Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Telefon sahnesinde ilk karar kameranın hangi uçta kalacağıdır.
- Kalınan uç sahnenin kimin sahnesi olduğunu ve hangi sesin duyulacağını belirler.
- Tek taraflı görüşmede öbür uç cevaplardan, susmalardan ve yüzden okunur.
- Hattaki ses, mekânda olmayan kişinin sesidir ve dış ses kısaltmasını alır.
- Mekândaki ama görünmeyen kişinin sesi ses dışıdır.
- Kesişen görüşme iki yer kurulduktan sonra tek bir ibareyle başlar.
- İkinci yer ancak orada da bir şey olacaksa gösterilir.
- Açılmayan hat seyirciyi cevabı bekleyerek bir sonraki sahneye taşır.
- Görüntülü arama, telsiz, kulaklık ve kayıt ayrı işaretler ister.
- Kulaklıktaki ses tek bir kişiye gider; sayfa kimin duyduğunu söyler.
- Öbür ucun cümlelerini yazar bilir, sayfaya koymasa da.
- Biçim doğru olabilir ama karar yanlış; ikinci yüz bir şey katmıyorsa sahneden çıkar.
Açılış sahnesi
Düzeltilmiş dosya masada, sayfaları mavi kalem izleriyle dolu. Selim bir sayfada duruyor. Murat'ın telefonla konuştuğu akşam bu. Kardeşini işaret ettiği o kısa cümle de burada.
Emre sahneyi koridorda açmış. Başlık KORİDOR diyor. Murat duvarın dibinde, telefon kulağında. Repliği alt alta iki kısa cümle. Sayfanın en altında da tek bir satır: Kadir içeride her şeyi duyar.
Selim kalemi o satırın altına koyuyor. Ben kurgucuyum, diyor. Elime bu sahnenin görüntüleri gelecek. Hepsi koridorda çekilmiş olacak. Kadir'in duyduğunu hangi görüntüyle göstereceğim?
Emre sayfaya bakıyor. Sahnenin bütün işi o son satırda. Murat'ın cümlesi telefondaki kişiye bir güvence. Kapının ardındaki kardeşe ise sorulmadan devredilmiş bir yük. Ama kamera yanlış tarafta duruyor.
Nermin Hanım bir şey daha soruyor. Hattın öbür ucunda kim var? Emre biliyor. Defterinde o kişinin bütün cümleleri yazılı. Sayfaya hiçbirini koymamış. Peki seyirci o sesi duyacak mı, diye soruyor Nermin Hanım. Duymayacaksa sayfa bunu nereden söylüyor?
Emre sahnenin başlığını kurşun kalemle çiziyor. Üstüne yeni bir yer yazacak. Ama önce bir karar vermesi gerekiyor.
Telefon sahnesinde ilk karar biçim değil, kameranın hattın hangi ucunda kalacağıdır. Biçim bu karardan sonra gelir.
Bu derste ne olacak
Bu derste iki ayrı yerdeki iki kişinin konuşmasını sayfaya yazmayı öğreneceğiz. Önce kameranın hangi uçta kalacağını seçeceğiz. Sonra yalnız bir tarafın duyulduğu görüşmeye, ahizeden gelen sese ve iki yer arasında gidip gelen görüşmeye bakacağız. Hiç açılmayan bir hattı da konuşacağız. Görüntülü arama, telsiz, kulaklık ve sesli mesaj da masaya gelecek. Her birinde aynı soruyu soracağız: bu sesi kim duyuyor? Örnekler beş ayrı hattan gelecek: yatağa bağlı bir kadının karışan telefonu, iki yabancının paylaştığı ortak hat ve otuz yıl öteye ulaşan eski bir amatör telsiz. Bir haber stüdyosundaki kulaklık ve bir çocuğun dolaba sakladığı telesekreter de sırayla açılacak.
Sıfır noktası
Telefon sahnesi tuhaf bir sahnedir. İki kişi konuşur ama aynı yerde değillerdir. Sahne başlığı tek bir yer ister. Görüşme ise iki yere yayılır. Yazarın ilk sorusu bu yüzden biçimle ilgili değil. Seyirci bu konuşmayı nereden izleyecek?
Üç cevap var. Kamera bir uçta kalır ve öbür uç hiç görünmez. Kamera bir uçta kalır ama öbür ucun sesi duyulur. Ya da kamera iki uç arasında gidip gelir. Her cevap sayfada başka türlü yazılır. Ama her biri ayrı bir dramatik seçim. Biçim bu seçimi okura bildirmenin yolu.
