İçeriğe geç

Ders 92.4

Tür değiştiren anlatı

Senaryo Akademisi — Bölüm VII, Modül 92

3.442 kelime5 film örneği≈ 16 dk okuma≈ 23 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Tür değiştiren anlatı bir türle açılır ve ağırlığını yolda başka bir türe devreder.
  • Giriş türü bir maske değildir; kendi kurallarıyla içtenlikle oynanır.
  • Bağımsız yarı, dönüş gelmese de kendi türünün hikâyesi olarak doyurur.
  • Öncü karakter gelecek türe aittir ama giriş türünde sıradan görünür.
  • Her işaret iki türde de anlamlı olmalıdır.
  • Geçiş koridorunda işaretler sıklaşır ve ağırlaşır.
  • Menteşe sahnesi giriş türünün bir vuruşunu tamamlarken yeni türü açar.
  • Kamera bakılacak yeri seçebilir, olmayan şeyi gösteremez.
  • Taşınan vaat ilk türün sorusunu yeni türün içinde canlı tutar ve finale bağlar.
  • Hazırlığı tek bir işarete yükleme; bakışa, cümleye ve görüntüye dağıt.
  • Dönüşün yeri de sertliği de bir karardır; dürüstlüğü hazırlık belirler.
  • Dönüşten sonraki ilk sahne seyirciye yeni izleme kuralını öğretir.

Açılış sahnesi

Emre bu kez MOLA YERİ'nin yeni bir sürümünü getiriyor. Kapağında tek bir not var: "Romantik komedi olarak başlar, ortada gerilime döner." Selim taslağı bir gece önce okumuş. Kenarlara hiçbir şey yazmamış, yalnız ilk yarının sayfalarını bir lastikle ayırmış.

"Burası bir bekleme salonu gibi," diyor Selim. "Sevilay ile Ertuğrul atışıyor, ama sen onları dinlemiyorsun. Saatine bakıyorsun. Yolcunun kaybolmasını bekliyorsun."

Emre itiraz ediyor. İlk yarının bir perde olduğunu söylüyor. Seyirci rahatlasın, sonra sarsılsın. Afişte iki eski eş, bir otobüs, bir kar fırtınası olacak. Seyirci salona bir romantik komedi için girecek. Sürpriz de bundan doğacak.

Burcu ikinci yarının sayfalarını çeviriyor. Orada başka bir sorun görüyor. Yolcu kaybolduktan sonra Sevilay ile Ertuğrul neredeyse hiç konuşmuyor. Biri el feneri tutuyor, öbürü kapıda bekliyor. İlk yarının bütün atışmaları, bütün yarım kalmış cümleleri bir anda unutulmuş.

Nermin Hanım iki sorunu aynı yerde görüyor. İlk yarı ikinci yarıya hizmet etsin diye zayıf bırakılmış. İkinci yarı da ilk yarıyı geride bırakmak için onu silmiş. Masadaki soru şu: bir hikâye türünü yolun ortasında değiştirdiğinde, iki yarı birbirine nasıl borçlu kalır?

İlk yarı ikinci yarının bekleme salonu olursa, seyirci de orada yalnız beklemeyi öğrenir.

Bu derste ne olacak

MOLA YERİ'nin tür değiştiren sürümünü baştan sona birlikte kuracağız. Önce romantik komedinin kendi başına ayakta durmasını sağlayacağız. Sonra gerilimin ilk yarıya nereden, ne kadar sızacağını tartacağız. Nusret'in bakışına, Fadime'nin bir cümlesine ve sisteki ilk ışığa birer görev vereceğiz. Dönüşün gerçekleştiği sahneyi iki türün ortak sahnesi olarak yazacağız. Seyirciyi aldatan bir planı ayıklayacağız. En sonda eski eşlerin sorusunu ikinci yarıya taşıyacağız. Kaybolan yolcunun ne olduğunu ise bu sürüm de karara bağlamayacak. Örnekler bir Kore köyünden, bir Tay ormanından, bir İngiliz evinin mutfağından, bir Fransız itfaiye istasyonundan ve bir Paris çevresi sitesinden geliyor.

