Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Kısa filmin süresi yazmadan önce verilen bir karardır.
- Bir sayfa kabaca bir dakikadır; kesin süreyi zamanlama verir.
- Tek hamle filmi bir kurulum ve onu tersine çeviren bir karşılıktır.
- Tekrar merdiveni üç dakikada gelişme duygusu kurar; üçüncü basamak bir varış ya da kırılmadır.
- Sabit pencere uzun zamanı birkaç dakikaya sığdırır, bir anı derinleştirmez.
- Bekleme payı on dakika civarında değişimin önüne gerilim koyar.
- Bağlam sahnesi zemin verir ama bir sürprizi harcar.
- Yan hat yirmi dakikadan sonra yer bulur ve finale bağlanmalıdır.
- Süre uzadıkça fikrin türü ve yapı birlikte değişir.
- Basamaklar arasında kalan süre çoğu zaman kararsız bir sahneden gelir.
- Değişimin dakikası, sonrasına kalan nefesi belirler.
- Her dakika ve her mekân yapımda bir bedeldir.
Açılış sahnesi
Emre berber taslağını yeniden yazmış. Kapakta çalışma adı var: Kepenk. Deste elde tartılacak kadar kalın: yirmi altı sayfa.
Selim desteyi alıp masanın ucuna çekiliyor. Elinde telefonunun kronometresi, sahneleri yarı sesle okuyor. Emre bekliyor. Nermin Hanım pencereden çarşıya bakıyor.
Okuma bitince Selim ekranı çeviriyor. Yirmi beş dakikayı geçmiş. Sonra bir şey daha söylüyor. İsmail Usta'nın eli yirmi ikinci sayfada titriyor. Ondan önce Uzaktaki oğul arayıp İsmail'i emekliliğe razı etmeye uğraşıyor. Bina yöneticisinin adamı iki kez kapıyı çalıyor. Tarık kendi camlı salonunda bir müşteriyi tıraş ediyor. Dükkânın kırk yılı da fotoğraflar üstünden tek tek anlatılıyor.
"Kaç dakikalık bir film yazdın?" diye soruyor Nermin Hanım.
Emre omuz silkiyor. "Ne kadar tutarsa."
"O zaman süreyi sen seçmedin. Sayfalar seçti."
Nermin Hanım tahtaya altı süre yazıyor: bir, üç, beş, on, on beş, yirmi ile otuz arası. Her birinin altına aynı adı koyuyor: Kepenk. Emre'den aynı tohumu altı kez anlatmasını istiyor. Her seferinde neyin düştüğünü, neyin kaldığını görecekler.
Kısa filmin süresi yazdıktan sonra ölçülen bir sonuç değildir; yazmadan önce verilen ve fikri de yapıyı da belirleyen bir karardır.
Bu derste ne olacak
Kısa filmin süre basamaklarını tek tek dolaşacağız. Bir dakikanın neden tek bir hamle taşıdığını, üç dakikanın tekrarla nasıl tırmandığını göreceğiz. Beş dakikanın zamanı sabit bir bakışla nasıl sıkıştırdığına bakacağız. On dakikada ilk kez beklemeye yer açılıyor. On beşte çekirdek sahnenin çevresine bağlam giriyor. Yirmi ile otuz arasında ikinci bir hat mümkün oluyor. Her basamakta Kepenk'in başka bir hâlini okuyacağız. Sonunda dakikaların hangi fikre ve hangi iskelete izin verdiğini toparlayacağız. Emre'nin yirmi altı sayfalık destesi bu yolculuğun sonunda bir karara inecek. Örnekler bir buçuk dakikadan yirmi dakikaya uzanan kısa filmlerden geliyor. Dersin sonunda kendi fikrine hangi sürenin yakıştığını sınayabileceksin.
Sıfır noktası
Kısa film tek bir uzunluk değildir. Bir dakikanın altında kalan da kısa filmdir, yarım saati aşan da. Kimi festivaller kendi üst sınırlarını koyar ve bu sınırlar kurumdan kuruma değişir. Kimi yarışmalar tek bir süre ister, kimi programlar belli uzunluktaki filmleri ayrı kuşaklarda gösterir. Senarist başvuracağı yerin koşullarını kendisi okur. Bu dersin işi o sınırlar değil, sürenin metnin içinde yaptığı iştir.
