İçeriğe geç

Ders 101.5

Sahne sırası dışında yazmak

Senaryo Akademisi — Bölüm VIII, Modül 101

3.416 kelime5 film örneği≈ 16 dk okuma≈ 23 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Sırasız yazım serbesttir; sahneler sonradan yerine oturtulur ve bağlanır.
  • Öncü sahne ötekilere yön verir, ama kendi yeri açık kalır.
  • Akort sahnesi filme girmeden karakterin sesini bulur.
  • En bilinen sahne ile duygusal merkez aynı yer olmayabilir.
  • Önden yazılan her sahne bir bağlantı borcu taşır; borç ödenince açıklama silinir.
  • Güçlü bir öncü sahne ton çıtası koyar; çıta ortadaki sahnelere sızmamalı.
  • Tekrarlanan ritüelde değişen önceden belirlenir; fark edilmeyen tekrar yankıya döner.
  • Önden yazılan ayrıntılar hemen devamlılık tablosuna girer.
  • Ortası onlar hesaba katılmadan yazılırsa, önden yazılan sahneler adaya dönüşür.
  • Öncü sahnenin kurulumları ondan geriye doğru çıkarılır ve filmin başına taşınır.
  • Akort için yazılan sayfa filme girmez, ama sesini bırakır.
  • Önden yazılan sahnenin son hâli en son yazılır.
  • Hiçbir yazım sırası tek başına doğru değildir; her sıra bir şey verir, bir borç bırakır.

Açılış sahnesi

Burcu panonun önünde duruyor. Soldaki ilk kartların köşelerinde kurşun kalemle atılmış küçük tikler var. Ceren köye varmış, yağhanenin kilidine bakmış, büyükannesinin karşısına oturmuş. Burcu'nun parmağı tiklerin yanından geçiyor, panonun ortasını atlıyor. Sarı kartların arasında birinde duruyor: ilk tebeşir. Sonra en sağa kayıyor, beyaz kartların bittiği yere: son mektup.

«Önce bu ikisini yazmak istiyorum,» diyor. «Ortayı sonra doldururum.»

Emre hemen arkasında. «Bence de. Filmin kalbi orada atıyor.»

Selim kollarını kavuşturuyor. «Kalp orada olabilir. Ama ona kan taşıyacak damarlar henüz yazılmadı.»

Burcu ilk tebeşirin kartını iğnesinden çıkarıp çeviriyor. Arka yüzü boş.

Nermin Hanım ona bir kalem uzatıyor. «Yaz o zaman. Ama önce kartın arkasına şunu yaz: bu sahne kendinden önce gelenlerden ne bekliyor?»

Burcu kartın boş yüzüne bir süre bakıyor. İlk satırı yazıyor: «Seyirci, köyde gidenin adının anılmadığını biliyor olmalı.» Sonra kalemi kaldırıyor. O kuralı kuran sahne panoda duruyor, köşesinde tik yok. Hasat başında Zekai işçilerin adlarını okuyacak ve bir adı sessizce atlayacak. O sahne henüz yazılmadı.

Bir sahneyi sırasından önce yazmak serbesttir; ama o sahnenin öncekilerden beklediği her şey, yazıldığı anda bir borç olarak kayda geçer.

Bu derste ne olacak

Burcu'nun iki sahnesini sırasından önce yazmasını adım adım izleyeceğiz. Önce bir yazarın neden panonun ortasını atlamak istediğini soracağız. Son mektubu önden yazmanın Burcu'ya ne kazandırdığına bakacağız ve Nüzhet'in sesini orada arayacağız. Tebeşir sahnesinin en bilinen sahne olmasıyla filmin duygusunun toplandığı yerin aynı olup olmadığını tartacağız. Sonra bedeline geçeceğiz: bağlantı, ton ve tekrar. Her önden yazılan sahnenin arkasında biriken borçları göreceğiz. Tek tek güzel ama birbirine tutunmayan sahnelerin neden doğduğunu da soracağız. Filmler kalkan bir kargo uçağının gövdesinden, ressam üsluplarıyla boyanmış bir Paris'ten, dar bir odadan, kareli kahve masalarından ve bir büyük mağazanın reyonlarından gelecek.

