İçeriğe geç

Ders 92.2

Uyumlu tür birleşimleri

Senaryo Akademisi — Bölüm VII, Modül 92

3.435 kelime5 film örneği≈ 16 dk okuma≈ 23 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Tür birleşimi, iki türün vaadini aynı hikâyede tutmaktır.
  • Tür birleşimleri çok, ama uyumun nedenleri az; nedeni bilen yazar listede olmayan bir eşleşmeyi de kurabilir.
  • Akraba tepki, iki türün aynı zamanlamayla bedensel tepki üretmesidir.
  • Ortak soru, iki türün aynı bilinmeyenle çalışmasıdır.
  • Ortak zemin, iki türün aynı tür mekânda buluşmasıdır.
  • Karşılıklı ihtiyaç, bir türün ötekinin eksiğini kapatmasıdır.
  • Ortak düşman, küs karakterleri aynı tarafa geçmeye zorlar.
  • Final uyumu, iki vaadin tek sahnede, tek eylemle ödenmesidir.
  • Birleşim testi, bir eşleşmenin hangi soruda takıldığını gösterir.
  • Uyum bir değer hükmü değildir; yalnız iki türün daha az sürtünmeyle çalıştığını söyler.
  • MOLA YERİ'nde romantik komedi ile gerilim kendiliğinden çalışıyor; korku–komedi bir yan damarda yaşıyor.

Açılış sahnesi

Emre MOLA YERİ'nin dördüncü sayfasını okuyor. Otobüs dinlenme tesisinin önünde, kar tekerleklere kadar yükselmiş. İçeride tek bir soba yanıyor. Sevilay sobanın yanındaki son sandalyeye oturmak üzere. Ertuğrul aynı sandalyenin arkasını tutuyor.

"O sandalye benim," diyor Ertuğrul. "Paltomu üstüne koymuştum."

"Paltonu evden de götürmüştün," diyor Sevilay. "Bir şey bırakmayı hiç beceremedin."

Burcu gülüyor. Emre bir sayfa atlıyor. Gece yarısı, tesisin camında sisin içinde iki ışık. Hüsamettin yolcu listesini sayıyor, bir isim eksik.

Emre bu satırı okurken sesini alçaltıyor. Masadaki kimse sayfayı çevirmiyor. Dışarıda bir yerde bir kapı çarpıyor, Burcu irkiliyor.

Burcu artık gülmüyor. "Dördüncü sayfada güldüm, beşincide tüylerim diken diken oldu. Ben hangi filmi izliyorum?"

"İkisini de," diyor Emre. "Ya da hangisi olduğunu henüz bilmiyorum. Taslağı bu yüzden getirdim."

Selim kalemini masaya bırakıyor. "İkisi aynı otobüste duruyor, orası belli. Birbirine bir şey veriyorlar mı, ona bakmak lazım."

Nermin Hanım sobanın yanındaki sandalyeyi tahtaya küçük bir kare olarak çiziyor. Karenin bir yanına sevgi, öbür yanına korku yazıyor. "Bu sandalye iki türe de hizmet edebilir. Ama önce ikisinin neden birlikte çalışabildiğini bilmemiz gerek."

İki tür aynı filmde durduğu için uyumlu sayılmaz; biri ötekinin sahnesine güç kattığında uyumlu olur.

Bu derste ne olacak

Konumuz, sık görülen tür birleşimlerinin neden tuttuğu. Önce seyircide aynı tepkiyi üreten türler var. Sonra aynı soruyu soranlar, aynı mekâna ihtiyaç duyanlar geliyor. Birinin eksiğini ötekinin kapattığı eşleşmeler de bu ailede. Finallerin tek sahnede buluşup buluşamadığı ise ayrı bir sınav. Bütün bunlar Emre'nin taslağında denenecek: ana hatta romantik komedi ile gerilim, yan hatta korku ile komedi. Sonunda yazmaya başlamadan önce bir birleşimi sınamanın yolu kurulacak. Amaç bir tür reçetesi değil, bir birleşimin nerede tuttuğunu görebilmek. Örnekler yetmişlerin Los Angeles'ından, hayaletli küçük bir kasabadan, Jüpiter'in bir uydusundaki madenden, Hindistan'ın kadın hokey takımından ve İtalyan bir yargıç cinayetinden geliyor.

