İçeriğe geç

Ders 58.1

Web dizisi

Senaryo Akademisi — Bölüm VI, Modül 58

3.364 kelime5 film örneği≈ 15 dk okuma≈ 22 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Web dizisi bir kuşak için değil, internette doğrudan yayın için yazılır.
  • Kısıtları yazar sayfaya kendisi yazar.
  • Bölüm motoru ne kadar sağlamsa bölüm o kadar kısa ve ucuz olabilir.
  • Sabit bitişte sonu herkes bilir; merak sondan önce söylenene kayar.
  • Gerçek mekân dekoru bedava verir, sesini ve iznini dayatır.
  • Konuklar değişirse her oyuncu tek gece çalışır.
  • Doğal süre her bölümde değişebilir ama her dakikasını hak eder.
  • Bölüm sayısı baştan kesinse dizi parasızlıktan değil, yazarın kararıyla biter.
  • Yayın ritmi seyircinin diziyle ilişkisini kurar.
  • Topluluk sorusu hiçbir yerde cevaplanmaz.
  • Konuklar değişiyorsa kancayı mekânda kalan nesne taşır.
  • Devreden nesne bölüm boyunca konuşmanın içinde durmalı, yalnız sonda belirmemeli.
  • Konuğu mekânın kendisi getirir; otogarın getirmeyeceği biri motoru gevşetir.
  • Kanala geçen bir web dizisi yanında motorunu götürür.

Açılış sahnesi

Nermin Hanım Gece Masası klasörünün lastiğini takıyor. Sırtına kurşun kalemle "deneme" yazıp rafa, Nöbet'in dosyasının yanına kaldırıyor.

Emre çantasından bir kart çıkarıyor. Kenarları yumuşamış, bir köşesi kıvrılmış. Üstünde tek satır var: "Bekleme salonu, otobüsün kalkmasına yarım saat." Altında üstü çizili üç kelime duruyor: asker, cenaze, nişanlı.

"Bunu bırakamadım," diyor Emre. "Kısa film olmadı. Uzun film hiç olmaz. Ama her gece başka bir otobüs kalkıyor. Belki bir dizidir."

Kartın arkasına bir sayfa iliştirmiş. İlk bölümün son sayfası. Eskişehir otogarı, gece. Kucağında bir saksı tutan yaşlı bir kadın ile akşam yemeğini kaçırmış bir öğrenci aynı bankta oturuyor. Anons Ankara otobüsünü çağırıyor. Kadın kalkıp otobüse biniyor. Sayfanın ortasında, Emre'nin üstünde hiç durmadığı bir satır var: "Saksı bankta kalır." En altta büyük harflerle: DEVAM EDECEK.

Selim sayfayı okuyup kaldırıyor. "Kiminle devam edecek? Bu ikisi bir daha gelmiyor ki."

Emre cevap veremiyor. Kuralı kendisi koymuştu. Her bölüm iki yabancı, her bölüm yeni yüzler. Gelecek hafta bankta oturacak kişileri o da henüz tanımıyor.

Nermin Hanım sayfayı masaya geri koyuyor. Saksı satırının altını kalemle çiziyor. Sonra tahtaya tek kelime yazıyor: PERON.

Peron'un konukları her bölüm değişir; seyirciyi sonraki bölüme taşıyan şey, otobüs kalktıktan sonra peronda kalandır.

Bu derste ne olacak

Emre'nin otogar kartını bir web dizisine çevireceğiz. Önce kısa film ile televizyon dizisi arasındaki bu biçimin neyi taşıdığına bakacağız. Bölümü tek başına ayakta tutan motoru otobüsün kalkış saatinde bulacağız. Tek mekânla ve gerçek bir otogarla nasıl çalışılacağını, bölüm uzunluğunun neden esnek kalabildiğini konuşacağız. Dizinin baştan kaç bölüm süreceğine karar vereceğiz. Bölümlerin internete hangi ritimle bırakılacağını ve izleyicinin çevresinde nasıl bir topluluk toplanabileceğini tartacağız. En sonda, konuklar değişirken bölüm sonu kancasının nereden geldiğini bulacağız. Yol boyunca bir oyuncu loncası, şarkı söyleyen bir kötü adam, New York'ta iki arkadaş, bisikletli bir satıcı ve Oslo'da bir lise bize eşlik edecek.

