Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Seyirci mekânı kulağıyla da kurar.
- Ses perspektifi kulağı mekânın bir noktasına koyar.
- Mekân yankısı odanın büyüklüğünü, malzemesini ve doluluğunu duyurur.
- Boşluk, sesin karşılık bulmamasıyla duyulur.
- Açık alanda ses dağılır ve geri dönmez.
- Sesin yönü seyircinin dikkatini çevirir ve mekânın planını çizer.
- Sızan ses iki mekânı ayırırken birbirine bağlar.
- Kalabalık dokusu tek tek seslerden değil yoğunluktan oluşur.
- Süren dünya, karakterin derdinin dünyayı durdurmadığını hissettirir.
- Görülmeyen ses mekânı çerçevenin dışına genişletir.
- Kapının durumu, odaya hangi sesin sızacağını belirler.
- Bir eşiğin geçilmesi sesle de çizilebilir.
- Aynı mekânın sesi sahneden sahneye değişebilir ve bu değişim hikâye anlatır.
- Az ama seçilmiş ses, uzun bir ses listesinden güçlüdür.
Açılış sahnesi
Selim, Nöbet'in ilk gecesini sesli okuyor. Başlık: HASTANE ODASI — GECE. Altında tek satır var. Oda sessiz. Kadir babasının yanında oturuyor.
Selim sayfayı masaya bırakıyor. Gözlerimi kapatırsam neredeyim, diye soruyor.
Hastanede, diyor Emre. Başlıkta yazıyor.
Başlığı okur görüyor, diyor Selim. Seyirci başlık okumaz. Sessiz bir oda her yerde aynı sessizliktir. Bu bir otel odası da olabilir, bir yatakhane de.
Nermin Hanım kenardan bir soru ekliyor. Bu odanın kapısı kapalı mı?
Emre kendi notlarına bakıyor. Hiç tam kapanmıyor, diyor. Bir parmak aralık kalıyor.
O zaman o aralıktan ne geliyor?
Emre kalemi alıp satırı yeniden yazıyor. Aralık kapıdan koridor sızıyor. Uzak bir odada bir alarm kısa kısa ötüyor. Kauçuk tabanlı adımlar hızlanıyor, sonra uzaklaşıyor. Kadir başını kaldırmıyor.
Selim satırı bir kez daha okuyor. Şimdi gözüm kapalıyken de hastanedeyim, diyor. Üstelik gece olduğunu ve başka bir odada birinin kötü olduğunu biliyorum.
Emre satıra bakıyor. Odayı değiştirmedim, diyor. Yalnızca kapının ötesini yazdım.
Nermin Hanım başını sallıyor. Oda aynı oda, diyor. Ama artık bir binanın içinde duruyor.
Seyirci mekânı yalnızca gözüyle değil kulağıyla da kurar; senarist sesin nereden ve ne kadar uzaktan geldiğini yazınca mekân sayfada belirir.
Bu derste ne olacak
Bu derste sesin bir mekânı nasıl kurduğunu inceleyeceğiz. Önce uzaklığı konuşacağız: aynı ses yakından ve uzaktan nasıl farklı duyulur. Sonra kapalı alanı, yankıyı ve boşluğu ele alacağız. Açık alanın neden sesi geri vermediğini göreceğiz. Sesin yönünü, duvardan sızan sesi ve kalabalığın dokusunu tanıyacağız. Mekânın dışında süren hayatı ve hiç görülmeyen sesleri konuşacağız. Bütün bunları Nöbet'in hastane odasında, arka kapıda ve babanın evinde deneyeceğiz. Beş film her birini çalışırken gösterecek. Her filmde sesin hangi mekân sorusunu cevapladığını adlandıracağız. Dersin sonunda kendi senaryondaki bir mekânı, adını silsen bile tanınacak biçimde sesle yazabileceksin.
