İçeriğe geç

Ders 63.2

Sesli sahne açıklığı

Senaryo Akademisi — Bölüm VI, Modül 63

3.059 kelime5 film örneği≈ 14 dk okuma≈ 20 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Sesli dramada kimin konuştuğunu yüz değil ses ve sayfa söyler.
  • Ayrım oyuncunun sesinden önce yazıda kurulur.
  • Ritim, kelime, mesafe ve eşlik eden ses iki karakteri ayırır.
  • Ad sahneye bir kez, kendi yoluyla girer.
  • Sessiz bir nesne ya bir sesle ya bir amaçla gelir.
  • Dinleyici için söylenen satır karakteri bozar.
  • Gerekçeli betimleme bir muhataba söylenir.
  • Görünmeyen eylemi çoğu zaman bir tepki duyurur.
  • Yeni karakterin ilk girişine bir ad ya da tanıdık bir kaynak gerekir.
  • Susan karakter arada bir duyulmazsa sahneden çıkmış sayılır.
  • Çıkış da giriş gibi bir sesle duyurulur.
  • Yön kaybı yaşanan anda söylenen replik dinleyiciye ulaşmaz.
  • Açıklık her şeyi söylemek değil, dinleyicinin yolunu korumaktır.

Açılış sahnesi

Atölyede ilk masa okuması. Emre taksi sahnesini dağıtıyor. Selim Rıza'yı okuyacak, Emre yaşlı yolcuyu. Burcu kayıt cihazını masanın ortasına koyuyor, kırmızı ışık yanıyor.

Okuma on dakika sürmüyor. Selim kısa, alçak bir sesle okuyor. Emre de yaşlı bir adamı oynamak için sesini kalınlaştırıyor ve yavaşlatıyor. Kâğıtta her şey yerli yerinde.

Sonra Burcu kaydı başa sarıyor. Herkes gözünü kapatıyor. Taksimetrenin bipini Burcu ağzıyla yapmış, masada gülüşme oluyor. Ama birkaç replik sonra gülüşme kesiliyor. "Sola mı döneyim?" diyen kim? "Döndüğün iyi oldu" diyen kim? Nermin Hanım kaydı durdurup soruyor. Kimse emin değil. Burcu bir kez daha sarıyor, sesler yine birbirine akıyor. Okurken bu kadar belli olan fark, kayıtta bir yerde kaybolmuş.

Bir de Emre'nin yeni eklediği satır var. Yolcu cebinden bir şey çıkarıyor. Rıza aynaya bakıp soruyor: "Elindeki o fotoğraf ne?"

Selim satırı okuduktan sonra sayfayı bırakıyor. "Bunu ben niye soruyorum?" diyor. "Rıza fotoğrafı merak etmiyor ki. Bunu dinleyici için söylüyorum."

Dinleyici kimin konuştuğunu, nerede olduğunu ve ne olduğunu her an bilmeli. Bunu ona söyleyen satır, karakterin kendi ağzından çıkacak bir satır olmalı.

Bu derste ne olacak

Bu derste Emre'nin taksi sahnesini kulak için onaracağız. Önce birbirine benzeyen iki sesi ayıracağız. Rıza ile yaşlı yolcunun farkını ses renginden değil, sayfadan kuracağız. Adların ne zaman yardım ettiğine, ne zaman sahneyi bozduğuna bakacağız. Sonra sessiz bir nesneyi, cepten çıkan fotoğrafı ele alacağız. Selim'in itirazını ciddiye alıp yapay betimlemeyle gerekçeli betimlemeyi ayıracağız. Deniz'in telsize ilk girişini yazacağız. Son olarak dinleyicinin yolunu nerede kaybettiğini Burcu'nun kaydında arayacağız. Örnekler bir uçak kokpitinden, görünmez bir adamdan, kayıp bir kasabadan, bir tır kabininden ve bir rüyalar ülkesinden geliyor.

Sıfır noktası

Filmde kimin konuştuğunu çoğu zaman yüz söyler. Kamera konuşanın yüzündedir ya da dinleyenin yüzünden konuşanı anlarız. İki yaşlı adam aynı arabada konuşsa bile seyirci hiç şaşırmaz. Biri direksiyonda, biri arka koltukta oturur.

Kulak için yazılan sahnede kimsenin yüzü görünmez; dinleyici yalnız sesleri tutar. İki ses birbirine yakınsa dinleyici onları birbirine karıştırır. Bir replik yanlış kişiye yazılınca sahnenin anlamı da kayar. Rıza'nın sorusu yolcunun sorusu sanılırsa bütün gece başka bir gece olur.

