Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Sembolizmin riskleri çoğu zaman revizyonda, anlamı güçlendirme isteğinden doğar.
- Her nesneye anlam yüklemek seyirciyi yorar ve önemli nesneyi gizler.
- Kilitli sembol tek bir anlama bağlanır ve çözüldüğü anda tükenir.
- Tercüme satırı anlamı replikle, tarifle ya da kamerayla önceden söyler.
- Kamerayı ve müziği bir nesneye yöneltmek seyirciyi tek okumaya iter.
- Kiralık sembol anlamını başka filmlerden ödünç alır ve sonucu erken söyler.
- Bir karakterin eli değen klişe, o karakterin portresine dönüşebilir.
- Yerel anlam yazarın niyetinden bağımsızdır; seyirci onu kendi getirir.
- Kopuk sembol hiçbir eyleme dokunmaz ve kurguda ilk kesilen plan olur.
- Vitrin karesinde seyirci karakterin yerine çerçeveye bakar.
- Biçimin önde olması bir sözleşme olabilir; sorun sözleşmeyi bozmaktır.
- Sembol bir karakterin eline, inancına ya da görevine bağlandıkça ayakta kalır.
Açılış sahnesi
Emre yeni taslağı masaya bırakırken bir uyarı ekliyor: biraz abarttım galiba. Selim son gecenin sayfasını açıyor. Kenar boşluğu kurşun kalemle dolmuş. Ceketin yanında "kaçış" yazıyor. Başucu lambasının yanında "son umut". Serum damlasının yanında "geri sayım". Figen'in uzattığı formun yanında "kader". Kapının yanındaki dezenfektana bile bir not düşülmüş: "Kadir günahını yıkıyor."
Selim geriye doğru çeviriyor. Not yazılmamış bir nesne arıyor, bulamıyor. Babanın evinde mutfak saati düşüş saatinde durmuş. Bir sayfa önce hastane odasında komodinin üstünde bir demet karanfil var. Her gece biraz daha soluyor.
Nermin Hanım yalnız bir şey soruyor. Karanfilleri kim getirdi?
Emre sayfalarda cevap arıyor. Amca hiç gelmiyor. Komşulardan kimse hastaneye uğramıyor. Kadir de çiçekçiye uğrayacak bir adam değil.
O zaman onları sen getirdin, diyor Nermin Hanım. Seyirci de bunu görecek.
Selim kalemi Emre'ye uzatıyor. Bir kural koyuyor. Sildiğin şey sahneden bir şey eksiltiyorsa geri yaz. Eksiltmiyorsa silik kalsın.
Emre önce dezenfektan notunun üstünü çiziyor. Sonra geri sayımı, sonra karanfilleri. Kalem mutfak saatinin yanında duruyor. Bu fikri aylar önce bir kez bırakmıştı. Revizyonda nasıl geri döndüğünü kendisi de bilmiyor.
Bir sembolün anlamı sayfaya yazıldığında seyirciye bulacak bir şey kalmaz. Bu yüzden notlar silinir, yalnız sahnede işi olan nesneler kalır.
Bu derste ne olacak
Bu derste sembol kullanırken yazarın düştüğü tuzakları tek tek tanıyacağız. Tek bir anlama kilitlenen sembolle başlayacağız. Sonra anlamı açıklayan satıra, her nesneye anlam yükleme alışkanlığına ve ödünç alınmış klişelere geçeceğiz. Bir nesnenin seyircinin kendi kültüründe taşıdığı anlamı, olay örgüsüne hiç dokunmayan sembolü ve biçimin duyguyu ezdiği kareyi de konuşacağız. Emre'nin kalabalık revizyonu ders boyunca masada kalacak ve her riskte bir satırı silinecek. Silmenin neye mal olduğunu da her seferinde tartacağız. Bir konakta durdurulmuş saatler, bir dağ köyünde yağan kar, gölgesi dağ olan bir hırsız, ters asılı bir haç ve bir şairin tablolarla anlatılan hayatı bize eşlik edecek.
