Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Tür bozumu türün parçalarını söker, ne varsaydıklarını gösterir, sonra yeniden kurar.
- Bozum parodi değildir; türü ciddiye alır ve tanıyan bir seyirciye seslenir.
- Ters atama ancak hikâye değişime tepki verdiğinde rolün varsayımını görünür kılar.
- Kahraman sorgusu kahramanlığı küçültmez, nedenini ve bedelini açığa çıkarır.
- Kesilmeyen sonuç şiddetin bedelini aynı odada ve aynı dakikada ödetir.
- Arka plan tanığı klişenin dekor gibi kullandığı ama geceyi en uzun gören karakterdir.
- Tür inancı söylenmeden doğru sayılan dünya görüşüdür; bozum onu cümleye döker.
- Bozumdan sonra yeni bir anlatı kurulur; yeni anlatı çoğu zaman arka plandaki karakterin bilgisinden doğar.
- Korunan haz seyirciyi salonda tutar; zevk kaybolmaz, yer değiştirir.
- Sisin içinde kaybolan yolcuya ne olduğu bu taslakta da cevapsız.
Açılış sahnesi
Emre sis sahnesini yüksek sesle okuyor. Gece yarısını geçmiş. Dinlenme tesisinin kapısı açılıyor, kar içeri savruluyor. Ertuğrul tezgâhın arkasından el fenerini kapıyor. Nusret kapının önüne geçiyor. Ertuğrul onu omzundan itip yüzüne bir yumruk indiriyor. Sonra sise yürüyor. Sevilay pencerenin önünde kalıyor, elindeki çay soğuyor. Sayfa, sisin içinde küçülen bir fener ışığıyla bitiyor.
Burcu kalemini masaya koyuyor. "Bu sahneyi kaç filmde gördük?"
"Çok filmde," diyor Emre. "Ama işliyor. Okurken ben bile gerildim."
Selim taslağı baştan karıştırıyor. Ertuğrul sise üç kez çıkıyor. Sevilay üç kez pencerede bekliyor. Nusret'in her girişi yakın planla açılıyor ve hiçbirinde konuşmuyor. "Hepsi iyi yazılmış," diyor Selim. "Ama hepsini ezbere biliyorum. Sayfayı çevirmeden ne olacağını söyleyebilirim."
Nermin Hanım sayfaya bakmadan soruyor. "Fadime bu gece ne yapıyor?"
Emre taslağı yeniden çeviriyor. Fadime iki sahnede var. İkisinde de masalara çorba bırakıp mutfağa dönüyor. Yumruktan sonra içeride kimin ne yaptığı sayfada yok. Kesme doğrudan sise gidiyor. Yere düşen Nusret bir sonraki sahnede yine tezgâhın arkasında, yüzünde hiçbir iz yok.
"Mutfakta," diyor Emre. "Herhâlde."
Nermin Hanım taslağın kapağını kapatmıyor. Mutfak penceresinden bakınca o gece neye benziyor?
Bir tür klişesi, kameranın hiç uğramadığı bir odadan bakınca ilk kez kendi şekliyle görünür.
Bu derste ne olacak
MOLA YERİ'nin sis sahnesini birkaç kez yeniden yazacağız. Feneri başka bir ele vermenin neyi değiştirip neyi yerinde bıraktığını göreceğiz. Ertuğrul'un sise neden çıktığını soracağız. Yumruktan sonraki dakikaları kesmeden izleyeceğiz. Geceyi Fadime'nin mutfağından okuyacağız. Nusret'in neden tehlikeli göründüğünü ve bunu kimin söylediğini tartacağız. Söküm bitince yerine ne konduğuna bakacağız. Gerilimin ayakta kalıp kalmadığını da ölçeceğiz. Her adımda Emre'nin ilk taslağını da masada tutacağız, çünkü bozum onu tanımadan yapılamaz. Filmler bir samuray kasabasından, karlı bir Belarus ormanından, Seul'ün dar sokaklarından, gece kulüplerinden ve Kansas'ta bir çiftlikten gelecek.
Sıfır noktası
Bir türü bozmak denince akla çoğu zaman yıkmak gelir. Kahramanı gülünç düşürmek, kuralı alaya almak, seyirciyi aldatmak. Bunların hiçbiri bozumun kendisi değil.
MOLA YERİ'nde bu, sis sahnesini silmek demek değil. Sahne yerinde kalıyor. Ama Emre artık her parçasına ayrı ayrı bakıyor. Feneri neden Ertuğrul alıyor? Sevilay neden pencerede? Nusret neden susuyor? Yumruktan sonra neden kesiliyor? Her soru, türün o güne kadar cevabını hazır verdiği bir yere dokunuyor.
