İçeriğe geç

Ders 2.7

Senaryo nasıl okunur?

Senaryo Akademisi — Bölüm I, Modül 2

2.898 kelime20 film örneği≈ 13 dk okuma≈ 19 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Bir metni bir kez okuyup değerlendiremezsin; her okuma tek bir şeyi arar, geri kalanı kasten görmezden gelir ve hepsini birden arayan hiçbirini bulamaz.
  2. Birinci okumada not alınmaz. İlk izlenim tek kullanımlık bir kaynaktır ve not almak onu harcar.
  3. Sıra keyfi değildir: yapı bozuksa cümleleri düzeltmenin anlamı yoktur, çünkü o cümlelerin yarısı zaten silinecektir.
  4. Sorunun hissedildiği yer, sorunun bulunduğu yer değildir; teşhis belirtiden geriye doğru yürümektir.
  5. Karakter okumasının testi karar listesidir: kararlar hikâyeyi ilerletiyorsa karakter aktif, tesadüfler almışsa metnin merkezi boştur.
  6. İlk okuma kesintisiz yapılır, kalem ikinci okumada ele alınır; ilk okumada not tutan kişi metnin akışını hiç ölçmemiş olur.
  7. Notu yazarken belirtiyi söyle, çözümü dayatma; çalışan şeyi de söyle ki yazar onu korusun.

Açılış sahnesi

Bir doktor röntgen filmine bakıyor. Beş saniye sonra bir şey söylüyor.

Sen de aynı filme bakıyorsun. İkiniz de aynı gri lekeleri görüyorsunuz. Ama doktor bir şey görüyor, sen görmüyorsun.

Aradaki fark göz değil. Doktorun gözü seninkinden keskin değil. Aradaki fark şu: doktor ne aradığını biliyor.

Ve daha önemlisi: doktor o filme bir kez bakmaz. Önce bütününe bakar, sonra kemiğe, sonra yumuşak dokuya, sonra bir öncekiyle karşılaştırır. Her bakışta başka bir şey arar.

Senaryo okumak da böyledir.

Bir metni bir kez okuyup değerlendiremezsin. Her okuma tek bir şeyi arar; hepsini birden aramaya çalışan hiçbirini bulamaz.

Yeni başlayanlar senaryoyu bir kez okur ve sonunda bir hüküm verir: beğendim ya da beğenmedim. Bu hüküm çoğu zaman doğrudur — ama işe yaramaz. Çünkü yazara "beğenmedim" demek bir teşhis değildir.

Bu derste beş ayrı okuma yapacağız. Beşi de aynı metni okur, beşi de başka bir şey görür.

Ve bu, başkasının metnini değerlendirmek için değil sadece. Kendi metnini de böyle okuyacaksın — bir farkla, ve o farkı derste açacağız.

Bu derste ne olacak

Önce birinci okumayı yapacağız ve kuralı seni şaşırtabilir: hiçbir not almayacaksın. Sonra ikinci okumada yapıya, üçüncüde karaktere, dördüncüde sahnelere, beşincide dile ve tekniğe bakacağız. Her okumanın ne aradığını, hangi soruları sorduğunu ve neyi kasten görmezden geldiğini açacağız. Aralarında bir de not yazma bölümü var: teşhisi koyduktan sonra onu yazara nasıl anlatacağın. Boyunca tek bir ayrım dönecek: belirti ile sebep. Yirmi filmden örneklerle bunu ekranda okuyacağız. Ders bittiğinde bir metni beş katmanda inceleyebiliyor, "beğenmedim" yerine nerede ve neden çalışmadığını söyleyebiliyor, ve kendi metnine bir yabancı gibi bakmanın yolunu biliyor olacaksın.

Sıfır noktası

Bir eve bakmaya gittiğini düşün. Satın alacaksın.

İlk girişte ne yaparsın? Odaları gezersin, ışığa bakarsın, bir his edinirsin. "Burada yaşayabilirim" ya da "yaşayamam" dersin. Bu his hızlıdır ve genellikle doğrudur.

Ama sadece bu hisle ev alınmaz.

Sonra ikinci kez gidersin. Bu sefer duvarlara vurursun, tavana bakarsın, nem izi ararsın. Sonra üçüncü kez, bu sefer bir ustayla. Sonra tapuya bakarsın.

Dört ayrı bakış. Ve dikkat: ikinci bakış birincinin yerine geçmez. İlk histe "burada yaşayamam" dediysen tesisat ne kadar iyi olursa olsun o ev sana göre değildir.

İlk okuma duyguyu, sonrakiler sebebi verir. İkisi de gerekli, sırası değişmez.