Sıfır noktası

Tür birleşimi, iki türün vaadini aynı hikâyede tutmaktır. Seyirci hem gülmeyi hem korkmayı bekler. Ya da hem bir aşkı hem bir maçı izlemeyi bekler. Pazarda bu eşleşmelerin bazıları o kadar sık görünür ki tek bir tür gibi anılır. Romantik komedi bunun en bilinen örneği. Aksiyon–komedi, korku–komedi, suç–gerilim, bilimkurgu–korku da öyle. Fantastik–macera, dram–spor, politik–gerilim, müzikal–romantik anlatı, western–bilimkurgu da raflarda sık rastlanan eşleşmeler.

Liste uzun, ama nedenler azdır. Korku ile komedi seyircinin bedeninde benzer bir tepki doğurur. Suç ile gerilim aynı soruyu sorar. Bilimkurgu ile korku aynı tür mekânı ister. Romantik komedide bir tür, ötekinin eksik bıraktığını verir. Dram–sporda iki türün finali aynı maçta karşılanır. Pazardaki her birleşim bu nedenlerden en az birine yaslanır.

Bu nedenleri bilmek yazara bir şey kazandırır. "Romantik komedi ile gerilim karıştırılır mı?" sorusu bir zevk sorusu gibi görünür. Ama aslında bir ölçüm sorusudur. İki tür aynı mekânı paylaşıyor mu? Biri ötekinin baskısını artırıyor mu? Finalleri çakışıyor mu, çatışıyor mu?

Yardımcı türün baskısının ana türün sorusunu ileri ittiği duruma motor uyumu denir. Bu ders o uyumun nereden geldiğine iniyor. Uyumun kaynağını bilen yazar, listede olmayan bir birleşimi de kurabilir. Bir sporu bir bilimkurgu dünyasına, bir müzikali bir suç hikâyesine taşıyabilir. Soru hep aynı kalır: bu iki tür burada birbirine ne veriyor?

Bu soru bir estetik hüküm değildir. Hiçbir birleşim ötekinden daha değerli değil. Uyumlu birleşim yalnız daha az sürtünmeyle çalışır. Sürtünmeyi bilerek seçen yazarlar da vardır. Ama önce sürtünmesiz olanın nasıl kurulduğunu görmek gerekir.

Emre'nin taslağı bunu sınamak için iyi bir zemin. Kış, adsız bir dağ geçidi. Bir şehirlerarası otobüs kar fırtınasında kalıyor. Geçit kapanınca otobüs dolusu insan, dağdaki tek mola yerinde sabahı beklemek zorunda kalıyor. Tesisi işleten Nusret'in suskunluğu, misafirlerden sakladığı bir şeyi haber veriyor gibi. Aşçı Fadime onun annesi. Şoför Hüsamettin. Yolcular arasında yakın zamanda boşanmış iki kişi var: Sevilay ve Ertuğrul. Aynı otobüse tesadüfen binmişler. Gece sisin içinde ışıklar beliriyor ve bir yolcu kayboluyor.

Emre taslağın türüne karar verememiş. Atölye ondan bugün bir karar beklemiyor. Yalnız hangi birleşimin bu taslakta kendiliğinden işlediğini görmek istiyoruz.

Mekanizma

Aynı nefes

Nermin Hanım önce Hüsamettin'in sahnesini açtırıyor. Hüsamettin yolcu listesini her saat başı yüksek sesle okuyor. Herkes adını duyunca el kaldırıyor. Bir yolcu elini geç kaldırıyor, Hüsamettin baştan başlıyor. Üçüncü kez baştan başlayınca salon gülüyor.

Sonra liste bir kez daha okunuyor. Bu kez bir isme kimse cevap vermiyor. Hüsamettin ismi tekrarlıyor. Sessizlik.

Selim iki anın aynı iskeleti taşıdığını fark ediyor. İkisinde de bir hazırlık var, bir bekleme, bir patlama. Birinde patlama kahkaha, ötekinde ürperti.

