İçeriğe geç

Ders 2.9

Temel senaryo terimleri

Senaryo Akademisi — Bölüm I, Modül 2

2.807 kelime19 film örneği≈ 13 dk okuma≈ 19 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Terim, daha önce fark etmediğin bir ayrımı görünür kılar; adı olan şey ayrı bir şeydir ve ancak adı olan şey tartışılabilir.
  2. Dört aile dört soru sorar: hikâye ne, yapı nasıl, karakter kim, üretim nerede. Yeni bir terim duyduğunda önce ailesini sor.
  3. Bu terimlerin çoğunun tek bir tanımı yoktur; doğru tanımı aramak yerine odadaki tanımı sormak profesyonelliktir.
  4. Kelimeyi bilmek şeyi bilmek değildir. Her terim için kendi projenden örnek veremiyorsan o terimi henüz öğrenmedin.
  5. Terimin değeri iletişimde ve teşhistedir, sayfada değil; senaryonda hiçbir terim geçmez.
  6. Terim bir teşhis aracıdır: "çalışmıyor" bir şikâyet, "değer değişimi yok" bir teşhistir; ikincisi çözülebilir.
  7. Öğrenme sırası önemlidir: önce olguyu görmek, sonra adını koymak. Tersinden öğrenilen terim ezberdir ve sahnede işe yaramaz.

Açılış sahnesi

Bir odadasın. Beş kişi bir masanın etrafında oturuyor ve senin projeni konuşuyorlar. Kimse sana bakmıyor; metne bakıyorlar.

Biri diyor ki: "Premise güçlü ama ikinci perdede protagonistin arkı duruyor."

Bir başkası: "Bence sorun midpoint'te. Beat sheet'e baktım, orada bir dönüş yok."

Üçüncüsü: "Coverage'da da aynı not vardı zaten."

Şimdi dürüst ol. Bu cümlelerin kaçını anladın?

Anlamadıysan sorun sende değil. Bu odada konuşulan şey Türkçe değil, meslek dili. Ve o dili bilmeden odada oturmak, konuşulanı değil sadece tonu takip etmek demektir.

Terim bilmek uzman olmak değildir. Ama terim bilmeden uzmanla konuşamazsın.

Bu ders bir sözlük dersi. Kulağa sıkıcı geliyor, biliyorum. Ama şunu yapacağız: her terimi ezberletmeyeceğim, her terimin hangi soruyu cevapladığını göstereceğim.

Çünkü terimler rastgele bir liste değil. Dördü hikâye sorar, dördü yapı sorar, dördü karakter sorar, dördü de üretim sorar. Bu dört ailenin haritasını çıkardığında, duymadığın bir terimle karşılaştığında bile hangi aileye ait olduğunu kestirebilirsin. Ve bir terimi anlamadığında ne yapacağını da bileceksin — cevap sandığından basit.

Bu derste ne olacak

Terimleri dört aileye ayıracağız. Hikâye terimleri fikrin ne olduğunu, yapı terimleri nasıl kurulduğunu, karakter terimleri kimin taşıdığını, üretim terimleri de metnin hangi aşamada olduğunu söyler. Her ailede terimleri tek tek açacağız ve en çok karıştırılan ikilileri ayıracağız — fikir ile konsept, premise ile logline, istek ile ihtiyaç, taslak ile revizyon. Boyunca tek bir uyarı dönecek: kelimeyi bilmek, şeyi bilmek değildir. On dokuz filmden örneklerle bunları gerçek işlerde göreceğiz. Ders bittiğinde bir geliştirme toplantısında konuşulanı takip edebiliyor, kendi projenden bu dille bahsedebiliyor ve hangi terimin senin metninde henüz karşılığı olmadığını görebiliyor olacaksın.

Sıfır noktası

Bir mutfağa yeni giren birini düşün.

İlk gün ona "julyen doğra" diyorlar. Anlamıyor. Sonra gösteriyorlar: ince uzun şeritler.

Şimdi soru şu — bu kelimeyi öğrenmek ona ne kazandırdı?

İki şey. Birincisi, artık talimatı anlıyor. İkincisi, ve daha önemlisi: artık o kesim biçiminin ayrı bir şey olduğunu biliyor. Kelimeyi bilmeden önce bütün doğramalar onun için aynıydı.