Sıfır noktası

Bazı filmler bir türün sözünü verir ve o sözü sonuna kadar tutar. Bazıları iki türü baştan birlikte yürütür. Tür değiştiren anlatı ikisinden de ayrılır. Film bir türle başlar ve yolun bir yerinde ağırlığını başka bir türe devreder. Seyirci girdiği filmden başka bir filmden çıkar.

Bu, tek bir şaşırtma sahnesinden büyük bir iştir. Şaşırtma bir bilgiyi değiştirir. Tür değişimi ise seyircinin izleme biçimini değiştirir. Neye güleceğini, neyden korkacağını, hangi sahneyi önemli sayacağını yeniden öğrenir. Gülünç gelen bir sessizlik tehdit gibi okunmaya başlar. Romantik bir bakış artık bir uyarı olabilir.

Böyle bir değişim iki tehlike taşır. İlki ilk yarının sahte bir vitrine dönüşmesi. Yazar asıl türü saklamak için ilk türü yarım yamalak yazarsa seyirci bunu sezer. Ya sıkılır ya da ikinci yarıda kandırıldığını düşünür. İkinci tehlike ilk türün yolda terk edilmesi. Seyirci ilk yarıda bir soruya bağlanmıştır. O soru cevapsız kalırsa dönüş bir kopuşa döner. Seyirci ikinci yarıyı izler, ama ilk yarıda bıraktığı şeyin yasını tutarak izler.

Tehlikeler birbirini besliyor. Yazar ilk türü ciddiye almadığı için onu yolda bırakmakta da zorlanmaz. İlk türü ciddiye alan yazar ise onu ikinci yarıda taşımak zorunda kalır. Tür değiştiren bir filmin zanaati büyük ölçüde bu taşıma işidir.

Kavramların bir kısmını zaten biliyoruz. Bir türün sözünü verip başka bir türe geçmeye vaat kayması diyoruz. Ağırlığın el değiştirdiği sahneye tür geçiş noktası adını verdik. Yeni tonun eski tonun içine bıraktığı küçük parçaya ton habercisi diyoruz. Bu ders aynı yolu yazarın masasından yürüyecek. Soru artık değişimin ne olduğu değil, nasıl inşa edileceği.

MOLA YERİ bu soru için elverişli. Kar fırtınası, kapanan yol, ıssız bir dinlenme tesisi. Aynı mekân, bir romantik komedinin kapalı odasına da, bir gerilimin tuzağına da dönüşebilir. Emre'nin sürümünde iki tür aynı gece, aynı koridorlarda, art arda yaşanıyor. İş onları birbirine bağlamak.

Mekanizma

Gerçekten bir romantik komedi

Atölye önce Selim'in itirazını ciddiye alıyor. Emre'nin ilk yarısında Sevilay ile Ertuğrul'un atışmaları birbirinin tekrarı. Her sahne aynı yerde bitiyor: biri öbürüne laf sokuyor, öbürü kapıyı çarpıyor. Hiçbir sahne ilişkide bir şeyi değiştirmiyor.

Nermin Hanım bir şey soruyor. Bu film tam ortada bitseydi, seyirci bir romantik komedi izlemiş olur muydu? Emre dürüstçe cevap veriyor: hayır. Seyirci yalnız bir hazırlık izlemiş olurdu.

Emre ilk yarıya bir omurga kuruyor. Tesiste tek boş oda kalmış, iki yatak. Fadime onları hâlâ evli sanıp aynı odaya yerleştiriyor. Herkesin önünde boşandıklarını söylemek ikisine de ağır geliyor. Susuyorlar ve evli rolü yapmaya başlıyorlar. Yalan büyüdükçe sahneler değişiyor. Önce yan yana yemek yemek zorunda kalıyorlar. Sonra Hüsamettin'in sorularını birlikte savuşturuyorlar. Sonra mutfakta Fadime'ye yardım ederken eski bir alışkanlıkla aynı anda aynı tabağa uzanıyorlar. Her sahne ilişkiyi bir adım ileri taşıyor. İlk yarının doruğu, gece yarısı mutfakta neredeyse bir öpücük. Emre bunu artık bir bekleme sahnesi gibi yazmıyor. Hem güldüren hem sızlatan, kendi ayakları üstünde duran bir sahne.

Gerilim ilk yarıya nereden sızar?

