İçeriğe geç

Ders 77.3

Teknolojik varsayım

Senaryo Akademisi — Bölüm VII, Modül 77

3.327 kelime5 film örneği≈ 15 dk okuma≈ 22 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Teknolojik varsayım aletin ne olduğunu değil, insanların arasında neyi değiştirdiğini yazar.
  • Asıl işlev, aletin söylediği işten ayrılabilir; çatışma bu farktan çıkar.
  • Erişim eşiğinin altında kalan karakter, teknolojiyi yalnız sonuçlarıyla yaşar.
  • Ayar yetkisini kimin taşıdığı çoğu zaman en geç açılan bilgidir.
  • Davet edilen kötüye kullanım, sistemin kendi ödülünden doğar.
  • Gündelik hayat, ekonomi ve hukuk küçük nesnelerle sahneye taşınır: bir saat, bir tezgâh, bir dilekçe.
  • İtiraz yolunun genişliği, sistemin insana ne kadar kulak verdiğini gösterir.
  • Aracı aygıt kaldırılınca ilişkinin asıl hâli görünür.
  • Beklenmeyen sonuç çoğu zaman bir iyilikten doğar.
  • Bütün soruları cevaplamak gerekmez; cevapsız bırakılan soru bilinçli seçilmelidir.
  • PAY'da sayaç haneleri sıralıyor; ayarı adı yazılmayan bir sözleşmede duruyor; Gülsüm'ün kovası açık kalıyor.

Açılış sahnesi

Burcu masaya bir sayfa bırakıyor. Üstünde sayacın kurşun kalemle çizilmiş bir resmi var. Küçük bir kutu, tek bir ekran, bir boru. Altına tek bir satır yazmış: "Suyu ölçer."

Nermin Hanım sayfayı okuyup geri itiyor. "Ölçmek mi? Mutfaktaki eski saat de ölçüyordu. Kimse ondan korkmazdı."

"Bu başka," diyor Burcu. "Bu, ölçtükten sonra bir şey yapıyor."

"Ne yapıyor?"

Burcu kalemi alıyor, satırın sonuna bir kelime ekliyor, siliyor. Bir daha yazıyor. Sonunda satır şöyle kalıyor: "Suyu ölçer ve haneleri sıraya koyar."

Selim sandalyesinde öne eğiliyor. "Sırayı kim yazıyor? Sayacın kendisi mi, yoksa onu bağlayan biri mi?"

Burcu cevap vermiyor. Taslakta bu sorunun cevabı yok. Gülsüm'ün mutfağı var, Yağız'ın telefonu var, tarlaların susuzluğu var. Ama sayacın arkasında duran el yok.

Emre kenardan alçak sesle ekliyor. "Hayriye Teyze ne yapıyor peki? Alt sokaktaki. Onun telefonu tuşlu."

Burcu bir an duruyor. "Onu hiç düşünmedim," diyor. "Gülsüm'ün sokağında kimin telefonu var, kimin yok, bilmiyorum."

Sayfayı kendine çekiyor. İlk kez taslağında yazmadığı bir komşu beliriyor. Elinde ne olduğunu henüz bilmiyor.

Bir teknolojik varsayım, aletin ne olduğunu değil, kimin elinde kime ne yaptırdığını yazdığında sahneye dönüşür.

Bu derste ne olacak

PAY'ın sayacını bir alet olarak değil, bir dünya kuralı olarak sorgulayacağız. Önce aletin söylediği işle gerçekte yaptığı işi ayıracağız. Sonra ona kimin ulaşabildiğini, kime neye mal olduğunu ve ayarının kimin elinde durduğunu soracağız. Kötüye kullanıma, gündelik hayata, pazara, mahkemeye ve iki insanın arasına bakacağız. En sonda kimsenin istemediği bir sonucu arayacağız. Her soruda Burcu'nun taslağına yeni bir sayfa girecek. Bazı sayfalar kalacak, bazıları atılacak. Filmler bir saat koluna, bir robot bakıcıya, uzaktan yönetilen bedenlere, bozulan bir aile üyesine ve kaydedilen gözlere uzanacak. Her biri bir soruyu bir sahneye nasıl çevirdiğini gösterecek.