Korku ile komedi bu yüzden kolay birleşir. İkisi de seyircinin beklentisini kurup sonra bozar. İkisi de zamanlamayla yaşar. Aksiyon ile komedi de benzer bir akrabalık taşır. Bir yumruk ile bir düşüş aynı ritimle kurulur. Seyirci bedeniyle tepki verir, sonra rahatlar.

Emre bunu taslakta kullanıyor. Yoklamanın komik hâli önce iki kez geliyor. Seyirci kalıbı öğreniyor. Üçüncü yoklamada aynı kalıp bu kez korkuya dönüyor. Seyirci gülmeye hazırlandığı yerde ürperiyor.

Aynı soru

Burcu Nusret'in sahnelerini okuyor. Nusret yolculara oda dağıtıyor ama arka koridordaki kapıyı kimseye açmıyor. Işıklar belirdiğinde pencereye bakmıyor.

"Bu adam ne biliyor?" diye soruyor Burcu.

Suç ile gerilim bu yüzden kolay birleşir. Suç "kim yaptı?" diye sorar. Gerilim "o kişi şimdi ne yapacak?" diye sorar. İkisi de aynı saklı bilgiye bağlıdır. Politik anlatı ile gerilim de böyle. Politik anlatı gücün kimde olduğunu sorar. Gerilim o gücün kahramana ne yapacağını sorar.

Nusret'in sırrı da iki türe aynı anda hizmet ediyor. Gerilim hattında seyirci onun tehlikeli olup olmadığını merak ediyor. Ama Emre ona bir de Fadime'yle sessiz bir tartışma veriyor. Fadime oğluna "Söyle artık," diyor, Nusret mutfaktan çıkıyor. Sır aynı zamanda bir aile dramına da kapı açıyor.

Aynı yer

Selim mekânı soruyor. "Bu tesis hangi türün mekânı?"

Burcu düşünüyor. Ana yoldan kopmuş bir bina. Dışarıda fırtına, içeride ışık. Telefonların çekmediği bir yer. Korku filmlerinin kulübesi gibi. Ama aynı zamanda bir sınır karakolu gibi.

Bilimkurgu ile korku kapalı bir gemide buluşur. Uzay hem keşif hem tuzaktır. Western ile bilimkurgu sınırda buluşur. Yasanın uzakta kaldığı bir karakol, bir maden kasabası, bir uzay istasyonu olabilir. Fantastik ile macera haritası çıkarılmamış bir yolda buluşur. Mekân iki türün ortak dilidir.

Dinlenme tesisi de böyle bir zemin. Kar yolu kapatınca tesis bir adaya dönüyor. Ada korkunun da gerilimin de klasik mekânı. Aynı ada romantik komedinin de mekânı olabilir. İki eski eş birbirinden kaçamıyor.

Eksiğini veren

Nermin Hanım tahtadaki kareye dönüyor. Sevilay ile Ertuğrul'un hikâyesi tek başına ne ister?

Emre cevap veriyor. Bir hedef ister: birbirlerine dönecekler mi, dönmeyecekler mi? Bir de sürtünme ister: sandalye kavgası, palto, eski alışkanlıklar.

Romantik komedide aşk hedefi, komedi sürtünmeyi verir. Dram–sporda spor maçları, takvimi ve skor tabelasını verir. Dram ise iç yarayı ve değişimi taşır. Müzikal–romantik anlatıda şarkı, sözün yetmediği yerde aşkı söyler. Her eşleşmede iki tür birbirinin boşluğunu doldurur.

MOLA YERİ'nde gerilim, romantik komedinin eksiğini kapatıyor. Romantik komedinin bir saati yok. Sevilay ile Ertuğrul konuşmayı yıllarca erteleyebilir. Fırtına ve kaybolan yolcu onlara bir saat veriyor: sabah yol açılmadan bir şeyin söylenmesi gerekiyor.

Aynı tehdit

Burcu dışarıda geçecek bir arama sahnesi istiyor. Kaybolan yolcuyu aramak için biri dışarı çıkmalı. Hüsamettin otobüsün yanında kalmak zorunda. Nusret çıkmayı reddediyor. Geriye fenerle dışarı çıkabilecek iki kişi kalıyor: Sevilay ve Ertuğrul.