Şimdi tersi bir tehlike beliriyor. İlk yarı iyi bir romantik komedi olunca, gerilim gökten iner gibi gelebilir. Atölye yeni türün ilk yarıda hangi kılıkla bulunacağını arıyor.

İlk aday Nusret. Tesisin sahibi az konuşuyor. Emre onu ilk yarıda bir komedi figürü gibi yazmıştı: somurtan, misafirlere kaba davranan bir adam. Burcu başka bir şey öneriyor. Nusret'in somurtkanlığı bir bilgiden gelsin. Misafirlerin bilmediği bir şeyi biliyor.

Emre Nusret'e tek bir alışkanlık veriyor. Otobüs tesisin önüne yanaştığında Nusret kapıda durup inen yolcuları sayıyor. Sayarken dudakları kıpırdıyor. Sevilay bunu görüp gülüyor, Ertuğrul'a "Bizi faturaya yazıyor" diye fısıldıyor. Seyirci de gülüyor. Sahne bir romantik komedi sahnesi olarak tam çalışıyor. Ama bu sayma, ikinci yarıda başka bir anlam kazanacak.

Fadime'ye de bir cümle düşüyor. Çorbayı dağıtırken kaseleri tek tek sayıyor. "Kaç kişiyseniz o kadar kase," diyor. "Sabah da o kadar olsun." Masadakiler bunu yaşlı bir aşçının titizliği diye dinliyor. Cümle yerinde, karakterine uygun, kendi türünün içinde. Hiçbir müzik onu işaretlemiyor.

Üçüncü işaret sisin içinden geliyor. Sevilay Ertuğrul'dan kaçmak için dışarı çıkıyor. Karşı yamaçta, sisin arkasında bir ışık görüyor. Önce bir araba sanıyor. Ertuğrul arkasından gelip "Kurtarıcın mı?" diye takılıyor. Sevilay ona kızıyor, içeri giriyorlar. Işık sahnede bir şakanın vesilesi. Ama sahnenin son planında kamera dışarıda kalıyor ve ışık bir an daha yanıyor.

İki türün paylaştığı koridor

Üç işaret yerleşince Emre bir soru soruyor. Bunları ne zaman, ne sıklıkla koyacak? Selim bir kurgu masası alışkanlığından konuşuyor. İşaretler eşit aralıkla dağılırsa seyirci onları bir düzen olarak fark eder. Yoğunluk artmalı.

Emre koridoru ilk yarının son çeyreğine yerleştiriyor. Önce ışık bir kez görünüyor. Sonra elektrik kısa bir an gidip geliyor, Fadime mum çıkarıyor, sahne yine komik bitiyor. Sonra Nusret arka kapıyı kilitliyor, anahtarı cebine koyuyor. Sevilay bunu görüyor ama Ertuğrul'un bir cümlesiyle dikkati dağılıyor. Her sahne hâlâ romantik komedinin sorusuyla bitiyor. Ama her sahnenin kenarında gerilim biraz daha yer kaplıyor.

Dönüşün sahnesi

Asıl sorun orta noktadaki sahne. Emre'nin taslağında yolcu kayboluyor ve sahne tamamen gerilime ait. Mutfaktaki öpücük sahnesi bir sayfa önce bitmiş. İki sahne arasında görünmez bir duvar var.

Atölye iki sahneyi birleştiriyor. Gece yarısı mutfak. Sevilay ile Ertuğrul birbirine yaklaşıyor. Tam o sırada Hüsamettin içeri giriyor. Sabahki yolculuk için yolcu listesini okuyor. Sevilay ile Ertuğrul hemen ayrılıyor. Seyirci gülüyor, bölünmüş öpücük romantik komedinin bilinen bir vuruşu. Ama Hüsamettin listeyi bitirince susuyor. Tezgâhta Fadime'nin kaseleri duruyor. Biri dokunulmamış. Bir yolcu yok.

Sahnenin ilk yarısı romantik komedinin sözünü tutuyor. İkinci yarısı gerilimin kapısını açıyor. Fadime'nin kase cümlesi ile Nusret'in sayması aynı anda geri dönüyor. Seyirci gülmeyi bitirmeden ürpermeye başlıyor.