Sıfır noktası

Bir kısa film, içindeki tek dönüşümü tamamlayınca kapanır. Televizyon dizisi her hafta yeniden çalışan bir motorla yıllarca sürebilir. Emre'nin kartı bu ikisinin arasında kaldı.

Kısa film için fazla tekrarlanabilir bir durum bu. Salonda her akşam yeni bir sefer anons ediliyor, bankta yeni iki kişi bekliyor. Bir kısa film bu bekleyişlerden yalnız birini seçmek zorunda. Dizi içinse fazla küçük. Bir salon, bir bank, bir duvar saati. Ne bir hastane servisi var ne de her hafta dönen bir kadro.

Bir kanal bu kartı kuşağına almak isteseydi önce süreyi sorardı. Kuşak yarım saat ister ya da bir saat. Bölümün uzunluğu hikâyeden önce belirlenir. Sonra kadroyu sorardı. Hangi yüzler her hafta geri dönecek? Peron'da geri dönen yüz neredeyse yok. Gişede bilet kesen kadın bile adsız ve ancak ara sıra görünüyor.

Emre'nin elinde bir kanal da yok. Nöbet'in gönderim kaydında hâlâ "cevap bekleniyor" yazıyor. Gece Masası rafta, bir deneme klasöründe duruyor.

Web dizisi tam bu boşlukta doğdu. Kamera ucuzlayıp internete video koymak kolaylaşınca yazarlar bir yayıncının kapısında beklemeden dizi çekmeye başladı. Bölümler kısaydı, çünkü para azdı. Mekân azdı, çünkü izin ve kira pahalıydı. Seyirci de azdı ama yakındı. Yorum yazıyor, bölümü bir arkadaşına gönderiyor, kimi zaman yapıma para bile veriyordu.

Bu kısıtlar bir biçim doğurdu. Kanalın kuşağı yoksa bölümü taşıyacak tek şey motordur. Motor sağlamsa bölüm kısa ve ucuz olabilir. Kuşak olmadığı için uzunluk hikâyeye kalır. Sabit kadro olmadığında mekân onun yerine geçer.

Sözlükteki bölüm motoru, her bölümü tek başına ayakta tutan ve o bölümün içinde açılıp kapanan soruydu. Peron'un sorusu her bölüm aynı yerden açılıyor. Bu iki yabancı, otobüs kalkmadan birbirine ne söyleyecek? Kapanışı da hep aynı yerde. Otobüs kalkıyor.

Selim'in sorusu ise motorun dışında kalıyor. Gece Masası'nda bir sonraki konuk Figen'in masasına bir dosya olarak gelebiliyordu. Peron'da masa da yok, dosya da. Bölümü bitiren otobüs, konukları da yanında götürüyor.

Bu ders o motorun çevresine geri kalan her şeyi kuruyor: bütçeyi, süreyi, yayını, seyirciyi ve kancayı.

Mekanizma

Kuşaksız dizi

Peron'u kimse ısmarlamadı. Emre onu kendisi çekecek. Selim kurgulayacak, kamerayı bir arkadaşları taşıyacak. Bu yüzden ilk sayfadan önce Emre'nin elinde bir soru listesi var. Kaç gece çekebiliriz? Kaç oyuncu bulabiliriz? Otogar bize hangi saatlerde kapısını açar?

Televizyon için yazan biri bu soruları bir yapımcıya bırakır. Web dizisi yazarı onları sayfaya kendisi yazar. Kısıt önce bir engel gibi görünüyor. Ama biçimi de o belirliyor. Web dizisi kısa filmden tekrar edebildiği için, televizyon dizisinden de bir kuşağa bağlı olmadığı için ayrılıyor.

