Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Ses seçilen bir üslup değil, biriken bir izdir; icat edilmez, türetilir.
- Her karakterde bir baskın etken vardır ve ötekiler onun etrafında dizilir.
- Baskın etken alakasız bir konu açtırılarak bulunur.
- Baskın etken kelimede değil, düşünme biçiminde ve benzetmede görünür.
- Coğrafyanın izi ağızda değil, cümle kurma sırasındadır.
- Aile etkeni, evde tartışmanın nasıl karşılandığından gelir.
- Kültür ve inanç kendini kelime seçiminde değil kelime yasağında gösterir.
- Kuşak bir yaş farkı değil, neyin değişmez sayıldığına dair bir farktır.
- Eğitim kelimede değil cümle yapısında görünür.
- Meslek dili sızma yapar; karakter bunu fark etmez.
- Sınıf işareti, neyin açıklanmaya değer bulunduğudur.
- Durum katmanı geçicidir: cümleyi kısaltır, dağarcığı değiştirmez.
- Edinilmiş ses de gerçektir; karakter iki sesin arasındaki mesafede durur.
- Alt ses tek bir kelimeyle geri gelir; uzun dönüş bir gösteriye dönüşür.
- Kişilik, öteki etkenler denendikten sonra kalan artıktır; ilk açıklama olarak kullanılmaz.
Açılış sahnesi
Tek bir cümle:
"Abi bak, bu iş bu bütçeyle dönmez, ben sana söyleyeyim."
Şimdi bu cümleden geriye doğru gidelim.
"Abi" diyor — muhatabı yaşça büyük ya da öyle davranılması gereken biri. "Dönmez" diyor, "mümkün değil" demiyor — teknik bir kelime yerine gündelik bir kelime seçiyor. "Ben sana söyleyeyim" diyor; yani daha önce söyledi ve dinlenmedi. Ve "bütçe" kelimesini rahat kullanıyor: bu sayıyı düzenli olarak gören biri.
Tek cümleden yaşını, işini, muhatabıyla ilişkisini ve kaç kez bu konuşmayı yaptığını çıkardık.
Ses seçilmiyor, birikiyor. Karakterin başından geçen her şeyin ağzında bıraktığı iz.
Şimdi tek bir etkeni değiştirelim ve ne olduğuna bakalım.
Mesleği değişsin. "Abi bak, bu rakamla bu iş kapanmaz." Aynı kişi, başka bir sektör; kelime değişti, yapı aynı kaldı.
Yaşı değişsin. "Bu bütçeyle olmaz bence." Kısaldı, yumuşadı, "abi" gitti.
Sınıfı değişsin. "Bu bütçenin gerçekçi olmadığını daha önce de belirtmiştim." Aynı bilgi, aynı ısrar — ama artık kimse "abi" demiyor ve kimse doğrudan söylemiyor.
Üçünde de karakter aynı şeyi istiyor. Değişen şey, o isteği taşıyabildiği kelimeler.
Bu derste ne olacak
Önceki ders sesin ne olduğunu tanımladı; bu ders nereden geldiğini açıyor. Müfredattaki on iki etkeni tek tek geçeceğiz ama sırayla değil: hangisinin sesi ne kadar belirlediğine göre üç kümede toplayacağız. Sonra bir karakterde hangi etkenin baskın olduğunu bulmanın yolunu kuracağız. Ardından sonradan edinilmiş sesleri ve o seslerin baskı altında nasıl çatladığını konuşacağız. Kapanışta geçici katmanı ele alacağız: yorgunluk, korku ve acele. On dört yapım bu etkenleri tek tek gösteriyor. Dersin sonunda elinde tek bir soru kalacak: bu karakter neden böyle konuşuyor? Cevabı yazılabilir olduğunda ses de yazılabilir hâle geliyor.
Sıfır noktası
Bir yazarın sesi icat etmesi gerekmiyor. Türetmesi gerekiyor.