Sıfır noktası
Sembolün işleyişini öğrenen yazar önce bir coşku yaşar. Bir nesnenin iki şey birden söyleyebildiğini görür. Sayfaya dönüp her şeyi yeniden okur. Boş sandalye artık bir yokluk, eski bir fincan bir yalnızlık, bir ayna bir geçmiştir. Bu coşku iyidir, çünkü yazarı nesnelere bakmaya zorlar. Ama tehlikelidir de. Anlamı aramaya başlayan göz, anlamı her yere koymaya başlar.
Sembolizmin risklerinin birkaç ortak kökü var. İlki güvensizlik. Yazar anlamı seyirciye bırakmak yerine onu teslim etmek ister. Sembolü kurar, sonra seyircinin onu kaçıracağından korkar. Ya bir replikle açıklar ya kamerayı nesneye yaklaştırır ya da aynı anlamı üç ayrı nesneye taşıtır. Her önlem seyircinin bulma payını biraz daha küçültür. Sonunda seyircinin bulacağı bir şey kalmaz, yalnız onaylayacağı bir şey kalır.
İkinci kök acele. Sembolün anlamı sahneler boyunca birikerek kurulur. Bunu beklemek istemeyen yazar hazır anlamı olan bir nesneyi alır. Duran saat, solan çiçek, kırık ayna. Seyirci bunları çoktan tanır. Anlam hızla gelir ama başka filmlerin sesiyle gelir.
Üçüncü kök kör nokta. Yazar nesnenin anlamını kendi kafasındaki sözlükten okur. Seyircinin sözlüğü başka olabilir. Aynı nesne bir kasabada sıradan, başka bir kasabada uğursuzdur. Bir yemek, bir renk, bir kuş, bir el hareketi yazarın bilmediği bir yükle salona girebilir.
Dördüncü kök süs isteği. Yazar bir kareyi güzel kurmayı sever. Bir sandalyeyi, bir lambayı, bir pencereyi kusursuz bir düzene dizer. Düzen öne çıktıkça karakter geriye çekilir.
Bu riskler senaryonun hangi aşamasında doğar? Çoğu ilk taslakta değil, revizyonda. İlk taslakta yazar hikâyeyi kovalar, nesneler yalın kalır. Revizyonda yazar geri döner, anlamları fark eder ve onları güçlendirmek ister. Emre'nin kalabalık sayfası tam bu güçlendirme isteğinin ürünü.
Bu yüzden ders bir yasaklar listesi değil. Sembol kullanmak hâlâ yazarın en güçlü araçlarından biri. Ders, aracı elinde tutarken kendini kesmemenin yollarını arıyor. Her riskin karşısına bir sınama koyacağız. Sınama, notu silip sahneyi yeniden okumak kadar basit olabilir.
Mekanizma
Her nesneye bir not
Emre'nin revizyonunda son gecenin her nesnesinin yanında bir kelime var. Repliklerde bunun bir adı vardı: şifre enflasyonu. Her satıra alt metin yüklenince hiçbir satırın değeri kalmıyordu. Nesneler için de aynı hesap geçerli. Bir sahnede beş nesne anlam taşırsa seyirci hangisine bakacağını bilemez. Sonunda bakmayı bırakır. Bu yorgunluğa tahmin yorgunluğu denmişti. Seyirci çözmekten yorulur ve asıl önemli nesneyi de sıradan bir bulmaca gibi geçer.
Nöbet'in son gecesinde gerçekten yük taşıyan şey ceketle boş sandalye. Lamba, serum, form ve dezenfektan yalın nesneler olarak kalmalı. Hastanenin düzenini gösterirler ve tam bu yüzden ceketin göze çarpmasını sağlarlar. Emre notları silince sayfa sessizleşiyor. Ceket şimdi odada konuşan tek nesne. Emre bir şeyi daha fark ediyor. Dezenfektanın notu silinince Kadir'in her akşamki hareketi geri geliyor. Bir alışkanlık, bir hastane düzeni. Günah yıkamak gibi bir anlam, o küçük hareketi oyuncunun elinden alıp bir fikre çeviriyordu.