Yaygın bir pratik ölçü var: senaryonun bir sayfası perdede kabaca bir dakika tutar. Ölçü kabadır. Sessiz eylem satırları sayfadan uzun sürer, hızlı atışmalar kısa. Kesin süreyi metni sahne sahne okuyup oynayan senaryo zamanlaması verir. Selim'in kronometresi tam bunu yaptı. Uzun metrajda birkaç dakikalık sapma pek fark edilmez. Kısa filmde aynı sapma bir basamaktan ötekine geçmek demektir. On dakikalık diye yazılan bir film on dört dakika tutarsa, artık başka bir yapının sorularıyla karşılaşır.
Bir hatırlatma da gerekiyor. Her fikrin kendini tüketmeden taşıyabileceği bir süre vardır. Buna fikrin taşıma kapasitesi denir. Fikir ile süre uyuşmazsa iki arıza çıkar. Küçük fikir uzun süreye konunca sarkar. Büyük fikir kısa süreye sıkıştırılınca anlaşılmaz olur.
Bu ders o uyumun kısa film içindeki ince ayarına bakıyor. Bir dakika ile yirmi dakika arasındaki fark yalnız miktar değildir. Her basamak başka türden bir fikir ister. Bir dakikada karakter kurmaya yer yoktur, bir görüntü ya da bir oyun vardır. On dakikada bir insan bir kez değişebilir. Yirmi dakikada iki insanın iki ayrı yolu birbirine değebilir.
Süre yapıyı da değiştirir. Kısa bir film bir sahnedir, daha uzunu birkaç sahnedir. Daha da uzunu sahnelerin arasında atlanan zamanları taşır. Emre'nin yirmi altı sayfası bu yüzden bozuk. Yirmi beş dakikalık bir yapıya on dakikalık bir fikir yerleştirmiş. Fikir son dört sayfada duruyor, öncesi bekleme salonu.
Süreyi kim seçer? Bazen fikir seçer. Senarist bir görüntüyle ya da bir karşılaşmayla başlar ve ona yakışan uzunluğu arar. Bazen de süre önce gelir. Bir yarışma bir dakika ister, bir atölye on dakikalık bir film çeker. O zaman senarist fikri süreye göre biçer. İki yol da meşrudur. Tehlikeli olan üçüncü yoldur: süreyi hiç seçmemek. Emre bu üçüncü yoldan geldi.
Mekanizma
Bir dakika
Emre'nin bir dakikalık Kepenk'i bir sayfa tutuyor. İçinde Tarık yok. İsmail Usta boş dükkânda aynanın kenarındaki fotoğrafları tek tek söküp cebine koyuyor. Son fotoğrafı sökemiyor, yerinde bırakıyor. Kepenk iniyor. Işık sönüyor.
Selim'in itirazı hemen geliyor. "Bu başka bir film. Ustura nerede?"
Haklı. Bir dakikada Tarık'ın başını eğmesi bir şey söylemez. Seyirci onun kim olduğunu bilmeden o hareketi okuyamaz. Bir dakika ilişkiyi taşımaz, tek bir görüntünün dönüşünü taşır. Kalan şey dükkânın kapanışı, düşen şey iki adamın geçmişi. Bu bir kayıp değil, bir tür değişimi. Bir dakikalık film çoğu zaman bir espriye, bir görsel buluşa ya da tek bir imgenin tersine dönmesine yaslanır. Seyircinin bir şeyi öğrenmesine vakit yoktur, yalnız bir şeyi görüp yeniden görmesine vardır. Yerinde kalan son fotoğraf bu yeniden görmeyi taşıyor.
Üç dakika
Üç dakikalık hâlde İsmail kepengi üç kez indirmeye kalkıyor. İlkinde duvar saatine bakıp aynayı siliyor. İkincisinde usturayı kayışa sürtüyor. Üçüncüsünde elini kepenk koluna koyduğu anda kapı açılıyor. Tarık eşikte duruyor.
Film orada bitebilir. Merdiven bir beklentiyi tırmandırdı ve bir varışla kapandı. Ama tıraş yok. Gecikmenin nedeni görünür oldu, gecikmenin bedeli görünmedi. Üç dakika bir durumu kurar ve onu bir kez sıkıştırır. Karakter bir şey ister, dünya üç kez direnir, sonra bir şey olur. İç değişim için genellikle yer kalmaz. İsmail beklediğine kavuştu, ama kavuşunca ne olduğunu göremedik.
Beş dakika
Emre'nin beş dakikalık taslağı dükkânın aynasına yerleşiyor. Ayna önce genç bir çırağın yerleri süpürdüğünü gösteriyor. Sonra aynı çırak önlüğünü çıkarıp kapıdan çıkıyor. En son bugün geliyor: aynı adam koltukta oturuyor. Çıraklıktan bugüne uzanan yıllar dört dakikaya sığdı.
