İçeriğe geç

Ders 53.13

Şarkı, şiir ve alıntı

Senaryo Akademisi — Bölüm VI, Modül 53

3.420 kelime5 film örneği≈ 16 dk okuma≈ 23 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Sayfaya giren her başkasının sözü bir biçim ve bir hak sorusu getirir.
  • Adı yazılmayan şarkı da, sahne ona bağlıysa hak taşır.
  • Var olan bir kaydı çalan sahne iki izin ister; yeni kaydedilen ezgi yalnız beste iznini.
  • Geçici müzik kurgu masasında yer tutar ve kolayca kalıcılaşır.
  • Söylenen şarkının sözleri diyalog bloğunda, dize dize yazılır.
  • Anonim bir eserin derlemesi, düzenlemesi ya da kaydı hak taşıyabilir.
  • Kamu malı bir şiirin çevirisi çevirmenin hakkıdır.
  • Alıntı sahnenin işini görecek kadar kısa tutulur.
  • Açılış epigrafı kapakta değil, ilk sayfada ve kaynağıyla durur.
  • Kaynaktan çalan müzik aksiyon satırına, söylenen şarkı diyalog bloğuna yazılır.
  • Senarist şarkı seçmez; müziğin sahnede ne yaptığını yazar.
  • Filmin kendi metni hak sorusu taşımaz, yalnız biçim sorusu taşır.

Açılış sahnesi

Selim düzeltilmiş dosyanın son sayfasını açık tutuyor. Evde Kadir lambayı söndürmüş. Altında Emre'nin müzik satırı duruyor: karanlıkta, radyosuz, nakaratın yarım kalan ilk notaları. Tek bir çalgı, yavaş, bu kez sonuna kadar.

Selim satırı iki kez okuyor. Sonra dosyanın ortasına, Murat'ın arabasına dönüyor. Kontak açılıyor, radyoda eski bir şarkı yarısından giriyor.

Bu iki ezgi aynı mı, diye soruyor.

Emre başını sallıyor. Aynı. Finalin bütün anlamı bu.

O zaman bir sorun var, diyor Selim. Radyodaki şarkı var olan bir şarkıysa finaldeki çalgı da onu çalıyor. Kayıt başka olsa bile ezgi o şarkının sahibine ait. Yapımcı tek bir izin alacağını sanarken iki sahne için pazarlık edecek.

Emre şarkının adını yazmamıştı. Bunu bir çözüm sanıyordu. Ad olmayınca hak sorunu da yok gibi gelmişti.

Nermin Hanım dosyanın kenarındaki sarı kâğıtları topluyor. Emre'nin işaretlediği üç yer daha var. Tıraş anısının eski taslağında babanın söylediği iki dize. Kadir'in kitabından kopyalanmış bir şiir parçası. Kapaktan kaldırılan epigrafın yeni yeri için bir öneri.

Hepsi aynı soruya çıkıyor, diyor Nermin Hanım. Sayfaya yazdığın söz kimin?

Senaryoya giren her şarkı, şiir ve alıntı bir biçim ve bir hak sorusu taşır. Sayfa ikisini de yapımcıdan önce sormalı.

Bu derste ne olacak

Bu derste sayfaya başkasının sözü girdiğinde ne olduğuna bakacağız. Sahne içinde çalan müzikle film müziğini hak açısından ayıracağız. Kurgu masasında yer tutan müziğin tuzağını konuşacağız. Bir karakter şarkı söylediğinde sözlerin sayfaya nasıl yazıldığını göreceğiz. Anonim bir türkünün neden her zaman serbest olmadığını, bir şiirden ne kadar alıntı yapılabileceğini tartacağız. Açılış epigrafının sayfadaki yerini bulacağız. Senaristin neden şarkı seçmediğini, ama müziğin işini neden yazmak zorunda olduğunu da konuşacağız. Emre'nin işaretlediği dört yerin her birine bir karar vereceğiz. Bir turne otobüsü, karlı bir kır, bir radyo istasyonu, bir siper ve bir tatil adası eşlik edecek.

Sıfır noktası

Senaryo bir yazarın kendi cümlelerinden kurulur. Ama bazen sayfaya başka birinin sözü girer. Bir karakter radyoyu açar ve bir şarkı çalar. Bir karakter bir şiir okur. Film bir alıntıyla açılır. Bu sözlerin her biri, yazarın yazmadığı bir şeydir.

