İçeriğe geç

Ders 27.4

Tesadüf kullanımı

Senaryo Akademisi — Bölüm IV, Modül 27

3.306 kelime12 film örneği≈ 15 dk okuma≈ 22 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Rastlantı, zincirden doğmayan, zincire dışarıdan giren olaydır.
  • Bir olay kendi başına rastlantı değildir; rastlantı olması bozacağı bir zincire bağlıdır.
  • Giriş noktası, rastlantının zincire girdiği halkadır.
  • Rastlantı fiyatı, ondan önce verilmiş karar sayısıdır.
  • Fiyat sayfayla değil kararla ölçülür.
  • Açılıştaki rastlantının fiyatı sıfırdır ve gerekçe istemez.
  • Çıkış halkası, rastlantıdan sonraki ilk halkadır.
  • Çıkış halkası karar ise rastlantı ödenmiştir.
  • Çıkış halkası sonuç ise rastlantı ödenmemiştir.
  • Kurtarıcı rastlantı, bedeli silen ve ardından karar getirmeyen rastlantıdır.
  • Kusur rastlantının geç gelmesi değil, seçimden muaf tutmasıdır.
  • Rastlantı yığılması, art arda gelen rastlantıların aradaki kararları hükümsüz bırakmasıdır.
  • Olasılık zemini, rastlantıyı sıra dışı olmaktan çıkaran dünya kuralıdır.
  • Zemin ancak ilk sahneden itibaren sabit tutulursa geçerlidir.
  • Hazırlık fiyatı düşürür, ödemenin yerini tutmaz.
  • İşi zorlaştırmak yönü doğrular, zincirin dolu kalmasını garanti etmez.

Açılış sahnesi

Bir yapım şirketinde senaryo okuyucusu, aynı senaryonun iki taslağını masasına koyuyor. Hikâye ikisinde de aynı: Selin adında genç bir kadın, borç yüzünden ortadan kaybolan kardeşi Emre'yi arıyor.

Birinci taslak şöyle açılıyor. Selin sabah otobüste, Emre'nin eski bir arkadaşıyla yan yana oturuyor. Arkadaş, Emre'nin şehirden kaçtığını söylüyor. Selin aramaya o gün başlıyor.

İkinci taslakta aynı türden bir karşılaşma doksanıncı sayfada geliyor. Selin o sayfaya kadar işinden izin almış, arabasını satmış, polise yalan söylemiş, bir tefeciyle pazarlığa oturmuş. Sonra bir kafede, tamamen tesadüfen, Emre'nin kendisine rastlıyor. Emre ona sarılıyor ve borcun ödendiğini söylüyor. İkisi eve dönüyor. Film bitiyor.

Okuyucu birinci taslağı sorunsuz buluyor. İkincisini okurken giderek huzursuzlanıyor. Son sayfayı çevirince kenara kırmızı kalemle tek bir not düşüyor: "Selin'in bütün uğraşı boşa gitti."

İki taslakta da olan şey bir tesadüf. Ama biri hikâyeyi başlattı, öteki hikâyeyi sildi. Bu ders o farkın nereden geldiğini soruyor.

Bir tesadüfü kabul edilir yapan şey, ondan sonra karakterin bir karar vermesidir.

Bu derste ne olacak

Bu derste tesadüf ile rastlantı kelimelerini aynı anlamda kullanıyoruz: hikâyenin kendi olaylarından doğmayan, dışarıdan gelen olay. Soru, tesadüfün serbest mi yasak mı olduğu değil. Soru şu: aynı tesadüf neden bir taslakta sorun olmuyor da ötekinde hikâyeyi bozuyor? Önce iki basit soru kuracağız. Karakter tesadüften önce kaç karar vermişti? Tesadüften hemen sonra ne yapıyor? Sonra bu iki soruyu Selin'in hikâyesinde deneyeceğiz. Ardından on iki filmde aynı ölçüyü uygulayacağız. Sonunda kendi taslağında kullanabileceğin kısa bir tarama kalacak. Ders bittiğinde bir tesadüfün yerini sayarak savunabileceksin, sezgiyle değil.