Bu benzetme üç şeyi birden anlatıyor.

Birincisi, ilk izlenim geri gelmez. Bir metni bir kez ilk kez okursun. O okumada ne hissettiğin en değerli veridir ve not almazsan kaybolur. Ama okurken not alırsan da o histen çıkarsın. Bu yüzden birinci okumanın kuralı şudur: oku, bitir, sonra yaz.

İkincisi, her bakış öncekinin üstüne biner. Yapıyı incelemeden karakteri değerlendiremezsin, çünkü karakterin ne yaptığı yapıda görünür.

Üçüncüsü, teknik en sona kalır. Format hataları en kolay görülen ve en kolay düzeltilen şeydir. Önce bakarsan asıl sorunları kaçırırsın.

Dördüncüsü, ve pratikte en işine yarayacak olanı: her okumanın kasten görmezden geldiği bir şey vardır. Yapı okumasında diyalogun güzel olup olmadığı umurunda değildir; dil okumasında hikâyenin nereye gittiği umurunda değildir. Bu bilinçli körlük bir kusur değil, yöntemin kendisidir. Aynı anda her şeye bakan göz hiçbir şeyi görmez.

Şimdi benzetmenin kırıldığı yeri söyleyeyim. Ev alırken kararın ikili: alırsın ya da almazsın. Senaryo okurken ise amaç karar değil, teşhistir. Beğenmediğin bir metnin neden çalışmadığını bulmak, beğendiğin bir metnin neden çalıştığını bulmak kadar öğreticidir. Hatta daha öğretici — çünkü çalışan şey görünmez, çalışmayan şey görünür.

Bu kadarı temel. Şimdi beş okumayı yapalım.

Mekanizma

Birinci okuma: izleyici deneyimi

Kural tek ve katı: not alma.

Baştan sona, kesintisiz oku. Geri dönme. Anlamadığın yeri anlamamış olarak bırak. Telefonuna bakma.

Neden bu kadar katı? Çünkü bu okuma metni değil, kendini ölçüyor. Sen burada bir okuyucu değil, bir seyirci taklidisin. Seyirci de geri saramaz.

Bittikten sonra, ancak bittikten sonra, beş şey yaz.

Ne hissettim? Nerede meraklandım? Nerede sıkıldım? Nerede kafam karıştı? Aklımda ne kaldı?

Bu beş cevap, sonraki dört okumanın haritasıdır. Özellikle sıkıldığın ve kafanın karıştığı yerler — çünkü onlar bir sorunun belirtisidir ve sebeplerini sonraki okumalarda arayacaksın.

İkinci okuma: yapı

Şimdi kalemi eline al. Bu okumada tek bir şey arıyorsun: hikâye nasıl kurulmuş?

Tetikleyici olayı bul. Karakterin sıradan hayatını bozan ilk şey nerede?

Amacı ve engelleri işaretle. Karakter ne istiyor, önüne ne çıkıyor?

Dönüm noktalarını say. Hikâyenin yön değiştirdiği anlar nerede?

Orta noktaya bak. Metnin tam ortasında ne oluyor? Genellikle burada bir şey tersine döner.

Krizi ve doruk noktasını bul. Alt öyküleri ayır: kaç tane var, ana hikâyeye bağlanıyorlar mı?

Ve finale bak: sondaki cevap, baştaki soruya mı veriliyor?

Bu okumanın çıktısı bir liste değil, bir harita olmalı. Metnin şeklini görebilmelisin.

Üçüncü okuma: karakter

Şimdi haritayı bırak ve insanlara bak.

Her ana karakter için beş soru: ne istiyor, neye ihtiyacı var, onu ne harekete geçiriyor, hangi kararları veriyor, içindeki çelişki ne?

Sonra ilişkilere bak: kim kimi nasıl değiştiriyor? Ve son olarak dönüşüme: karakter sonda başladığı yerden farklı bir yerde mi?

Buradaki en işe yarar test şudur: karakterin verdiği kararları sırayla yaz. Kararlar hikâyeyi ilerletiyorsa karakter aktiftir. Hep başına bir şeyler geliyorsa pasiftir ve bu, metnin en yaygın hastalığıdır.

Dördüncü okuma: sahneler

Şimdi tek tek sahnelere in. Her sahne için altı soru:

Bu sahnenin amacı ne? Sahne çıkarılsa hikâye bozulur mu?

Sahnede çatışma var mı? İki tarafın istediği farklı mı?

Sahne ne bilgi veriyor? Ve o bilgi başka yerde de verilebilir miydi?