Tiyatro sahnesinde telefon hep tek taraflıdır. Seyirci salonda oturur, oyuncu ahizeyle konuşur, öbür uç karanlıkta kalır. Sinema bu sınırı kaldırdı. Kamera bir şehirden öbürüne bir kesmeyle geçebilir. Perdeyi ikiye bölüp iki yüzü birden gösterebilir. Bu özgürlük yazarın işini kolaylaştırmadı. Her telefon sahnesi artık bir seçim istiyor ve sayfa o seçimi açıkça yazmak zorunda.
Burada işe yarayan iki eski kavram var. Ses dışı, konuşanın o mekânda bulunduğu ama kadrajda görünmediği durumdur. Dış ses ise konuşanın o mekânda hiç olmadığı durum. Telefondaki ses bu ayrımın tam ortasına düşer. Telefonu tutan kişi odadaysa ama kadrajda değilse sesi ses dışıdır. Hattın öbür ucundaki kişi başka bir şehirdeyse sesi dış ses sayılır.
Atölyede bu iki işaret için Türkçe kısaltmalar seçilmişti. Ses dışı için S.D., İngilizcedeki karşılığı O.S. (off screen). Dış ses için D.S., İngilizcede V.O. (voice over). Kısaltma karakter adının yanına, parantez içinde yazılır.
Bir yanlış anlamayı da baştan ayıralım. Nöbet'te anlatıcı yok. Kimse seyirciye geriye dönüp hikâyeyi anlatmıyor. Telefondaki bir sesin yanına D.S. yazmak bu kararı bozmaz. Buradaki kısaltma bir anlatıcıyı değil, yalnız sesin nereden geldiğini bildirir.
Telefon sahnesinin bir tuzağı daha var. Karakterler telefonda kolayca seyirci için konuşmaya başlar. Herkesin bildiği şeyi birbirine anlatırlar. Biçimi doğru kurmak bu tuzağı ortadan kaldırmaz. Ama hangi ucun duyulacağına karar vermek, kimin neyi bilmesi gerektiğini de ortaya çıkarır.
Mekanizma
Hattın hangi ucu
Emre'nin koridor sahnesine dönelim. Sahnenin kimin sahnesi olduğu sorusu orada açıkça duruyor. Murat konuşuyor ama sahnenin olayı Kadir'in duyması.
Emre kalınan ucu değiştiriyor. Sahne artık odada açılıyor. Murat koridora çıkıyor ve kadrajdan düşüyor. Sesi aralık kapıdan geliyor. Yeni sayfa şöyle:
İÇ. DEVLET HASTANESİ, DAHİLİYE ODASI — AKŞAM
Baba uyuyor. Kadir sandalyede, kitap dizinde.
Murat kapı kasasına yaslı. Telefonu titrer. Ekrana bakar, koridora çıkar.
Kapı aralık kalır.
MURAT (S.D.)
(telefonda, alçak sesle)
Kardeşim burada. O halleder.
Kadir'in gözü sayfada. Sayfayı çevirmez.
Sahne başlığı tek bir yer söylüyor ve kamera orada kalıyor. Murat'ın adının yanındaki kısaltma, onun odada olmadığını ama sesinin odaya ulaştığını bildiriyor. Kurgucunun sorusu cevabını buldu. Kadir'in duyduğunu Kadir'in yüzü gösterecek.
Duyulmayan taraf
Hattın öbür ucu bu sayfada hiç yok. Seyirci kimle konuşulduğunu bilmiyor.
Tek taraflı görüşmenin zorluğu boşluklarda. Murat'ın iki cümlesi arasında karşı taraf bir şey soruyor. O soru sayfada yok. Ama oyuncu o soruyu duymuş gibi beklemeli. Emre bunun için defterini açıyor. Öbür tarafın cümlelerini oyuncu için ayrı bir kâğıda yazacak. Sayfada ise yalnız bir parantez kalacak: (dinler).
Ahizeden gelen ses
Aynı film başka bir telefonda öbür ucu duyuruyor. Sabaha karşı arka kapıda Kadir'in telefonu titriyor. Arayan ustabaşı.
DIŞ. DEVLET HASTANESİ, ARKA KAPI — GECE
Kadir'in nefesi buhar olur. Telefon titrer. Açar.
USTABAŞI (D.S.)
(telefondan, dar)
Gece nasıl geçti?
KADİR
Uyuyorum, merak etme.
