Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Ton kartı yazarın kendisi için yazılır.
- Ton belgesi aynı tonu ekibin bütün departmanlarına açar.
- Ana ton kelimeleri sonucu değil yöntemi söyler.
- Her kelimenin arkasında filmden bir sahne durmalı.
- Komşu ton filmin en kolay kayacağı tondur.
- Kaçınılacak tonlar listesi uzak tonları değil komşuları yazar.
- Yasağın nedeni yazılırsa ekip onu kendi başına korur.
- Görsel referans kendi dünyandan geldiğinde yalnız senin filmini anlatır.
- Dar referans bir filmin tek düğmesini çağırır.
- Ton haritası tonun nerede değiştiğini sahne sahne gösterir.
- İstisna satırı kuralın esnediği yeri ve sınırını birlikte yazar.
- Diyalog satırı oyuncuya sıfat değil davranış verir.
- Müziğin yerini sayfa belirler, belge bunu yazar.
- Belge kurguda da açılır ve güncellenir.
- Belge satmaz, tarif eder.
Açılış sahnesi
Yapımcı Nöbet'in ton kartını bir besteciye göndermiş. Filmi ciddiye alıyor, erkenden bir ses arasın istemiş. Besteci bir hafta sonra kısa bir kayıt yollamış. Emre telefonunu masanın ortasına koyuyor ve kaydı açıyor.
Yavaş bir viyolonsel. Altında belli belirsiz bir piyano. Kaydın adı: taburcu sabahı. Bestecinin notu da var. Kartta müzik tek yerde yazıyordu, diyor not. Filmin sonu orası sandım.
Masada kimse konuşmuyor. Selim kartı çevirip okuyor. Duygular alçak sesle, müzik yalnız bir kez. Yazıyor gerçekten, diyor. Ama hangi yer olduğunu yazmıyor.
Emre itiraz ediyor. Taburcu sabahı filmin sonu değil ki. Final evde, gece, lamba sönerken.
Bunu sen biliyorsun, diyor Nermin Hanım. Besteci bilmiyor. Hangi şarkının çalacağını da bilmiyor. Radyodaki şarkıyı, nakaratı, tek çalgıyı hiç duymadı.
Selim bir şey daha ekliyor. Görüntü yönetmeni okusa ne anlardı bu karttan? Ses tasarımcısı alarmı nereye koyardı? Kantini oynayacak oyuncular kısık kelimesinden ne çıkarırdı?
Emre kartı alıyor, arkasını çeviriyor. Arkası boş. Kendi el yazısıyla altı satır, en altta bir yasak. Bugüne kadar ona yeten sayfa bu. Kart onun için yazılmıştı. Şimdi aynı filmi başkalarının da çekmesi gerekiyor.
Ton kartı yazarın kendine verdiği sözdür. Ton belgesi aynı sözü, filmi birlikte yapacak herkesin okuyabileceği dile çevirir.
Bu derste ne olacak
Bu derste tonu ekibe giden bir belgeye çevireceğiz. Önce kartla belgenin farkını kuracağız. Sonra belgenin bölümlerini tek tek açacağız: ana ton kelimeleri, kaçınılacak tonlar, görsel referanslar, ses dünyası. Diyaloğun, mizahın ve şiddetin sınırını, dünyanın ne kadar gerçek duracağını yazacağız. Karşılaştırma eserlerini daraltacak, tonun film boyunca nasıl değiştiğini bir haritaya dökeceğiz. Emre Nöbet'in belgesini bu ders boyunca satır satır kuracak. Her bölümde aynı soruyu soracağız: bu satırı okuyan kişi ne yapacağını biliyor mu? Bir kasaba bankası, bir bakımevi, Hong Kong'da bir hizmetçi, Montreal'de bir hastane ve bir İskoç köyü de yanımızda olacak.
Sıfır noktası
Ton kartı tek bir sayfadır. Düğmelerin nerede durduğunu ve hangi çizginin geçilmeyeceğini kısaca not eder. Yazar onu yeniden yazımda açar ve sahneleri ona karşı okur. Kartın okuru yazarın kendisidir. Bu yüzden kısa olabilir. Yazar her satırın arkasındaki sahneyi zaten bilir.