Başkasının sözü iki soru getirir. Birincisi biçimle ilgili: o söz sayfada nasıl görünür? Şarkı sözü diyalog gibi mi yazılır, şiir satır satır mı kırılır, alıntı nereye konur? İkincisi hakla ilgili: o sözü filmde kullanmak için kimden izin gerekir?

Hak sorusu senaristi şaşırtır. Senaryo bir okuma metnidir, kimse onu satmıyor. Bir şarkının adını ya da sözünü yazmak neden sorun olsun? Sorun sayfada değil, filmde doğar. Sayfaya yazılan her söz, çekilecek filme girmeye adaydır. Filme giren her söz için bir izin gerekir. İzin alınamazsa sahne yeniden yazılır, bazen çekildikten sonra.

Senarist hukukçu değildir. Ülkelerin kuralları farklıdır, süreler farklıdır. Bu ders hiçbir ülkenin yasasını anlatmıyor. Ama birkaç genel ilke her yerde işe yarar. Başkasının eseri, sahibinin izniyle kullanılır. Bir eserin sözü, ezgisi ve kaydı ayrı ayrı sahiplere ait olabilir. Koruma süresi dolmuş eserler kamu malıdır, yani herkes kullanabilir. Ama bir eserin eski olması, kamu malı olduğunu kanıtlamaz.

Müzik için bir ayrım daha gerekiyor. Sahnenin içinde çalan müzik bir kaynaktan gelir: radyo, kaset, telefon, bir düğün. Karakter onu duyar. Film müziği ise dünyanın dışındadır ve yalnız seyirci duyar. Var olan bir eser kullanılırsa ikisi de izin ister. Ama sayfadaki yükleri farklıdır. Kaynaktan gelen müzik sahnenin bir olayıdır ve aksiyon satırına yazılır. Film müziği çoğu zaman sonradan, besteciyle gelir.

Senarist ikisinde de şarkı seçmez. Seçim yönetmenin, bestecinin ve bütçenin işidir. Senarist müziğin sahnede ne yaptığını yazar. Bir şarkının adını ancak sahne o şarkı olmadan çöküyorsa yazar.

Emre'nin dosyası bu ilkeleri dört yerden sınıyor. Radyodaki şarkının adı yok ama ezgisi finalde dönüyor. Tıraş anısında babanın söylediği dizeler bir türküden alınmış. Kadir'in kitabından bir şiir parçası aksiyon satırına girmiş. Kapaktan kaldırılan epigraf ise ilk sayfaya taşınmak istiyor. Her biri için önce biçimi, sonra hakkı soracağız.

Mekanizma

Bir ezgi, iki sahne

Radyodaki şarkı kaynak müziğidir: Murat onu duyar, sesini kısar. Finaldeki ezgi ise film müziğidir. Kimse çalmıyor, yalnız seyirci duyuyor. Ama ikisi aynı ezgiye bağlı. Selim'in sorusu tam bu bağdan çıkıyor.

Radyodaki sahne var olan bir kaydı çalarsa iki izin ister. Biri bestenin eşleme izni, öteki kaydın sahibinden alınan kayıt izni (master use). Finaldeki tek çalgı yeni bir kayıttır. Kayıt izni gerekmez. Ama ezgi aynı besteye ait olduğu için eşleme izni yine gerekir.

Emre şarkıyı seçmiyor. Bu senaristin işi değil. Ama iki sahnenin aynı ezgiye bağlı olduğunu yapımcıya söylemek onun işi. Dosyanın içine değil, yapımcıya giden kısa nota bir cümle yazıyor: radyodaki şarkı ile finaldeki ezgi aynıdır. Besteci film için, o dönemin havasını taşıyan yeni bir şarkı yazarsa iki sahnenin hakkı da filmde kalır.

Kurgu masasındaki yer tutucu

Selim bir itirafta bulunuyor. Kurguda finale bir şey koyacak. Henüz besteci yok, ama sahnenin ritmini sessizlikle ölçmek zor.

