Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Seyirciye bırakılan boşluk, ipuçlarıyla doldurulabildiği sürece bir katılımdır.
- Okunur boşluk, seyircinin daha önce verilmiş ipuçlarıyla doldurabileceği boşluktur.
- Davranış, nesne bağlantısı ve tekrarlanan görsel, boşluğu dolduracak ipuçları verir.
- Tepki planı, bir olayın anlamını tanığın yüzünden okutur.
- Aşırı kapalılık, takip için gereken bilgiyi de saklar.
- Gerekli neden gösterilmeli, gerekli olmayan bırakılabilir.
- Karakterin amacı hiçbir zaman sisin içinde kalmamalıdır.
- Görünmez bağ, yalnızca yazarın zihnindeki bir bağlantıdır.
- Hileli eksiltme ipucusuz bir sürprizdir ve seyirciyi kandırır.
- Bilinçli belirsizlik, filmin konusunun bir parçası olduğunda anlamlıdır.
- Boşluklar, dikkatli ama yazarın zihnini okuyamayan bir seyirciye göre ayarlanır.
- Seyircinin keşfi sonradan onaylanabilir, ama önceden açıklanmamalıdır.
- Aynı anda çok fazla boşluk açık kalmamalıdır.
Açılış sahnesi
Meltem fotoğraf sahnesini bir kez daha okuyor. Kadir çekmeceden fotoğrafı çıkarıyor. Karede yan yana iki delikanlı. Murat kapıda. Kadir yalnızca "Bu biz değiliz" diyor.
Meltem soruyor: o iki genç kim? Emre bir replik eklemek istiyor. Murat'ın ağzından bir cümle: "Babamla amcamız." Nermin Hanım elini kaldırıyor. Dur, diyor. Seyirci bunu zaten biliyor mu?
Meltem düşünüyor. Kantinde Murat "Amcamız" demişti. Babanın sayıkladığı bir ad vardı. Evde o adın hiç geçmediğini öğrenmişti. Karedeki delikanlılardan biri, yaşlı babanın gençliğine benziyor. Meltem gülümsüyor. Biliyorum, diyor. Babası ve kardeşi.
Emre repliği eklemiyor. Ama sonra başka bir şey hatırlıyor. Taslakta saatin, kavganın olduğu saatte durduğunu düşünmüştü. Bu bilgiyi hiçbir yere yazmamıştı. Nermin Hanım ona bakıyor. O bağ yalnızca senin kafanda, diyor. Seyirci onu hiçbir zaman göremez.
İki bilgi, iki ayrı kader. Biri seyirciye bırakılabilir, çünkü seyirci onu bulabilir. Öteki ya gösterilmeli ya da bırakılmalı, çünkü seyirci onu hiçbir zaman bulamaz.
Seyirciye bırakılan boşluk, seyircinin elindeki ipuçlarıyla doldurulabildiği sürece bir katılımdır; dolduramadığı anda bir sis olur.
Bu derste ne olacak
Bu derste seyirciye ne kadar çıkarım alanı bırakılacağını inceleyeceğiz. Önce boşluğun işe yaradığı biçimleri göreceğiz. Eksik bilgi, davranıştan anlam çıkarma, nesne bağlantısı ve tekrarlanan bir görsel. Bir tepki planının ima ettiği bilgi, görüntüler arası ilişki ve açıklanmayan ama anlaşılır bir sonuç. Sonra aşırı kapalılığın belirtilerine geçeceğiz. Gerekli nedenin gösterilmemesi, karakter amacının belirsizliği ve sembolün tek bilgi kaynağı olması. Önemli bir bağlantının yalnızca yazarın zihninde bulunması ve bilginin kasten eksiltilmesi. Bütün bunları Nöbet'in boşlukları üzerinde izleyeceğiz. Beş film de boşluğun sınırını farklı yerlerden çiziyor.
Sıfır noktası
Bu bölümün başından beri seyirciye güvenmeyi konuşuyoruz. Göstermek, söylemekten güçlüdür. Somut bir ayrıntı, soyut bir etiketten güçlüdür. İki görüntü yan yana, bir açıklamadan güçlüdür. Bütün bu ilkelerin ortak noktası, seyircinin bir şeyi kendisi bulmasıdır. Bu ders o bulmanın sınırına bakıyor.