Bozum parodiyle de karışır. Parodi türün kalıbını büyütüp güldürür. Bozum ise kalıbı yerinde tutar ve ağırlığını ölçer. Seyirci gülebilir de, gülmeyebilir de. Asıl işi, alışılmış bir anın bedelini görünür kılmaktır.
Bozumun bir ön şartı var. Seyirci türü tanımalı. Sis sahnesini daha önce görmemiş biri için Emre'nin sorduğu sorular bir şey ifade etmez. Bozum bu yüzden türü iyi bilen bir yazarın ve onu tanıyan bir seyircinin işidir. Türü ciddiye almadan bozamazsın. Emre bu yüzden ilk taslağını çöpe atmıyor. Sis sahnesinin en alışılmış hâli, sökülecek her parçanın haritası olarak masada duruyor.
Bir yanlış anlamayı da baştan kapatmak gerekiyor. Emre'nin ilk taslağı kusurlu bir taslak değil. Kurtarıcı bir erkeğin sise yürüdüğü gerilim filmi meşru bir filmdir. Onu seven seyirci de yanılmıyor. Bozum bir düzeltme değil, bir seçimdir. Seçimin bir bedeli de var. Bozulan sahne bazı seyircilere eksik görünür. Beklediği kahraman gelmeyince seyirci kendini kandırılmış hissedebilir.
Atölye bu gece bir şey kararlaştırıyor. Hangi sürüm taslağa girerse girsin, kaybolan yolcunun ne olduğu cevaplanmayacak. Bozum o soruya dokunmuyor. Yalnız soruyu kimin, nereden sorduğunu değiştiriyor. Işıkların ne olduğu da, yolcunun nereye gittiği de sayfanın dışında kalıyor. Değişecek olan, o soruların çevresinde kimin ne yaptığı.
Mekanizma
Fener başka elde
Selim ilk öneriyi getiriyor. Feneri Sevilay alsın, Ertuğrul pencerede beklesin. Emre sahneyi yeni hâliyle okuyor. Kapı açılıyor, kar savruluyor, Sevilay sise yürüyor.
Burcu ilk okumadan sonra başını sallıyor. Yüz değişti, sahne değişmedi. Hâlâ bir kişi sise çıkıp herkesi kurtarmaya gidiyor. Ters atama yalnız oyuncu listesinde kalırsa rol bozulmaz, yalnız el değiştirir.
İkinci okumada Emre tepkileri yazıyor. Hüsamettin Sevilay'ın önüne geçip "Ben gelirim, abla" diyor. Ertuğrul ayağa fırlıyor: "Sen yapamazsın." Sevilay duruyor ve ona bakıyor. "Neyi yapamam?" Ertuğrul cevap veremiyor. Rolün varsayımı ilk kez yüksek sesle söylendi. Sahnenin ağırlığı fenerden o tek cümleye kaydı.
Sise neden çıkıyor?
Burcu Ertuğrul'un ilk taslaktaki hâline dönüyor. Kimse ondan bir şey istemedi. Dağı tanımıyor. Kapıyı arkasından açık bırakıyor. Nusret onu durdurmaya çalışıyor.
Sorgunun cevapları Ertuğrul'u kötü biri yapmıyor. Ama onu karmaşıklaştırıyor. Kaybolan yolcuyu tanımıyor. Sise yürürken bir kez dönüp pencereye bakıyor. Emre o bakışı kendi notlarında bulup gösteriyor. Notun yanında Sevilay'ın evlilikten kalma bir sözü var: "Sen hep bir yere giderdin." Ertuğrul belki yolcuyu kurtarmak istiyor. Belki pencerede birinin onu görmesini istiyor. Taslak hangisi olduğunu söylemek zorunda değil. Ama sorulmadan yazılan kahramanlık artık sorulmuş oluyor.
Yumruktan sonra
Emre'nin ilk taslağında yumruk ile sis arasında tek bir kesme var. Nermin Hanım kameranın bu kez içeride kalmasını istiyor.
Yeni sayfada Nusret sobanın yanında, yere çökmüş. Dudağı patlamış. Yolcular geri çekiliyor, ama ondan değil, kapıya doğru. Fadime mutfaktan ıslak bir bezle çıkıyor. Oğlunun çenesini tutup kanı siliyor. Nusret bir şey söylemeye çalışıyor. Ağzı şiş, kelimeler anlaşılmıyor. Bir şey biliyordu ve söyleyecekti. Artık söyleyemiyor. Yumruk bir adamı yere düşürmekle kalmadı, hikâyeden bir bilgiyi de sildi.