Tek kapılı sembol
Emre ceketin yanına "kaçış" yazmış. Bu okumayı sahnelere de taşımış. Revizyonda Murat ceketini hep kolunda, kapıya dönük tutuyor. Ama Nöbet'in ceketi bir yolculuk yapıyor. İlk akşam Murat'ın sırtında, bir kaçışa hazır. Son gece ise sandalyede kalıyor. Seyirci onu bir kalış izi olarak da okuyabiliyor. Ceket "kaçış" kelimesine kilitlenirse son durak anlamsızlaşır. Kaçan adamın ceketi sandalyede ne arıyor? Kilit, motifin değişme hakkını elinden alıyor.
Kilitli sembolü tanımanın yolu basit. Nesnenin anlamını tek kelimeyle yazabiliyorsan ve o kelime film boyunca değişmiyorsa kilit vurulmuş demektir. İyi sembol bir kelimeye sığmaz. Seyirci onu ilk kez gördüğünde bir şey, son kez gördüğünde başka bir şey düşünür.
Sayfada söylenen anlam
Emre'nin revizyonunda son gecenin tarifi şöyle bitiyor: "Boş sandalyede ceket. Murat'ın yokluğu odada oturuyor." İkinci cümle kameranın göreceği bir şey değil. Okura sandalyenin ne demek olduğunu söylüyor. Bir alt satırda da şu yönerge var: "Kamera ceketin sarkan koluna yavaşça yaklaşır."
Bu ikinci satır sözsüz bir tercüme. Kamera, müzik ve oyuncunun durup bakması aynı anda bir nesneye yöneldiğinde seyirci uyarılır. Bu nesne önemli, şunu düşün. Seyirciyi doğru yoruma zorlamanın en yaygın yolu bu. Replik söylemese de plan söyler.
Söylenen metafor için kurulan kural burada da geçerli. Anlamı önceden söyleyen satır, seyircinin kuracağı köprüyü onun yerine kurar. Emre iki cümleyi de siliyor. Tarifte yalnız şu kalıyor: "Sandalyede Murat'ın ceketi." Kamera yerinden kıpırdamıyor.
Ödünç anlam
Mutfak saati düşüş saatinde durmuş. Emre bunu bir kez bırakmıştı. Revizyonda saat geri dönmüş. Selim ona aynı evdeki takvimi gösteriyor. Takvim de düşüş gününde kalmış. Ama takvimin bir dünya gerekçesi var: yaprağı koparacak kimse yok. Saatin pili ise tam düşüş anında bitmiş. Bu bir tesadüf. Tesadüf, seyircinin gözünü saatten yazara çevirir. Kiralık sembolün dünya gerekçesi çoğu zaman böyle zayıftır, çünkü anlam önce gelmiş, gerekçe sonradan aranmıştır.
Karanfillerin sorunu iki katlı. Kimsenin getirmediği çiçek bir işaret. Üstelik solan çiçek seyircinin yüz kez gördüğü bir ölüm habercisi. Hazır hava için söylenen burada da doğru: kiralık sembol olacak olanı perdeye çıkmadan haber verir. Nöbet'te o gece kimse ölmüyor. Çiçek yanlış bir beklenti kuruyor. Selim'in bir notu daha var. Seyirci ilk gece çiçeği görünce babanın öleceğini düşünürse sonraki her geceyi bu tahminle izler. Kantinin, tıraş sabahının, bileğe uzanan elin üstüne bir gölge düşer.
Seyircinin evindeki anlam
Emre'nin revizyonunda taburcu sabahı kuzen eşikte bir tepsi irmik helvasıyla bekliyor. Emre bunu bir hoş geldin olarak yazmış. Sıcak, tatlı, ev kokusu. Nermin Hanım sayfayı bırakıyor. Türkiye'de helva pek çok vesileyle kavrulur. Ama en bilineni, bir ölümün ardından kavrulup komşulara dağıtılan helvadır. Adana'da bir salonda oturan seyirci, eve dönen yaşlı adamın önünde bir helva tepsisi görürse bir yası okur.
