Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Reklamın süresi senaryodan önce verilir ve senaryo ondan geriye doğru yazılır.
- Süre bütçesi, her saniyenin nereye harcandığını gösterir.
- Mesaj yükü süreyle birlikte daralır; kısa reklam tek düşünce taşır.
- Erken markalama, kaydırılan ekranda ürünün ilk saniyelerde elde olmasıdır.
- Ürün sergilenirken değil, kullanılırken görünürse iki iş birden yapar.
- Kapanış kartı ayrı bir kare olabilir ya da son görüntünün içine yerleşebilir.
- Çağrı amaca göre seçilir; her reklam satın al demez.
- Tampon reklam bir hikâye değil, bir hareket ve bir ad taşır.
- Uzun süre yük için değil, kurulum için harcanır.
- Marka filmi seyircinin kendi isteğiyle açtığı uzun bir hikâyedir.
- Sahnenin saati de ürün hakkında bir iddia taşıyabilir.
- Bütün sürümler aynı çekim gününden çıkacaksa her biri çekim planına yazılır.
Açılış sahnesi
Emre ayağa kalkıyor, elinde iki sayfa. Ana filmin ilk taslağını sesli okuyacak. Selim telefonunun kronometresini açıp masaya koyuyor. "Başla."
Emre okuyor. Karanlık bir sokak. İlk otobüs. Buğulu cam. Arka sırada iş yelekli bir genç, çantasının iç gözünden küçük bir termos çıkarıyor. Sonra Eskişehir'deki atölye geliyor, tezgâhta çelik gövdeler. Sonra eski katalogdan bir sayfa. Sonra yine otobüs, uzanan bir kapak.
Selim kronometreyi kaldırıyor. "Otuz saniye bitti. Daha kapağı uzatmadı."
Emre sayfayı çeviriyor. Arkada daha yarım sayfa var. Kapak uzanacak, yolcu alacak, otobüs duracak, logo gelecek. Hepsi süre dolduktan sonra.
Burcu telefonunu alıp dikey tutuyor. Sesi kısıyor. "Bir de böyle düşün. Kimse senin okuduğunu duymayacak."
Masada Sevgi Hanım'ın yeğeninden gelen kısa bir mesaj var. Firmanın sayfalarına bakan kişi o. Soruyor: altı saniyelik bir sürüm de olur mu? Platform onu videoların başında gösteriyormuş.
Emre gülüyor. "Altı saniyede termos kapağını bile açamazsın." Kimse gülmüyor. Selim kronometreyi sıfırlıyor ve ekranı Emre'ye çeviriyor.
Nermin Hanım sayfaları Emre'nin elinden alıyor. Tahtaya bir çizgi çekiyor ve üstüne beş işaret koyuyor. "Önce saniyeleri harcayalım. Sonra yazalım."
Reklamın süresi senaryodan önce verilir. Her süre kendi kurulumunu, ürün anını ve çağrısını ister; senaryo o süreden geriye doğru yazılır.
Bu derste ne olacak
Bu derste aynı fikrin farklı sürelerde nasıl başka bir film olduğunu göreceğiz. Atölyenin elinde Bekçi Termos için yatay bir ana film ve dikey bir kısa sürüm var. Emre'nin taslağı süreye sığmıyor. En kısa süreden başlayıp en uzuna gideceğiz. Her sürede neyin kurulabileceğini, ürünün ne zaman görüneceğini ve seyirciden ne istenebileceğini soracağız. Bir de şunu konuşacağız: kısa bir filme kaç şey söyletebilirsin? Son olarak aynı fikrin iki sürümünü, görüntü ve ses satırlarıyla sayfada göreceğiz. Örnekler atlanamayan bir sigorta reklamından, dans eden gölgelerden, bir futbolcunun formasından, bir şehrin portresinden ve internette yayımlanan kısa filmlerden geliyor.
Sıfır noktası
Senarist süreyle çalışmayı bilir. Uzun metrajda sayfa ölçüdür. Kabaca bir sayfa, perdede bir dakika sürer. Bir sahne fazla uzarsa yazar onu kısaltır, ama filmin toplam süresinde biraz pay vardır. Yarım sayfa fazlası kimseyi öldürmez.