Burcu bu sayfayı ikinci kez okuyor. Odadaki korku yön değiştirdi. Tehlikeli görünen adam artık Nusret değil.
Mutfak penceresi
Fadime'nin taslaktaki işi belli. Çorba getiriyor, endişeyle bakıyor. Emre'nin bir notunda ona bir uyarı repliği de düşünülmüş: dağın kimseyi geri vermediğini söyleyen yaşlı kadın.
Emre geceyi mutfaktan yeniden yazıyor. Fadime şafaktan beri ayakta. Tüp azalmış, sabah için hamur mayalanıyor. Lavabonun üstündeki küçük pencereden sis ve uzak ışıklar görünüyor. Fadime onlara bakmıyor, kâseleri sayıyor. Kâselerden biri dolu dönüyor. Kaybolan yolcunun kâsesi bu. Fadime onu dökmüyor, sobanın üstüne koyuyor.
Kahraman kapıyı açık bıraktığında soğuk mutfağa vuruyor. Fadime kapıyı kapatıyor. Her kış biri sise çıkmak ister, bunu biliyor. Mutfaktan bakınca kahramanlık açık kalmış bir kapı, sönmeye yüz tutmuş bir soba ve dolu bir kâse oluyor.
Dağdaki yabancı
Selim Nusret'in sahnelerini ayrı bir kâğıda yazıyor. Yakın planlar, belindeki anahtar demeti, kilitli kiler kapısı, cevapsız sorular. Hepsini bir arada okuyunca ortaya tek bir cümle çıkıyor.
MOLA YERİ'nin taslağı böyle bir cümle üstüne kurulmuş: dağda yaşayan yabancı tehlikelidir. Şehirden gelen yolcular "normal" sayılıyor. Kamera onların gözüyle bakıyor. Nusret'in susması, bilgisi, mülkü, hepsi tehdit gibi çekiliyor. Emre bunu kendisinin seçmediğini söylüyor. Tür bu görüşü ona hazır vermiş.
Bozum Nusret'i masum ilan etmiyor. O zaman kaybolan yolcunun sorusu da kapanırdı. Yalnız şüpheyi dağıtıyor. Yumruktan sonra yolcular Ertuğrul'dan çekiniyor. Fadime'nin her kış gördükleri ortaya çıkıyor. Nusret'in kilitli kileri belki tehlikeli bir şey saklıyor. Belki de yalnızca kışlık erzakı.
Söküm bitince
Burcu bir soru soruyor. Ertuğrul sise çıkmazsa gece neyle dolacak? Cevap mutfaktan geliyor. Fadime Hüsamettin'e dönüyor: "Kornaya bas. Arada bir. Bütün gece."
Emre bu cümleyi yeni gecenin omurgası yapıyor. Hüsamettin otobüsün kornasına aralıklarla basıyor. Yolcular sırayla camın önüne geçip dinliyor. Sevilay kornanın aralarını saymaya başlıyor. Kurtarma, bir adamın yürüyüşünden bütün bir odanın bir sesi canlı tutma çabasına dönüşüyor. Eski sahne yıkılıp boş kalmadı. Yerine başka bir anlatı geldi.
Ertuğrul yine de bir kez çıkıyor. Ama bu kez sisin içinde yönünü kaybediyor. Tesisin ışıkları görünmüyor. Onu geri getiren korna oluyor. Kapıdan girdiğinde Sevilay ona bir şey sormuyor. Yalnız kaç korna saydığını söylüyor. Eski evliliklerinin bütün kavgası o sayının içinde duruyor.
Gerilim yerinde mi?
Selim bir şeyden korkuyor. Herkes içeride kalınca sahne bir tartışma toplantısına dönebilir. Gerilim kaçarsa bozum seyirciyi kaybeder.
Kornanın kendisi gerilim taşıyor. Ses, ardından sessizlik, ardından dinleyen yüzler. Her sessizlik bir soru: cevap gelecek mi? Sis yürüyüşü de sayfada kalıyor, yalnız kısalıyor. Seyirci beklediği korkuyu alıyor. Aldığı yer değişti.
Son sayfada korna yine çalıyor. Ardından uzun bir sessizlik. Fadime sobanın üstündeki kâseyi kenara çekiyor, soğumasın diye üstünü kapatıyor. Kaybolan yolcunun ne olduğunu sayfa söylemiyor.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Önce türü sev. Bozacağın türün en iyi örneklerini izle ve neden işlediklerini yaz. Sevmediğin bir türü bozmaya çalışırsan yalnız alay edersin. Seyirci bunu hemen fark eder.
