Ne yapacaksın
Bugün kendi projen için tek sayfalık bir kart dolduracaksın. Kartın dokuz satırı var: ana tür, alt tür, hedef duygu, ana çatışma, karakter türleri, ikonografi, zorunlu sahneler, beklenen final ve özgünleştirici unsur. Her satıra kısa, somut bir cümle yazacaksın. Bir tür adı ya da bir sıfat satırı doldurmaz. Satırın karşılığı senaryonda görülebilen bir şey olmalı: bir sahne, bir nesne, bir kişi.
Kartı yazdıktan sonra onu senaryonun ilk on sayfasıyla sınayacaksın. Sayfalar kartın verdiği sözü kuruyor mu? Kart, sayfaların hiç kurmadığı bir şeyi mi vaat ediyor? İşin sonunda dolu ve sınanmış bir kartın olacak. Yanında kartla sayfa arasındaki her uyumsuzluğun yazıldığı kısa bir liste duracak. O liste bir sonraki taslağın iş listesidir. Kartın kendisi ise projenle birlikte yaşar. Projeyi bir yapımcıyla, bir yönetmenle ya da ortak yazarınla konuşurken masaya ilk o sayfayı koyacaksın.
Neden bu alıştırma
Seyirci bir filme oturduğunda yazarla sözsüz bir anlaşma yapar. Ne tür bir deneyim yaşayacağını bilmek ister. Hangi duyguyu, hangi sahneleri, nasıl bir sonu beklediğini çoğu zaman adlandıramaz. Ama söz tutulmadığında hemen hisseder. Tür vaadi bu anlaşmanın adıdır.
Yazar bu sözü genellikle bilmeden verir. Aklında bir tür adı vardır: polisiye, korku, romantik komedi. Ad, sözün yalnız başlığıdır. İçini sahneler doldurur. Bir taslak polisiye olarak başlayıp ortasında bir yas filmine dönebilir. Yazar bunu fark etmez, çünkü iki duygu da onun içinde vardır. Seyirci ise hangisini izlediğini bilemez. İlk yarıda kurduğu tahminler ikinci yarıda karşılıksız kalır.
Kart sözü sayfaya döker. Satırlar bir beklentiyi tek tek adlandırır. Boş kalan satır, senaryoda o beklentiye cevap veren bir yer olmadığını gösterir. Birbiriyle çelişen satırlar, senaryonun iki ayrı söz verdiğini gösterir. Bunları sayfada görmek yüzlerce sayfa yazdıktan sonra görmekten çok daha ucuzdur.
Son satırın ayrı bir görevi var. Özgünleştirici unsur, hikâyeni aynı raftaki öteki filmlerden neyin ayırdığını sorar. Türü tanınır kılan satırlar seyirciyi içeri alır. Bu satır onu orada tutar. Sekiz satırı sağlam, dokuzuncusu boş bir kart bir şey söyler: senaryo türünü iyi biliyor ama henüz kendi hikâyesini bulmamış.
Hazırlık
Üzerinde çalıştığın bir senaryo ya da tretman seç. Bitmiş olması gerekmez. Ama en az bir açılış sekansı yazılmış olsun, çünkü kartı sayfalarla sınayacaksın.
Bir kâğıda dokuz satır aç ve her satırın başına adını yaz. Satırların altına ikişer satır boşluk bırak. Üsttekine kartın cümlesini yazacaksın. Alttakine o cümlenin senaryodaki karşılığını: sayfa yeri ya da sahne adı.
Kâğıdın altına "çelişki" diye bir kutu çiz. Satırlar birbirine ters düştüğünde ya da sayfa karttan ayrıldığında oraya not alacaksın.
Senaryonun ilk on sayfasını ayrıca yazdır ve bir zarfa koy. Kartı doldururken onlara bakma. Önce aklındaki sözü yaz, sonra sayfaların gerçekte ne verdiğine bak. Bir kalem ve bir saat yeter. Kartı tek oturuşta doldur, sayfa sınavını ertesi güne bırak.
Adımlar
Çözümlü örnek
Nermin Hanım panodaki dosyaların arasından SON VAPUR'u indiriyor. Kapağın köşesinde Emre'nin kurşun kalem notu hâlâ duruyor: son okuma. Rapor imzasız kaldı, fail kesinleşmedi. Nermin Hanım boş bir kartı Emre'nin önüne bırakıyor. "Bir yapımcı bu dosyayı açmadan önce ne beklemeli? Dokuz satırda söyle."
Emre ilk denemeyi hızlı dolduruyor. Ana tür satırına "polisiye" yazıyor. Hedef duygu satırına dört kelime sığdırıyor: merak, gerilim, hüzün, öfke. İkonografiye yağmur, sigara dumanı ve iskele lambaları giriyor.
Burcu ikonografi satırına bakıyor. "Yağmur bu dosyanın neresinde iş görüyor?" Emre arıyor. Yağmur yalnız iskele sahnesinin ilk satırında yağıyor. Nurhan'ın şalı ve sigarası da çoktan dosyadan çıktı. Selim listeyi baştan kuruyor. Arka salonun kıç penceresi. Turnike kayıtları. Son seferin saat çizelgesi. Gemicinin topladığı unutulmuş eşyalar. Kenarına imza satırı boş kaza raporunu ekliyor, bir de cepte olmayan kareli defteri. "Bunlar yalnız bu vapurda olur," diyor Selim. "Yağmur her polisiyeye yağar."
