İçeriğe geç

Ders 20.2

Söylenen ile yapılan arasındaki fark

Senaryo Akademisi — Bölüm III, Modül 20

2.891 kelime14 film örneği≈ 13 dk okuma≈ 19 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Karakteri anlatan şey söylenen ile yapılan arasındaki fark değil, o farkın görülüp görülmediğidir.
  2. Kendini tanımlama bir gerçek değil bir iddiadır; yine de bilgi taşır.
  3. İddia–davranış aralığının bir büyüklüğü ve bir yönü vardır.
  4. Yukarı doğru aralık beklenendir; aşağı ve yana doğru olanlar daha güçlüdür.
  5. Aralığı gören karakter yalan söyler, görmeyen kendini kandırır.
  6. Kendini kandırma yalandan verimlidir; açığa çıktıktan sonra da metni taşır.
  7. En zengin figür, aralığı görüp ona başka bir isim verendir.
  8. Kamusal benlik muhataba göre değişir; değişimin kendisi karakter bilgisidir.
  9. Bir karakterin imajı en az iki muhatap önünde gösterilmeden yazılmış sayılmaz.
  10. İddia ile davranışı ardışık sahnelere koymak ucuz ironi üretir; araya mesafe girmelidir.
  11. Maske çatlağı kısa olmalıdır; uzayan çatlak itirafa, itiraf sunuma dönüşür.
  12. Erken teşhis sürpriz değil bekleme üretir ve en uzun taşınan gerilim türüdür.
  13. Erken teşhis hatırlatılmaz, genişletilir; aynı bilginin tekrarı sabırsızlık üretir.
  14. Karakterin sonunda görmesi şart değildir; görmemesi bir kayıp olarak yaşatılmalıdır.

Açılış sahnesi

Bir iş görüşmesi. Adam diyor ki: "Ben ekip insanıyım."

Şimdi bir sonraki sahneyi üç kez yaz.

Birincisi: Adam gerçekten ekip insanı çıkıyor. Kredisini paylaşıyor, sorumluluğu üstleniyor. Söylediği doğrulanıyor.

İkincisi: Adam ekip insanı çıkmıyor. İlk fırsatta bir meslektaşını harcıyor. Söylediği yalanlanıyor.

Üçüncüsü: Adam meslektaşını harcıyor ve akşam eve gidip eşine şunu anlatıyor: "Bugün ekip için zor bir karar aldım."

Birinci versiyonda karakter yok, bilgi var. İkinci versiyonda karakter değil, bir hile var — seyirci "yalan söylüyormuş" diyor ve konu kapanıyor.

Üçüncü versiyonda ise bir insan var.

Bir karakteri anlatan şey söylediği ile yaptığı arasındaki fark değil. O farkı görüp görmediği.

Fark tek başına ucuz bir malzeme. Herkes bir şey söyleyip başka bir şey yapıyor ve seyirci bunu ilk sahnede yakalıyor. Asıl soru bir sonraki katmanda: karakter bu farkı biliyor mu, bilmiyor mu, yoksa biliyor da bir hikâyeyle mi örtüyor?

Üç cevap üç ayrı karakter üretiyor. Bilen kişi bir yalancı. Bilmeyen kişi bir trajedi. Bilip de örten kişi ise metnin taşıyabileceği en zengin figür — çünkü her sahnede iki iş birden yapıyor: hem yaşıyor hem kendine anlatıyor.

Bu derste ne olacak

Önceki ders on iki karakterizasyon aracını kontrol eksenine dizmişti ve bir tanesini ayrı tutmuştu: konuşma. Bu ders o aracı ele alıyor. Önce kendini tanımlamanın ne olduğunu kuracağız — bir gerçek değil bir iddia. Sonra iddia ile davranış arasındaki aralığı ölçmeyi öğreneceğiz ve aralığın üç ayrı yönünü ayıracağız. Ardından kendini kandırmayı yalandan ayıran tek ölçüte bakacağız. Aralığın metin boyunca nasıl hareket ettiğine de bakacağız. Kapanışta seyirci tarafına geçeceğiz: gerçeği karakterden önce anlamanın ne ürettiğine ve metnin bu bilgiyi ne zaman kapatması gerektiğine. Örnekleri on dört ayrı yapımda arayacağız.

Sıfır noktası

Bir karakter kendisi hakkında bir cümle kurduğunda, seyirci o cümleyi bir bilgi olarak almıyor.

Delil olarak alıyor. Ama neyin delili olduğu belli değil.