Reklamda bu pay yoktur. Süre bir kalıp gibi verilir. Otuz saniyelik bir reklam otuz saniyedir, bir kare fazlası yayına girmez. Üstelik süre filmin sonunda değil, başında belirlenir. Teslim listesine yazılır, yani işin sonunda müşteriye verilecek dosyaların sıralandığı listeye. Senaryo o listeden geriye doğru yazılır.
Senarist aynı hikâyeyi farklı uzunluklarda anlatmayı da bilir. Logline bir cümledir, sinopsis bir sayfa, tretman birkaç sayfa. Hikâye aynıdır, ama her uzunlukta başka şeyler düşer. Logline'da yan karakter kalmaz, sinopsiste sahne ayrıntısı kalmaz. Reklamda da aynı fikir altı saniyede, otuz saniyede ve birkaç dakikada başka filmlere dönüşür. Fark şu: logline'ı kimse perdede izlemez. Reklamın her sürümü ise seyirciye ayrı ayrı gösterilir.
Bu yüzden reklam yazarı saniyeyi bir yer gibi düşünür. Her saniye bir yer tutar ve ikinci bir şeye verilemez. Emre'nin taslağındaki atölye görüntüsü güzel olabilir. Ama oraya harcanan saniyeler kapaktan çalınır.
Süre bir şey daha belirler: seyircinin ne kadar sabrı olduğunu. Bir film salonundaki seyirci bilet almıştır, kalır. Telefonda reklam izleyen kişi ise ekranı kaydırabilir ya da atlama düğmesine basabilir. Kısa süre her zaman sabırsız bir seyirci demektir. Bu seyirci reklamı aramadı, reklam onun önüne çıktı.
Bunun tersi de doğru. Uzun bir marka filmini açan kişi onu kendi isteğiyle açmıştır. Ona bir hikâye borçlusun. Kısa süreli reklam seyircinin dikkatini çalmaya çalışır, uzun süreli film onu kazanmaya.
Bekçi'nin durumu bu iki ucun ortasında. Film telefonda, çoğunlukla ekran dik tutulup ses kapalıyken izlenecek. Ana film yatay ve otuz saniye, kısa sürüm dikey ve on beş saniye. İkisi de atölyenin deneme kararı. Para bir günlük çekime, bir yere ve iki oyuncuya yetiyor. Çekilecek malzeme bu kadar. Bütün sürümler aynı çekim gününden çıkacak.
Mekanizma
Saniyeyi bölmek
Nermin Hanım tahtadaki çizgiye otuz saniyeyi yazıyor. Altına Emre'nin taslağındaki her görüntüyü sırayla koyuyorlar ve her birine kaba bir süre veriyorlar. Sokak, otobüs, termosun çıkışı, atölye, katalog, kapak, logo. Toplam elli saniyeyi geçiyor.
Bütçe yazılınca sorun görünüyor. Atölye ile katalog ayrı bir film. Otobüsteki genç ile hiç karşılaşmıyorlar. Emre ikisini çıkarıyor. Bir de tek mekân var: atölye görüntüsü için ikinci bir yere gitmek gerekiyordu. Bütçe yazıldığı an kendi kendini doğruluyor.
Kalan bütçe şöyle bir şeye benziyor. Birkaç saniye karanlık otobüs ve soğuk eller. Birkaç saniye termos ve kapak. Biraz daha uzun bir an, kapak elden ele geçerken. Son birkaç saniye logo.
Kaç şey söylenebilir
Emre itiraz ediyor. Atölyenin otuz yılı gerçek bir değer. Çantanın iç gözüne girmesi de öyle. Çeliği de, Eskişehir'i de.
Nermin Hanım bir deney öneriyor. Burcu taslağı bir kez dinledi, şimdi geri anlatsın. Burcu anlatıyor: "Bir genç otobüste çay paylaşıyor." Atölyeyi, kataloğu, çeliği hatırlamıyor. Otuz saniyede bir düşünce kalmış, öbürleri silinmiş. Silinmiş şeylere harcanan saniyeler boşa gitmiş.
