İçeriğe geç

Ders 60.3

Senaryo odaklı ve storyboard odaklı üretim

Senaryo Akademisi — Bölüm VI, Modül 60

3.171 kelime5 film örneği≈ 14 dk okuma≈ 21 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Animasyonda kurgu canlandırmadan önce yapılır; fazlası çekilmez.
  • Senaryo odaklı üretimde sayfa önce yazılır, çizim onu görüntüye çevirir.
  • Storyboard odaklı üretimde hikâye kısa bir özetten çizimde gelişir.
  • Görsel taslak sırayı ve bakışı sınar; storyboard kadrajı, hareketi ve sesi sıralar.
  • Animasyonda yazar kutular çizilirken ve animatik izlenirken de masadadır.
  • Görsel espri çoğu zaman bir çizim koşulundan doğar; koşulu sayfaya yazılabilir.
  • Animatik, geçici ses kaydıyla sahnenin süresini ve ritmini ölçer.
  • Resmin söylediğini söyleyen replik animatikten sonra kısalır.
  • Bölüm süresi bir sınır olduğu kadar esprileri dizen bir düzendir.
  • Konuşmayan karakterin sahnesi hareketle ve sesle yazılır.
  • Kutuları çizen de hikâye kararı verir; notlar sunumdan sonra verilir.
  • Kutuda değişen her şey sayfaya geri yazılır.

Açılış sahnesi

Burcu'nun sayfası masada. Düğme'nin kaloriferin arkasına düştüğü sahne. Selim sayfayı bir kez okuyor, sonra ters çeviriyor. Arkasına kurşun kalemle altı kutu çiziyor.

"Ben çizer değilim," diyor. "Kutu çizerim."

Kalem hızlı gidiyor. Her kutu bir avuç içi kadar. Düğme bir daire, kalorifer birkaç dik çizgi.

Birinci kutuda kaloriferin ayakları sütun gibi yükseliyor. İkincide düğme kenarı üstünde dönüp devriliyor. Üçüncüyü çizerken Selim kalemi masaya kadar indiriyor. Kamerayı düğmenin hizasına koymuş. O yükseklikten karanlıkta yuvarlak bir şey görünüyor. Ortasında tek bir delik var.

Selim dördüncü kutuya düğmeyi o yuvarlağa doğru eğik çiziyor. Selam verir gibi. Beşinci kutuda yuvarlak dönüyor ve yandan görünüyor. Üstüne iplik sarılı bir silindir. Makara.

Burcu gülüyor. "Onu düğme sanıyor."

Sonra sayfayı yeniden çeviriyor ve gülüşü kesiliyor. Kendi sayfasında bu yok. Orada yalnız "Karanlıkta bir şey kıpırdar" yazıyor.

Emre kâğıdın iki yüzüne bakıyor. "Bu sahneyi kim yazdı şimdi?"

Selim omuz silkiyor. "Ben aramadım. Kamerayı yere indirdim, kendisi çıktı."

Nermin Hanım kurşun kalemi alıp Burcu'ya uzatıyor.

Animasyonda sayfa, çizimin sınayacağı ilk taslaktır; kutuda doğan buluş sayfaya geri yazılır.

Bu derste ne olacak

Bu derste animasyonun hikâyeyi nerede yazdığını soracağız. Önce tam bir senaryoyla başlayan üretimi, sonra hikâyeyi çizimde geliştiren üretimi ele alacağız. Kaba görsel taslaktan storyboard'a geçeceğiz. Kutuların geçici bir sesle birleşip kaba bir filme dönüştüğü animatiği izleyeceğiz. Diyaloğun bu aşamada nasıl kısaldığını, görsel esprinin sayfada değil kutuda nasıl doğduğunu göreceğiz. Bölüm süresini ve yazarın yönetmenle, storyboard sanatçısıyla masasını konuşacağız. Örnek, Burcu'nun Düğme denemesi. Filmlerde ise bir köpek adasına, trenlere havlayan bir köpeğe ve kılık değiştirmiş koyunlara uğrayacağız. Kumsalda paslanan bir robotu ve piyanonun içinde uyuyan bir fareyi de izleyeceğiz.