"Ben kimseye muhtaç değilim." "Ben affetmeyi bilirim." "Ben para için çalışmıyorum." Bu cümlelerin hiçbiri karakteri anlatmıyor; karakterin ne olmak istediğini anlatıyor. Değeri de buradan geliyor: bir insanın olmak istediği şey, olduğu şey kadar bilgi taşıyor.

Bunu bir önceki bölümlerde tanımladığımız çelişkiyle karıştırma. Çelişki bir karakterde tespit edilen bir tutarsızlık. Aralık ise onun ölçüsü: mesafe ne kadar, hangi yöne açılıyor ve metin boyunca büyüyor mu küçülüyor mu?

Aralığın üç yönü var ve üçü üç ayrı karakter tipi üretiyor.

Yukarı doğru aralık. Karakter kendini olduğundan iyi anlatıyor. En yaygın hâl ve en az ilginç olanı, çünkü seyirci bunu bekliyor.

Aşağı doğru aralık. Karakter kendini olduğundan kötü anlatıyor. "Ben iyi biri değilim" diyen ve sürekli iyi şeyler yapan biri. Bu daha nadir ve daha güçlü; seyirci onu savunmaya başlıyor.

Yana doğru aralık. Karakter kendini yanlış bir eksende anlatıyor. "Ben sabırlı bir insanım" diyor, sabırlı da; ama metnin sorduğu şey sabır değil cesaret. İddia doğru, konu yanlış. Bu üçü içinde yazması en zor, seyircide en uzun kalan.

Şimdi asıl ayrım.

Bir karakter aralığı görüyorsa yalan söylüyor ve bu bir taktik. Görmüyorsa kendini kandırıyor ve bu bir yapı.

Kendini kandırma senaryoda yalandan çok daha verimli. Sebebi şu: yalan bir kez açığa çıkınca biter, kendini kandırma açığa çıktıktan sonra da devam edebiliyor. Karaktere gerçeği söylersin, kabul etmez ve metin ilerlemeye devam eder.

Bir de üçüncü hâl var, en zoru: karakter aralığı görüyor ama kendine başka bir isim veriyor. Meslektaşını harcayan adam bunu biliyor ve "zor karar" diyor. Ne yalan söylüyor ne kendini kandırıyor; bir çeviri yapıyor. Bu figürün metinde ayrı bir işlevi var, çünkü hem güvenilir hem güvenilmez oluyor.

Mekanizma

İmaj kime gösteriliyor

Kamusal benlik, özel benlik ve gizli benlik ayrımını daha önce kurmuştuk. Buraya bir ölçü daha ekleniyor.

Aynı adam patronuna "ben ekip insanıyım" diyor, eşine "ben zor karar aldım" diyor, kendine hiçbir şey demiyor. Üç muhatap, üç ayrı sunum. Yazarın işi bu üç sunumu üst üste koymak ve seyirciyi farkı görmeye bırakmak.

Bunun pratik bir kuralı var: bir karakteri en az iki farklı muhatabın önünde göstermeden imajını yazmış sayılmıyorsun. Tek muhatabı olan karakterin imajı yok, sesi var.

Muhatap listesinde en çok atlanan iki tanesi şunlar: karakterin astları ve karakterin hizmetini aldığı insanlar. Bir kişinin garsona nasıl davrandığı, patronuna nasıl davrandığından daha çok şey söylüyor — çünkü orada karşılık verme ihtimali düşük ve sunuma gerek yok.

Aralık nasıl gösterilir

Bir aralığı seyirciye göstermenin dört yolu var ve dördü farklı hızda çalışıyor.

Yan yana koyma. İddia bir sahnede, davranış hemen sonraki sahnede. En hızlısı, en kaba olanı. Ucuz ironi riski yüksek; iki sahne arasındaki mesafe çok kısa olursa seyirci karakteri değil yazarın espri yaptığını görüyor.

Araya mesafe koyma. Aynı çift, arada yirmi sayfa. Seyirci bağlantıyı kendi kuruyor ve kendi kurduğu için ona inanıyor. En verimli yöntem.

Aynı sahnede kırma. İddia ve onu yalanlayan davranış tek sahnede, arka arkaya.

Maske çatlağının tek kuralı kısa olması. Uzayan çatlak bir itiraf sahnesine dönüşüyor ve itiraf bilgi taşımıyor — çünkü itiraf da bir sunum.

Başkasına söyletme. Bir yan karakter aralığı yüksek sesle adlandırıyor. En riskli yöntem, çünkü metnin kendi tespitini bir replikle söylemesi anlamına geliyor. Ancak söyleyen kişi yanılıyorsa ya da kendi çıkarı için söylüyorsa işe yarıyor.