Emre'nin kendi kopyasında, finalin kenarında bir şarkı adı var. Yazarken dinlediği şarkı. Selim onu görünce gülüyor. Kurgu masasında en sık yaşanan kaza bu, diyor. Yönetmen geçici müziğe alışır. Besteci geldiğinde ondan aynısını ister. Bazen hakları alınamayan bir kayıt filmin içine yapışır.

Emre kenardaki adı siliyor. Yapımcıya giden dosyada yalnız işlev satırı kalıyor. Müziği adıyla değil, sahnede ne yaptığıyla anlatan satır yerinde duruyor. Arabadaki sahne şöyle:

İÇ. MURAT'IN ARABASI (PARK HÂLİNDE) — GECE
Murat kontağı açar. Radyo yarım bir nakaratla canlanır: eski, hafif bir şarkı, onun gençlik yıllarından.
Murat düğmeyi çevirir. Ses alçalır, susmaz.

Satırda şarkıcı yok, yıl yok, ad yok. Ama kaynak belli: radyo. Yönetmen yardımcısı onu bir sahne eşyası olarak yazar. Besteci de ezginin hangi işi göreceğini bilir.

Karakter şarkı söylediğinde

Tıraş anısının eski taslağında baba oval aynanın önünde tıraş oluyor. Kapının eşiğinde küçük Kadir onu izliyor. Baba makineyi çenesinde gezdirirken alçak sesle iki dize söylüyor.

Babanın dizeleri sahnenin içinde. Kadir onları duyuyor, belki ezberliyor. Bu yüzden müzik satırına değil, babanın ağzına yazılmışlar. Ama dizeler Emre'nin değil. Dedesinin söylediği bir türküden alınmış. Emre onu anonim sanıyordu.

Nermin Hanım sorunu açıyor. Emre türküyü dedesinden duydu. Ama yapımcının kulağında başka bir şey olacak: bir plak, bir sanatçı, bir düzenleme. Kimi türkülerin yazarı sonradan bulunur. Kimi anonim bilinen ezgi aslında birinin bestesidir. Emre bundan emin olamıyor. Türküyü bırakıp iki dizeyi kendisi yazıyor.

Bir sorun daha var. Emre dizeleri konuşma gibi, tırnak içinde, tek satıra sıkıştırmıştı. Okur konuşmanın nerede bitip şarkının nerede başladığını göremiyordu.

Kimi yazarlar sözleri italik yazar, kimi tırnağa alır, kimi büyük harf kullanır. Parantez içi bir ibare, söylemeye başladığını bildirir. Emre italiği seçiyor. Yeni dizeler onun, hiçbir türküden değil.

BABA
(söyler, alçak sesle)
Aynaya bakma oğul,
Yüzün bana benzer.

Sayfa artık doğru. Ama sahne yine de değişecek. Nöbet'in ton belgesi müziği yalnız finale bırakıyor. Baba anıda şarkı söylerse filmin ilk ezgisi finalde değil, anıda duyulur. Dizeler siliniyor. Anı vızıltıyla açılıyor ve öyle kalıyor.

Kitabın içindeki şiir

Kadir'in okuduğu kitap eski taslakta bir şiir kitabıydı. Emre aksiyon satırına yaşayan bir şairden dört dize kopyalamıştı.

Nermin Hanım soruyu değiştiriyor. Sahne bir şiir mi istiyor? O gece Kadir okumuyor, dinliyor. Kanıtı da var: Murat çıkınca aynı sayfayı geri çeviriyor. Okunmayan bir sayfanın dizesini seyirciye göstermek sahneyi yalanlar. Satır kısalıyor: "Kadir kitabını okur." Kitabın adı da yok.

Emre bir dizeyi kurtarmak istiyor. Tek bir dize kısa bir alıntı sayılmaz mı? Nermin Hanım ölçüyü sahneden alıyor. Bir dize bile sahnenin ihtiyacı değilse fazladır. Sahne gerçekten bir şiir isteseydi iki yol olurdu. Ya koruma süresi dolmuş, kamu malı bir şiir. Ya da Emre'nin kendi dizesi.

Dosyada bir metin daha var: Serkan'ın Figen'e bıraktığı not. O da sayfada okunuyor, ama Emre'nin yazdığı bir metin. Seyirci ondan yalnız bir kelime okuyor, arabada, Murat'la birlikte. Filmin kendi metni hak sorusu taşımaz. Yalnız biçim sorusu taşır.

