Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- İmge somut olandır; anlam taşımak zorunda değildir.
- Yalın nesne yalnız kendi işini görür ve filmin çoğunu oluşturur.
- Sembol kendisi kalarak başka bir şeyi de taşır, tekrar istemez.
- Sembolü dünya gerekçesi ayakta tutar.
- İşaret dünyada işi olmayan, yalnız anlam için konmuş unsurdur.
- Motif tekrarla çalışır ve her durakta anlam biriktirir.
- Değişmeden dönen nesne çoğu zaman bir alışkanlıktır.
- Metaforun iki ucu vardır; filmde çoğu zaman söylenmeden kurulur.
- Alegoride bütün hikâye ikinci bir düzlemde okunmak üzere kurulur.
- Görsel karşılık ilk ve son kareyi bağlar.
- Bir nesnenin anlamını karaktere söyletmek onu işarete çevirir.
- Hazır sembollerin anlamı seyirciyle birlikte gelir; ona bir iş vermek gerekir.
- Hepsi temaya hizmet eder; her nesne anlam taşırsa hiçbiri taşımaz.
Açılış sahnesi
Emre masaya bir liste bırakıyor. Başlığı büyük harflerle yazılmış: Nöbet'in sembolleri. Altında on bir satır var. Boş sandalye: yokluk. Ceket: Murat. Alyans: bağlılık. Tek fincan: yalnızlık. Boy çizgileri: çocukluk. Takvim: duran zaman. Sarı perdeler: umut. Yağmur: yas. Eşik: ev. Oval ayna: geçmiş. Çay: barış.
Selim listeyi kırmızı kalemle okuyor ama hiçbir satıra dokunmuyor. Sonra kalemi kapatıyor. Bu filmde sembol olmayan bir şey kaldı mı, diye soruyor.
Emre gülüyor. Kaldı tabii. Serum askısı, kantin tepsisi, Figen'in kalemi.
Nermin Hanım listeyi önüne çekiyor ve satırları tek tek soruyor. Yağmur her gece mi yağıyor? Hayır, yalnız açılışta ve finalde. Sandalyeler? Her gece oradalar. Fincan? Bir kez görünüyor, mutfakta. Eşik? O da bir kez, taburcu sabahı.
O zaman bunlar aynı türden şeyler olamaz, diyor Nermin Hanım. Biri bir kez görünüyor ve tek başına konuşuyor. Biri her gece dönüyor, her dönüşte biraz değişiyor. Biri yalnız orada duruyor, ayağın bastığı bir tahta gibi. Hepsine aynı adı verirsen hangisinin ne iş gördüğünü göremezsin.
Selim listenin başlığına bir soru işareti ekliyor.
Bir nesneye ad vermeden önce filmde kaç kez göründüğüne, nerede durduğuna ve kendi işini görüp görmediğine bakılır.
Bu derste ne olacak
Bu derste birbirine karıştırılan kavramları tek tek ayıracağız: sembol, motif, metafor, alegori ve imge. Hepsinin altında duran temayı, ilk ve son kareyi bağlayan görsel karşılığı, yazarın elini ele veren işareti de konuşacağız. Her kavram için aynı soruları soracağız. Kaç kez görünüyor? Neyin yerine geçiyor? Hikâyenin dünyasında kendi işi var mı? Emre'nin listesi ders boyunca masada kalacak, satırları yeniden yazılacak. Macar bir kasabaya gelen balina, boşaltılmış bir havuzda taşınan mum ve hiç başlayamayan bir akşam yemeği de bize eşlik edecek. Bir grevin sonunda kesilen boğa ve katları arasında bir sofranın indiği bir hapishane de masaya gelecek. Dersin sonunda Emre'nin listesi daha kısa olmayacak, ama her satırı başka bir sütunda duracak.
Sıfır noktası
Bu kelimeler sinemaya edebiyattan geldi. Gündelik konuşmada birbirinin yerine kullanılıyor. Biri "filmin sembolleri" dediğinde çoğu zaman tekrar eden şeyleri kasteder. "Metaforik bir film" dediğinde ise derin bir film demek ister. Bu gevşeklik izleyiciye zarar vermez. Yazara verir. Bir eleştirmen filmi bitmiş hâliyle görür ve geriye doğru okur. Yazar ise filmi henüz yokken kurar. Hangi nesnenin kaç kez görüneceğine, nerede duracağına, kimin eline geçeceğine o karar verir. Kelimeleri gevşek kullanan yazar kararlarını da gevşek verir.
