İçeriğe geç

Ders 68.5

Tür analizi

Senaryo Akademisi — Bölüm VII, Modül 68

3.286 kelime5 film örneği≈ 15 dk okuma≈ 22 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Tür analizi, birkaç filmi aynı sorularla inceleyip ortak olanı ve ayrışanı yazıya geçirmektir.
  • Tanıma bir histir; analiz o hissi sahnelerle kanıtlar.
  • Tür örneklemi çeşitli olmalı ve en az bir kenar örneği içermelidir.
  • Analiz ızgarasının her hücresine sıfat değil, bir sahne yazılır.
  • Satır soldan sağa okununca türü, sütun yukarıdan aşağı okununca filmi gösterir.
  • Temel korku, bütün satırların hizmet ettiği ana kaygıdır; mahsur kalma anlatılarında bu kaygı unutulmuş olmaktır.
  • Zorunlu sahneler beklenir, sıraları beklenmez; sırayı film kendi derdine göre kurar.
  • Ayrışma noktası türün içinde kalarak bir bileşeni değiştirir.
  • Boş hücre de bir bulgudur; bazen ayrışma noktasının ta kendisidir.
  • Analiz bir tarif değil, yazarın neyi karşılayıp neyi bilerek bozacağını seçmesini sağlayan bir haritadır.

Açılış sahnesi

Burcu tahtanın önüne bir karton yapıştırıyor. Üstünde büyük harflerle "ASANSÖR — kapalı alan gerilimi" yazıyor. Altında on satırlık bir liste var. Her satırın karşısı dolu.

"Türü çıkardım," diyor. "Sıkışmış iki kişi, kesilen ışık, dışarıya ulaşamamak, sonunda biri kurtulur. Gerilim filmi böyle çalışır."

Selim kartonun önüne geçiyor. Parmağını üçüncü satıra koyuyor. Orada "Karşı güç: içerideki yabancı" yazıyor.

"Bunu hangi filmden aldın?"

Burcu bir an duraklıyor. "Hepsinde öyle değil mi? Asansörde kalan iki kişiden biri tehlikelidir."

"Kaç film izledin?"

"Biri. Geçen hafta. Ama türü biliyorum."

Selim başını sallıyor, kartonun dördüncü satırına geçiyor. "Final: biri kurtulur." Kalemiyle satırın yanına bir soru işareti koyuyor. "Hangisi kurtulur? Neden o?" Burcu cevap vermiyor. O filmde kimin kurtulduğunu hatırlıyor ama nedenini hatırlamıyor.

Emre gülümsüyor, sonra gülümsemesini saklıyor. Kendi listesi de çantasında, o da hiç film adı yazmamış.

Nermin Hanım kartonu indirmiyor. Yanına boş bir kâğıt asıyor. Kâğıdın tepesine beş sütun çiziyor. "Bu sütunların her birine bir film gelecek," diyor. "Satırları sen yazdın, güzel satırlar. Şimdi her hücreye bir sahne koyacağız. Sahnesi olmayan hücre boş kalacak."

Burcu kartonuna bir daha bakıyor. On satırın on tanesi de dolu. Hiçbirinin altında bir sahne yok.

Burcu'nun kartonu bir türü anlatmıyordu; Burcu'nun o türden hatırladığı tek filmi anlatıyordu.

Bu derste ne olacak

Bu derste bir türü nasıl söküp inceleyeceğimizi konuşacağız. Önce elimizdeki malzemeyi seçeceğiz: hangi filmler, kaç tane, neden onlar? Sonra on soruluk bir ızgara kuracağız. Tür vaadinden finale kadar her satırı aynı filmler için doldurup okuyacağız. Ortak olanı satırlardan, ayrışanı sütunlardan çıkaracağız. Bir hücreye neden sıfat değil sahne yazıldığını göreceğiz. Örnek olarak beş film açacağız: iki asansör, açık denizde unutulan bir çift, savaşta bir sandal ve kapısı dışarıdan mühürlenen bir apartman. En sonunda Burcu kartonunu yeniden yazacak. Bu kez her hücrenin altında bir sahne olacak, bir hücre de bilerek boş kalacak.