Selim ekliyor: yük yalnız sözle gelmez. Ekrandaki her yazı, her yeni yer, her yeni yüz bir yüktür. Telefonda sesi kapalı izleyen kişi için yazı ana kanaldır. Ama otuz saniyede okunabilecek yazı azdır.
Ürün ne zaman görünür
Sevgi Hanım'ın zorunlu unsurları açık. Ürün bir kez kullanılırken görünecek, son karede logo duracak. Köşede sürekli duran logo reddedildi. Peki ürün filmin hangi saniyesinde girecek?
Otuz saniyelik yatay filmde termos geç girebilir. İlk saniyeler soğuğu ve karanlığı kurar. Ama dikey on beş saniyelik sürümde durum başka. Ekranı kaydıran bir başparmak ilk saniyede karar verir. Burcu taslağın dikey hâlini termosun çantadan çıkışıyla açıyor. Soğuk eller sonra geliyor.
Bu bir kayıp mı? Biraz. Kurulum kısalıyor, gerilim zayıflıyor. Ama ürün kullanılırken görünüyor ve bu zorunlu unsur zaten. Erken markalama ürünü bağırmak değil, ilk karede elde tutmak demek.
Ürünün görünme biçimi de süreye bağlı. Uzun bir sürümde termos bir nesne olarak dolaşabilir. Kısa sürümde yalnız işini yaparken görünür: kapak dönerken, çay dökülürken.
Isı ve saat
Emre otobüs sahnesini bir an akşama almayı düşünüyor. Vardiya dönüşü, yorgun genç, termostan buhar. Nermin Hanım hemen soruyor: "Çayı ne zaman koydu?"
Akşam buhar çıkan bir termos bir iddia taşır. Sabah konan çayın akşama dek sıcak kaldığını söyler. Test raporu yok. Sabahın köründe ise çay az önce konmuştur. Buhar yalnız çayın kendisidir. Sahnenin saati sözsüz bir iddia olabilir, o yüzden süre gibi saat de bir karardır.
Son kare
Kapanış kartının süresi de bütçeden düşer. Otuz saniyede logo birkaç saniye durabilir. On beş saniyede daha az. Burcu bir öneri getiriyor. Kapanış kartı ayrı bir kare olmasın. Otobüsteki son görüntüde termos koltukta dursun, kapağı takılı, logo okunur hâlde. Böylece son kare hem hikâyenin hem markanın olur.
Çağrı
Seyirciden ne isteniyor? Çağrı satırı, seyirciden açıkça bir eylem isteyen satırdır. Burcu "Hemen sipariş ver" diye bir satır yazıyor. Selim siliyor. Sevgi Hanım'ın amacı satış sitesine tıklanması değildi. Bayiler yeni termosu sorsun istiyordu. Rafta görünce adı bilsinler.
Bu amaç başka bir çağrı ister. Seyirciye tıklatmak değil, bir adı ve bir görüntüyü bırakmak. Kapanış kartında marka adı ve termosun kendisi. Belki küçük bir yazı: atölyenin şehri. Çağrı da süreyle değişir. Altı saniyede yalnız ad kalır. Uzun bir filmde seyirciye bir hikâyenin sonunda bir yer gösterilebilir.
En kısa ve en uzun
Yeğenin sorusu masada. Nermin Hanım altı saniyeyi bir deneme olarak ele alıyor.
Altı saniyede kurulum yoktur. Burcu tek bir planı öneriyor. Dikey kadraj, iki el. Biri kapağı uzatıyor, öbürü alıyor. Kapağın üstünde logo. Hepsi bu. Hikâye yok, ama bir hareket var. Selim kendi defterine bir soru yazıyor: bu plan ana filmin çekim gününde ayrıca çekilebilir mi? Cevap evet, aynı mekân, aynı iki oyuncu.