Bunun için ilk akla gelen çözüm oyuncu seçimidir. Birbirine benzemeyen iki ses bulursun, sorun kalkar. Bu çözüm işe yarar ama yazarın elinde değildir. Telsiz'de oyuncuları Burcu'nun tanıdıklarından bulmak gerekecek. Rıza'yı da yolcuyu da altmışlarında iki erkek okuyacak. Sesleri birbirine yakın çıkabilir.

Bu yüzden ayrım önce sayfada kurulur. İki karakter farklı uzunlukta cümleler kurar. Farklı kelimelerle konuşur. Biri soru sorar, öbürü cevap verir. Biri hep bir sesle birlikte konuşur, öbürü sessizlikten çıkar.

Açıklık bir kez kurulup bırakılan bir şey de değil. Dinleyicinin dikkati gidip gelir. Kurmaca bir podcast çoğu zaman yolda, mutfakta, kulaklıkla dinlenir. Bir otobüs kornası, bir çocuk sesi, bir bildirim birkaç repliği alıp götürür. Dinleyici geri döndüğünde sahneyi yeniden bulabilmeli. Bu yüzden ayrım sahnenin başında bir kez değil, sahne boyunca sürer. Rıza'nın kısa cümleleri ilk dakikada da son dakikada da kısadır.

Bir sahne bu açıdan üç soruya cevap vermek zorunda: kim konuşuyor, neredeyiz ve ne oluyor? Filmde bu üç soruyu çoğu zaman görüntü cevaplar. Sesli dramada cevap ya sayfada yazılıdır ya hiç yoktur.

Ama cevabı yazmanın kolay bir yolu da var ve o yol tuzaktır. Karakterlere her şeyi söyletmek. "Elindeki o fotoğraf ne?" böyle bir satır. Sahnenin üçüncü sorusuna cevap veriyor, ama Rıza'yı Rıza olmaktan çıkarıyor. Bu dersin işi açıklığı, karakteri bozmadan kurmak.

Mekanizma

İki yaşlı ses

Nermin Hanım kaydın o bölümünü yeniden dinletiyor. Sorun açık: iki karakter de kısa, yavaş ve alçak konuşuyor. Emre yolcuyu yazarken farkında olmadan Rıza'nın ritmini ona da vermiş.

Emre ayrımı önce ritimde kuruyor. Rıza tek kelimeyle cevap veriyor: "Olur." "Sağ." Yolcu ise uzun cümleler kuruyor ve cümlelerinin sonu havada kalıyor. Sonra kelimeye geçiyor. Yolcu Rıza'ya "evladım" diyor, eski sokak adlarını kullanıyor. Rıza bugünkü adları söylüyor.

Mesafe de işe karışıyor. Dinleme noktası ön koltukta, Rıza'nın yanında. Rıza'nın sesi yakın ve kuru geliyor. Yolcunun sesi biraz geriden, arka koltuktan, arabanın içinde hafif boğuk. Burcu bunu kayıtta mikrofonu bir adım geri çekerek yapacak.

Son araç eşlik eden ses. Rıza konuşmadan önce çoğu zaman sinyal tıkırtısı geliyor. Yolcu konuşmadan önce boğazını temizliyor. Dinleyici birkaç replik sonra tıkırtıyı duyunca Rıza'yı, öksürüğü duyunca yolcuyu bekliyor.

Adın ölçüsü

Emre'nin ilk çözümü adları çoğaltmak olmuş. Taslakta yolcu Rıza'ya her cümlede adıyla sesleniyor. Selim sayıyor: tek sahnede on bir kez "Rıza".

Gerçek hayatta insanlar yanındakine pek adıyla seslenmez. Hele bir yolcu, yeni tanıdığı bir şoföre. Peki yolcu Rıza'nın adını nereden öğrenecek? Emre cevabı dünyanın içinde buluyor. Telsiz cızırdıyor ve Semra Hanım'ın sesi arabaya doluyor: "Rıza, merkez." Yolcu bunu duyuyor. Sahnenin sonlarında bir kez, yumuşak bir sesle kullanıyor: "Rıza Bey, sen sür."

Ad sahneye bir kez, kendi yolundan girdi. Gerisini ses ayrımı taşıyor. Yolcunun adı ise hiç söylenmiyor. Rıza sormuyor, çünkü Rıza sormaz.