Sıfır noktası

Bir türü tanımak kolaydır. Afişe bakarsın, korku filmi olduğunu anlarsın. Fragmanın ilk saniyesinde bir komediye girdiğini hissedersin. Bu tanıma yetisi çoğumuzda vardır, çünkü yıllarca film izledik.

Ama tanımak ile analiz etmek ayrı işlerdir. Tanıma bir histir, hızlı ve sessizdir. Analiz yavaştır ve yazıya geçer. Neden o filmin bir korku filmi olduğunu, hangi sahnenin bunu söylediğini gösterir.

Burcu'nun kartonu bir analiz gibi duruyordu. Satırları vardı, başlıkları vardı. Ama ardında tek bir film ve bir sürü genel izlenim vardı. Tek bir filmden çıkan liste, o filmin kendi tercihlerini türün kuralı sanır. Burcu'nun izlediği filmde yabancı tehlikeliydi. Burcu bunu türün kuralı diye yazdı.

Analizin ilk işi bu yanılgıyı yakalamaktır. Bir özelliğin türe mi ait olduğunu, yoksa tek bir filmin tercihi mi olduğunu ancak birkaç filmi yan yana koyunca görebilirsin. Bir özellik beş filmin beşinde varsa türün taşıyıcısı olabilir. Birinde varsa, o filmin imzasıdır.

Senaryo yazarı için analizin amacı bir tarif çıkarmak değildir. Amaç, izleyicinin o türe girerken yanında getirdiği beklentiyi görünür kılmaktır. Bir beklentiyi göremezsen ne karşılayabilir ne de bilerek bozabilirsin. Kâğıda dökülmüş bir analiz, yazarın nerede türün içinde, nerede dışında durduğunu gösteren bir haritadır.

Tahtadaki çekirdek aynı: karanlıkta takılı bir kabin, içinde Şükran Hanım ile Barlas. Atölye bu kabini önceki denemelerde başka tonlara, başka vaatlere taşıdı. Bu kez soru farklı: bir tür, kendi filmlerinde gerçekte neyi tekrarlıyor? Burcu bu çekirdeği kapalı alan gerilimine çevirmek istiyor. Önce o türün ne istediğini bilmesi gerekiyor. Elindeki tek film ona bir cevap verdi. Ama tek filmin cevabı, sorulmamış bir sorunun cevabıdır. Hangi filmlere bakacağını seçmeden, neye bakacağını da bilemez.

Mekanizma

Örneklemi seçmek

Analiz bir film listesiyle başlar. Listeyi kimin, nasıl seçtiği sonucu baştan belirler.

Nermin Hanım tahtaya ölçütleri yazıyor. Filmlerin hepsi aynı çekirdeği paylaşmalı: dar bir yerde mahsur kalan insanlar, dışarıya ulaşamamak. Dönemleri ve ülkeleri farklı olmalı. En az biri de türün kenarında durmalı, türü zorlamalı.

Atölye beş film seçiyor. İki asansör filmi var, biri doğaüstü bir gerilim, biri makinenin kendisini düşman yapan bir korku filmi. Açık denizde unutulan dalgıçların filmi var. Savaş yıllarında çekilmiş bir sandal filmi var. Son olarak kapısı dışarıdan kapatılmış bir apartman var.

Selim bir soru soruyor. "Neden hepsi asansör değil?" Nermin Hanım cevap veriyor. Yalnız asansör filmleri seçilirse mekân türün özelliği sanılır. Sandal ve açık deniz, mekân değişince neyin kaldığını gösterir. Kalan şey türün ta kendisidir.

Burcu'nun izlediği film bu listede yok. Nermin Hanım onu bilerek dışarıda bırakıyor. "O film senin gözünde zaten dolu," diyor. "Önce boş gözle bakacağın filmler lazım." Burcu'nun tek filmi, ızgara dolduktan sonra altıncı sütuna girebilir.

Izgarayı kurmak

Örneklem hazır olunca sorular gelir. Her film aynı sorulara, aynı sırayla cevap verir.