Klişeyi eksiksiz kur. Söküme geçmeden önce sahnenin en alışılmış hâlini bir kez tam yaz. Emre'nin ilk sis sahnesi bu işi gördü. Bozulacak şeyin ne olduğunu sayfada görmeden onu sökemezsin.
Ters atamadan sonra tepkiyi yaz. Rolü başka bir karaktere vermek yalnız ilk adım. Asıl iş, öbür karakterlerin bu değişime ne dediği. "Sen yapamazsın" repliği rolün varsayımını yüksek sesle söyledi.
Kahramana üç soru sor. Bunu kim istedi? Bedelini kim ödüyor? Giderken arkasında ne bırakıyor? Cevapların amacı kahramanı görünür kılmak; küçültmek sorunun işi sayılmaz.
Kesmeden önce bir dakika daha bekle. Şiddet sahnesini yazdıktan sonra kesmeyi bir dakika ertele. O dakikada kim ne yapıyor? Çoğu zaman sahnenin asıl yükü orada.
Şiddetin sonucunu olay örgüsüne bağla. Bedel yalnız bir yara olarak kalırsa duygusal bir ek gibi okunur. Nusret'in şiş dudağı bir bilgiyi sildi. Sonuç hikâyenin yönünü değiştirdiğinde gerçekten ağırlaşır.
Arka plandaki karakterin bir gününü yaz. Klişenin dekor gibi kullandığı karakter için ayrı bir sayfa aç. O gün sabahtan akşama ne yaptı? Fadime'nin tüpü, hamuru, kâseleri böyle bir sayfadan çıktı.
Tanığa kehanet repliği verme. Arka plan karakterine uyarı cümlesi yazmak onu yine bir işleve indirger. Fadime'nin bilgisini sözle değil, eylemle göster. Kapıyı kapatması bir kehanetten fazlasını anlatıyor.
Tür inancını bir cümleye dök. Taslağındaki şüpheli karakterin bütün sahnelerini ayrı bir kâğıda yaz. Hepsini birlikte okuyunca hangi cümle çıkıyor? O cümleyi senin mi seçtiğini, türün mü verdiğini sor.
Masum ilan etme, şüpheyi dağıt. Bir tür inancını bozmak için karşıtını kanıtlamak gerekmez. Nusret'i aklamak, gizemi de kapatırdı. Şüpheyi başka karakterlere de yaymak inancı görünür kılar ve soruyu açık tutar.
Sökümden sonra boş bırakma. Bozum yalnız eksiltirse taslak bir yorum yazısına döner. Kırdığın sahnenin yerine yeni bir sahne koy. Kornanın sesi sis yürüyüşünün bıraktığı boşluğu doldurdu.
Yeni anlatıyı karakterin bilgisinden çıkar. Yeni sahne dışarıdan gelen bir fikir olmasın. Korna Fadime'nin her kış gördüklerinden doğdu. Arka plan tanığının bilgisi çoğu zaman yeni anlatının kaynağıdır.
Zevki ölçerek tut. Bozumun hangi tür zevkini koruduğunu bir satırla yaz. Hiçbirini korumuyorsan seyircinin salonda neden kalacağını sor.
Kahramanın sahnesini bütünüyle silme. Ertuğrul yine sise çıkıyor, ama kaybolarak dönüyor. Eski sahnenin bir parçasını tutmak seyirciye tanıdığı yeri gösterir. Farkı o tanıdık yerin içinde hisseder.
Bozumu ilk sayfada ilan etme. Seyirci önce türün tanıdık sözleşmesine girmeli. Emre'nin taslağı da ilk sayfalarını alışılmış bir tür filmi gibi kuruyor. Söküm, seyirci rahatladıktan sonra başlarsa hissedilir.
Romantik çizgiyi de aynı sorguya sok. Hibrit bir taslakta bozum tek bir türde kalmaz. Ertuğrul'un kahramanlığı Sevilay'ın bakışına yöneliyordu. Kornayı sayan Sevilay romantik çizgiyi de yerinden oynattı.
Bozumu ders cümlesiyle bitirme. Bir karakterin türün ideolojisini açıkça anlattığı repliği sil. Seyirci inancı sahnelerin düzeninden okumalı. Açıklama yapılınca film bir derse döner.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Tür bozumu, türle alay etmektir."
Alay türü küçültür, bozum ise ağırlığını ölçer. Tasogare Seibei samuray filmini ciddiye aldığı için düelloyu bu kadar yorucu çekebiliyor.