Sözlükte çıkarım zinciri adını verdiğimiz şey, seyircinin dağınık görüntüleri kafasında bağlayıp söylenmemiş bir sonuca ulaşmasıydı. Sözlükteki izleyici payı ise anlatının kasten açık bıraktığı ve izleyicinin kendi doldurduğu boşluktu. Bu ders bu ikisinin sınırını çiziyor. Seyirciye ne kadar alan bırakılabilir? Hangi noktada alan bir boşluğa, boşluk bir sise dönüşür?
Ölçü basit görünür: seyirci boşluğu doldurabilir mi? Doldurabilmesi için elinde ipuçları olmalı. İpuçları filmin içinde, seyircinin gözü önünde olmalı. Yazarın zihninde duran ama sayfaya hiç geçmeyen bir ipucu, seyirci için yoktur.
Bu ölçünün iki tarafı da hata üretir. Fazla açıklayan bir film seyirciyi pasif bırakır. Ona hiçbir iş vermez. Fazla kapalı bir film ise seyirciyi dışarıda bırakır. Ona bir iş verir, ama o işin aracını vermez. Seyirci boşluğu dolduramadığında kendini akıllı değil, aptal hisseder. Bu duygu filme karşı bir öfkeye dönüşebilir. Seyirci aptal yerine konduğunu düşündüğünde, filmle kurduğu bağı da koparır.
Sözlükteki görsel bulmaca, bir bilginin görüntü uğruna öyle dolaylı verilmesiydi ki seyirci onu çözemiyordu. Aşırı kapalılık bu bulmacanın bütün bir filme yayılmış hâlidir. Bu derste ikisinin arasındaki dengeyi arıyoruz: seyirciye bir iş vermek, ama o işi yapabileceği araçlarla birlikte.
Bu denge her seyirci için aynı değildir. Bazı seyirciler daha çok ipucu ister, bazıları daha az. Ama yazar bir orta seyirci düşünebilir: dikkatli, ama yazarın zihnini okuyamayan biri. Boşluklar bu seyirciye göre ayarlanır.
Mekanizma
Boşluğun işe yaradığı yerler
Fotoğraftaki iki delikanlı bir okunur boşluk. Film onların kim olduğunu söylemiyor. Ama seyirci gereken her ipucunu almış: kantindeki "Amcamız", babanın sayıkladığı ad, evde adı geçmeyen bir kardeş ve fotoğraftaki yüzlerden birinin babaya benzemesi. Seyirci boşluğu dolduruyor ve bilgi onun oluyor. Bir replik, bu keşfi elinden alırdı.
Davranıştan anlam çıkarma da bir boşluk türüdür. Baba "Dokunma oraya" dediğinde neden dediğini söylemiyor. Seyirci, çekmecede bir şey olduğunu ve o şeyin babaya acı verdiğini, bu tek davranıştan çıkarıyor. Nesne bağlantısı da öyle. Defterdeki numara ile kapıdaki kuzen arasında bir köprü kurulmuyor. Seyirci köprüyü kendisi kuruyor.
Tekrarlanan bir görsel de bir boşluk taşır. Sözlükteki görsel motif, filmde tekrar eden bir görüntü, renk, nesne ya da sesti. Saat film boyunca birkaç kez görünüyor. Durmuş, kurulmuş, işleyen. Kimse saatin neyi temsil ettiğini söylemiyor. Seyirci tekrarın kendisinden bir anlam çıkarıyor.
Filmin sonunda kapı çalınıyor. Kapıda yorgun bir adam, elinde bir çanta. Kamera adamda değil, babada kalıyor. Baba pencereden dönüyor ve kapıdaki adama uzun, sessiz bir bakışla bakıyor. Bu bakış bir tepki planı. Kimse kuzenin amcaya benzediğini söylemiyor. Kimse babanın o yüzde kardeşini gördüğünü söylemiyor. Seyirci bütün bunları babanın yüzünden okuyor.