Burcu'nun kartonundaki on satır ızgaranın satırlarına geçiyor. Tür vaadi, alt tür, başkarakter, ana karşı güç, temel korku ya da arzu. Sonra zorunlu sahneler, ikonografi, dönüm noktaları, final. En altta tek bir satır: bu film türden nerede ayrılıyor?

Kural tek. Her hücrenin altına o cevabı kanıtlayan bir sahne yazılır. "Gerilimli" yazmak yetmez. "Işık üçüncü kez söndüğünde biri ölü bulunur" yazmak gerekir. Sahne yazılamıyorsa hücre boş kalır.

Selim kırmızı kalemle bir sütunu dolduruyor. "Karşı güç" satırına üç ayrı cevap yazıyor ve üçünü de sahneye bağlıyor. Burcu ilk kez fark ediyor: bir filmde birden fazla karşı güç olabilir.

Temel korkuyu bulmak

Izgaranın en zor satırı beşincisi. Ne başkarakterin adını ne düşmanın biçimini soruyor. İzleyicinin o filmde neden kıpırdamadan oturduğunu soruyor.

Atölye beş film için temel korkuyu ayrı ayrı yazıyor. Sonra satırı soldan sağa okuyor. Sözcükler farklı, ama bir ortak cümle beliriyor: kimse gelmeyecek. Dışarıda dünya sürüyor ve kimse senin orada olduğunu bilmiyor.

Burcu kartonundaki cümleye bakıyor: "içerideki yabancı". O, filmlerden yalnız birinin korkusu. Türün korkusu yabancı değil, unutulmuş olmak.

Bu bulgu ASANSÖR'ün ağırlık merkezini kaydırıyor. Şükran Hanım'ın tehlikesi Barlas değil. Barlas'ın tehlikesi de Şükran Hanım değil. İkisinin tehlikesi, binada bir asansörün durduğunu kimsenin bilmemesi. Elektrik bütün mahallede kesik. Kapıcı yok. Şükran Hanım'ı akşam kimse aramayacak, çünkü kimse aramıyor. Barlas'ı depoda gece yarısı birileri bekliyor, ama onun hangi binada oturduğunu bilen yok.

Zorunlu sahneleri saymak

Altıncı satır en kalabalık satır oluyor. Her filmde birden fazla sahne var. Atölye bunları sınıflıyor.

Altıncı satır soldan sağa okununca altı ortak sahne beliriyor. Mahsur kalış anı. Dışarıya ulaşma denemesi: bağırmak, zil, telefon. Kaynakların sayılması: su, ısı, pil, zaman. İçeridekiler arasında ilk sürtüşme. Kendi başına çıkış denemesi: tırmanmak, atlamak, kırmak. Son olarak dışarının cevabı: biri gelir ya da gelmez.

Burcu ASANSÖR'e dönüyor. Mahsur kalış anı hazır, ışık sönüyor ve kabin sarsılıyor. Dışarıya ulaşma denemesi için kabinde bir acil durum zili olduğunu yazıyor. Zil elektrikle çalışıyor. Basıldığında hiçbir ses çıkmıyor. Kaynak sayımı Barlas'ın telefonunda: şarjı az. Şükran Hanım'ın telefonu evde, beşinci katta, mutfak masasında.

Emre bir şey ekliyor. Zorunlu sahne sayılabilir ama sıralanamaz. Beş filmde bu sahnelerin sırası farklı. Sıra, filmin kendi kararı.

Başkarakter kimin içinde?

Üçüncü satır kolay görünüyordu. Başkarakterin adını yazmak yeter sanılıyordu. Ama satır soldan sağa okununca bir şaşırtma çıkıyor.

Beş filmin ikisinde başkarakter kapanın dışında duruyor. Birinde binayı ekranlardan izleyen bir dedektif, ötekinde asansörün peşine düşen bir teknisyen. Öbür üçünde başkarakter içeride, mahsur kalanların arasında. Bu ayrım ızgaranın geri kalanını da değiştiriyor. Dışarıdaki başkarakterle film bir soruşturmaya döner. İçerideki başkarakterle bir dayanma sınavına.