Sıfır noktası

Canlı çekimde fazlası çekilir. Nöbet'in son gecesi çekilseydi, Kadir'in koridordaki anı birkaç kez, birkaç açıdan çekilirdi. Selim kurgu masasında en iyisini seçerdi. Bir bakışı uzatır, bir repliği kısaltırdı. Kesilen her plan, çekim gününün içinde zaten ödenmiş olurdu.

Animasyonda bu sıra tersine döner. Ekrandaki her an önce çizilmek ya da kurulmak zorundadır. Fazladan bir saniye, birinin fazladan emeği demektir. Bu yüzden kesme işi çizimden önce yapılır. Film, daha bir karesi canlandırılmadan, kaba hâliyle kurgulanır.

Bu durum senaryonun yerini de değiştirir. Canlı çekimde yazılmış sayfa, sette oyuncunun ve kameranın önüne konur. Animasyonda sayfa bir de çizimden geçer. Çizim sayfanın bilmediği şeyleri bulur. Kamera nereden bakıyor? Karakter ne kadar büyük? Bir hareket ne kadar sürüyor? Bu soruların cevabı sahnenin anlamını değiştirebilir.

Nöbet'te Emre bu soruları çoğu zaman yönetmene ve kurgucuya bırakabilirdi. Sayfası bitince sahnenin dili başka ellere geçerdi. Animasyonda yazar o ellerle daha uzun süre aynı masada oturur. Kutular çizilirken sayfa hâlâ açıktır. Animatik izlenirken replikler hâlâ değişebilir. Sayfanın ne zaman bittiğini söylemek bu yüzden zordur.

Burcu'nun sayfasında Makara karanlıkta "kıpırdıyordu". Selim kamerayı yere indirince aynı an bir yanlış anlamaya dönüştü. Sayfa yanlış değildi. Sadece o şakayı göremeyecek bir yükseklikten yazılmıştı.

Animasyonda hikâyenin nerede yazıldığı sorusu buradan çıkar. Bazı yapımlar önce eksiksiz bir senaryo ister, çizimi ona göre kurar. Bazıları kısa bir özetle başlar ve hikâyeyi kutularda geliştirir. Çoğu yapım bu ikisinin arasında bir yerde durur. Yazarın işi hangisinde olursa olsun biter mi? Bitmez, yeri değişir.

Bir dizide bu soru daha da keskinleşir. Her hafta bir bölüm teslim edilecekse, hikâyenin nerede yazıldığı bir takvim meselesine döner. Kutuları çizen ekip beklerken sayfa gecikemez. Ya da sayfa beklerken kutular ilerleyemez.

Düğme hangi teknikle çekilirse çekilsin bu soru aynı kalır. Kâğıda çizilse de keçeyle kurulsa da, sahneler önce kutulara düşecek. Burcu'nun sayfası o kutulardan nasıl dönecek, ders bunu izliyor.

Mekanizma

Sayfa önce mi, kutu önce mi?

Burcu Düğme'yi bu yoldan başlattı. Elinde baştan sona bir sayfa düzeni var. Sahne başlıkları, eylem satırları, Makara'nın replikleri. Sesleri de yazmış: peteğin tıkırtısı, düğmenin yuvarlanışı. Bir yapımcı bu dosyayı okuyup filmin ne olduğunu anlayabilir.

Bu düzen, konuşmanın ağır bastığı filmlerde güçlüdür. Replikler önce sabitlenir. Oyuncular sesini kaydeder. Çizim o sesin üstüne kurulur.

Düğme'nin bu yolla başladığını düşün. Burcu'nun elinde yalnız bir paragraf olurdu. "Düğme kaloriferin arkasına düşer, orada eski bir makarayla karşılaşır." Sahnenin içini Selim'in kutuları bulurdu. Makara'yı düğme sanmak da orada doğardı. Bu düzende senarist çoğu zaman kutuları çizenle aynı masadadır. Bazen kutuları çizen de odur.