Film ise tek kişinin işi değil. Yapımcı parayı nereye koyacağına karar verir. Yönetmen kameranın yerini seçer. Görüntü yönetmeni ışığı kurar, besteci müziği yazar, ses tasarımcısı koridoru doldurur. Oyuncular replikleri kendi nefesleriyle söyler. Kurgucu da sonunda neyin kalacağını seçer. Her biri tonu kendi işinin içinden okur.
Kart bu insanlara yetmez. "Duygu kısık" satırı Emre'ye çok şey söyler. Bir oyuncuya hiçbir şey söylemez. Kısık ne demek? Ağlamamak mı, yavaş konuşmak mı, bakmamak mı? Besteci "müzik tek yerde" satırından bir yer tahmin eder ve yanılır. Kart her okurun kendi filmini kurmasına izin verir.
Ton belgesi bu boşluğu kapatır. Kartın düğmelerini alır ve her birini bir departmanın sorusuna cevap verecek kadar açar. Sıfatların yerine sahneler koyar. Yasakların yanına nedenlerini yazar. Benzer filmleri anar, ama her birinden neyin alınacağını söyler. Tonun film boyunca nerede değiştiğini gösterir.
Belge senaryonun yerini tutmaz. Sayfada olmayan bir tonu belge kurtaramaz. Ama sayfada olan bir tonu korur. Çekim sırasında, kurgu masasında, müzik kaydında herkes aynı yere döner. Kararlar tartışıldığında da bir ölçüt olur. Biri bir sahneye müzik eklemek istediğinde kimse zevkini savunmak zorunda kalmaz. Belgeye bakılır.
Bir şeyi de akılda tutmak gerek. Belge bir satış dosyası değil. Yapımcıyı filme ikna etmek için yazılmaz. Film zaten satılmıştır ya da satılmak üzeredir. Belge, satılan filmin yolda başka bir filme dönüşmemesi için yazılır. O yüzden parlak cümle değil, açık cümle ister.
Belgenin bir de zamanı var. Çoğu zaman senaryo bittikten sonra, ekip toplanırken yazılır. Ama ilk taslağı yazarın elinden çıkmalı. Tonun kaynağı sayfadır ve sayfayı en iyi yazar bilir. Yönetmen geldiğinde belgeyi kendi gözüyle yeniden yazabilir. Görüntü yönetmeni ona fotoğraflar, besteci kayıtlar ekleyebilir. Yine de ilk cümleler yazarın kararlarını taşır. Yazar belgeyi yazmazsa ton, ilk okuyanın tahminine kalır.
Mekanizma
Kart ile belge
Emre kartı yeniden okuyor ve her satırın altına bir soru yazıyor. "Ciddiyet yüksek" satırının altına: kim gülebilir? "Müzik tek yerde" satırının altına: nerede, ne, nasıl? "Kamera yakın" satırının altına: ne kadar yakın, hangi sahnede uzak? Sorular birikince belge kendiliğinden bölümlere ayrılıyor. Kart altı satırdı. Belge birkaç sayfa olacak. Ama her sayfa tek bir okura sesleniyor.
Üç kelime
Emre'nin ilk listesi "hüzünlü, karanlık, dokunaklı" idi. Selim üçünün de sonuç olduğunu söylüyor. Seyirci hüzünlenir, ama sahne nasıl yazılır? Emre listeyi siliyor ve yöntem bildiren üç kelime yazıyor: yakın, kuru, sabırlı. Yakın: kamera Kadir'in yanında, odadan nadiren çıkıyor. Kuru: kimse duygusunu adıyla söylemiyor. Kadir'in kırgınlığı ilk gece ağabeyine uzattığı ilaç kâğıdında, bir saat bilgisinin içinde duruyor. Sabırlı: sahneler bekliyor, eşikteki bekleyiş serumun damlalarıyla ölçülüyor. Her kelimenin yanında artık bir sahne duruyor.