Burcu ASANSÖR'e bakıyor. Dışarıda kimse yok, çünkü elektrik bütün mahallede kesik. O zaman başkarakter içeride olmalı. Ama hangisi? Şükran Hanım'ın gözünden film, yanında bir yabancıyla soğuğa dayanmak olur. Barlas'ın gözünden film, yetişmesi gereken bir vardiyanın önünde saati saymak olur. Burcu ikisini de kartona yazıyor, birini seçmiyor. İkonografi satırı ise bu karardan bağımsız doluyor: kararmış kat göstergesi, sessiz zil, telefon feneri, Şükran Hanım'ın poşeti.

Ayrışmayı okumak

Izgaranın son satırı en ilginci. Bu satır ortak olanı değil, farklı olanı soruyor.

Nermin Hanım okumanın iki yönü olduğunu söylüyor. Satırı soldan sağa okursan türü bulursun. Sütunu yukarıdan aşağı okursan filmi bulursun. Bir filmi akılda kalıcı yapan şey çoğu zaman satırlarda değil, sütunun bir yerinde duran ayrışmadadır.

Her sütunun dibinde başka bir ayrışma duruyor. Asansördeki doğaüstü gerilim finali bir itirafa çeviriyor. Öbür asansör filminde düşman makinenin kendisi. Apartman filminde kurtarıcı kapıyı kilitleyen oluyor. Açık denizde karşı güç bir kişi değil, soğuk ve zaman. Sandal ise içerideki yabancıyı bir savaş sorusuna çeviriyor.

Kartonu yeniden yazmak

Burcu kartonunu indiriyor. Yeni bir kâğıda yeniden yazıyor. Bu kez her satırın altında küçük harflerle bir sahne var, ASANSÖR'ün kendi sahnesi.

Tür vaadi: dar bir yerde, kimsenin bilmediği bir gecede hayatta kalmak. Temel korku: unutulmak. Ana karşı güç: soğuk ve zaman. Burcu Barlas'ı karşı güç satırından siliyor. Onu ikinci bir karşı güç olarak yazmayı da denemiyor.

Final satırına gelince kalemi duruyor. Atölye bu satırı boş bırakıyor. Kimse ASANSÖR'ün sonunu yazmıyor. Kartonun en altındaki satır ise doldu: ASANSÖR'ün ayrışma noktası henüz yok. Burcu bunu da yazıyor. "Ayrışma noktası: aranıyor."

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Örneklemin kenarını bilerek seç. Beş filmin beşi de türün tam ortasındaysa, ızgara sana yalnız formülü verir. Bir film türün kenarından gelmeli. De Lift bu örneklemde o işi gördü. Türün nerede bittiğini görmek, nerede başladığını görmekten daha çok şey öğretir.

Hücreye sıfat değil sahne yaz. "Gergin", "karanlık", "klostrofobik" bir hücreyi doldurmaz. Bu kelimeler bütün sütunlarda aynı çıkar ve hiçbir şey ayırt etmez. Sahne ise filmden filme değişir. Ayrımı sahne taşır.

Bir satırda iki cevap varsa ikisini de yaz. Cankurtaran Sandalı'nda karşı güç hem okyanus hem bir kişi. [REC]'de hem salgın hem kapıyı mühürleyen karar. Tek cevaba sıkıştırılan satır, filmin katmanlarını siler. Katmanlar ızgaranın en çok bilgi verdiği yerdir.

Boş hücreyi silme. Bir filmde bir zorunlu sahne yoksa, bu da bir bulgudur. Neden yok, yerine ne konmuş? Boş hücre bazen ayrışma noktasının ta kendisidir.

Afişteki etiket ile ızgaradaki tür ayrı şeylerdir. Örneklemdeki filmler raflarda farklı adlarla durur. Biri korku, biri savaş draması, biri doğaüstü gerilim diye satılır. Izgara ise hepsinde aynı temel korkuyu buldu. Etiket pazarlamanın kararıdır. Analiz, izleyicinin koltukta gerçekte ne yaşadığına bakar.