Sıfır noktası

Senaryo kitaplarında tesadüf hakkında üç yaygın öğüt dolaşır. Birincisi: bir hikâye en fazla bir tesadüf taşıyabilir. İkincisi: tesadüf karakterin işini zorlaştırabilir, kolaylaştıramaz. Üçüncüsü: tesadüfü önceden hazırla, yani onu mümkün kılan koşulu izleyiciye daha önce göster.

Üçü de işe yarar. Ama üçü de aynı yerde eksik kalır. Tesadüfü tek başına, olayın kendi özelliği gibi tartarlar. Oysa açılıştaki iki taslakta olay aynı türdendi: iki kişi bir yerde karşılaştı. Değişen şey olayın kendisi değil, hikâyedeki yeriydi.

Filmin ilk sayfalarında iki kişinin aynı otobüse binmesi kimseyi rahatsız etmez. O ana kadar karakter hiçbir şey denememiş, hiçbir bedel ödememiştir. Bozulacak bir şey yoktur. Aynı karşılaşma son sayfalarda gelirse bir şeyi bozar: karakterin o ana kadar yaptığı her şeyi.

Öğütlerin eksik kaldığı iki yer daha var. Karakterin işini zorlaştıran üç tesadüf art arda gelebilir. Her biri kurala uyar. Ama her biri, karakterin bir öncekinden sonra verdiği kararı boşa çıkarır. Bir süre sonra izleyici karakterin kararlarını izlemeyi bırakır. Önceden hazırlanmış bir tesadüf de hikâyeyi bitirebilir ve karakteri hiçbir şey seçmek zorunda bırakmayabilir. Hazırlık yapılmıştır, ama sorun yerinde durur.

Buradan çıkan sonuç şu: bir tesadüfü değerlendirmek için olaya değil, olayın çevresine bakmak gerekiyor. Tesadüften önce hikâyede ne birikmişti? Tesadüften sonra hikâye nereye gidiyor? Aynı karşılaşma, bu iki sorunun cevabına göre ya hiç fark edilmiyor ya da bütün filmi boşa çıkarıyor.

Bu yüzden bu ders öğütleri çöpe atmıyor. Onların yanına, tesadüfü hikâyedeki yerine göre ölçen iki soru koyuyor. Birinci soru tesadüften önceye bakıyor. İkinci soru tesadüften sonrasına. İkisi de sayılabilir; ne sezgi ne zevk gerektirir. Bir okuyucu raporunda da, kendi taslağının kenarında da aynı biçimde kullanılır.

Mekanizma

Tesadüf olay zincirinin dışından gelir

İyi bir hikâyede olaylar birbirinden doğar. Emre borçlanır, bu yüzden kaçar, bu yüzden Selin onu aramaya başlar. Buna olay zinciri diyoruz. Tesadüf bu zincirden doğmaz, dışarıdan gelir. Selin'in otobüste Emre'nin arkadaşıyla yan yana oturması, hiçbir önceki olayın sonucu değildir.

Hikâyenin ilk sayfalarında zincir henüz yoktur. Bu yüzden hikâyeyi başlatan tesadüf için özür dilemeye gerek yok. Bir adamın yanlış uçağa binmesi, bir çocuğun yolda bir mektup bulması açıklanmak zorunda değildir. İzleyici bunu hikâyeye girmenin bedeli olarak kabul eder.

Birinci soru: tesadüften önce kaç karar verilmişti?

Fiyatı sayfa numarası değil, karar sayısı belirler. Birinci taslakta Selin otobüse bindiğinde hiç karar vermemişti; fiyat sıfır. İkinci taslakta kafeye girdiğinde dört karar vermişti: izin almak, arabayı satmak, polise yalan söylemek, tefeciyle görüşmek. Fiyat dört.