Sıfır noktası

Bilimkurguda bir icat tek başına hikâye değildir. Zamanı satın alınabilen bir dünya, konuşan bir ev, insanın yerine sokağa çıkan bir beden. Bunlar yalnızca bir başlangıç. Asıl hikâye, icadın insanların arasına girdiği yerde başlar.

Bir aleti anlatırken önce onun ne olduğuna bakmak kolaydır. Ne kadar büyük, nasıl çalışıyor, hangi parçalardan oluşuyor. Daha zor olan, onun neyi değiştirdiğine bakmaktır. Kim onu kullanabiliyor, kim kullanamıyor? Kim kazanıyor, kim kaybediyor? Bilimkurgu yazarının işi çoğu zaman bu zor yoldan geçer.

Somut bir örnek alalım. Bir şehirde bütün kapılar artık parmak iziyle açılıyor. Aletin kendisi basit. Ama soru çoğalınca dünya açılır. Parmak izi silinmiş yaşlı bir işçi kendi evine nasıl girer? Kapıların kaydını kim tutar? Bir kapı açılmadığında kime şikâyet edilir? Bir anne kızının kapısını ondan habersiz açabilir mi? Her soru bir sahne doğurur. Kapı aynı kapı. Değişen, onun etrafında kurulan hayattır.

Bu derste bir teknolojiyi sorgulamak için bir dizi soru kullanacağız. Soruların sırası önemli değil. Bazıları tek bir sahnede cevap bulur. Bazıları bütün taslağı taşır. Bazıları ise cevapsız kalır ve o boşluk da bir karardır.

Burada bir uyarı gerekiyor. Sorular bir kontrol listesi değildir. Hepsini cevaplayan taslak iyi bir taslak olmayabilir. Ama hiç sorulmamış bir soru çoğu zaman bir delik olarak geri döner. İzleyici o deliği filmin ortasında görür. "Peki bunu kim ayarlıyor?" diye sorar ve film cevap vermezse dünyaya inancı sarsılır.

Teknolojik varsayım bir bilim sorusundan çok bir toplum sorusudur. Aletin nasıl çalıştığı bir sahne kadar yer tutar. Onun neyi değiştirdiği ise bütün filmi kaplar.

Soruların çoğu iki yöne bakar. Biri alete, biri insana. "Ne yapıyor?" sorusu aletle başlar, ama cevabı insanların hayatında bulunur. "Kim kontrol ediyor?" sorusu insanla başlar, ama cevabı çoğu zaman bir makinenin ayarında saklıdır. Yazar bu iki yön arasında gidip gelir. Aletin içine fazla girerse film bir kullanım kılavuzuna döner. İnsanın içinde kalıp aleti unutursa varsayım dekora iner. İyi bir bilimkurgu sahnesi ikisini aynı anda tutar. Bir el bir düğmeye basar ve bir başka evin ışığı söner.

Mekanizma

Ne yapıyor?

Nermin Hanım tahtaya iki sütun çiziyor. Birinin başına "söylediği", öbürünün başına "yaptığı" yazıyor.

PAY'ın sayacı kendini bir ölçüm aleti olarak sunuyor. Uygulamanın açılış ekranında "adil paylaşım" yazıyor. Ama Gülsüm'ün kâğıda geçirdiği harita başka bir şey söylüyor. Merkezdeki apartmanlar yukarıda, kenar mahalleler aşağıda, tarlalar en dipte. Sayaç suyu ölçüyor, evet. Ama asıl işi haneleri sıraya dizmek. Burcu ikinci sütuna tek kelime yazıyor: "sıralar." Sonra yanına bir soru işareti koyuyor. Sıralamanın neye göre yapıldığını hâlâ bilmiyor.

Ölçmek ile karar vermek arasındaki fark burada bütün taslağı ikiye ayırıyor. Ölçen bir alet bir tanıktır. Gördüğünü söyler, gerisini insana bırakır. Karar veren bir alet ise bir yargıçtır. Gülsüm bir tanıkla tartışmaz, ama bir yargıca itiraz edebilir. Nermin Hanım Burcu'ya sayfanın neresinde sayacın tanıklıktan yargıçlığa geçtiğini soruyor. Burcu ilk sayfayı açıyor. Şafakta pay düşüyor ve Gülsüm ocağı yakmıyor. Sayaç o sabah bir sayı söylemekle kalmamış. Bir yemeğin pişip pişmeyeceğine karar vermiş.