Komşunun adı
Nöbet'in korku filmi olma ihtimali yok. Bunu yasaklamak kimseye bir şey söylemez. Ama melodram bir adım ötede duruyor. Hasta bir baba, küs iki kardeş, bir hastane koridoru. Biri müziği biraz açsa, biri bir repliği biraz uzatsa film oraya kayar. İkinci komşu hastane gerilimi. Uzaktan gelen alarm her gece duyuluyor. Biri bir gece onu babanın kapısına getirse seyirci bir ölüm beklemeye başlar. Üçüncü komşu kara komedi, yapımcının nefes notundan doğan deneme. Emre üçünü yazıyor ve her birinin yanına bir yasak koyuyor.
Belgeden bir sayfa
Emre belgenin ilk sayfasını atölyeye getiriyor. Masada yüksek sesle okunuyor:
- Ana kelimeler: Yakın. Kuru. Sabırlı.
- Komşu tonlar: Melodram, hastane gerilimi, kara komedi.
- Yasak: Af sözü yok. Hiçbir karakter bağışladığını dile getirmez.
- Müzik: Film müziği yalnız finalde, evdeki son karanlıkta. Murat'ın radyo şarkısının nakaratı, tek çalgıyla, ilk kez sonuna kadar.
- İç ses, dış ses: Yok. Hiçbir sahnede.
- Diyalog: Kimse duygusunu adıyla söylemez. Murat iş diliyle konuşur. Kadir ağabeyine hiç hitap etmez. En uzun konuşma yarıda kalır.
- Mizah: Yalnız karakterden gelir. Babanın hastalığı şaka olmaz. Kantinden sonra gülme yok.
- Şiddet ve beden: Filmde şiddet yok. Düşüş gösterilmez, yalnız izi görülür: o günde kalmış takvim, yerdeki cam kırığı.
- Gerçeklik: Hastanenin kuralları doğrudur. Gece tek refakatçi kalır, formlar imzalanır.
Selim yasak satırında duruyor. Bunun nedenini de yaz, diyor. Oyuncu nedenini bilirse kuralı kendi başına korur. Emre bir satır ekliyor: söylenen bir af, seyircinin kendi içinde kuracağı barışı elinden alır.
Diyalog satırı en çok oyunculara sesleniyor. Murat'ı oynayacak kişi o satırdan bir şey öğreniyor. Murat duygusunu süreçlerle, ayarlamalarla, ödemelerle anlatacak. Kadir'i oynayacak kişi başka bir şey öğreniyor. Ağabeyine bir kez bile seslenmeyecek, ne adıyla ne abi diye. Figen'in oyuncusu için ayrı bir not var: Figen hiç ağlamaz. Hastanenin gerçekliğini o tutar. Mizah satırı da sınırı çiziyor. Babanın kravata takılması kalıyor, çünkü gülmeyi bir karakter yapıyor. Hastalığın kendisi hiçbir sahnede şakaya açılmıyor.
Görmek ve duymak
Görsel referansları Emre başka filmlerden almıyor. Geçen kış dedesine refakat ettiği hastanede telefonuyla çektiği fotoğrafları koyuyor. Boş bir refakatçi sandalyesi. Koridorun sonunda yeşil çıkış levhası. Bir kâğıt bardağın dibinde soğumuş çay. Görüntü yönetmeni bu fotoğraflardan ışığın rengini okuyacak: soğuk mavi-beyaz.
Belgeye bir ışık eğrisi de giriyor. Hastanenin rengi değişmiyor, miktarı değişiyor. Önce tepedeki floresan, ardından kapı aralığından giren koridor ışığı. Son gece yalnız başucu lambası kalıyor. Evde gün ışığı var, Kadir'in seçtiği sarı perdelerden süzülüyor. Final karanlıkta bitiyor.
Ses sayfası kısa. Alarm uzakta kalıyor ve babanın odasını hiçbir gece çağırmıyor. Anons doktor adı ve servis söylüyor. Babanın alyansı demir korkuluğa vuruyor. Sessizliği müzik doldurmuyor.