Saymak kolay. Tesadüfün geldiği ana kadar geriye doğru git ve karakterin kendi seçtiği her şeyi işaretle. Sıfırsa tesadüf bedava. Bir ya da ikiyse taşınabilir. Dört ve üstündeyse tesadüf, o kararların hepsini birden boşa çıkarma riski taşır.

Neyin karar sayıldığı konusunda cimri ol. Karakterin bir yere gitmesi tek başına karar değildir. Gitmemeyi de seçebileceği hâlde, bir şeyden vazgeçerek gitmesi karardır. Selin'in arabasını satması karar. Sabah otobüse binmesi karar değil.

İkinci soru: tesadüften hemen sonra ne oluyor?

Fiyat tek başına hüküm vermez. Pahalı bir tesadüf de kurtarılabilir. Kurtaran şey, tesadüften hemen sonra ne geldiğidir.

İkinci taslağı yeniden yazalım. Selin kafede Emre'ye rastlıyor. Ama Emre ona sarılmıyor, onu görünce arka kapıdan kaçıyor. Selin'in önünde iki yol var: kardeşinin peşinden koşmak ya da tefeciye Emre'nin yerini söyleyip borcu kapatmak. Selin bir şey seçmek zorunda.

Tesadüf aynı, fiyat aynı. Ama artık tesadüften sonra bir karar geliyor. Selin'in önceki dört kararı boşa gitmiyor; bu yeni karara ağırlık veriyor. Buna tesadüfün ödenmesi diyoruz.

Kontrol tek cümlelik: tesadüften sonra karakter ne yapıyor? Cevap "hiçbir şey, kurtuldu" ise tesadüf ödenmemiş. Cevap bir seçimse ödenmiş. Seçimin büyük olması gerekmez, ama hemen gelmesi gerekir. Üç sahne sonra gelen bir karar, izleyicinin aklında artık o tesadüfe bağlanmaz.

Ödenmeyen tesadüfün adı

İkinci taslağın ilk hâli tam olarak buydu. Emre sarılıyor, borç ödenmiş, eve dönüyorlar. Fiyat yüksek, ardından karar yok. Sektörde buna deus ex machina da denir, yani "makineden inen tanrı": sonu karakterin değil, dışarıdan gelen bir gücün çözmesi.

Yanlış bilinen taraf şu: sorun tesadüfün geç gelmesi değil. Finalde de tesadüf olabilir. Sorun, tesadüfün karakteri seçim yapmaktan kurtarması. Aynı hata küçük ölçekte de görülür. Aranan bilginin tam zamanında kendiliğinden gelmesi, kilidin denenmeden açılması, kalabalıkta tam gereken kişiye rastlanması bu ailedendir.

Üst üste gelen tesadüfler

Selin'in arabası tam satacağı gün çalınsın. Polise gittiği gün karakol kapansın. Tefeciyle buluşacağı gün büro yansın. Üçü de Selin'in işini zorlaştırıyor, yani "tesadüf işi zorlaştırsın" öğüdüne uyuyor. Ama her biri, Selin'in bir öncekinden sonra verdiği kararı boşa çıkarıyor. Üçüncüsünde izleyici Selin'i izlemeyi bırakıyor, çünkü yaptığı hiçbir şeyin sonucu değiştirmediğini görüyor.

Tesadüfü olağan kılan dünya

Bazı hikâyeler tesadüfü istisna değil, kural olarak kurar. Herkesin herkesi tanıdığı küçük bir kasabada Selin'in Emre'nin arkadaşına rastlaması olağandır. Kaderi konu edinen bir hikâyede karşılaşmalar baştan vaat edilmiştir. Böyle bir zemin tesadüfün fiyatını düşürür. Tek şartı tutarlılık: kural ilk sahneden itibaren işlemelidir. Sonradan hatırlanan kural bir mazerete dönüşür.

İki soruyu birlikte okumak

İki soru birlikte dört durum verir. Fiyat düşük, ardından karar var: en rahat durum, çoğu açılış burada durur. Fiyat düşük, ardından karar yok: fark edilmez ama bir şey de kazandırmaz. Fiyat yüksek, ardından karar var: en güçlü durum, kafeden kaçan kardeş gibi. Fiyat yüksek, ardından karar yok: hikâyenin o ana kadar biriktirdiği her şeyi geri alır.