Hedef duygu satırında Nermin Hanım dört kelimeden birini istiyor. Emre merakı seçmek istiyor. Burcu itiraz ediyor. Merak türün kendisi, her polisiye onu verir. Bu dosyanın seyirciye bıraktığı başka. İlyas'ın kızı babasının eski defterini getiriyor. Motor notlarının arasında her yıl aynı günün sayfasında yalnız kendi adı yazılı. Atölye uzun tartışıyor. Sonunda satıra şu giriyor: geç kalmış bir tanışmanın sızısı. Merak ikinci sıraya iniyor ve o sızıya giden yolu taşıyor.
Alt tür satırı kolay doluyor. Kamera büyük ölçüde Gonca'nın omzunda kalıyor. Merakın sorusu dedektif hikâyesinin sorusu, ama tempoyu kurumsal saat belirliyor. Vapur şirketi salonun ilk sefer için boşaltılmasını istiyor, Tamer turnike kayıtlarını şafaktan önce istiyor. Kart bunu tek satırda topluyor.
Ana çatışma satırına Emre önce "Gonca ile katil" yazıyor. Selim satırın altını çiziyor. Bu dosyada katilin yüzü hiç görünmüyor. Gonca'nın her sahnede itildiği şey başka: ilk seferden önce kapanmak istenen dosya ve masadaki imzasız kaza raporu. Kötü niyetli biri yok; herkes kendi saatine bakıyor. Çatışmanın tehlikeye attığı şeyi Burcu tek kelimeyle yazıyor: hakikat.
Karakter türleri satırı önce bir rol listesi olarak doluyor. Dedektif, aceleci yardımcı, kurban, şüpheliler. Burcu her rolün yanına bir davranış istiyor. Gonca tanığı kendi koltuğuna oturtup yalnız "Sonra?" diye soruyor. Tamer kayıtları telefonundan açıyor. Bilal kayıtsız çay sattığını saklıyor. Nurhan'ın çantasında oğlunun kaza raporunun bir kopyası duruyor. Kurbanın davranışını Emre kendisi yazıyor: İlyas motorun sesini dinleyip deftere not ediyor. Davranışsız kalan tek kişi Sedat. Sayfada ona ait bir hareket yok; onu yalnız başkalarının sözünden tanıyoruz. Emre onun yanına boş bir kutu çiziyor.
Zorunlu sahnelerde ilk sorun çıkıyor. Emre ceset bulunuşunu, ilk sorguyu ve eksik defteri kolayca yazıyor. Dördüncü satırda duruyor: failin adlandırıldığı an. Bu dosyada o an yok. Nermin Hanım satırı silmiyor. Emre biçimini değiştiriyor. Atölye denemesi: Gonca imza masasında, kalemi raporun üstünde, iki rakip çözüm önünde. Seyirci bir ad bekliyor. Gonca imzalamıyor.
Bu karar beklenen final satırını da değiştiriyor. Polisiye seyircisi failin adını ve düzenin onarılmasını bekler. Emre altına kendi finalini yazıyor: rapor imzasız, fail açık. Üçüncü satır en zoru. Bu kırılma seyirciye ne veriyor? Selim kızın defterini gösteriyor. Ad yerine bir babanın yıllarca süren sessizliği geliyor. Burcu bir koşul koyuyor: bu karşılığın tohumu açılışta görünmeli. Emre taslağını açıyor. Film cinayetten önceki gece açılıyor. İlyas ön salonda, önünde çay, elinde kareli defter. Tohum zaten orada.
Özgünleştirici unsurda Emre koltuk değişikliğini öneriyor. İlyas her gece ön salonda oturur, o gece arka salonda bulunur. Selim unsuru taşımayı deniyor. Koltuk değişikliği bir trene, bir otobüse, bir kahvehaneye kolayca geçiyor. Güçlü bir ipucu, ama başka bir polisiyenin ipucu da olabilir. Nermin Hanım taslağa kurşun kalemle girmiş bir denemeyi gösteriyor. Gonca da her gece son vapurla eve dönüyor. İlyas'ı yıllardır yüzünden tanıyor, adını cesedin cebindeki kimlikten öğreniyor. Bu unsur hiçbir yere taşınmıyor. Hedef duyguyu, ana çatışmayı ve finali birlikte değiştiriyor.
Kartın son hâli:
Ertesi gün sayfa sınavında çelişki kutusuna tek satır düşüyor. Açılıştaki selamlaşma sayfada duruyor. Ama arka salonda Gonca cesede baktığında yüzü onu tanıdığını söylemiyor. Okur özgünleştirici unsuru ilk kez kimlik kartında öğreniyor. Emre kartı değiştirmiyor. Sayfaya bir sahne borcu yazıyor: tek bir bakış, kimlikten önce.
Kendini değerlendir
Kartını bitirdiğinde her satırı şu sorularla yokla.
