Ne yapacaksın
Bugün kendi senaryonun ilk üç sayfasını bir ölçüm masasına yatıracaksın. Yedi işaret arayacaksın: tür işareti, ton, dünya, karakter, ana vaat, merak ve özgün unsur. Her işaret için yalnız şunu kaydedeceksin: sayfada ilk göründüğü satır. Satırını bulamadığın işaret, açılışta yok sayılacak. Senin onu hissetmen yetmeyecek.
Ardından boşlukları kapatacaksın. Eksik işaretlerden en çok ikisini ilk üç sayfaya taşıyacaksın. Bunu yeni sahne ekleyerek değil, var olan satırları değiştirerek yapacaksın. Açılışın uzunluğu aynı kalacak.
İşin sonunda elinde iki şey olacak. Biri satır numaralı bir tablo: yedi işaret, ilk göründükleri yer ve her birinin kanıt kelimesi. Öbürü yeniden yazılmış ilk üç sayfa. İlk tabloyu yeniden yazımdan sonra bir kez daha dolduracaksın. İki tabloyu yan yana koyduğunda açılışın neyi erkene aldığını, neyi bilerek sonraya bıraktığını göreceksin.
Neden bu alıştırma
Bir okur, bir yapımcı, bir fon değerlendiricisi senaryoya çoğu zaman ilk birkaç sayfada karar verir. Okumayı sürdürse bile o sayfalarda kurduğu beklentiyle okur. Açılış bu yüzden yalnız bir giriş değil, bir sözleşmedir. Okura nasıl bir filmde olduğunu, ne hissedeceğini ve neyi merak edeceğini söyler.
Yazarlar açılışı genellikle hikâyenin başlangıcı olarak düşünür. Olayların sırasına bakar, ilk sahneyi "nerede başlıyor" sorusuyla seçer. Okur ise başka bir soru sorar: ben neyin içindeyim? Bu iki soru aynı sahneyle cevaplanabilir. Ama yazar ikinci soruyu sormadıysa sahne birinciyi cevaplayıp ikinciyi boş bırakır.
Yedi işaretin hepsi ilk sayfada görünmek zorunda değildir. Bazıları bilerek geciktirilir. Fark şurada: geciken işaretin yerini yazar bilir. Kaybolan işaretin yerini kimse bilmez. Satır numarası bu farkı görünür kılar. "Ton var" demek kolaydır. "Ton ilk sayfanın beşinci satırında başlıyor" demek bir ölçümdür. Yanlış olduğunda da yanlışlığı gösterir.
Türün burada özel bir payı var. Bir tür, izleyiciye belli bir deneyimi önceden söz verir. Açılış o sözün ilk taksitidir. Bilimkurgu kendi dünyasını, korku kendi tehdidini, komedi kendi bakışını ilk sayfalarda göstermezse izleyici yanlış bir film bekleyerek oturur.
Son işaretin ayrı bir yükü var. Özgün unsur, açılışı türün başka bir filminin açılışından ayırır. Altı işareti sağlam, yedincisi geç kalmış bir açılış türü iyi tanıtır ama hikâyeyi tanıtmaz.
Hazırlık
Senaryonun ilk üç sayfasını yazdır. Sahne başlıklarını, aksiyon satırlarını ve diyalogları olduğu gibi bırak. Sayfanın sol kenarına kalemle satır numarası yaz. Boş satırları sayma, karakter adlarını ayrı satır say.
Ayrı bir kâğıda yedi satırlık bir tablo çiz. Sütunlar şunlar: işaret, sayfa, satır, kanıt kelimesi. Kanıt kelimesi, o satırda işareti taşıyan tek kelime ya da kısa öbek olacak. Bir nesne, bir fiil, bir replik parçası.
Tablonun altına "bilerek sonraya" diye bir kutu aç. Geciktirmeye karar verdiğin işaretleri ya da kişileri oraya yazacaksın. Her birinin yanına hangi sahnede görüneceğini ekleyeceksin.
Bir de kırmızı kalem hazırla. Yeniden yazımda değiştirdiğin satırları onunla işaretleyeceksin. Tabloyu doldururken senaryonun geri kalanını açma. Yalnız bu üç sayfanın verdiğini say.
Adımlar
Çözümlü örnek
Laboratuvarda Burcu PAY'ın ilk üç sayfasını tahtaya iğneliyor. Dosyanın üstünde fon değerlendiricisinin dört satırlık notu duruyor: kayboldum, hane puanı ne, sayaç neden ötüyor, kadın neden ocağı yakmıyor. Burcu kararmış ekrandaki açılış yazısını çoktan silmiş. Şimdi açılışın kendi başına yetip yetmediğini soruyor.
