Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Bir soruyu tek başına düşündüğünde cevabı belli görünür; hikâyenin içinden geçince kaç cevabı olduğu görünür.
- Sahte tema sorusu soru biçimindedir ama cevabı baştan verilmiştir — karakterler tartışıyor gibi yapar.
- Ölçüt basit: aklı başında iki insan farklı cevap verebiliyor mu? Beş kişiye sor.
- Cevaplar aynıysa soruyu atma, bir kademe zorlaştır.
- Katılmadığın görüşü en güçlü karaktere ver; zayıf karaktere verilen görüş savunulmuş sayılmaz.
- Tematik dağılım dört cevap ister: başlangıç, karşı güç, bedeli ödeyen ve üçüncü yol.
- Açık uçluluk soruyu cevapsız bırakır; düşünme alanı cevabı gösterip yorumu bırakır.
- Bütün cevapları eşit ağırlıkta bırakan metin açık uçlu değil kararsızdır.
- Alanı seçmek tema seçmek değildir; alandan çıkarılmış ve sahne yazdıran bir soru gerekir.
Açılış sahnesi
Bir cam prizma ve içine giren tek bir ışık huzmesi.
Girerken beyaz. Tek renk, tek şey, tartışmasız.
Çıkarken yedi renk.
Renkler prizmanın içinde yoktu. Işığın içindeydiler — ama ışık bir şeyin içinden geçmeden görünmüyorlardı.
Beyaz ışık tek renk sanılır. Bir şeyin içinden geçene kadar.
Tematik soru da böyle çalışıyor. Bir soruyu tek başına düşündüğünde cevabı belli görünüyor. "Aile bağını kan mı, seçim mi kurar?" — otur ve düşün, muhtemelen bir cevabın var ve o cevap sana makul geliyor.
Şimdi aynı soruyu bir hikâyenin içinden geçir. Altı karakter altı ayrı cevap veriyor ve altısı da savunulabilir. Cevabın hâlâ orada duruyor ama artık tek cevap değil; bir renk.
Bu ders, o prizmayı kurmak için.
Benzetmenin kırıldığı iki yeri baştan söyleyeyim, çünkü ikisi de bu dersin en zor iki kararı.
Birincisi: prizmada renkler fizik yasasıyla belirlenir ve hep aynı çıkar. Karakterlerin cevaplarını sen belirliyorsun. Ve buradaki tehlike şu — yazar, farkında olmadan bütün karakterlere kendi cevabının tonlarını verebiliyor. Altı karakter var, altısı da aynı şeyi biraz farklı söylüyor. Bu prizma değil, renkli cam.
İkincisi: prizmadan çıkan renkler eşittir. Temada eşit olmamalı. Bazı cevaplar daha pahalıya mal olmalı, bazıları daha çok işe yaramalı. Bütün cevapları eşit ağırlıkta bırakan metin, açık uçlu değil kararsız oluyor — ve izleyici ikisini anında ayırt ediyor.
Bu derste ne olacak
Önce iyi bir tematik sorunun altı özelliğini kuracağız: kesin cevabı olmaması, birden fazla savunulabilir görüş taşıması, karakterlere dağıtılabilmesi, hikâye boyunca sınanabilmesi, sonucun eylemlerden doğması ve izleyiciye düşünme alanı bırakması. Sonra en sık yapılan hatayı ayrıntılı ele alacağız — cevabı gizlenmiş sahte soruyu. Ardından soruyu karakterlere dağıtmanın yöntemini kuracağız. En sonda on üç tema alanını tek tek açacağız ve her birinde soru kurmanın kendine özgü tuzağını göreceğiz. Alanların hepsini bilmen gerekmiyor; ama kendi alanının tuzağını bilmek, o alanda kurulan soruların yüzde sekseninin neden çalışmadığını açıklıyor. On iki filmden örneklerle gideceğiz.
Sıfır noktası
Geçen derste bir tema testi kurmuştuk: bu bir soru mu, iki tarafı da savunulabilir mi, bir sahne yazdırıyor mu?
Çoğu yazar birinci sorudan geçiyor. İkincisinde takılıyor.
Sebebi de şu: bir soruyu soru biçiminde yazmak kolay. Zor olan, cevabını gerçekten bilmediğin bir soru bulmak.
Örnekle bakalım. "İnsan hayatı para için feda edilebilir mi?" bir soru biçiminde. Ama cevabı belli ve herkes aynı cevabı veriyor; ortada tartışılacak bir şey yok. Bu soruyla yazılan metin, karşı tarafı savunacak kimseyi bulamıyor ve karşı tarafsız metin sınama yapamıyor.