Sahnenin başındaki durum ile sonundaki durum farklı mı? Yani bir değer değişiyor mu?

Sahne nerede başlıyor ve nerede bitiyor? Geç girip erken çıkıyor mu?

Ve son: bir sonraki sahneyle bağı ne?

Bu okuma en yorucu olanıdır ama en çok şeyi bulan da budur. Çoğu metinde sahnelerin dörtte biri çıkarılabilir ve bunu ancak böyle bir tarama gösterir.

Beşinci okuma: dil ve teknik

En sona bıraktığımız okuma. Şimdi cümlelere bakıyoruz.

Aksiyon dili çalışıyor mu? Şimdiki zaman, etken fiil, somut isim.

Diyalog ayrışıyor mu? Adları kapatınca kim olduğunu anlıyor musun?

Alt metin var mı, yoksa herkes ne düşündüğünü söylüyor mu?

Format temiz mi? Sahne başlıkları tutarlı mı?

Yazım ekonomik mi? Silinebilecek kelime var mı?

Görsel anlatım kuruluyor mu, yoksa duygular etiketlenmiş mi?

Bu okumanın en sona bırakılmasının sebebi şudur: yapı bozuksa cümleleri düzeltmenin hiçbir anlamı yoktur. Yanlış yere kurulmuş bir binanın duvarını boyamazsın.

Notu nasıl yazarsın

Beş okumayı bitirdin. Şimdi bunu yazara anlatman gerekiyor ve burası çoğu kişinin bozduğu yer.

Üç kuralı var.

Birincisi, belirtiyi söyle, çözümü dayatma. "İkinci perdede sıkıldım" bir bilgidir. "İkinci perdeye bir kovalamaca ekle" bir dayatmadır ve neredeyse her zaman yanlış çözümdür.

İkincisi, çalışan şeyi de söyle. Yalnız kusur söyleyen not, yazara metnin tamamının kötü olduğunu düşündürür ve o zaman iyi olan yerleri de değiştirir. Neyin çalıştığını söylemek, onu korumasını sağlar.

Üçüncüsü, sıralama yap. On not aynı ağırlıkta verilirse yazar hangisinden başlayacağını bilemez. Yapısal bir sorun ile bir replik pürüzü aynı listede yan yana durmamalıdır.

Şimdi teoriyi bırakıp perdeye bakalım.

Filmlerden okuma

Birinci okuma: ilk his

İkinci okuma: yapının şekli

Üçüncü okuma: istek ve ihtiyaç

Dördüncü okuma: sahnenin işi

Beşinci okuma: cümlenin kendisi

Usta katmanı

Buraya kadar söylediklerim doğru. Şimdi işin incesine inelim.

Birincisi, bir sıra kuralı. Beş okumanın sırası keyfi değildir ve tersine çevrilirse zarar verir. Format hatalarını ilk okumada işaretleyen kişi, metnin duygusundan çıkar ve bir daha ilk okuma yapamaz — çünkü ilk okuma bir kez olur. Bu yüzden profesyonel okuyucular kalemi ilk turda masaya bırakır.

İkincisi, bir meslek gerçeği. Kendi metnini okurken birinci okuma yapamazsın. Metni sen yazdın; ilk izlenimin yok. Bu yüzden kendi metnin için başka birine ihtiyacın vardır ve o kişiden isteyeceğin tek şey şudur: sadece oku, sonra bana beş soruyu cevapla. Ne hissettin, nerede meraklandın, nerede sıkıldın, nerede kafan karıştı, aklında ne kaldı.

Üçüncüsü, bir ayrım. Bir okuyucu "üçüncü perde zayıf" derse bu bir sebep değil, bir belirtidir. Sebep neredeyse her zaman daha önce bir yerdedir: ikinci perdede karakterin amacı belirsizleşmiştir ve final o belirsizliği ödemektedir. Kural şu: sorunun hissedildiği yer, sorunun bulunduğu yer değildir. Teşhis, belirtiden geriye doğru yürümektir.

Dördüncüsü, bir sınır durumu. Beş okumayı her metne uygulamak gerekmez. Kısa bir metinde ikinci ve dördüncü okuma birleşebilir. Ama bir okumayı atlarsan neyi atladığını bil; çünkü atlanan okuma, bulunmayan hata demektir. En sık atlanan üçüncü okumadır ve en pahalıya mal olan da odur.

Beşincisi, bir ölçek etkisi. Uzun metrajda beş okuma bir günlük iştir. Dizi bölümünde daha kısa ama sezon bütününde bir altıncı okuma gerekir: bölümler arası devamlılık ve büyüme. Bir metni tek başına doğru okumak, onun bir seri içindeki yerini doğru okumak anlamına gelmez.

