Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Kısaltma, işi olan bir sahneyi o işe kadar daraltır.
- Önceki sahnenin son karesi, sonraki sahnenin girişini kısaltabilir.
- Seyircinin bildiği bilgi karakter için yeniden anlatılmaz; karakterin öğrendiği gösterilir.
- Selamın taşıyan parçası kalır, taşımayan parçası gider.
- Dönüşten sonra süren satırlar sahnenin kuyruğudur ve kesmeyi yumuşatır.
- Sonraki sahnenin göstereceğini önceden söyleyen son açıklama silinir.
- Aynı yolla tekrarlanan ısrar sahneyi uzatır; değişen yol bir basamaktır.
- Uzun tepki yerine bir sonraki eylem gösterilir.
- Bir görüntü bilgiyi taşıyorsa aynı bilgiyi söyleyen replik gider.
- Kısaltma sözü alır, işi taşıyan sessizliği yerinde bırakır.
- Kesmenin iki yanı birlikte okunur; kısaltmanın etkisi geçişte duyulur.
- Silinen bir gerekçe bazen sahneye bir belirsizliği geri verir.
- Kısaltılan satırlar da gerekçesiyle saklanır.
Açılış sahnesi
Tablo panonun yanında asılı. Her satırın son hücresi dolu. Kesilen sahne kesilenler dosyasında. Kalan sahnelerin hepsi bir iş görüyor.
Toplam sayfa yine de yapımcının istediği iki saati aşıyor.
Burcu Hümeyra'nın süt getirdiği akşamı sesli okuyor. Kapı çalınıyor. Nüzhet ile Hümeyra hal hatır soruyor. Hümeyra evdekilerin selamını getiriyor, ineklerden, şehirdeki babasından söz ediyor. Sonra sekide olanı baştan anlatıyor. Kim ne sordu, kim ne cevap verdi, kim sustu.
Selim kalemini masaya bırakıyor. «Seyirci bunların hepsini gördü.»
«Ama Nüzhet görmedi,» diyor Burcu. «Sahnenin işi bu.»
«İşi var, doğru. Ama işi bir satır. Sen sahneyi o satıra kadar yürüyerek getiriyorsun.»
Emre itiraz ediyor. «İnekler köyü kuruyor ama. Seyirci bu evin nasıl yaşadığını görmeli.»
«Görüyor,» diyor Selim. «Avluda, sekide, yokuşta. Bu kapıda değil.»
Emre gülüyor. «Biz de en uzun sahneyi bulup ikiye bölecektik.»
Selim başını sallıyor. Kurgu odasında bir sahne ikiye bölünmez. Başından yenir, sonundan yenir, ortasından ince ince alınır.
Nermin Hanım sayfaları masada Burcu'ya doğru kaydırıyor. «Bu turda hiçbir sahneyi kesmiyoruz. Her sahneyi işine kadar küçültüyoruz.»
Sahneyi kısaltmak, sahnenin işini yerinde bırakıp o işe hizmet etmeyen satırları baştan, sondan ve içeriden çıkarmaktır.
Bu derste ne olacak
Yağhane taslağının küçük sahnelerini Burcu'yla tek tek elden geçireceğiz. Hümeyra'nın süt akşamına daha geç gireceğiz ve seyircinin bildiği bilgiyi kapının dışında bırakacağız. Refik Usta'nın çayında hangi selamın iş gördüğünü ayıracağız ve sahneden daha erken çıkacağız. Gençlik hattının jandarma sabahında yerinde sayan bir ısrarı ve bir son açıklamayı inceleyeceğiz. Aynı hattın penceresinde görüntünün zaten söylediği bir repliği tartacağız. Her kısaltmadan sonra sahnenin işinin yerinde durup durmadığını sınayacağız. Kararların hepsi deneme. Örnek filmler bir dağ geçidinden, bir orman uçurumundan, bir uzay gemisinin kapısından, bir otel kapısından ve bir gece kulübünden geliyor.
Sıfır noktası
Bir taslak uzun olduğunda yazarın iki aracı var. Biri bir sahneyi bütünüyle çıkarmak. Öbürü bir sahneyi yerinde bırakıp içini daraltmak. İlki bir işin filmden gidip gitmeyeceğini sorar. İkincisi işi soru dışı bırakır ve yalnız o işin ne kadar yer kapladığına bakar.
Bu iki araç farklı zamanlarda kullanılır. İlk sırada işlerin dökümü var. İşi olmayan sahne o dökümde gider. Kalan sahnelerin her biri bir şey yapıyorsa sıra kısaltmaya gelir.