Aralık metin boyunca ne yapıyor

Bir aralık sabit durmuyor. Metin boyunca üç şeyden birini yapıyor ve hangisini yaptığı hikâyenin biçimini belirliyor.

Kapanan aralık. Karakter söylediği kişiye doğru yürüyor ya da söylemekten vazgeçiyor. Klasik dönüşüm eğrisi; kapanma anı genellikle üçüncü perdede.

Açılan aralık. Karakter aynı cümleyi kurmaya devam ediyor ve davranışı giderek uzaklaşıyor. Çöküş hikâyelerinin şekli bu ve seyircide rahatsızlık biriktiriyor.

Sabit aralık. Mesafe hiç değişmiyor. Bu bir kusur değil — ama metnin başka bir yerinde değişen bir şey olmalı. Genellikle değişen şey seyircinin bakışı oluyor: aynı adam ilk sahnede komik, son sahnede acıklı.

Hangisini seçtiğini metne başlamadan bil. Çünkü aralığın hareketi bir sahne meselesi değil, bütün metnin iskeleti; sonradan değiştirmek her sahneye dokunmayı gerektiriyor.

Bir de aralığın hızı var. Kapanan bir aralık düz bir çizgide kapanmıyor; bir kez kapanıp yeniden açılıyor ve ikinci kapanışı kalıcı oluyor. Tek hamlede kapanan aralık, karakteri değil olay örgüsünü anlatıyor.

Seyirci tarafı

Şimdi masanın öbür tarafına geç.

Seyirci gerçeği önce gördüğünde iki şey birden oluyor. Birincisi, her sahne çift katman kazanıyor: karakterin ne yaptığı ve seyircinin ne bildiği. İkincisi, bir bekleme kuruluyor — karakter ne zaman görecek?

Bu bekleme metnin en uzun süre taşıyabildiği gerilim türü. Bir sırdan farkı şu: sır açığa çıkınca biter, erken teşhis açığa çıkmadan da yüz sayfa taşıyabiliyor.

Ama bir sınırı var ve çoğu metin bu sınırı kaçırıyor. Seyirci gerçeği gördükten sonra aynı bilgiyi tekrar tekrar alırsa bekleme sabırsızlığa dönüşüyor. Kural şu: erken teşhis bir kez kurulur, sonra her sahnede genişletilir — aynı şey bir daha söylenmez, o şeyin yeni bir sonucu gösterilir.

Kapanış sorusu da burada. Karakter sonunda görecek mi?

Üç seçenek var. Görüyor ve değişiyor — klasik yol. Görüyor ve değişemiyor — daha ağır, çünkü bilgi kurtarmıyor. Hiç görmüyor — en acımasız ve en çok tartışılan; metnin bu durumda seyirciye bir telafi vermesi gerekiyor, genellikle başka bir karakterin görmesiyle.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

İddiayı bir kez yazdır, iki kez sına. Karakterin kendisi hakkındaki cümlesini metnin başında tek bir yere koy. Sonra o cümleyi iki ayrı sahnede sına — biri onu doğrulasın, biri yalanlasın. Yalnız yalanlanan iddia karikatür üretiyor.

Aralığın yönünü etiketle. Ana karakterlerin her birine tek kelime yapıştır: yukarı, aşağı ya da yana. Hepsine aynı kelime düşüyorsa metin tek renk ve seyirci üç karakteri de aynı okuyor.

Farkındalığı bir cetvele koy. Karakterin kendi aralığını ne kadar gördüğünü sıfırdan başlayıp yükselen bir ölçekte işaretle. İşareti iki yere koy: metnin ilk çeyreğine ve son çeyreğine. İkisi üst üste düşüyorsa değişim yok.

Çeviri yapan figürü kullan. Aralığı gören ama ona başka bir isim veren karakter, elindeki en zengin figür. Onu bir kez tek başına bırak ve verdiği ismi kendine tekrar ettir.

İki muhatap kuralı. Bir karakterin imajını yazdığını iddia etmeden önce onu en az iki farklı muhatabın önünde göster. Tercihen biri astı, biri üstü olsun.

Garson sahnesi yaz. Karakteri, karşılık veremeyecek biriyle bir kez karşılaştır. O sahne genellikle bütün imaj sahnelerinden daha çok şey söylüyor.

Yan yana koymayı seyrelt. İddia ile davranışı ardışık iki sahneye koyduğunda seyirci yazarı görüyor. Araya mesafe koy; bağlantıyı seyirci kursun.

Çatlağı kısa tut. Maskenin kırıldığı anı bir replikten uzun yazma. Uzayan çatlak itirafa dönüşüyor ve itiraf da bir sunum.