Dönüm noktalarının yerini de not et. Bir film izlenirken akan sahne, senaryoda bir yer kaplar. Dönüm noktaları satırını doldururken dönemecin filmin hangi bölümünde geldiğini yaz. Başında mı, ortasında mı, sonuna doğru mu? Aynı tür dönemeçlerini hep aynı bölümlere yığıyorsa, bu bir yapı bilgisidir. Senin dönemecin başka yere düşüyorsa, izleyici onu bir gecikme ya da bir sürpriz olarak okuyacak.

Kendi filmini en sona koy. Izgaraya kendi taslağını altıncı sütun olarak ekle. Ama onu öbür beşini doldurmadan doldurma. Önce doldurursan, öbür filmleri kendi taslağına benzetmeye başlarsın. Göz, aradığını bulur.

Analiz bir tarif değildir. Altı zorunlu sahne bulmak, altısını da yazmak zorunda olduğun anlamına gelmez. Izgara sana izleyicinin beklentisini gösterir. Neyi karşılayacağın, neyi geciktireceğin, neyi bilerek atlayacağın senin kararın.

Temel korkuyu sona bırakma. Izgarayı doldururken en geç dolan satır genellikle temel korkudur, çünkü sözcüklere dökülmesi zordur. Ama yeniden yazarken ilk ona bakılır. Öbür satırların hepsi onun hizmetindedir.

Kalıp yargıyı ızgara yakalar. [REC]'de yaşlı bir kadının tehdidin ilk biçimi olması, örneklemde bir kez görülüyor. Bunu türün kuralı sanıp ASANSÖR'e taşımak, bir filmin tercihini bir kural gibi tekrarlamak olur. Izgara sana bunun tek bir sütunda olduğunu gösterir. O zaman seçim yeniden senin eline geçer.

Izgarayı bir yıl sonra yeniden doldur. Aynı filmleri tekrar izlediğinde bazı hücreler değişir. Değişen sen olursun, filmler değil. Eski ızgarayı atma. İki ızgaranın farkı, kendi bakışının nereye kaydığını gösterir.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Türü biliyorum, analize gerek yok."
Doğrusu

Tanıma ile analiz ayrı şeylerdir. Burcu türü tanıyordu ama tek bir filmden hatırlıyordu. Kartonu bu yüzden bir türün değil, bir filmin listesiydi.

Yaygın yanlış"Örneklem ne kadar büyükse o kadar iyi."
Doğrusu

Elli film doldurulamaz bir ızgara demektir. Birkaç film, iyi seçilmişse yeter. Ölçüt sayı değil çeşitlilik: farklı dönem, farklı ülke, en az bir kenar örneği.

Yaygın yanlış"Aynı mekândaki filmler aynı türdür."
Doğrusu

Mekân ikonografinin bir parçasıdır, türün kendisi değil. De Lift ile Devil aynı kabinde geçer ama farklı korkuyu taşır. Cankurtaran Sandalı'nda hiç asansör yoktur, yine de aynı korkuyu paylaşır.

Yaygın yanlış"Zorunlu sahneler belli bir sırayla gelir."
Doğrusu

Sahneler beklenir, sırası beklenmez. Bir filmde çıkış denemesi kaynak sayımından önce gelir, başka bir filmde sonra. Sırayı her film kendi derdine göre kurar.

Yaygın yanlış"Ayrışma noktası türü bozmaktır."
Doğrusu

Ayrışma türün içinde kalır. De Lift'te mahsur kalma hâlâ var, yalnız karşı güç değişmiştir. İzleyici türden atılmaz, türde beklemediği bir köşeye götürülür.

Yaygın yanlış"Analiz yaratıcılığı öldürür."
Doğrusu

Analiz yazmadan önce yapılır, yazarken bir kenarda durur. Burcu'nun yeni kartonu ona ne yazacağını söylemedi. Neyi bilerek yazacağını gösterdi.

