Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Sistem anlatısında asıl karşı güç bir kişi değil, kuralları, ödülleri ve cezalarıyla bir kurumdur.
- Kurumun yazılı kuralları kadar yazısız işleyişi de sahnede görünmelidir.
- Evrak yolu hiyerarşiyi bir şemadan çıkarıp bir yolculuğa çevirir.
- Sessiz teşvik vaat edilmez, sezdirilir.
- Gölge ceza ilan edilmez, bir hikâye olarak dolaşır.
- Amaç makası, ilan edilen amaç ile fiilî işleyiş arasındaki açıklıktır.
- Kazanan–kaybeden haritası konumlara göre çizilir ve şaşırtıcı adlar içerir.
- Hareket alanı bir aralıktır; sahne sahne daralır ya da açılır.
- Kurumun içindeki herkesin anlaşılır bir nedeni olmalı.
- Teşvik ile ceza ayrı sahnelerde, ayrı ağızlardan gelirse seyirci onları kendisi birleştirir.
- Sistem tek bir kötü kişiye indirgenirse hikâye bir kurum hikâyesi olmaktan çıkar.
Açılış sahnesi
Selim MECLİS'in imar müdürlüğünde geçen sahnesini okuyor. Öğleden sonra, kalabalık bir oda. Telefonlar çalıyor, bir yazıcı durmadan kâğıt veriyor. Pervin masasında, önünde arsanın dosyası. Bir belgeyi ötekiyle karşılaştırıyor ve duruyor. İki kâğıt aynı arsa için aynı şeyi söylemiyor. Pervin bir not yazıyor, notu dosyaya iliştiriyor, dosyayı müdürün odasına bırakıyor. Sahne bitiyor.
Burcu sayfayı çeviriyor. "Bu kadar mı?"
Selim omuz silkiyor. Pervin doğru olanı yaptı. Not yazıldı, dosya yoluna devam etti.
Emre başka bir yerden soruyor. "O zaman neden herkes bu notu yazmıyor? Pervin'den önce o dosyayı gören olmadı mı?"
Selim bir şey söyleyecek gibi oluyor, sonra vazgeçiyor. Dosya taslakta Pervin'in masasına gelmeden önce de birkaç elden geçmiş olmalı. Soru Pervin'le ilgili değil. Pervin'in çevresindeki her şeyle ilgili. Selim'in sahnesinde not yazmak bir kalem hareketi kadar ucuz. Hiçbir şeye mal olmuyor. Kimse bir şey kazanmıyor, kimse bir şey kaybetmiyor. Belediye bir dekor gibi duruyor, arkasında hiçbir düzenek işlemiyor.
Nermin Hanım dosyayı kapatıyor ve kapağın üstüne parmağıyla vuruyor.
Bir kurumu anlatmak için önce bir karakterin orada bir şey yapmasının neye mal olduğunu bilmek gerekir.
Bu derste ne olacak
MECLİS'te belediyeyi bir karakter gibi kurmayı deneyeceğiz. Önce kurumun yazılı ve yazısız kurallarını ayıracağız. Dosyanın masadan masaya yolculuğunu izleyip hiyerarşinin nerede inceldiğini bulacağız. Bir kurumun kimi neyle ödüllendirdiğini, kimi neyle cezalandırdığını soracağız. Kurumun ilan ettiği amaç ile gerçekte nasıl çalıştığı arasındaki açıklığı ölçeceğiz. Sonra kazananları ve kaybedenleri bir kâğıda dökeceğiz. En sonda Pervin'in elinde gerçekten ne kaldığını, yani hareket alanını tartacağız. Filmler bir Japon kamu şirketinden, New York polisinin bir biriminden, bir film şirketinin ofisinden, bir İtalyan fabrikasından ve bir mobilya şirketinin yönetim kurulundan gelecek.
Sıfır noktası
Çoğu hikâyede kötülük bir yüz taşır. Bir hırsız, bir yalancı, bir zorba. Seyirci onu görür, tanır ve kaybetmesini ister. Bu düzen rahattır. Kötü kişi giderse sorun da gider.
Sistem anlatısı bu rahatlığı bozar. Ortada tek bir suçlu yoktur. Bir kurum vardır ve içindeki herkes kendi masasında makul bir şey yapar. Biri bir dosyayı geciktirir, çünkü önünde başka dosyalar var. Biri imzalar, çünkü üstü imzalamış. Biri susar, çünkü konuşanın başına ne geldiğini görmüş. Hiçbiri tek başına kötü değildir. Ama hepsinin toplamı birini ezer.