Sessiz nesne

Yolcunun cebinden çıkan şey bir fotoğraf. Fotoğrafın hiçbir sesi yok. Emre bu yüzden Rıza'ya onu adlandırtmış.

Selim'in testi basit: "Dinleyici olmasa bu cümle söylenir miydi?" Rıza aynada adamın elindeki şeyi seçiyor. Onun ne olduğunu da görüyor, yani "o fotoğraf" diyor. Bildiği bir şeyi soruyor. Soru Rıza'nın değil, Emre'nin sorusu.

Emre iki yol deniyor. İlki nesneye bir ses bulmak.

Fotoğraf eski bir zarfın içinde duruyor. Yolcu zarfı açıyor, kâğıt hışırdıyor. Sonra "Işığı yakar mısın, evladım?" diyor ve tavan lambasının düğmesi tık ediyor. Dinleyici hâlâ fotoğrafı bilmiyor. Ama yolcunun bir şeye baktığını, bunun için ışık istediğini biliyor.

İkinci yol, söylemeyi bir gerekçeye bağlamak.

Emre yolcuya bir amaç veriyor. Adam bir köşeyi arıyor. Fotoğrafı Rıza'ya uzatıyor: "Bak şuna. Köşede bir fırın vardı, yanında bir çeşme. Bilir misin?" Bu tarif yolcunun ihtiyacından doğuyor, çünkü Rıza'dan yardım istiyor. Dinleyici fotoğrafı onun sözleriyle görüyor.

Rıza'nın cevabı tek kelimeden biraz uzun: "Fırın kapandı. Çeşme duruyor." Sonra tavan lambasını söndürüyor. "Yolu göremiyorum," diyor. Işık sönünce zarfın sesi de duruyor.

Sonra mekân kendini sesle gösteriyor. Rıza arabayı bir köşede durduruyor ve motoru rölantide bırakıyor. Yolcu camı indiriyor. Arabanın kuru, dar sesine dışarıdan akan bir su karışıyor. Kimse "İşte çeşme" demiyor. Dinleyici köşeyi suyun sesinden buluyor. Yolcu uzun bir süre bir şey söylemiyor, yalnız nefesi duyuluyor.

"Biraz dolaşalım" artık amaçsız bir dolaşma değil. Dinleyici de neden saatin açık kaldığını anlamaya başlıyor.

Deniz telsize giriyor

Bölümün ortasında yeni bir ses giriyor. Deniz o gece ilk kez telsizde. Dinleyici onu daha önce hiç duymadı.

Telsiz'in kuralı burada işe yarıyor. Herkes kendini adıyla çağırır. Deniz'in ilk repliği bu yüzden adını taşıyor: "Merkez, Deniz." Ama ad tek başına yetmiyor. Arkasında rüzgâr var, çünkü Deniz'in camı hep aralık. Cümlelerinin sonunu yutuyor ve hızlı konuşuyor. Ses imzası ilk girişte bütünüyle kuruluyor.

Bir tehlike de var. Semra Hanım da kadın. Dinleyici iki kadın sesini karıştırabilir. Ayrımı mekân yapıyor. Semra Hanım hep kulübenin içinden, yakın ve net. Deniz hep telsizden, cızırtılı ve rüzgârlı. İkinci girişinde Deniz adını yine söyleyecek, çünkü kural bu. Ama dinleyici onu artık rüzgârdan tanıyacak.

Yolunu kaybeden kulak

Burcu kaydın son bölümünü açıyor. Emre burada kulübeden arabaya, arabadan kulübeye üç kez hızlıca geçmiş. Her geçişte konuşan da değişiyor. Gözü kapalı dinleyenlerden biri "Neredeyiz?" diye soruyor.

Kayıttaki yön kaybının üç kaynağı var. Geçişlerde ses tabelası atlanmış. Arabaya dönüşte dizel motor duyulmuyor. Bir de kulübede radyo kapalı. Sonuncusu en sinsisi: sahnede bir karakter uzun süre susmuş.

Yolcu Rıza'nın telsiz konuşması boyunca hiç ses çıkarmamış. Dinleyici onun arabadan indiğini sanmış. Emre bir çözüm buluyor. Rıza telsizle konuşurken arkadan zarfın kısa bir hışırtısı geliyor. Yolcu hâlâ orada.

Nermin Hanım bir kuralı tahtaya yazıyor: susan karakter sahnede kalmak için arada bir duyulmalı. Bir nefes, bir hışırtı, bir koltuk gıcırtısı yeter.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Ayrımı oyuncuya bırakma. İyi bir oyuncu kadrosu iki sesi ayırır. Ama sayfa ayırmıyorsa kayıtta kötü bir gün yeter. Ritim, kelime ve eşlik eden ses yazıda durmalı.