Kapalı bir mekânın karakterleri bedenen yakın tutmasına zorunlu yakınlık denir. Ortak düşman bunun bir adım ötesine geçer. Yalnız yakın tutmaz, birlikte bir şey yapmaya zorlar. Sevilay feneri tutuyor, Ertuğrul ipi. Kar içinde birbirlerine bağlı yürüyorlar. Eski bir kavga ip gerildiğinde yeniden başlıyor. Ama bu kez ikisi de ipi bırakamıyor.

Selim burada türlerin uyumunu açıkça görüyor. Gerilim bir tehdit veriyor. Romantik komedi o tehdidin içinde bir ilişki sahnesi buluyor. Fener ile ip ikisine aynı anda hizmet ediyor.

Aynı sahnede biten

Son soru finalle ilgili. Romantik komedi bir seçim bekler: birleşme ya da açıkça ayrılma. Gerilim bir sonuç bekler: tehlikenin yüzleşmesi ya da gizin açılması.

Dram–sporda son maç hem skoru hem karakterin değişimini aynı anda çözer. Western–bilimkurguda hesaplaşma hem yasayı hem kahramanın yalnızlığını sınar. Finaller tek sahnede buluşunca birleşim kendini kanıtlar.

Emre'nin taslağında son belli değil. Kaybolan yolcunun ne olduğu açık bırakılıyor. Ama Burcu bir olasılığı tahtaya yazıyor. Sevilay ile Ertuğrul ipi bırakmadan geri dönerse, ilişkinin yönü o dönüşte okunur. Gizin çözülmesi gerekmiyor. Gerilimin vaadi tehlikenin yüzleşmesinde, romantik komedininki aynı ipin ucunda ödeniyor.

Birleşimi sınamak

Nermin Hanım bütün bu soruları bir kartta topluyor.

Atölye testi taslağa uyguluyor. Romantik komedi ile gerilim aynı mekânı paylaşıyor. Gerilim romantik komediye bir saat ve bir tehdit veriyor. Finaller ipin ucunda buluşabiliyor. Korku ile komedi ise yalnız Hüsamettin'in yoklamasında akraba. O hat taslağın bütününü taşımıyor, bir yan damar olarak kalıyor.

Emre yine de bir karar vermiyor. Yalnız hangi birleşimin bu taslakta zorlanmadan çalıştığını artık biliyor.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Birleşimi bir nedene bağla. "Romantik komedi artı gerilim" bir etiket. Ama etiket bir şey yazmaz. Altına iki türün neden yan yana durduğunu yaz: ortak mekân mı, ortak tehdit mi, ortak soru mu? Neden yoksa iki tür aynı filmde iki ayrı film olur.

Akraba tepkiyi ters yönde kullan. Aynı zamanlama iki duyguyu taşıyabiliyorsa seyirciye önce birini öğret. Kalıbı iki kez güldürerek kur. Üçüncüde aynı kalıpla korkut. Seyircinin bedeni hazırlandığı tepkinin tersine yakalanır.

Ortak soruyu bir kişide topla. İki türün sorusu bir karakterde birleşirse sahneler kendiliğinden iki işi birden yapar. Nusret'in bildiği şey gerilimin de ailenin de sorusu. Onu sahneden çıkarmak iki hattı birden durdurur.

Mekânı iki türün sözlüğüyle tarif et. Tesisin sobası romantik komedi için bir sandalye kavgası, korku için tek ışık kaynağı. Bir nesne iki türün sözlüğünde de anlam taşıyorsa mekân ortak zemindir. Taşımıyorsa ikinci tür dekorda kalır.

Eksik olanı dürüstçe say. Her tür bir şeyden yoksundur. Romantik komedinin saati yoktur. Gerilimin yumuşak anı yoktur. Hangi türün neyi eksik bıraktığını yaz. Yardımcı türü o eksiği kapatmak için seç.

Ortak düşmanı ilişkiye göre ayarla. Tehdit büyüdükçe ilişki küçülür. Fırtına çok ağır olursa Sevilay ile Ertuğrul'un kavgası saygısızlık gibi görünür. Tehdidi, ilişkinin konuşabileceği kadar ağır tut.