Bu düzenin ilk zorluğu görünmez olmasıdır. Bir kural yazıyla durur, bir alışkanlık hiç yazılmaz. Bir terfi söz olarak verilmez, sezdirilir. Bir ceza tebliğ edilmez, bir koridorda anlatılan hikâyeyle öğrenilir. Senaryo yazarının işi bu görünmez şeyleri sahneye çıkarmaktır. Bir kuralı okutmak yetmez. Seyirci kuralın birine ne yaptığını görmelidir. Bir terfi listesi bir çekmecede durur. Ama o listeye bakan bir göz sahneye girer.
İkinci zorluk ölçektir. Bir kurumun bütün işleyişini anlatmaya kalkan senaryo bir şemaya döner. Seyirci şemayı izlemez, insanı izler. Bu yüzden sistem anlatısı kurumu tek bir karakterin masasından açar. O masadan bakınca kurumun nereye kadar uzandığı görünmez. Ama masaya neyin geldiği, masadan neyin çıktığı ve bunun karaktere neye mal olduğu görünür.
İlk taslaklarda iki uç sık görülür. Birinci uçta kurum bir dekordur. Koridorlar, masalar, damgalar vardır ama hiçbiri karaktere bir şey yapmaz. Selim'in sahnesi buradadır. İkinci uçta kurum kötü bir makinedir. Herkes bir çarkın dişlisi gibi konuşur. Seyirci kimseye inanmaz, çünkü kimsenin bir gerekçesi yoktur.
Selim'in taslağı birinci uçta dururken ikinci uca kaymak çok kolay. Muzaffer Bey'i bıyıklı, sert bakışlı bir müdür yapmak yeter. O zaman sahne canlanır ama kurum yine görünmez. Seyirci yalnız bir adamı suçlar.
İşleyen bir sistem anlatısında kurumun içindeki herkesin anlaşılır bir nedeni vardır. Ve o nedenlerin toplamı, hiçbirinin tek başına istemediği bir sonuç üretir.
Mekanizma
Kurumu bir karakter gibi kurmak
Bir kurum ancak isteği, alışkanlığı ve tepkisi olunca hikâyede yer tutar. Senaryo onu bir yüzle değil, bir davranış düzeniyle anlatır.
Selim'in ilk sahnesinde belediyenin hiçbir tepkisi yok. Nermin Hanım ondan sahneyi yeniden yazmasını değil, önce bir soruyu cevaplamasını istiyor. Pervin notu yazdıktan sonra belediye ne yapar? Selim cevabı bilmediğini fark ediyor. Kurumu henüz tanımıyor.
Kurumun kuralları
Her kurumun iki kural katmanı vardır. Birincisi yazılıdır ve sahnede söylenebilir. Görünür kural budur. İkincisi kimsenin yazmadığı ama herkesin bildiği düzendir. Bir mekânın görünmeyen işleyişi, yani kimin kimi beklettiği, hangi kapının kimin için açık olduğu bu katmandadır.
MECLİS'te yazılı kural açık. Dosyayı teknik birim hazırlar, müdür imzalar, dosya başkanlığa ve oradan komisyona gider. Yazısız kural ise başka. Selim bunu araştırırken bir belediyede çalışmış bir tanıdığından duyuyor. Bir dosyaya not iliştiren mühendis o notun sahibidir. Dosya ileride sorun çıkarırsa ilk aranacak ad onunkidir.
Hiyerarşi ve evrak yolu
Hiyerarşi bir şemada aşağıdan yukarı bir merdiven gibi çizilir. Senaryoda ise bir yolculuktur.
Selim yolu çiziyor. Pervin'in teknik raporu, müdür Muzaffer Bey'in imzası, başkanlık makamı, komisyon, meclis gündemi. Sonra yeni bir karakter ekliyor. Evrak kaydında yirmi yıllık memur Lütfiye Hanım. Her dosyanın girişini ve çıkışını o işliyor. Hangi dosyanın kaç gün beklediğini, hangisinin aynı gün yukarı çıktığını en iyi o biliyor. Arsanın dosyası aynı gün çıkanlardan. Kimse bunu yazılı olarak istemedi.
