Ne yapacaksın
Senaryondan kısa bir sahne seçeceksin ve onu beş kez yazacaksın. Her seferinde olay aynı kalacak. Kim gelir, ne yapılır, sahne nasıl biter, hiçbiri değişmeyecek. Değişen yalnız ton olacak.
Sırayla dram, komedi, gerilim, korku ve absürt deneyeceksin. Her versiyon yarım sayfayı geçmeyecek. Bu sınır bir ölçü işi görür: uzayan versiyon çoğu zaman olaya bir şey ekliyordur. Her birinde yedi öğeye dokunacaksın: ışık, ses, ritim, replik, kamera mesafesi, mizah payı, şiddet çerçevesi.
Sahnenin içinden iki repliği sabitleyeceksin. Bu iki cümle beş versiyonda da harfi harfine aynı kalacak. Tonun bir cümlenin anlamını nasıl çevirdiğini en iyi onlar gösterecek. Kelimeler yerinde dururken cümlenin altındaki niyet kayacak.
Sonunda elinde beş kısa sahneyle bunları kıyaslayan bir tablo olacak. Tablonun altına da tek bir paragraf yazacaksın. Kendi filmin hangi tonda duruyor ve öteki dört denemeden ona ne öğrendin?
Neden bu alıştırma
Ton çoğu yazar için bir histir. Senaryoyu bitirir, okur ve "biraz ağır oldu" ya da "fazla hafif" der. Ama neyin ağır olduğunu gösteremez. Tonu tek bir düğme sanır, oysa ton birçok küçük ayarın toplamıdır.
Aynı olayı beş tonda yazmak bu ayarları görünür kılar. Olay sabit kalınca değişen her şey tonun malzemesi olarak açığa çıkar. Bir ışığın nereden geldiği, bir sesin ne zaman kesildiği, kameranın ne kadar yakında durduğu. Komedi versiyonunda geniş bir plan, korku versiyonunda boş bir kapı aralığı bunları tek tek adlandırır.
İkinci kazanç kendi tonunu tanımaktır. Kendi senaryonun tonunu, onu başka tonlarda yazmadan sınayamazsın. Komedi versiyonu sahnende zaten saklı duran bir gülümsemeyi bulabilir. Gerilim versiyonu, ayarlamadan bıraktığın bir bekleyişi gösterebilir. Böylece filmin seçtiği ton bir alışkanlık olmaktan çıkar, bir karara döner.
Üçüncü kazanç komşu tonlarla ilgili. Her filmin kaymaya yatkın olduğu tonlar vardır. Bir hastane draması melodrama ya da hastane gerilimine kayabilir. O sınırı ancak bir kez bilerek geçtiğinde görürsün. Alıştırmadan sonra kendi senaryonu okurken kayan satırı daha erken fark edersin.
Son olarak tür bir söz verir. Komedi seyirciye güleceğini, korku ürpereceğini söyler. Beş versiyonu yazmak, her türün bu sözü hangi araçlarla tuttuğunu elle öğretir.
Hazırlık
Senaryondan bir buçuk sayfayı geçmeyen, az kişili bir sahne seç. İçinde küçük ama somut bir olay olsun: biri gelir, bir şey verir, gider. Büyük bir dönüm noktası bu alıştırma için ağırdır.
Bir olay kartı yaz. Dört satır yeter: kim var, ne oluyor, sahne nasıl bitiyor, saat kaç. Bu kart beş versiyon boyunca değişmeyecek.
Sahneden iki kısa repliği seç ve kartın altına yaz. Biri soru, öteki cevap olabilir.
Ayrı bir kâğıda yedi öğeyi alt alta sırala. Her birinin yanına filmindeki mevcut ayarı kısaca not et. Işık nereden geliyor? Kamera ne kadar uzakta? Sahnede gülmeye yer var mı?
Elinde bir ton belgesi varsa onu da masaya koy. Yoksa filmin tonunu üç kelimeyle yaz. Altına filminin kaymaya en yatkın olduğu iki tonu ekle. Bu iki ton, alıştırmanın sonunda kendi sahnene dönerken uyarı levhası olacak.
Adımlar
Çözümlü örnek
Emre bu alıştırma için kısa bir gece anını seçiyor: Figen'in saat ikideki ilaç turu. Olay kartı dört satır. Gece, babanın odası, saat iki. Figen ilaç arabasıyla gelir, babaya ilacını verir ve çıkar. Kadir sandalyesinde, kitabı açık. Sabit replikler babanın ve Figen'in: "Merak etme kızım" ve "Etmiyorum. Sen uyu."