Final uyumunu bir eylemle kur. İki vaat bir diyalogla ödenmez. Bir eylem gerekir: bir atış, bir dönüş, ipin bırakılmaması. Seyirci iki sonucu aynı hareketin içinde görmelidir.

Duyguyu karaktere ata. İki türün duyguları aynı karakterde karışırsa seyirci neye tepki vereceğini bilemez. Komediyi taşıyan karakterler ile korkuyu taşıyan unsurları ayır. Hüsamettin güldürebilir. Sisteki ışıklar güldürmez. Seyirci bu ayrımı ilk yarım saatte öğrenir ve sonra ona güvenir.

Akrabalığın sınırını bil. Akraba tepki aynı zamanlamayı paylaşır, ama aynı sonucu paylaşmaz. Gülme seyirciyi rahatlatır, korku gerer. Bir sahnenin hangisiyle bittiğini sen seçersin. Sahnenin son vuruşunu yazmadan önce seyirciyi gergin mi yoksa rahat mı bırakmak istediğini kararlaştır.

Ortak zemini erken kur. Mekân iki türe hizmet edecekse ilk sahnelerde iki yüzünü de göster. Sobanın sıcaklığı ile pencerenin karanlığı aynı açılışta görünsün. Seyirci mekânın iki türlü okunabileceğini baştan bilirse, tür geçişi ona hile gibi gelmez.

Karşılıklı ihtiyacı bir sahneyle ispat et. "Gerilim romantik komediye saat veriyor" bir iddia. İddia bir sahnede görünmeli. Sevilay saate bakıyor ve sabah yol açılınca bu konuşmanın bir daha olmayacağını anlıyor. O sahne yazılmadıkça ihtiyaç kâğıtta kalır.

Pazarlama etiketini son yaz. Hangi birleşimin çalıştığını sayfalar söyler. Etiketi baştan seçen yazar, sayfayı etikete uydurmaya çalışır. Önce sahneleri yaz, sonra birleşimin adını koy.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Popüler bir birleşim seçersem iş biter."
Doğrusu

Romantik komedi ya da korku–komedi pazarda tanıdık birer kalıp. Ama tanıdık olmaları uyumu garanti etmez. Uyumu senin hikâyendeki mekân, soru ve tehdit kurar.

Yaygın yanlış"Korku ile komedi zıt duygulardır, yan yana durmaz."
Doğrusu

İkisi aynı bedensel mekanizmayı kullanır. Hazırlık, bekleyiş, boşalma. Bu akrabalık onları birleştirir. Sorun duygularda değil, hangi karakterin hangi duyguyu taşıdığının belirsiz kalmasında.

Yaygın yanlış"Yardımcı tür süs olsun, ana türü bozmasın."
Doğrusu

Süs olarak kalan yardımcı tür bir şey vermez. Uyumlu birleşimde yardımcı tür ana türün bir eksiğini kapatır. Kapatmıyorsa sayfadan çıkarılabilir.

Yaygın yanlış"İki tür uyumluysa her sahnede ikisi de olmalı."
Doğrusu

Uyum her sahnede iki türü gerektirmez. Bazı sahneler yalnız birine ait. Önemli olan, kritik sahnelerde ikisinin birbirini beslemesi. Hüsamettin'in yoklaması bir yan damar olarak da işe yarar.

Yaygın yanlış"Ortak düşman ilişkiyi iyileştirir."
Doğrusu

Ortak düşman ilişkiyi yalnız zorlar. Karakterler birlikte iş yapınca eski kavga da yüzeye çıkar. İyileşme olur ya da olmaz. Bu karar romantik hattın sonucudur, tehdidin değil.

Yaygın yanlış"Finali bir tür, ortasını öbür tür yönetebilir."
Doğrusu

O zaman seyirci ilk vaadin ödenmediğini hisseder. İki türün finali aynı sahnede ödenemiyorsa birleşim sonunda çözülür. Final uyumunu en baştan kontrol et.

