Ne yapacaksın
Önceki uygulamada yazdığın tematik soruyu alıp bir haritaya dökeceksin.
Haritanın üstünde soru duruyor. Altında beş görüş: başkarakterinkinin başlangıç hâli, karşı karakterinki ve üç alternatif. Her görüşün yanına bir isim yazacaksın — o görüşü metinde kim taşıyor?
Sahibi olmayan görüş, yazarın kendi sesi olarak okunuyor.
Sonra temayı sınayan beş olay yazacak, karakterin nihai seçimini belirleyecek ve en sonda bir kontrol yapacaksın: bu metin, senin söylemek istemediğin bir şeyi söylüyor mu?
Bu harita, önceki uygulamadaki dört sorudan en zor olanını açıyor. Dört soru bir hikâyeyi ayakta tutuyordu; tema haritası o soruların hangisinin kime ait olduğunu söylüyor.
Süre: doksan dakika. Çıktı: bir sayfalık harita, beş sınama olayı ve bir istenmeyen mesaj notu.
Neden bu alıştırma
Tema, bir metinde en çok konuşulan ve en az kurulan şey. Yazarların çoğu temasını biliyor — bir cümlede söyleyebiliyor. Ama o cümle metinde hiçbir yere bağlı değil.
Bağlanmanın tek yolu şu: her tematik görüşün bir sahibi olmak zorunda. Bir görüş bir karakterin ağzından, davranışından ve seçiminden çıkmıyorsa metinde yok — yalnız yazarın niyetinde var.
Ve harita bunu görünür kılıyor. Beş görüşün yanına isim yazmaya çalıştığında iki şey oluyor: bazı görüşlere isim bulamıyorsun ve bazı isimler iki görüşte birden çıkıyor. İkisi de düzeltilecek bir şey.
İkinci fayda üç alternatif görüşte. Yazarların çoğu temayı ikiye bölüyor: kahramanın görüşü ve karşıtın görüşü. İki görüşlü tema bir tartışma değil bir karşılaşma — ve izleyici hangi tarafın kazanacağını baştan biliyor. Üç alternatif eklendiğinde tartışma açılıyor, çünkü ortada iki değil beş cevap var ve hiçbiri tam değil.
Üçüncüsü, ve en zor olanı: istenmeyen mesaj kontrolü. Bir metin, yazarın niyetinden bağımsız bir şey söyleyebiliyor. Kimin kazandığı, kimin cezalandırıldığı, kimin sonunda ne hâle geldiği — bunlar bir arada bir hüküm üretiyor. Ve o hüküm çoğu zaman yazarın hiç düşünmediği bir hüküm.
Bu kontrol bir sansür değil. Yalnız şunu soruyor: söylediğinin farkında mısın?
Hazırlık
Bir sayfayı yatay çevir. En üste tematik soruyu yaz — önceki uygulamadan olduğu gibi, değiştirmeden.
Altına beş kutu çiz ve her kutunun üstüne bir görüş, altına bir isim yazacak yer bırak. Kutuların boyu aynı olsun; bir görüşe daha büyük kutu ayırmak, sonucu şimdiden seçmek demek.
Sayfanın altına beş satır aç: sınama olayları için.
Ve bir kural: kendi görüşünü hangi kutuya yazdığını bileceksin, ama o kutuyu işaretlemeyeceksin. Beş kutu eşit yazılacak; hangisinin sana ait olduğu metinde belli olmayacak.
Karakter listesini de yanına al. Beş kutunun altına yazılacak isimler kadrondan gelecek; yeni karakter icat etmek son çare.
Adımlar
Bu görüşün en verimli biçimi, karakterin farkında olmadığı bir görüş olması. Kimse "ben şuna inanıyorum" diye yaşamıyor; davranıyor. Görüşü bir cümlede yaz ama metinde onu bir davranışa çevireceğini not et.
Kendini sınamanın yolu şu: karşı görüşü öyle yaz ki bir an için haklı olduğunu düşün. Düşünemiyorsan yeterince iyi yazmadın.
Üç alternatifi bulmanın en hızlı yolu üç ayrı yerden bakmak: bu soruya bir yaşlının cevabı ne, bir çocuğun cevabı ne, bu meseleden hiç etkilenmemiş birinin cevabı ne? Üçüncüsü genellikle en rahatsız edici olanı ve en verimlisi.
İki sorun çıkacak ve ikisi de değerli. Bir görüşe isim bulamıyorsan: o görüş metinde yok, ya bir karakter ekleyeceksin ya görüşü çıkaracaksın. Bir isim iki kutuda çıkıyorsa: o karakter iki görüşü birden taşıyor ve bu, ya çok zengin ya çok bulanık bir karakter demek. Hangisi olduğunu bir cümlede gerekçelendir.
Sınama olayının kuralı şu: karakter o olayda görüşüne göre davranırsa bir şey kaybediyor olmalı. Bedelsiz sınanan görüş sınanmamış demektir.
Beş olayı sıraya koy ve her birinde bedeli bir kademe artır. Artan güçlükle tekrar ilkesi budur: aynı tema sorusu, her seferinde daha zor koşullarda karakterin önüne konur.