İlk sayfadaki cümle

Kapaktan kaldırılan epigraf hâlâ Emre'nin aklında. Onu ilk sayfaya taşımayı öneriyor.

Emre'nin denemesi şöyle:

AÇILMA:
SİYAH EKRAN.
BİNDİRME: Bazı geceler sabaha çıkmaz.
İÇ. KADİR'İN VANI (YOLDA) — GECE

Biçim doğru. Cümle Emre'nin, hak sorunu yok. Ama Nöbet'te perdede hiçbir yazı görünmüyor. Ne yer adı ne gece sayısı. İlk yazı bu olursa kuralı ilk sayfa bozar. Epigraf yine çalışma dosyasına dönüyor.

Filmlerden okuma

Crowe'un otobüsü ile Hogan'ın tatil adası, şarkıyı karakterin ağzına koyuyor. Birinde bir sahne, ötekinde bütün bir film o sözlere yaslanıyor. İkisinde de adı yazmak kaçınılmaz, izin de öyle.

Campion ile Coen kardeşler eski sözün serbest olup olmadığını iki ayrı yerden soruyor. Keats'in dizesi serbest, çevirisi değil. Halk şarkısının sözü eski, kaydı yeni. Eskilik hak sorusunu kapatmıyor, yalnız yerini değiştiriyor.

Stone'un epigrafı ise sayfadaki yeri gösteriyor. Alıntı perdeye çıkacaksa ilk sahneden önce durur, kaynağıyla. Perdeye çıkmayacaksa senaryoda yeri yoktur. Emre'nin cümlesi ikinci tarafta kaldı.

Usta katmanı

Adsız bir şarkı da hak taşır. Şarkının adını yazmamak hak sorusunu çözmez. Sahne o ezgiye bağlıysa, yapım adı bulduğunda izni de arayacak. Adsızlık yalnız kararı ertelemektir.

İki sahneyi aynı ezgiye bağladıysan bunu açıkça söyle. Bir kaynak müziği finalde film müziği olarak dönüyorsa yapımcı bunu sayfadan çıkaramayabilir. Yapımcıya giden notta bir cümle, sonradan gelecek bir pazarlığı önler.

Yeni bir kayıt eşleme iznini kaldırmaz. Var olan bir şarkıyı başka birine yeniden söyletmek kayıt iznini atlatır. Bestenin izni ise yerinde durur. Ucuz görünen yol çoğu zaman yarı ucuzdur.

Kaynağı aksiyon satırında göster. "Müzik girer" ile "Radyoda bir şarkı başlar" aynı satır değildir. Birinde müzik dünyanın dışında, ötekinde içindedir. Yönetmen yardımcısı radyoyu bir sahne eşyası olarak dökümüne yazar. Yapımcı da sahnede hangi iznin gerektiğini oradan okur.

Zil sesi de bir ezgidir. Bir telefonun çaldığı melodi, bir dükkândan taşan şarkı, bir televizyondaki dizi müziği sayfada küçük görünür. Ama her biri birine ait olabilir. Nöbet'te Murat'ın telefonu çalmıyor, titriyor. Bu sessizlik hem tona hem bütçeye uyuyor.

Kendi kopyandaki şarkı adlarını gönderilen dosyadan temizle. Yazarken dinlediğin müzik senin yakıtındır. Yapımcıya giden dosyada bir öneri gibi okunur. Okur o şarkıyı duymaya başlar ve başka bir şeyi kabul etmez.

Söylenen şarkıda yalnız gereken dizeyi yaz. Karakter bütün şarkıyı söylese bile sayfaya sahnenin işini gören birkaç dize yeter. Gerisi için "söylemeyi sürdürür" gibi bir aksiyon satırı yeterlidir.

Kendi dizeni yaz, sonra sorgula. Yazarın kendi yazdığı söz, hak sorusunu ortadan kaldırır. Ama yeni bir soru doğar: bu söz karakterin ağzına yakışıyor mu? Kötü bir uydurma dize, iyi bir alıntıdan daha çok göze batar.