Selim bir şey fark ediyor. Murat'ın telefonunda öbür ucu duymuyoruz. Kadir'inkinde duyuyoruz. Neden? Emre'nin cevabı kalınan uçtan geliyor. Seyirci yalnız Kadir'in duyabildiği sesi duyuyor. Ustabaşının sesi Kadir'in kulağında. Murat'ın hattı ise kapının ardında, Kadir'e ulaşmıyor. Kural tek cümle ama bütün filmin telefonlarını düzenliyor.
İki yer arasında
Emre'nin ilk taslağında ustabaşıyla bir görüşme daha vardı: izin pazarlığı. O sahne iki yerde geçiyordu. Kadir koridorda, ustabaşı gürleyen bir kazanın yanında.
Biçim önce iki yeri kendi başlığıyla kurar. Sonra tek bir ibare gelir ve diyalog akar:
İÇ. DEVLET HASTANESİ, KORİDOR — GECE
Kadir duvarın dibinde, telefon kulağında.
İÇ. KADİR'İN İŞYERİ, KAZAN DAİRESİ — GECE
Ustabaşı kazanın yanında. Telefonu omzuyla tutar.
KESİŞEN GÖRÜŞME (INTERCUT)
KADİR
Abi, bir hafta lazım.
USTABAŞI
Üç gün.
Burada ustabaşının adının yanında kısaltma yok. Çünkü o da görünüyor. Sayfa doğru kurulmuş. Ama Nermin Hanım sahneyi yine de sildiriyor. Kazan dairesi filmde bir kez görünecek, bir daha hiç. Ustabaşının yüzü gelince pazarlık iki kişinin olur. Yüz gelmezse yalnız Kadir'in yorgunluğu kalır. Emre görüşmeyi koridorda bırakıyor. Biçim doğruydu, karar yanlıştı.
Açılmayan hat
Çekmece sabahı Kadir defterin arka kapağında bir numara buluyor. Yanında kurşun kalemle tek kelime: bakkal.
Kadir numarayı çevirir. Telefonu kulağına götürür.
Hattan çalma sesi. Dar, uzak.
Bir kez daha çalar.
KESME:
Kimin açtığını seyirci hiç görmüyor. Kesme cevaptan önce geliyor. Aramanın karşılığı sözle değil, sonra gelen bir olayla verilecek. Sayfa bu bekleyişi çalma sesine yazıyor. Kaç kez çaldığı önemli değil. Okurun duyması gereken şey cevabın gelmemesi.
Hattın başka biçimleri
Aynı kurallar başka araçlara da uzanır. Görüntülü aramada öbür uçtaki yüz ekranda görünür. Kişi mekânda değil, ama kadrajda. Bazı yazarlar adın yanına (EKRANDA) yazar, İngilizcede ON SCREEN. Telsizde konuşma sırası vardır, iki kişi aynı anda konuşamaz. Bu sıra sayfada kesilmeyen kısa replikler olarak görünür. Kulaklıkta ses yalnız takan kişiye gider. Sayfa odadaki öteki insanların o sesi duymadığını açıkça söylemeli. Sesli mesaj ve kayıtlı görüşme bir kayıttan gelir. Karşı taraf cevap veremez. Adın yanına (KAYIT) ya da (SESLİ MESAJ) gibi bir ibare yazılabilir. Hangisi seçilirse dosya boyunca o kalır. Bağlantı kesilirse replik yarıda kalır ve bir ses satırı gelir: hat kesilir. Hastane anonsu da bir canlı yayın gibi tek yönlüdür. Dosyada her geçişinde ANONS (S.D.) olarak yazılıyor.
Filmlerden okuma
Leona'nın yatağı ile Oskar'ın telesekreteri aynı şeyi iki ayrı yönden gösteriyor. Ses bir hattan geliyor ve karakter ona dokunamıyor. Yatakta korku olarak, evde suçluluk olarak.
Pillow Talk ile Frekans ise ikinci kameranın bedelini tartıyor. Öbür ucu göstermek bir yüz kazandırır, bir yalnızlığı kaybettirir.
Broadcast News bu kararın bir sıra meselesi olduğunu hatırlatıyor. Hangi ses kime ulaşıyor? Sayfa bunu bir kez yanlış yazarsa sahnenin bütün oyunu dağılır.
Nöbet'in telefonları bunların hiçbirine benzemiyor. Emre'nin filminde görüşmeler hep kısa, kamera hep tek uçta. Ama hangi sesin duyulacağı sorusuna bu filmlerin her biri kendi cevabını vermiş. Emre de kendi cevabını Kadir'in kulağına bağladı.
Usta katmanı
Saklı tarafı kendin için yaz. Tek taraflı görüşmede öbür ucun cümlelerini ayrı bir kâğıda yaz. Sayfaya koyma. Ama oyuncuya ve yönetmene ver. Boşluğa konuşan oyuncu yanlış yerde bekler.