Benzeyen sesleri aynı sahnede az tut. İki yaşlı erkek ya da iki genç kadın aynı sahnede uzun konuşacaksa sahneyi kısalt. Ya da aralarına üçüncü, belirgin bir ses koy. Telsizden gelen Semra Hanım bu işi görüyor.

Soru ve cevap rolü dağıt. Bir sahnede soran ile cevap veren hep aynı kişi olunca dinleyici replikleri yerleştirmeyi kolay buluyor. Yolcu soruyor, Rıza cevaplıyor. Bu düzen bozulursa ilk soruyu bir sesle haber ver.

Adı bir kez, iyi bir yerden ver. Adın sahneye bir yoldan girmesi gerekir. Telsiz çağrısı, bir kapı zili, birinin dışarıdan seslenmesi. Sonra ad geri çekilir, ses imzası devralır.

Sessiz nesneye ses bul ya da sahneden çıkar. Fotoğraf, mektup, bir bakış sessizdir. Ya bir sesle birlikte gelirler ya bir karakter onları bir amaçla anar. İkisi de yoksa nesne sahnede yoktur.

Tarif testini her satıra uygula. Dinleyici yokken de bu cümle söylenir mi? Cevap hayırsa satır dinleyiciye konuşuyor. O satırı karakterin ihtiyacından yeniden kur.

Gerekçeyi karakterin amacında ara. Yolcu bir köşe arıyor, bu yüzden tarif ediyor. Gerekçe ilişkiden de gelebilir: kör bir karakter, telefondaki biri, uzakta kalan bir sevgili. Amaç ne kadar güçlüyse betimleme o kadar doğal duyulur.

Tepkiyi tariften önce dene. Bir şeyin orada olduğunu çoğu zaman bir karakterin tepkisi söyler. Kesik bir nefes, bırakılan bir bardak, kısılan radyo. Tarif bundan sonra gelir, gerekirse.

Girişi çıkışla dengele. Yeni bir sesi tanıtmak kadar onun gidişini de duyurmak gerekir. Kapanan kapı, uzaklaşan adım, kapanan telsiz. Gitmesi duyurulmayan karakter dinleyicinin kafasında sahnede kalır.

Susan karakteri ara ara duyur. Uzun susan biri dinleyici için kaybolur. Bir hışırtı, bir öksürük ya da koltuğun gıcırtısı onu yerinde tutar.

Kaydı gözü kapalı ve yabancıya dinlet. Yazar sahneyi bildiği için hiçbir zaman kaybolmaz. Burcu'nun kaydını sayfayı hiç okumamış biri dinlemeli. "Neredeyiz?" sorusunun geldiği her yer bir onarım yeridir.

Ayrımı tek kelimeye yükleme. Yolcu "evladım" diyor diye her repliğe o kelimeyi koyma. Bir tik bir kez işaret olur, beşinci kez parodi. Kelime ayrımı bir dağarcıktan gelmeli, tek bir sözden değil.

Kayıt odasını hesaba kat. Burcu yolcuyu mikrofondan geri çekecek. Sayfada bu mesafeyi bildirmezsen kayıtta iki ses aynı uzaklıktan gelir ve emeğin bir yarısı kaybolur.

Açıklığın bedelini gör. Her şeyi açık yazmak sahneyi sıkıcı da yapabilir. Dinleyici biraz çalışmak ister. Kim konuştuğunu bilmeli, ama neden sustuğunu kendisi bulmalı.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Farklı sesler kadro işidir, yazarı ilgilendirmez."
Doğrusu

Kadro yardım eder, ama sayfayı kurtaramaz. Ritim, kelime ve soru biçimi yazıda farklı değilse benzer iki ses kayıtta birbirine karışır.

Yaygın yanlış"Karakterleri her repliğe adıyla başlatmak en güvenli yol."
Doğrusu

Sürekli ad kullanmak dinleyiciye bir oyun izlediğini hatırlatır. Ad sahneye bir kez kendi yoluyla girer, sonra geri çekilir.

Yaygın yanlış"Bir nesneyi dinleyiciye anlatmanın tek yolu onu adlandırmaktır."
Doğrusu

Nesnenin sesi, ona verilen tepki ya da karakterin amacı aynı işi görür. Adlandırma en son çaredir.