Emre bunu bilmiyor değil. Yalnız sahneyi yazarken düşünmemiş. Yerel anlam yazarın aklına gelmediğinde de çalışır. Seyirci onu salona kendisi getirir.
Tersi de mümkün. Yabancı bir festival seyircisi aynı tepside yalnız bir tatlı görür. Altyazı kelimeleri çevirir, nesneleri çevirmez. Yazar iki seyirciyi de hesaba katmak zorunda. Kuzen eşiğe eli boş geliyor. Ayakkabılarını çıkarırken babanın gözü ondan ayrılmıyor. Bu hareket her dilde okunuyor. Eşikte bir saygı, bir girme izni, eve dönen adama bakan bir yüz.
Hikâyeye dokunmayan sembol
Revizyonda servisin bekleme köşesine bir akvaryum girmiş. İçinde tek bir balık. Kadir her gece önünden geçiyor. Kenar notu: "yalnızlık." Pervazdaki kuştan farkı var. Hastanelerde akvaryum olur, dünya gerekçesi hazır. Ama balık hiçbir şeye karışmıyor. Kadir onu beslemiyor, kimse ondan söz etmiyor, hiçbir karar onun önünde verilmiyor.
Selim kurgucu gözüyle bakıyor. Kurgu masasında ilk kesilen plan budur, diyor. Hiçbir şey eksilmez. Alyansla karşılaştırınca fark netleşiyor. Alyans babanın zilidir. Onun sesiyle Kadir sandalyede uyanır. Son gece susması bir eylemin yerini açar. Sembol olay örgüsüne bağlıysa kesilemez. Kopuksa süs gibi kesilir. Emre akvaryumu siliyor. Bekleme köşesi yeniden boş bir duvar.
Çerçevenin sesi
Emre'nin revizyonunda son gece yukarıdan çekilmiş. Lamba dairesinin tam ortasında yatak. İki yanda iki sandalye, biri dolu biri boş. Pencerede yağmur. Her şey simetrik. Selim bunun bir afiş olduğunu söylüyor. Güzel, ama seyirci afişe bakarken babanın elinin Kadir'in bileğine uzandığını kaçırır. Üstelik kamera bu planda Kadir'in çok yukarısında. Atölyede bir kural konmuştu: kamera Kadir'den yüksekte durmaz. Biçim burada hem duyguyu hem de filmin kendi sözünü eziyor. Emre planı siliyor, yağmuru da. Yağmur finalin.
Filmlerden okuma
Havisham'ın saati ile Shingen'in dağı aynı cevaba iki ayrı yoldan varıyor. Bir sembol ancak bir karakterin eli değdiğinde ayakta duruyor. Saati bir kadın durdurdu, dağı bir hırsız oynadı. Elin olmadığı yerde seyirci yazarı görüyor.
Imamura ile Wajda başka bir şey gösteriyor. Anlam filmde söylenebilir, ama dünyanın içinden söylenir. Köyün inancı, bir barın anma töreni. Emre'nin tarif satırı ise dünyanın dışından konuşuyordu.
Parajanov ise riskin sınırını çiziyor. Biçimin önde olması bir suç değil, bir sözleşme. Suç, sözleşmeyi en önemli anda bozmak.
Bu filmlerin hiçbiri sembolden kaçmıyor. Hepsinde yoğun, akılda kalan nesneler var. Fark, o nesnelerin bir eli, bir inancı, bir görevi ya da baştan ilan edilmiş bir dili olması. Emre'nin kenar notlarında bunların hiçbiri yoktu. Yalnız yazarın isteği vardı.
Usta katmanı
Sembolü kesilebilirlik testinden geçir. Kurgucunun yerine geç. Sembolün planını çıkar ve olay örgüsünde neyin eksildiğine bak. Hiçbir şey eksilmiyorsa ya sembolü bir eyleme bağla ya da sil.
Anlamı bir karakterin hatalı okumasına ver. Karakter sembolü açıklayacaksa yanlış ya da eksik açıklasın. Seyirci karakterin yanıldığını görünce kendi okumasını yapar. Tercüme yerine bir tartışma doğar.