Kalemle düşünmek

Selim'in sayfanın arkasına çizdiği altı kutu buydu. Düğme bir daireydi, Makara bir dikdörtgen. Kalorifer dört çizgi. Hiçbirinin yüzü yoktu. Ama her kutunun bir yönü vardı: kamera nerede, göz nereye bakıyor? Selim kendi deyişiyle "film izler gibi" çiziyordu. Yeni bir kutu ancak yeni bir şey olunca açılıyordu.

Ertesi hafta Burcu ile Selim kutuları yeniden çiziyor, bu kez büyük kâğıda. Her kutunun altında bir satır var. Bir yerde "tık", bir yerde Makara'nın repliği. Oklar düğmenin yuvarlanma yönünü gösteriyor. Bir kutunun kenarına Selim "uzun tut" yazmış. Sayfa sahnenin ne olduğunu söylüyordu. Storyboard o sahnenin nasıl görüneceğini, hangi sırayla ve ne kadar süreceğini söylüyor.

Kutuda doğan espri

Makara'yı düğme sanmak böyle bir espri. Söze dökülse ölür. "Düğme makarayı kendine benzer bir düğme sanır" cümlesi kimseyi güldürmez. Gülme, düğmenin eğildiği an ile makaranın döndüğü an arasındaki boşlukta. O boşluk kutular arasındaki geçişte duruyor.

Espri bir de kuralın içinden çıkıyor. Kamera düğmenin hizasında, oda karanlık. Makara'nın yalnız ucu görünüyor. Bu koşullar olmasa yanlış anlama da olmazdı. Burcu sayfasına şimdi yalnız espriyi değil, koşulu da yazıyor. Kamera düğmenin hizasında kalacak, makaranın önce yalnız tahta yüzü görünecek.

Kaba film

Selim kutuların fotoğrafını çekip kurgu programına diziyor. Her kutuya bir süre veriyor. Burcu tıkırtıları kendi ağzıyla kaydediyor. Böylece sahne ilk kez bir film gibi akıyor, kaba ve sessize yakın.

Makara'yı Emre okuyor, telefonuna, mutfakta. Animatikte o ses çalınca bir sorun görünüyor. Makara'nın ikinci repliği boyunca ekranda tek bir kutu duruyor. Düğme gölgede, kıpırtısız. Ses akıyor, resim bekliyor.

Animatikten sonra diyalog

Burcu'nun ilk sayfasında sahne şöyleydi:

İÇ. APARTMAN DAİRESİ, ANTRE, KALORİFER ARKASI — GECE
Kaloriferle duvar arasında dar bir karanlık. Petek tıkırdar. Toz.
DÜĞME aralıktan yuvarlanarak düşer. Duvara çarpar, devrilir. Paltonun öbür düğmelerinden başka renkte.
Karanlıkta bir şey kıpırdar. MAKARA tozun içinden doğrulur.
MAKARA
Hoş geldin. Ben buraya düştüğümde bu kalorifer daha boyanmamıştı.
DÜĞME geri yuvarlanır, gölgeye saklanır.
MAKARA
Korkma. Yıllardır kimse eğilip bakmadı buraya. Senden önce de bir düğme düşmüştü, aynı paltodan. Onu bulamadılar. Seni onun yerine diktiler, değil mi? Rengin ondan başka.
DÜĞME utanır.

Animatikte önce bir tekrar göze çarptı. Düğme'nin rengi zaten beşinci kutuda görünüyordu, Makara'nın sözü resmin söylediğini yineliyordu. Daha ağır olanı sonra fark edildi. O söz, Düğme'nin kendi kararına varacağı yolu kapatıyordu. Makara her şeyi açıklarsa Düğme'ye seçecek bir şey kalmaz.