Terim, daha önce fark etmediğin bir ayrımı görünür kılar. Adı olan şey ayrı bir şeydir.

Bu benzetme üç şeyi birden anlatıyor.

Birincisi, terim bir kısayoldur. "İkinci perdenin ortasında hikâyeyi tersine çeviren olay" demek yerine tek kelime söylersin. Bir odada beş kişi çalışıyorsa bu kısayol zaman kazandırır.

İkincisi, terim bir ayrım aracıdır. Fikir ile konsept arasındaki farkı bilmeyen kişi, ikisini de "fikir" der ve aradaki boşluğu göremez. Kelimeyi öğrendiğinde ayrımı da öğrenirsin.

Üçüncüsü, terim bir aidiyet işaretidir. Dili konuşan odaya ait sayılır. İster istemez böyledir: dili konuşan, odaya ait sayılır. Bu adil değildir ama gerçektir ve bunu bilerek girmek daha iyidir.

Dördüncüsü, ve en çok işine yarayacak olanı: terim bir teşhis aracıdır. "Bu sahne çalışmıyor" bir şikâyettir. "Bu sahnede değer değişimi yok" bir teşhistir. Aradaki fark, ikincisinin çözülebilir olmasıdır. Terim dağarcığın büyüdükçe, sorunlara isim koyabilme yeteneğin de büyür.

Şimdi benzetmenin kırıldığı yeri söyleyeyim. Mutfakta julyen bir tanedir; herkes aynı şeyi anlar. Senaryoda ise terimlerin birçoğunun tek bir tanımı yoktur. Premise kelimesini üç kişi üç ayrı anlamda kullanır. Bu yüzden terim öğrenirken ikinci bir şey daha öğrenmen gerekir: karşındakinin o terimi hangi anlamda kullandığını sormak. Bunu sormak cehalet değil, profesyonelliktir.

Bu kadarı temel ve terimlerin çoğu buradan türer. Şimdi dört aileyi tek tek açalım.

Mekanizma

Hikâye terimleri: fikir nedir

Bu ailenin sorusu şu: elimizde ne var?

Fikir en ham hâldir. Bir cümlelik çağrışım: "hafızasını kaybeden bir dedektif".

Logline'ı üçüncü derste tanımlamıştık: tek cümlelik hikâye. Sinopsis, treatment ve beat de oradan tanıdık.

Olay örgüsü ilk derste geçti. Bu ailenin son üyesi alt öykü:

Yapı terimleri: nasıl kurulmuş

Bu ailenin sorusu: parçalar nerede duruyor?

Perde, hikâyenin büyük bölümlerinden biridir. Sekans ve sahne ilk derste tanımlandı.

Kriz, karakterin en zor kararı verdiği andır. Doruk noktası çatışmanın en yüksek yeri, çözülme ise sonrasındaki dinginliktir.

Karakter terimleri: kim taşıyor

Bu ailenin sorusu: hikâyeyi kim yürütüyor?

Protagonist başkarakterdir; hikâyeyi kendi kararlarıyla ilerleten kişi. Antagonist onu engelleyen güçtür ve dikkat: bir kişi olmak zorunda değildir. Bir kurum, bir toplum, hatta karakterin kendisi olabilir.

Amaç, motivasyon ve ihtiyaç üçlüsü yedinci derste geçmişti. Kusur ise karakterin kendi yolunu kesen içsel özelliğidir.

İlişki arkı iki karakter arasındaki bağın dönüşümüdür. Karşıt karakter ise protagonisti bir ayna gibi yansıtan, ona benzer koşullarda başka türlü davranan kişidir.

Üretim terimleri: metin nerede

Bu ailenin sorusu: bu metin hangi aşamada, kimin elinde?

Taslak, metnin bir sürümüdür. Revizyon, o sürümün üzerine yapılan değişikliktir.

Masa okuması, ekibin metni sesli okuduğu toplantıdır ve metnin ilk gerçek sınavıdır. Pitch üçüncü derste geçti.

Showrunner ve yazar odası ikinci derste tanımlanmıştı.

En çok karıştırılan dört ikili

Şimdi işin en işe yarar kısmı.