Sıfır noktası
Bir sahne başlığı mekânın adını verir. HASTANE ODASI, BABANIN EVİ, ARKA KAPI. Bu ad okura yeter, ama seyirciye yetmez. Seyirci bir yeri görerek tanır, duyarak da inanır.
Kamera bir çerçeve çizer. Çerçevenin dışında kalan her şey görünmez olur. Kulak ise çerçeve tanımaz. Köşenin ardını, duvarın ötesini, üst katı duyar. Bu yüzden ses, görüntünün tek başına kuramadığı bir şeyi kurar: mekânın büyüklüğünü, malzemesini ve dışarısını.
Bir odaya girdiğini düşün. Gözün kapalı olsa bile çok şey bilirsin. Oda küçük mü, büyük mü? Duvarlar taş mı, halı mı? Pencere açık mı? Yanda biri var mı? Bunları kulağın söyler. Sinemada da durum aynıdır. Seyirci bir mekânın sesini, onun görüntüsünden önce bile kabul eder.
Senaristin işi burada başlar. Ses kaydını o yapmaz, karışımı da o kurmaz. Ama sayfada hangi sesin nereden geldiğini yazar. "Oda sessiz" demek bir şey anlatmaz. "Aralık kapıdan uzak bir alarm" demek bir mekân kurar.
Ses yazmak her sesi saymak demek değildir. Bir hastane koridorunda yüz ayrı ses vardır. Senarist bunlardan birini ya da ikisini seçer. Seçtiği ses o mekânı tanıtan ses olur. Seyirci gerisini kendisi tamamlar.
Ses sayfada eylem satırının içinde yazılır. Şimdiki zamanla, kısa cümleyle, görüntünün yanında. Bazı yazarlar önemli bir sesi büyük harfle yazar. Bu bir alışkanlıktır, bir kural değil. Asıl önemli olan sesin konumudur. "Bir alarm" yazmak az şey söyler. "Koridorun ucunda bir alarm" yazmak bir koridor, bir uç ve bir mesafe kurar.
Tek bir ses bütün bir binayı kurabilir. Uzaktan gelen tek bir anons bütün bir hastaneyi kurar. Seyirci o anonsu duyunca katları, servisleri, bekleme salonlarını kendi kafasında yerleştirir. Senaristin yazdığı tek satır, seyircinin zihninde bir bina olur.
Bu derste sesin mekânı kuran yüzüne bakıyoruz. Sesin nerede durduğu, ne kadar uzakta olduğu, hangi duvara çarptığı. Sesin bir olayı haber vermesi ya da karakterin iç dünyasını duyurması başka bir iştir. Burada yalnızca yeri soruyoruz: bu ses bize nerede olduğumuzu nasıl söylüyor?
Mekanizma
Uzaklık
Nöbet'in alarmı aynı alarmdır. Kadir sandalyesindeyken alarm ince ve uzaktır. Koridorun ucundan geliyor, iki kapı ötede. Sonra Kadir çay almak için Figen'in masasına yürüyor. Alarm büyüyor, netleşiyor. Masanın tam yanındaki odadan geliyor. Ses değişmedi, Kadir yer değiştirdi.
Senarist bunu sayfada iki kelimeyle yazar: "uzak bir odada" ve "tam yanı başında". Seyirci kulağın nerede durduğunu bu farktan anlar. Uzak ses incedir, ayrıntısı silinmiştir. Yakın ses kalındır, içindeki küçük tıkırtılar bile duyulur. Ses perspektifi ayrıca bir yakınlık ölçüsüdür. Kadir'in sandalyesinden duyulan her ses, babanın odasının ne kadar korunaklı olduğunu söyler.
Kapalı alan ve boşluk
Hastane koridoru fayans ve camdır. Adımlar orada çınlar. Babanın evi ise başka türlü konuşur. Eski halılar, ağır perdeler, dolu dolaplar sesi yutar. Kalorifer gürler, ama ses odanın içinde kalır.