Burcu repliği kesiyor. "Boyanmamıştı" cümlesini de Selim bir kutuya çeviriyor. Makara'nın sırtında yıllar önce kaloriferden damlamış, kurumuş bir boya izi. Yaş artık görünüyor. Kutuda doğan espri de sayfaya giriyor. Sayfanın yeni hâli şöyle:

Karanlıkta yuvarlak bir şey. Ortasında tek bir delik.
DÜĞME ona doğru eğilir. Selam verir gibi.
Yuvarlak döner. Yandan bakınca bir iplik makarası: MAKARA. Sırtında eski, kurumuş bir boya damlası.
MAKARA
Hoş geldin. Kalorifer yanarken iyidir burası.
DÜĞME geri yuvarlanır, gölgeye saklanır.
MAKARA
Sabaha karşı söner. O zaman kıpırdayamazsın. Ben bilirim.

Emre itiraz ediyor. "Makara geveze bir karakter. Gevezeliğini kesersen onu da kesersin." Burcu Makara'ya kısa bir cümle daha veriyor: "Burada kimse kimseyi yemez." Makara hâlâ konuşuyor. Ama artık sırrı değil, saati anlatıyor.

Süre ve masa

Düğme yaklaşık yedi dakikalık bir deneme. Animatik bu sahnenin o sürenin önemli bir payını yediğini gösterdi. Sayfa sayısı bunu söyleyemezdi. "Düğme kaloriferin önünde donar" tek bir satır. Ekranda uzun tutulması gereken bir an olabilir. Makara'nın üç satırlık sözü ise yarısından kısalabilir.

Bölüm süresi bir dizide daha katıdır. Yayın kuşağı bellidir, film ona uymak zorundadır. Burcu'nun kısa filminde süre kendi seçimi. Yine de her fazla saniye birinin çizeceği bir saniye.

Selim kutuları masada sesli anlatıyor. Kalemiyle gösterip "tık" diyor, Makara'nın sesini yapıyor. Burcu yazar olarak dinliyor, Emre kenarda itiraz ediyor. Büyük bir yapımda yazar, yönetmen ve storyboard sanatçısı ayrı insanlardır. Düğme'de üçü aynı masada, son söz Burcu'da. Soru yine de aynı: kutuda verilen bir karar kimin onayıyla sayfaya döner? Nermin Hanım bir kural koyuyor: kutuda değişen her şey sayfaya geri yazılır. Seslendirecek oyuncu da, sonradan katılan biri de aynı metni okumalı.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Eylem satırını kutu boyunda yaz. Bir eylem cümlesi tek bir görüntü taşısın. "Düğme duvara çarpar, devrilir" iki kutudur, okuyan bunu sayabilir. Birkaç olayı tek bir uzun cümleye sığdırırsan storyboard sanatçısı sahneni kendi bölmek zorunda kalır.

Espriyi değil, koşulunu yaz. "Komik bir şey olur" satırı kutuya hiçbir şey vermez. Koşulu yaz: kamera nerede, kim neyi göremiyor? Burcu'nun yazdığı "makaranın önce yalnız tahta yüzü görünür" satırı, espriyi bulan herkesin işini kolaylaştırır.

Geçici sesi düz oku. Emre Makara'yı ilk okuyuşta fazla oynadı. Animatik olduğundan iyi göründü. Düz okunan replik, sahnenin gerçekten çalışıp çalışmadığını gösterir. Oyuncunun katacağını sonra konuşursun.

Replik keserken önce kutuya bak. Animatikte bir sözün altında hangi resim duruyor? Resim sözü zaten söylüyorsa söz gider. Resim boş bekliyorsa ya söz kısalır ya da resme bir iş bulunur.

Konuşmayan karakterin satırını sesle yaz. Düğme'nin sahnelerinde "tık", "tıkırtı", "yuvarlanma" yazıyor. Bu sesler hem ses tasarımcısına hem çizene bir ritim verir. Sessiz bir karakter sayfada boş kalmamalı.

Kutudan dönen buluşun izini tut. Hangi espri hangi kutuda doğdu, kimin önerisiydi? Bir revizyon notu tut. İleride metnin kime ait olduğu konuşulurken bu not işe yarar. Masadaki güveni de korur.

Senaryo odaklı bir dosyada da açık yer bırak. Bazı sahnelerin içini bilmediğini kabul et. Sayfaya "[pano için açık: düğme gölgeden çıkar]" gibi bir satır koy. Uydurulmuş bir ayrıntı yerine dürüst bir boşluk, kutuyu çizen için daha iyi bir çağrıdır.