Ana tür satırında bir soru var mı? O soru finalde ya cevaplanıyor ya da bilerek açık bırakılıyor mu?
Alt tür satırı bir göz ve bir mekân söylüyor mu? Yalnız bir kol adıysa beklentiyi daraltmıyor.
Hedef duygu tek mi? İkinci sıradaki duygular ona yol mu açıyor, yoksa onunla yarışıyor mu? O duyguyu en yoğun kuran sahne filmin hangi bölümünde?
Ana çatışmayı her perdede gösteren bir sahne bulabildin mi? Çatışmanın neyi tehlikeye attığını tek kelimeyle söyleyebiliyor musun?
Karakter türleri satırındaki her rolün yanında tipten ayıran bir davranış var mı? Hiç sesi olmayan bir rol kaldı mı?
İkonografi listesinde süs olarak kalan bir nesne var mı? Her nesne bir sahnede iş görüyor mu?
Zorunlu sahnelerin her birine kendi biçimini verdin mi? Henüz yazılmamış olanı biliyor musun?
Beklenen finali kırıyorsan, seyirciye karşılığında ne verdiğini yazdın mı? O karşılığın tohumu açılışta duruyor mu?
Özgünleştirici unsur taşıma sınavından geçti mi? Kartın başka satırlarına dokunuyor mu? Sayfada görülebilen bir anı var mı?
Çelişki kutusundaki her maddenin hangi tarafta düzeltileceği belli mi? Sayfaya yazdığın her borcun yanında bir sahne adı var mı?
Yaygın tuzaklar
Yaygın yanlışSatırları tür adlarıyla doldurmak.
"Gerilim", "karanlık", "atmosferik" bir yapımcıya hiçbir şey vaat etmez. Satır senaryonda görülebilen bir şeye bağlanmalı.
Yaygın yanlışHedef duygu satırına birkaç duygu sığdırmak.
Her duyguyu veren film hiçbirini derinleştiremez. Birini seç, ötekileri onun yoluna diz.
Yaygın yanlışAlt türü ana türün yerine koymak.
Alt tür bir kolu adlandırır, filmin taşıyıcı sorusunu sormaz. İkisi aynı satıra yazılırsa kart beklentiyi daraltamaz.
Yaygın yanlışİkonografiyi türün gardırobundan almak.
Yağmur, duman, neon bir türü çağırır. Senin dünyanda iş görmüyorlarsa sayfada kostüm olarak kalırlar.
Yaygın yanlışKarakter türlerini yalnız rol adıyla bırakmak.
"Şüpheli" bir işlevi adlandırır, bir insanı tarif etmez. Her rolün yanına onu tipten çıkaran bir davranış yaz.
Yaygın yanlışYazılmamış zorunlu sahneyi karttan silmek.
Satırı silmek beklentiyi ortadan kaldırmaz. Seyirci o sahneyi yine bekler. Biçimini değiştir, satırı bırak.
Yaygın yanlışBeklenen finali kırmayı özgünlük sanmak.
Kırılan bir vaat ancak yerine bir şey konursa karşılık bulur. Karşılığı yoksa seyirci yalnız eksik bir film görür.
Yaygın yanlışÖzgünleştirici unsuru bir ipucuyla ya da bir buluşla karıştırmak.
Başka bir hikâyeye taşınabilen bir buluş senin hikâyene ait sayılmaz. Unsur öteki satırları değiştirmeli.
Yaygın yanlışKartı sayfayı okuduktan sonra yazmak.
O zaman kart sayfanın özeti olur ve sözünü sınayamaz. Önce sözü yaz, sonra sayfayı oku.
Yaygın yanlışÇelişki çıkınca hep kartı düzeltmek.
Bazen kart doğrudur ve sayfa sözünü tutmuyordur. Her maddeyi kendi içinde tart.
Yaygın yanlışKartı okuru etkilemek için süslemek.
"Benzersiz", "sarsıcı", "unutulmaz" gibi kelimeler reklamın dilidir, seyirciye hiçbir somut söz vermez. Kart yazarın kendine verdiği bir iş tanımıdır.
Yaygın yanlışKartı bir kez doldurup çekmeceye kaldırmak.
Her yeni taslak sözü biraz kaydırır. Kartı taslakla birlikte yeniden oku.
Varyasyonlar
Sonraki adım
Kartın sana tek bir hikâyenin sözünü gösterdi. Şimdi tersini deneyeceksin. Aynı hikâye fikrini sabit tutacak, türünü değiştireceksin. Bir fikir dram olarak, komedi olarak, gerilim, korku ve bilimkurgu olarak yeniden kurulacak. Kişiler ve çekirdek olay yerinde kalacak. Ton, risk, doruk ve ikonografi her türde başka bir yüz gösterecek. Bugünkü kartın satırları orada bir ölçü olacak. Tür değişince hangi satır yerinde kalıyor, hangisi baştan yazılıyor? Özgünleştirici unsur her türde yaşıyor mu, yoksa yalnız birinde mi nefes alıyor? Cevap, fikrin hangi türe ait olduğunu da söyleyecek.