Daraltılmış referans
Belgede üç film anılıyor. Emre ilk taslakta onları adlarıyla bırakmıştı. Nermin Hanım bunun bir film ısmarlamak olduğunu söylüyor. Okur filmin bütününü hatırlar: müziğini, finalini, şakalarını. Emre her adın altına iki satır ekliyor. Al satırı ve alma satırı. Arcand'ın Barbar İstilası'ndan oğulun parayla gösterdiği sevgiyi alıyor. Murat'ın kantine getirdiği listeye benziyor. Arkadaş sofrasının keskin esprilerini almıyor.
Tonun yolu
Selim kurgucu gözüyle bir şey istiyor. Gülmenin nerede bittiğini görmek. Emre senaryoyu baştan sona tarayıp bir şerit çiziyor. İlk geceler kuru ve soğuk. Kravat anında küçük bir gülümseme. Kantin gülmenin son durağı, çocuk kahkahası orada. Hazırlık haftası evin seslerini ve gün ışığını getiriyor. Son gece en karanlık yer. Taburcu sabahı otomatik kapıdan eşiğe geçiyor. Final müziğin tek girişi. Harita besteciye de cevap veriyor: müzik burada, başka hiçbir yerde değil.
Kuralın esnediği yer
Nöbet'in kuralı kafanın içine girmemek. Ama bir gece kural esniyor. Baba oğluna başka birinin adıyla sesleniyor; o andan sonra odayı Kadir'in kulağıyla duyuyoruz. Belge bunu açıkça yazıyor. Esneyen: ses perspektifi, koridor boğuklaşır, nefes yakına gelir. Yerinde kalan: düşünce duyulmaz, müzik girmez, babanın kimi gördüğü söylenmez. Oda alyansın iki vuruşuyla geri gelir. Satır yazılmasa yönetmen bu geceyi bir hata sanıp düzeltebilirdi. Ya da hoşuna gidip başka gecelere de yayabilirdi.
Filmlerden okuma
Bu beş film belgenin bölümlerinden geçiyor. Lonergan'ın üç kelimesi bir sahneye dayanmadan durmuyor. Jenkins komşularını tanıyor, hiçbirinin kapısından girmiyor. Hui'nin filmi bir belgeye ancak daraltılarak girebiliyor.
Arcand'ın filmi haritasız anlatılamıyor. Başı, ortası ve sonu üç ayrı tonda. Ama bir film olarak duruyor, çünkü gülmenin çekilişi sahne sahne hazırlanmış. Von Trier'in çanları da bir kuralın ancak bilinen bir yerde kırılabileceğini gösteriyor.
Emre belgeyi bu filmlerin ışığında bir kez daha okuyor. Kelimeler sahnelere bağlı, komşular adlarıyla yazılı. Referanslar daraltılmış, harita çizilmiş, istisna yazılmış. Selim belgeyi alıp besteciye göndermeyi öneriyor. Nermin Hanım önce oyuncuların okumasını istiyor. Belgenin ilk sınavı oyuncuların ilk okuma masası olacak.
Usta katmanı
Belgeyi okuruna göre böl. Besteci müzik sayfasını okur, ışık sayfasını atlar. Her bölüm tek başına anlaşılmalı. Bir satır başka bir sayfaya gönderme yapıyorsa okuru kaybedersin.
Kelimeyi sahneyle kanıtla. Ana ton kelimesinin yanına filmden bir an yaz. Sahnesini gösteremeyen kelime bir histir. His ekibe iş vermez.
Sonuç kelimesini yöntem kelimesiyle değiştir. "Hüzünlü" seyircinin hissettiğidir. "Kuru" sayfada nasıl yazılacağını söyler. Belgenin kelimeleri yazara ve ekibe bir yöntem vermeli.
Uzak tonu değil komşuyu yasakla. Filmin asla olmayacağı şeyi yazmak kolaydır ve işe yaramaz. Filmin en kolay kayacağı tonu bul. Yasak orada iş görür.
Yasağın nedenini yaz. "Af sözü yok" bir kuraldır. Nedeni de yazılırsa oyuncu kuralı kendi başına korur. Nöbet'te neden açık: söylenen af, seyircinin kendi kuracağı barışı elinden alır.