Bu ayrım pratikte çok şey değiştiriyor. İcat edilmiş bir ses, üslup alıştırması olmaktan öteye gitmiyor ve üçüncü sahnede kendiyle çelişmeye başlıyor. Türetilmiş ses ise uğraşmadan tutarlı kalıyor: söylenen her cümleyi doğuran bir sebep var ve o sebep hatırlandığı sürece cümle de yerini şaşırmıyor. Yazarken de kolaylaştırıyor; bir replikte takıldığında kelimeyi değil kaynağı hatırlıyorsun, replik oradan çıkıyor.
Ama on iki etkenin hepsini aynı anda düşünmek mümkün değil. Bir sadeleştirme gerekiyor.
Her karakterde bir tanesi öne çıkıyor. Bir karakter için meslek belirleyicidir; her şeyi işinin diliyle görür. Bir başkası için inanç, bir üçüncüsü için geldiği sınıf. Baskın etkeni bulmak, on iki maddeyi bire indirmek demek.
Bulmanın yolu da basit: karaktere alakasız bir konu açtır. İş dışında bir konuda konuşurken hangi alanın kelimelerine dönüyorsa baskın etken orasıdır. Futboldan söz ederken bütçe diyen biri ile ayet diyen biri, iki ayrı insan.
Sınamanın işe yaramasının sebebi şu: insan kendi alanında konuşurken dilini seçiyor, alan dışında konuşurken dil onu seçiyor. Hazırlıksız yakalandığı anda elinin altında ne varsa ona uzanıyor — ve elinin altındaki şey baskın etken.
Bir uyarı: baskın etken bir klişe değil. Doktor karakterin sürekli tıp terimi kullanması baskın etken değil, tembelliktir. Baskın etken kelimede değil, düşünme biçiminde görünüyor — doktor karakter bir ilişkiyi de teşhis ve tedavi olarak düşünüyorsa mesleği baskın demektir.
İkinci bir uyarı: baskın etken değişebiliyor. Bir karakter metin boyunca bir yerden başka bir yere geçiyorsa baskın etkeni de kayabilir — ve o kayma çoğu zaman metnin asıl hikâyesi.
Mekanizma
Zemin etkenleri
Bu dört etken en derinde duruyor ve değiştirilmesi neredeyse imkânsız.
Coğrafya. Nerede büyüdüğü. Ağızdan çok, cümle kurma biçiminden görünüyor: kimi kültürde önce sonuç söyleniyor, kimisinde önce sebep.
Aile. Evde nasıl konuşulduğu. Tartışmanın normal sayıldığı bir evden gelen biriyle, sesin yükselmesinin felaket sayıldığı bir evden gelen biri aynı sahnede aynı şeyi yapmıyor.
Kültür ve inanç. Neyin söylenebilir, neyin söylenemez olduğu. Bu etken kelime seçiminden çok kelime yasağında görünüyor — bir önceki derste kurduğumuz sınır burada kaynağını buluyor. İnancın ayrı bir izi daha var: karakterin bir olayı kime bağladığı. Kimi kendine, kimi başkasına, kimi kendi dışındaki bir düzene bağlıyor ve bu bağlama biçimi cümlenin öznesinde görünüyor.
Kuşak. Aynı olaya hangi tarihten bakıldığı. Kuşak farkı bir yaş farkı değil; aynı yaştaki iki kişi farklı kuşaklardan olabiliyor ve fark, neyi "her zaman böyleydi" saydıklarında görünüyor.
Kazanılmış etkenler
Bu dördü sonradan geliyor ve üstü örtülebiliyor.
Eğitim. Ne kadar okuduğu değil, nasıl düşünmeyi öğrendiği. Belirtisi cümle yapısında: uzun ve iç içe cümleler kurabilen biri, o cümleleri kurmayı bir yerde öğrenmiş.
Meslek.
En verimli etken bu, çünkü sızma yapıyor. Muhasebeci bir ilişkiyi hesap olarak, asker bir aile toplantısını harekât olarak görüyor. Sızma bir kelimede değil, bir benzetmede beliriyor ve karakter bunu fark etmiyor.