Fikir ile konsept. Fikir bir çağrışım, konsept bir vaattir. "Bir adam kayboluyor" fikirdir. "Bir adam kayboluyor ve onu arayan kişi, aramaya devam ettikçe kendi hayatını kaybediyor" konsepttir.

Premise ile logline. Premise soyut ve tematiktir; logline somut ve olaysaldır. Premise "insan geçmişinden kaçabilir mi" der, logline "kim, ne istiyor, ne engelliyor" der.

İstek ile ihtiyaç. İstek karakterin peşinden koştuğu şey, ihtiyaç gerçekten eksik olan şeydir. Çakışmadıklarında dram doğar.

Taslak ile revizyon. Taslak bir sürümdür, revizyon bir müdahaledir. Bir metin on kez revize edilip hâlâ üçüncü taslak olabilir; sayı sürümü sayar, dokunuşu değil.

Şimdi teoriyi bırakıp perdeye bakalım.

Filmlerden okuma

Konsept ve premise perdede

Yapının adları

Karakterin adları

Alt öykü ve tema

Üretim dilinin karşılığı

Usta katmanı

Buraya kadar söylediklerim doğru. Şimdi işin incesine inelim.

Birincisi, bir uyarı. Bu terimlerin çoğunun tek bir tanımı yoktur. Premise kelimesini bir kitap "tematik önerme", bir başkası "hikâyenin kurulumu" diye tanımlar. Doğru olan tanım yoktur; kullanılan tanım vardır. Bu yüzden bir toplantıda terim geçtiğinde ve emin değilsen, en profesyonel hareket sormaktır: "premise derken tam olarak neyi kastediyorsun?" Bu soru seni cahil göstermez; tam tersine, tanım farklarını bilen biri gösterir.

İkincisi, bir sınır durumu. Terim öğrenmenin bir tuzağı var: kelimeyi bilmeyi, şeyi bilmek sanmak. "Orta nokta" terimini bilen biri, kendi metninin orta noktasında ne olduğunu bilmiyor olabilir. Terim bir kutudur; içini doldurmak ayrı bir iştir. Bu yüzden her terimi öğrendiğinde kendi projenden bir örnek ver — veremiyorsan öğrenmemişsindir.

Üçüncüsü, bir meslek gerçeği. Terimlerin bir kısmı Türkçeye yerleşmiş, bir kısmı yerleşmemiştir ve odada çoğu zaman ikisi karışık kullanılır. Buna direnmek de aşırı benimsemek de zaman kaybıdır. Pratik kural: karşındakinin kullandığı kelimeyi kullan. Amaç dil savunmak değil, anlaşmak.

Dördüncüsü, bir gözlem. Terimler yalnız iletişim için değil, düşünme için de araçtır. "Bu sahne çalışmıyor" diyebilirsin. Ama "bu sahnede değer değişimi yok" dediğinde sorunu adlandırmış olursun ve adlandırılmış sorun çözülebilir. Terim dağarcığı, teşhis dağarcığıdır.

Beşincisi, bir ölçek etkisi. Sinemada kullanılan terimlerin bir kısmı dizide karşılıksızdır ve tersi de doğrudur. Showrunner sinemada yoktur; series bible tek filmde anlamsızdır. Reklamda ise bambaşka bir sözlük işler. Yani dört aile evrensel değildir; hangi mecrada olduğunu bilmek, hangi sözlüğü açacağını da söyler.

Altıncısı, bir gözlem. Terim öğrenmenin en hızlı yolu sözlük okumak değil, kendi metnine uygulamaktır. Bir terimi duyduğunda hemen kendi projende karşılığını ara. Bulamıyorsan iki ihtimal var: ya terimi anlamadın, ya da projende o şey gerçekten yok. İkisi de değerli bilgi ve ikisi de aynı hareketle ortaya çıkar.

Yedincisi, bir uyarı. Bu dört ailenin dışında kalan bir beşinci küme var ve onu bilerek dışarıda bıraktım: tür terimleri. Kara film, romantik komedi, oda draması gibi kelimeler ayrı bir sözlüktür ve tür modülünde açılacak. Şimdilik bilmen gereken tek şey, onların da bir aile oluşturduğu.