Kim erişebiliyor?

Emre'nin denemesi burada giriyor. Hayriye Teyze alt sokakta yalnız yaşıyor. Seksenlerinde, telefonu tuşlu. Uygulamayı açamıyor. Bildirim gönderemiyor, payının neden düştüğünü soramıyor. Mutfağındaki küçük ekran ona yalnız bir sayı gösteriyor. Hayriye Teyze bu sayıyı her sabah gözlüğünü takıp okuyor ve bir kâğıda yazıyor. Sayacın dünyasında puan kazanmanın bütün yolları bir ekranın içinde. O ekranın dışında kalan, sistemi yalnız musluğun ucunda tanıyor.

Maliyeti ne?

Bu soruda yeni bir ad gerekmiyor. Bedel haritası zaten bir icadın kime neye mal olduğunu gösterir. PAY'da bedel önce mutfakta görünüyor. Gülsüm tencereyi dolduruyor ama ocağı yakmıyor. Sonra tarlaya iniyor. Çiftçiler bu yaz bir parseli ekmiyor. Sonra Yağız'ın telefonuna çıkıyor. Puanın bedelini alt sokaktaki bir bahçe ödemiş.

Kim kontrol ediyor?

Selim bir deneme getiriyor. Uygulamanın en altında, küçük harflerle bir satır: "hizmet sağlayıcı." Yanında bir şirketin adı yok, yalnız bir sözleşme numarası. İlçenin seçilmiş yöneticileri ayarı değiştiremiyor. Yalnız "talep" gönderebiliyorlar. Burcu itiraz ediyor. "Ben bunu bilmiyorum ki." Nermin Hanım başını sallıyor. "Gülsüm de bilmiyor. O bilmemek bir sahne olabilir."

Emre ayarın bir başka yüzünü görüyor. Yağız da sistemi değiştiremiyor, ama onu herkesten iyi okuyor. Hangi saatte bildirim gönderilince puanın daha hızlı yükseldiğini biliyor. Ayar yetkisi yukarıda, ayar bilgisi aşağıda. İkisi aynı elde değil. Burcu bunu bir sahneye çeviriyor. Yağız babaannesinin telefonunda bir ayarı açıyor, Gülsüm ne yaptığını soruyor. "Bir şey değil," diyor Yağız. Gülsüm telefonu geri alıyor ve ekrana uzun uzun bakıyor.

Kötüye kullanımı

Yağız'ın bildirimi bir hile değil. Uygulama ona o düğmeyi vermiş, karşılığında puan ödüyor. Selim bunu bir adım ileri götürüyor. Kenar mahallede biri kızdığı komşusunu asılsız yere bildiriyor. Sistem bildirimi doğrulamıyor. Komşunun puanı ertesi şafak düşüyor. Kimse kuralı çiğnemedi. Kural, komşuyu komşuya bekçi yaptı.

Gündelik hayat, ekonomi, hukuk

Gündelik hayatta değişiklik küçük alışkanlıklardan okunur. PAY'da pay her şafak yenileniyor. Mahallede çamaşır makineleri gün ağarırken çalışıyor. Kimse bulaşığı akşama bırakmıyor. Yağız kahvaltıda önce telefonuna bakıyor, sonra ekmeğe uzanıyor.

Ekonomi, sistemin neyi ödüllendirdiğiyle şekillenir. Az tüketen yükseliyor. Tarla ise doğası gereği çok su istiyor. Burcu bir sahne deniyor. Bir çiftçi tarlasını ekmek yerine güneş paneli kurmak isteyen birine kiraya veriyor. İlçenin pazarında yerel domates azalıyor. Burcu burada bir sayı yazmıyor. Yalnız pazar tezgâhının yarısının boş kaldığını gösteriyor. Selim bir şey daha ekliyor. Merkezdeki market domatesi uzaktan getiriyor ve daha pahalıya satıyor. Yüksek puanlı apartmanlar bunu ödeyebiliyor. Kenar mahalle ödeyemiyor. Su payı, bir sofranın içine kadar uzanıyor.