Referansı daralt. Bir filmin adını yazmak o filmin bütününü çağırır. Yanına al ve alma satırlarını ekle. Aldığın şey tek bir düğme olsun.
Görsel referansı kendi dünyandan getir. Başka bir filmin karesi hızlı çalışır, ama o filmin bütün tonunu yanında getirir. Kendi çektiğin bir fotoğraf yalnız senin filmini anlatır. Emre'nin dedesinin hastanesi Nöbet'in hastanesine en yakın yer.
Haritada düğmeleri işaretle. Haritayı olay sırasıyla değil, düğme değişimiyle çiz. Gülmenin son durağı, müziğin tek girişi, ışığın en karanlık yeri. Okur bir bakışta tonun yolunu görmeli.
İstisnayı önceden ilan et. Yazılmayan istisna sette bir hata gibi görünür. Ya düzeltilir ya da çoğaltılır. İkisi de filmi bozar.
Gerçekliği bir örnekle ölç. "Gerçekçi" kelimesi ekibe hiçbir ölçü vermez. Belgeye bir kural yaz: gece tek refakatçi kalır. Ekip gerçekliğin düzeyini bu tür kurallardan okur.
Belgeyi kurgu masasında yeniden aç. Çekim biter, malzeme gelir, ton yeniden tartışılır. Kurgucu belgeyi okursa hangi sahnenin hangi düğmeyi taşıdığını bilir. Belge o zaman yaşayan bir dosya olur.
Kısa tut. Ekip uzun belgeyi okumaz. Her bölüm bir sayfayı geçmesin. Belge senaryodan uzunsa bir yerde yanlış yoldasın.
Oyuncuya sıfat değil davranış ver. "Murat soğuk" bir oyuncuya yüzünü dondurmayı öğretir. "Murat duygusunu bir listeyle söyler" ona bir eylem verir. Davranış satırı oyuncuyu sahneye sokar, sıfat satırı onu dışarıda bırakır.
Kesilmeye aday sahneleri koru. Süre ya da bütçe baskısında ilk kesilen sahneler olay taşımayanlardır. Oysa ton çoğu zaman onlarda taşınır. Nöbet'te hazırlık haftasının perdeleri ve penceresi taburcu sabahının aydınlığını hazırlıyor. Harita bunu gösterirse yapımcı makası kaldırmadan önce bir kez daha düşünür.
Rastlantının sahibini yaz. Murat'ın telefonu kötü anlarda titriyor. Okur bunu yazarın eli sanabilir. Belge bir satırla açıklıyor: telefon her gece titrer, bazen yalnızca yanlış anda. Rastlantı yazarın değil, Murat'ın hayatının bir parçası olur.
Belgeyi eski denemeyle sına. Emre'nin kara komedi denemesini belgenin yanına koy. Hangi satırları çiğniyor? Gülmenin kaynağı, mesafe, bedenin gösterilişi. Belge bunları yakalıyorsa işini yapıyordur.
Satılacak cümleyi yazma. "Yılın en etkileyici aile dramı" bir afiş cümlesidir. Belge kimseyi ikna etmeye çalışmaz. Yalnız herkesin aynı filmi çekmesini ister.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Ton belgesi pazarlama dosyasıdır."
Değildir. Pazarlama dosyası filmi satar. Ton belgesi satılmış filmi ekibe tarif eder.
Yaygın yanlış"Ne kadar çok referans, o kadar net."
Tersine. Her yeni film başka bir ton getirir. Üç dar referans, on geniş referanstan daha açıktır.
Yaygın yanlış"Ton kelimeleri duyguyu anlatmalı."
Duyguyu anlatan kelime sonucu söyler. Belgeye yöntem söyleyen kelime gerekir: yakın, kuru, sabırlı.
Yaygın yanlış"Kaçınılacak tonlar listesi uzun olmalı."
Değil. Filmin hiç yaklaşmayacağı tonları yazmak listeyi büyütür ama korumaz. Komşuyu yazmak yeter.