Yaygın yanlış"Rolü tersine çevirmek yeterlidir."
Yalnız yüzü değişen rol, aynı varsayımı başka bir karakterle sürdürür. Sevilay'ın fenerini anlamlı kılan Ertuğrul'un tepkisi oldu.
Yaygın yanlış"Kahramanı sorgulamak onu kötü adam yapmak demektir."
Sorgu kahramanın nedenini görünür kılar. Chugyeogja'da Joong-ho kötü bir adam olarak kalmıyor, karmaşık bir adama dönüşüyor.
Yaygın yanlış"Şiddetin sonucunu göstermek için kanı artırmak gerekir."
Sonuç kan miktarıyla değil, süreyle ve odadaki değişimle ölçülür. Nusret'in sahnesi bir bezle, şiş bir dudakla ve anlaşılmayan bir cümleyle kuruldu.
Yaygın yanlış"Dışarıda bırakılan karakteri anlatıcı yapmak bozumu tamamlar."
Bakış yer değiştirse de karakter hâlâ bir işlev olarak kalabilir. Fadime'yi tanık yapan, mutfağın kendi düzeni ve kendi bilgisi oldu.
Yaygın yanlış"Tür inancı, yazarın kişisel görüşüdür."
Çoğu zaman yazar onu seçmemiştir. Tür hazır vermiştir. Emre Nusret'i tehlikeli göstermeyi seçmediğini fark etti.
Yaygın yanlış"Bozumdan sonra hiçbir şey koymamak daha cesurdur."
Boşluk seyirciye yalnız bir eksiklik olarak ulaşır. Promising Young Woman intikamın yerine kayda dayanan yeni bir son kuruyor.
Yaygın yanlış"Bozum seyirciyi gerilimden yoksun bırakır."
İyi bozum türün zevkini korur ve onu başka bir yere taşır. Chugyeogja'nın kovalamacası bütün hızıyla sürüyor.
Yaygın yanlış"Bozum yalnız sanat filmlerinin işidir."
Bozum geniş seyirciye seslenen filmlerde de yaşar. Brightburn bir korku filmi olarak sinema salonlarına çıktı ve süper kahraman seyircisine doğrudan seslendi.
Yaygın yanlış"Arka plan karakterine bir monolog vermek onu öne çıkarır."
Uzun bir konuşma onu yine yazarın sözcüsü yapabilir. Fadime'nin gecesi bir sayılan kâseyle ve kapanan bir kapıyla kuruldu, tek bir uzun replik olmadan.
Yaygın yanlış"Bozulan tür artık o türe ait değildir."
Brightburn hâlâ bir süper kahraman doğuşu anlatıyor. Seyirci türü tanıdığı için tersine dönüşü hissediyor.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Tür bozumu türün parçalarını söker, ne varsaydıklarını gösterir, sonra yeniden kurar.
- Bozum parodi değildir; türü ciddiye alır ve tanıyan bir seyirciye seslenir.
- Ters atama ancak hikâye değişime tepki verdiğinde rolün varsayımını görünür kılar.
- Kahraman sorgusu kahramanlığı küçültmez, nedenini ve bedelini açığa çıkarır.
- Kesilmeyen sonuç şiddetin bedelini aynı odada ve aynı dakikada ödetir.
- Arka plan tanığı klişenin dekor gibi kullandığı ama geceyi en uzun gören karakterdir.
- Tür inancı söylenmeden doğru sayılan dünya görüşüdür; bozum onu cümleye döker.
- Bozumdan sonra yeni bir anlatı kurulur; yeni anlatı çoğu zaman arka plandaki karakterin bilgisinden doğar.
- Korunan haz seyirciyi salonda tutar; zevk kaybolmaz, yer değiştirir.
- Sisin içinde kaybolan yolcuya ne olduğu bu taslakta da cevapsız.
Sonraki derse köprü
Emre MOLA YERİ'nin dosyasını kapatıyor. Masaya bu kez kimse bir taslak koymuyor. Herkes kendi projesiyle gelecek. Laboratuvarın ilk işi tek bir kart: hikâyenin hangi türde olduğunu, seyirciye hangi duyguyu vaat ettiğini, hangi sahneleri borç bildiğini ve nasıl bitmesi beklendiğini sayfa yazılmadan önce yazmak. Kartın bir satırı ayrıca soruluyor. Seninkini aynı türdeki başka bir hikâyeden ayıran tek unsur ne? Bir türü bozmak o satırı doldurmanın yollarından yalnızca biri.