Görüntüler arası ilişki ve açıklanmayan ama anlaşılır bir sonuç da boşluğun işe yaradığı yerlerdir. Mutfaktaki yalnız fincan ile sofradaki bardaklar arasında bir ilişki var, ama kimse onu söylemiyor. Notta yazan günlerin ne zaman biteceği hiçbir zaman söylenmiyor. Film açık bir soruyla bitiyor. Ama seyirci sorunun ne olduğunu biliyor.
Aşırı kapalılık
Aşırı kapalılığın birkaç belirtisi var. Birincisi, gerekli bir nedenin gösterilmemesi. Kadir'in bakkalı neden aradığı gösterilmeseydi, seyirci kuzenin gelişini bir tesadüf sanırdı. Bu neden gerekli. Öte yandan babanın amcayla neden küstüğü hiçbir zaman söylenmiyor. Bu neden gerekli değil. Film o kavgayı değil, o kavganın bıraktığı sessizliği anlatıyor. Gerekli olanı gerekli olmayandan ayırmak, kapalılığın ilk ölçüsü.
İkinci belirti, karakterin amacının tamamen belirsiz olması. Emre'nin ilk taslağında Kadir'in hastanede ne istediği belli değildi. Seyirci onu takip edecek bir ip bulamıyordu. "Geceler benim" cümlesi bu ipi verdi. Üçüncü belirti, bir sembolün tek bilgi kaynağı olması. Fotoğraf olmasaydı ve "Amcamız" hiç söylenmeseydi, seyircinin amcayı anlaması yalnızca saatin sembolik anlamına kalırdı. Bu da çözülemez bir bulmaca olurdu.
Saatin, kavganın olduğu saatte durduğu fikri bir görünmez bağdı. Emre bunu biliyordu. Ama seyircinin bunu bilmesinin hiçbir yolu yoktu. Kavganın saati hiçbir yerde gösterilmiyordu. Emre iki yoldan birini seçmek zorundaydı: bağı görünür kılacak bir ipucu eklemek ya da bağı bırakmak. Bir ipucu eklemek, kavgayı anlatmak demekti ve film kavgayı anlatmak istemiyordu. Emre bağı bırakıyor. Saat yalnızca durmuş bir saat olarak kalıyor ve bu yeterli.
Emre'nin daha eski bir taslağında notun içeriği seyirciden saklanıyordu. Son gece Kadir notu okuduğunda seyirci de ilk kez öğrenecekti. Emre bunun bir sürpriz olacağını düşünmüştü. Ama sürprizin hiçbir hazırlığı yoktu. Sözlükteki adil gizem, çözümün seyirciye önceden verilmiş ipuçlarından çıkarılabildiği gizemdi. Notun saklanması adil değildi. Emre bunu değiştirmişti: seyirci notu Murat'la birlikte arabada okuyor, Kadir okumuyor. Saklanan bilgi bir sürprize değil, bir gerilime dönüşüyor.
Filmlerden okuma
Nöbet bu beş filmin her birinden bir ölçü alıyor. Petite Maman'ın evi gibi, fotoğraftaki yüzler daha önce verilmiş ipuçlarına yaslanıyor. Before Sunset'in gülümsemesi gibi, babanın uzun bakışı bir şeyi söylemeden söylüyor. The Lunchbox'ın sonu gibi, notta yazan günlerin ne zaman biteceği seyirciye kalıyor.
Beş filmi birlikte düşününce çıkarım alanının sınırları görünüyor. Bir ev ve bir ad, bir zaman kaymasını çözdürüyor. Dağıtılmış ipuçları, açıklanmayan bir varlığı anlaşılır kılıyor. Bilinçli bir belirsizlik, iki olasılığı birlikte taşıtıyor. Bir gülümseme, bir kararı söylüyor. Gösterilmeyen bir buluşma, seyircinin umudunda tamamlanıyor. Hiçbiri seyirciyi aracı olmayan bir boşlukla bırakmıyor. Her boşluğun yanında, onu dolduracak bir ipucu daha önce bırakılmış.