Adlandırmayı bir kereye sakla. Aralığı bir yan karaktere yüksek sesle söyletmen gerekiyorsa, söyleyen kişinin ya yanılıyor ya da kendi çıkarını gözetiyor olmasını sağla. Tarafsız ağızdan söylenen tespit, yazarın kendi sesi oluyor.

Erken teşhisi genişleterek taşı. Seyirci gerçeği gördükten sonra aynı bilgiyi tekrarlama. Her sahnede o gerçeğin yeni bir sonucunu göster; yoksa bekleme sabırsızlığa dönüyor.

Kapanışı üç seçenek arasından bilerek seç. Karakter görüp değişecek mi, görüp değişemeyecek mi, hiç görmeyecek mi? Üçüncüsünü seçiyorsan seyirciye bir telafi ver — genellikle bunu başka bir karakterin görmesi sağlıyor.

Kendini kandırmayı yalana tercih et. Yalan açığa çıkınca sahne biter; kendini kandırma açığa çıktıktan sonra da metni taşır. Elindeki figürü hangisi yapacağına buna bakarak karar ver.

Aralığın hareketini önce çiz. Metne başlamadan önce tek bir eğri çiz: aralık kapanıyor mu, açılıyor mu, sabit mi? Bu bir sahne kararı değil iskelet kararı ve sonradan değiştirmek bütün sahnelere dokunmayı gerektiriyor.

Kapanışı iki hamleye böl. Bir aralık tek seferde kapanırsa karakter değil olay örgüsü konuşuyor. Bir kez kapansın, yeniden açılsın, ikincisinde kalsın.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Karakter ne söylüyorsa onun tersi doğrudur."
Doğrusu

Değil. Bazen söylediği doğrudur ve mesele başka bir eksendedir; bazen de kendini olduğundan kötü anlatır. Otomatik ters çevirme, karakteri bir bilmeceye indiriyor.

Yaygın yanlış"Söylenen ile yapılan arasındaki fark tek başına karakter yaratır."
Doğrusu

Yaratmıyor. Farkı yaratıcı yapan şey, karakterin onu görüp görmediği. Görmeyen bir karakterle gören bir karakter aynı farkla iki ayrı hikâye üretiyor.

Yaygın yanlış"Kendini kandıran karakter aptal görünür."
Doğrusu

Görünmüyor; en zeki karakterler bile kendi aralıklarını görmüyor. Zekâ aralığı kapatmıyor, yalnız ona daha iyi isimler buluyor.

Yaygın yanlış"İtiraf sahnesi karakterin en dürüst anıdır."
Doğrusu

Genellikle değil. İtiraf da bir sunum ve kime yapıldığına göre şekilleniyor. Asıl dürüst an, kimseye bir şey anlatılmayan kısa çatlak.

Yaygın yanlış"Toplumsal imaj karakterin sahte yüzüdür."
Doğrusu

Sahte değil, seçilmiş. Bir yalan değil bir sunum ve neyin sunulacağına verilen karar da bir karakter bilgisi.

Yaygın yanlış"Seyirci gerçeği karakterden önce anlarsa gerilim düşer."
Doğrusu

Tam tersi. Erken teşhis, bir metnin en uzun süre taşıyabileceği gerilim türü; düşen şey sürpriz, artan şey bekleme.

Yaygın yanlış"Erken teşhis kurulduktan sonra hatırlatılmalı."
Doğrusu

Hatırlatılmamalı, genişletilmeli. Aynı bilgiyi tekrar veren sahneler seyircide sabırsızlık üretiyor.

Yaygın yanlış"İyi metin sonunda karaktere gerçeği gösterir."
Doğrusu

Göstermek zorunda değil. Hiç görmeyen karakterler en sert metinleri üretiyor; şart olan tek şey, seyircinin bu görmemeyi bir kayıp olarak yaşaması.

Yaygın yanlış"Aralığı bir yan karaktere söyletmek çözümdür."
Doğrusu

Çoğu zaman değil. Tarafsız bir ağızdan yapılan tespit metnin kendi sesi oluyor ve seyirciyi düşünmekten alıkoyuyor.

Yaygın yanlış"Aralık metin boyunca kapanmalıdır."
Doğrusu

Kapanmak zorunda değil. Açılan aralık çöküş hikâyelerinin şekli, sabit aralık ise seyircinin bakışı değiştiği sürece çalışıyor.