Süreyi sayfa sayısıyla değil, animatikle ölç. Diyalogsuz bir sayfa ekranda beklenmedik uzunlukta tutabilir. Konuşmalı bir sayfa da kısa çıkabilir. Süreyle ilgili her söz animatikten sonra kesinleşir.

Sahne başlığına ölçeği yaz. "ANTRE" yetmez, "KALORİFER ARKASI" bir ölçek de söyler. Okuyan dünyanın kimin boyundan görüleceğini başlıktan anlar. Küçük karakterlerin dünyasında bu bilgi her kutunun ilk kararıdır.

İnsan dünyasını kadrajın kenarından yaz. Düğme'de insanlar yalnız ayak, el ve kapı arkasından gelen ses olarak var. Bunu sayfada da öyle yaz: "Bir ayak geçer. Terlik." Yüzü olmayan bir dünyayı yüzle yazarsan, çizen onu sonradan söküp atmak zorunda kalır.

Sunumda dinle, notu sonra ver. Storyboard sanatçısı kutuları masada anlatırken araya girme. Esprinin zamanlaması ancak bütün olarak görülür. Notunu sunum bitince, kutunun numarasıyla ver.

Replikleri animatikten sonra, seslendirmeden önce kilitle. Oyuncu sesini kaydettikten sonra değişen her söz yeni bir kayıt ister. Animatikten önce kilitlenen söz ise resmin söyleyeceğini bilmeden yazılmıştır. Doğru an ikisinin arasıdır. Makara'nın satırları da animatik izlendikten sonra kesinleşti.

Animatiği bir yabancıya izlet. Atölyede herkes espriyi biliyor. Dışarıdan biri sessiz izlesin. Makara'nın düğme sanıldığını anlamıyorsa espri henüz kutuda değil, çizenin kafasında.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Animasyonda senarist gereksizdir, her şey çizimde çıkar."
Doğrusu

Çizim çok şey bulur. Ama hikâyenin ne istediğini, hangi kararın kimde olduğunu biri tutmalı. Storyboard odaklı üretimde yazarın yeri kalkmaz, masaya taşınır.

Yaygın yanlış"Storyboard senaryonun resimli bir kopyasıdır."
Doğrusu

Storyboard sayfayı sınar ve çoğu zaman değiştirir. Kamera yüksekliği, karakter ölçeği, bir hareketin süresi yeni anlamlar üretir. Değişen her şey sayfaya geri yazılır.

Yaygın yanlış"Sayfa sayısı süreyi verir."
Doğrusu

Sözsüz bir satır uzun bir ekran süresi tutabilir. Animasyonda süre animatikte ölçülür.

Yaygın yanlış"Görsel espri sayfaya yazılamaz."
Doğrusu

Esprinin zamanlaması kutuda bulunur. Ama koşulu, kurulumu ve karşılığı sayfaya yazılabilir. Yazılmazsa çizen onu bulamayabilir.

Yaygın yanlış"Animatik bitmiş filmin kaba önizlemesidir."
Doğrusu

Animatik bir sınama aracıdır. Sahneler orada kısalır, yer değiştirir, bazen tümden düşer. Canlandırmadan önce yapılan kurgu odur.

Yaygın yanlış"Geçici sesteki performans korunmalıdır."
Doğrusu

Geçici ses bir ölçü aracıdır. Okuyanın oyunu sahneyi olduğundan iyi gösterebilir. Asıl seslendirme kendi kararlarını getirir.

Yaygın yanlış"Animatikten sonra repliği kesmek yazarın yenilgisidir."
Doğrusu

Kesilen replik çoğu zaman resme geçer. Makara'nın yaşını boya izi taşıyor. Söz gitti, bilgi kaldı.

Yaygın yanlış"Storyboard odaklı üretimde yazılı belge yoktur."
Doğrusu

Hikâye kutularda gelişse de bir özet, bir anahat, bir revizyon notu olur. Kutular değiştikçe bu belgeler de güncellenir. Seslendirme için replikler yine bir metne dökülür.