Usta katmanı
Her boşluğa aynı soruyu sor. Seyirci bu boşluğu doldurabilir mi? Doldurabilmesi için hangi ipuçlarına sahip? O ipuçları filmin neresinde?
İpucunu boşluktan önce koy. Seyircinin bir boşluğu doldurabilmesi için ipucu boşluktan önce verilmelidir. Sonradan verilen ipucu bir açıklamaya dönüşür.
Gerekli nedeni gerekli olmayandan ayır. Bir olayın her nedeninin gösterilmesi gerekmez. Ama seyircinin olayı anlaması için gereken neden mutlaka görünmelidir.
Karakterin amacını hiçbir zaman sisin içinde bırakma. Seyirci karakterin geçmişini, duygusunu, sırrını bilmeyebilir. Ama ne istediğini bilmelidir.
Sembolü tek bilgi kaynağı yapma. Bir sembol bir bilgiyi zenginleştirebilir. Ama bilgi yalnızca sembolde duruyorsa, seyircinin çoğu onu kaçırır.
Kafandaki bağları sayfaya dök. Senaryondaki önemli bağlantıları bir listeye yaz. Her birinin yanına seyircinin onu hangi ipucuyla kurabileceğini not et. İpucu yoksa, ya ekle ya da bağı bırak.
Tepkiyi olaydan daha uzun göster. Bazen bir olayın anlamı, olayın kendisinden değil, ona tanık olanın yüzünden okunur. Kamerayı tanıkta tut.
Sürprizi ipuçlarıyla hazırla. Bir sürprizin adil olması için, seyirci geriye baktığında ipuçlarını görebilmelidir. Hiç ipucu yoksa sürpriz bir hile olur.
Bilinçli belirsizliği bir konuya dönüştür. Bir soruyu cevapsız bırakıyorsan, o soru filmin konusunun bir parçası olmalı. Rastgele cevapsız kalan bir soru, bir eksiklik gibi görünür.
Açık sonu kapalı bir duyguyla bitir. Bir son açık kalabilir, ama seyircinin hissettiği şey açık olmamalı. Before Sunset'in gülümsemesi gibi, duygu bir cevabı taşır.
Boşluğu bir kez onayla. Bazen seyircinin vardığı sonucu, daha sonra kısa bir sözle ya da bir görüntüyle doğrulamak, onun keşfini ödüllendirir. Onay keşiften sonra gelmeli, önce değil.
Kapalılığı türe göre ayarla. Bir gerilim filmi seyirciyi bir süre karanlıkta tutabilir. Bir aile dramı ise karakterlerin ne istediğini erken göstermelidir. Tür, seyircinin ne kadar bekleyeceğini belirler.
İpucunu sıradan bir anda ver. En iyi ipucu, fark edilmeden geçen bir anda verilir. Seyirci onu ancak boşlukla karşılaştığında hatırlar.
Boşlukları say. Bir filmde çok fazla boşluk aynı anda açık kalırsa, seyirci hangisini dolduracağını bilemez. Bir anda bir ya da iki boşluk taşıt.
Bir dış okura boşlukları sor. Okur boşlukları nasıl doldurdu? Senin niyetine yakın mı? Uzaksa, ipuçlarını güçlendir.
Her şeyi açıklama dürtüsüne direnirken, her şeyi saklama dürtüsüne de diren. İki dürtü de aynı kaynaktan gelir: seyirciye güvenmemek ya da onu sınamak. Amaç, seyirciyle birlikte yürümektir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Ne kadar az açıklarsan film o kadar derin olur."
Olmaz. Derinlik, seyircinin dolduracağı boşluklardan doğar. Dolduramayacağı boşluklar derinlik değil, sis üretir.
Yaygın yanlış"Seyirci her şeyi anlamak zorunda değildir."
Doğru, ama bu bir mazeret olmamalı. Seyirci bazı şeyleri anlamayabilir, ama hikâyeyi takip edebilmesi için gerekenleri anlamalıdır.
Yaygın yanlış"Belirsiz son her zaman sanatsaldır."