Sıfır noktası

Seyirci bir filmi baştan sona izler. Okuyucu da senaryoyu ilk sayfadan son sayfaya okur. Ama yazarın sayfaları bu sırayla yazması gerekmez. Birçok yazar, kafasında en açık duyduğu sahneyle başlar. Bazen bu son sahnedir, bazen yıllardır taşıdığı bir karşılaşma, bazen tek bir replik.

Film yapımı zaten büyük ölçüde sırasızdır. Ekipler sahneleri hikâyenin sırasına göre değil, mekâna, oyuncunun takvimine, ışığa göre çeker. Aynı evde geçen sahneler, filmin başına da sonuna da düşseler, aynı hafta çekilir. Sırayı kurgu masası geri kurar. Yazar da benzer bir özgürlüğe sahip. Ama onun kurgucusu yine kendisidir; sırasız yazdığı her sahneyi sonunda kendi eliyle yerine dikecektir.

Bir sahnenin anlamının bir kısmı kendi içinde değil, önündeki sahnelerde durur. Seyirci bir sahneye boş gelmez. Kimin neyi sakladığını, hangi sözün yasak olduğunu, kimin kime kırgın olduğunu bilerek gelir. Aynı replik, öncesi değişince başka bir şey söyler. Sırayla yazan yazar bu birikimi sayfa sayfa yaşar. Sırasız yazan yazar ise onu kafasında tamamlar. Kafada tamamlanan şey sayfada eksik kalabilir.

Neden sıra bozulur? Yazar varacağı yeri görmek ister. Bir karakterin sesini, en çok konuştuğu anda duymak ister. En sevdiği sahneye haftalar sonra, yorgun bir kafayla varmaktan korkar. Bazen de yalnızca heves vardır: o sahne bugün yazılmak istiyordur.

Burcu'nun nedenleri bunların çoğunu taşıyor. Tebeşir sahnesi romanı okuyanların beklediği sahne. Teyzesi Dilber Hanım bile onu çıkarmaması için uyarmıştı. Son mektup ise Nüzhet'in sesinin perdede tek duyulduğu yer. Ağabeyin adı da orada, kâğıtta görünecek. Burcu bu iki sahneye taslağın sonunda, dizi odasından yorgun dönmüş bir akşam varmak istemiyor.

Bir de şu var: Burcu planlayan bir yazar. Panosu her sahnenin yerini biliyor. Sıçradığı zaman nereye sıçradığını görüyor. Haritasız yazan biri için aynı sıçrama karanlığa bir atlayış olurdu. Burcu'nun riski başka. Sahneler yerini biliyor, ama birbirini henüz tanımıyor. Önden yazılan sahne, kendinden önce yaşanacakları yaşamamış bir yazarın elinden çıkıyor.

Mekanizma

Varılacak yer

Burcu önce son mektubu yazıyor. Yaşlı Nüzhet mutfak masasında, kâğıdın üstüne eğilmiş. Sesini ilk kez duyuyoruz. Kâğıtta ağabeyinin adı ilk kez yazılı duruyor. Ceren mektubu okurken adın bir harfinin ters döndüğünü fark ediyor.

Sayfa bitince bugün hattının bütün kartları bir yöne dönüyor. Burcu artık her beyaz karta bakarken aynı şeyi soruyor: bu sahne mektuba ne taşıyor? Ceren'in çamurlu valizi, kilitli kapı, Zekai'nin işaretli çuvalları. Hepsi o masaya doğru akmak zorunda. Öncü sahnenin kazancı budur. Ortadaki sahneler artık bir hedefe göre yazılır.