Nermin Hanım taslağı güzel buluyor ama soruyor: "Bu akşam ne oluyor?" Pencere zamanı taşıdı, akşamı eritti. Titreyen el burada yalnız bir son kare olabilir.
Beş dakikanın tek aracı pencere değil. Aynı süre tek bir kısa sahneyi de taşır, ama sahnenin hemen başlaması gerekir. Otogar taslağı bu basamakta duruyor. İki yabancı, bir bekleme salonu, kalkacak bir otobüs. Konuşma ilk satırda başlıyor, otobüs kalkınca bitiyor. Beş dakika ona yeter, fazlası bekletir.
On dakika
On dakikalık Kepenk ilk kez tıraşı baştan sona oynuyor. Tarık geliyor, oturuyor, ustura tıraşı istiyor. İsmail usturayı kayışta uzun uzun biliyor. Deri kayışın sesi dükkânı dolduruyor. Tarık aynadan ustasının ellerine bakıyor.
Bu bekleyiş bir şey anlatmıyor. Ama seyirci titremeyi daha gelmeden beklemeye başlıyor. El titrediğinde Tarık'ın başını eğmesi artık bir cevap. On dakika değişimin önüne bu sessiz payı koyabiliyor. Daha kısa bir sürede bu pay ilk kesilecek yer olurdu. Kepenk'in tohumu tam burada rahat ediyor. Tek bir akşam, tek bir dükkân, iki adam ve bir nesne. Değişim filmin son üçte birinde geliyor, ardından kayış el değiştiriyor ve kepenk iniyor.
On beş dakika
On beş dakikalık taslak Tarık'ın camlı salonunda açılıyor. Beyaz ışık, sıra sıra koltuklar, genç kalfalar. Tarık bir müşterinin ensesini makineyle düzeltirken kapanış haberini telefonundan okuyor. Makineyi kalfaya bırakıp çıkıyor.
Hiçbir söz ayrılığı açıklamıyor. Yine de seyirci iki dükkânın farkını görüyor. Bedeli de var. Eski dükkâna girişin şaşkınlığı azalıyor. Bağlam sahnesi zemin verirken bir sırrı da harcıyor. On dakikalık hâlde seyirci Tarık'ın kim olduğunu dükkânın içinde, iki adamın birbirine bakışından çıkarıyordu. On beş dakikalık hâlde bunu kapıdan girmeden biliyor. Kimi fikir bu bilgiye muhtaçtır, kimi onsuz daha güçlüdür.
Yirmi ile otuz dakika
Emre'nin ilk yirmi altı sayfası aslında yan hatlarla dolu. İsmail'in oğlu telefonda emekliliği konuşuyor. Bina yöneticisinin adamı kapıda saati hatırlatıyor. Selim ikisini de ana hatta bağlamayı deniyor. Oğulun hattı bağlanmıyor, ustura sahnesine hiçbir şey taşımıyor. Kapıdaki adam ise saati içeri sokuyor. Kepengi bekleyen birinin varlığı bekleme payını sıkıştırıyor.
Yirmi dakika ikinci hattı kaldırır. Ama her hat bir ilişki daha, bir mekân daha, bir çekim günü daha demek. Bu basamakta kısa film uzun metrajın aletlerini ödünç almaya başlar: zaman atlaması, birden çok mekân, birkaç gün süren bir olay. Sınır da burada inceliyor. Yan hatlar çoğaldıkça film bir değişimin değil, bir dünyanın filmi olmaya kayar.
Süre kararı
Altı hâli alt alta okuyunca bir sıra beliriyor. Süre uzadıkça fikrin türü değişiyor. Önce bir görüntü, sonra bir durum, sonra bir zaman parçası geliyor. Sonra tek bir değişim, ardından o değişimin zemini, en sonda iki çizginin buluşması. Yapı da onunla değişiyor: tek hamle, merdiven, pencere, tam sahne, bağlamlı sahne, iki hat.
Emre seçimini yapıyor: on dakika. Kepenk'in fikri bir elin titremesi ve bir başın eğilmesi. Bu fikir bekleme payı istiyor, yan hat istemiyor. Oğulun telefonu düşüyor, camlı salon düşüyor. Kapıdaki adam tek bir vuruşa iniyor. Deste on sayfaya yaklaşıyor.
Filmlerden okuma
Bu filmlerin süreleri bir buçuk dakikadan yirmi dakikaya uzanıyor. Fresh Guacamole'de hiç insan yok. Lights Out'ta tek bir insan, Feast'te bir köpek ve iki insan var. Stutterer bir adamı iki ilişki arasında tutuyor, Skin iki aileyi birbirine çarptırıyor. Süre uzadıkça ekrandaki insan sayısı ile aralarındaki bağ birlikte artıyor. Ama ölçü bu sayı değil. Her film yalnız kendi süresinin kaldırdığı kadar insan taşıyor.