Dinleme parantezini az kullan. Her replikten önce (dinler) yazmak sayfayı kalabalıklaştırır. Yalnız karşı tarafın uzun konuştuğu ve yüzün değiştiği yere koy.
Duyulan sesin gerekçesi kalınan uçtadır. Öbür ucun sesini duyurmak bir süs değil, bir bakış kararıdır. Seyirci kimin kulağındaysa onun duyduğunu duyar. Bu kural film boyunca değişirse seyirci bunu fark eder.
Kesişen görüşmeyi iki yer kurulduktan sonra başlat. Okur iki mekânı da başlığıyla görmeden ibareyi okursa nerede olduğunu kaybeder. Görüşme bitince yeni bir sahne başlığı ya da bir bitiş ibaresi yaz.
Kesişen görüşmeyi aynı an ibaresiyle karıştırma. Kesişen görüşme tek bir konuşmanın iki ucunu birleştirir. Aynı an ibaresi ise iki ayrı olayı aynı dakikaya bağlar. Son gece babanın eli ile Murat'ın telefon ekranı bir konuşma değil. İki ayrı olay, tek bir an.
Selamı ve vedayı at. Gerçek görüşme selamla açılır, vedayla kapanır. Sahne ise görüşmenin ortasına girer, işini görünce çıkar. Murat'ın akşam sahnesi bu yüzden iki cümleden ibaret.
Telefonu açıklama makinesine çevirme. "Biliyorsun, babam üç aydır..." diye başlayan cümle seyirci için kurulmuştur. Telefondaki kişi bunu zaten biliyorsa söylemez. Bilgi gerekiyorsa sahnede bir çatışma kur.
Çalma sesini algı sırasıyla yaz. Telefon titrediğinde seyirci önce sesi mi duyar, ekranı mı görür? Sayfadaki sıra bunu söyler. Murat'ın telefonu her titrediğinde aynı sırayla yazılırsa seyirci bir alışkanlık öğrenir.
Ahizenin sesini mekâna göre ayarla. Hattaki ses sessiz bir yerde net duyulur, gürültülü yerde boğulur. Arka kapıda ustabaşının sesi bu yüzden duyuluyor. Kantinin uğultusunda aynı ses kaybolurdu.
Öbür ucun oyuncusunu sette tut. Tek taraflı görüşmede bile karşı tarafın replikleri çekim sırasında kadraj dışından okunabilir. Oyuncu gerçek bir sese cevap verince beklemeleri doğal düşer. Saklı tarafı yazmış olmak bu yüzden çekim gününde de işe yarar.
Telefonla kaçışı yaz. Bazı karakterler telefonu bir kapı gibi kullanır. Telefon titrer, karakter odadan çıkar. Murat'ın bu hareketi film boyunca tekrar ediyor. Sayfada her seferinde aynı fiilleri kullanmak, seyircinin bu alışkanlığı tanımasını kolaylaştırır.
Kopan hattı bir kelimeyle bitir. Bağlantı kesilecekse yarım kalan repliğin son kelimesini seç. Okur o kelimenin ne olacağını tahmin etmeye çalışır.
Hoparlörü bir tanık gibi kullan. Telefon hoparlöre alınınca hattaki ses odadaki herkese açılır. Görüşme özel olmaktan çıkar. Sayfada hoparlörün açıldığı anı ayrı bir satırla yaz. Odadaki herkes o andan sonra bir dinleyicidir.
Görüntülü aramada iki ışığı ayır. Ekrandaki yüzün ışığı başka bir odadan gelir. Sayfa ekranda neyin göründüğünü kısa tutar. Yazarın işi ekranın arkasında kalan odayı tarif etmek değil, ekranın önündeki yüzü izlemektir.
Dönemin aletine sadık kal. Ortak hat, çevirmeli telefon, telsiz ya da cep telefonu. Her alet başka bir sahne mümkün kılar, başka bir sahneyi imkânsız yapar.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Telefondaki ses her zaman ses dışıdır."
Hattın öbür ucundaki kişi mekânda değilse sesi dış ses kısaltmasını alır. Ses dışı, mekânda bulunan ama görünmeyen kişi içindir.
Yaygın yanlış"Seyirci iki tarafı da duymazsa konuşmayı anlamaz."
Tek taraflı görüşme cevaplardan ve susmalardan okunur. Öbür ucun gizli kalması çoğu zaman sahnenin asıl gerilimidir.