En verimli kurulum şu: karakter bir görüşü seçiyor ve seçtiği görüşün bedelini ödüyor. Bedelsiz seçim bir ilan; bedelli seçim bir sonuç.
- Beş görüş sahibinden hangileri metin sonunda kaybediyor ve hangileri kazanıyor?
- Kaybedenlerin ortak bir özelliği var mı — yaş, cinsiyet, sınıf, meslek, memleket?
- Karşı görüş bir kişiye mi yükleniyor, o kişi başka türlü de kusurlu mu?
- Bir izleyici bu metinden hangi hükmü çıkarabilir?
Dördüncü sorunun cevabı senin söylemek istediğin şey değilse, harita düzeltilecek — genellikle kaybeden ve kazananların dağılımı değiştirilerek.
Çözümlü örnek
Önceki uygulamadaki tematik soruyla devam ediyoruz.
Soru: Bir insanın kendini bir işle tanımlaması, o iş bittikten sonra ne anlama gelir?
Bir — başkarakterin başlangıç görüşü. "İş bittiyse ben de bittim; o yüzden bitmesine izin vermeyeceğim." Sahibi: kırtasiyeci. Karakter bunu hiç söylemiyor; her sabah kapalı dükkânın camını silerek yaşıyor.
İki — karşı karakterin görüşü. "Bir işe kırk yıl vermek, o işin sana ait olduğu anlamına gelmiyor. Bitmiş bir şeyi taşımak yaşamak değil." Sahibi: eş. Ve bu görüş savunulabilir — eş, kocasının kırk yılın son on beşinde mutsuz olduğunu biliyor ve bunu ondan iyi hatırlıyor.
Üç — birinci alternatif. "Bir iş biter, izi kalır. Mesele izi doğru yere koymak." Sahibi: kırtasiyecinin kızı. Babasının işini sürdürmüyor ama tabelayı almak istiyor.
Dört — ikinci alternatif. "Böyle şeyler kendiliğinden çözülüyor; üstünde durmaya gerek yok." Sahibi: istasyonun eski bekçisi. Kendisi de işini kaybetmiş ve hiç dert etmemiş görünüyor. Metin bu görüşü savunmuyor ama küçültmüyor da: adam gerçekten rahat.
Beş — üçüncü alternatif. "Bir iş insanı tanımlamaz; insan zaten hiçbir şey tarafından tanımlanmıyor." Sahibi: yıkım ekibinden genç bir işçi. Bu görüş en rahatsız edici olanı, çünkü meseleyi ciddiye almıyor — ve tam da bu yüzden gerekli.
Sahiplik sorunları. Yazar beş isim yazarken bir şey fark ediyor: dördüncü ve beşinci görüşlerin sahipleri kadroda çok az yer tutuyor. Beşinci görüşü taşıyan işçi tek bir sahnede görünüyor. Yazar iki seçenek görüyor — ya o karaktere ikinci bir sahne verecek ya beşinci görüşü çıkaracak. İkinci sahneyi vermeyi seçiyor: işçi, dükkânı boşaltırken kırtasiyeciyle konuşuyor.
Temayı sınayan beş olay.
Bir: dükkânın elektriği kesiliyor; kırtasiyeci kendi parasıyla açtırıyor ve eşine söylemiyor. Bedel: bir yalan.
İki: kızı tabelayı istiyor; kırtasiyeci vermiyor. Bedel: kızıyla arasındaki mesafe.
Üç: eski bekçi ona bir iş öneriyor — başka bir kasabada, aynı iş değil. Kırtasiyeci reddediyor. Bedel: son gerçek imkân.
Dört: son sipariş geliyor ama tek başına yapamıyor; eşinden yardım istemek zorunda. Bedel: görüşünü sürdürebilmek için, görüşüne karşı olan kişiye ihtiyaç duyduğunu kabul etmek.
Beş: yıkım günü öne alınıyor. Siparişi teslim etmek için dükkânın yıkılmasını izlemekten vazgeçmesi gerekiyor. Bedel: son bakış.
Nihai seçim. Kırtasiyeci teslimi seçiyor ve yıkımı görmüyor. Yani başlangıç görüşünü tamamen bırakmıyor — iş hâlâ onu tanımlıyor — ama üçüncü görüşe kayıyor: iz kalıyor, iş bitiyor. Bedeli, kendi dükkânının son hâlini hiç görmemek.
İstenmeyen mesaj kontrolü. Yazar dört soruyu soruyor ve üçüncüsünde duruyor. Kaybedenler kimler? Eş, görüşü haklı çıkmasına rağmen sonunda yalnız kalıyor; bekçi hiçbir şey kazanmıyor ama kaybetmiyor da; işçi metinden çıkıp gidiyor.
Ortak özellik sorusunda bir şey görünüyor: metinde inatçılığı ödüllendirilen kişi erkek, kabullenmeyi savunan ve karşılığında yalnız kalan kişi kadın. Yazar bunu söylemek istemiyor.