Hukuk sahnede bir kapıdır. PAY'da itiraz düğmesi yalnız uygulamada. Gülsüm bir deneme sayfasında kâğıda bir dilekçe yazıyor. Hayriye Teyze için. İlçe binasına götürüyor. Görevli genç bir kadın, dilekçeyi tarıyor ve uygulamaya yüklüyor. "Sistem değerlendirecek," diyor. Gülsüm dilekçenin aslını geri istiyor. Görevli kâğıdı ona uzatıyor. Kâğıt artık bir işe yaramıyor.

İlişkilere etkisi

Gülsüm puanının Yağız'ın bildirimleri sayesinde yüksek olduğunu biliyor. Ama torununa bunu sormuyor. İkisi kahvaltıda aynı ekrana bakıyor. "Bugün ne kadar?" diye soruyor Gülsüm. Yağız bir sayı söylüyor. Bu, günün tek konuşması. Burcu bir sahne daha ekliyor. Sayaç bir sabah bağlantıyı kaybediyor, ekran kararıyor. O sabah Gülsüm ile Yağız ilk kez birbirine bakarak konuşmak zorunda kalıyor.

Beklenmeyen sonuç

Kimsenin istemediği sonuç en son bulunur. Bunu Selim buluyor. Hayriye Teyze bir akşam Gülsüm'ün kapısını çalıyor, elinde boş bir kova. Gülsüm kovayı dolduruyor. Ertesi şafak Gülsüm'ün payı düşüyor. Sayaç verilen suyu hanenin tüketimine yazmış. Hayriye Teyze'ninki ise hiç değişmemiş. Sistem paylaşmayı israf saymış. Kimse komşuluğu cezalandırmak için bir kural yazmadı. Ama kural, komşuluğu cezalandırıyor. Burcu bu sayfayı taslağa alıyor. Gülsüm'ün kovayı bir daha doldurup doldurmayacağına ise karar vermiyor.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Aleti bir fiille tanımla, isimle değil. "Akıllı sayaç" bir isimdir ve hiçbir şey göstermez. "Sıralar", "keser", "bildirir" ise sahne çağırır. Fiil ne kadar keskinse çatışma o kadar erken gelir.

Söylenen işlevi bir nesneye yaz. Tanıtım dili ekranda bir slogan, kutunun üstünde bir yazı, bir broşür olabilir. İzleyici asıl işlevi bu yazıyla karşılaştırarak bulur. PAY'da açılış ekranındaki iki kelime bu işi görüyor.

Erişim eşiğini bir karakterin bedenine indir. İstatistik anlatmak yerine eşiğin altında kalan tek bir insan göster. Tuşlu bir telefon, okunmayan küçük bir ekran, zayıf bir göz. Eşik bir yüzde görünür olur.

Ayar yetkisini geç aç. Sistemi kimin yönettiği bir kez söylendi mi, hikâye bir kötü adam filmine dönebilir. Ayar elini sakladıkça izleyici sistemin kendisiyle yüzleşir. Açacaksan bir kişiyle değil, bir imzayla, bir sözleşmeyle, bir boş masayla aç.

Bilmemeyi dramatize et. Yazarın sistemi tam bilmemesi bir eksik olabilir. Ama karakterin bilmemesi bir sahnedir. Dilekçesini geri alan Gülsüm, sistemi anlatan iki sayfadan daha çok şey söyler.

Kötüye kullanımı kötü bir karaktere yükleme. En güçlü kötüye kullanım, sistemin ödüllendirdiği sıradan bir hareketten çıkar. İyi bir çocuk, ödül için iyi bir şey yaptığını sanır. Zarar başka bir sokakta görünür.

Ekonomiyi bir tezgâhla göster. Piyasa ekranda bir grafik olarak sıkıcıdır. Bir pazar tezgâhı, kapanmış bir dükkân, kiraya verilmiş bir tarla aynı bilgiyi bir bakışta verir.