Yaygın yanlış"Her betimleme yapaydır."
Doğrusu

Gerekçesi olan betimleme gayet doğal duyulur. Telefonda yol tarif eden biri ya da kör bir arkadaşına sokağı anlatan biri betimler. Sorun betimleme değil, muhatabı olmayan betimleme.

Yaygın yanlış"Anlatıcı kullanmak yapay betimlemeyi her zaman çözer."
Doğrusu

Anlatıcı yükü karakterden alır ama kendi yükünü getirir. Hikâyenin bir anlatıcıya yer açması gerekir. Telsiz'de böyle bir yer yok.

Yaygın yanlış"Yeni karakter girince dinleyici onu sesinden tanır."
Doğrusu

Dinleyici ilk kez duyduğu sesi neye bağlayacağını bilmez. İlk girişe bir ad ya da tanıdık bir kaynak gerekir.

Yaygın yanlış"Bir sahnede ne kadar çok karakter olursa o kadar canlı olur."
Doğrusu

Görüntü yokken dinleyici her konuşanın izini kafasında tutmak zorunda kalır. Aynı anda konuşan ses arttıkça replikler sahipsiz kalır.

Yaygın yanlış"Susan karakter sahnede durmaya devam eder."
Doğrusu

Filmde yüzü görünür, sesli dramada görünmez. Arada bir duyulmayan karakter dinleyici için sahneden çıkmıştır.

Yaygın yanlış"Aynı ad tekrarlanınca dinleyici karıştırmaz."
Doğrusu

Ses tabelası ile ad aynı şey değildir. Rıza'nın adı telsizden geldiğinde dinleyici kulübeyi duyar, arabadan geldiğinde arabayı. Adın hangi sesle birlikte geldiği de bir yön bilgisidir.

Yaygın yanlış"Açıklık, her şeyin söylenmesidir."
Doğrusu

Açıklık dinleyicinin yönünü bilmesidir. Karakterin içinden geçeni, susmanın nedenini ya da bir bakışın anlamını yine dinleyici bulur.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Sesli dramada kimin konuştuğunu yüz değil ses ve sayfa söyler.
  • Ayrım oyuncunun sesinden önce yazıda kurulur.
  • Ritim, kelime, mesafe ve eşlik eden ses iki karakteri ayırır.
  • Ad sahneye bir kez, kendi yoluyla girer.
  • Sessiz bir nesne ya bir sesle ya bir amaçla gelir.
  • Dinleyici için söylenen satır karakteri bozar.
  • Gerekçeli betimleme bir muhataba söylenir.
  • Görünmeyen eylemi çoğu zaman bir tepki duyurur.
  • Yeni karakterin ilk girişine bir ad ya da tanıdık bir kaynak gerekir.
  • Susan karakter arada bir duyulmazsa sahneden çıkmış sayılır.
  • Çıkış da giriş gibi bir sesle duyurulur.
  • Yön kaybı yaşanan anda söylenen replik dinleyiciye ulaşmaz.
  • Açıklık her şeyi söylemek değil, dinleyicinin yolunu korumaktır.

Sonraki derse köprü

Emre'nin onarılmış sahnesinde artık her şey bir sese bağlı. Yolcunun sesi arka koltuktan, biraz uzaktan geliyor. Tavan lambası tık ediyor, zarf hışırdıyor, telsiz Deniz'in rüzgârıyla doluyor. Ama bunları kayıtta yapacak olan Burcu ve Selim. Sayfa onlara bunu nasıl söyleyecek? Sesin uzaklığı ve yönü nereye yazılır? Ses efekti satırı ile kayıt notu aynı şey mi? Çeşmenin önündeki uzun susma sayfada nasıl görünür? Sesli drama formatı bu kararların her birine sayfada bir yer açıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — masada kayıt cihazı, kırmızı ışık; gözleri kapalı dört kişi.
  • Ses ayrımı — iki ses dalgası: biri kısa ve kesik, öbürü uzun ve dalgalı.
  • Sessiz nesne — boş bir siyah ekran; bir zarf hışırtısı, sonra tavan lambasının küçük sarı dairesi.
  • Giriş işareti — telsiz hoparlöründen çıkan ses dalgası, arkasında rüzgâr çizgileri.
  • Yön kaybı — ekranda bir kulak simgesi iki mekân arasında hızla gidip geliyor ve duruyor, üstünde soru işareti.

Ritim

Ders sinyal tıkırtısıyla açılsın. Bitişte tavan lambası söner, yalnız dizel motor ve uzak bir telsiz cızırtısı kalsın.