Sahte sorunun neden bu kadar yaygın olduğunu da söyleyelim, çünkü sebebi bir beceriksizlik değil. Yazar, çoğu zaman savunduğu bir şey olduğu için yazıyor. Bir haksızlığı görmüş, bir şeye kızmış, bir şeyi anlatmak istemiş. Bu iyi bir başlangıç ve kötü bir tema kaynağı — çünkü savunulacak bir şeyle başlayan yazar, soruyu o savunmanın etrafında kuruyor.
Çözüm savunduğun şeyden vazgeçmek değil. Çözüm, onu bir cevap olarak kabul edip karşısına eşit güçte bir cevap koymak. Kendi görüşün metinde kalıyor; yalnız tek başına kalmıyor.
Bu ölçüt bir uyarı da taşıyor. Beş kişiden beşi aynı cevabı veriyorsa soruyu atmıyorsun; bir kademe zorlaştırıyorsun. "İnsan hayatı para için feda edilebilir mi?" sorusunu "bir hayatı kurtarmak için başka bir hayatı riske atabilir misin?" hâline getirdiğinde cevaplar ayrışmaya başlıyor.
Mekanizma
İyi bir tematik sorunun altı özelliği
Bir: kesin cevabı olmaması. Yukarıda kurduk. Ölçüt, aklı başında iki insanın farklı cevap verebilmesi.
Beş: sonucun eylemlerden doğması. Tema sorusunun cevabı, finalde bir replikle verilmiyor; olayların vardığı yerle veriliyor. Bu, tez ile mesaj ayrımının uygulamadaki karşılığı.
Soruyu karakterlere dağıtmak
Dağıtımın pratik yöntemi şu. Tema sorunu yaz, sonra dört ayrı cevap üret.
Birinci cevap: ana karakterin başlangıç cevabı. Hikâyenin başında doğru saydığı şey. Sınanan inancın buradaki karşılığı bu: hikâye başlamadan önce doğru saydığı ve sonunda aynı biçimde savunamayacağı kabul.
İkinci cevap: karşı gücün cevabı. Ana karakterinkiyle çatışan ve en az onun kadar savunulabilir olan görüş.
Üçüncü cevap: bedeli ödeyen karakterin cevabı. Bir görüşü sonuna kadar yaşamış ve bunun sonucuyla yaşayan biri. Bu karakter genellikle metnin en verimli figürü, çünkü tartışmayı teoriden çıkarıyor.
Dördüncü cevap: üçüncü bir yol. İki ana görüşün dışında duran ve ikisini de reddeden biri. Metne genişlik veriyor ve izleyicinin "yalnız iki seçenek var" hissine kapılmasını önlüyor.
Dördü yerine oturduğunda prizma kurulmuş oluyor.
On üç tema alanı
Her alanın kendine özgü bir tuzağı var ve tuzağı bilmek, o alanda soru kurmayı kolaylaştırıyor.
Kimlik. Tuzağı: soruyu "ben kimim" biçiminde bırakmak. Bu soru sahne yazdırmıyor. Somutlaştır: bir insanı kendisi yapan şey hatırladıkları mı, yaptıkları mı?
Ahlak. Tuzağı: cevabı belli ikilemler kurmak. Gerçek ahlaki soru, iki doğrunun çarpıştığı yerde bulunuyor; bir doğru ile bir yanlışın çarpıştığı yerde değil.
Sevgi. Tuzağı: sevgiyi tartışılmaz bir iyilik saymak. Soru ancak sevginin bir bedeli olduğunda kuruluyor.
Aile. Tuzağı: aileyi ya kutsamak ya yıkmak. İkisi de bir yargı; soru ikisinin arasında duruyor.
Güç. Tuzağı: "güç bozar" kabulünü tekrarlamak. Geçen derste gördük — kabulü inkâr etme, sınanabilir hâle getir.
Özgürlük. Tuzağı: özgürlüğü sınırsız bir değer olarak kurmak. Soru, özgürlüğün başka bir şeyle takas edildiği anda başlıyor.
Adalet. Tuzağı: adaleti hukukla eşitlemek. En verimli sorular, ikisinin ayrıştığı yerde bulunuyor.
İnanç. Tuzağı: inananla inanmayanı karşı karşıya koymak. Daha verimlisi, aynı inancı taşıyan iki insanın farklı sonuca varması.
Ölüm. Tuzağı: ölümü bir olay olarak kullanmak. Tema sorusu ölümde değil, ölümün geride bıraktığı yükümlülükte kuruluyor.