Sonu önden yazmanın bir kazancı daha var. Yazar sonun neyi ödeyeceğini görünce, başta neyin ekilmesi gerektiğini de görür. Mektupta Ceren ters harfi tanıyacaksa, o harfi daha önce taşta görmüş olmalı. Burcu bunu mektubun ortasında anladı. Beyaz kartlardan birinin köşesine küçük bir not düştü: Ceren, yağmurun yarısını sildiği bir tebeşir izine uzun uzun bakıyor.

Sesi bulmak

Son mektuba oturmadan önce Burcu, Nüzhet'in sesini bilmiyordu. Romanda yaşlı kadın torununa takılır, olayları hafif bir dille anlatır. Filmde bu ses yalnız bir kez çıkacak. Bir kez çıkacak sesi ilk denemede tutturmak zor.

Burcu bir sabah filmde hiç olmayacak bir mektup yazıyor. Nüzhet bir kış akşamı torununa havadan, komşunun kaçan keçisinden, kırılan bir tastan söz ediyor. Ağabeyinden tek kelime yok. Sayfa filme girmiyor. Ama ondan sonra son mektubun cümleleri kısalıyor. Nüzhet bir yerde torununa takılıyor, sonra ciddileşiyor. Akort sayfası sessiz sahnelere de iş görüyor. Burcu artık bugün hattında Nüzhet'in torununun teklifini nasıl erteleyeceğini biliyor: kısa ve biraz alaylı.

Bilinen sahne, merkez olan sahne

Emre tebeşiri filmin kalbi sayıyor. Romanın okurları onu bekliyor. Taş, tebeşir tozu, ilk yağmur. Selim aynı fikirde değil.

Selim'e göre merkez, Ceren'in ters harfi tanıdığı an. O ana kadar ad yalnız taşta, kısa bir süre görünmüştür. Mektupta aynı el, aynı yanlışla yazınca, yaşlı kadın ile genç kız aynı hatırayı paylaşır. Nermin Hanım bir karar vermiyor. Merkez, film yazılırken kendini gösterir. Ama sırasız yazan yazar onu önceden seçmiş olur. Bütün hevesini ilk tebeşire veren Burcu, merkezi orada sanabilir. Öbür aday daha az emek alır.

Kartın arkasındaki borçlar

Burcu ilk tebeşiri yazıyor. Hasat sonu, yağhanenin içi, taşın başı. Nüzhet tebeşiri önlüğünün cebinden çıkarıyor. Mükerrem yanında, fenerle. Nüzhet adı taşa yazarken Mükerrem fısıldıyor: «Burada gidenin adı yazılmaz bile, kızım.»

Atölye cümlenin üstünde duruyor. Replik güzel, ama bir iş görüyor: kuralı seyirciye anlatıyor. Çünkü kuralı kuran sahne henüz yok.

Burcu kartın arkasına borçları sıralıyor. Ad kuralı: Zekai'nin yoklaması. Tebeşirin nereden geldiği: Zekai'nin tezgâhı. Mükerrem'in neden orada olduğu: iki kadının yakınlığı. Ortadaki sahneler yazıldıkça satırlar tek tek çiziliyor. Yoklama sahnesi yazıldığı gün Mükerrem'in fısıltısı da gidecek. Borç ödenince açıklama fazlalık olur.

Çıtayı kim koyuyor

Son mektubun ilk hâli ağırdı. Her cümle bir yas gibiydi. Burcu okurken masa sustu. Ertesi sabah ortadan bir bugün sahnesi yazdı: Ceren büyükannesinin eşyalarını kutulara yerleştiriyor. Sahne gereğinden ciddi çıktı; büyükanne ile torun, mektubun diliyle konuşuyordu.

Nermin Hanım romanın tonunu hatırlatıyor: olaylar ağır, ses hafif. Mektubun ağırlığı ortadaki sahnelere sızmıştı. Burcu mektuba bir takılma ekliyor. Sonra ortadaki sahneyi mektubun yanına koyup ikisini art arda okuyor. Çıta yerinde kalıyor, ama artık sahneleri aşağı çekmiyor.