Teşvik
Bir kurum davranışı ödüllendirir. Ama ödül çoğu zaman açıkça söylenmez. Bir kurumun kime ne verdiğini ve kimden ne aldığını gösteren düzene ödül–ceza düzeneği denir. Sistem anlatısında bu düzenek sessiz çalışır.
Pervin sözleşmeli çalışıyor. Seçimden sonra kadroya geçecek mühendislerin listesi hazırlanacak, bu herkesin bildiği bir söylenti. Muzaffer Bey dosyayı Pervin'e uzatırken listeden söz ediyor. Arsa hakkında tek kelime etmiyor. İki cümle aynı nefeste geçiyor ve aralarında hiçbir bağ kurulmuyor. Bağı Pervin kendisi kuruyor.
Ceza
Ceza da çoğu kurumda yazılı bir kararla gelmez. Bir hikâyeyle gelir.
Lütfiye Hanım bir öğle arası Pervin'e eski bir mühendisten söz ediyor. Birkaç yıl önce bir dosyaya itiraz etmiş. Sonra ilçenin öbür ucundaki bir şantiyenin denetimine verilmiş. Kimse bunun bir ceza olduğunu söylememiş. Gerekçe "ihtiyaç" diye yazılmış. Pervin bu hikâyenin doğru olup olmadığını bilmiyor. Ama artık her imzanın yanında onu da düşünüyor. Bunun üstüne daha ağır bir ihtimal biniyor. Dosya bir gün soruşturulursa, notu yazsa da yazmasa da adı o dosyada.
Görünür amaç ve gizli işleyiş
Her kurum bir amaç ilan eder. Belediye için bu amaç kamuya hizmettir. Ama kurumlar zamanla kendilerini sürdürmeyi de amaç edinir. Bütçe, takvim, itibar. Hiçbir yerde yazmayan bu ikinci amaç çoğu zaman ilkinin önüne geçer.
MECLİS'te meclise sunulacak gerekçe metni güçlü. İş, konut, belediyenin borcu. Hepsi doğru. Ama dosyanın aynı gün yukarı çıkması gerekçe metninde değil, takvimde yazılı. Oylama seçimden önce yapılacak. Pervin'in gördüğü tutarsızlık eski bir paftadan kalmış bir hata da olabilir, bilinçli bırakılmış bir iz de. Makas bu belirsizlikte açılıyor. Kimse ona yalan söylemiyor. Ama kimse acele nedenini de söylemiyor.
Kazananlar ve kaybedenler
Bir sistemin ne yaptığını anlamanın en kestirme yolu sonuçlarına bakmaktır. Kim kazanıyor, kim kaybediyor?
Emre bir kâğıda adları yazıp oklar çiziyor. Fahri bir iş kazanıyor. Nail Bey seçimden önce bir açılış kazanıyor. Belediyenin borcu azalabilir. Konut arayan gençler de kazananlar arasında. Kaybedenler tarafına mahallenin yaşlı kiracıları ve Bekir'in derneği yazılıyor. Sonra Burcu bir ok ekliyor. Mahallede evini satmak isteyen bazı ev sahipleri de kazananlar arasında olabilir. Harita karmaşıklaşıyor. Selim buna seviniyor. Sistemin iki tarafı da insanlarla dolu.
Bireyin hareket alanı
Sistem anlatısının merkezinde yine bir insan durur. Soru onun ne kadar oynayabileceğidir.
Pervin'in elinde birkaç kapı var. Dosyayı imzalayıp geçebilir. İmzalayıp altına yazılı bir çekince düşebilir. Bu bir iz bırakır. Dosyayı bir gün daha incelemek için bekletebilir. Bu da takvime dokunur. Muzaffer Bey'e tutarsızlığı sözlü söyleyip kararı ona bırakabilir. Hiçbir kapı bedelsiz değil. Selim her kapının arkasına küçük bir sahne yazmaya karar veriyor. Hangisinden geçileceğini henüz bilmiyor.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Kurumu bir kural listesiyle değil, bir bekleme süresiyle tanıt. Seyirci yönetmeliği okumaz. Okusa da aklında tutmaz. Ama bir dosyanın kaç gün beklediğini, ötekinin neden aynı gün çıktığını hemen fark eder. Hızdaki fark kurumun önceliklerini bir paragraf açıklamadan daha açık söyler.