Dram versiyonu filmin ta kendisi. Tavandaki lamba kapalı; odayı kapı aralığından gelen ışık aydınlatıyor. Teker gıcırtısı uzaktan başlıyor, Kadir kitabın sayfasını kıvırıp kapatıyor. Figen ilacı plastik kaba koyup bardağı uzatıyor. Baba yutuyor, sonra cümlesini söylüyor. Figen karşılığını verip örtünün ucunu düzeltiyor. Kamera Kadir'in oturduğu yükseklikte. Sahnede müzik yok, kimse duygusunu adlandırmıyor. Baba hemşiresini yatıştırıyor, hemşire babayı. Ton belgesinin üç kelimesi yerinde: yakın, kuru, sabırlı.
Komedi versiyonunda baba hapı dilinin altına saklıyor. Figen bunu biliyor, bardağı geri çekmeden bekliyor. Tavan floresanı açık, kamera geri çekilmiş, ikisi aynı karede. Baba "Merak etme kızım" diyor. Figen "Etmiyorum. Sen uyu" diyor, ama bardak havada kalıyor. Baba sonunda hapı yutuyor ve bir kez öksürüyor. Gülme ikisinin inadından doğuyor. Kadir şaka yapmıyor, kitabının üstünden bakıyor. Emre bir şeyi fark ediyor: babanın cümlesi zaten küçük bir şakaydı. Komedi onu icat etmedi, büyüttü.
Gerilim versiyonunda Kadir'in aklında kabul gecesinin üçüncü kutusu var. Figen kabı uzatıyor ve Kadir içindeki hapları sayıyor. Biri tanımadığı bir renkte. Kesmeler sıklaşıyor: kap, Kadir'in gözü, babanın eli, bardak. Kadir soruyor, Figen ilacın adını söylüyor. Kadir o adı ilk kez duyuyor. Baba yutuyor ve "Merak etme kızım" diyor. Bu kez cümle bir güvence gibi değil, bir örtü gibi duruyor. Sahne hiçbir şey olmadan bitiyor, ama Kadir boş kaba bakmayı sürdürüyor.
Korku versiyonu koridorda başlıyor. Gıcırtı yaklaşıyor ve kapının önünde duruyor. Aralıkta yalnız arabanın kenarı görünüyor, kimse girmiyor. Zemindeki tek renk, koridorun ucundaki levhadan vuran yeşil. Baba gözleri kapalıyken "Merak etme kızım" diyor. Figen henüz odada değil. Sonra içeri giriyor, ilacı veriyor, "Etmiyorum. Sen uyu" diyor. Çıktığında gıcırtı koridorun öbür ucundan bir kez daha başlıyor. Emre ilk taslakta monitöre bir alarm eklemişti, sildi. Şiddete hiç gerek kalmamıştı.
Absürt versiyonda Figen babaya ilacını verdikten sonra Kadir'e de bir kap uzatıyor: "Refakatçi dozu." Kadir yutuyor ve kitabına dönüyor. Baba cümlesini söylüyor, Figen cevabını veriyor ve arabayı itip çıkıyor. Koridordan, odadan odaya, aynı iki cümle başka yataklardan duyuluyor. Kimse şaşırmıyor. Kamera kıpırdamıyor, oda simetrik ve gölgesiz.
Karşılaştırma tablosu tahtada beliriyor; tebeşir Emre'de.
Selim replik satırını gösteriyor. Kelimeler beş versiyonda da aynı, ama anlamı beş kez değişti. Nermin Hanım ise kamera satırına bakıyor. Emre dram versiyonunda yalnız onu düşünmeden ayarlamıştı. Kamerayı Kadir'in yüksekliğinde tutan kural Selim'in kırmızı noktasından gelmişti. Korku versiyonunda kamera kapıdan uzaklaşınca Emre o kuralın neyi koruduğunu ilk kez görüyor. Kural seyirciyi Kadir'le aynı sandalyeye oturtuyordu.
Hiçbir versiyon filme girmiyor. Nöbet dramda kalıyor. Ama Emre dram versiyonunu bir kez daha açıyor. Komediden bir ayar not ediyor, bir cümle değil: babanın sözünden sonra Figen'in dudağında yarım bir gülümseme. Bunu kenara öneri olarak yazıyor, karar sonraya kalıyor. Ton belgesi buna izin verebilir, çünkü gülmeyi Kadir değil baba başlatıyor.
Kendini değerlendir
Beş versiyonu bitirdiğinde olay kartını yeniden oku. Sonra versiyonları sırayla kartla karşılaştır.
Olay her versiyonda aynı mı kaldı? Bir versiyonda yeni bir eylem, yeni bir kişi ya da başka bir son belirdiyse, o versiyon tonu değil olayı değiştirmiştir.