Kısaltmanın ölçüsü sahnenin işidir. Sahne o işi gördüğü anda bitmeye hazırdır. O işe yürüyen her satır bir yol masrafıdır.
Bir sahnenin satırları çoğu zaman üç yerde birikir. Başta, sahne seyircinin zaten bildiği bir durumu kurarken. Sonda, sahnenin dönüşü geldikten sonra konuşma sürerken. Ortada ise aynı şey ikinci, üçüncü kez söylenirken.
Yazar bu satırları severek yazar. Selamlaşma gerçekçi görünür. Tepki insani görünür. Açıklama nazik görünür. Hepsi gündelik hayatta vardır. Ama seyirci gündelik hayatı izlemiyor. Bir hikâyenin seçilmiş anlarını izliyor.
Senaryo yazarlığında bunun eski bir adı var: sahneye geç girmek, sahneden erken çıkmak. Kural kâğıt üstünde basit görünür. Revizyonda ise zorlaşır, çünkü yazar her satırın nereden geldiğini bilir. Bir satır bir zamanlar bir işi taşımıştır. Sonra o iş başka bir sahneye geçmiş, satır yerinde kalmıştır.
Kısaltmak hızlandırmakla da aynı şey sayılmaz. Hızlı bir sahne gereksiz satır taşıyabilir. Yavaş bir sahne ise her satırı işine bağlıysa kısadır. Ölçülen şey tempo değil, satırların işe olan uzaklığı.
Kurgucu bu işi her gün yapar. Çekilmiş bir sahnenin başını ve sonunu kırpar, ortasından bir bakışı alır. Yazarın üstünlüğü, aynı işi çekimden önce yapabilmesidir. Kâğıtta çıkan bir satır sette zaman, kurgu odasında bir tartışma kazandırır.
Her satıra sorulacak soru tek: bu satır olmasa seyirci neyi kaçırır? Cevap hiçbir şeyse satır yalnız yer tutuyordur. Cevap bir şeyse o şeyin başka bir yerde yaşayıp yaşamadığına bakılır.
Kısaltma bu yüzden sahneyi kendi başına okumaz. Önceki sahnenin bitişine ve sonraki sahnenin açılışına da bakar. Seyircinin yanında getirdiği bilgi, sahnenin başında yeniden kurulmaz.
Mekanizma
Baştan: kesmeye yaslanmak
Hümeyra'nın akşamı sekiden hemen sonra geliyor. Sekideki sahne Selahattin'in tek kelimesiyle bitiyor. Çay tepsisini toplayan Hümeyra o kelimeyi duyuyor. Seyirci de duyuyor.
Burcu kapı sahnesinin ilk yarısını okuyor ve kendine soruyor: seyirci bu sahneye ne taşıyarak giriyor? Kızın sözü duyduğunu biliyor. Sözü bir yere götüreceğini tahmin ediyor. Kapıyı çalmak, içeri davet edilmek, oturmak bu bilgiye bir şey eklemiyor.
Burcu sahneyi kapı eşiğinde açıyor. Süt kabı Hümeyra'nın elinden Nüzhet'in eline geçmek üzere. İnekler gidiyor, evdekilerin selamı gidiyor. Şehirdeki baba da gidiyor. O bilgi telefonun çektiği yeri gösteren sahnede zaten yaşıyor.
Sonra bilgi tekrarı geliyor. Hümeyra sekideki konuşmayı baştan anlatıyordu. Seyirci her cümlesini ikinci kez dinliyordu. Burcu anlatıyı tek bir satıra indiriyor. Hümeyra yalnız dedesinin son kelimesini aktarıyor: «Vardı, dedi.» Nüzhet için yeni olan budur. Seyirci için yeni olan da Nüzhet'in artık bilmesi.
Selamın işi
Selamları ayıklamak kolay görünüyor. Burcu Refik Usta'nın çay sahnesinde de kalemi kaldırıyor. Nüzhet ölçüm ekibine çay götürüyor. «Kolay gelsin.» «Sağ ol teyze.» Sonra Nüzhet ustanın adını soruyor.
Emre durduruyor. «Adı sormak da bir selam.»
Burcu iki satırı ayırıyor. «Kolay gelsin» hiçbir şey taşımıyor. Çay bardağı aynı nezaketi elden ele zaten gösteriyor. Adın sorulması ise filmin kuralını tersinden duyuruyor. Bu köyde yaşayanların adı rahatça söylenir. Selamın ilk yarısı gidiyor, ikinci yarısı kalıyor.