Boşluk da yankıyla duyulur. Babanın düştüğü günden sonra Kadir eve ilk kez yalnız giriyor. Eşyalar yerinde, ama ev boş. Kadir'in mutfaktaki adımları sanki daha uzun sürüyor. Musluğun damlası tezgâhta yüksek çıkıyor. Ev büyümedi. Yalnızca içindeki insan eksildi. Yankı bu eksikliği kulağa taşıyor.
Senarist bunu sayfaya "ev boş" diye yazmaz. Damlayan musluğu, buzdolabının uğultusunu, adımın tezgâha kadar uzayan sesini yazar. Boşluğu okur kendisi çıkarır. Bu boşluk bir de karşıtlıkla büyür. Hastanede her ses bir başka sesle örtülür. Evde ise her ses tek başına kalır.
Açık alan
Açık alanda ses geri dönmez. Duvar yoktur, çarpacak bir yüzey yoktur. Ses çıkar ve gider.
Nöbet'in tek dış sahnesi hastanenin arka kapısı. Gece, boş otopark, soğuk. Kapı Kadir'in arkasında kapanıyor ve koridorun bütün sesi birden kesiliyor. Önünde uzaktan gelen bir yol uğultusu var. Bir yerde bir köpek havlıyor, karşılık alan yok. Kadir'in sığınağı bu yüzden burası. Burada hiçbir ses ona geri dönmüyor. Hiçbir alarm onu çağırmıyor.
Kapının kapanması burada bir sınır çiziyor. İçerisi sesle dolu, dışarısı sesle seyrek. Seyirci Kadir'in bir eşikten geçtiğini görüntüden önce kulağıyla anlıyor. Açık alanın sesi bir rahatlama gibi duyuluyor, çünkü içerinin sesi hep bir şey istiyordu.
Sesin yönü
Hazırlık haftasında iki kardeş aynı evde ama farklı katlarda. Murat üst kattaki eski odasını hazırlıyor. Kadir alt katta yatağı pencere önüne çekiyor. Kamera Kadir'in yanında. Tavandan bir dolap kapağı vuruyor. Sonra ağır bir şey yerde sürükleniyor. Kadir yukarı bakıyor.
İki kardeş aynı kareye girmiyor. Ama ses, birini ötekinin üstüne yerleştiriyor. Seyirci evin planını tek bir çizim görmeden çıkarıyor. Murat yukarıda, kendi geçmişinde. Kadir aşağıda, babanın döneceği odada. Sesin yönü burada bir kat planı ve bir ilişki çiziyor. Bir gece Kadir'in yatağı sürüklediği ses de yukarıya çıkıyor. Bu kez kamera üst katta, Murat'ın yanında. Murat elindeki eski kitabı bırakıyor ve aşağıyı dinliyor.
Duvarın öbür yanı
Hastane odasının kapısı hiç tam kapanmıyor. Bu, Nöbet'in en önemli ses kararı. Kapı kapalı olsaydı oda bir sığınak olurdu. Aralık kaldığı için koridor hep içeride. Figen'in masasındaki telefon, bir arabanın tekerleği, bir hastanın öksürüğü. Hepsi boğuk ve hafif. Kadir odada ama hiçbir zaman yalnız değil.
Hazırlık haftasındaki tavan da bir sızıntı. Murat'ın sesi Kadir'e duvardan geçerek ulaşıyor. Konuşmuyorlar, ama birbirlerini duyuyorlar. Bir kardeşin sesi ötekine hep boğuk ve yarım ulaşıyor. Aralarındaki mesafe de böyle.
