İçeriğe geç

Ders 102.2

Taslağa başlamak

Senaryo Akademisi — Bölüm VIII, Modül 102

3.763 kelime5 film örneği≈ 17 dk okuma≈ 25 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Taslağa başlamak için bütün soruların değil, ilk sayfayı durduran soruların cevabı gerekir.
  • Hazırlık yoklaması açık soruları bilinen, işaretlenen ve durduran diye ayırır.
  • Durduran bilinmeyen çoğu zaman bir araştırma sorusu değil, yazarın kendi kararıdır.
  • Açılış adayları yan yana yazılır; her birinin seyirciye sorduğu ilk soru tartılır.
  • Elenen açılış saklanır; neden elendiği her an söylenebilmelidir.
  • İlk sekans hedefi tek cümleyle yazılır ve neyin bekleyeceğini de söyler.
  • Giriş amacı her kişinin ilk sekansta peşinden gittiği somut istektir.
  • Bilinmeyen ayrıntı köşeli parantezle işaretlenir, hiç kapanmayacak soru ayrı tutulur.
  • Geçici diyalog sahnenin işini düz söyler ve mutlaka işaretlenir.
  • Başlama ritüeli kısa, tekrarlanabilir ve projeye bağlıdır.
  • Taslak sürerken gelen araştırma cevabı parantezin yanına yazılır; sahne o gün yeniden açılmaz.

Açılış sahnesi

Burcu masaya katlanmış bir kâğıt bırakıyor. Pazartesi taslağın ilk günü. Kâğıdın başında iki kelime var: «Başlamadan önce.» Altında uzun bir soru listesi uzanıyor.

Emre listeyi yüksek sesle okuyor. Gençlik yıllarında taşı ne çeviriyordu, bir hayvan mı, bir motor mu? Jandarma o yıllarda köye neyle gelirdi? Dolu bir zeytin çuvalını bir kız tek başına kaldırabilir mi? Yıkım ekibi işe hangi saatte başlar?

«Vahit Usta taşın sorusuna bu hafta dönecekmiş,» diyor Burcu. «Jale Hanım da eski fotoğraflar arıyor. Cevaplar gelince oturacağım.»

Selim listeyi elinden alıyor. «İlk sahnen neydi?»

«Yağhane, gece, bugün.»

«O gece taş dönüyor mu?»

«Hayır. Duruyor. Kapıda kilit var.»

«O zaman taşı neyin çevirdiği ilk sahnede yok.» Selim kalemin ucunu listede aşağı indiriyor. «Jandarma da yok. Çuval da yok. Yıkım ekibi daha gelmedi.»

Burcu listeye eğiliyor. Satırları baştan, bu kez parmağıyla izliyor. Selim haklıysa pazartesi sabahını bekleten tek bir soru yok.

Nermin Hanım kâğıdı masanın ortasına çekiyor. «Bu listede ilk sayfayı yazdırmayan bir soru var mı? Varsa onu bu akşam cevapla. Yoksa pazartesi sekizde masadasın.»

Emre gülüyor. «Vahit Usta'nın cevabı da salı gelir zaten. Sen o gün dizi odasında olursun.»

Burcu kâğıdı katlamıyor, çantasına da koymuyor. Liste masanın ortasında, herkesin görebileceği yerde kalıyor.

Taslağa başlamak için bütün soruların cevabı gerekmez; yalnız ilk sayfayı yazdırmayan soruların cevabı gerekir.

Bu derste ne olacak

Burcu'nun «Başlamadan önce» listesini üç sütuna ayıracağız. Hangi sorunun gerçekten beklettiğini, hangisinin sayfada işaretlenip geçileceğini göreceğiz. Sonra YAĞHANE'nin açılışı için masaya konmuş adayları tartacağız ve birinin neden seçildiğini anlayacağız. İlk sekansın nereye varacağını bir karta yazacağız. Sahneye girecek her kişinin ne istediğini tek bir satırla söyleyeceğiz. Bilinmeyenlere köşeli parantez açacağız, sesini henüz duymadığımız bir kişiye geçici bir replik yazdıracağız. Son olarak pazartesi sabahı sekizde başlayan küçük bir ritüeli izleyeceğiz. Örnekler bir Hollywood avlusundan, Paris'te bir çatı katından, bir yazı atölyesinden, New York'ta dağınık bir daireden ve bir senaristin şişelerle dolu masasından gelecek.