Sınıf.
Bu tanım önemli. Sınıfı kelime dağarcığından okumak bir klişe. Asıl işaret şurada: bir karakter neyi açıklama gereği duyuyor, neyi herkesin bildiğini varsayıyor? Bir tatil yerini tarif etme ihtiyacı duyan biriyle adını söyleyip geçen biri, iki ayrı yerden geliyor.
Kişilik. Ötekilerden farkı, hiçbir dış kaynağı olmaması. Aynı köyde, aynı evde, aynı okulda büyümüş iki kardeşten biri az konuşuyorsa sebep buradadır. Ama bu etken yazarken bir sığınak gibi kullanılıyor: açıklanamayan her şey kişiliğe yükleniyor. Kural şu — kişilik, öteki on bir etken denendikten sonra kalan artık. Önce denenirse gerisi hiç yazılmıyor.
Anlık etkenler
Bu dördü sabit değil ve sahne sahne değişiyor.
İlişki. Kiminle konuştuğu. Bu, bir sonraki dersin bütün konusu olduğu için burada yalnız işaret ediyoruz.
İçinde bulunulan durum.
Bu katmanın tek kuralı var: geçici olduğu belli olmalı. Yorgun bir karakterin cümleleri kısalıyor ama kelime dağarcığı değişmiyor; korkan biri dolaylılığını kaybediyor ama düşünme biçimini kaybetmiyor. Durum katmanı ile karakterin sesi karıştığında karakter tutarsız görünüyor.
Yaş. Zemin ile anlık arasında duruyor: yavaş değişiyor ama değişiyor. Bir karakter metin boyunca yaşlanıyorsa sesinin de bir miktar değişmesi gerekiyor — ve bu değişim genellikle kelime dağarcığında değil, sabırda görünüyor. Sabır düştükçe cümleler kısalıyor, arttıkça uzuyor; iki yön de yaşın kendisine değil, karakterin o yaşta neyi çözdüğüne bağlı.
Edinilmiş ses
Bu, sesin en dramatik hâli. Bir insan geldiği yerden başka bir yere geçtiğinde yeni bir ses öğreniyor: kelimeleri, tonu, dolaylılık derecesini. Ve öğrendiği ses işe yarıyor — ta ki yaramayana kadar.
Alt sesin geri gelme anı, metnin en yüklü sahnelerinden biri. Kuralı şu: geri dönüş bir kelimeyle olmalı, bir konuşmayla değil. Uzun uzun eski ağzına dönen karakter bir gösteri yapıyor; tek bir kelime kaçıran karakter yakalanıyor.
Ve iki sesten hangisinin gerçek olduğu sorulmuyor. İkisi de gerçek. Karakter, ikisinin arasındaki mesafe.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Sesi icat etme, türet. Bir karakterin konuşmasını tasarlamadan önce nereden geldiğini yaz. Türetilen ses tutarlı çıkıyor; icat edilen üçüncü sahnede şaşıyor.
Baskın etkeni tek kelimeyle yaz. Ana kadrodaki her figüre on iki etkenden yalnız birini ata. Ötekiler onun etrafında diziliyor.
Alakasız konu sınaması yap. Karaktere işi dışında bir konu açtır. Hangi alanın kelimelerine dönüyorsa baskın etken orasıdır.
Baskın etkeni benzetmeye koy, kelimeye değil. Doktorun tıp terimi kullanması tembellik; bir ilişkiyi teşhis olarak düşünmesi karakter.
Sınıfı varsayımdan yaz. Kelime dağarcığı bir klişe. Asıl işaret, karakterin neyi açıklama gereği duyup neyi herkesin bildiğini varsaydığı.
Kelime yasağının kaynağını bul. Bir karakterin söylemeyeceği kelimeler kültürden mi, aileden mi, meslekten mi geliyor? Kaynağı bilinen yasak tutarlı kalıyor.