Yaygın yanlış"Bir karakterin tek bir imajı vardır."
Doğrusu

Yoktur. Muhatap değiştikçe imaj değişiyor ve bu değişimin kendisi karakterin en okunaklı yanı.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  1. Karakteri anlatan şey söylenen ile yapılan arasındaki fark değil, o farkın görülüp görülmediğidir.
  2. Kendini tanımlama bir gerçek değil bir iddiadır; yine de bilgi taşır.
  3. İddia–davranış aralığının bir büyüklüğü ve bir yönü vardır.
  4. Yukarı doğru aralık beklenendir; aşağı ve yana doğru olanlar daha güçlüdür.
  5. Aralığı gören karakter yalan söyler, görmeyen kendini kandırır.
  6. Kendini kandırma yalandan verimlidir; açığa çıktıktan sonra da metni taşır.
  7. En zengin figür, aralığı görüp ona başka bir isim verendir.
  8. Kamusal benlik muhataba göre değişir; değişimin kendisi karakter bilgisidir.
  9. Bir karakterin imajı en az iki muhatap önünde gösterilmeden yazılmış sayılmaz.
  10. İddia ile davranışı ardışık sahnelere koymak ucuz ironi üretir; araya mesafe girmelidir.
  11. Maske çatlağı kısa olmalıdır; uzayan çatlak itirafa, itiraf sunuma dönüşür.
  12. Erken teşhis sürpriz değil bekleme üretir ve en uzun taşınan gerilim türüdür.
  13. Erken teşhis hatırlatılmaz, genişletilir; aynı bilginin tekrarı sabırsızlık üretir.
  14. Karakterin sonunda görmesi şart değildir; görmemesi bir kayıp olarak yaşatılmalıdır.

Sonraki derse köprü

Buraya kadar karakterin ne söylediğine ve ne yaptığına baktık. İkisi arasındaki mesafeyi ölçtük.

Ama bir soruyu hiç sormadık: karakter bunu neden söylüyor?

Kimse boşuna konuşmuyor. Bir sahnedeki her replik bir şey elde etmek için söyleniyor ve söyleyen kişi ilk denemesi tutmadığında yöntem değiştiriyor. Rica işe yaramazsa tehdit geliyor, tehdit tutmazsa mizah, mizah da tutmazsa kurban rolü.

Sıradaki ders bunu çalışacak: bir sahnede karakterin ne istediğini, bunu hangi yöntemlerle denediğini ve yöntem değiştiği anda sahnenin güç dengesine ne olduğunu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — bir cümle baloncuğu ve altında bir figür. Baloncuk ile figür arasındaki mesafe üç versiyonda üç ayrı uzunlukta.
  • Kendini tanımlama — bir figürün önüne çizilmiş bir portre yerleşiyor. Portre figüre benzemiyor.
  • Aralık — iki nokta ve arasında ölçülü bir çizgi. Çizginin üstünde bir sayı yok, yalnız bir uzunluk.
  • Yön — üç ok: yukarı, aşağı, yana. Yana giden ok başka bir düzlemde.
  • Farkındalık — figürün başının üstünde küçük bir ışık. Kimi figürde yanıyor, kimisinde yanmıyor.
  • Kendini kandırma — gerçek bir kez geliyor, portreye çarpıyor ve geri dönüyor. Portre bozulmuyor.
  • Çeviri — bir kelime baloncuğa giriyor, başka bir kelime çıkıyor.
  • İmaj muhatabı — aynı figür üç kez, üç farklı kişinin karşısında. Her seferinde duruşu biraz değişiyor.
  • Maske çatlağı — düzgün bir yüzeyde çok kısa bir çatlak. Bir kare sonra kapanıyor.
  • Erken teşhis — seyirci tarafında bir ışık yanıyor, sahne tarafında karanlık sürüyor.
  • Genişletme — aynı ışıktan üç ayrı çizgi çıkıyor, hiçbiri başa dönmüyor.
  • Kapanış — üç final: ışık yanıyor ve figür değişiyor, ışık yanıyor ve figür duruyor, ışık hiç yanmıyor.

Tekrar eden görsel motif

Portre. Ders boyunca figürün önünde duruyor ve hiç güncellenmiyor. Kilit özette portre ile figür yan yana geliyor.

Ritim

  • Açılışta üç versiyon arasındaki duraklamalar giderek uzasın.
  • Aralığın üç yönü sayılırken üçüncüsünden önce belirgin bir bekleme olsun.
  • Kendini kandırma bölümünde tempo düşsün ve alttaki ton hiç değişmesin.
  • Maske çatlağı anlatılırken cümle kısa kesilsin; arkasından gelen sessizlik bir vuruştan uzun olmasın.
  • Erken teşhis bölümünde tempo toplansın, kapanış üç seçeneği sayarken tekrar yavaşlasın.