Teknoloji. Tuzağı: teknolojiyi kötü adam yapmak. Soru araçta değil, aracın açtığı seçenekte.
Toplum. Tuzağı: toplumu tek bir blok gibi göstermek. Soru, aynı toplumun içindeki farklı çıkarlar çarpıştığında kuruluyor.
Hafıza. Tuzağı: hatırlamayı iyi, unutmayı kötü saymak. En güçlü sorular unutmanın da bir işlevi olduğunu kabul ettiğinde çıkıyor.
Gerçeklik. Tuzağı: soruyu bir bilmeceye çevirmek. Gerçeklik sorusu bir sürpriz kurulumu değil; neyin gerçek olduğu değil, neyin gerçek sayılmasının bir bedeli olduğu sorulmalı.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Birincisi, ve bu dersin taşıyıcı kuralı: cevabını bildiğin soruyu tema yapma. Sahte tema sorusu, karakterleri tartışıyor gibi yaptırıyor ve izleyici kimin haklı çıkacağını ilk perdede anlıyor. Kendi cevabını biliyorsan onu bir karaktere ver ve karşısına eşit güçte bir cevap koy.
İkincisi, ve en pratik ölçüt: soruyu beş kişiye sor. Beşi de aynı cevabı veriyorsa elindeki soru değil kabul. Atmadan önce bir kademe zorlaştır — cevaplar ayrışana kadar soruyu daralt.
Üçüncüsü, deneyimli yazarların bildiği: katılmadığın görüşü en güçlü karaktere ver. Yazarın katılmadığı görüşü zayıf bir karaktere verdiği metin, tartışma yapmıyor; kazandığı bir maçı tekrar oynuyor. Ve izleyici bunu fark ediyor.
Dördüncüsü: dört cevabı ayrı ayrı yaz. Başlangıç cevabı, karşı gücün cevabı, bedeli ödeyenin cevabı ve üçüncü yol. Dördü yazılmadan tematik dağılım kurulmuş sayılmıyor — ve dördüncüsü genellikle en son akla gelen ama metne en çok genişlik veren cevap.
Beşincisi, ve bedeli ödeyen karakter hakkında: bu figürü küçümseme. Bir görüşü sonuna kadar yaşamış ve sonucuyla yaşayan karakter, tartışmayı teoriden çıkarıp somuta indiriyor. Çoğu metinde en az yer verilen ama en çok iş yapan karakter bu.
Altıncısı: açık uçluluk ile düşünme alanını karıştırma. Açık uçluluk soruyu cevapsız bırakıyor; düşünme alanı cevabı gösterip yorumu bırakıyor. Ölçüt tek — izleyici çıkarken tartışacak bir şey mi taşıyor, yoksa yalnız kafası mı karışmış?
Yedincisi: cevapları eşit ağırlıkta bırakma. Bütün görüşleri eşit tutan metin açık uçlu değil kararsız oluyor. Bazı cevaplar daha pahalıya mal olmalı ve bu, taraf tutmak anlamına gelmiyor — bedelleri farklı göstermek anlamına geliyor.
Sekizincisi, alan seçimi hakkında: alanı seçmek tema seçmek değil. "Kimlik üzerine yazıyorum" cümlesi bir tema değil, bir başlık. Alandan çıkarılmış, somutlaştırılmış ve sahne yazdıran bir soru gerekiyor.
Dokuzuncusu: her sınama noktası bir öncekinden pahalı olsun. Tema sorusu metin boyunca birden fazla kez test edilir ve aynı bedelle test edilen soru, bir kez test edilip iki kez tekrarlanmış olur. Bu ilke tema tarafında da aynen geçerli.
Onuncusu, ve savunacak bir şeyle yazmaya başlayanlar için: savunduğun şeyden vazgeçme, karşısına eşit güçte bir cevap koy. Çoğu yazar bir şeye kızdığı için yazıyor ve bu iyi bir başlangıç. Kötü olan, soruyu o savunmanın etrafında kurmak — o zaman elde tema değil bildiri kalıyor. Kendi görüşün metinde kalabilir; yalnız tek başına kalmamalı.
On birincisi, ve kimsenin söylemediği: soru yazarken değişirse takip et, direnme. Yazarken tema sorusunun daha keskin bir hâli beliriyorsa bu, metnin sana bir şey söylemesi. Baştan kurulmuş soruya sadakat, çoğu zaman metnin bulduğu daha iyi soruyu kaçırmakla sonuçlanıyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışBirincisi: cevabı belli soruyu tema sanmak.
Soru biçiminde yazılmış olması yetmiyor. Hangi cevabın doğru olduğu belliyse ortada tartışma değil gösteri var.
