İçeriğe geç

Ders 52.13

Senaryo–çekilmiş sahne analizi

Senaryo Akademisi — Bölüm V, Modül 52

2.019 kelime≈ 9 dk okuma≈ 13 dk seslendirmesıfırdan ileri

Ne yapacaksın

Senaryosu yayımlanmış bir film seçeceksin. O filmden kısa bir sahne alacak, senaryodaki sayfasını ve çekilmiş hâlini karşılaştıracaksın. Sayfa solda, ekran sağda duracak. Aradaki her farkı not edeceksin, en küçüğünü bile. Bir bakışın yönü, bir sesin geç gelmesi, bir planın uzaması da fark sayılır.

Farkları yedi başlık altında toplayacaksın. Sayfada yazılı görsel bilgiler, yönetmenin eklediği görüntüler, oyuncunun eklediği davranışlar ve ses. Ardından kurgu, çekimde düşen diyalog ve bütün bu değişikliklerin sahneye etkisi gelecek.

Çıktı bir tablo olacak. Satırlarda bu yedi başlık, sütunlarda sayfa, ekran ve etki. Her hücreye gördüğün ya da okuduğun bir olguyu yazacaksın. Yorum yalnız etki sütununa girecek.

Tablonun altına kısa bir paragraf ekleyeceksin. Sayfanın hangi kararı ekranda ayakta kaldı? Hangisi yolda değişti? Değişen kararın yerini ne doldurdu?

Son olarak kendi senaryona döneceksin. Kendi sahnelerinden birinde, çekim gününe dayanmayacak bir satır arayacaksın. Filmi puanlamak işin dışında kalıyor. Amaç, sayfanın sete giderken neyi yanında taşıdığını ve neyi kapıda bıraktığını görmek.

Neden bu alıştırma

Senaryo bir yol haritasıdır, varılacak yer ise ekran. Yazar sayfayı bitirdiğinde film henüz yoktur. Sonra sete oyuncular, ışıkçılar, ses ekibi gelir. Kurgu odasında aylar geçer. Ekrana çıkan sahne, sayfanın hiçbir zaman birebir kopyası değildir.

Bu yolculuğu görmeden yazan biri sayfaya yanlış şeyler yükler. Oyuncunun yüzüyle zaten söyleyeceği şeyi bir replikle de söyletir. Kurgunun bir kesmeyle halledeceği geçişi yarım sayfalık tarifle anlatır. Ya da tam tersine, sayfada hiç işaret bırakmadığı bir anın sette kendiliğinden doğacağını sanar.

Karşılaştırma bu yükü tartmanı sağlar. Hangi satır ekrana olduğu gibi geçti? Hangisi bir görüntüye, bir bakışa, bir sese dönüştü? Hangisi hiç ekrana çıkmadı ve kimse eksikliğini fark etmedi?

İkinci kazanç bir alçakgönüllülük dersidir. Sayfadaki bazı kararlar sette daha iyi bir karara yerini bırakır. Bir oyuncunun eklediği küçük bir hareket bazen yazarın üç satırını gereksiz kılar. Bunu gören yazar seti bir rakip gibi değil, bir ortak gibi düşünmeye başlar. Sayfasını korumayı da bırakmaz, ama neyi koruyacağını seçer.

Üçüncü kazanç kendi sayfanı okuma biçiminle ilgili. Bir filmde yüz kez bu karşılaştırmayı yapan yazar, kendi sahnesini de çekilmiş hâliyle hayal ederek yazar. Hangi satırın sete taşınacağını, hangisinin bir niyet notu olarak kalacağını önceden sezer. Bazen de tersini yapar: sette kolayca kapanabilecek bir belirsizliği sayfada bilerek korur.

Hazırlık

Senaryosu basılı bir kitap olarak ya da yapım şirketinin kendisi tarafından yayımlanmış bir film seç. Kaynağın kim olduğunu ve hangi taslak olduğunu bir kenara yaz. Taslağın tarihi yazıyorsa onu da not et.

İnternette "transcript" diye dolaşan metinlerden uzak dur. Onlar filmden dinlenerek yazılmıştır. Ekranda olanı kaydederler, sayfada olanı değil. Seni karşılaştırmanın tam ortasında yanıltırlar.

Sahneyi kısa tut. Bir ila iki sayfa yeter. İçinde hem sözsüz bir an hem bir konuşma olsun. Filmi daha önce izlemişsen o sahneyi yeniden izlemeden önce sayfayı oku. Hatıran sayfayı okumanı boyamasın.

Sahneyi durdurup geri sarabileceğin bir ekran, bir kronometre ve boş bir tablo hazırla. Sayfanın bir kopyasını kenarına not alabileceğin biçimde bas.