Altıncısı, bir gözlem. Beş okumanın en çok atlanan kısmı dördüncüsüdür — sahne sahne tarama. Sebebi basit: yorucu ve sıkıcıdır. Ama en çok somut bulguyu o üretir. Çoğu metinde sahnelerin dörtte biri çıkarılabilir ve bu, ancak tek tek bakınca görünür; bütünden bakıldığında her sahne gerekli görünür.

Yedincisi, bir uyarı. Beş okumayı aynı gün yapma. Zihin ikinci okumadan sonra körelmeye başlar ve üçüncüde metni değil, kendi notlarını okumaya geçer. En verimli düzen şudur: birinci ve ikinci okuma bir gün, kalan üçü ertesi gün.

Ve son bir şey. Bu beş okuma yalnızca başkasının metni için değildir. Asıl gücü kendi metninde ortaya çıkar — ama ancak metni bir süre bekletirsen. Yazdığın metni iki hafta çekmecede bıraktığında, ona bir yabancı gibi bakabilirsin. Bu bekleme, senaryo yazımının en ucuz ve en çok atlanan aracıdır.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışÇok yaygın bir kanı şu: iyi bir okuyucu metni bir kez okuyup her şeyi görür.
Doğrusu

Görmez. Aynı anda hem duyguyu hem yapıyı hem dili izlemeye çalışan zihin, hiçbirini tam yapamaz. Bir kez okuyup hüküm veren kişi genellikle doğru hüküm verir ama yanlış sebep gösterir — ve yazara verdiği not, düzeltilmesi gereken yeri değil, hissettiği yeri işaret eder.

Yaygın yanlışİkinci yaygın yanlış: not almak ilk okumayı güçlendirir.
Doğrusu

Zayıflatır. Not almak için duraksadığın her an seyirci olmaktan çıkıp değerlendiriciye dönersin ve bir daha o metne ilk kez bakamazsın. İlk izlenim tek kullanımlık bir kaynaktır; harcamadan önce sonuna kadar kullan.

Yaygın yanlışÜçüncüsü: format ve dil hataları önce düzeltilir, çünkü kolaydır.
Doğrusu

Kolay olduğu doğru, ama önce düzeltilmesi zaman kaybıdır. Yapı değişince o cümlelerin yarısı zaten silinecektir. Kızgın Boğa'daki gibi bir istek-ihtiyaç çatışması eksikse, cümlelerin ne kadar temiz olduğunun hiçbir önemi yoktur.

Yaygın yanlışDördüncüsü: sorunun hissedildiği yer, sorunun bulunduğu yerdir.
Doğrusu

Neredeyse hiç öyle değildir. Finalde hissedilen tatminsizlik genellikle ikinci perdede kurulmamış bir beklentiden gelir. Belirtiyi tedavi eden yazar, aynı hatayı bir sonraki metinde tekrarlar.

Yaygın yanlışBeşincisi: karakter okuması, karakterin nasıl biri olduğunu anlamaktır.
Doğrusu

Değildir. Karakter okumasının asıl testi karar listesidir: karakter hikâyeyi ilerletiyor mu, yoksa hikâye onun başına mı geliyor? Müşteri'deki gibi her sahnede bir karar varsa karakter aktiftir; kararların yerini tesadüfler almışsa metnin merkezi boştur.

Yaygın yanlışYedincisi: yalnız kusurları söylemenin dürüstlük olduğunu sanmak.
Doğrusu

Değildir, eksikliktir. Neyin çalıştığını söylemeyen not, yazara metnin tamamını yeniden yazdırır ve iyi olan yerler de gider. İyi bir teşhis, korunacak olanı da işaret eder.

Yaygın yanlışAltıncısı, ve en incesi: kendi metnine beş okuma uygulayabileceğini sanmak.
Doğrusu

Birinci okumayı kendi metninde yapamazsın, çünkü onu sen yazdın ve ilk izlenimin yok. Diğer dördünü yapabilirsin — ama ancak metni bir süre beklettikten sonra. Bekletmeden yapılan okuma, hatırladığın metni okumaktır, yazdığını değil.

Uygulama — kendin dene

Önce birinci okumayı yap. Kalemi bırak. Baştan sona oku, geri dönme.

Bitirince beş soruyu cevapla, her birine tek cümle: ne hissettim, nerede meraklandım, nerede sıkıldım, nerede kafam karıştı, aklımda ne kaldı.