Yaygın yanlış"Sevdiğim filmler en iyi örneklemdir."
Doğrusu

Sevdiğin filmler seni o türe çeken filmlerdir, türün tamamı değil. Örnekleme en az bir sevmediğin filmi de koy. Sevmediğin film, türün senin görmek istemediğin yüzünü gösterir.

Yaygın yanlış"Ortak olan her şey türün kuralıdır."
Doğrusu

Beş filmin beşinde gece çekilmiş sahneler olabilir. Bu, gecenin türün kuralı olduğunu göstermez. Bir bileşen ortak diye taşıyıcı olmaz. Onu çıkardığında türün duygusu bozuluyorsa taşıyıcıdır.

Yaygın yanlış"Final satırı her zaman doldurulmalıdır."
Doğrusu

Kendi taslağında finali henüz bilmiyorsan, o hücreyi boş bırakmak bir dürüstlüktür. ASANSÖR kartonunda final satırı boş. Örneklemin finalleri ise bir seçenek yelpazesi olarak yan yana duruyor: bağışlama, yakalama, kaçış, kayıp, karanlık.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Tür analizi, birkaç filmi aynı sorularla inceleyip ortak olanı ve ayrışanı yazıya geçirmektir.
  • Tanıma bir histir; analiz o hissi sahnelerle kanıtlar.
  • Tür örneklemi çeşitli olmalı ve en az bir kenar örneği içermelidir.
  • Analiz ızgarasının her hücresine sıfat değil, bir sahne yazılır.
  • Satır soldan sağa okununca türü, sütun yukarıdan aşağı okununca filmi gösterir.
  • Temel korku, bütün satırların hizmet ettiği ana kaygıdır; mahsur kalma anlatılarında bu kaygı unutulmuş olmaktır.
  • Zorunlu sahneler beklenir, sıraları beklenmez; sırayı film kendi derdine göre kurar.
  • Ayrışma noktası türün içinde kalarak bir bileşeni değiştirir.
  • Boş hücre de bir bulgudur; bazen ayrışma noktasının ta kendisidir.
  • Analiz bir tarif değil, yazarın neyi karşılayıp neyi bilerek bozacağını seçmesini sağlayan bir haritadır.

Sonraki derse köprü

Izgara asılı kalıyor, ama Selim bir sütunun tarihine bakıyor. Cankurtaran Sandalı bir savaşın ortasında çekildi. Sandaldaki yabancının bir Alman denizci olması o yılların korkusuydu. [REC] ise elde taşınan kameranın herkesin cebine girdiği yıllardan geliyor. Aynı tür, iki ayrı çağın korkusunu taşıyor. Bir asansörün iki kat arasında kalması da bir çağın korkusu olabilir mi, yoksa her çağın mı? Bir tür hangi koşullarda doğar, hangi toplumsal kaygıyla büyür, hangi teknolojiyle biçim değiştirir?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — Burcu'nun kartonu, on satırın on tanesi dolu; Selim'in parmağı üçüncü satırda; yanına asılan boş kâğıt ve beş sütun.
  • Tür örneklemi — beş film afişinin yerine beş mekân silueti: iki kabin, dalgalar arasında iki baş, bir sandal, bir merdiven boşluğu.
  • Analiz ızgarası — hücrelerin altına küçük harflerle düşen sahne satırları; sahnesiz hücre gri kalır.
  • Temel korku — satır soldan sağa aydınlanır, ortada tek cümle belirir: kimse gelmeyecek.
  • Zorunlu sahne — ASANSÖR kabininde ses çıkarmayan acil durum zili; beşinci katta mutfak masasındaki telefon.
  • Ayrışma noktası — sütun yukarıdan aşağı aydınlanır; bir hücre ötekilerden farklı renkte.
  • Kapanış — Burcu'nun yeni kartonu; final satırı boş, en altta "Ayrışma noktası: aranıyor."

Ritim

Ders tek filmden çıkarılmış dolu bir kartonla açılıyor, onu beş sütunlu boş bir kâğıtla sınıyor, satırları ve sütunları ayrı ayrı okuyor ve final hücresi bilerek boş bırakılmış yeni bir kartonla kapanıyor.