Adımlar

Çözümlü örnek

Nöbet henüz çekilmedi. Atölye bu yüzden kendi elindeki imkânlarla küçük bir test çekimi yapıyor. Bu çekim filmin kendisi değil, yalnız bir alıştırma. Burada kararlaştırılan hiçbir şey kendiliğinden filme geçmiyor.

Seçilen parça son geceden. Murat asansöre yürüyor, ceketi sandalyede kalıyor. Ardından babanın eli Kadir'in bileğine kapanıyor. Emre'nin sayfasında parça yarım sayfa tutuyor. Tarifler kısa. Odada yalnız başucu lambası yanıyor. Bir satır şöyle: "Murat ceketini sandalyede unutur." Murat'ın kapıda tek bir yarım sözü var: "Hemen..." Bu yarım söz yalnız atölye taslağında duruyor.

Okuma masasının kadrosu kamera önüne geçiyor. Selim Kadir'i, Emre Murat'ı, Nermin Hanım babayı oynuyor. Yatak atölyenin sedirinden, başucu lambası Nermin Hanım'ın masa lambasından. Telefon bir kitap yığınının üstünde, oturan Kadir'in göz hizasında duruyor. Kamera onun boyunu aşmıyor. Koridorun ışığı aralık kapıdan sızınca Selim onu söndürüyor. O gece odada tek ışık olmalı. Kurgu da Selim'de.

Emre ertesi gün sayfayla çekimi karşılaştırıyor.

İlk satır bir ışık sorunundan çıkıyor. Masa lambasının dairesi küçük, sandalye karanlıkta kalıyor ve ceket kayboluyor. Selim çekimden sonra telefonu alıp ceketin koluna yaklaşıyor. Sayfada olmayan bir görüntü böyle doğuyor. Nermin Hanım bir soru soruyor. Bu plan bir nesneyi mi gösteriyor, yoksa ona bir an mı ayırıyor? Ayrı bir an, ceketi sahnenin öznesi yapıyor. Selim ikinci denemede lambayı sandalyeye bir karış yaklaştırıyor. Ceketin kenarı ışığa giriyor ve ayrıntı planına gerek kalmıyor.

En çok konuşulan satır Emre'nin kendi davranışı. Kalkarken eli ceketin yakasına gidiyor, bir an duruyor, sonra bırakıyor. Hareket güzel, ama sayfanın fiilini çeviriyor. "Unutur" diyen satır bir karar vermişti; el ise tersini oynadı. Nermin Hanım ikisinin de fazla bildiğini söylüyor. Seyirci Murat'ın ceketi neden bıraktığını bilmemeli. Emre satırı yeniden yazıyor: "Ceket sandalyenin sırtında kalır." Fiilin öznesi artık Murat değil, ceket. Ceketin nasıl bırakılacağına sette oyuncu karar verecek. Ama yazar neyin açık kalacağını bu satırla söylüyor.

Selim'in kendi bakışı da masaya geliyor. Murat çıkar çıkmaz gözü boş sandalyeye kayıyor. Sayfada bu bakış daha sonra, mesaj geldiğinde var. Erken gelen bakış o anın yükünü öne çekiyor. Selim sonraki çekimde gözünü babada tutuyor.

Nermin Hanım'ın alyansı ilk çekimde sedirin demir kenarına değiyor. Ses çok küçük. Ama o gece vuruş gelmemeli, el doğrudan bileğe gitmeli. Kazara bir tık, yazarın kurduğu bir durağı bozuyor. Sonraki çekimde el battaniyenin altından çıkıp bileği buluyor.

Asansör yok. Koridorda kapanan bir kapı denendi, yapay durdu. Selim adımları kısıp sokak uğultusunu bırakıyor. Ortaya çıkan susuş, sayfadaki asansör sesinden çok daha fazlasını söylüyor. Kimse müzik önermiyor; ton belgesi buna izin vermiyor.

Kurgunun ilk hâlinde Selim boş sandalyede uzun kalıyor. Seyirci beklerken sandalyeyi okumaya başlıyor. Selim planı bir nefes kadar kısaltıyor. Sandalye işaret olmaktan çıkıp odanın bir parçasına dönüyor. El de o kısalmış boşluğa daha erken geliyor.

Tablonun altında Emre'nin el yazısıyla tek bir not var. Yarım söz gitti, kimse aramadı. Ceketin anlamı ise sayfada korunmalı, çünkü sette ilk el onu kapatmaya uzandı.

Kendini değerlendir

Tabloyu bitirince bir gün beklet. Sonra yalnız sayfa sütununu oku.

Kaynağın neydi? Taslağın tarihini ya da adını yazabildin mi? Yazamadıysan bulgularını bu belirsizlikle birlikte mi kaydettin?

Sayfa sütunundaki her hücre senaryoda gerçekten var mı? Hafızandan bir satır yazdıysan sil ve sayfaya dön.