Öbür uç da konuşuluyor. Altmış saniye ana filme yeni bir sahne açar. Otobüse tanıdık biri biniyor ve gencin ne yapacağı görülüyor. Gözlem notlarındaki gerilim ancak o sürede sahneye çıkabilir. Ama tanıdık biri üçüncü bir oyuncu demek ve bütçe iki oyuncu taşıyor. Selim bir çözüm öneriyor. Tanıdık hiç görünmez. Otobüs kapısı açılır, genç başını kaldırır, yüzü değişir. Gerisini seyirci tamamlar.
Bir marka filmi atölyeyi, kataloğu, Emre'nin çıkardığı bütün görüntüleri geri alabilir. Ama bu bütçeyle değil. Tek mekân ve tek çekim günü uzun bir filmi taşımaz. Nermin Hanım iki sürümü de teslim listesinin dışında tutuyor. Altı saniye ile altmış saniyenin listeye girip girmeyeceğini Sevgi Hanım'a soracaklar. Uzun film ise ayrı bir iş olarak not ediliyor.
Aynı fikir, iki sayfa
Atölye üzerinde çalıştığı fikri iki süreye yazıyor. Fikrin son hâli henüz verilmedi. Taslak içgörü cümlesine ve otobüste uzanan kapağa dayanıyor. Reklam senaryosu iki sütunla yazılır: solda görüntü, sağda ses. Atölye sütunları alt alta satırlarla gösteriyor.
OTUZ SANİYE — YATAY — ÇALIŞMA TASLAĞI
GÖRÜNTÜ: İlk otobüs, karanlık. Buğulu camın ardında kapalı dükkânlar.
SES: Motor uğultusu. Kapı sesi.
GÖRÜNTÜ: Arka sıra. İş yelekli genç çantanın iç gözünden küçük çelik termosu çıkarır.
SES: Kapak çevrilir.
GÖRÜNTÜ: Yanındaki yolcu ellerini ceplerine sokmuş. Genç kapağa çay doldurur, uzatır.
SES: Söz yok.
GÖRÜNTÜ: Yolcu kapağı iki eliyle alır. Genç termosun ağzından içer. Termos çantaya döner.
SES: Otobüs durur.
GÖRÜNTÜ: Kapanış kartı. Koltukta kapaklı termos, logo okunur.
SES: Son satır fikirle birlikte yazılacak.
Kısa ve dik sürüm de aynı çekim gününün malzemesinden çıkıyor.
ON BEŞ SANİYE — DİKEY — SESSİZ — ÇALIŞMA TASLAĞI
GÖRÜNTÜ: Termos çantadan çıkar, kadrajı doldurur. Kapak döner.
GÖRÜNTÜ: Çay kapağa dökülür. Kapak bir başka ele uzanır.
GÖRÜNTÜ: İki el kapağı tutar. Arkada buğulu cam.
GÖRÜNTÜ: Logo, termosun üstünde.
SES: Söz yok. Ses kapalıyken de aynı film.
Selim teslim listesine bir not düşüyor. Bu sürümde söz olmadığı için altyazılı kopyada da yazı yalnız kapanış kartında duracak.
Burcu'nun gözüne bir ayrıntı takılıyor. Selim'in ilk notu, çanta iki sürümde de olsun diyordu. Çanta var, ama yönü ters: kısa sürümde termos yalnız çantadan çıkıyor, geri dönmüyor. Dönüş saklamak mı, taşımak mı? Nermin Hanım cevabı süreye bırakmıyor. O karar fikrin kararı.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Bütçeyi saniye saniye yaz. Taslağı yazmadan önce toplam süreyi bir çizgiye böl. Her görüntüye kaba bir süre ver. Toplam süreyi geçiyorsa yazmaya başlama, önce çıkar.
Taslağı kronometreyle oku. Sesli oku ve süre tut. Aksiyon satırları okunurken hızlı geçer, perdede yavaş geçer. Okuma süren gerçek süreden hep kısadır.
Kısa sürümü ana filmin içinden seç, ama yeniden kur. On beş saniye otuzun ilk yarısı değildir. Hangi planların tek başına anlaşılacağını işaretle ve sırasını yeniden düşün.