Kalabalık
Hastane kantini öğle saatinde dolu. Tepsiler, çay kaşıkları, sandalye ayakları, bir uğultu. Hiçbir cümle seçilmiyor. Murat ile Kadir bu uğultunun içinde amcalarını konuşuyor. Bir çocuğun kahkahası yan masadan dokunun üstüne çıkıyor. Kahkaha net, çünkü çevresi bulanık. Gece ise aynı hastane bu dokuyu kaybediyor. Koridorda her ses tek başına kalıyor. Bir arabanın tekerleği, bir kapının kapanması, Figen'in kalemi. Gündüz kalabalığın içinde kaybolan sesler gece birer olay gibi duyuluyor.
Mekân dışında süren hayat
Babanın odasında gece her şey ağır. Ama pencerenin dışında bir motosiklet geçiyor. Koridorun ucunda Figen bir meslektaşıyla gülüyor. Bu sesler Kadir'in dünyasına ait değil. Tam da bu yüzden önemli. Kadir'in gecesi bir felaket, dünya için ise sıradan bir salı.
Süren dünyanın sesleri çoğu zaman kaynağı görünmeyen seslerdir. Alarmın hangi odadan çaldığını hiç görmüyoruz. Koşan adımların kime koştuğunu da öğrenmiyoruz. Görülmeyen bu kaynaklar bir tehlike de taşıyor. Başka bir odada biri kötüleşiyor. Kadir her alarmda bir anlığına kaskatı kesiliyor. Bu gece o oda değil. Belki bir gece olacak.
Filmlerden okuma
Filmlerin her biri farklı bir mekân sorusunu ses üzerinden cevaplıyor. Polanski'de soru şu: bu duvarlar beni ne kadar koruyor? Lynch'te dışarıdaki dünyanın ne kadar büyük olduğu soruluyor. Martel'de tehlikenin ne kadar uzakta olduğu. Tati'de mekânın neyden yapıldığı. Pontecorvo'da ise kalabalığın nerede bittiği.
Nöbet bu sorulardan birkaçını aynı anda soruyor. Hastane odası korunaklı mı? Aralık kapı cevap veriyor: değil. Dışarıdaki dünya Kadir'i fark ediyor mu? Pencerenin altındaki motosiklet cevap veriyor: etmiyor. Babanın evi dolu mu? Mutfaktaki yankı cevap veriyor: artık değil.
Dikkat edilecek bir nokta daha var. Bu filmlerin hiçbirinde ses mekânı süslemiyor. Her ses, karakterin o mekândaki durumunu söylüyor. Trelkovsky gözetleniyor. Henry eziliyor. Martel'in çocukları korunmasız. Tati'nin villasında kimse rahat değil. Senarist bir ses yazarken kendine şunu sormalı: bu ses karakterin buradaki hâli hakkında ne diyor? Cevap yoksa ses yalnızca dekordur.
Bu filmlerde mekânın sesi sahne boyunca sabit de kalmıyor. Trelkovsky'nin binası giderek daha çok dinliyor. Martel'deki havlama önce bir arka plan, sonunda bir çağrı oluyor. Kasbah'ın sesi film ilerledikçe büyüyor. Mekânın sesi değiştikçe karakterin durumu da değişiyor. Senarist bir mekânı bir kez kurup bırakmamalı. Aynı odaya her dönüşte sesin neyinin değiştiğini sormalı.
Usta katmanı
Kulağı bir yere koy. Her sahnede kulağın nerede durduğuna karar ver. Çoğu zaman karakterin yanındadır. Ama bazen kulak kapının dışında kalır ve karakter içeride bir camın ardında gibi görünür. Bu karar sahnenin duygusal mesafesini belirler.
Ses perspektifini kameradan ayırabilirsin. Kamera uzaktan çekerken ses karakterin yanında kalabilir. Seyirci uzaktan görür ama yakından duyar. Bu ayrım bir yalnızlığı ya da bir mahremiyeti büyütür. Sayfada bunu ses için ayrı bir cümleyle yaz.
Her mekâna kendi sesini ver. Hastane odası için aralık kapı, babanın evi için kalorifer, arka kapı için rüzgâr. Mekânın kendi sesi, sahne başlığından hızlı çalışır. Seyirci o sesi duyunca nerede olduğunu bilir.