Otobüsün saati

Peron'un her bölümü bir anonsla açılıyor. Hoparlör otobüsün nereye gideceğini ve hangi perondan kalkacağını söylüyor. Kalkışa yarım saat var. Duvardaki saat de bunu gösteriyor.

Seyirci sonu baştan biliyor. Otobüs kalkacak ve iki yabancıdan en az biri gidecek. Merak başka bir yere kayıyor. Saksılı kadın oğlunun yanına mı taşınıyor? Bunu öğrenciye söyleyecek mi?

İlk bölümde ikinci bir saat daha var. Salonun köşesindeki büfe kapanmak üzere. Otobüs yaklaştıkça büfenin kepengi de inmeye yaklaşıyor. Öğrenci acıkmış ama parası bozuk değil; kadının çantasında bir simit var, istemeye utanıyor.

Emre'nin taslağında kadın her şeyi otobüs gelmeden anlatmıştı. Sonra iki yabancı beş dakika susarak beklemişti. Selim o beş dakikayı tek kesmeyle attı. Sabit bitişin kuralı burada. Otobüs, yarım kalmış bir cümleye yetişmeli.

Bir salon, bir bank

Sözlükteki gerçek mekân, olduğu gibi, hiçbir dekor eklenmeden kullanılan var olan yerdi. Otogar Peron'a bedavaya bir dekor sunuyor: peronlar, bankta uyuyan yolcular, çay ocağı, gişenin camı.

Ama otogar kendi sesini de getiriyor. Sözlükteki denetlenebilir ses, ekibin susturabildiği ya da yeniden üretebildiği ses ortamıydı. Gerçek bir otogarın anonsu ikisi de değil. Selim çekimi son seferlerin ardından, salon boşaldıktan sonraya koyuyor. Anonsları ayrıca kaydedecek ve kurguda yerine oturtacak.

Emre otogar yönetimine bir dilekçe yazıyor. Kaç gece izin verileceği, karşılığında ne isteneceği henüz belli değil. Bu yüzden her bölüm aynı bankta geçiyor. Dekor değişmiyor, ışık değişmiyor. Kamera çoğu gece aynı köşeye yerleşiyor ve aynı bankı aynı yükseklikten görüyor.

Konukların her bölüm değişmesi de bütçeye yarıyor. Her oyuncu yalnız tek bir gece çalışıyor. Sezon boyunca takvimi tutulacak tek kişi gişedeki kadın.

Uzunluğu hikâye verir

Hikâyedeki bekleyiş hep yarım saat. Ekrandaki süre ise konuşmaya göre değişiyor. Aradaki boşlukları kesme atlıyor, duvar saati de atlanan zamanı gösteriyor.

Emre'nin listesinde en kısa bölüm birkaç dakika. İki yabancı yalnız bir çakmağı paylaşıyor ve otobüs geliyor. En uzunu çeyrek saate yaklaşıyor. Esneklik bir izin değil. Her bölüm kendi süresinin her dakikasını hak etmek zorunda.

Kaç bölüm

Emre altı bölüm yazıyor. Altısı da ilk çekim gecesinden önce bitmiş olacak, çünkü otogara geri dönme şansı yok. Bir bölüm için bir gece, sezon için altı gece. Sayı seyirciye de baştan söyleniyor.

Ucu açık bir web dizisi para bitince sessizce durur. Son bölüm bir son gibi okunmaz, yalnızca bir eksik gibi okunur. Sayılı bölümde son, yazarın seçtiği yerde gelir.

Ne zaman kalkar

Dizi Yazarlığı bu kavrama bir ad verir: yayın ritmi. Orada tanımı şöyledir: bölümlerin internete hangi aralıkla ve hangi saatte bırakıldığı; topluca, haftalık ya da düzensiz olabilir ve seyircinin diziyle kurduğu ilişkiyi belirler.

Selim altı bölümü bir gecede koymak istiyor. Seyirci hepsini art arda izlesin, kimse beklemesin. Emre ise bir sefer saati istiyor. Her cuma akşamı aynı saatte, otogarın en kalabalık akşamında yeni bir bölüm kalksın.