Klişeyi bir karakterin takıntısına bağla. Duran saat yazarın elindeyse kiralıktır. Bir karakter onu kendi eliyle durdurduysa onun portresidir.
Kenar notlarını ayrı bir belgeye taşı. Nesnelerin anlamını senaryonun kenarına değil, kendi çalışma dosyana yaz. Senaryo okuru anlamı değil, sahneyi okumalı.
Yerel okur bul. Hikâyen bir kültürün içinde geçiyorsa oranın insanına okut. Ona yalnız bir soru sor: hangi nesne sana başka bir şey söyledi? Cevap çoğu zaman yazarın hiç düşünmediği bir nesneye çıkar.
Altyazıyı düşün. Festival seyircisi yerel anlamı kaçıracak. Sembolün işi yerel anlama bağlıysa onu filmin içinde öğret. Imamura'nın köyü kar inancını önce gündelik hayatta kuruyor.
Kamera yönergesini sayfadan çıkar. "Kamera yaklaşır" yazdığın her yerde dur. Sembolü kamerayla mı işaretliyorsun? Nesneyi tarifin içinde sıradan bir yere koy. Yönetmen onu kendisi bulsun.
Sembol sayısını sahne başına sınırla. Bir sahnede anlam taşıyan tek bir nesne olsun. İkincisi gelirse birincisinin sesi kısılır.
Hazır anlamı tersine çevirmeden önce bir kez onayla. Seyircinin ezberini bozmak istiyorsan önce o ezberi bir sahnede doğrula. Sonra kır. Ezber hiç çağrılmazsa kırılması da görünmez.
Simetriyi bir kez kullan. Düzenli bir kompozisyon bir anlam taşıyabilir. Ama gerçekçi bir filmde simetri her göründüğünde kamerayı gösterir. En önemli anı ona değil, oyuncunun yüzüne ver.
Sembolün anlamını revizyonda değil, ilk okurda ölç. Senaryoyu notsuz birine okut. Hangi nesneyi hatırladığını sor. Hatırlanmayan sembol için yeni bir sahne yazmadan önce mevcut sahneleri sadeleştir.
Ölüm habercilerine özellikle dikkat et. Hastalık, yaşlılık ve yas anlatan filmlerde seyirci her nesnede bir uğursuzluk arar. Böyle bir filmde yalın nesneler daha da yalın kalmalı.
Sembolü bütçeyle sına. Yapımcı bir gün sahneleri kısaltmanı isteyecek. Önce hangi nesnelerden vazgeçeceğini şimdiden yaz. Kolayca vazgeçtiğin sembol zaten süstü.
Anlamı ikinci izleyişe sakla. Seyirci bazı sembolleri ilk izleyişte hiç fark etmesin. İkinci izleyişte birden görünen bağ, filmin seyirciye bıraktığı bir hediyedir. İlk izleyişte her şeyi görünür kılmaya çalışan yazar bu hediyeyi harcar.
Sembolü bir sahnede yalnız bırak. Sembolün göründüğü sahneye üstüne bir ezgi, bir yakın çekim ya da onu açıklayan bir cümle koyma. Bunlardan biri bile seyirciyi doğru yoruma iter.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Sembol çoğaldıkça film derinleşir."
Tersine. Her nesne anlam taşıdığında seyirci önemli olanı seçemez. Derinlik, az sayıda sembolün iyi kurulmasından gelir.
Yaygın yanlış"Seyirci sembolü kaçırırsa açıklamak gerekir."
Kaçırılan sembol çoğu zaman zayıf kurulmuştur. Açıklama sorunu çözmez, sahneyi bir derse çevirir.
Yaygın yanlış"Kamera yaklaşması bir açıklama değildir."
Kamera, müzik ve oyuncunun bakışı aynı nesnede birleşirse replik kadar açık konuşur. Sözsüz tercüme de bir tercümedir.
Yaygın yanlış"Klişe sembol hızlı çalıştığı için iyidir."
Hızlı çalışır, ama başka filmlerin anlamıyla. Duran saat ve solan çiçek sonu daha başta ele verir.
Yaygın yanlış"Bir sembol yazar ne düşündüyse onu anlatır."