Dikey kadrajı çekim gününde ayrıca planla. Yatay bir plandan dikey kesmek kolay görünür. Ama iki kişinin arasındaki kapak dikey kesimde kadrajdan düşebilir. Kritik planları her iki biçime göre çek.
Ürünü kullanırken göster, sergilerken değil. Termos masada duruyorsa bir ürün çekimidir. Kapak dönerken ise bir hikâyenin parçasıdır. Kısa sürede ikincisi iki işi birden yapar.
İlk saniyeyi sessizken sına. Kısa sürümün ilk karesini sesi kapalı göster. Seyirci kimin reklamı olduğunu anlamıyorsa erken markalama yok demektir.
Altı saniyeyi bir kareden başlat. Önce tek bir fotoğraf karesi seç. O kare tek başına okunuyorsa planı ondan kur. Okunmuyorsa altı saniyeyi zorlama.
Sahnenin saatini bir iddia gibi oku. Saat, mevsim, yolculuğun uzunluğu ürün hakkında bir şey söyleyebilir. Söylediğin şeyin kanıtı yoksa saati değiştir.
Kapanış kartını hikâyenin içinde ara. Ayrı bir logo karesi saniye yer. Son görüntüde ürün okunur durursa kart hikâyenin kendisi olur.
Çağrıyı amaca göre seç. Müşterinin istediği bir tıklama mı, bir arama mı, bir rafta tanıma mı? Her biri başka bir son satır ister. Bekçi'ninki adı bırakmak.
Mesaj yükünü bir başkasına anlattırarak ölç. Taslağı birine bir kez göster. Ne hatırladığını sor. Hatırlanmayan her şey bir sonraki taslakta çıkarılacak adaydır.
Uzun süreyi yük için değil, kurulum için harca. Süre arttığında yeni bir mesaj ekleme isteği doğar. Onun yerine aynı mesajın önünü derinleştir. Detroit filmi şehre dakikalar verdi, mesajına değil.
Bütün sürümleri tek çekim gününe sığdır. Çekim planına her sürümün ihtiyaç duyduğu planları yaz. Altı saniyelik plan, dikey kesimler, kapanış kartı aynı günden çıkmalı.
Sürümleri birbirine benzet, ama birbirinin kopyası yapma. Seyirci bir gün kısa sürümü, ertesi gün ana filmi görebilir. Aynı kapak, aynı eller, aynı logo onu tanıdık bir yere götürür. Ama kısa sürüm ana filmin fragmanı gibi durursa seyirci eksik bir film izlediğini sezer.
Saniyeyi hareketle ölç, sözle değil. Kapağın çevrilmesi, çayın dökülmesi, elin uzanması gerçek süre alır. Bir oyuncuya bu hareketleri sayfadaki hızla yaptırmak zordur. Taslaktaki her hareketi elinde bir termosla bir kez yap ve süreyi yaz.
Müşteriye süreyi kararla birlikte götür. Sevgi Hanım altı saniyelik sürümü istiyor mu, bilmiyor. Ona yalnız soru götürme. Planı, çekim gününe etkisini ve teslim listesine ekleyeceği dosyayı birlikte göster.
Atılan görüntüyü sakla. Emre'nin atölye görüntüsü bu filmde yok. Bir gün yapılacak marka filminde olabilir. Çıkardığın her şeyi ayrı bir dosyada tut.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Kısa reklam, uzun reklamın kısaltılmışıdır."
Kısaltılmış bir film çoğu zaman ortasından kopuk kalır. Her süre kendi kurulumunu ister ve yazılırken planlanır.
Yaygın yanlış"Ne kadar çok şey söylersek o kadar iyi."
Seyirci otuz saniyede bir düşünce hatırlar. İkinci düşünce birinciyi zayıflatır, üçüncüsü ikisini birden silebilir.
Yaygın yanlış"Logo en sonda yeter."
Telefonda kaydırılan bir reklamda sona kalan çok azdır. Kısa sürümde ürün ilk saniyelerde elde olmalı, logo da sonda.