Teşviki ve cezayı aynı sahneye koyma. İkisi birlikte gelirse sahne bir tehdit sahnesine döner. Muzaffer Bey kadro listesinden söz ettiği gün sürgün hikâyesini anlatmamalı. Teşvik bir sahnede, ceza başka bir sahnede ve başka bir ağızdan gelsin. Seyirci ikisini kendisi birleştirir. Birleştirdiği şeye de daha çok inanır. Karakter de aynı işi yapar. Pervin'in gece evde düşündüğü şey, gün içinde ayrı ayrı duyduğu iki cümlenin birleşimidir.
Sistemin destekçisini bir kaybedenden seç. En güçlü sistem anlatılarında sistemi savunan karakter ondan zarar görmüş biridir. Lütfiye Hanım yirmi yıldır aynı masada. Hiç terfi almamış. Ama düzenin değişmesini de istemiyor, çünkü düzeni bilen tek kişi o. Böyle bir karakter sistemi dışarıdan bir güç olmaktan çıkarır. Onu içeriden tutulan bir şeye çevirir.
Hiyerarşinin tepesini görünmez bırakabilirsin, ama boş bırakma. Kurosawa'nın telefonu bunun ölçüsünü veriyor. Seyirci tepedeki kişiyi görmez. Ama tepeden gelen baskıyı her sahnede hisseder. Yazar o kişiyi tanımalı, seyirci tanımak zorunda değil.
Hareket alanını sahne sahne ölç. Her sahnenin sonunda kendine sor. Karakterin önünde dün olan kapılardan hangisi bugün kapandı? Hangisi beklenmedik biçimde açıldı? Hareket alanı hiç değişmiyorsa kurum karaktere hiçbir şey yapmıyor demektir. Daralmanın her zaman bir tehditle gelmesi de gerekmez. Bir takvim yaklaşır, bir imza atılır, bir arkadaş başka birime geçer. Kapılar çoğu zaman sessizce kapanır.
Kurumun dilini sahnede kullan. Kurumlar sorumluluğu silen bir dille konuşur. "Uygun görülmüştür." "Gereği yapılsın." Bu cümlelerde kimse karar vermez, karar verilmiş olur. Muzaffer Bey'in imzasının altındaki ifade Pervin'in notundaki ifadeyle aynı sayfada durursa çatışma diyalogsuz okunur.
Kazanan–kaybeden haritasını karakterlere değil, konumlara göre çiz. Aynı karakter bir kararda kazanıp bir başkasında kaybedebilir. Konut arayan genç bir aile ile evini kaybedecek yaşlı bir kiracı aynı sokakta oturabilir. Harita konumları gösterirse seyirci kişileri yargılamadan önce düzeni görür.
Sistemi tek bir kötü kişiye indirgeme. Kurumun içinde gerçekten kötü niyetli biri olabilir. Ama o kişi giderse sistem değişmiyorsa hikâyenin konusu o kişi değildir.
Kurumun bir tepkisini önceden göster. Seyirci kurumun nasıl karşılık verdiğini bir kez görmüş olmalı. Lütfiye Hanım'ın hikâyesi bu işi görür. Pervin'in kararından önce seyirci, itiraz eden birine ne olabileceğini bilir. Böylece Pervin'in her duraksaması bir anlam taşır.
Belirsizliği koru. MECLİS'te tutarsızlığın bir hata mı, bir iz mi olduğu bilinmiyor. Bu belirsizlik bir eksik değil. Pervin'in hareket alanını asıl daraltan şey bu. Kesin bir suç olsa ne yapacağını bilirdi. Bilmediği için her kapı iki kez pahalı.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Sistem anlatısında bir kötü adam gerekmez, bu yüzden çatışma da zayıf kalır."
Çatışma bir kişiyle değil, bir bedelle kurulur. Karakterin her adımı bir şeye mal oluyorsa çatışma bir kötü adamdan daha sert olabilir.
Yaygın yanlış"Kurumu anlatmak için kurumun bütün işleyişini göstermek gerekir."
Seyirci bir şemayı değil, bir masayı izler. Tek bir karakterin masasına neyin gelip neyin çıktığı, kurumun bütününü sezdirmeye yeter.
Yaygın yanlış"Ödül ve ceza açık sahnelerde verilir."