Mekânın sesini değiştirerek zamanı anlat. İlk gece koridor kalabalık, son gece neredeyse boş. Mekân aynı, sesi incelmiş. Seyirci kaç gecenin geçtiğini bir takvimden değil bu incelmeden anlar.
Boşluğu yankıyla yaz, sessizlikle değil. Boş bir ev sessiz değildir. Damlayan bir musluk, uğuldayan bir buzdolabı onu daha da boş gösterir. Boşluk, sesin karşılık bulmamasıdır.
Açık alanı az sesle yaz. Açık alanda çoğu zaman birkaç ses yeter: uzak bir uğultu, yakın bir ayrıntı, rüzgâr. Ses çoğaldıkça açık alan kapalı bir sete benzemeye başlar.
Sesi kat planı olarak kullan. Üst kattan gelen adım, yan odadan gelen öksürük, aşağıdaki kapı. Seyirci mekânın planını bu yönlerden çıkarır. Böylece evin bütününü gösteren pahalı bir plana gerek kalmaz.
Sızıntıyı ilişkiye çevir. Bir duvar iki karakteri ayırıyorsa, aralarından geçen sesi yaz. Birbirlerini görmeden duyan iki kişi, aynı odadaki iki kişiden daha fazla şey söyleyebilir.
Kalabalıktan tek bir sesi çıkar. Kalabalık dokusu tek başına bir arka plandır. Ama içinden tek bir net ses yükselirse, o ses sahnenin anlamını taşır. Kantindeki çocuk kahkahası gibi.
Süren dünyayı ucuz bir genişlik olarak gör. Bir kentin trafiğini, bir hastanenin öteki katlarını görüntüyle kurmak pahalıdır. Sesle kurmak çok daha ucuzdur. Düşük bütçeli bir senaryoda dünyanın büyük kısmı ses olarak yazılabilir.
Mekân sınırını sesle çiz. Bir kapının kapanması, bir eşiğin geçilmesi sesi birden değiştirir. Hastanenin arka kapısı kapanınca koridor susar. Bu kesinti, görüntüden önce bir sınır çizer. Önemli bir eşiği seste de yaz.
Kapıyı bir ses süzgeci olarak düşün. Açık kapı, aralık kapı, kapalı kapı üç ayrı ses demektir. Nöbet'te oda kapısının hiç tam kapanmaması bir dekor ayrıntısı değil, bir ses kararıdır. Kapının durumunu sayfada belirt.
Oda dramında dışarıyı ses taşır. Nöbet'in tek bir dış sahnesi var. Kentin geri kalanı yalnızca sesle var: pencerenin altındaki motosiklet, uzak yol, anons. Mekânı az olan bir senaryoda süren dünya, seyircinin nefes aldığı tek pencere olur.
Yazdığın her sesin bir bedeli olduğunu bil. Sayfaya yazılan ses ekibe bir iş olarak geçer. Biri onu kaydedecek ya da üretecek. Bu yüzden yalnızca anlam taşıyan sesi yaz.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Ses senaryonun değil, ses ekibinin işidir."
Kısmen doğru. Kaydı ve karışımı ekip yapar. Ama hangi sesin nereden geldiği, mekânın duygusunu kuran ses, senaryoda başlar.
Yaygın yanlış"Mekânı sahne başlığı kurar."
Başlık mekânın adını verir. Mekânın büyüklüğü, malzemesi ve çevresi ise çoğu zaman sesle kurulur.
Yaygın yanlış"Ne kadar çok ses yazarsam mekân o kadar gerçek olur."
Olmaz. Fazla ses sayfayı bir ses listesine çevirir. Bir ya da iki seçilmiş ses, mekânı daha güçlü kurar.
Yaygın yanlış"Sessiz bir oda boş bir odadır."