Tekrar ve devamlılık

Tebeşir filmde birkaç kez görünecek: ilk yıl Mükerrem'le, sonraki bir yıl yalnız, en son kilitli bir kapının önünde. Burcu ilkini yazarken Dilber Hanım'ın hatırladığı jesti koydu: Nüzhet elini önlüğüne siliyor. Selim ileriye bakıyor. Öbürleri haftalar sonra yazılacak ve jest el alışkanlığıyla yine gelebilir. Üçüncü kez göründüğünde artık hiçbir şey söylemez. Burcu kartın arkasına bir satır ekliyor: jest yalnız ilk yılda.

Mektupta da bir tekrar var. İlk hâlinde Nüzhet her yıl adı taşa yazdığını anlatıyordu. Seyirci bunu zaten gördü. Bu bir işlev yinelemesi: iki sahne aynı işi yapıyor. Burcu mektuptan o cümleyi çıkarıyor.

Bir de devamlılık kayması çıkıyor. Taşta ters dönen harf ile mektupta Ceren'in tanıdığı harf aynı değil. İki sahne iki ayrı sabah yazıldı. Burcu devamlılık tablosuna yeni bir satır açıyor: hangi harf, hangi el, tebeşirin rengi.

Ada

Selim kurgu masasında böyle sahneler gördü. Çekimin ilk günlerinde, herkes heyecanlıyken çekilmiş bir sahne. Işığı da, oyunu da güzel. Ama filmin geri kalanı başka bir dille konuşuyor. Sonunda sahne çıkıyor. Burcu'nun iki sahnesi de ada olabilir; ortası onlar hesaba katılmadan yazılırsa. Çare basit görünüyor. Önden yazılan sahneler, ortası bittikten sonra bir kez daha açılır. Son hâlleri en son yazılır.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Önden yazdığın sahneyi taslak say. İlk hâli bir keşif sayfasıdır. Son hâli, ortası yazıldıktan sonra gelir. Önden yazılan sahneyi en son bir kez daha yaz.

Kartın arkasına borç yaz. Sırasız yazdığın her sahnenin arkasına, öncekilerden beklediklerini sırala. Bir sahne yazıldıkça ona düşen satırı çiz. Arkası temizlenmeyen kart henüz bağlanmamıştır.

Açıklayan repliği işaretle. Önden yazılan sahnede bir kuralı ya da geçmişi anlatan her cümle, ödenmemiş bir borcun izidir. Altını çiz. Borç ödendiğinde o cümleyi sil.

Akort sayfasını filme sokma. Sesi bulmak için yazdığın sayfa işini yaptı. Onu sonradan bir yere sıkıştırmaya çalışma. Bir kenarda dursun; ses kaybolduğunda yeniden oku.

Çıtayı art arda okuyarak sına. Öncü sahneyi yazdıktan sonra ortadan bir sahneyle art arda oku. Ortadaki sahne ona benzemeye başladıysa çıta aşağıya sızıyor demektir.

Tekrarlanan ritüelde önce değişeni yaz. Bir eylem filmde birkaç kez görünecekse, tek bir sahneyi yazmadan önce her seferinde neyin değişeceğini sırala. Sonra sahneleri bu farklara göre yaz.

Önden yazdığın ayrıntıyı hemen kayda geç. Hangi harf, hangi el, hangi renk. Sırasız yazılan sahnelerin ayrıntıları devamlılık tablosuna girmezse, haftalar sonra yazılan sahne onlarla çelişir.

Merkezi ilan etme, aday say. Duygusal merkezi önceden seçmek, öbür adaylardan emek çalar. Birkaç adayı kaydet. Taslak bitince hangisinin ağır bastığına bak.