Sıfır noktası

Her taslağın bir ilk sabahı vardır. Bütün hazırlık o sabaha doğru akar ve o sabah biter. Yazar artık okumuyor, plan çizmiyor, kart iğnelemiyor. Boş bir sayfanın başına bir sahne başlığı yazıyor.

Bu an çoğu zaman hafife alınır. Sanki hazırlık bitince yazı kendiliğinden başlar. Oysa hazırlık hiçbir zaman tam bitmez. Her cevabın ardından bir soru daha çıkar. Bir dönemi araştıran yazar o dönemin bir ayrıntısını daha bulur. Bir karakteri tanıyan yazar onun bir yüzünü daha merak eder. Başlamak için hazırlığın bitmesini bekleyen yazar başlamaz.

Ters yönde bir tuzak da var. Bazı yazarlar hiçbir şey bilmeden oturur. Hikâyenin sonunu, kişilerin ne istediğini, ilk sekansın nereye gittiğini düşünmemiştir. İlk on sayfa hızla akar. Sonra sayfalar bir duvara çarpar ve yazar nedenini bilemez.

Taslağa başlamak, bu ikisinin arasında bir karar vermektir. Yazar neyi bilmesi gerektiğini, neyi bilmeden de yazabileceğini ayırır. Bunu bir kez, ilk sabahtan önce yapar.

Burcu'nun durumu birinci tuzağa yakın. Romanı iki kez okudu. Kaynak dosyasını kurdu, kartlarını panoya dizdi. Yağhaneye gidip Vahit Usta'yla yüz yüze konuştu. Takvimi hazır, klasörü düzenli. Yine de bir liste dolusu soru, ona henüz başlayamayacağını söylüyor.

Listenin her sorusu gerçek. Taşı neyin çevirdiği filmin gençlik sahnelerini değiştirir. Jandarmanın neyle geldiği bir sahnenin görüntüsünü değiştirir. Ama hiçbiri pazartesi sabahının ilk sayfasında yok. Burcu bunu bilmiyor değil. Sadece listeyi bir kapı gibi kullanıyor: hepsi kapanınca girecek.

İlk sabahın bir ağırlığı daha var. İlk sayfa yazarın kendisiyle yaptığı bir anlaşma gibidir. Hangi sesle anlatacağını, hangi hızla ilerleyeceğini, neyi göstermeyeceğini orada seçer. Bu yüzden ilk sayfa çoğu zaman en çok ertelenen sayfadır. Yazar o anlaşmayı yanlış yapmaktan korkar. Oysa ilk sayfa da bir taslaktır. Yeniden yazımda o da değişecek. Bugün iyi olması gerekmiyor. Yalnız başlaması gerekiyor.

İlk sabahın asıl işi bu kapıyı açmak. Hazırlığın neyi kapsadığını yoklamak, açılışı seçmek, ilk sekansa bir hedef koymak. Kişilerin ne istediğini bilmek, bilinmeyenleri işaretlemek. Sonra da masaya oturmak. Bunların hiçbiri uzun sürmez. Burcu'nunki bir akşamla bir sabaha sığıyor.

Mekanizma

Hazırlığı yoklamak

Atölye dağılırken Nermin Hanım Burcu'ya bir iş veriyor. Listeyi bu akşam yeniden yazacak. Ama bu kez üç sütuna bölecek.

Burcu sütunlara ad koyuyor: «Biliyorum», «Sayfada işaretlerim», «Durdurur». Sonra soruları tek tek taşıyor.

Birinci sütun çabuk doluyor. Ad kuralını biliyor, iki hattın düzenini biliyor. Tebeşirin nereden geldiğini, taşın bugün durduğunu biliyor. Romanın sonunu da biliyor.