Ve son bir şey. Bu dersteki kırk kadar terimi bugün ezberlemene gerek yok ve zaten ezberleyemezsin. Bunlar akademi boyunca defalarca geri gelecek ve her seferinde biraz daha yerine oturacak. Bugün yapman gereken tek şey, dört ailenin haritasını aklında tutmak: hikâye ne, yapı nasıl, karakter kim, üretim nerede. Duymadığın bir terim geldiğinde önce hangi aileye ait olduğunu sor; cevabın yarısı orada.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışÇok yaygın bir kanı şu: terimleri bilen kişi işi de biliyordur.
Doğrusu

Bilmez. Terim bir kutudur, içi ayrı doldurulur. "Karakter arkı" diyebilen ama kendi karakterinin arkını çizemeyen çok yazar vardır. Ölçü şu: her terim için kendi projenden bir örnek verebiliyor musun? Veremiyorsan o terimi henüz öğrenmedin, sadece duydun.

Yaygın yanlışİkinci yaygın yanlış: her terimin kesin ve tek bir tanımı vardır.
Doğrusu

Yoktur. Premise, beat ve hatta konsept kelimeleri farklı ekollerde farklı anlamlarda kullanılır. Doğru tanımı aramak yerine, o odada kullanılan tanımı sormak daha verimlidir — ve bu soruyu sormak profesyonelliktir, cehalet değil.

Yaygın yanlışÜçüncüsü: fikir ile konsept aynı şeydir.
Doğrusu

Değildir ve aradaki fark bir projenin satılıp satılmamasını belirler. Fikir bir çağrışımdır, konsept bir vaattir. Istakoz'un konsepti bir odada beş saniyede anlatılır; bir fikir ise anlatıldığında karşıdaki "e sonra?" der.

Yaygın yanlışDördüncüsü: antagonist kötü karakterdir.
Doğrusu

Değildir; engelleyen güçtür. Kan Dökülecek'te olduğu gibi asıl karşı güç karakterin kendi hırsı olabilir. Antagonisti bir kötü adam sanan yazar, hikâyesine gereksiz bir kötü adam ekler ve asıl çatışmayı kaçırır.

Yaygın yanlışBeşincisi: karakter arkı, karakterin iyileşmesidir.
Doğrusu

Değildir; dönüşümüdür ve yönü aşağı da olabilir. Joker'de ark negatiftir ve film bu yüzden başarısız değildir. Değişmeyen bir karakterin de arkı vardır — değişmeme kararı bir arktır.

Yaygın yanlışYedincisi: terim bilmediğini saklamak gerektiğini sanmak.
Doğrusu

Tam tersi. Bir toplantıda anlamadığın bir kelime geçtiğinde sormak, seni acemi değil dikkatli gösterir — çünkü bu terimlerin çoğunun tek bir tanımı yoktur ve soruyu soran kişi genellikle odadaki tek netlik arayan kişidir.

Yaygın yanlışAltıncısı, ve en incesi: terim kullanmanın metni iyileştirdiğini sanmak.
Doğrusu

Bir toplantıda çok terim kullanan kişi bilgili görünür ama metni bir gram iyileşmez. Terimin değeri iletişimde ve teşhistedir; sayfada değil. Senaryonda hiçbir terim geçmez.

Uygulama — kendin dene

Bir kâğıda dört sütun çiz: hikâye, yapı, karakter, üretim.

Şimdi o filmi düşünerek her sütunu doldur.

Hikâye sütununa: konsepti tek cümle, premisesi tek soru, teması tek iddia, ve bir alt öykü.

Yapı sütununa: tetikleyici olay ne, orta nokta ne, doruk noktası ne.

Karakter sütununa: protagonist kim, antagonist ne, karakterin isteği ne, ihtiyacı ne, arkı hangi yönde.

Üretim sütununu boş bırak; o film hakkında bunu bilemezsin ve bilmemek de bir bilgidir.

Doldurduğunda üç sütuna bak. Hangisi en zor doldu?

Genellikle premise ve ihtiyaç satırları zorlanır. İkisi de görünmeyen katmandır ve tam da bu yüzden en çok çalışılması gereken yerdir.

