak. Bir karakter yasaya göre mi, kalabalığa göre mi, bir kâğıda göre mi kaçak? Her tanımı ayrı bir sahneye koy. Seyirci tanımlar arasındaki boşlukta karar verir.
Toprak sahibine yalnız bir gece ver. Güçlü karakterin gerekçesini bir yalnızlık sahnesinde kur. Dursun Bey boş evinde oğullarının odasına bakıyor. Gerekçe bir konuşmadan değil, bir boşluktan gelir.
Emeği bir işle göster. Yerleşimcinin hakkını söyletme. Pınarın gözünü temizlerken göster. İş, sözden daha zor tartışılır.
Fiyatı bir eşyaya bağla. Ödül avcısının ödülü bir zarf, bir para, bir ilaç kutusu olsun. Seyirci eşyayı gördükçe adamın neden orada olduğunu hatırlar.
Topluluğu bölerek yaz. Kahve tek sesle konuşmasın. Biri susar, biri çekinir, biri kışkırtır. Kalabalık hükmü ancak bölünmüş bir topluluğun içinden çıkınca korkutucu olur.
Anlatının sahibini değiştir. Aynı olayı, kâğıdı olmayan karakterin ağzından bir kez yeniden yaz. Hangi ayrıntıların ilk sürümde hiç yer almadığına bak.
Temsil sorusunu kaynakla kur. Gerçek bir halkı hikâyeye sokacaksan, o halkın kendi anlatılarını ve onları inceleyen kaynakları oku. Bilmediğin bir geleneği tahminle yazma.
Sınıfı kahramanlığın içine göm. Kahramanın en cesur kararı bile bir ücretin, bir kiranın, bir borcun gölgesinde verilsin. Sınıf bir arka plan değil, karar anının kendisidir.
İki rolü aynı bedende çakıştır. En iyi western karakterleri iki rolü birden taşır. Ödül avcısı aynı zamanda toprağını kaybetmiş bir çiftçi olabilir. Muhtar aynı zamanda bir borçlu.
Arabulucuyu bir seçime zorla. Yerel kanun insanı çoğu zaman tarafsız kalmaya çalışır. Hikâye onu bir noktada taraf tutmaya mecbur bırakmalı. Cevat'ın en güçlü sahnesi, iki taraftan birine kapıyı açmak zorunda kaldığı gece olabilir. Seçim yapılmazsa rol bir dekor olarak kalır.
Ödül avcısını kendi mahallesine yerleştir. Klasik ödül avcısı bir yabancıdır ve işi bitince gider. Yerel karşılığı gidemez. Kenan zarfı aldıktan sonra da aynı köyde yaşayacak. Bu yüzden her kararının bir ertesi günü var. Ertesi günü yazmak, rolü derinleştirmenin en kısa yoludur.
Kalabalığın sesini bir eşyaya da ver. Topluluğun hükmü her zaman bir sözle gelmez. Kapanan bir kapı, geri çevrilen bir ekmek, satın alınmayan bir peynir. YAYLA'da köy Zeliha'nın sütünü almayı bıraktığında hüküm verilmiş olur.
Efsaneyi bir karakterin ağzına ver, anlatıya verme. Bir karakter kendini efsane gibi anlatabilir. Film o anlatıyı onaylamak zorunda değil. İdris babasının yayladaki gençliğini bir destan gibi anlatabilir. Kamera ise boş bir yamaç gösterebilir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Western karakterleri sabit tiplerdir."
Tipler bir başlangıç noktasıdır. Türün en iyi filmleri onları ilişkiler içinde yeniden kurar ve çoğu zaman tersine çevirir.
Yaygın yanlış"Yabancı gizemli kalmalı."
Gizem bir süre işe yarar. Ama hiçbir şey borçlu olmayan bir yabancı, hikâyeye hiçbir şey kaybettirmez.
Yaygın yanlış"Kanun insanı hikâyenin ahlaki merkezidir."
Kanun insanı çoğu zaman en kırılgan karakterdir. Gücü, topluluğun onu ne kadar desteklediğine bağlıdır.