Sondan: kuyruğu bırakmak
Çay sahnesinde usta göğe bakıp yağmurdan önce bitirmek istediğini söylüyor. Nüzhet cevap vermiyor, adını soruyor. Usta adını söylüyor. Nüzhet adı yüksek sesle tekrarlıyor. Sahnenin dönüşü bu.
Taslakta konuşma sürüyor. Usta Nüzhet'in köyden olup olmadığını soruyor. Nüzhet boş bardağı alıyor, yokuşa dönüyor. Bu satırlar sahneye yanlış bir şey eklemiyor. Ama bir şeyi örtüyor.
Sonraki kart gençlik hattının yalnız tebeşir yılı. Rahatça söylenen bir addan söylenemeyen bir ada kesme. Bu kesme ancak sahne adla biterse duyulur. Kuyruk bardağın şıngırtısıyla bitince ses yumuşuyor. Burcu sahneyi Nüzhet'in ağzındaki adla kapatıyor.
Ortadan: yerinde sayan ısrar
Gençlik hattının jandarma sabahı ortasında uzuyor. Jandarma kapıdakilere defterdeki satırı parmağıyla gösteriyor. Kimse konuşmuyor. Taslakta defteri bir sonraki adama çeviriyor. Yine sessizlik. Sonra bir sonrakine. Zekai de o adamların arasında, o da başını çeviriyor. Üç kez aynı hareket, üç kez aynı cevap. Seyirci köyün ne yaptığını ilk sessizlikte anlamıştı.
Burcu ilk gösterişi tutuyor, öbür ikisini siliyor. Ama ısrarı bütünüyle atmıyor. Jandarmanın yolu değişiyor. Defteri kapatıyor, kapıda bekliyor. Bekleyen bir yabancı, soru soran bir yabancıdan ağır geliyor. Adamlardan biri ancak o zaman «kaçtı» kelimesini veriyor. Tekrar her zaman silinmez. Yol değişince sahne bir basamak çıkar.
Son açıklama
Aynı sabahın bir kuyruğu da var. Kelime verildi, jandarma gidiyor. Taslakta aynı adam öbürlerine dönüp bir cümle daha söylüyor: «Böylesi herkes için hayırlı. Artık soran olmaz.»
Selim bu satırı okuyunca yalnız sonraki kartı gösteriyor. Emre emin değil. «Seyirci bağı kurabilecek mi?» Selim iki kartı üst üste koyuyor. Kapıda «kaçtı» deniyor, bir sonraki karede bir ad sessizce atlanıyor. Hasat başında Zekai adları okuyacak ve birini atlayacak. Köyün kararını seyirci orada kendi gözüyle görüyor. Son açıklama sonraki sahnenin işini önceden yapıyordu. Burcu onu siliyor. Sahne uzaklaşan jandarmanın sırtıyla bitiyor.
Tepkinin yeri
Süt akşamında Hümeyra gidiyor. Taslakta Nüzhet kapıda kalıyor. Yüzü uzun bir süre görünüyor. Sonra kendi kendine söyleniyor: «Demek sordu.»
Seyirci bunu Nüzhet'ten önce biliyor. Burcu yüz planını kısaltıyor, sözü siliyor. Kesme Nüzhet'in sandığın kapağını kaldıran eline gidiyor. Tepki artık bir eylemin içinde. Neyi yoklayacağını da seyirci biliyor. Kadının ne hissettiğini bir yüz değil, bir el söylüyor. El sandığa gittiği için seyirci onun korktuğunu da anlıyor.
Söz yerine görüntü
Jandarma sabahının öncesinde kız pencerede, uykusuz. Gün ağarmadan bir kadının başörtüsünü bağlayıp aşağı indiğini izliyor. Taslakta aynı gün Mükerrem kızın kapısına geliyor: «Jandarmayı ben getirdim. Biri sormalıydı.»
Pencere sonradan eklenmişti. Replik ondan önce yazılmıştı ve yerinde kalmıştı. Bilgi şimdi iki kez veriliyor. Burcu görüntüyü tutuyor, repliği siliyor. Kısaltma burada bir kazanç da getiriyor. Mükerrem'in gerekçesi artık söylenmiyor. Kadının bir arama mı başlattığı, bir kapıyı mı kapattığı açık kalıyor.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Önce işi tek cümleyle yaz. Kısaltmaya başlamadan sahnenin işini kartın üstüne yaz. Her satırı o cümleye göre oku. Cümleye hizmet etmeyen satır aday olur.