Seyircinin hakkı

Burcu ikinci yarının ilk sayfalarında bir plan buluyor. Kaybolmadan önce kamera yolcunun yatağına bakıyor. Yatakta biri uyuyor gibi görünüyor. Emre bunu bilerek yazmış. Seyirci yolcunun orada olduğunu sansın, sonra şaşırsın.

Nermin Hanım bu planda durmak istiyor. Kamera seyirciye olmayan bir şeyi gösteriyor. Bu ipucu değil, yalan. Sabah seyirci geri dönüp baktığında o yatakta kimin yattığını soracak. Cevap yoksa seyirci kandırıldığını hisseder. O zaman ilk yarının bütün sahneleri şüpheli olur. Romantik komedi de, gerilim de aynı yalanın parçası gibi görünür.

Emre planı değiştiriyor. Kamera artık yatağı göstermiyor. Yalnız kapalı bir oda kapısını gösteriyor. İçeride kimse var mı, yok mu, seyirci bilmiyor. Ama hiçbir kare ona yanlış bir şey söylemiyor. Dönüşten sonra seyirci zihninde filmi geri sardığında Nusret'in saymasını, Fadime'nin kaselerini, sisteki ışığı bulacak. Hepsi oradaydı, hepsi kendi türünün içinde doğruydu.

İlk sorunun ikinci yarıdaki yeri

Son iş Burcu'nun fark ettiği boşluk. İkinci yarıda Sevilay ile Ertuğrul birer işlev olmuş. Biri fener tutuyor, öbürü kapıda bekliyor. Seyirci ilk yarı boyunca tek bir soruya bağlanmıştı: bu iki insan yeniden birbirine dönecek mi?

Emre aramayı onlara bölüştürüyor. Sisin içinde birlikte yürümek zorundalar. Evli rolü artık sürmüyor, çünkü Hüsamettin listeyi okurken ikisini ayrı soyadlarıyla okudu. Herkes duydu. Atışmaları sürüyor ama artık fısıltıyla. Bir an karanlıkta ikisi de aynı anda öbürünün adını söylüyor. Romantik komedinin sorusu ortadan kalkmadı. Yalnız şimdi bir tehlikenin içinde soruluyor. Kaybolan yolcunun ne olduğu ise taslakta açık kalıyor. Işık doğaüstü mü, dünyevi mi, Emre karar vermiyor.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

İlk türü en iyi hâlinle yaz. Tür değiştiren bir filmin ilk yarısı çoğu zaman en zayıf yazılan yarıdır. Yazar asıl filmini ikinci yarıda gördüğü için ilk yarıyı geçiştirir. Seyirci bunu ilk sahnelerde sezer. Giriş türünü, dönüş hiç gelmeyecekmiş gibi yaz.

Ortadan kesme testini yap. Senaryoyu dönüşten hemen önce bitir ve okut. Okur bir film izlemiş gibi mi hissediyor, yoksa bir fragman mı? Fragman hissi varsa ilk yarının kendi sorusu, kendi doruğu eksiktir.

Öncü karaktere kendi hayatını ver. Nusret yalnız bir uyarı aracı olursa seyirci onu hemen işaretler. Ona giriş türünde de bir yer ver. Somurtkanlığı komik olsun, sayması gülünç olsun. Dönüşten sonra aynı davranışlar bir bilgiye dönüşür. Karakter değişmez, seyircinin onu okuma biçimi değişir.

İşareti kendi türünde doğrula. Her ton habercisi giriş türünün içinde de bir anlam taşımalı. Fadime'nin kase cümlesi yaşlı bir aşçının titizliği olarak tam oturuyor. Sisteki ışık bir şakanın vesilesi. İşaret yalnız yeni tür için oradaysa seyirci onu fazla erken yakalar.

Koridoru yoğunlaştır, eşit dağıtma. İşaretler düzenli aralıkla gelirse bir desen gibi görünür. Aralık daraldıkça seyirci huzursuzluğun arttığını hisseder ama nedenini adlandıramaz. Son işaret menteşeden hemen önce gelsin.