Çoğu kurumda ödül sezdirilir, ceza bir söylenti olarak dolaşır. Açık bir tehdit sahnesi sistem anlatısını kişisel bir kavgaya çevirir. Tehdit eden kişi kötü adam olur, kurum yine arkada kalır.
Yaygın yanlış"Kurumun içindekiler ya suç ortağıdır ya kurban."
Çoğu kişi ikisi de değildir. Kendi masasında makul bir şey yapar. Sistem anlatısının gücü bu makul davranışların toplamından gelir. Lütfiye Hanım ne suç ortağı ne kurban. Yalnız düzeni herkesten iyi biliyor.
Yaygın yanlış"Sistemi anlatan karakter sistemin dışında durur."
Sistemi en iyi gösteren karakter onun içinden bakandır. Dışarıdan gelen bir müfettiş kuralları sorar. İçerideki bir mühendis kuralların bedelini öder. Seyirci bedeli izler.
Yaygın yanlış"Görünür amaç bir yalandır."
Kurumun ilan ettiği amaç çoğu zaman gerçektir. Belediye gerçekten konut ve iş istiyor olabilir. Gerilim yalandan değil, ilan edilen amaç ile fiilî işleyiş arasındaki açıklıktan doğar.
Yaygın yanlış"Kazananlar sistemi kuranlardır."
Bir kararın kazananları arasında karardan habersiz olanlar da vardır. Kaybedenler arasında karara oy verenler de olabilir. Harita ne kadar karışıksa sistem o kadar inandırıcı olur.
Yaygın yanlış"Bireyin hareket alanı ya vardır ya yoktur."
Hareket alanı bir aralıktır. Sahneden sahneye daralır, bazen beklenmedik bir yerden açılır. Onu tek bir kahramanlık anına sıkıştırmak sistemi küçültür.
Yaygın yanlış"Kurumun kuralları yönetmelikten okunur."
Yönetmelik yazılı katmanı verir. Yazısız katman ancak orada çalışan birinden, bir bekleme süresinden ya da bir koridor hikâyesinden öğrenilir. Araştırma iki katmanı da toplamalı.
Yaygın yanlış"Sistem anlatısı ancak sistemin yenilmesiyle biter."
Birçok güçlü film sistemi yerinde bırakır. Değişen şey karakterin sistemi nasıl gördüğüdür, ya da sistemin karakterden neyi aldığıdır.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Sistem anlatısında asıl karşı güç bir kişi değil, kuralları, ödülleri ve cezalarıyla bir kurumdur.
- Kurumun yazılı kuralları kadar yazısız işleyişi de sahnede görünmelidir.
- Evrak yolu hiyerarşiyi bir şemadan çıkarıp bir yolculuğa çevirir.
- Sessiz teşvik vaat edilmez, sezdirilir.
- Gölge ceza ilan edilmez, bir hikâye olarak dolaşır.
- Amaç makası, ilan edilen amaç ile fiilî işleyiş arasındaki açıklıktır.
- Kazanan–kaybeden haritası konumlara göre çizilir ve şaşırtıcı adlar içerir.
- Hareket alanı bir aralıktır; sahne sahne daralır ya da açılır.
- Kurumun içindeki herkesin anlaşılır bir nedeni olmalı.
- Teşvik ile ceza ayrı sahnelerde, ayrı ağızlardan gelirse seyirci onları kendisi birleştirir.
- Sistem tek bir kötü kişiye indirgenirse hikâye bir kurum hikâyesi olmaktan çıkar.
Sonraki derse köprü
Emre'nin haritasında mahalle bir sütun olarak duruyor. Yaşlı kiracılar, Bekir'in derneği, evini satmak isteyen ev sahipleri. Ama hepsi belediyenin penceresinden görülüyor. Selim mahallede tek bir gün geçirmedi. Taslakta mahalleden kimse kendi sesiyle konuşmuyor. Bekir'in lokalinde kimlerin oturduğunu, kiraların nasıl konuşulduğunu bilmiyor. Mahallenin kendi sözü ancak oraya gidilince duyulur. Toplumsal mesele yazımı şunu soracak: bir mahallenin derdini dışarıdan bir kurtarıcıya teslim etmeden, kolay bir çözüme bağlamadan ve insanları bir sayıya çevirmeden nasıl yazarsın?