Yaygın yanlış"Logoyu bütün film boyunca köşede tutmak güvenlidir."
Sürekli logo bir reklamı afişe çevirir ve seyirci onu görmez olur. Bekçi'nin müşterisi de bunu reddetti.
Yaygın yanlış"Çağrı her zaman satın al demektir."
Çağrı amaca bağlıdır. Bir markanın adını rafta tanıtmak isteyen filmin çağrısı bir ad ve bir görüntüdür.
Yaygın yanlış"Altı saniyede hikâye anlatılamaz, o yüzden hiçbir şey anlatılamaz."
Altı saniye bir hikâye taşımaz, ama bir hareket taşır. Uzanan bir el, bir kapak, bir ad yeter.
Yaygın yanlış"Uzun marka filmi yalnız bütçe işidir."
Bütçe gerekir, ama asıl gerekli olan seyircinin kendi isteğiyle açacağı bir hikâyedir. Hikâyesiz uzun film uzatılmış bir reklamdır.
Yaygın yanlış"Dikey sürüm, yatay filmin ortasından kesilir."
Ortadan kesim iki kişiden birini kadrajdan atabilir. Dikey sürümün planları çekimde ayrıca düşünülür.
Yaygın yanlış"Sahnenin saati yalnız ışık meselesidir."
Akşam buhar çıkaran bir termos, ürün hakkında kanıtsız bir iddia taşır. Saat de ürün hakkında konuşabilir.
Yaygın yanlış"Kısa reklamda kurulum gereksizdir."
Kurulum kısalır ama kaybolmaz. Dikey sürümde soğuk eller birkaç kareye iner. O birkaç kare olmasa uzanan kapak bir ikram değil, sıradan bir hareket olurdu.
Yaygın yanlış"Otuz saniyelik reklam her yerde aynı otuz saniyedir."
Yatay ekranda sesle izlenen otuz saniye ile dikey ve sessiz izlenen otuz saniye başka filmlerdir. Süre aynı kalsa da mecra kurulumu değiştirir.
Yaygın yanlış"Süreyi kurgucu ayarlar."
Kurgucu süreyi bir iki kare oynatabilir. Ama on saniye fazla yazılmış bir taslaktan neyin atılacağına kurgu masasında karar vermek geç kalmaktır. Atılacak şey sayfada atılır.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Reklamın süresi senaryodan önce verilir ve senaryo ondan geriye doğru yazılır.
- Süre bütçesi, her saniyenin nereye harcandığını gösterir.
- Mesaj yükü süreyle birlikte daralır; kısa reklam tek düşünce taşır.
- Erken markalama, kaydırılan ekranda ürünün ilk saniyelerde elde olmasıdır.
- Ürün sergilenirken değil, kullanılırken görünürse iki iş birden yapar.
- Kapanış kartı ayrı bir kare olabilir ya da son görüntünün içine yerleşebilir.
- Çağrı amaca göre seçilir; her reklam satın al demez.
- Tampon reklam bir hikâye değil, bir hareket ve bir ad taşır.
- Uzun süre yük için değil, kurulum için harcanır.
- Marka filmi seyircinin kendi isteğiyle açtığı uzun bir hikâyedir.
- Sahnenin saati de ürün hakkında bir iddia taşıyabilir.
- Bütün sürümler aynı çekim gününden çıkacaksa her biri çekim planına yazılır.
Sonraki derse köprü
Atölyenin taslağı artık süreye sığıyor. Ama hangi biçimde konuştuğu henüz belli değil. Soğuk eller bir sorunsa, uzanan sıcak kapak onun çözümüdür ve filmin kahramanı termos olur. Otobüsteki iki kişinin küçük bir hikâyesiyse kahraman genç olur, termos yalnız elinde durur. Planlar aynı kalabilir, reklam değişir. Seyirci ilkinde bir ürünün işini, ikincisinde bir insanın sabahını hatırlar. Sonraki ders reklam yapılarını konuşuyor: problem–çözüm kuruluşunun hikâyeden ayrıldığı yer ve bir filmin iskeletini seçen öbür kararlar.