İkinci sütun en kalabalığı. Taşı neyin çevirdiği oraya gidiyor. Jandarmanın yolu, çuvalın ağırlığı, yıkım ekibinin saati de. Her biri bir sahnenin görüntüsünü değiştirir. Ama hiçbiri sahnenin işini değiştirmez. Taş hangi güçle dönerse dönsün, Nüzhet ağabeyine oradan bakacak.

Üçüncü sütuna iki soru düşüyor. İkisi de Burcu'yu şaşırtıyor, çünkü ikisi de araştırma sorusu değil.

Birinci soru Ceren'le ilgili. Ceren köye ne için geliyor? Burcu bunu kartlarda «büyükannesini götürmek için» diye yazmıştı. Ama Ceren'in bunu ne kadar istediğini bilmiyor. Yalnız bir görev mi, yoksa bir korku mu? Bunu bilmeden ilk sekansın en uzun sahnesi yazılamaz.

İkinci soru ilk sekansın nerede bittiği. Bunu da Vahit Usta söyleyemez, Jale Hanım da söyleyemez. Burcu ikisini hafta sonuna bırakıyor, pazartesiye bırakmıyor. Listenin kalanı ikinci sütunda bekliyor.

Açılışı seçmek

Pazar akşamı Burcu klasörün «eski taslaklar» bölümünü açıyor. Orada mektupla açılan sürüm duruyor. Yaşlı bir kadının sesi torununa yazıyor, ilk sahne o sesle başlıyordu.

Burcu masaya dört aday koyuyor. Her birinin altına aynı sınamayı not ediyor: bu açılış seyirciye ne sorduruyor?

Birincisi mektup. Seyircinin aklına düşen soru «Bu kadın kime yazıyor?» Cevabı hemen geliyor ve ses her şeyi seyirciden önce anlatıyor. Bu aday çoktan elenmişti. Burcu onu yine de okuyor. Neden elendiğini bugün de söyleyebiliyor mu, bunu görmek istiyor. Söyleyebiliyor. Mektubun sesi filmin sonuna saklandı.

İkincisi gençlik hattı: bir hasat gecesi, taş dönüyor, Raşit gülüyor. Bu sayfa başka bir merak doğuruyor: «Bu gencin başına ne gelecek?» Film bir kayboluşun hikâyesi gibi açılır. Seyirci gidiş gecesini bekler, sonra da bir cevap. Oysa atölye o cevabı vermeyecek.

Üçüncüsü taşın altından çakının çıktığı sabah. Sonu başa koyan bir açılış. Seyirci hemen «Bu çakı kimin?» diye sorar. Bu soru bir polisiye vaat eder. YAĞHANE ise o vaadi tutmayacak.

Dördüncüsü bugün hattı, yıkımdan önceki son hafta, bir gece. Burcu bu sayfayı geçen hafta denemişti. Ekranda şöyle duruyor:

DIŞ. YAĞHANE KAPISI — GECE
Taş duvar. Ahşap kapıda yepyeni bir asma kilit.
Yaşlı NÜZHET kapıya kadar yürür. Kulağını tahtaya dayar.
İçeriden ses gelmez.
Elini önlüğünün cebine sokar. Parmakları bir tebeşir parçasını bulur. Çıkarmaz.
Uzakta bir köpek havlar. Nüzhet kilide bir kez dokunur ve döner.

Bu sayfanın merakı başka yerde: «Bu kadın kilitli bir kapının ardında neyi dinliyor?» Cevabı tek bir sahnede gelmez. Gençlik hattı onu yavaş yavaş verir: o kapının ardında bir zamanlar bir taş dönüyordu. Burcu dördüncü adayı seçiyor. Öbür üçü klasöre dönüyor, her birinin altında kendi sorusuyla.

İlk sekansın hedefi

Açılış seçildi, ama sayfa nereye gidecek? Burcu panodaki beyaz kartlara bakıyor. Son haftanın ilk günleri orada sıralı. Ama hangi kartta duracağı yazmıyor.