Değildir. Belirsizlik, filmin baştan beri kurduğu bir soruyu açık bıraktığında anlamlıdır. Hiçbir soru kurmadan gelen belirsiz bir son, yarım kalmış bir film gibi görünür.
Yaygın yanlış"Yazar bir şeyi biliyorsa seyirci de sezer."
Sezmez. Seyircinin elinde yalnızca perdeye düşenler vardır. Yazarın zihnindeki bağ, ipucu olmadan seyirci için yoktur.
Yaygın yanlış"Sürpriz için bilgiyi saklamak meşrudur."
Meşrudur, ama adil olmalı. Seyirci geriye baktığında ipuçlarını görebilmelidir. Hiç ipucu verilmeden saklanan bilgi, bir hileye dönüşür.
Yaygın yanlış"Sembol filmi zenginleştirir, o yüzden ne kadar çok o kadar iyi."
Değildir. Fazla sembol seyirciyi her nesnede bir anlam aramaya iter ve hikâyeyi takip etmesini zorlaştırır.
Yaygın yanlış"Tepki planı yalnızca duygu gösterir."
Göstermez yalnızca duygu. Bir tepki bir bilgiyi, bir kararı, bir tanımayı da taşıyabilir.
Yaygın yanlış"Boşluğu onaylamak, onu boşa harcamaktır."
Değildir her zaman. Seyircinin vardığı sonucu sonradan kısa bir biçimde doğrulamak, onun keşfini ödüllendirir. Önemli olan, onayın keşiften önce gelmemesidir.
Yaygın yanlış"İpucu ne kadar gizliyse o kadar iyidir."
Değildir. İpucu fark edilmeyecek kadar gizlenirse, seyirci boşluğu dolduramaz ve ipucu hiç verilmemiş gibi olur.
Yaygın yanlış"Seyirci bir boşluğu doldurmak için filmi ikinci kez izlemelidir."
İkinci izleme bir zenginlik katabilir, ama hikâyeyi takip etmek için gereken boşluklar ilk izlemede doldurulabilir olmalıdır.
Yaygın yanlış"Kapalı bir film yalnızca belli bir seyirci içindir."
Olabilir, ama kapalılık bir seçim olmalı, bir beceriksizlik değil. Kapalı bir filmin de kendi seyircisine ipuçları vermesi gerekir.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Seyirciye bırakılan boşluk, ipuçlarıyla doldurulabildiği sürece bir katılımdır.
- Okunur boşluk, seyircinin daha önce verilmiş ipuçlarıyla doldurabileceği boşluktur.
- Davranış, nesne bağlantısı ve tekrarlanan görsel, boşluğu dolduracak ipuçları verir.
- Tepki planı, bir olayın anlamını tanığın yüzünden okutur.
- Aşırı kapalılık, takip için gereken bilgiyi de saklar.
- Gerekli neden gösterilmeli, gerekli olmayan bırakılabilir.
- Karakterin amacı hiçbir zaman sisin içinde kalmamalıdır.
- Görünmez bağ, yalnızca yazarın zihnindeki bir bağlantıdır.
- Hileli eksiltme ipucusuz bir sürprizdir ve seyirciyi kandırır.
- Bilinçli belirsizlik, filmin konusunun bir parçası olduğunda anlamlıdır.
- Boşluklar, dikkatli ama yazarın zihnini okuyamayan bir seyirciye göre ayarlanır.
- Seyircinin keşfi sonradan onaylanabilir, ama önceden açıklanmamalıdır.
- Aynı anda çok fazla boşluk açık kalmamalıdır.
Sonraki derse köprü
Emre görüntü üzerine bir modülü bitiriyor. Defterinde artık her sahne için bir görüntü, bir ayrıntı, bir karşıtlık, bir zincir ve bir boşluk var. Nermin Hanım ona üç mekânın adını yazdırıyor: hastane, kantin, babanın evi. Bu üç yerin her biri sadece bir arka plan mı, yoksa hikâyenin bir parçası mı? Yeni bir modül, mekânla hikâye anlatmak, burada açılıyor. Sonraki ders mekânın dramatik işlevlerini inceliyor.