Şimdi sıkıldığını yazdığın yeri aç. Sadece o birkaç sayfayı yeniden oku ve tek bir soru sor: burada karakter ne istiyor?

Cevabı bulamıyorsan teşhisi koydun demektir. Sıkılma neredeyse her zaman buradan gelir: karakterin ne istediği belirsizleştiğinde okuyucunun takip edeceği bir şey kalmaz.

Şimdi bir adım daha: o birkaç sayfada karakterin verdiği kararları say. Hiç karar yoksa teşhis kesinleşti — orada karakter bir şey yapmıyor, sadece bir şeyler oluyor.

Son adım: aynı yeri bir de kafanın karıştığı yerle karşılaştır. İkisi aynı yer mi, yoksa kafan bir yerde karışıp birkaç sayfa sonra mı sıkıldın? Aradaki mesafe, belirti ile sebep arasındaki mesafedir — ve bu dersin asıl öğrettiği şey odur.

Kilit özet

  1. Bir metni bir kez okuyup değerlendiremezsin; her okuma tek bir şeyi arar, geri kalanı kasten görmezden gelir ve hepsini birden arayan hiçbirini bulamaz.
  2. Birinci okumada not alınmaz. İlk izlenim tek kullanımlık bir kaynaktır ve not almak onu harcar.
  3. Sıra keyfi değildir: yapı bozuksa cümleleri düzeltmenin anlamı yoktur, çünkü o cümlelerin yarısı zaten silinecektir.
  4. Sorunun hissedildiği yer, sorunun bulunduğu yer değildir; teşhis belirtiden geriye doğru yürümektir.
  5. Karakter okumasının testi karar listesidir: kararlar hikâyeyi ilerletiyorsa karakter aktif, tesadüfler almışsa metnin merkezi boştur.
  6. İlk okuma kesintisiz yapılır, kalem ikinci okumada ele alınır; ilk okumada not tutan kişi metnin akışını hiç ölçmemiş olur.
  7. Notu yazarken belirtiyi söyle, çözümü dayatma; çalışan şeyi de söyle ki yazar onu korusun.

Sonraki derse köprü

Beş okumayı öğrendik ama hepsi tek bir kaynağa bakıyordu: sayfaya. Şimdi ikinci bir kaynak ekleyeceğiz. Bir senaryoyu okuyup sonra o senaryodan çekilmiş filmi izlediğinde ortaya çıkan fark, senaryo eğitiminin en hızlı öğreten alıştırmasıdır. Hangi sahne çıkarıldı, hangi replik değişti, oyuncu neyi başka türlü yaptı? Sıradaki derste sayfa ile perdeyi yan yana koyacağız — ve bazı şeylerin kâğıtta çalışıp ekranda çalışmadığını, bazılarının ise tam tersi olduğunu göreceğiz.


Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — bir röntgen filmi; aynı görüntü beş kez gösterilir, her seferinde başka bir bölge parlar.
  • Sıfır noktası — bir ev, dört ayrı ziyaret; ilkinde ışık, ikincisinde duvar, üçüncüsünde tesisat, dördüncüsünde kâğıtlar. Ders boyunca dönecek ana motif.
  • Beş okuma — aynı metin yığını beş kez taranır; her taramada başka bir renk işaretlenir.
  • Belirti ve sebep — okuyucunun sıkıldığı sayfa kırmızı yanar, sonra ok geriye doğru on sayfa gider ve asıl kusur orada yanar.
  • Karar listesi — karakterin kararları alt alta dizilir; pasif satırlar soluk kalır.
  • Uygulama — beş soru bir kâğıtta; sıkılma satırı işaretlenir ve metinde o sayfaya ok gider.

Tekrar eden görsel motif

Röntgen ve beş katman. Her ana bölümün açılışında bir katman daha görünür hâle gelir; kilit özette beş katman üst üste binerek tam görüntüyü verir.

Önceki altı dersin motifleriyle bağ: usta katmanında röntgen kutusunun kenarında yol levhası, perde, tutanak, sofra, iki kare ve iki kadran dursun.

Ritim

  • Açılışta "doktor ne aradığını biliyor" cümlesinden sonra iki saniye sessizlik.
  • Beş okuma sayılırken her okuma arasında belirgin bir duraklama; birinci okumada tempo en yavaş.
  • Bir Konuşabilse bölümünde anlatım yavaşlasın ve sessizlik uzasın.
  • "Sorunun hissedildiği yer, sorunun bulunduğu yer değildir" cümlesi doğrudan seyirciye söylensin.
  • Kilit özette beş madde arasında birer saniye boşluk.
  • Son cümleden sonra iki saniye kara ekran.