İki seçeneğin de bir bedeli var. Topluca bırakılan bölümler bir gecede tüketilir. Haftalık bölümler ise unutulma riskini taşır. Peron'un bölümleri birbirine borçlu değil. Seyirci ortadan girse de bir şey kaybetmez. Karar bu yüzden bölümlerin arasındaki haftada ne olacağına kalıyor.

Seyircinin sorusu

Yaşlı kadın saksıyı unuttu mu, yoksa bıraktı mı? Bölüm bunu söylemiyor. Kadın otobüs camından banka bakıyor ama işaret etmiyor. Seyirci bir hafta boyunca yorumlarda bunu tartışabilir. Nermin Hanım bu yüzden haftalık ritmi seçiyor. Peron her cuma bir bölüm yayımlanacak.

Sözlükteki sezon gizemi bunun tersidir. Onun cevabı bir olgudur ve ipucu ipucu açılır. Topluluk sorusunun cevabı hiçbir zaman açılmaz. Emre bunu yorumlarda da açıklamayacak.

Peronda kalan

Emre'nin DEVAM EDECEK satırı bir şey vaat ediyordu ama karşılığı yoktu. O iki kişi bir daha gelmeyecekti. Gerçek kanca sayfanın ortasındaydı: saksı bankta kalıyor.

İkinci bölüm iki yeni yabancıyla açılıyor. Biri bankta saksının yanına oturuyor. Onu kenara itiyor, sonra yaprağına dokunuyor. Seyirci önceki bölümü biliyorsa bu el ona bir şey söylüyor. Bilmiyorsa yalnız bir saksı görüyor. Bölümün sonunda gişedeki kadın saksıyı alıp camının önüne koyuyor.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Motoru ilk dakikada anonsla kur. Sabit bitiş seyirciye söylenmezse işe yaramaz. Peron'un hoparlörü ilk dakikada saati söylüyor. Seyirci o andan sonra duvar saatine yazarla birlikte bakıyor.

İkinci bir saat ekle. Otobüsün saati herkes için aynı. Bir konuğun kendi küçük saati de olabilir: soğuyan bir çay, kapanmak üzere olan büfe, yolda kalan bir mesaj. İki saat aynı anda akınca bekleyiş daralıyor.

Ev sahibi bir insan olmak zorunda değil. Konukları sürekli değişen bir dizide mekân kadronun yerine geçebilir. O zaman mekânın kendi kuralları olmalı. Peron'da anons sesi, gişenin camı ve duvar saati bu kuralları taşıyor.

Nesneyi bölümün ortasına göm. Devreden nesne yalnız sonda ortaya çıkarsa bir hile gibi durur. Saksı bölüm boyunca konuşmanın içinde. Yaşlı kadın onu sulamaktan, öğrenci ise yaprağının sararmasından söz ediyor.

Nesneyi dünyanın saatine bağla. Saksı gişenin camına geçtikten sonra sezon boyunca orada duruyor. Gişedeki kadın onu bir bölümde suluyor, başka bir bölümde güneşe çeviriyor. Sözlükteki dünya saati, konuklardan bağımsız ilerleyen değişimdi. Peron'da o saat bir saksının yaprağında işliyor.

Topluluk sorusuna hiçbir yerde cevap verme. Yorumlarda açıklanan soru bir hafta içinde ölür. Yazar sustukça seyirci birbiriyle konuşmayı sürdürür. Kadını oynayacak oyuncu kendi cevabını seçebilir. Ama onu sette de, sonra da kimseye söylemez.

Bir bölüm, bir çekim gecesi. Konuk oyuncu tek bir gece gelir. Bölümü o geceye sığacak biçimde yaz. İki gece isteyen bir bölüm iki kez oyuncu, izin ve ekip ister.

Doğal süreyi kurgu masasında bul. Sayfada biraz uzun yaz, kurguda kes. Selim'in attığı beş dakikalık sessizlik sayfada iyi görünüyordu. Ekranda ise otobüsün gelmesini bekleyen iki oyuncudan başka bir şey değildi.