Burcu boş bir kart alıyor ve tek bir cümle yazıyor. İlk sekans, Ceren büyükannesini yıkımdan önce götüremeyeceğini anladığında bitecek. Bu noktaya gelene dek seyirci Raşit'le bir kez karşılaşacak: genç, canlı, işinin başında.

Cümle küçük ama sınırları belli. Tebeşir ilk sekansta yok. Jandarma yok, kahve yok. Bunlar sonra gelecek. Ceren'in gelişi, kilitli kapı, tek bir gençlik sahnesi var. Hedef ne yazılacağını söylediği kadar neyin bekleyeceğini de söylüyor.

Kişiler ne istiyor?

Burcu her kişinin kartına bir satır ekliyor. Satır kişinin sekansa girerken ne istediğini söylüyor.

Nüzhet'in satırı şöyle: taş kalkana kadar köyden ayrılmamak. Nedenini kimseye söylemeyecek. Burcu nedenini biliyor ama karta yazmıyor. Ceren'in satırı onunla çarpışıyor: büyükannesini yıkım başlamadan kente götürmek. Pazar gecesi satıra bir kelime daha ekliyor: Ceren korkuyor. Büyükannesinin yıkımı görmesinden korkuyor.

Gençlik sahnesi için genç Raşit'in de bir satırı var. Hasadın son gecesi, son çuvalı taşa kendisi yetiştirmek ve kız kardeşini taşın tozundan uzak tutmak. Küçük bir istek. Ama Raşit'i seyirciye sevdirecek olan da o.

Satırlar yazılınca ilk sekans bir çatışmaya dönüşüyor. Biri kalmak, öbürü götürmek istiyor. Gençlik sahnesi de ikisinin arasına bir hatıra koyuyor.

Bilinmeyeni işaretlemek

İkinci sütundaki sorular sayfaya nasıl girecek? Burcu cevabı beklemiyor. Bir yer tutucu not açıyor: köşeli parantez içinde eksik bilgi ve onun nereden bulunacağı. Gençlik sahnesinin ilk satırı şöyle başlıyor:

İÇ. YAĞHANE — GECE (GENÇLİK)
Taş döner. Uğultu. [TAŞI ÇEVİREN: hayvan mı, motor mu? Dönem kararı. Vahit Usta.]

Parantez sahneyi durdurmuyor. Uğultu yerinde, taş dönüyor. Yalnız neyin döndürdüğü sonra yazılacak.

Burcu bir şeyi de ayrı tutuyor. Raşit'in o gece nereye gittiği bir parantez değil. O soru araştırmayla kapanmayacak, Burcu'nun kararıyla da. Film onu açık bırakacak. Bu yüzden klasörde ayrı bir sayfada duruyor ve en üstte tek satır var: bu soru cevaplanmayacak.

Henüz duyulmayan ses

Gençlik sahnesinde Raşit konuşacak. Ama Burcu onun sesini henüz bilmiyor. Romanda Raşit hep Nüzhet'in ağzından anlatılıyor. Kendi cümlesi neredeyse yok.

Burcu replik yerine sahnenin işini yazıyor:

RAŞİT
Sen git, ben bitiririm. Bu toz sana yaramaz. [GEÇİCİ]

Cümle düz, fazla açık. Raşit'in ağzından değil, Burcu'nun kartından çıkıyor. Ama sahne yürüyor. Nüzhet'in itirazı, Raşit'in gülüşü, taşın uğultusu yerine oturuyor. İşaret sayesinde Burcu bu satırı yeniden yazımda bulacak. İşaretsiz kalsaydı, düz cümle bir süre sonra Raşit'in sesi sanılabilirdi.

Pazartesi sabahı

Saat sekiz. Burcu telefonu mutfakta bırakıyor. Kalem kutusunun altındaki niyet sayfasını çıkarıp yazarın sorusunu bir kez okuyor. Sonra kulaklığı takıyor.

Burcu'nun ritüelinde bir adım daha var. Vahit Usta'nın kaydını dinliyor: boş dönen taşın ince sesi. Kayıt bitince kulaklığı çıkarıyor. Açılış sahnesi tam o sesin yokluğunda geçiyor. Burcu sahne başlığını yazıyor.