Kuşağı yaştan ayır. Aynı yaştaki iki karakter farklı kuşaklardan olabiliyor. Fark, neyi "her zaman böyleydi" saydıklarında.
Eğitimi cümle yapısına yaz. Ne okuduğu değil, hangi uzunlukta cümle kurabildiği. Uzun ve iç içe cümle kurabilen biri bunu bir yerde öğrenmiş.
Durum katmanını geçici tut. Yorgun karakterin cümleleri kısalsın, dağarcığı değişmesin. İkisi karışırsa karakter tutarsız görünüyor.
Edinilmiş sesi bir amaca bağla. Karakter yeni sesi neden öğrendi: bir yere ait olmak için mi, olmamak için mi? Amaç, sesin nerede çatlayacağını da belirliyor.
Alt sesi tek kelimeyle döndür. Eski ağza dönüş bir konuşma değil bir kelime olmalı. Uzun dönüş bir gösteri; tek kelime bir yakalanma.
İki sesten birini gerçek ilan etme. Edinilmiş ses de gerçek. Karakter ikisinin arasındaki mesafede duruyor.
Etken listesini bir kez doldur, sonra unut. On iki başlığı ana kadro için bir kez doldur ve kaldır. Doldurulmuş liste yazarken değil, tıkandığında işe yarıyor.
Kişiliği en sona bırak. Bir karakterin neden öyle konuştuğunu açıklayamıyorsan önce öteki on bir etkeni dene. Kişilik, hepsinden geriye kalan artık.
İnancı özneden oku. Karakter bir olayı kime bağlıyor: kendine mi, başkasına mı, kendi dışındaki bir düzene mi? Cevap cümlenin öznesinde duruyor.
Aileyi tartışma üzerinden yaz. Karakterin evinde sesin yükselmesi normal miydi, felaket miydi? Sahnedeki davranışı buradan çıkıyor.
Etkenleri çatıştır. Meslek dili ile aile dili aynı sahnede karşılaşsın. Karakterin hangisine döndüğü, baskın etkeni tek sahnede gösteriyor.
Baskın etkenin kaymasını planla. Karakter bir yerden başka bir yere geçiyorsa hangi etkenin öne çıkacağını önceden seç. Kayma, hikâyenin kendisi olabiliyor.
Kaynağı sahnede açıklatma. Etkenleri sen bileceksin, seyirci sezecek. Karaktere geçmişini anlattırmak, sesin işini elinden alıyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Karakter sesi yazarın tasarladığı bir üsluptur."
Değil. Türetilen bir sonuç; kaynağı bilinmeyen ses üçüncü sahnede tutarsızlaşıyor.
Yaygın yanlış"On iki etkenin hepsi her karakterde düşünülmeli."
Düşünülemez ve gerekmiyor. Her karakterde bir baskın etken var; ötekiler onun etrafında diziliyor.
Yaygın yanlış"Mesleği belli eden şey meslek terimleridir."
Değil, benzetmelerdir. Terim kullanmak tembellik; işin diliyle düşünmek karakter.
Yaygın yanlış"Sınıf, kelime dağarcığından okunur."
Klişe. Asıl işaret, neyin açıklanmaya değer bulunduğu ve neyin herkesin bildiği varsayıldığı.
Yaygın yanlış"Coğrafya sesi ağızla belli eder."
Ağız bir renk. Coğrafyanın asıl izi cümle kurma sırasında: önce sonuç mu, önce sebep mi?
Yaygın yanlış"Kuşak farkı bir yaş farkıdır."
Değil. Aynı yaştaki iki kişi farklı kuşaklardan olabiliyor; fark neyi değişmez saydıklarında.
Yaygın yanlış"Eğitimli karakter zor kelimeler kullanır."
Kullanmıyor. Eğitim kelimede değil cümle yapısında görünüyor.
Yaygın yanlış"Yorgun ya da korkmuş karakterin sesi tamamen değişir."