Önceden hazırlamak bu tabloda nereye düşer? Fiyatı düşürür ama kararın yerini tutmaz. Aşağıdaki filmlerden biri tam olarak bunu gösteriyor: baştan hazırlanmış, buna rağmen karakteri hiçbir şey seçmek zorunda bırakmayan bir final.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Kararları say, sayfaları değil. Sahneye bir rastlantı yerleştirirken ilk işin geriye saymak olsun: karakter o ana kadar kaç kez kendi iradesiyle seçmiş? Fiyatı belirleyen sayı bu.

Çıkış halkasını tek cümleyle yaz. Rastlantıdan sonraki ilk halkayı bir cümleye indir. Cümlenin öznesi karakterse ve fiili bir seçim bildiriyorsa ödeme yapılmıştır.

"Kurtuldu" kelimesini işaretle. Sahne özetinde rastlantıdan sonra bu kelimeyi kullanıyorsan, orada çıkış halkası bir sonuçtur. Karakteri kurtulmaktan çıkarıp seçmeye zorlayacak bir engel ekle.

Açılış rastlantısını savunmaya çalışma. Hikâyeyi başlatan rastlantıyı gerekçelendirmek için sahne harcama; izleyici onu zaten kabul ediyor. Harcanacak yer, ondan sonraki ilk kararın ne olduğu.

Aynı rastlantıyı iki kez okut. Bir rastlantıyı önce açılışa, sonra finale yerleştirip iki versiyonu karşılaştır. Aradaki farkı hissettiğin an fiyat ölçüsünü kavramışsın demektir.

Hazırlığı ödeme sanma. Bir rastlantıyı önceden kurdun diye rahatlama; hazırlık yalnızca fiyatı düşürüyor. Ardından bir karar gelmiyorsa hazırlığın tamamı boşa gidiyor.

Bilgiyi karaktere buldur. Zincirin ihtiyacı olan bilgi karaktere kendiliğinden geliyorsa, o bilgiyi bulmak için atılması gereken tek bir adım yaz. Adım kısa olabilir, ama var olmalı.

Yığılmayı zincirin kendisinden say. Metninde ikinci bir rastlantı varsa, onu birinciden bağımsız bir fazlalık olarak değil, birinciyi geçersiz kılan bir hamle olarak değerlendir. Çoğu zaman silinecek olan ikincisi değil, ikisinin arasındaki karardır.

Zemini ilk sahnede kur. Rastlantıyı sıradanlaştıran bir dünya kuralı kullanacaksan onu en baştan işlet. Sonradan hatırlanan kural, kural değil mazerettir.

Karşılaşmayı tematik yük taşıyorsa koru. Bir rastlantı hikâyenin sorusunu doğrudan soruyorsa fiyatı ayrı hesaplanır; ama o zaman da cevabı karakterin vermesi gerekir.

Finali rastlantısız yaz, sonra geri koy. Son perdeyi rastlantı olmadan bir kez yaz. Ortaya çıkan versiyon işliyorsa rastlantı zaten gereksizdi; işlemiyorsa eksik olan şey rastlantı değil, bir karardır.

Bedeli rastlantının kendisine ödet. Bir rastlantı bir kapı açıyorsa, aynı rastlantı başka bir kapıyı kapatsın. Tek yönlü çalışan rastlantı her zaman hediye gibi okunuyor.

Rastlantıyı karakterin alışkanlığına bağla. Bir karşılaşma, karakterin zaten her gün yaptığı bir şeyin sonucunda gerçekleşiyorsa fiyatı kendiliğinden düşüyor. Bu bağ tek bir önceki sahneyle kurulabiliyor.