Yaygın yanlış"Kesişen görüşmede her geçişe yeni bir sahne başlığı yazılır."
İki yer bir kez kurulur, sonra tek bir ibare yeter. Her geçişe başlık yazmak sayfayı uzatır ve okuru yorar.
Yaygın yanlış"Kesişen görüşme her zaman tek taraflıdan zengindir."
İkinci yüz bir şey katmıyorsa sahneyi zayıflatır. İzin pazarlığında ustabaşının yüzü Kadir'in yalnızlığını eritiyordu.
Yaygın yanlış"Görüntülü aramadaki yüz dış ses gibi yazılır."
Ekrandaki yüz kadrajda görünür. Adın yanına ekranda olduğunu söyleyen bir ibare yazılır.
Yaygın yanlış"Bağlantının kesilmesi ucuz bir hiledir."
Tesadüfle gelen kesilme ucuzdur. Karakterin kaçmak için kullandığı ya da en kötü anda gelen kesilme ise bir hamledir. Fark, kesilmenin sahnede ne değiştirdiğindedir.
Yaygın yanlış"Kulaklıktan gelen sesi odadaki herkes duyar."
Kulaklık sesi tek bir kişiye taşır. Sayfa kimin duyduğunu söylemezse yönetmen sahneyi yanlış kurar.
Yaygın yanlış"Kesişen görüşmede iki ucun süresi eşit olmalı."
Kurgucu her repliği konuşanın yüzüne kesmek zorunda değil. Bazen en güçlü an dinleyenin yüzüdür. Sayfa iki yeri kurar, ağırlığı ise sahnenin olayı belirler.
Yaygın yanlış"Telefonun çalışını yazmaya gerek yok."
Çalma sesi sahnenin kancası olabilir. Açılmayan hatta sahnenin bütün olayı o sestir.
Yaygın yanlış"Telefon sahnesinde oyuncu yalnız sesini oynar."
Kamera konuşanın yüzündeyse yüz, sesin söylemediğini söyler. Arka kapıda Kadir'in buhar olan nefesi, ustabaşına verdiği cevabı yalanlıyor. Tek taraflı görüşmede beden çoğu zaman replikten daha çok şey anlatır.
Yaygın yanlış"Öbür ucun cümlelerini yazmak yazarın işi değildir."
Sayfaya girmeseler de yazar onları bilmelidir. Bilmeyen yazarın tek taraflı görüşmesinde boşluklar rastgele düşer.
Yaygın yanlış"Sesli mesaj sıradan bir diyalogdur."
Kayıttaki ses cevap alamaz. Sayfa onu kayıt olarak işaretlemezse oyuncu karşılık vermeye kalkar.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Telefon sahnesinde ilk karar kameranın hangi uçta kalacağıdır.
- Kalınan uç sahnenin kimin sahnesi olduğunu ve hangi sesin duyulacağını belirler.
- Tek taraflı görüşmede öbür uç cevaplardan, susmalardan ve yüzden okunur.
- Hattaki ses, mekânda olmayan kişinin sesidir ve dış ses kısaltmasını alır.
- Mekândaki ama görünmeyen kişinin sesi ses dışıdır.
- Kesişen görüşme iki yer kurulduktan sonra tek bir ibareyle başlar.
- İkinci yer ancak orada da bir şey olacaksa gösterilir.
- Açılmayan hat seyirciyi cevabı bekleyerek bir sonraki sahneye taşır.
- Görüntülü arama, telsiz, kulaklık ve kayıt ayrı işaretler ister.
- Kulaklıktaki ses tek bir kişiye gider; sayfa kimin duyduğunu söyler.
- Öbür ucun cümlelerini yazar bilir, sayfaya koymasa da.
- Biçim doğru olabilir ama karar yanlış; ikinci yüz bir şey katmıyorsa sahneden çıkar.
Sonraki derse köprü
Son gecenin sonunda asansör kapıları Murat'ın ardından kapanıyor. Sonra bir ekranda bir mesaj kutusu açılıyor. Satır uzuyor, siliniyor, kısalıyor. Seyirci harfleri seçemiyor, yalnız yazılıp silindiğini görüyor. Sonra mesaj Kadir'in telefonuna düşüyor. Bu kez ortada ne ses var ne hat. Bu ekran sayfada nasıl görünecek? Harfleri okunmayan bir metin nasıl yazılır? Kadir'in okuduğu tek satır sayfaya mı girecek, yoksa yalnız yüzü mü? Sonraki ders, Mesaj, e-posta ve ekran metni, ekranda okunan yazının sayfadaki biçimini konuşuyor.