Değildir. Gerçek bir odada her zaman bir ses vardır. Yazılan "sessizlik" çoğu zaman yazarın mekânı dinlemediğini gösterir.
Yaygın yanlış"Açık alan gürültülüdür."
Çoğu zaman tersi. Açık alanda ses dağılır ve geri dönmez. Bu yüzden açık alan genellikle kapalı alandan daha seyrek duyulur.
Yaygın yanlış"Uzak ses önemsiz sestir."
Değildir. Uzak bir alarm, uzak bir silah sesi, yakındaki bir konuşmadan daha çok gerilim taşıyabilir.
Yaygın yanlış"Kalabalık sahnede herkesin konuşması yazılmalı."
Yazılmamalı. Kalabalık bir dokudur. Senarist dokuyu tarif eder ve içinden yalnızca anlam taşıyan sesi seçer.
Yaygın yanlış"Yankı yalnızca büyük mekânlarda olur."
Yalnızca orada olmaz. Küçük bir banyo da sert yüzeyleri yüzünden sesi geri verir. Yankı büyüklüğü olduğu kadar malzemeyi de anlatır.
Yaygın yanlış"Ses yönü bir teknik ayrıntıdır, senaryoya yazılmaz."
Yazılır. "Üst kattan bir gıcırtı" ile "bir gıcırtı" aynı şeyi söylemez. Birincisi bir kat, bir kişi ve bir ilişki kurar.
Yaygın yanlış"Dışarıdaki sesler sahnenin dikkatini dağıtır."
Doğru seçilirse dağıtmaz. Karakterin derdiyle ilgisiz bir dış ses, o derdi daha yalnız gösterir.
Yaygın yanlış"Görülmeyen ses kafa karıştırır."
Karıştırmaz. Seyirci kaynağını görmediği sese kolayca inanır. Bu ses mekânı çerçevenin dışına genişletir.
Yaygın yanlış"Mekânın sesi bir kez kurulur."
Bir kez kurulup bırakılmaz. Aynı mekân geceden geceye, sahneden sahneye başka duyulabilir. Bu değişim hikâyenin bir parçasıdır.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Seyirci mekânı kulağıyla da kurar.
- Ses perspektifi kulağı mekânın bir noktasına koyar.
- Mekân yankısı odanın büyüklüğünü, malzemesini ve doluluğunu duyurur.
- Boşluk, sesin karşılık bulmamasıyla duyulur.
- Açık alanda ses dağılır ve geri dönmez.
- Sesin yönü seyircinin dikkatini çevirir ve mekânın planını çizer.
- Sızan ses iki mekânı ayırırken birbirine bağlar.
- Kalabalık dokusu tek tek seslerden değil yoğunluktan oluşur.
- Süren dünya, karakterin derdinin dünyayı durdurmadığını hissettirir.
- Görülmeyen ses mekânı çerçevenin dışına genişletir.
- Kapının durumu, odaya hangi sesin sızacağını belirler.
- Bir eşiğin geçilmesi sesle de çizilebilir.
- Aynı mekânın sesi sahneden sahneye değişebilir ve bu değişim hikâye anlatır.
- Az ama seçilmiş ses, uzun bir ses listesinden güçlüdür.
Sonraki derse köprü
Son gece Kadir odada. Koridordan adımlar geliyor, aralık kapının önünde yavaşlıyor. Kapı henüz açılmadı. Kadir başını kaldırıyor. Bu adımlar Figen'in mi, Murat'ın mı? Kadir bunu sesten tanıyabilir mi? Seyirci kapı açılmadan kimin geldiğini bilebilir mi? Ses burada mekânı kurmaktan öteye geçiyor ve bir haber taşıyor. Sonraki ders sesle bilgi vermeyi konuşuyor. Orada ses bize nerede olduğumuzu değil, ne olmak üzere olduğunu söyleyecek.