Öğlene kadar üç sahne çıkıyor. Kilitli kapı, Ceren'in arabası, gençlik gecesi. Salı sabahı ise dizi odasına gidiyor. Vahit Usta'nın cevabı o gün geliyor. Burcu cevabı köşeli parantezin yanına not ediyor. Sahne o cevap için bir gün bile beklemedi.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Listeyi sütuna dök. Açık soruları tek bir liste hâlinde tutma. Biliniyor, işaretlenir, durdurur diye ayır. Uzun liste korkutur, ayrılmış liste yol gösterir.

Durdurur sütununa önce kararları yaz. Araştırma soruları nadiren bir sahneyi durdurur. Bir kişinin ne istediği, bir sekansın nerede bittiği durdurur. Onları ilk sabahtan önce cevapla.

Bir soruyu sahnenin işine sor. «Bu bilgi sahnenin ne işe yaradığını değiştirir mi?» Değiştirmiyorsa parantezde bekleyebilir.

Açılış adaylarını yan yana yaz. Kafanda tek bir açılış varsa onu sınayamazsın. En az iki ayrı başlangıç yaz, birkaç satır bile olsa.

Her adayın sorusunu çıkar. Açılış seyirciye bir soru düşürür. O soru filmin cevaplayacağı soru değilse aday yanlış vaatte bulunuyor demektir.

Elenen adayı sakla. Elenmiş açılış klasörde dursun. Bir gün neden elendiğini unutursan, sayfayı okuyup hatırlarsın.

Sonu başa koymayı tonla tart. Sonu baştan söylemek bir masal tonu kurar. Filmin cevap vermeyeceği bir soruyu doğuruyorsa o açılışı bırak.

İlk sekansın son anını bil. Bütün yapıyı bilmen gerekmez. Ama ilk sabah nereye yürüdüğünü bil. Tek cümle yeter.

Hedef neyin beklediğini de söylesin. İlk sekans hedefi aynı zamanda bir dışarıda bırakma listesidir. İkonik sahneyi oraya sıkıştırmak için acele etme.

Giriş amacını somut yaz. «Huzur bulmak» bir amaç değil. «Yıkımdan önce götürmek» bir amaç. Kameranın görebileceği bir istek yaz.

Gizli nedeni karta yazma, ama bil. Nüzhet neden kaldığını söylemiyor. Burcu biliyor. Yazarın bildiği, sayfanın söylemediği şey sahneye ağırlık verir.

Parantezi aranabilir yaz. Her yer tutucu aynı biçimde açılsın. Yeniden yazımda tek bir aramayla hepsini bulursun.

Bilinmeyen alanla parantezi karıştırma. Bazı sorular hiç kapanmayacak. Onları parantez açıp bekletme. Ayrı bir sayfada «açık kalacak» diye yaz.

Geçici repliği sahnenin işiyle yaz. Sesini bilmediğin kişiye süs uydurma. Sahnenin ne yapması gerektiğini düz söyle ve işaretle.

Geçici repliği bir sonraki turda mutlaka değiştir. İşaret kalkmadan taslak teslim edilmez. Düz cümle zamanla kişinin sesi sanılır.

Ritüeli kısa tut. Ritüel on dakikayı geçerse işin yerine geçer. Birkaç adım, sonra sahne başlığı.

Ritüeli projeye bağla. Burcu taşın sesini dinliyor. Ritüelin bir adımı o filmin dünyasına açılırsa masaya otururken o dünyaya girmiş olursun.

İlk sabah sayfa sayısını ölçme. İlk günün işi başlamak. Hız ancak birkaç gün sonra ölçülür.

Araştırma cevabını sahneye taşımak için yeniden yazımı bekle. Gelen cevap parantezin yanına not edilsin. Sahneyi o gün açıp düzeltme.

Listeyi duvara as. Başlamadan önce yazdığın soru listesi çekmecede kaybolmasın. Ortadaki sütun taslak boyunca büyüyecek. Görünür kalırsa yeniden yazımın gündemi kendiliğinden çıkar.