Yaygın yanlış"Belge senaryonun özetidir."
Değildir. Özet olayları anlatır. Belge o olaylara nasıl bakılacağını anlatır.
Yaygın yanlış"Belge bir kez yazılır."
Yazılmaz. Yeniden yazımda, çekimde ve kurguda güncellenir. Ama her değişiklik bilinçli yapılır ve kaydedilir.
Yaygın yanlış"İstisnayı yazmaya gerek yok, seyirci anlar."
Seyirci anlar, ama ekip önce okumalı. Yazılmayan istisna sette düzeltilir ya da çoğaltılır.
Yaygın yanlış"Yasaklar yaratıcılığı öldürür."
Tersine. Yasak, ekibin neyi denemekte özgür olduğunu da gösterir. Nöbet'in belgesi film müziğini finale kadar yasaklıyor. Ses tasarımcısı bu yüzden koridorun her sesine daha çok emek veriyor.
Yaygın yanlış"Belgedeki kelime herkes için aynı anlama gelir."
Gelmez. "Kısık" bir oyuncu için yavaş konuşmak, bir besteci için az nota demek olabilir. Bu yüzden her kelimenin yanında bir sahne durur.
Yaygın yanlış"Ana ton kelimesi ne kadar çok olursa ton o kadar zengin olur."
Tersine. On kelimelik liste bir ruh hâli kataloğuna döner. Üç kelime seçmek, hangi düğmenin önemli olduğuna karar vermektir.
Yaygın yanlış"Görsel referans film karesi olmalı."
Gerekmez. Bir kare o filmin bütün tonunu çağırır. Kendi çektiğin bir fotoğraf, bir mekân, bir ışık daha dar ve daha dürüst konuşur.
Yaygın yanlış"Ton haritası olay örgüsü şemasıdır."
Değildir. Olay şeması neyin olduğunu gösterir. Ton haritası aynı olaylara bakışın nerede değiştiğini gösterir.
Yaygın yanlış"Müzik kararı bestecinin işidir."
Müziğin nasıl çalacağı bestecinin işidir. Nerede çalacağı çoğu zaman sayfada belirlenir. Belge bu kararı yazmazsa besteci tahmin eder.
Yaygın yanlış"Ton belgesi yalnız büyük yapımlara gerekir."
Küçük bir ekip de aynı soruları sorar. Sayfa sayısı azalır, sorular azalmaz.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Ton kartı yazarın kendisi için yazılır.
- Ton belgesi aynı tonu ekibin bütün departmanlarına açar.
- Ana ton kelimeleri sonucu değil yöntemi söyler.
- Her kelimenin arkasında filmden bir sahne durmalı.
- Komşu ton filmin en kolay kayacağı tondur.
- Kaçınılacak tonlar listesi uzak tonları değil komşuları yazar.
- Yasağın nedeni yazılırsa ekip onu kendi başına korur.
- Görsel referans kendi dünyandan geldiğinde yalnız senin filmini anlatır.
- Dar referans bir filmin tek düğmesini çağırır.
- Ton haritası tonun nerede değiştiğini sahne sahne gösterir.
- İstisna satırı kuralın esnediği yeri ve sınırını birlikte yazar.
- Diyalog satırı oyuncuya sıfat değil davranış verir.
- Müziğin yerini sayfa belirler, belge bunu yazar.
- Belge kurguda da açılır ve güncellenir.
- Belge satmaz, tarif eder.
Sonraki derse köprü
Emre haritayı çizerken bazı nesnelerin hep aynı yerlerde durduğunu fark ediyor. Boş sandalye, arkasındaki ceket, korkuluğa vuran alyans. Besteci bile ceketi sorup duruyor, müzik ona mı eşlik edecek diye. Bir ceket bazen yalnız bir cekettir. Bazen bir eksikliği taşır. Son gecenin boş sandalyesi bir sembol mü, yoksa her gece dönen bir motif mi? Sonraki ders, Temel kavramlar, sembolü, motifi, metaforu ve imgeyi birbirinden ayırıyor.