Halk sözünde kaynağı araştır. Bir türküyü anonim saymadan önce bir derleme kaynağına bak. Yazarı sonradan bulunmuş ezgiler vardır. Emin olamıyorsan kendi dizeni yaz ya da yapımcıya sor.

Çeviriyi ayrı bir eser say. Kamu malı bir şiirin çevirisi, çevirmenin hakkıdır. Kendi çevirini yapabilir ya da çevirmenden izin isteyebilirsin. Sayfada çevirinin kime ait olduğunu bir notla belirt.

Söylenen şarkının sesini yazma, karakterini yaz. Oyuncunun kendi sesiyle mi söyleyeceği, bir şarkıcının mı seslendireceği yapımın kararıdır. Sayfa yalnız karakterin nasıl söylediğini anlatır: alçak sesle, yanlış, yarım, ezbere.

Okunmayan metni gösterme. Bir karakter kitap okuyorsa kitabın içeriği ancak sahneye bir şey katıyorsa sayfaya girer. Karakter okumuyor, dinliyorsa dize sahneyi yalanlar.

Epigrafı perdede göreceksen yaz, görmeyeceksen sakla. Kapakta bir epigraf okura tonu ilk sayfadan önce söyler. Perdede bir epigraf seyirciye aynı işi yapar. İkisi aynı karar değildir. Yalnız ikincisi senaryoya aittir.

Alıntının kaynağını sayfada bırak. Bir şiir ya da kitap cümlesi kullanıyorsan altına küçük bir notla kaynağını yaz. Yapımın hak araştırması o nottan başlar. Kaynağı bulunamayan alıntı en son silinen ve en pahalıya silinen satırdır.

Sözleri diyalogla aynı anda yarıştırma. Bir sahnede hem şarkı sözü hem konuşma duyuluyorsa söz bloğunu ve diyaloğu ayrı ayrı yaz. Çift sütun gibi bir çözüm, iki sesin aynı anda geldiğini gösterir.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Şarkının adını yazmazsam hak sorunu olmaz."
Doğrusu

Sahne belirli bir ezgiye bağlıysa sorun ad yazılmasa da vardır. Ad yalnızca sorunun görünürlüğünü değiştirir.

Yaygın yanlış"Film müziği ile radyodan çalan şarkı aynı izni ister."
Doğrusu

Var olan bir kaydı çalan sahne hem beste hem kayıt için izin ister. Yeni kaydedilen bir ezgi yalnız beste için izin ister.

Yaygın yanlış"Anonim türkü her zaman serbesttir."
Doğrusu

Sözü serbest olsa bile derlemesi, düzenlemesi ya da kaydı başka birine ait olabilir. Kimi anonim bilinen ezgilerin bestecisi sonradan bulunur.

Yaygın yanlış"Eski bir şiir kamu malıdır."
Doğrusu

Eskilik tek başına yetmez. Koruma süresi ülkeden ülkeye değişir. Şiir serbest olsa bile çevirisi çevirmenin hakkını taşır.

Yaygın yanlış"Birkaç dize her zaman serbesttir."
Doğrusu

Ne kadarının izinsiz kullanılabileceği ülkeye ve bağlama göre değişir. Senarist bunu kesin bilemez. En güvenli yol, sahnenin gerçekten alıntıya ihtiyacı olup olmadığını sormaktır.

Yaygın yanlış"Eski bir şarkıyı yeniden kaydedersem hak sorunu kalmaz."
Doğrusu

Yeni kayıt yalnız kayıt iznini gereksiz kılar. Beste koruma altındaysa eşleme izni yine gerekir.

Yaygın yanlış"Şarkı sözleri tek bir standart biçimle yazılır."
Doğrusu

İtalik, tırnak ve büyük harf yaygın yollardır. Önemli olan dosyanın baştan sona aynı yolu izlemesidir.

Yaygın yanlış"Karakter şarkı söylüyorsa oyuncu da söylemek zorundadır."
Doğrusu

Sayfa yalnız karakterin söylediğini yazar. Sesi kimin vereceğine yapım karar verir.

Yaygın yanlış"Epigraf kapağa yazılır."
Doğrusu

Kapakta epigraf okura bir şey söylemez. Film onunla açılacaksa ilk sayfada, bindirme yazı olarak durur.