Senaryo sayfası kameranın göreceğini yazar. Sayfaya giren her nesne önce kendisidir: bir sandalye, bir fincan, bir kalorifer. Seyirci onu önce öyle görür. Bir nesnenin ikinci bir anlam kazanması sonradan olur ve seyircinin kafasında olur. Yazarın elinde olan tek şey, o anlamın doğacağı koşulları kurmaktır.
Koşullar kavramdan kavrama değişir. Kimi bir kez görünmekle yetinir. Kimi ancak tekrar edince çalışır. Kimi iki ayrı şeyi birbirine bağlar. Kimi bütün hikâyeyi ikinci bir hikâyeye dönüştürür. Yazar hangisini kurduğunu bilmezse yanlış koşulu hazırlar. Bir kez görünmesi gereken nesneyi üç kez gösterir ve seyirciyi yorar. Ya da tekrar etmesi gereken bir şeyi tek sahnede bırakır ve kimse fark etmez.
Bir ayrıntı daha var. Filmdeki nesne sayfadaki nesneden kalabalıktır. Sayfada yazmayan bir bardak, bir saat, bir afiş de kareye girer. Set onları doldurur. Yazar yalnız adını koyduğu nesnelerden sorumludur. Ama adını koyduğu her nesne okura bir vaat verir: buna bak.
Bu yüzden ayrım bir sözlük merakı değil, bir yeniden yazım aracıdır. Emre'nin listesindeki her satır bir soruya cevap vermeli. Bu nesne filmde ne yapıyor? Tekrar mı ediyor? Bir şeyin yerine mi geçiyor? İki şeyi mi bağlıyor? Yoksa yalnız orada mı duruyor?
Bütün bu kavramların hizmet ettiği bir şey var. Tema, hikâyenin altında dönen soru ya da iddiadır. Nöbet'in sorusu kim kalır, kim gider. Emre'nin listesindeki nesnelerin bir kısmı bu soruyu sessizce sorar. Bir kısmı ise hiçbir şey sormaz ve sormamalıdır. Bir filmde her şey anlam taşırsa hiçbir şey taşımaz. Seyirci neye bakacağını bilemez.
Mekanizma
Her şeyin altındaki katman
Emre taburcu sabahı için iki kısa cümle yazmıştı: Ahşap eşik. Ortası çukur. Selim bunun bir metafor olduğunu söylüyor. Yıllarca aynı yere basılmış, aile o çukurda duruyor. Nermin Hanım katılmıyor. Cümle hiçbir şeyi hiçbir şeye benzetmiyor. Yalnız bir tahtayı ve onun aşınmış ortasını gösteriyor. Bu bir imge. Seyirci isterse orada yılları okur, istemezse eski bir ev görür. İkisi de filmi bozmaz. Bu dersteki bütün kavramlar imgenin üstüne kurulur. Sembol de motif de metafor da önce bir imgedir.
Yalnız kendi işini gören
Kadir her akşam odaya girmeden kapının yanındaki dezenfektandan avucuna sıkıyor. Şişe her gece orada. Ama hiçbir gece değişmiyor, hiçbir şeyin yerine geçmiyor. Bir alışkanlığı, bir hastane düzenini gösteriyor. Tekrar ediyor ama motif değil. Serum askısı, kantin tepsisi ve Figen'in kalemi de böyle. Yalın nesneler sahneye gerçeklik verir. Anlam taşıyan nesnelerin göze çarpması da onların sayesindedir.
Kendisi kalan nesne
Sembol, kendisi olmaktan çıkmadan başka bir şeyi de temsil eden unsurdur. Motiften farkı tekrar istememesidir. Bir kez görünse bile çalışabilir. Kapı kasasındaki boy çizgileri böyle. Murat onlara yalnız bir kez, Kadir evde yokken bakıyor. Çizgiler kurşun kalem izi olarak kalıyor. Ama onun çizgileri bir yerde bitiyor ve kardeşininkiler sürüyor. Kimse bir şey söylemiyor. Çizgi bir ayrılışın tarihini taşıyor.
Takvim düşüş gününde kalmış, çünkü evde yaprağı koparacak kimse yok. Lavabonun yanında tek fincan var, çünkü baba yalnız yaşıyor. Bu nesneleri oraya yazar koymuş gibi durmuyor. Hayat koymuş gibi duruyor. Seyirci anlamı bulduğunda kandırıldığını hissetmiyor.