Yaygın yanlış"Kaçak, kanunu çiğneyen kişidir."
Kimin kaçak olduğunu çoğu zaman kâğıt, kalabalık ya da güçlü olan belirler. Tanımın kendisi bir çatışma konusudur.
Yaygın yanlış"Toprak sahibi kötü adamdır."
Gerekçesi olmayan toprak sahibi çatışmayı ucuzlatır. Seyirci ona bir an hak vermezse, yerleşimcinin direnişi de bir şey sınamaz.
Yaygın yanlış"Emek ve sınıf politik filmlerin konusudur."
Western'in kahramanlarının çoğu ücretli işçilerdir. Sınıf bu türün içine baştan yazılıdır.
Yaygın yanlış"Bir halkı olumlu göstermek temsil sorununu çözer."
Olumlu bir figür de başkasının hikâyesine hizmet edebilir. Asıl soru, anlatının kimin sesiyle kurulduğudur.
Yaygın yanlış"Topluluk iyi niyetli bir arka plandır."
Topluluk korur ama yargılar da. Aynı kalabalık bir akşam dayanışma, ertesi akşam mahkeme olabilir.
Yaygın yanlış"Western rolleri her yere taşınabilir."
Rol taşınmaz, ilişki taşınır. Bozkırda bir şerif aramak yerine, gücün kimde olduğunu ve kime dayandığını bulmak gerekir.
Yaygın yanlış"Ödül avcısı vicdansız bir paralıdır."
Paranın bir karşılığı vardır: bir borç, bir hastalık, kaybedilmiş bir toprak. Fiyatın arkasındaki ihtiyaç görünmezse karakter bir makineye döner.
Yaygın yanlış"Kalabalık sahnesi kalabalık bir kadro ister."
Bir topluluğun hükmünü göstermek için üç kişi yeter. Biri konuşur, biri susar, biri başını çevirir. Seyirci geri kalanını kendi tamamlar.
Yaygın yanlış"Kadın karakter western'de yalnız evi bekler."
Türün içinde bile kadınlar çiftlik işletir, sürü güder, toprağı korur. Zeliha'yı bir eş ya da bir dul olarak değil, yaylanın emekçisi olarak kur.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Western karakteri bir etiketten değil, ötekilerle kurduğu ilişkiden doğar.
- Dönen yabancı geldiği yerin hem çocuğu hem yabancısıdır.
- Kanun insanının gücü topluluğun desteğindedir; destek çekilince rozet yalnız kalır.
- Kaçağı çoğu zaman kâğıt ya da kalabalık tanımlar.
- Toprak sahibinin hakkı kâğıtta, yerleşimcinin hakkı emekte yazılıdır.
- Ödül avcısı için karşısındaki insan bir tutara dönüşür.
- Western kahramanlarının çoğu ücretli işçidir; sınıf türün içindedir.
- Topluluk hem dayanışma hem mahkemedir.
- Temsilin asıl sorusu, hikâyenin kimin sesiyle anlatıldığıdır.
- Rolü başka bir coğrafyaya taşırken kostümü değil, altındaki ilişkiyi taşı.
- En canlı western karakterleri iki rolü aynı bedende taşır.
- Gerçek bir halkı yazarken bilgi tahminle değil, kaynakla gelir.
- Fiyatın arkasındaki ihtiyaç görünmezse ödül avcısı bir makineye döner.
Sonraki derse köprü
Kişi listesi artık oklarla dolu. Ama bu okların çoğu hâlâ eski bir haritanın üstüne çizili. Toprağın kâğıtla sahiplenilmesi, kalabalığın kimi kaçak sayacağı, şiddetin kimin elinde kahramanlık olduğu. Western bu haritayı uzun süre olduğu gibi kabul etti. Peki YAYLA onu yeniden çizebilir mi? Zeliha hikâyenin öznesi olursa ne değişir? Sınır taşları bir efsane mi, bir tarih mi? Şiddet sonunda kime neye mal olacak? Ve yaylanın tepesinde, bir şirketin haritasında, başka bir sınır şimdiden çiziliyor.