İki sabit replik harfi harfine aynı mı? Bir kelimeyi bile değiştirdiysen karşılaştırma bulanıklaşır.
Her versiyonda yedi öğenin hepsine dokundun mu? Yalnız replikleri değiştirip ışığa, kameraya hiç dokunmadıysan tonu sözle taşımaya çalışmış olabilirsin.
Komedi versiyonunda gülme kimden geliyor? Karakterden değil de yazardan geliyorsa, o versiyon karakterleri harcamıştır.
Gerilim ve korku arasında bir fark var mı? Gerilim bir şeyin olacağını bekletir. Korku dünyanın güvenilmez olduğunu hissettirir. İki versiyon birbirine çok benziyorsa birinden bekleyişi, öbüründen kuralı çıkar.
Şiddeti ne kadar gösterdin? Gösterdiğin her şeyi sil ve versiyonu yeniden oku. Etkisi düştü mü?
Tablodaki hücreler olgu mu? Bir hücrede yalnız bir sıfat kaldıysa onu sahnede gördüğün bir şeyle değiştir.
Son olarak kendi tonuna dönüşü değerlendir. Yaptığın değişiklik ton belgenle uyuşuyor mu, yoksa onu sessizce bozuyor mu? Bir değişiklik belgeyle çelişiyorsa ya değişikliği geri al ya da belgeyi bilerek güncelle.
Yaygın tuzaklar
Yaygın yanlışTonu değiştirirken olayı da değiştirmek.
Korku versiyonuna bir saldırı, komediye bir düşüş eklemek kolaydır. Ama o zaman tonu değil, sahneyi değiştirmiş olursun. Kart sabit kalmalı.
Yaygın yanlışTonu yalnızca sıfatlarla taşımak.
"Ürkütücü bir koridor" yazmak korku kurmaz. Işığın nereden geldiğini, hangi sesin nereden duyulduğunu yaz.
Yaygın yanlışKomediyi şakayla kurmak.
Karaktere espri yaptırmak en kolay yoldur ve çoğu zaman en zayıfıdır. Gülme, bir inadın küçük bir engele çarpmasından daha sağlam doğar.
Yaygın yanlışKarakteri tona feda etmek.
Hiç şaka yapmayan bir adamı komedi versiyonunda espri makinesine çevirmek onu başka birine dönüştürür. Ton değişir, karakter aynı kalır.
Yaygın yanlışGerilimi müzikle kurmak.
Sahne tarifine "gerilim müziği yükselir" yazmak sahnenin işini dışarıya devreder. Bekleyişi seyircinin bildiği ya da şüphelendiği bir şeyden kur.
Yaygın yanlışKorkuyu kanla eşitlemek.
Görünen yara ürkütmekten çok irkiltir. Korkunun asıl kaynağı bozulan bir düzendir. Sesin yanlış yerden gelmesi çoğu zaman yeter.
Yaygın yanlışAbsürdü rastgelelikle karıştırmak.
Absürt dünyanın bir kuralı vardır, yalnız tersine dönmüştür. Her satırda başka bir tuhaflık sahneyi gürültüye çevirir. Tek bir kural seç ve sonuna kadar uygula.
Yaygın yanlışDram versiyonunu atlamak.
Yazar kendi tonunu bildiğini düşünür ve doğrudan denemelere geçer. Oysa ölçü olmadan hangi ayarın değiştiğini göremezsin.
Yaygın yanlışGerilimi ve korkuyu aynı yazmak.
İkisinde de karanlık bir koridor ve bekleyen bir karakter olabilir. Ama gerilimde seyirci bir olayı bekler, korkuda dünyaya güvenmeyi bırakır. Farkı yazmıyorsan iki versiyondan biri boştur.
Yaygın yanlışDenemeleri filme taşımak.
Beş versiyonun amacı filmin tonunu sınamaktır, beş ayrı sahneyi birleştirmek değildir. Kendi tonuna dönerken cümle değil, ayar taşı.
Varyasyonlar
Sonraki adım
Bugün aynı olayın anlamını tonla çevirdin. Sıradaki alıştırmada anlamı bir motif taşıyacak ve film boyunca yavaşça değiştirecek. Önce filminin tematik sorusunu tek cümleye indireceksin. Sonra o soruyu bir görüntüye ve bir sese bağlayacaksın. Nöbet'te babanın alyansı demir korkuluğa vurduğunda ilk kez bir çağrı gibi duyulur. Son gece el o sesi atlayıp doğrudan Kadir'in bileğine gider. Vurmayan alyans filmin sorusuna nasıl bir cevap veriyor? İlk vuruşla son susuş arasında motif neyi kazandı? Bu kez değişen ton değil, aynı nesnenin anlamı olacak.