Son bölümü önce yaz. Sayılı bölümde sonu en başta bilmek gerekir. Peron'un altıncı bölümünde saksı ilk kez bir otobüse biniyor. Bir yolcu onu gişeden alıp yanındaki koltuğa koyuyor. Emre bu sahneyi ilk bölümden önce yazdı.

Platforma değil, seyirciye yaz. Bir platformun kuralları, sevdiği uzunluk, öne çıkardığı şey zamanla değişir. Motor değişmez. Dizini bir sitenin bugünkü huyuna göre kurarsan yarın baştan kurman gerekir.

Bütçeyi sayfanın başına yaz. Her bölümün ilk sayfasının üstüne bir satır not düş: iki oyuncu, bir bank, bir nesne. Bölüm bu satırı aşıyorsa sezonun gecelerinden birini yiyor demektir.

Konuğu mekânın kendisi getirsin. Peron'un her konuğu bir yolcu ya da bir uğurlayıcı. Otogarın getirmeyeceği biri banka oturursa motor gevşer. Seyirci o kişinin neden orada olduğunu sormaya başlar ve asıl konudan uzaklaşır.

Taşan fikri bir bölüme indir. Emre'nin kartında üstü çizili üç kelime vardı. Hepsini diziye dökmek Peron'u bir aile hikâyesine çevirirdi. Yalnız biri, asker, bir bölüme dönüyor. Oğul arkadaşlarıyla peronda bekliyor. Bankta ise onun babası ile tanımadığı bir genç kız oturuyor.

Büyüme ihtimalini motorda sakla. Bir kanal Peron'u isterse yanında yalnız motoru götürür. Bu yüzden motoru tek cümleye sığdır. İki yabancı, bir bank ve otobüs kalkınca biten bir bekleyiş.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Web dizisi, televizyon dizisinin ucuz hâlidir."
Doğrusu

Ucuzluk bir sonuç, biçimin kendisi değil. Web dizisi kendi kısıtlarından kendi kurallarını çıkarır. Doğal süre ve sabit bitiş, bir kuşak için yazılan dizide pek yer bulmaz. Peron'u bir kanalın kalıbına sokmak onu daha pahalı yapar, daha iyi yapmaz.

Yaygın yanlış"Kısa bölüm, az düşünülmüş bölümdür."
Doğrusu

Kısa bölüm her saniyesini hak etmek zorunda. Birkaç dakikalık bir bölümde tek bir boş an, uzun bir bölümdeki boş bir sahneden daha çok göze batar. Kısa yazmak çoğu zaman daha uzun sürer.

Yaygın yanlış"Bölüm bir tehlikenin ortasında kesilmezse seyirci geri gelmez."
Doğrusu

Yüzleri her hafta yenilenen bir dizide askı kimseye yüklenemez. Emre'nin DEVAM EDECEK satırı bunu gösterdi. Kanca bir tehlikeden değil, peronda kalan bir şeyden de gelebilir.

Yaygın yanlış"Esnek süre, bölümü istediğin kadar uzatmaktır."
Doğrusu

Esneklik kuşağın dayattığı süreyi kaldırır, kurgunun dayattığını kaldırmaz. Doğal süre, bölümün ihtiyaç duyduğu en kısa süredir.

Yaygın yanlış"Topluluk, dizi yayımlandıktan sonra kurulur."
Doğrusu

Topluluk çoğu zaman dizinin konusunda zaten vardır. Peron'un seyircisi bir gece bir otogarda beklemiş herkes. Dizi onlara tanıdıkları bir anı gösterir ve onlar da kendi gecelerini anlatmaya başlar.

Yaygın yanlış"Yorumlarda soruları yanıtlamak seyirciyi bağlar."
Doğrusu

Yanıtlanan soru konuşmayı bitirir. Yazarın sessizliği seyircinin konuşmasına alan açar. Saksının unutulduğunu söyleyen bir yorum, ona itiraz eden bir başkasını çağırır. Yazar araya girerse ikisi de susar.