Yazarın parmağı
Emre'nin ilk taslağında son gece pencerenin dış pervazına bir kuş konuyordu. Kadir'le bir an göz göze geliyor, sonra uçup gidiyordu. Nermin Hanım sahneyi ilk okumada silmişti. Kuşun o pencerede bir işi yok. Kimse onu beslemiyor, kimse onu beklemiyor. Oraya bir ölümü önceden haber vermek için konmuş. Üstelik filmde o gece kimse ölmüyor. Kuş yalnız yanlış bir beklenti kuruyor. Seyirci onu görünce filmi değil, yazarı düşünür: bunu bana neden gösteriyor?
Dönen nesne
Görsel motif, filmde tekrar eden bir görüntü, renk, nesne ya da sestir. Tematik motif her tekrarında temayı bir kez daha hatırlatır. Motifin gücü tekrardan gelir. Nöbet'in sandalyeleri böyle çalışıyor. İlk gecelerde yalnız Kadir'inki dolu, ağabeyi eşiğin öbür yanında. Dördüncü gecenin akşamında ikisi de dolu. Son gece Murat'ınki boş, ceketi arkasına asılı. Her gece aynı soruyu soruyor: kim kalıyor?
Ceket de kendi yolunu izliyor. Murat babasının evinde onu hiç çıkarmıyor, hep kapıya yakın duruyor. Hastanede de çoğu zaman üstünde. Son gece ceket onun sırtında değil, sandalyede. Sahibi gitmiş, ceketi kalmış. Bu durak ancak önceki duraklar yüzünden bir şey söylüyor.
Alyans da bir motif, ama sesle çalışan bir ses motifi. Baba onu zil yerine korkuluğa vuruyor. Bu yüzden dünya gerekçesi baştan hazır.
Son gecenin boş sandalyesi tek başına bir sembol gibi okunur. Ama gücünü önceki gecelerden alır. Seyirci o sandalyeyi ilk kez görseydi yalnız bir sandalye görürdü.
İki şeyi bağlayan
Babanın evindeki kalorifer gürlüyor ama ısıtmıyor. Tahlil sabahı Kadir doktora kendi mesleğinin diliyle soruyor, bir kaçaktan söz ediyor. Kantinde de peteğin havasını aldığını anlatıyor. İçinden bir tas su çıkmış, aylardır gürlüyormuş. Kimse babanın bedeniyle evin borularını karşılaştırmıyor. Seyirci ikisini kendisi eşliyor. Aylardır ses veren ama dinlenmeyen bir şey. Sembol tek bir şeydir ve kendisinin ötesini gösterir. Metaforun ise iki ucu vardır. Kalorifer ancak hastane odasıyla birlikte metafor olur.
Bütün hikâye
Selim bir okuma deniyor. İstanbul'a gitmiş ağabey, Adana'da kalmış kardeş, çatırdayan eski bir ev. Bu bir ülkenin hikâyesi olabilir mi? Nermin Hanım bunun okurun hakkı olduğunu söylüyor. Ama alegoride yüzeydeki hikâye ikinci hikâyeye hizmet eder. Her unsurun öbür tarafta bir karşılığı vardır. Nöbet'te baba bir babadır. Hastane bir hastanedir. Film bu okumayı yasaklamaz, ama onun için kurulmamıştır.
İlk kare, son kare
Görsel karşılık, ilk ve son görüntünün aynı çerçeveyi paylaşmasıdır. Nöbet yağmurla açılıyor. Bir vanın ön camında silecekler gidip geliyor. Final de yağmurla bitiyor, karanlık bir hastane odasının penceresinde. Bu kez camı silen bir şey yok. İki imge ayrı ayrı pek az şey anlatıyor. Birlikte, aradan geçen her şeyi ölçüyorlar.
Filmlerden okuma
Emre listesini bu kutuların ışığında yeniden yazıyor. Eşiğin yanına artık yalnız imge yazıyor, açıklama eklemiyor. Fincan ve boy çizgileri sembol olarak kalıyor, yanlarına dünya gerekçelerini ekliyor. Sandalyeler ve ceket motif sütununa geçiyor. Kalorifer ilk listede hiç yoktu. Şimdi metafor satırında, iki ucuyla birlikte yazılı.
Bazı satırlar ise listeden çıkıyor. Sarı perdeler bir umut sembolü değil. Kadir onları kendisi takıyor, sabah ışığını onlar süzüyor. Işığın rengini taşıyan bir imge olarak kalıyorlar. Oval ayna da imge sütununa geçiyor. Tıraş makinesinin vızıltısıyla açılan geri dönüşün çerçevesi o, bir anlamın kısaltması değil. Yağmur ilk ve son karenin arasında bir görsel karşılık kuruyor. Alyans ses motifi olarak kalıyor. Takvim fincanın yanına, sembol sütununa yazılıyor.