İtiraz yolunu yürüt. Hukuk sahnesi bir mahkeme olmak zorunda değil. Bir binanın koridoru, bir sıra numarası, bir tarayıcı da yeter. Karakter itiraz kapısına kadar yürüsün ve kapının ne kadar dar olduğunu görsün.

Aracı aygıtı bir an çek. Aygıt iki karakterin arasında hep duruyorsa izleyici onu dekor sanar. Bir sahnede kaldır. Ekran kararsın, bağlantı kopsun. İlişkinin asıl hâli o sessizlikte görünür.

Beklenmeyen sonucu iyilikten çıkar. Kimsenin istemediği sonuç, en çok iyi bir niyetle yapılan bir hareketten doğar. Bir komşuya verilen su, bir yaşlıya verilen robot. İzleyici sonucu ancak iyiliği izledikten sonra hisseder.

Ölçmeyi karardan ayır. Bir alet yalnız ölçüyorsa çatışma insanların arasında kalır. Karar vermeye başladığı an karakterlerin karşısına yeni bir güç çıkar. Bu geçişi sayfada bir ana bağla. İzleyici aletin ne zaman yargıca dönüştüğünü görmeli.

Ayar bilgisini aşağıya ver. Sistemi en iyi tanıyan çoğu zaman onu kuran değil, her gün onunla yaşayandır. Bir çocuk, bir bekçi, bir kasiyer. Bu bilgi ayar yetkisiyle aynı elde değilse ikisi arasında bir gerilim doğar.

Sistemin dışında kalanı da yaz. Teknolojiyi reddeden ya da ona hiç ulaşamayan bir karakter, dünyanın sınırını gösterir. Onsuz dünya kapalı ve bütün görünür. Onunla dünyanın bir dışı olur.

Bütün soruları cevaplama. Her soruyu bir sahneye çeviren taslak bir ansiklopediye döner. Birkaç soruyu taşıyıcı yap, öbürlerini bir ayrıntıyla geç. Cevapsız bırakılan bir soru, izleyicinin filmden sonra taşıdığı soru olabilir.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Teknolojik varsayım, aletin nasıl çalıştığını açıklamaktır."
Doğrusu

Açıklama bir sahne kadar yer tutar. Varsayımın asıl ağırlığı aletin insanlara ne yaptırdığındadır. Çalışma biçimini bilmeyen bir izleyici filmi izleyebilir. Sonucunu görmeyen izleyici ise neden korktuğunu bilmez.

Yaygın yanlış"Kötü bir teknolojinin arkasında kötü biri vardır."
Doğrusu

Çoğu zararlı sistem iyi niyetli insanların kurduğu bir düzenden çıkar. Kötü adam aramak, sistemin kendisini gözden kaçırtır.

Yaygın yanlış"Herkes teknolojiye eşit erişir."
Doğrusu

Bir uygulama, bir telefon, bir dil, bir göz gerektirir. Eşiğin altında kalanlar hikâyenin en çok saklanan karakterleridir. Yazar onları unutursa film sistemin kendi tanıtımına benzer.

Yaygın yanlış"Kötüye kullanım hile yapan kullanıcının işidir."
Doğrusu

Sistem bir davranışı ödüllendiriyorsa, kötüye kullanım çoğu zaman tam olarak o davranıştır. Hile arayan yazar kuralı çiğneyen birini bulur. Ödül düzenine bakan yazar ise kuralın kendisini bulur.

Yaygın yanlış"Ekonomi ve hukuk büyük filmlerin konusudur."
Doğrusu

Bir pazar tezgâhı ve bir dilekçe, en küçük filmde de ekonomiyi ve hukuku sahneye taşır.

Yaygın yanlış"Teknoloji insanları birbirinden uzaklaştırır."
Doğrusu

Bazen uzaklaştırır, bazen yaklaştırır. Robot bir yaşlıya dost olabilir. Önemli olan aygıtın iki insan arasında nerede durduğudur.

Yaygın yanlış"Beklenmeyen sonuç bir sürpriz bükülmedir."
Doğrusu

İyi kurulmuş beklenmeyen sonuç ilk sahneden beri oradadır. İzleyici onu sonunda fark eder, ama geriye bakınca hep gördüğünü anlar. Kuralı ilk perdede göster, sonucunu son perdede.