İlk sahneyi ikinci kez yazmaya kalkma. İlk sabah bitince ilk sayfa okunur, ama düzeltilmez. Bir eksik görüyorsan kenarına yaz ve ikinci sahneye geç.

Kişinin sesini sahnede ara, kartta değil. Geçici replik bir köprüdür. Kişinin gerçek sesi çoğu zaman birkaç sahne sonra, beklenmedik bir yerde gelir. O zaman geri dönüp değiştirirsin.

İlk sayfayı son sayfayla birlikte düşün. YAĞHANE kilitli bir kapıyı dinleyen bir kadınla açılıyor. En sonda ad bir mektup kâğıdında görünecek. Sessizlikten yazıya giden bu yol, açılışın neden doğru yerde durduğunu söylüyor.

Seçtiğin açılışı birine sesli oku. Dinleyene ilk sorusunu sor. Duyduğun soru senin yazdığın soruysa açılış işini görüyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Araştırma bitmeden yazmaya başlanmaz."
Doğrusu

Araştırma hiçbir zaman tam bitmez. Burcu'nun listesindeki soruların çoğu ilk sayfada yoktu. Cevaplar taslak yürürken geldi.

Yaygın yanlış"Hazırlık ne kadar çoksa başlamak o kadar kolaydır."
Doğrusu

Bazen tersi olur. Çok hazırlanan yazar her yeni soruyu bir engel sanır. Yoklama hazırlığı azaltmaz, ayırır.

Yaygın yanlış"Hazırlık gerekmez, yazdıkça bulunur."
Doğrusu

Bazı şeyler yazdıkça bulunur. Ama hikâyeyi hiç bilmeyen yazar In a Lonely Place'teki Dix gibi başkasının özetine kalır.

Yaygın yanlış"Açılış en iyi sahneyle yapılır."
Doğrusu

Açılış en çarpıcı sahne olmak zorunda değil. Doğru soruyu soran sahne olmalı. YAĞHANE'nin en güçlü imgesi tebeşir, ama ilk sayfada yalnız bir cepte duruyor.

Yaygın yanlış"Sonu başa koymak gerilimi öldürür."
Doğrusu

Moulin Rouge! sonu ilk satırda söylüyor ve gerilim başka bir soruya taşınıyor. Önemli olan hangi sorunun açıldığı.

Yaygın yanlış"İlk sekansın hedefi bütün yapıyı bilmeyi gerektirir."
Doğrusu

Tek bir varış noktası yeter. Burcu'nun kartı tek cümle.

Yaygın yanlış"Geçici replik zayıf yazarlıktır."
Doğrusu

Geçici replik bir işarettir, bir karar değil. Larry gibi kusursuz ilk kelimeyi bekleyen yazar sahneyi hiç yazamaz.

Yaygın yanlış"Köşeli parantez taslağı kirletir."
Doğrusu

Parantez taslağın iç belgesidir. Okura gitmeden temizlenir. Parantezsiz bırakılan boşluk ise bir uydurmayla dolar.

Yaygın yanlış"Yazmak için ilham gelmesini beklemek gerekir."
Doğrusu

Limitless'teki hap yalnız filmde var. Ritüel ilhamı çağırmaz, yazarı masaya getirir.

Yaygın yanlış"Durduran soru hep bir bilgi eksiğidir."
Doğrusu

Çoğu zaman bir karar eksiğidir. Marty'ye gelen hikâyeler onun yerine karar vermedi.

Yaygın yanlış"İlk sayfa kusursuz olmalı ki taslak doğru başlasın."
Doğrusu

İlk sayfa da yeniden yazılacak. Taslağın yönünü sayfanın cilası değil, ilk sekansın hedefi belirler.

Yaygın yanlış"Hiç kapanmayacak soru da parantezle işaretlenir."
Doğrusu

Parantez bir gün kapanacak boşluk içindir. Raşit'in akıbeti gibi bilerek açık bırakılan soru parantezde beklerse, yazar bir gün onu doldurmaya kalkar.