Dezenfektan şişesi, serum askısı, kantin tepsisi yeni bir sütuna yazılıyor: yalın nesneler. O sütun listenin en uzunu.
Usta katmanı
Önce yalın yaz, sonra seç. İlk taslakta nesneleri anlam düşünmeden yaz. Yeniden yazımda hangilerinin döndüğüne bak. Anlam taşıyacak nesneyi taslağın kendisi önerir.
Görünüşleri say. Her nesnenin filmde kaç kez göründüğünü bir sayfaya dök. Bir kez görünen sembol adayıdır. Değişerek dönen motif adayıdır. Değişmeden dönen çoğu zaman bir alışkanlıktır.
Dünya gerekçesini karaktere sor. Bu nesne burada neden duruyor? Cevap bir karakterin hayatından gelmiyorsa nesne işarete kayıyor demektir.
Metaforun uçlarını ayır. İki ucu aynı sahneye koyma. Kalorifer evde, kaçak kelimesi hastanede. Seyirci köprüyü kendisi kurduğunda metafor ona ait olur.
Anlamı karaktere söyletme. Bir karakter boş sandalyenin neyi anlattığını söylerse sembol işarete döner. Nöbet'te sandalyenin boşluğundan kimse söz etmiyor. Seyirci kendisi görüyor.
Hazır sembole iş ver. Alyans, güvercin, kırık ayna kendi anlamlarıyla gelir. Onları yalnız o anlam için kullanırsan klişe olur. Babanın alyansı zil yerine çalıyor. İşi olduğu için anlamı taze kalıyor.
İmgeye dipnot düşme. Ahşap eşik yazdıysan yanına "yılların izi" yazma. Açıklama imgeyi tek bir anlama kilitler. Okur o anlamdan başka bir şey göremez.
Alegoriyi kurma, okunmasına izin ver. Gerçekçi bir hikâyede alegori kurmaya kalkarsan karakterler temsilciye döner. Hikâyeyi kendi düzleminde sağlam yaz. İkinci okumayı seyirci yapsın.
Motifin son durağını sessiz bırak. Son gecede boş sandalyeye müzik, yakın plan ya da replik ekleme. Önceki geceler işini yaptıysa sandalye yalnız durarak konuşur.
Ekip için ayrı not düş. Set dekoratörü sandalyelerin motif olduğunu bilmezse her gece başka bir sandalye koyabilir. Hangi nesnenin döndüğünü ton belgesine bir satırla yaz. Motif ancak aynı nesne dönerse motiftir.
Nesneye tek yük ver. Bir nesneye birden fazla anlam yüklersen hiçbiri seçilmez. Ceket Murat'ın mesafesini taşıyor. Ona bir de babanın hastalığını taşıtmaya kalkma.
Sembolü kapıdan sokma. Bir nesne ilk göründüğü anda kamera ona yaklaşır, müzik yükselir, karakter durup bakarsa seyirci uyarılır. Uyarılan seyirci anlamı aramaya başlar ve bulduğu şeyi yazarın notu sayar. Nöbet'te tek fincan bir mutfak planının köşesinde duruyor. Kimse ona bakmıyor. Seyirci onu kendisi buluyor.
Motifi başka bir nesneyle karıştırma. Nöbet'te çay birkaç kez dönüyor: kantinde, dördüncü gecenin bardaklarında, termostan doldurulup içilmeyen bir bardakta. Ama fincan başka bir nesne. Biri evin yalnızlığından, öbürü hastanenin gecelerinden geliyor. İkisini aynı motif sayarsan fincanın tek görünüşünün gücü dağılır.
Hazır sembolün karşı okumasını hesapla. Yağmur çoğu filmde hüzün demektir. Seyirci bu anlamı yanında getirir. Nöbet'in yağmuru hüzünden çok bir çerçeve: açılışta silinen, finalde silinmeyen cam. Hazır anlamı bilirsen onun üstüne yazabilir, onunla oynayabilirsin. Bilmezsen o anlam senin yerine konuşur.
Kendi sözlüğünü kur. Ekipte herkes bu kelimeleri aynı anlamda kullanmaz. Yönetmen motif dediğinde sen başka bir şey anlayabilirsin. Atölyede ya da sette bir kelimeyi tartışmaya başlamadan önce, o kelimeyle neyi kastettiğini bir cümleyle söyle.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Tekrar eden her şey motiftir."