Yaygın yanlış"Kutuları çizen yalnız resim yapar, hikâyeye karışmaz."
Doğrusu

Kamera yüksekliği, kutunun ne kadar tutulacağı, bir hareketin nerede kesileceği hikâye kararıdır. Selim kalemi masaya indirdiğinde bir espri yazdı.

Yaygın yanlış"Diyalogsuz film senaryosuz filmdir."
Doğrusu

Söz olmaması yazının olmadığı anlamına gelmez. Kim neyi istiyor, ne değişiyor, hangi sırayla? Bu soruların cevabı yine bir yerde yazılı durur. Değişen, yazının biçimidir.

Yaygın yanlış"Konuşmayan karakter senaryoda yer kaplamaz."
Doğrusu

Onun sahneleri hareketle ve sesle yazılır. Düğme'nin her eylem satırı bir oyunculuk tarifidir.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Animasyonda kurgu canlandırmadan önce yapılır; fazlası çekilmez.
  • Senaryo odaklı üretimde sayfa önce yazılır, çizim onu görüntüye çevirir.
  • Storyboard odaklı üretimde hikâye kısa bir özetten çizimde gelişir.
  • Görsel taslak sırayı ve bakışı sınar; storyboard kadrajı, hareketi ve sesi sıralar.
  • Animasyonda yazar kutular çizilirken ve animatik izlenirken de masadadır.
  • Görsel espri çoğu zaman bir çizim koşulundan doğar; koşulu sayfaya yazılabilir.
  • Animatik, geçici ses kaydıyla sahnenin süresini ve ritmini ölçer.
  • Resmin söylediğini söyleyen replik animatikten sonra kısalır.
  • Bölüm süresi bir sınır olduğu kadar esprileri dizen bir düzendir.
  • Konuşmayan karakterin sahnesi hareketle ve sesle yazılır.
  • Kutuları çizen de hikâye kararı verir; notlar sunumdan sonra verilir.
  • Kutuda değişen her şey sayfaya geri yazılır.

Sonraki derse köprü

Selim'in kutularında Düğme bir daireydi, Makara bir silindir. Espri tam da bu iki biçimin karanlıkta birbirine benzemesinden çıktı. Peki Makara'nın her yardımda biraz incelmesi bir tasarım kararı mı, bir kişilik mi? Düğme'nin farklı rengi bir kusur olarak mı çizilecek? Çengelli İğne de sahneye girerse, her kutuda bir karakter daha çizilecek. Sonraki ders animasyon karakterini üretimin gözünden ele alıyor: tasarımın kişiliği nasıl taşıdığını ve her yeni karakterin üretime neye mal olduğunu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — bir senaryo sayfası ters çevriliyor; arkasına kurşun kalemle altı kutu çiziliyor; üçüncü kutuda karanlıkta tek delikli bir yuvarlak.
  • Senaryo odaklı ve storyboard odaklı üretim — iki ok: birinde sayfadan kutulara, ötekinde kısa bir paragraftan kutulara ve kutulardan sayfaya.
  • Görsel taslak — kaba daireler ve dikdörtgenler; her kutunun köşesinde küçük bir göz işareti.
  • Storyboard — büyük kâğıtta temizlenmiş kutular; altlarında "tık" ve bir replik satırı; bir kutunun kenarında "uzun tut".
  • Görsel espri — eğilen bir düğme; dönen bir yuvarlak yandan bakınca iplikli bir makaraya dönüşüyor.
  • Animatik ve geçici ses kaydı — kutular bir zaman şeridine diziliyor; altında bir ses dalgası; tek bir kutunun altında ses uzayıp gidiyor.
  • Diyalog revizyonu — uzun bir replik siliniyor; yerine makaranın sırtında kurumuş bir boya izi beliriyor.

Ritim

Ders bir kurşun kalemin kâğıtta çıkardığı sesle açılsın. Animatik bölümünde kısa bir petek tıkırtısı duyulsun. Bitişte müzik yerine kaloriferin yavaşça soğuyan sesi kalsın.