Tür sözleşmesini bilerek imzala. Komedide, masalda ya da kader anlatısında rastlantı bütçesi farklı işliyor. Farklı işlemesini seçiyorsan bunu baştan seç ve ölçüyü sonuna kadar sabit tut.

Revizyonda giriş noktalarını listele. Bitmiş bir taslakta bütün rastlantıları tek bir listeye çıkar ve her birinin yanına iki şey yaz: kaç karar önce, sonrasında ne. Liste kendi kendini ayıklıyor.

Gerçekten olmuş olmasına güvenme. Gerçek bir olaydan uyarlıyorsan ve olay gerçekten rastlantıysa, metinde yine de ödenmesi gerekiyor. İzleyici gerçekliği değil zinciri izliyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Tesadüf senaryoda yasaktır."
Doğrusu

Değildir. Yasak olan tek bir birleşim var: yüksek fiyatla gelip ödemesi yapılmayan rastlantı. Bunun dışındaki her kullanım tartışılabilir.

Yaygın yanlış"Bir tesadüf ne kadar geç gelirse o kadar kötüdür."
Doğrusu

Böyle değil. Geç gelmek fiyatı yükseltiyor, hükmü tek başına vermiyor; ardından bir karar geliyorsa geç bir rastlantı en güçlü sahneyi kurabiliyor.

Yaygın yanlış"Önceden hazırlanmış tesadüf her zaman meşrudur."
Doğrusu

Değildir. Hazırlık fiyatı düşürüyor, ödemeyi yapmıyor; hazırlanmış bir rastlantı da karakteri seçimden muaf tutuyorsa finali boşaltıyor.

Yaygın yanlış"Karakterin işini zorlaştıran tesadüf her zaman serbesttir."
Doğrusu

Serbest değil. Zorlaştıran rastlantılar üst üste geldiğinde her biri bir öncekinden sonra verilen kararı geçersiz kılıyor ve zincir yön doğru olduğu hâlde boşalıyor.

Yaygın yanlış"Bu gerçekten yaşanmış bir olay, o yüzden savunulabilir."
Doğrusu

Savunulamaz. Bir olayın yaşanmış olması onu zincire bağlamıyor; izleyici olayın kaynağını değil, ardından ne geldiğini tartıyor.

Yaygın yanlış"Hikâyeyi başlatan tesadüfün de gerekçesi olmalı."
Doğrusu

Olmak zorunda değil. Açılışta geçersiz kılınacak hiçbir karar birikmediği için fiyat sıfır; gerekçelendirme çabası yalnızca açılışı yavaşlatıyor.

Yaygın yanlış"Tesadüfü açıklamak onu meşrulaştırır."
Doğrusu

Açıklamak fiyatı düşürüyor olabilir ama sorunu çözmüyor. Bir kurtarıcı rastlantı ayrıntılı biçimde açıklandığında yalnızca daha uzun bir kurtarıcı rastlantı oluyor.

Yaygın yanlış"Bilgiyi karaktere tesadüfen vermek zaman kazandırır."
Doğrusu

Kazandırmıyor. Zaman kazanılan yer, izleyicinin karakterin çabasını izlemekten vazgeçtiği yer; kazanılan birkaç sayfanın bedeli sonraki bütün sahnelerde ödeniyor.

Yaygın yanlış"İki tesadüf bir tesadüften yalnızca biraz daha risklidir."
Doğrusu

Değil. İkincisi birinciyi de geri alıyor, yani risk toplanarak değil katlanarak artıyor.

Yaygın yanlış"Komedide tesadüf zaten serbesttir."
Doğrusu

Koşulsuz değil. Serbestliği türün sözleşmesinden geliyor ve o sözleşme ancak ölçü baştan sona sabit tutulursa geçerli kalıyor.

Yaygın yanlış"Tesadüf, karakterin kontrol edemediği her şeydir."
Doğrusu

Bu tanım fazla geniş. Karakterin bilmediği bir şeyden doğan dönüş rastlantı değil; anlatı o bilgisizliği önceden göstermişse zincir kopmuyor.