Yaygın yanlış"Kendi yazdığım dizeler her sorunu çözer."
Doğrusu

Hak sorununu çözer, sahne sorununu çözmez. Uydurma bir dize karakterin ağzına yakışmıyorsa okur onu hemen fark eder.

Yaygın yanlış"Senarist sahneye uygun şarkıyı seçer."
Doğrusu

Seçim yönetmenin, bestecinin ve bütçenin işidir. Senarist müziğin işini yazar, adını yalnız sahne ona bağlıysa yazar.

Yaygın yanlış"Senaryo satılmadığı için içindeki sözler sorun olmaz."
Doğrusu

Sorun sayfada değil, filmde doğar. Sayfaya giren her söz filme girmeye adaydır ve yapım onun hakkını arayacaktır.

Yaygın yanlış"Geçici müzik zararsızdır, nasılsa değişecek."
Doğrusu

Yönetmen ve yapımcı haftalarca onu dinler. Son müzik geldiğinde ondan aynısı istenir. Bazen değişmez ve hakları sonradan aranır.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Sayfaya giren her başkasının sözü bir biçim ve bir hak sorusu getirir.
  • Adı yazılmayan şarkı da, sahne ona bağlıysa hak taşır.
  • Var olan bir kaydı çalan sahne iki izin ister; yeni kaydedilen ezgi yalnız beste iznini.
  • Geçici müzik kurgu masasında yer tutar ve kolayca kalıcılaşır.
  • Söylenen şarkının sözleri diyalog bloğunda, dize dize yazılır.
  • Anonim bir eserin derlemesi, düzenlemesi ya da kaydı hak taşıyabilir.
  • Kamu malı bir şiirin çevirisi çevirmenin hakkıdır.
  • Alıntı sahnenin işini görecek kadar kısa tutulur.
  • Açılış epigrafı kapakta değil, ilk sayfada ve kaynağıyla durur.
  • Kaynaktan çalan müzik aksiyon satırına, söylenen şarkı diyalog bloğuna yazılır.
  • Senarist şarkı seçmez; müziğin sahnede ne yaptığını yazar.
  • Filmin kendi metni hak sorusu taşımaz, yalnız biçim sorusu taşır.

Sonraki derse köprü

Emre yapımcıya giden notu da ekleyip dosyayı kapatıyor. Bu dosya bir okuma taslağı: sahne numarası yok, çekim yönergesi az. Yapımcı evet derse aynı sayfalar başka bir işe dönecek. Sahneler numaralanacak, sayfalar kilitlenecek. Yeni bir sahne eklenirse iki sahnenin arasına nasıl girer? Silinen bir sahnenin numarası ne olacak? Spec senaryo ile çekim senaryosu arasındaki fark, sonraki dersin konusu. Yazarın okura yazdığı dosya, ekibe dağıtılan dosyaya nasıl dönüşür? Değişen sayfa nasıl işaretlenir?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — iki sayfa birlikte açılıyor: arabadaki radyo ve evdeki son karanlık; iki sayfanın arasında ince bir ezgi çizgisi uzanıyor ve tek bir anahtar deliğine bağlanıyor.
  • Eşleme izni — bir nota dizisi ve bir kaset; notaların üstünde bir mühür, kasetin üstünde ayrı bir mühür; tek çalgı geldiğinde kasetin mührü soluyor, notalarınki kalıyor.
  • Geçici müzik — kurgu ekranında bir müzik izi; üstüne sarı bir "geçici" etiketi yapışıyor, etiket solarken iz koyulaşıp yerine kökleniyor.
  • Söz bloğu — tek satıra sıkışmış tırnaklı dizeler açılıyor, iki ayrı italik satıra yerleşiyor.
  • Anonim eser — bir türkü sözü havada serbestçe süzülüyor; altından bir plak, bir nota defteri ve bir mikrofon beliriyor, her birinin ucunda bir isim kartı.
  • Açılış epigrafı — kapaktaki italik cümle ilk sayfaya kayıyor, siyah bir ekranın üstüne yerleşiyor, sonra soluyup bir defterin içine giriyor.

Ritim

Ders aynı ezgiye bağlanmış iki sayfayla açılıyor, her bölümde başkasına ait bir sözü sayfadan sorguluyor ve kendi sözünden başka hiçbir şey taşımayan bir dosyayla kapanıyor.