Önceki sahnenin son karesine bak. Sahnenin girişini kendi sayfasında arama. Önceki kesmenin seyirciye ne bıraktığını gör. O bilgiyi yeniden kuran satırlar atlanabilir.
Seyircinin bilgisini karakterin bilgisinden ayır. Hümeyra'nın haberi Nüzhet için yeni, seyirci için eski. Sahne karakterin öğrendiğini göstermeli, seyirciye yeniden anlatmamalı.
Selamı ikiye böl. Gündelik sözün bir parçası bir şey taşıyor olabilir. Taşıyan parçayı tut, öbürünü al.
Dönüşten sonra bir satır say. Sahnenin dönüşünden sonra kaç satır kaldığına bak. Kuyruk bir sonucu açıklıyorsa ya da bir kesmeyi yumuşatıyorsa onu sorgula.
Kesmenin sesini dinle. Sahnenin son kelimesi sonraki sahnenin ilk görüntüsüne çarpar. Çay sahnesi adla bitince yalnız tebeşir yılı daha sert açılıyor.
Son açıklamayı sonraki karta sor. Bir sahnenin sonundaki açıklama, sonraki sahnenin göstereceği şeyi önceden söylüyor olabilir. Sonraki kart işi görüyorsa açıklama gider.
Israrı say, yolları ayır. Karakter aynı şeyi kaç yolla istiyor? Yol değişmiyorsa tekrar sahneyi uzatır. Değişiyorsa bir basamaktır.
Israrın yolunu değiştir. Silinen tekrarların yerine bir kez farklı bir hamle koy. Jandarmanın kapattığı defter, üç sessiz gösterişin yapamadığını yapıyor.
Tepkiyi eylemin içine koy. Uzun bir yüz planı yerine karakterin bir sonraki hamlesini göster. Hamle tepkiyi zaten taşır.
Aynı bilgiyi iki taşıyıcıda arama. Bir görüntü eklediğinde aynı bilgiyi veren eski repliği bul. Revizyon bu ikizleri çoğaltır.
Kısaltmanın kazancını da oku. Silinen bir gerekçe bazen bir belirsizliği geri getirir. Mükerrem'in sustuğu yerde seyirci iki okuma arasında kalıyor.
Kestiğini sakla. Kısaltılan satırları da kesilenler dosyasına koy. Bir sonraki okuyucu bir eksik hissederse geri çağırabilirsin.
Girişi bir satır geri al. Yeni girişi bulduktan sonra bir satır daha atlamayı dene. Sahne hâlâ anlaşılıyorsa doğru yer orası. Anlaşılmıyorsa bir önceki satıra dön.
Ortamı aksiyon satırına bırak. Bir sahnenin başında yer ve saat kurmak için konuşma yazma. Kapı eşiği, süt kabı, akşam ışığı birkaç kelimelik bir aksiyon satırına sığar.
Karşılığı olan sözlere dokunma. Filmin kendi kurduğu ve ileride karşılığı olan sözler kısaltmanın dışındadır. Kısaltma onların çevresini daraltır, onları değil.
Kesmenin iki yanını birlikte oku. Bir sahnenin sonunu kırptığında sonraki sahnenin ilk satırını da yüksek sesle oku. Kısaltmanın etkisi çoğu zaman o geçişte duyulur.
Sessizliği satır sayma. Sözsüz bir an, bir yol masrafı olmayabilir. Nüzhet'in cevap vermediği yer sahnenin işini taşıyor. Kısaltma sözü alır, susuşu yerinde bırakır.
Bir okuyucuya yalnız kısaltılmış hâli ver. Eski hâli bilen göz eksikliği kendi hafızasıyla doldurur. Yeni okuyucu neyin gittiğini bilmez. Takıldığı yer gerçek bir eksiktir.
Sahneyi baştan sona yeniden oku. Kısaltmalar tek tek doğru olabilir. Ama sahnenin ritmi bütün olarak değişir. Son okumayı sesli yap.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Kısaltmak, sahne çıkarmaktır."
Bir sahneyi çıkarmak işini de götürür. Kısaltma işi bırakıp yolu daraltır. Burcu bu turda tek bir sahneyi kesmedi.
Yaygın yanlış"Selamlaşma her zaman gereksizdir."
Bazı selamlar sahnenin işini taşır. Refik Usta'ya adını sormak sıradan bir incelik. Ama bu incelik, gidenin adını anmayan bir köyde ayrı bir ağırlık taşıyor.
Yaygın yanlış"Karakter öğrenmediyse seyirciye de yeniden anlatılmalı."