Yaygın yanlış"Deus ex machina eski bir tiyatro sorunudur."
Doğrusu

Değil, bugün de aynı biçimde işliyor. Adı eski, mekanizması güncel: fiyatı yüksek, çıkış halkası sonuç olan her final aynı yere düşüyor.

Yaygın yanlış"Tesadüfü silmek her zaman metni güçlendirir."
Doğrusu

Güçlendirmiyor. Açılıştaki rastlantı silindiğinde hikâye çoğu zaman başlayamıyor; silinmesi gereken rastlantı değil, ondan sonra gelmeyen karardır.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Rastlantı, zincirden doğmayan, zincire dışarıdan giren olaydır.
  • Bir olay kendi başına rastlantı değildir; rastlantı olması bozacağı bir zincire bağlıdır.
  • Giriş noktası, rastlantının zincire girdiği halkadır.
  • Rastlantı fiyatı, ondan önce verilmiş karar sayısıdır.
  • Fiyat sayfayla değil kararla ölçülür.
  • Açılıştaki rastlantının fiyatı sıfırdır ve gerekçe istemez.
  • Çıkış halkası, rastlantıdan sonraki ilk halkadır.
  • Çıkış halkası karar ise rastlantı ödenmiştir.
  • Çıkış halkası sonuç ise rastlantı ödenmemiştir.
  • Kurtarıcı rastlantı, bedeli silen ve ardından karar getirmeyen rastlantıdır.
  • Kusur rastlantının geç gelmesi değil, seçimden muaf tutmasıdır.
  • Rastlantı yığılması, art arda gelen rastlantıların aradaki kararları hükümsüz bırakmasıdır.
  • Olasılık zemini, rastlantıyı sıra dışı olmaktan çıkaran dünya kuralıdır.
  • Zemin ancak ilk sahneden itibaren sabit tutulursa geçerlidir.
  • Hazırlık fiyatı düşürür, ödemenin yerini tutmaz.
  • İşi zorlaştırmak yönü doğrular, zincirin dolu kalmasını garanti etmez.

Sonraki derse köprü

Rastlantının ödenmesi ardından bir karar gelmesine bağlıydı. Peki yazarın bilerek yerleştirdiği şeyler ne zaman ödeniyor? Bir nesne, bir bilgi, bir beceri sahneye konduğunda izleyiciye sessiz bir söz veriliyor ve o sözün adı kurulum. Sonraki ders bu sözün karşılığını arıyor: doğrudan mı, geciktirilerek mi, tersine çevrilerek mi ödendiğini, karşılıksız bırakılan bir kurulumun ne bıraktığını ve son anda yapılan bir kurulumun neden hiç sayılmadığını.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — iki dosya yan yana, birinin altında boş bir takvim, ötekinin altında işaretlenmiş üç ay.
  • Rastlantı — düzgün ilerleyen bir halka dizisinin yanına dışarıdan bir halka düşüyor.
  • Giriş noktası — düşen halkanın değdiği yer kısa süre parlıyor.
  • Rastlantı fiyatı — giriş noktasının solundaki halkalar tek tek sayılıyor, sayıldıkça ağırlaşıyor.
  • Çıkış halkası — düşen halkadan iki ok çıkıyor; biri zincire bağlanıyor, öteki boşluğa gidiyor.
  • Kurtarıcı rastlantı — zincirin son halkaları soluklaşıp siliniyor.
  • Yığılma — üst üste düşen üç halka, her düşüşte zincirin bir parçasını söndürüyor.
  • Olasılık zemini — zeminin dokusu baştan beri halkalarla aynı desende.
  • Kapanış — dışarıdan gelen halka zincire kaynıyor, dizi kesintisiz devam ediyor.

Tekrar eden görsel motif

Zincirin kendisi tek sürekli çizgi; rastlantı her zaman bu çizginin dışından, dik açıyla giriyor. Ödenen rastlantıda çizgi kalınlaşarak devam ediyor, ödenmeyen rastlantıda çizgi giriş noktasından sonra incelip kayboluyor.