Yaygın yanlış"Ritüel uzadıkça yazarı daha iyi hazırlar."
Doğrusu

Uzayan ritüel yazının yerini alır. Burcu'nunki birkaç dakika sürüyor ve sahne başlığıyla bitiyor.

Yaygın yanlış"Gelen araştırma cevabı hemen sahneye işlenmeli."
Doğrusu

O gün sahneyi açmak, ilerlemeyi durdurur. Cevap parantezin yanına yazılır, sahne yeniden yazımda güncellenir.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Taslağa başlamak için bütün soruların değil, ilk sayfayı durduran soruların cevabı gerekir.
  • Hazırlık yoklaması açık soruları bilinen, işaretlenen ve durduran diye ayırır.
  • Durduran bilinmeyen çoğu zaman bir araştırma sorusu değil, yazarın kendi kararıdır.
  • Açılış adayları yan yana yazılır; her birinin seyirciye sorduğu ilk soru tartılır.
  • Elenen açılış saklanır; neden elendiği her an söylenebilmelidir.
  • İlk sekans hedefi tek cümleyle yazılır ve neyin bekleyeceğini de söyler.
  • Giriş amacı her kişinin ilk sekansta peşinden gittiği somut istektir.
  • Bilinmeyen ayrıntı köşeli parantezle işaretlenir, hiç kapanmayacak soru ayrı tutulur.
  • Geçici diyalog sahnenin işini düz söyler ve mutlaka işaretlenir.
  • Başlama ritüeli kısa, tekrarlanabilir ve projeye bağlıdır.
  • Taslak sürerken gelen araştırma cevabı parantezin yanına yazılır; sahne o gün yeniden açılmaz.

Sonraki derse köprü

Pazartesi öğlen Burcu'nun önünde üç sahne var. İlk sayfayı bir daha okuyor. Kilidin tarifi ona fazla uzun geliyor. Raşit'in geçici repliği gözünü rahatsız ediyor. Perşembe sabahı dosyayı açtığında önce hangisine dokunacak? Kilidi düzeltmek için mi oturacak, Ceren'in ikinci sahnesine geçmek için mi? Üçüncü sahnede Raşit'in sesini bulursa, ilk sahneye geri mi koşacak? Perşembe kaldığı yeri nasıl bulacak? Bu sorular yeni bir alışkanlık istiyor. Sıradaki ders onu kuruyor: ileri doğru yazmak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — masanın ortasında katlı bir kâğıt; başında el yazısıyla «Başlamadan önce», altında uzayan sorular.
  • Hazırlık yoklaması — soruların üç sütuna kayması; ortadaki sütun kalabalık, sağdaki yalnız iki satır.
  • Durduran bilinmeyen — sağ sütundaki iki satırın üstünde soru işareti yerine bir kalem ucu.
  • Açılış adayı — dört kâğıt yan yana; her birinin altında başka bir soru belirip biri hariç hepsi klasöre kayıyor.
  • İlk sekans hedefi — beyaz kartların arasına sıkışmış tek cümlelik bir kart; ötesindeki kartlar soluk.
  • Giriş amacı — iki kartın köşesinde iki satır, okların ucu birbirine dönük.
  • Yer tutucu — bir sahne sayfasında köşeli parantez içinde bir satır; parantez bir süre sonra kalemle çevriliyor.
  • Geçici diyalog — bir replikte düz bir cümle, yanında küçük bir işaret.
  • Başlama ritüeli — mutfak masasında bırakılan telefon, kalem kutusunun altından çıkan sayfa, bir kulaklık.

Ritim

Ders kâğıt katlama sesiyle açılıyor. Sütunlar kurulurken kalem sesi hızlı ve kısa. Açılış adayları okunurken her kâğıdın ardından küçük bir duraklama. Senaryo alıntısında ses neredeyse yok; yalnız uzakta bir köpek. Ritüel bölümünde boş dönen bir taşın ince uğultusu kulaklıktan sızıyor, kayıt bitince yerini klavyenin ilk vuruşlarına bırakıyor. Köprüde bir dosyanın açılış sesi ve tek bir tuş.