Ekran sütunundaki her hücre bir olgu mu? "Daha güçlü", "daha soğuk" gibi sıfatlar etki sütununa ait. Ekran sütununda yalnız görülen ve duyulan kalmalı.

Sesi kapatıp izlediğin turda bulduğun eklenmiş görüntüler tabloda mı? Sayfada yazıp ekranda bulamadığın görüntüleri de yazdın mı?

Oyuncu davranışlarında bir repliğin yerini alan bir hareket buldun mu? Bulduysan o replik düşmüş mü, yoksa ikisi birlikte mi duruyor? Sayfanın açık bıraktığı bir soruyu kapatan bir davranış var mı?

Ses satırında sessizlikleri de saydın mı? Sayfanın istemediği bir müzik girdiyse onu ayrı bir satıra koydun mu?

Kurgu satırında süreleri ölçtün mü, yoksa tahmin mi ettin?

Etki sütununda değişikliği kime yazdın? Kimin yaptığını bilmiyorsan o kişiyi sil.

Son olarak kendi sayfana bak. Sette ilk düşecek satırı bulabildin mi? O satırın işini başka ne taşıyabilir? Korumak istediğin bir belirsizlik varsa, onu taşıyan satırın fiiline baktın mı?

Yaygın tuzaklar

Yaygın yanlışBir transkripti senaryo sanmak.
Doğrusu

Filmden dinlenerek yazılmış metin ekranla zaten birebir tutar. Karşılaştırma hiçbir fark göstermez ve sayfanın sete hiç değişmeden gittiğini sanırsın.

Yaygın yanlışTaslağı belirsiz bırakmak.
Doğrusu

Erken bir taslakta duran bir replik çekim senaryosuna hiç girmemiş olabilir. Sette düştüğünü sanırsın, oysa yazar onu çok önce silmiştir.

Yaygın yanlışFarkı bir kişiye yazmak.
Doğrusu

Ekranda değişen bir satırı yönetmene, oyuncuya ya da kurgucuya bağlamak kolaydır. Ama film bunu söylemez. Kaynak yoksa yalnız sonucu yaz.

Yaygın yanlışHafızadan alıntı yapmak.
Doğrusu

Bir repliği "sayfada şöyleydi" diye aklından yazarsan karşılaştırman kendi hatıranla olur. Her satırı kaynağından kopyala.

Yaygın yanlışYalnız diyaloğa bakmak.
Doğrusu

Farkların çoğu replikte değil, ışıkta, seste, bir planın süresinde saklıdır. Sesi kapatmadan izlenen sahne bu farkları gizler.

Yaygın yanlışHer değişikliği iyileşme saymak.
Doğrusu

Ekrandaki hâl daha çekici görünebilir, ama sayfanın kurduğu bir durağı yolda bırakmış olabilir. Hükmü sahnenin işine göre ver.

Yaygın yanlışSayfayı kutsamak.
Doğrusu

Bunun tersi de bir tuzak. Bazen sette eklenen bir hareket yazarın üç satırından daha iyi çalışır. Bunu kabul etmek kendi sayfanı da hafifletir.

Yaygın yanlışSette değişebilecek her satırı sayfadan silmek.
Doğrusu

Karşılaştırmadan sonra yazar bazen sayfayı fazla inceltir. Ama bazı satırlar sette kapanmaya yatkın bir belirsizliği korumak için oradadır. Onları silmek, kararı ilk uzanan ele bırakmaktır.

Yaygın yanlışOyuncuyu sayfada kilitlemek.
Doğrusu

Tersine bir tepki de var: her bakışı, her duraklamayı parantez içinde yazmak. Böyle bir sayfa oyuncuya yer bırakmaz ve sette ilk okumada bir kenara konur.

Yaygın yanlışTek bir izlemeyle yetinmek.
Doğrusu

Görüntüyü, oyuncuyu ve sesi aynı anda izleyen göz hepsinden birazını kaçırır. Her turda tek bir şeye bak.

Varyasyonlar

Sonraki adım

Bugün bir sayfayı çekilmiş hâliyle karşılaştırdın ve farkları bir tabloya döktün. Sıradaki alıştırmada bu çalışma dağınık kalmayacak, tek bir dosyada toplanacak. Kendi senaryondan birkaç sahneyi görsel ve işitsel araçlarla yeniden kuracak, her birinin revizyon izini de dosyaya koyacaksın. Nöbet'te bu dosya hangi sahneyle açılır? Yağmurlu ön camın ardında Kadir'in tek kelime etmeden tanıtıldığı ilk dakikalar mı, yoksa kantinde iki kardeşin yüzeyin altından konuştuğu öğleden sonra mı? Ceket satırının eski ve yeni hâli yan yana durduğunda, okur yazarın neden fiili değiştirdiğini kendi gözüyle görebilir mi?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.