Düzeltme küçük ama yeterli: eşin son sahnesi değişiyor. Kocası teslime giderken o dükkâna gidiyor ve yıkımı izliyor — kendisi için. Böylece iki karakter de kendi görüşüne göre bir şey yapıyor ve ikisi de bir şey alıyor. Hüküm değişiyor.
Kendini değerlendir
Yedi soru.
Birincisi: beş görüşün beşinin de bir sahibi var mı? Sahipsiz kutu, metinde olmayan görüş demektir.
İkincisi: karşı görüşü okurken bir an için haklı buldun mu? Bulmadıysan onu yeterince iyi yazmadın ve tartışma tek taraflı kalacak.
Üçüncüsü: üç alternatif gerçekten alternatif mi, yoksa ilk iki görüşün ara tonları mı? Ara ton bir görüş değil.
Dördüncüsü: beş sınama olayının her birinde bir bedel var mı? Bedelsiz sınama, sınama değil.
Beşincisi: bedeller kademe kademe artıyor mu? Beşinci sınama birinciyle aynı ağırlıktaysa metin ilerlemiyor, tekrar ediyor.
Altıncısı: nihai seçimin bir bedeli var mı? Karakter bir görüşü seçip hiçbir şey kaybetmiyorsa o seçim bir ilan.
Yedincisi: beş görüşten kaçı bir davranışa çevrilebiliyor? Yalnız replikle taşınan görüş metinde duruyor gibi görünüyor ama taşınmıyor.
Sekizincisi: aynı isim iki kutuda çıktıysa gerekçesini yazdın mı? Yazılmayan çakışma, zenginlik değil bulanıklık olarak okunuyor.
Dokuzuncusu, ve en önemlisi: dördüncü kontrol sorusunun cevabı senin söylemek istediğin şey mi? Değilse ve öyle bıraktıysan, metnin senin adına konuşuyor.
Yaygın tuzaklar
Yaygın yanlışBirincisi ve en yaygını: temayı ikiye bölmek.
Kahramanın görüşü ve karşıtının görüşü. İki görüşlü tema bir tartışma değil bir karşılaşma ve izleyici sonucu baştan biliyor.
Yaygın yanlışİkincisi: karşı görüşü kötü niyete bağlamak.
Karşı tarafın görüşü bir çıkardan doğuyorsa o bir görüş değil bir bahane. Karşı görüş, iyi niyetli ve tutarlı olmalı.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: alternatif görüşleri ara ton olarak yazmak.
"Biraz onun gibi, biraz bunun gibi" bir görüş değil. Alternatif, kendi başına savunulabilen üçüncü bir cevap olmalı.
Yaygın yanlışDördüncüsü: bir görüşü bir karaktere sözlü olarak söyletmek ve bitmiş saymak.
Bir karakterin görüşünü ilan etmesi taşımıyor. Taşıyan şey, o görüşe göre davrandığı ve bunun ona bir şeye mal olduğu bir sahne.
Yaygın yanlışBeşincisi: sahipsiz görüş bırakmak.
Kutuya isim yazılamayan görüş, metinde yazarın kendi sesi olarak duyuluyor — ve yazarın sesi duyulduğu an tema bir bildiriye dönüşüyor.
Yaygın yanlışAltıncısı: bütün görüşleri ana karakterde toplamak.
Beş kutunun beşinde de aynı isim varsa metin bir iç monolog. Görüşler dağıtılmadığında tartışma da olmuyor.
Yaygın yanlışYedincisi: sınama olaylarını bedelsiz yazmak.
Karakter görüşüne göre davranıp hiçbir şey kaybetmiyorsa görüşü sınanmıyor, doğrulanıyor. Doğrulama tartışma değil.
Yaygın yanlışSekizincisi: nihai seçimi bir zafer olarak yazmak.
Bir görüşün kazanması, temanın kapanması demek. Kazanan görüş bile bir şey ödemeli.
Yaygın yanlışDokuzuncusu: istenmeyen mesaj kontrolünü atlamak.
Bir metin, yazarın niyetinden bağımsız bir hüküm üretebiliyor — ve o hüküm kimin kaybettiğine bakılarak okunuyor.
Yaygın yanlışOnuncusu, ve en incesi: kontrolü bir sansür olarak anlamak.
Bu adım hiçbir şeyi yasaklamıyor. Yalnız şunu soruyor: söylediğinin farkında mısın? Farkında olan yazar aynı şeyi bilerek de söyleyebilir.
Varyasyonlar
Sonraki adım
Tema haritası bir şeyi ortaya çıkarıyor: metnin hangi konularda gerçekten bilgi sahibi olması gerektiğini. Kırk yıllık bir dükkânın nasıl kapandığını, bir yıkım kararının nasıl alındığını, bir kırtasiyecinin gününün nasıl geçtiğini bilmiyorsan sınama olayları havada kalıyor.
Sıradaki uygulamada bunun için küçük bir araştırma dosyası kuracaksın: on soru, üç birincil kaynak, beş ikincil kaynak, bir uzman görüşmesi planı ve etik risk listesi. Dosya küçük olacak — amaç uzman olmak değil, hangi soruların cevapsız olduğunu bilmek.