Sıçradığın sahnenin komşusunu da yaz. Panonun ortasına atlıyorsan, hemen öncesindeki sahneyi de kaba bir hâlde yaz. Ek yeri görünür olur.

Öncü sahnenin yerini kilitleme. Sahneyi önden yazmak, yerini önden belirlemek demek değildir. Ortası yazıldıktan sonra sahneyi panoda bir kart ileri ya da geri kaydırmayı dene.

Adayı sesli oku. Bir sahnenin ada olup olmadığını anlamak için onu, öncesindeki ve sonrasındaki sahneyle birlikte sesli oku. Ses değişiyorsa, dil kopuyorsa, sahne henüz kıyıya bağlanmamıştır.

Önden yazmanın gününü seç. Bazı yazarlar en sevdikleri sahneyi, zor bir haftanın sonuna ödül olarak saklar. Bazıları onu ilk gün yazar. İkisi de işe yarayabilir. Ama ödül olarak beklenen sahne çoğu zaman yorgun bir kafaya kalır. İlk gün yazılan sahne ise heyecanı taşır, bilgiyi taşımaz. Hangisini seçtiğini bil ve bedelini hesaba kat.

Öncü sahnenin kurulumlarını ondan geriye doğru çıkar. Sonu yazdıktan sonra, onun kullandığı her nesneyi, sözü ve bilgiyi listele. Her biri için panonun başında bir yer ara. Burcu'nun ters harfi böyle başa taşındı.

Ortadaki sahneye kendi olayını ver. Ortadaki sahne mektuba bir şey taşımalı. Ama her sahne mektubun önsözü olursa film tek bir anı bekleyen uzun bir koridora döner. Her sahnenin kendi küçük olayı olsun.

Önden yazılan sahnenin tarihini yaz. Kartın köşesine hangi gün yazıldığını not et. Ortası ilerledikçe o tarih eskir. Eski tarihli öncü sahne, en çok kuşkuyla yeniden okunacak sahnedir.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Sahneler hikâyedeki sırayla yazılmalıdır."
Doğrusu

Birçok yazar sırayı bozar ve iyi filmler çıkarır. Sıra, yazarın aracıdır. Önemli olan sonunda sahnelerin birbirine bağlanması.

Yaygın yanlış"Önden yazılan sahne bitmiştir."
Doğrusu

Önden yazılan sahne, filmin geri kalanını tanımayan bir yazarın elinden çıkar. Ortası yazıldıktan sonra yeniden açılmazsa, öncekilerden habersiz kalır.

Yaygın yanlış"En bilinen sahne filmin kalbidir."
Doğrusu

Tebeşir romanın en bilinen anı. Ama filmin duygusu başka bir yerde, ters bir harfin tanındığı anda toplanabilir. Bilinen ile merkez olan ayrı şeyler olabilir.

Yaygın yanlış"Doruk önce yazılırsa yapı kendiliğinden kurulur."
Doğrusu

Doruk bir yön verir. Ona giden yolu yine sahne sahne kurmak gerekir. Hazırlıksız bir doruk, ne kadar iyi yazılmış olursa olsun boşa düşer.

Yaygın yanlış"Sırasız yazım yalnız keşfeden yazarın işidir."
Doğrusu

Planlayan yazar da sıçrar. Üstelik daha güvenle sıçrar, çünkü panosu sahnenin yerini bilir. Riski sahnenin yerinde değil, komşularıyla ilişkisindedir.

Yaygın yanlış"Tekrar her zaman kusurdur."
Doğrusu

Seçilmiş tekrar bir bağdır. Coffee and Cigarettes bölümlerini tekrarla diker. Kusur, yazarın fark etmeden yaptığı tekrardır: önlüğe silinen elin üçüncü kez gelmesi gibi.

Yaygın yanlış"Devamlılık setin sorunudur, yazarın değil."
Doğrusu

Sırasız yazan yazar, kendi sayfalarında devamlılık hatası yapar. Taştaki harf ile mektuptaki harf ayrı sabahlarda yazıldı. Hata masada doğdu. Sette fark edilseydi düzeltmesi çok daha pahalıya gelirdi.