Yaygın yanlış"Uyumlu birleşim sürprizsiz olur."
Doğrusu

Uyum, türlerin birbirini beslemesidir, tahmin edilebilir olmaları değil. Akraba tepki seyirciyi tam da bu yüzden şaşırtabilir. Seyirci kalıbı tanır, ama kalıbın hangi duyguya döneceğini bilmez. Uyum sürprizin zeminini hazırlar.

Yaygın yanlış"Ortak mekân yeterlidir."
Doğrusu

Aynı mekân iki türü bir araya getirir, ama tek başına bağlamaz. Bir tesiste hem aşk hem korku geçebilir ve ikisi birbirine hiç dokunmayabilir. Mekânın nesneleri iki türde de iş görmüyorsa ortak zemin kurulmamıştır, yalnız ortak bir adres vardır.

Yaygın yanlış"Western–bilimkurgu gibi birleşimler bir özentidir."
Doğrusu

Bu birleşimler çoğu zaman aynı dertten doğar. Yasanın uzak olduğu bir yer, yalnız kalan bir koruyucu, gelen bir tehdit. Kostüm değişir, dert aynı kalır. Birleşimi tutan şey bu ortak derttir.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Tür birleşimi, iki türün vaadini aynı hikâyede tutmaktır.
  • Tür birleşimleri çok, ama uyumun nedenleri az; nedeni bilen yazar listede olmayan bir eşleşmeyi de kurabilir.
  • Akraba tepki, iki türün aynı zamanlamayla bedensel tepki üretmesidir.
  • Ortak soru, iki türün aynı bilinmeyenle çalışmasıdır.
  • Ortak zemin, iki türün aynı tür mekânda buluşmasıdır.
  • Karşılıklı ihtiyaç, bir türün ötekinin eksiğini kapatmasıdır.
  • Ortak düşman, küs karakterleri aynı tarafa geçmeye zorlar.
  • Final uyumu, iki vaadin tek sahnede, tek eylemle ödenmesidir.
  • Birleşim testi, bir eşleşmenin hangi soruda takıldığını gösterir.
  • Uyum bir değer hükmü değildir; yalnız iki türün daha az sürtünmeyle çalıştığını söyler.
  • MOLA YERİ'nde romantik komedi ile gerilim kendiliğinden çalışıyor; korku–komedi bir yan damarda yaşıyor.

Sonraki derse köprü

Hüsamettin yoklamada üçüncü kez baştan başladığında salon gülüyor. Ya o gülüş, bir isim cevapsız kaldığında da susmazsa? Sevilay ile Ertuğrul ipin ucunda tartışırken kaybolan yolcuyu aramayı unutursa, gerilim nereye gider? Bazı birleşimlerde bir tür, ötekinin riskini sessizce etkisiz bırakır. Seyirci bunu çoğu zaman bir ton kırılması olarak hisseder ve nereden geldiğini bilemez. Sisteki ışıklar bir şakanın arkasında kalırsa artık kimseyi ürpertmez. Zor tür birleşimleri, bu kırılmanın hangi sahnede başladığını ve önceden nasıl sezilebileceğini konuşur.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — karla kaplı bir otobüs; içeride tek bir sobanın yanında boş bir sandalye.
  • Akraba tepki — elinde bir liste tutan şoför; kalkan eller, sonra kalkmayan bir el.
  • Ortak soru — bir koridorun sonunda kapalı bir kapı.
  • Ortak zemin — sisin içinde ışığı yanan tek bir bina.
  • Karşılıklı ihtiyaç — duvarda durmuş bir saat; dışarıda büyüyen kar.
  • Ortak düşman — karda birbirine iple bağlı yürüyen iki kişi, birinin elinde fener.
  • Final uyumu — sisin içinden dönen iki silüet; ip gergin.
  • Birleşim testi — tahtada bir kare, iki yanında iki kelime.

Ritim

Açılış sobanın çıtırtısı ve rüzgârla başlıyor. Yoklama sahnelerinde isimler tek tek okunuyor, araya kısa gülüşmeler giriyor. Cevapsız isimden sonra yalnız rüzgâr kalıyor. Fener sahnesinde ayak sesleri karda boğuluyor.