Seyirci kendi kültürünü salona getirir. Helva bir ailede tatlı, bir başka ailede yas demektir.
Yaygın yanlış"Dünya gerekçesi olan nesne her zaman yerindedir."
Gerekçe yetmez. Hastanede akvaryum olur, ama hiçbir eyleme dokunmuyorsa kopuk bir semboldür.
Yaygın yanlış"İyi bir sembolün tek bir doğru anlamı vardır."
Çoğu güçlü sembol birden çok okumaya açıktır. Tek anlama kilitlenen sembol, seyirci çözdüğü anda tükenir.
Yaygın yanlış"Güzel bir kare her zaman filme bir şey katar."
Katmayabilir. Kompozisyon duyguyu ezerse seyirci karakterin yerine çerçeveyi izler.
Yaygın yanlış"Biçimin öne çıktığı filmler kusurludur."
Değildir. Bazı filmler sözleşmesini baştan biçim üstüne kurar. Sorun, gerçekçi bir filmin en önemli anında bu sözleşmeye geçmektir.
Yaygın yanlış"Sembolü kenar notuyla yazmak okura yardım eder."
Okura yardım etmez, okumayı yönlendirir. Senaryo okuyan yapımcı ve oyuncu da anlamı kendisi bulmalı.
Yaygın yanlış"Kültürel anlamı yalnız yabancı bir kültürü anlatırken araştırmak gerekir."
Kendi kültürün de sürpriz yapar. Yazar kendi şehrinde büyümüş olabilir ve yine de bir nesnenin yükünü yazarken unutabilir.
Yaygın yanlış"Sembol olay örgüsünden bağımsız bir katmandır."
En sağlam semboller olay örgüsünün içinde iş görür. Bir zil, bir görev, bir tören. Ayrı bir katmanda kalan sembol ilk kısaltmada gider.
Yaygın yanlış"Bir fikri bıraktıysan geri gelmez."
Revizyonda sık sık geri gelir. Emre'nin duran saati böyle döndü. Silinen fikirlerin listesini tutmak bu dönüşü yakalamaya yarar.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Sembolizmin riskleri çoğu zaman revizyonda, anlamı güçlendirme isteğinden doğar.
- Her nesneye anlam yüklemek seyirciyi yorar ve önemli nesneyi gizler.
- Kilitli sembol tek bir anlama bağlanır ve çözüldüğü anda tükenir.
- Tercüme satırı anlamı replikle, tarifle ya da kamerayla önceden söyler.
- Kamerayı ve müziği bir nesneye yöneltmek seyirciyi tek okumaya iter.
- Kiralık sembol anlamını başka filmlerden ödünç alır ve sonucu erken söyler.
- Bir karakterin eli değen klişe, o karakterin portresine dönüşebilir.
- Yerel anlam yazarın niyetinden bağımsızdır; seyirci onu kendi getirir.
- Kopuk sembol hiçbir eyleme dokunmaz ve kurguda ilk kesilen plan olur.
- Vitrin karesinde seyirci karakterin yerine çerçeveye bakar.
- Biçimin önde olması bir sözleşme olabilir; sorun sözleşmeyi bozmaktır.
- Sembol bir karakterin eline, inancına ya da görevine bağlandıkça ayakta kalır.
Sonraki derse köprü
Emre temizlenmiş sayfaya bakıyor. Kenarda silinmiş kelimelerin izi hâlâ seçiliyor: kaçış, yalnızlık, kader. Hepsi bir duygunun adı, hiçbiri kameranın görebileceği bir şey değil. Nermin Hanım bunları silmeyi değil, çevirmeyi öneriyor. "Kadir ailesine güvenmez" bir sahnede neye benzer? Ağabeyine ilaç kâğıdını uzatırken ne yapar? Sonraki birim bir uygulama: soyuttan somuta. Bu kez nesneler değil, davranışlar konuşacak. Kendi senaryonun kenarındaki soyut kelimeleri yanına al. Yalnızlığı, korkuyu, özlemi bir karakterin görülebilir davranışına çevirmeye çalışacaksın.