Yaygın yanlış"Teknolojinin dışında kalan karakter geri kalmıştır."
Doğrusu

Sistemin dışında kalmak bir yoksunluk da olabilir, bir seçim de. Hangisi olduğunu yazar karakterin hayatıyla gösterir, etiketle değil.

Yaygın yanlış"Hukuk sahnesi mahkemede geçer."
Doğrusu

Çoğu insan bir sistemle mahkemede değil, bir formda, bir düğmede, bir bekleme sırasında karşılaşır. İtiraz yolunun darlığı en iyi orada görünür.

Yaygın yanlış"Ayarı yöneten kişiyi göstermek zorundayız."
Doğrusu

Ayar yetkisi bir yüz olmadan da sahnede durabilir. Bir imza, bir kod, adsız bir sözleşme izleyiciye yeterince şey söyler.

Yaygın yanlış"Bütün sorular cevaplanmalıdır."
Doğrusu

Cevapsız bir soru bilinçli seçilirse dünyaya derinlik verir. Seçilmeden kalırsa bir delik olur.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Teknolojik varsayım aletin ne olduğunu değil, insanların arasında neyi değiştirdiğini yazar.
  • Asıl işlev, aletin söylediği işten ayrılabilir; çatışma bu farktan çıkar.
  • Erişim eşiğinin altında kalan karakter, teknolojiyi yalnız sonuçlarıyla yaşar.
  • Ayar yetkisini kimin taşıdığı çoğu zaman en geç açılan bilgidir.
  • Davet edilen kötüye kullanım, sistemin kendi ödülünden doğar.
  • Gündelik hayat, ekonomi ve hukuk küçük nesnelerle sahneye taşınır: bir saat, bir tezgâh, bir dilekçe.
  • İtiraz yolunun genişliği, sistemin insana ne kadar kulak verdiğini gösterir.
  • Aracı aygıt kaldırılınca ilişkinin asıl hâli görünür.
  • Beklenmeyen sonuç çoğu zaman bir iyilikten doğar.
  • Bütün soruları cevaplamak gerekmez; cevapsız bırakılan soru bilinçli seçilmelidir.
  • PAY'da sayaç haneleri sıralıyor; ayarı adı yazılmayan bir sözleşmede duruyor; Gülsüm'ün kovası açık kalıyor.

Sonraki derse köprü

Gülsüm emekli bir ziraat mühendisi. Toprağın altındaki suyu, kuraklığın tarlaya ne yaptığını biliyor. Burcu ise bilmiyor. Sayacın nasıl çalıştığını da bilmiyor. Selim'in sorusu basit: Burcu bunları öğrenmeden yazabilir mi? Bilinen bilgiyle uydurulan varsayım arasındaki çizgi nerede çekilir? Nermin Hanım daha zor bir soru soruyor. Gülsüm bildiklerinin ne kadarını sahnede söylemeli, izleyici neyi anlamak zorunda? Sayaç bir sahnede bir kurala, öbüründe başka bir kurala uyarsa izleyici bunu fark eder mi? Taslağın bilimsel borcu var mı, yoksa dramatik özgürlüğü mü?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — kurşun kalemle çizilmiş bir sayaç; altında yazılıp silinen bir satır.
  • Asıl işlev — tahtada iki sütun: "söylediği" ve "yaptığı".
  • Erişim eşiği — tuşlu bir telefon ve küçük bir ekranın yanındaki el yazısı kâğıt.
  • Ayar yetkisi — uygulamanın en altında küçük harfli bir satır.
  • Davet edilen kötüye kullanım — bir telefon ekranında parlayan bildirim düğmesi.
  • İtiraz yolu — bir tarayıcıdan geçen kâğıt dilekçe.
  • Aracı aygıt — kararmış bir ekranın iki yanında iki yüz.
  • Kapanış — bir kapı eşiğinde dolu bir kova.

Ritim

Ders bir çizimle açılıyor. Her soruda ilçe biraz daha genişliyor, sonra Gülsüm'ün kapısına geri dönüyor. Son karede kova hâlâ eşikte.