Menteşede iki türü birden öde. Dönüş sahnesi yalnız yeni türe ait olursa iki film arasında bir duvar oluşur. Sahnenin ilk yarısında giriş türünün bir vuruşunu tamamla. Yeni türün ilk vuruşunu aynı nesneyle, aynı kişiyle aç.

Kameraya yalan söyletme. Seyirciyi yanıltmanın meşru yolu bakılan yeri seçmektir. Kamera olmayan bir şeyi gösterirse sözleşme bozulur. Kapalı bir kapı göster, yanlış bir yatağı gösterme.

Afişin hangi yarıyı sattığını bil. Tür değiştiren bir filmin pazarlaması zor bir karardır. Afiş giriş türünü satarsa ikinci yarının seyircisi salona gelmeyebilir. Asıl türü satarsa ilk yarının sürprizi kaybolur. Bu karar sayfada başlar: tek satırlık tarif iki türün ilişkisini de söylemeli.

Taşınan vaadi finale bağla. İlk türün sorusu ikinci yarıda yaşıyorsa, finalin de ona bir cevap vermesi gerekir. Cevap yeni türün araçlarıyla gelebilir. Sevilay ile Ertuğrul'un sorusu bir öpücükle değil, karanlıkta söylenen bir adla cevaplanabilir.

Dönüşün sertliği bir karardır. Bazı filmler dönüşü ekrana yazar, bazıları onu bir koridora yayar. İkisi de seyirciye dürüst olabilir. Sertlik seçimi, filmin seyirciden ne kadar emek istediğinin bir ölçüsüdür.

Dönüşten sonraki ilk sahneye kural yaz. Seyirci menteşeden geçtiğinde nasıl izleyeceğini yeniden öğrenir. Dönüşten sonraki ilk sahne bu öğrenmeyi üstlenir. Yeni türün tehlikesi ne kadar gerçek, neye gülmek hâlâ serbest? MOLA YERİ'nde arama sahnesinde Ertuğrul bir espri yapıyor ve kimse gülmüyor. Seyirci kuralı o sessizlikten öğreniyor.

Kaçırılan işaret için yedek bırak. Her seyirci her işareti görmez. Biri Nusret'in saymasını kaçırır, biri Fadime'nin cümlesini. Hazırlığı tek bir işarete yükleme. Aynı bilgiyi farklı duyulara dağıt: bir bakış, bir cümle, bir ışık. Biri kaçarsa öteki tutar.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"İlk yarı zaten bir tuzak, iyi yazılmasına gerek yok."
Doğrusu

Zayıf bir ilk yarı seyirciyi dönüşe hazırlamaz, uzaklaştırır. Dönüşün etkisi, seyircinin ilk türe ne kadar bağlandığıyla ölçülür. Kaybedilecek bir şey olmayan seyirci dönüşte hiçbir şey kaybetmez.

Yaygın yanlış"Tür değişimi ne kadar beklenmedik olursa o kadar iyidir."
Doğrusu

İzsiz bir dönüş şaşırtmaz, kopartır. Seyirci geri dönüp baktığında işaretleri bulabilmelidir. Bulamazsa şaşkınlık yerini kandırılmışlık duygusuna bırakır.

Yaygın yanlış"İşaretleri gizlemek için kamerayı yanıltıcı kullanabilirim."
Doğrusu

Bakılacak yeri seçmek meşrudur. Olmayan bir şeyi göstermek ise seyirci aldatmasıdır. Tek bir yalan kare, filmin dürüst bütün karelerini de şüpheli kılar.

Yaygın yanlış"Yeni tür geldiğinde eski türün karakterleri arka plana çekilmeli."
Doğrusu

Seyirci o karakterlerle bir soru için yola çıktı. Soru cevapsız kalırsa ilk yarı boşa yaşanmış olur. Eski türün sorusu yeni türün içinde sürmeli.

Yaygın yanlış"Tür değişimi tam orta noktada olmalı."
Doğrusu

Orta nokta güçlü bir yerdir ama tek yer değildir. Bazı filmler değişimi ilk çeyrekte, bazıları finalde yapar. Önemli olan yerin kendisi değil, koridorun ve hazırlığın o yere uygun olmasıdır.