Değildir. Kadir'in dezenfektan şişesi her akşam dönüyor ama hiçbir dönüşte değişmiyor. Motif, dönüşleri arasında bir anlam biriktirir.
Yaygın yanlış"Sembol mutlaka tekrar etmeli."
Gerekmez. Boy çizgileri bir kez görünüyor ve yetiyor. Tekrar motifin koşuludur, sembolün değil.
Yaygın yanlış"Metafor sözle kurulur."
Filmde çoğu zaman sözsüz kurulur. İki görüntü, iki sahne ya da bir kelimenin iki yerde kullanılması yeter.
Yaygın yanlış"Alegori derin film demektir."
Alegori bir kuruluş biçimidir, bir değer ölçüsü değil. Pek çok derin film alegori değildir. Nöbet de değil.
Yaygın yanlış"İmge süstür."
İmge filmin ham maddesidir. Sembol de motif de metafor da önce bir imgedir. Somut bir imge kurulmadan hiçbiri kurulamaz.
Yaygın yanlış"Seyirci sembolü fark etmezse boşa gitmiştir."
Gitmez. İyi bir sembol önce kendisi olarak iş görür. Fincanı yalnız fincan olarak gören seyirci de sahneyi anlar.
Yaygın yanlış"Ne kadar çok sembol, o kadar katman."
Tersine. Her nesne anlam taşırsa seyirci neye bakacağını bilemez. Yalın nesneler, anlam taşıyanların fark edilmesini sağlar.
Yaygın yanlış"İşaret ile sembol arasında fark yoktur."
Fark dünya gerekçesindedir. Fincan babanın yalnız hayatından geliyor. Pervazdaki kuş yalnız yazarın isteğinden.
Yaygın yanlış"Metafor ile sembol aynı şeydir."
Sembol tek bir nesnedir ve kendisinin ötesini gösterir. Metafor iki şeyi birbirine bağlar. Kalorifer tek başına bir petek. Hastane odasıyla eşleşince metafora dönüşüyor.
Yaygın yanlış"Sembolün anlamı yazarın aklındakidir."
Yazar koşulları kurar, anlamı seyirci tamamlar. İyi bir sembol yazarın düşündüğünden fazlasını taşıyabilir. Kötü bir sembol ise yazarın düşündüğünden başka hiçbir şey taşımaz.
Yaygın yanlış"İmge yalnız görüntüdür."
Değil. Bir ses, bir doku, hatta bir koku tarifi de imgedir. Musluğun damlası, kaloriferin gürlemesi, eşiğin çukuru Nöbet'in imgeleri arasında.
Yaygın yanlış"Gerçekçi filmde sembol olmaz."
Olur, ama gerçekçi filmin sembolü dünya gerekçesi olmadan duramaz. Nöbet'in takvimi o yüzden düşüş gününde kalmış: kimse yaprak koparmamış.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- İmge somut olandır; anlam taşımak zorunda değildir.
- Yalın nesne yalnız kendi işini görür ve filmin çoğunu oluşturur.
- Sembol kendisi kalarak başka bir şeyi de taşır, tekrar istemez.
- Sembolü dünya gerekçesi ayakta tutar.
- İşaret dünyada işi olmayan, yalnız anlam için konmuş unsurdur.
- Motif tekrarla çalışır ve her durakta anlam biriktirir.
- Değişmeden dönen nesne çoğu zaman bir alışkanlıktır.
- Metaforun iki ucu vardır; filmde çoğu zaman söylenmeden kurulur.
- Alegoride bütün hikâye ikinci bir düzlemde okunmak üzere kurulur.
- Görsel karşılık ilk ve son kareyi bağlar.
- Bir nesnenin anlamını karaktere söyletmek onu işarete çevirir.
- Hazır sembollerin anlamı seyirciyle birlikte gelir; ona bir iş vermek gerekir.
- Hepsi temaya hizmet eder; her nesne anlam taşırsa hiçbiri taşımaz.
Sonraki derse köprü
Emre ceketin satırına bir not daha düşüyor. İlk gece Kadir'in yazdığı ilaç kâğıdı ağabeyinin iç cebine giriyor, okunmadan. Son gece aynı ceketten bir kâğıt düşüyor ve bu kez Kadir yerden alıyor. Ceket sandalyede kalıyor, içindekiler sahip değiştiriyor. Bir eşya bir elden ötekine geçtiğinde yalnız yeri mi değişir, yoksa taşıdığı hatıra da yeni sahibine mi geçer? Sonraki ders, Nesne sembolü, bu soruyu eşyanın el değiştirmesi üzerinden açıyor.