Bir de şunu dene: doldurduğun tabloyu bir arkadaşına göster ve filmi tahmin etmesini iste. Tahmin edebiliyorsa tablon doğru; edemiyorsa satırlardan biri yanlış doldurulmuştur ve büyük ihtimalle o satır konsepttir.

Son adım ve asıl olanı: aynı tabloyu kendi fikrin için doldur. Boş kalan her satır, projenin henüz kurulmamış bir parçasıdır — ve artık adını biliyorsun.

Kilit özet

  1. Terim, daha önce fark etmediğin bir ayrımı görünür kılar; adı olan şey ayrı bir şeydir ve ancak adı olan şey tartışılabilir.
  2. Dört aile dört soru sorar: hikâye ne, yapı nasıl, karakter kim, üretim nerede. Yeni bir terim duyduğunda önce ailesini sor.
  3. Bu terimlerin çoğunun tek bir tanımı yoktur; doğru tanımı aramak yerine odadaki tanımı sormak profesyonelliktir.
  4. Kelimeyi bilmek şeyi bilmek değildir. Her terim için kendi projenden örnek veremiyorsan o terimi henüz öğrenmedin.
  5. Terimin değeri iletişimde ve teşhistedir, sayfada değil; senaryonda hiçbir terim geçmez.
  6. Terim bir teşhis aracıdır: "çalışmıyor" bir şikâyet, "değer değişimi yok" bir teşhistir; ikincisi çözülebilir.
  7. Öğrenme sırası önemlidir: önce olguyu görmek, sonra adını koymak. Tersinden öğrenilen terim ezberdir ve sahnede işe yaramaz.

Sonraki derse köprü

Bu modülle birlikte senaryo okuryazarlığın tamamlandı. Sayfayı tanıyorsun, okumayı biliyorsun, dili konuşuyorsun. Ama bir şey eksik: kendi çalışma düzenin. Ne zaman yazacaksın, neyi biriktireceksin, izlediğin filmi nasıl not alacaksın, kimden geri bildirim isteyeceksin? Sıradaki modülde yazarın kendi üretim sistemini kuracağız: öğrenme yolu, gözlem günlüğü, film analizi, çalışma alışkanlıkları ve portfolyo. Orada öğreneceğin şeyler, bu modüldeki her şeyden daha uzun süre işine yarayacak — çünkü teknik bilgi eskir, çalışma düzeni eskimez.


Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — masa etrafında beş kişi; konuşma balonlarındaki terimler anlaşılmaz sembollere dönüşüyor, sonra tek tek okunur hâle geliyor.
  • Sıfır noktası — bir sebzenin farklı doğranışları; her birinin üstünde ayrı bir ad belirir. Ders boyunca dönecek ana motif.
  • Dört aile — dört sütun; terimler yukarıdan düşüp doğru sütuna yerleşiyor.
  • Karıştırılan ikililer — dört çift kart yan yana; aralarındaki fark bir çizgiyle işaretleniyor.
  • Terim tuzağı — içi boş bir kutu, üstünde bir terim adı; kutu açılınca boş çıkıyor.
  • Uygulama — dört sütunlu tablo doldurulurken iki satır boş kalıyor ve yanıp sönüyor.

Tekrar eden görsel motif

Adlandırma. Her ana bölümün açılışında adsız bir şey belirir ve adını alır; kilit özette bütün adlandırılmış şeyler bir sözlük sayfasında toplanır.

Modül kapanışı olduğu için önceki sekiz dersin motifleri (yol levhası, perde, tutanak, sofra, iki kare, iki kadran, röntgen, proje-bina) bu sözlük sayfasının kenarlarında küçük ikonlar olarak görünsün.

Ritim

  • Açılıştaki üç meslek cümlesi hızlı ve üst üste okunsun; sonra iki saniye sessizlik ve "kaçını anladın?" sorusu.
  • Dört aile sayılırken her ailenin başında bir duraklama.
  • Karıştırılan ikililerde tempo yavaşlasın; her ikilinin arasında bir saniye.
  • "Senaryonda hiçbir terim geçmez" cümlesi doğrudan seyirciye söylensin.
  • Kilit özette beş madde arasında birer saniye boşluk.
  • Modül kapanışı olduğu için son cümleden sonra üç saniye kara ekran.