Değişmiyor. Durum katmanı cümle uzunluğunu etkiliyor, dağarcığı ve düşünme biçimini değil.
Yaygın yanlış"Edinilmiş ses sahte sestir."
Değil, ikisi de gerçek. Karakter iki sesin arasındaki mesafede duruyor.
Yaygın yanlış"Alt ses geri geldiğinde karakter uzun uzun eski ağzına döner."
Dönmemeli. Uzun dönüş bir gösteri; tek kelime kaçırmak bir yakalanma.
Yaygın yanlış"Bir karakteri açıklamak için geçmişini anlattırmak gerekir."
Gerekmiyor. Etkenler yazarın elinde duruyor; sahnede görünmesi gereken şey yalnız sonuçları.
Yaygın yanlış"Kişilik, bir karakteri açıklamanın en kısa yoludur."
En kısa yol değil, en son yol. Öteki on bir etken denenmeden kişiliğe geçilirse gerisi hiç yazılmıyor.
Yaygın yanlış"Baskın etken metin boyunca sabit kalır."
Kalmayabilir. Karakter bir yerden başka bir yere geçiyorsa baskın etkeni de kayıyor ve o kayma çoğu zaman asıl hikâye.
Yaygın yanlış"İnanç ancak dinî kelimelerden okunur."
Okunmuyor. Asıl iz, karakterin olayı kime bağladığında; yani cümlenin öznesinde.
Yaygın yanlış"Aile etkeni yalnız aile sahnelerinde çalışır."
Her sahnede çalışıyor. Evde tartışmanın nasıl karşılandığı, karakter hiç tanımadığı biriyle konuşurken bile yerinde duruyor.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Ses seçilen bir üslup değil, biriken bir izdir; icat edilmez, türetilir.
- Her karakterde bir baskın etken vardır ve ötekiler onun etrafında dizilir.
- Baskın etken alakasız bir konu açtırılarak bulunur.
- Baskın etken kelimede değil, düşünme biçiminde ve benzetmede görünür.
- Coğrafyanın izi ağızda değil, cümle kurma sırasındadır.
- Aile etkeni, evde tartışmanın nasıl karşılandığından gelir.
- Kültür ve inanç kendini kelime seçiminde değil kelime yasağında gösterir.
- Kuşak bir yaş farkı değil, neyin değişmez sayıldığına dair bir farktır.
- Eğitim kelimede değil cümle yapısında görünür.
- Meslek dili sızma yapar; karakter bunu fark etmez.
- Sınıf işareti, neyin açıklanmaya değer bulunduğudur.
- Durum katmanı geçicidir: cümleyi kısaltır, dağarcığı değiştirmez.
- Edinilmiş ses de gerçektir; karakter iki sesin arasındaki mesafede durur.
- Alt ses tek bir kelimeyle geri gelir; uzun dönüş bir gösteriye dönüşür.
- Kişilik, öteki etkenler denendikten sonra kalan artıktır; ilk açıklama olarak kullanılmaz.
Sonraki derse köprü
Buraya kadar sesin nereden geldiğine baktık. Etkenlerin çoğu sabit: coğrafya değişmiyor, aile değişmiyor, geldiği sınıf değişmiyor.
Ama bir etkeni bilerek erteledik.
Kiminle konuştuğu.
Aynı karakter annesinin yanında başka, patronunun yanında başka, tanımadığı biriyle bambaşka konuşuyor. Ve bu değişimler rastgele değil; her muhatap için ayrı bir ayar var ve ayarların toplamı bir desen kuruyor.
Asıl bilgi de o desende. Bir karakteri tanımak, onu tek bir odada dinlemekle olmuyor; birkaç odada dinleyip aradaki farkı görmekle oluyor.
Sıradaki ders bunu çalışacak: aynı kişinin ailesinin yanında, iş yerinde, otorite karşısında, tehdit altında, âşıkken, yalan söylerken ve yalnızken nasıl konuştuğunu.