Bir şey daha göze çarpıyor. Kısa olanlar tek bir düzenek üstüne kurulu: bir oyun, bir ışık düğmesi, bir yemek kabı. Uzadıkça düzeneğin yerini ilişki alıyor. Kepenk'in deri kayışı ikisinin arasında duruyor. Hem bir nesne, hem de iki adamın elden ele geçirdiği bir bağ.
Usta katmanı
Süreyi kapağa yaz. Taslağa başlamadan hedef süreyi kapağın köşesine not et. Sayfa sayısı her gün o sayıyla karşılaşsın. Süre yazılmazsa sayfalar kendi sürelerini seçer.
Sayfayı değil, okumayı ölç. Bir sayfa kabaca bir dakikadır, ama sessiz satırlar uzar. Kepenk'in kayış sahnesi yarım sayfa, perdede iki dakikaya yakın. Bitmiş taslağı kronometreyle oku.
Bir dakikada isim kullanma. Seyirci bir adı öğrenmeye zaman ayıramaz. Tek hamle filmi isimsiz el ile isimsiz nesneyle daha hızlı çalışır.
Merdiveni üçte bırak. Dördüncü tekrar artık tırmanmaz, yalnız oyalar. Üçüncü basamak ya bir varış ya bir kırılma getirmeli.
Pencereyi bilerek seç. Sabit pencere zamanı taşır ama bir anı derinleştirmez. Fikrin bir akşamsa pencere değil, bekleme payı ara.
Bekleme payını eylemle doldur. Payı boş bakışlarla değil, küçük bir işle kur. İsmail'in kayışta biçtiği ustura beklemeyi hem doldurur hem gerer.
Bağlam sahnesinin bedelini say. Her bağlam sahnesi seyirciye bir şey öğretir ve bir sürprizi harcar. Ekledikten sonra filmin hangi anının zayıfladığına bak.
Yan hattı finale bağla. Yan hat son sahneye bir şey taşımıyorsa kes. Oğulun telefonu Kepenk'te bu sınavdan geçemedi.
Süre yapım demektir. Her dakika bir çekim saatine, her yeni mekân bir çekim gününe dönüşür. Yirmi dakikalık bir film on dakikalık bir filmin yalnız iki katı sürmez. Mekân ve çekim günü de çoğalır, bütçe süreden hızlı büyür.
Gösterim yerini düşün. Bir programcı kuşağına yirmi beş dakikalık bir film koyduğunda iki ya da üç kısa filmden vazgeçer. Uzun kısa filmin yeri daha dardır.
Başvuru koşulunu baştan oku. Jeneriğin süreye sayılıp sayılmadığı yerden yere değişir. Sınırın altında kalmak için jeneriği hesaba kat.
Değişimin dakikasını işaretle. Zamanlama yaparken değişimin hangi dakikaya düştüğünü yaz. Kepenk'te el yedinci dakika civarında titriyor. Ardından kayış ve kepenk için yeterli süre kalıyor. Değişim son dakikaya sıkışırsa sonrası nefessiz kalır, çok erken gelirse film sonra sarkar.
Basamaklar arasında kalma. On iki dakikalık bir film çoğu zaman ne on dakikalık sıkılığı ne on beş dakikalık bağlamı taşır. Ya bir bekleme payını kes ya bir bağlam sahnesi ekle. Arada kalan süre genellikle karar verilmemiş bir sahneden gelir.
Süre tonu da seçer. Çok kısa filmler espriye, şaşırtmaya ve tek bir ürpertiye yatkındır. Sabır isteyen bir ton için zaman gerekir. Kepenk'in tonu yavaş ve kuru. Bu ton üç dakikada ancak bir taklit olur, on dakikada nefes alır.
Uzun metraja açılacak fikri ayrıca sına. Kısa film bir uzun metrajın vitrini olarak yazılıyorsa bile kendi süresinde bitmeli. Uzun hâl geçmiş ve açıklama ekleyecektir. Kısa hâlin işi onlarsız çalışmaktır.
Kısaltmayı bir test olarak kullan. On dakikalık filmini kâğıt üstünde beşe indir. Düşmeyen sahne çekirdektir. Düşüp yokluğu hissedilmeyen sahne fazlalıktı.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Kısa film ne kadar kısaysa o kadar kolaydır."
Değildir. Bir dakikalık film hiçbir hatayı saklayamaz. Kurulumun her karesi karşılığa hizmet etmek zorundadır.