Nermin Hanım satırları numaralatıyor. İlk sayfa şafakta mutfak: sayaç, tencere, Yağız'ın bildirimi, yakılmayan ocak. Burcu'nun son taslağında ikinci sayfa aynı mutfakta sürüyor. Gülsüm tencereyi kapağıyla örtüp kenara koyuyor, bulaşık suyunu bir leğende biriktiriyor. Üçüncü sayfada mutfak masasında elle çizilmiş bir harita var. Gülsüm ilçenin sokaklarını renkli kalemle boyuyor.
Tür işaretini Emre hemen buluyor. İlk sayfanın ikinci satırı: lavabonun yanında küçük ekranlı sayaç. Kanıt kelimesi "günün payı". Okur bilimkurgunun içinde olduğunu aygıtın kendisinden çok, kimsenin ona şaşırmamasından anlıyor.
Ton için Selim ilk sayfanın dokuzuncu satırını gösteriyor. Gülsüm "Neden yükseldi?" diye soruyor ama başını çevirmiyor. Ton kuru ve gözlemci. Selim ikinci sayfada bir çelişki buluyor. Bir aksiyon satırı Gülsüm'ün sayaca "acıyla" baktığını yazıyor. Satır okura ne hissedeceğini söylüyor. Burcu kelimeyi kırmızıyla çiziyor, bakışı bırakıyor.
Dünya satırı boş çıkıyor. Sayaç bir sistemi gösteriyor ama kuraklığı göstermiyor. Okur suyun neden payla dağıtıldığını bilmiyor. Değerlendiricinin "kayboldum" satırı belki buradan doğuyor. Emre bir radyo haberi öneriyor. Nermin Hanım haberin silinen açılış yazısıyla aynı işi göreceğini söylüyor. Burcu atölye denemesi olarak ikinci sayfaya tek bir satır ekliyor: pencerenin önünde toprağı çatlamış bir saksı. Gülsüm leğendeki suyu ona değil, domates fidesine döküyor. Kuraklık ve seçim aynı satıra giriyor.
Karakter satırında iki kişi var. Gülsüm'ü ilk satırda görüyoruz ama onu on üçüncü satırda, ocağın başında tanıyoruz. Seçim orada. Yağız'ı bildirimiyle tanıyoruz. Hayriye Teyze, Necla Hanım ve Melis "bilerek sonraya" kutusuna giriyor. Algoritmanın hedef cümlesi de oraya yazılıyor. Burcu her birinin yanına ilk sahnesini ekliyor.
Ana vaadi Tolgahan okuyor. Vaadi sayaç taşımıyor, Yağız'ın on ikinci satırdaki repliği taşıyor: "Alt sokaktaki bahçeyi bildirdim." Su bölüştürülürken komşu komşuyu ihbar ediyor ve bunu bir çocuk yapıyor. Merak satırı tartışmasız: "Ocağı yakmaz." Tolgahan soruyu kendi cümlesiyle kuruyor. Cevap üç sayfada gelmiyor. Emre bir şeye dikkat çekiyor. Karakter ile merak aynı satırda doğuyor. Burcu bunu bir sorun saymıyor, tabloya iki ayrı kanıt kelimesiyle yazıyor.
Özgün unsur geç kalıyor. PAY'ı başka bir su distopyasından ayıran şey Gülsüm'ün suç ortaklığı. Kendi yüksek puanı torununun bildirimlerinden geliyor. Taslakta bu, üçüncü sayfanın son satırında yalnız bir bakışla duruyor. Burcu satırı taşımıyor, keskinleştiriyor. Atölye denemesi olarak sayacın tek düğmesi ilk sayfaya giriyor.
İÇ. GÜLSÜM'ÜN EVİ, MUTFAK — ŞAFAK
Sayacın ekranında pay düşer. Altında tek bir düğme yanıp söner: TAMAM.
Gülsüm düğmeye basmaz. Ekran kendiliğinden kararır.
Üçüncü sayfanın sonu da değişiyor.
Gülsüm haritada kendi evini yeşile boyar. Alt sokaktaki evler kahverengi kalır.
Kalem durur. Masanın öbür ucunda Yağız'ın telefonu titrer.
Sayfa sayısı değişmiyor. Burcu düğme satırı için ilk sayfadan Yağız'ın bir repliğini kısaltıyor. Selim bir itiraz bırakıyor. Basılmayan düğme Gülsüm'ü erkenden bir isyancı gibi gösterebilir. Burcu itirazı kutunun yanına yazıyor ve satırı tutuyor. Gülsüm'ün neden basmadığı da ocak gibi cevapsız kalıyor.
Kendini değerlendir
Tabloyu iki kez doldurduktan sonra şu sorularla bak.