Karakterin öğrendiğini göstermek için seyirciye her şeyi tekrar dinletmek gerekmez. Hümeyra'nın tek satırı yetiyor.
Yaygın yanlış"Tepki planı sahnenin duygusunu güçlendirir."
Seyirci duyguyu zaten taşıyorsa uzun bir tepki onu sulandırır. Bir sonraki eylem çoğu zaman daha güçlü bir tepkidir.
Yaygın yanlış"Israr tekrarlanarak gösterilir."
Aynı yolla yapılan tekrar ısrarı değil, yazarın sabırsızlığını gösterir. Israr, yol değiştirdiğinde görünür.
Yaygın yanlış"Son açıklama seyirciye bir kolaylıktır."
Sonraki sahne aynı şeyi gösterecekse açıklama o sahnenin anını harcar.
Yaygın yanlış"Kısaltma sahneye yalnız hız kazandırır."
Silinen bir satır bazen bir belirsizliği de geri verir. Mükerrem'in gerekçesi gidince sahne iki okumaya açılıyor.
Yaygın yanlış"Kısaltma yalnız diyaloğu ilgilendirir."
Aksiyon satırları da birikir. Bir kapının çalınması, bir koltuğa oturulması, bir bardağın masaya konması da satır tutar. Sahneyi işe bağlamayan hareket de bir yol masrafıdır.
Yaygın yanlış"Erken çıkış seyirciyi yarım bırakır."
Seyirci dönüşü gördüyse sahne tamamdır. Çay sahnesi adla bitince seyirci eksik değil, gergin kalıyor. Bu gerginliği sonraki kesme kullanıyor.
Yaygın yanlış"Kısaltılmış sahne her zaman daha iyidir."
Kısaltma bir ölçüdür, bir hedef değil. İşi olan bir satırı silmek, sahneyi kısa ama boş bırakır. Selamın ikinci yarısı bu yüzden kaldı.
Yaygın yanlış"Bir satır iyi yazılmışsa kalmalıdır."
Satırın kalitesi ile işi ayrı şeylerdir. İyi yazılmış bir kuyruk da kesmeyi yumuşatabilir. İyi satır kesilenler dosyasında bir sonraki işini bekler.
Yaygın yanlış"Kısaltma çekimden sonra kurgucunun işidir."
Kurgucu ancak çekilmiş olanı kısaltabilir. Yazar kâğıtta kısalttığında sette zaman, oyuncuda enerji kazanılır. Kâğıtta silinen satır hiç çekilmez.
Yaygın yanlış"Kısalan sahne soğur."
Kısaltma sahnenin sıcak satırlarını değil, yol masrafını alır. Süt akşamında Nüzhet'in eli yine sandığa gidiyor.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Kısaltma, işi olan bir sahneyi o işe kadar daraltır.
- Önceki sahnenin son karesi, sonraki sahnenin girişini kısaltabilir.
- Seyircinin bildiği bilgi karakter için yeniden anlatılmaz; karakterin öğrendiği gösterilir.
- Selamın taşıyan parçası kalır, taşımayan parçası gider.
- Dönüşten sonra süren satırlar sahnenin kuyruğudur ve kesmeyi yumuşatır.
- Sonraki sahnenin göstereceğini önceden söyleyen son açıklama silinir.
- Aynı yolla tekrarlanan ısrar sahneyi uzatır; değişen yol bir basamaktır.
- Uzun tepki yerine bir sonraki eylem gösterilir.
- Bir görüntü bilgiyi taşıyorsa aynı bilgiyi söyleyen replik gider.
- Kısaltma sözü alır, işi taşıyan sessizliği yerinde bırakır.
- Kesmenin iki yanı birlikte okunur; kısaltmanın etkisi geçişte duyulur.
- Silinen bir gerekçe bazen sahneye bir belirsizliği geri verir.
- Kısaltılan satırlar da gerekçesiyle saklanır.
Sonraki derse köprü
Kısaltma sahnelerin fazlasını aldı. Kalan satırlar artık daha az söylüyor. Peki altlarında ne var? Ceren'in telefon için yağhanenin dibine indiği günün akşamında bir sofra kuruluyor. İki kadın karşılıklı oturuyor. İkisinin de yüksek sesle söylemediği bir isteği var. Nüzhet doğru bir cümle kurduğunda o cümle neyi örtüyor? Masada güç kimin elinde? Sahnenin sonunda kim neyi seçiyor? Sahneyi derinleştirmek, gizli amacın ve alt metnin kısa bir sahneye nasıl sığdığını soruyor.