Yaygın yanlış"Süre kurgu masasında belirlenir."
Kurgu süreyi kısaltır, ama fikrin türünü değiştiremez. Yirmi dakikaya yazılmış bir yapı on dakikaya kesilince çoğu zaman yarım kalır.
Yaygın yanlış"Yirmi dakikalık film iki tane on dakikalık filmdir."
Değildir. Yirmi dakika ikinci bir hat, zaman atlaması ve bağlam taşır. İki ayrı on dakikayı yapıştırmak yalnız iki kısa film verir.
Yaygın yanlış"Bir dakikalık film bir fragmandır."
Fragman başka bir filme çağırır. Tek hamle filmi kendi kurulumunu kendi içinde tersine çevirir ve orada biter.
Yaygın yanlış"Kısa film uzadıkça daha ciddi sayılır."
Süre değer ölçüsü değildir. Fikrin taşıyamadığı her dakika seyircinin sabrından düşülür.
Yaygın yanlış"Bir sayfa her zaman bir dakikadır."
Kabaca öyledir. Sessiz eylem satırları uzar, atışmalar kısalır. Kesin süreyi ancak zamanlama verir.
Yaygın yanlış"Kısa bir filme ne kadar çok şey sığdırılırsa o kadar zengin olur."
Sığdırılan her şey bir başka şeyin süresinden yer. Zenginlik seçilmiş az şeyden doğar.
Yaygın yanlış"Bir dakikalık film, uzun bir fikrin özetidir."
Değildir. Özet bütün olayları hızla sayar ve hiçbirini yaşatmaz. Tek hamle filmi tek bir olayı baştan sona yaşatır.
Yaygın yanlış"Süreyi festival belirler, senaristin işi değildir."
Festival yalnız üst sınırı koyar. O sınırın altında hangi basamağa yazılacağı fikrin kararıdır. Sınıra kadar uzatmak bir zorunluluk değildir.
Yaygın yanlış"Her süre aynı yapıyla yazılır, yalnız bölümler kısalır."
Yazılmaz. Üç dakikada kurulum, gelişme ve sonuç ayrı bölümler olarak durmaz. Bir dakikada gelişme hiç yoktur. Yapıyı süre seçer, süre yapının küçültülmüş kopyasını değil.
Yaygın yanlış"Kısaltmak bir filmi her zaman iyileştirir."
Bir basamağın içinde kısaltmak çoğu zaman iyileştirir. Basamağı aşan kısaltma ise fikri değiştirir. Kepenk beşe inince bir akşamın değil, yılların filmi oldu.
Yaygın yanlış"Süre sınırı yaratıcılığı kısıtlar."
Sınır seçimi zorlar ve seçim yazının asıl işidir. Emre'nin on sayfası, yirmi altı sayfadan daha çok karar içeriyor.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Kısa filmin süresi yazmadan önce verilen bir karardır.
- Bir sayfa kabaca bir dakikadır; kesin süreyi zamanlama verir.
- Tek hamle filmi bir kurulum ve onu tersine çeviren bir karşılıktır.
- Tekrar merdiveni üç dakikada gelişme duygusu kurar; üçüncü basamak bir varış ya da kırılmadır.
- Sabit pencere uzun zamanı birkaç dakikaya sığdırır, bir anı derinleştirmez.
- Bekleme payı on dakika civarında değişimin önüne gerilim koyar.
- Bağlam sahnesi zemin verir ama bir sürprizi harcar.
- Yan hat yirmi dakikadan sonra yer bulur ve finale bağlanmalıdır.
- Süre uzadıkça fikrin türü ve yapı birlikte değişir.
- Basamaklar arasında kalan süre çoğu zaman kararsız bir sahneden gelir.
- Değişimin dakikası, sonrasına kalan nefesi belirler.
- Her dakika ve her mekân yapımda bir bedeldir.
Sonraki derse köprü
Emre on dakikayı seçti, ama Nermin Hanım'ın sorusu bitmedi. Kepenk'in fikri tam olarak ne? Bir dükkânın kapanması bir durumdur. Tarık'ın usturayı ondan almaması bir seçimdir. İki adamın arasındaki uzun yıllar ise bir ilişki. On dakika bunlardan yalnız birini taşıyabilir. Hangisi? Ya da üçü aynı filmin içinde nasıl tek bir ana iner? Otogar taslağı da aynı soruya cevap vermek zorunda. Sonraki ders kısa film fikrine bakıyor: bir fikri kısa anlatıya uygun kılan şeye ve uygun olmayan fikirlere.