Yaygın yanlışİkincisi: katılmadığı görüşü zayıf karaktere vermek.
Aptal, kötü ya da bilgisiz bir karakterin savunduğu görüş savunulmuş sayılmıyor. Metin, kazandığı bir maçı tekrar oynuyor.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: tematik dağılımı yapmamak.
Bütün karakterler aynı cevabın tonlarını taşıyorsa ortada prizma yok, renkli cam var. Tema, tartışılan soru olmaktan çıkıp savunulan tez oluyor.
Yaygın yanlışDördüncüsü: üçüncü yolu atlamak.
İki görüşle sınırlı metin, izleyiciye "yalnız iki seçenek var" hissi veriyor. Dördüncü cevap en son akla gelen ama en çok genişlik veren cevap.
Yaygın yanlışBeşincisi: cevabı finalde replikle vermek.
Sonuç eylemlerden doğmalı. Söylenen cevap, o karakterin görüşü olur ve metnin görüşü olmaktan çıkar.
Yaygın yanlışAltıncısı: açık uçluluğu düşünme alanı sanmak.
Cevapsız bırakılan soru izleyiciyi kafası karışık gönderiyor; düşünme alanı cevabı gösterip yorumu bırakıyor.
Yaygın yanlışYedincisi: bütün cevapları eşit ağırlıkta bırakmak.
Bu açık uçluluk değil kararsızlık ve izleyici ikisini anında ayırt ediyor.
Yaygın yanlışSekizincisi: alanı tema sanmak.
"Adalet üzerine yazıyorum" bir başlık. Alandan çıkarılmış ve sahne yazdıran bir soru gerekiyor.
Yaygın yanlışDokuzuncusu: ahlak alanında bir doğru ile bir yanlışı çarpıştırmak.
Gerçek ahlaki soru iki doğrunun çarpıştığı yerde bulunuyor; diğeri yalnız bir tercihi haklı çıkarıyor.
Yaygın yanlışOnuncusu: teknoloji alanında aracı kötü adam yapmak.
Soru araçta değil, aracın açtığı seçenekte. Aracı suçlayan metin insanları tartışmanın dışına çıkarıyor.
Yaygın yanlışOn birincisi: hafıza alanında unutmayı baştan kötü saymak.
En güçlü sorular unutmanın da bir işlevi olduğunu kabul ettiğinde çıkıyor.
Yaygın yanlışOn ikincisi, ve en incesi: soruyu bir kez kurup değişmesine izin vermemek.
Yazarken beliren daha keskin bir soru, metnin sana söylediği bir şeydir; baştan kurulmuş soruya sadakat çoğu zaman daha iyisini kaçırmak oluyor.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Bir soruyu tek başına düşündüğünde cevabı belli görünür; hikâyenin içinden geçince kaç cevabı olduğu görünür.
- Sahte tema sorusu soru biçimindedir ama cevabı baştan verilmiştir — karakterler tartışıyor gibi yapar.
- Ölçüt basit: aklı başında iki insan farklı cevap verebiliyor mu? Beş kişiye sor.
- Cevaplar aynıysa soruyu atma, bir kademe zorlaştır.
- Katılmadığın görüşü en güçlü karaktere ver; zayıf karaktere verilen görüş savunulmuş sayılmaz.
- Tematik dağılım dört cevap ister: başlangıç, karşı güç, bedeli ödeyen ve üçüncü yol.
- Açık uçluluk soruyu cevapsız bırakır; düşünme alanı cevabı gösterip yorumu bırakır.
- Bütün cevapları eşit ağırlıkta bırakan metin açık uçlu değil kararsızdır.
- Alanı seçmek tema seçmek değildir; alandan çıkarılmış ve sahne yazdıran bir soru gerekir.
Sonraki derse köprü
Soru kuruldu ve dört cevaba dağıtıldı. Ama bu dört cevap metnin içinde nasıl duracak?
Hepsi yan yana durursa metin bir panele dönüşüyor — herkes görüşünü söylüyor ve hiçbir şey olmuyor. Cevapların birbirini zorlaması, birbirini geriletmesi ve sonunda hiçbirinin başladığı yerde kalmaması gerekiyor.
Sıradaki derste tez, karşı tez ve sentezi kuracağız. Başkarakterin başlangıç inancını, antagonistin dünya görüşünü, haklı görünen karşı tezi ve finalde oluşan yeni anlayışı. Ve en zor soruyu soracağız: metin sonunda bir cevap vermeli mi, yoksa soruyu açık mı bırakmalı?