Yedi işaretin her birinin yanında bir satır numarası var mı? Numarası olmayan işaret açılışta yok sayılır.
Tür işareti ilk sayfada mı? Bir aksesuarla mı söyleniyor, yoksa bir davranışla mı?
Tonla çelişen satırları kırmızıyla işaretledin mi? Her birinin silinmesine ya da kalmasına karar verdin mi?
Dünyayı gösteren satır bir nesne mi, bir replik mi? Replikse onu bir nesneye taşımayı denedin mi? Dünyanın bedeli üç sayfanın içinde görünüyor mu?
Başkarakter ilk üç sayfada bir seçim yapıyor mu? Seçimin satırını, göründüğü satırdan ayrı yazdın mı?
Ana vaat bir olayla mı geliyor? Okur onu bir bilgi olarak mı duyuyor, yoksa bir sahnede mi görüyor?
Merak sorusunu kendi cümlenle yazabildin mi? Cevabı ilk üç sayfanın dışında mı?
Özgün unsuru başka bir hikâyeye taşıdığında anlamını yitiriyor mu? İkinci tabloda daha erken bir sayfaya geçti mi?
"Bilerek sonraya" kutusundaki her işaret ve her kişi için onu karşılayacak sahne yazılı mı?
Yeniden yazım sayfa sayısını değiştirmedi mi? İki tabloyu karşılaştırdığında yerinden kayan bir işaret var mı?
Yaygın tuzaklar
Yaygın yanlışYedi işareti ilk sayfaya sığdırmaya çalışmak.
Dolu bir ilk sayfa okuru yorar. Bazı işaretler bilerek gecikebilir. Yeter ki yerleri yazılı olsun.
Yaygın yanlışTür işaretini türün en tanıdık aksesuarına bırakmak.
Bir silah, bir uzay gemisi, bir kilise çanı türü çağırır ama hikâyeyi tanıtmaz. İşaret senin dünyanın bir nesnesi olmalı.
Yaygın yanlışTonu bir sıfatla aramak.
"Karanlık bir açılış" bir ölçüm değildir. Tonu taşıyan satırı bul. Bulamıyorsan ton sayfada yok.
Yaygın yanlışDuyguyu aksiyon satırında adlandırmak.
"Acıyla bakar", "korkuyla bekler" okura ne hissedeceğini söyler. Ton kendi işini yapamaz.
Yaygın yanlışDünyayı açıklamayla kurmak.
Bir açılış yazısı, bir haber spikeri, bir öğretmenin dersi dünyayı anlatır ama göstermez. Okur bilgiyi alır, dünyaya girmez.
Yaygın yanlışKarakterin görünmesini tanınmasıyla karıştırmak.
Ekranda duran biri henüz bir karakter değildir. Onu bir seçim yaparken görmeliyiz.
Yaygın yanlışBütün kadroyu açılışa çağırmak.
Üç sayfada beş yeni ad okurun aklında dağılır. Kimin sonra geleceğini kutuya yaz.
Yaygın yanlışAna vaadi merakla karıştırmak.
Vaat filmin bütününe yayılan sözdür. Merak ise bir sonraki sayfaya taşıyan sorudur. İkisi aynı satırda doğabilir ama ayrı yazılmalı.
Yaygın yanlışMerak yerine karışıklık kurmak.
Okur bilmediği bir kelimenin etrafında soru kuramaz. Sorulabilir bir soru bırak.
Yaygın yanlışÖzgün unsuru bir buluşla karıştırmak.
Başka bir hikâyede de işe yarayan bir fikir senin hikâyene ait sayılmaz.
Yaygın yanlışBoşluğu yeni sahneyle kapatmak.
Açılış uzar, ritim düşer. Var olan bir satırın içinde iş gör.
Yaygın yanlışSatır numarasını gözle tahmin etmek.
Ölçüm kâğıt üstünde yapılır. Kalemle say, sonra yaz.
Yaygın yanlışTabloyu bir kez doldurup bırakmak.
Yeniden yazım bir işareti yerinden oynatabilir. İkinci tabloyu doldurmadan iş bitmiş sayılmaz.
Varyasyonlar
Sonraki adım
Açılış bir söz verdi. Filmin ortasında bu sözün en büyük karşılığı çoğu zaman tek bir uzun sekansta ödenir. Sıradaki birimde böyle bir sekans tasarlayacaksın. Mekânı türün beklentisine göre seçecek, sekansı aşama aşama yükselteceksin. Her yükselişte bir karakter bir karar verecek. Açılışta bulduğun özgün unsur orada büyük bir görüntüye ya da bir sese dönüşebilir mi? Bugünkü tablonun özgün unsur satırı, sekansın neye yaslanacağını gösterecek.