Yaygın yanlış"Öncü karakter gizemli görünmeli, hemen fark edilmeli."
Doğrusu

Gizemli olduğu hemen anlaşılan bir karakter seyirciye dönüşü önceden söyler. Öncü karakter giriş türünde sıradan, hatta gülünç durmalı. Gizemi geriye dönüp bakınca belirmeli.

Yaygın yanlış"İkinci yarı geldiğinde ilk türün tonu tamamen silinmeli."
Doğrusu

Tonun bir kısmı kalabilir, hatta kalmalıdır. Gerilimin içinde bir an gülümseme, korkunun içinde bir yakınlık, ilk yarıyla bağı canlı tutar. Tamamen silinen ton, ilk yarıyı başka bir filmin parçası gibi gösterir.

Yaygın yanlış"Tür değiştiren film iki ayrı filmi art arda koymaktır."
Doğrusu

Art arda konan iki film birbirine bir şey borçlu değildir. Tür değiştiren anlatıda ikinci yarı ilk yarının işaretlerini öder, ilk yarı ikinci yarının sorusunu taşır. Bağ yoksa değişim de yoktur, yalnız bir kesinti vardır.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Tür değiştiren anlatı bir türle açılır ve ağırlığını yolda başka bir türe devreder.
  • Giriş türü bir maske değildir; kendi kurallarıyla içtenlikle oynanır.
  • Bağımsız yarı, dönüş gelmese de kendi türünün hikâyesi olarak doyurur.
  • Öncü karakter gelecek türe aittir ama giriş türünde sıradan görünür.
  • Her işaret iki türde de anlamlı olmalıdır.
  • Geçiş koridorunda işaretler sıklaşır ve ağırlaşır.
  • Menteşe sahnesi giriş türünün bir vuruşunu tamamlarken yeni türü açar.
  • Kamera bakılacak yeri seçebilir, olmayan şeyi gösteremez.
  • Taşınan vaat ilk türün sorusunu yeni türün içinde canlı tutar ve finale bağlar.
  • Hazırlığı tek bir işarete yükleme; bakışa, cümleye ve görüntüye dağıt.
  • Dönüşün yeri de sertliği de bir karardır; dürüstlüğü hazırlık belirler.
  • Dönüşten sonraki ilk sahne seyirciye yeni izleme kuralını öğretir.

Sonraki derse köprü

Emre ikinci yarının ilk sayfasını yeniden okuyor. Yolcu kaybolunca Ertuğrul feneri alıp sise çıkıyor, Sevilay kapıda bekliyor. Bunu kimse yazmamış gibi, kendiliğinden yazılmış. Emre sahneyi değiştirmeye kalkmadan önce Nermin Hanım onu durduruyor. Bu dağılımı tür kendisi mi getirdi, yoksa yazar mı seçti? Sonra soruyor: feneri Sevilay alsaydı hikâye neyi görürdü? Kurtarıcı rolünü kim dağıttı? Peki o sırada mutfakta kalan Fadime, bu gecenin hangi yüzünü görüyor ki tür onu hiç göstermiyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — lastikle ayrılmış bir yığın sayfa; üstünde bir saat ibresi dönüyor.
  • Giriş türü — tek bir otel odası, iki yatak; iki bavul aynı anda kapının önüne bırakılıyor.
  • Öncü karakter — kapıda duran bir adamın siluetinde kıpırdayan dudaklar; inen yolcular sayılıyor.
  • Geçiş koridoru — bir koridor boyunca aralıkları giderek daralan küçük ışıklar.
  • Menteşe sahnesi — bir tezgâhta sıralı kaseler; biri dokunulmamış, buharı yok.
  • Bağımsız yarı — ortadan ikiye katlanan bir sayfa; iki yarı da kendi başına ayakta duruyor.
  • Taşınan vaat — sisin içinde yan yana yürüyen iki siluet; aralarında tek bir fener ışığı.

Ritim

Ders bir otobüsün havalı fren sesiyle açılıyor. Mekanizmanın ilk yarısında altta bir mutfağın sesleri var: kepçe, tabak, kaynayan çorba. Geçiş koridoruna gelince bu seslerin altına uzaktan gelen bir rüzgâr ekleniyor. Menteşe sahnesinde bütün sesler kesilip yalnız rüzgâr kalıyor. Kapanışta bir el fenerinin düğmesi tıklıyor.