Yaygın yanlış"Gerçek mekân her zaman bedavadır."
Doğrusu

Gerçek otogar dekor parası istemez ama kendi sesini, kalabalığını ve iznini dayatır. Bu bedeli sayfada çekim saatleriyle ödersin.

Yaygın yanlış"Web dizisinde yazı ikinci plandadır, gerisi sette doğaçlanır."
Doğrusu

Kısa bölümde doğaçlamanın yeri dardır. Sabit bitiş, otobüsün yarım kalmış bir cümleye yetişmesini ister. O cümleyi ancak yazar önceden kurabilir. Sette bulunan güzel bir an bile o saate göre yerleştirilmek zorunda.

Yaygın yanlış"Web dizisi bitmez, para geldikçe sürer."
Doğrusu

Ucu açık dizi para bitince bir eksik gibi kesilir. Sayılı bölüm sonu yazarın elinde tutar.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Web dizisi bir kuşak için değil, internette doğrudan yayın için yazılır.
  • Kısıtları yazar sayfaya kendisi yazar.
  • Bölüm motoru ne kadar sağlamsa bölüm o kadar kısa ve ucuz olabilir.
  • Sabit bitişte sonu herkes bilir; merak sondan önce söylenene kayar.
  • Gerçek mekân dekoru bedava verir, sesini ve iznini dayatır.
  • Konuklar değişirse her oyuncu tek gece çalışır.
  • Doğal süre her bölümde değişebilir ama her dakikasını hak eder.
  • Bölüm sayısı baştan kesinse dizi parasızlıktan değil, yazarın kararıyla biter.
  • Yayın ritmi seyircinin diziyle ilişkisini kurar.
  • Topluluk sorusu hiçbir yerde cevaplanmaz.
  • Konuklar değişiyorsa kancayı mekânda kalan nesne taşır.
  • Devreden nesne bölüm boyunca konuşmanın içinde durmalı, yalnız sonda belirmemeli.
  • Konuğu mekânın kendisi getirir; otogarın getirmeyeceği biri motoru gevşetir.
  • Kanala geçen bir web dizisi yanında motorunu götürür.

Sonraki derse köprü

Peron'un bankında iki yabancı yan yana oturuyor. Yatay bir kadrajda ikisi de rahatça sığıyor, aralarındaki boşluk bile. Şimdi aynı bankı telefonunu dik tutan bir seyirci için düşün. İki yüzden hangisi kadraja girecek, saksı nereye düşecek? Sesi kapalı izleyen biri anonsu duyamaz. Otobüsün kalkacağını nereden bilecek? Gişenin dar camı belki dikey bir kadrajdır. Sonraki ders dikey videoyu ele alıyor: dikey kadrajı, yakın karakteri, ekran metnini ve sesin hiç açılmayabileceği bir izleyişi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — rafta yan yana iki klasör; masada köşesi kıvrık bir kart, üstü çizili üç kelime; kalem bir satırın altını çiziyor: "Saksı bankta kalır."
  • Sabit bitiş — duvar saatinin yelkovanı ilerliyor; yanında büfenin kepengi yavaş yavaş iniyor; otobüsün farları yarım kalmış bir cümle balonunu kesiyor.
  • Doğal süre — farklı uzunlukta altı şerit yan yana; hepsinin ucunda aynı otobüs.
  • Sayılı bölüm — altı perondan oluşan bir sıra; sonuncusunun üstünde "son" levhası.
  • Yayın ritmi — sefer tarifesi biçiminde bir takvim; her cuma satırında küçük bir otobüs simgesi.
  • Topluluk sorusu — otobüs camından banka bakan bir yüz; altında birbirine yanıt veren yorum balonları.
  • Devreden nesne — bankta bir saksı; bölüm bölüm el değiştiriyor, en sonda bir otobüs koltuğunda.

Ritim

Ders bir klasör lastiğinin sesiyle açılıyor. Kavramlar kısa ve sakin gelsin, her biri otogarın bir sesine bağlı. Kapanışta bir peron anonsu duyulsun ve bir otobüs motoru uzaklaşsın, müzik olmasın.