Yaygın yanlış"Akort için yazılan sayfa boşa gitmiştir."
Doğrusu

Filme girmeyen sayfa da iş görür. Burcu'nun keçili mektubu perdede hiç görünmeyecek. Ama son mektubun her cümlesinde onun izi var. Boşa giden, sesi bulmadan yazılmış sayfalardır.

Yaygın yanlış"Sahneler nasılsa kurguda birleşir."
Doğrusu

Kurgu sırayı değiştirebilir, bir sahneyi kısaltabilir. Ama eksik bir kurulumu yoktan var edemez. Army of Darkness'ın yeni sonu, hazırlığını filmin içinde hazır buldu. Her son bu kadar şanslı olmaz. Bağlantı borcu masada ödenmezse kurgu masasına ödenmemiş olarak gelir.

Yaygın yanlış"Ada sahne kötü yazılmış bir sahnedir."
Doğrusu

Çoğu zaman tersi doğrudur. Ada sahne çoğunlukla filmin en özenli sahnesidir. Sorunu kendinde değil, kıyıyla arasındaki boşluktadır. Onu kesmek de, ona köprü kurmak da yazarın kararıdır.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Sırasız yazım serbesttir; sahneler sonradan yerine oturtulur ve bağlanır.
  • Öncü sahne ötekilere yön verir, ama kendi yeri açık kalır.
  • Akort sahnesi filme girmeden karakterin sesini bulur.
  • En bilinen sahne ile duygusal merkez aynı yer olmayabilir.
  • Önden yazılan her sahne bir bağlantı borcu taşır; borç ödenince açıklama silinir.
  • Güçlü bir öncü sahne ton çıtası koyar; çıta ortadaki sahnelere sızmamalı.
  • Tekrarlanan ritüelde değişen önceden belirlenir; fark edilmeyen tekrar yankıya döner.
  • Önden yazılan ayrıntılar hemen devamlılık tablosuna girer.
  • Ortası onlar hesaba katılmadan yazılırsa, önden yazılan sahneler adaya dönüşür.
  • Öncü sahnenin kurulumları ondan geriye doğru çıkarılır ve filmin başına taşınır.
  • Akort için yazılan sayfa filme girmez, ama sesini bırakır.
  • Önden yazılan sahnenin son hâli en son yazılır.
  • Hiçbir yazım sırası tek başına doğru değildir; her sıra bir şey verir, bir borç bırakır.

Sonraki derse köprü

Burcu'nun panosunda artık iki parlak kart var: sarıların arasında ilk tebeşir, beyazların sonunda mektup. Aradaki kartların çoğu hâlâ boş. Ortayı yazarken her sahneyi bu ikisi kadar parlatmaya kalkarsa taslak ne zaman biter? Hangi adanın kıyıya bağlanacağı, film bir kez baştan sona okunmadan anlaşılabilir mi? Mükerrem'in, Zekai'nin, Ceren'in kim olduğu belki de o kaba sahnelerde belirecek. Öyleyse bir ilk taslak neyi başarmak için yazılır? Sıradaki ders bunu soruyor: ilk taslağın amacı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — mantar panoda bir parmak ilk kartlardan ortayı atlayıp en sağdaki beyaz karta varıyor.
  • Sırasız yazım — panodaki kartlar havalanıyor, karışık bir sırayla masaya iniyor, sonra yerlerine dönüyor.
  • Öncü sahne — en sağdaki kartın çevresinde ışık; öteki beyaz kartlar ona doğru dönüyor.
  • Akort sahnesi — bir mektup yazılıyor, katlanıyor ve masanın kenarındaki bir kutuya bırakılıyor.
  • Duygusal merkez — tebeşirle yazılmış bir ad ile kâğıttaki aynı ad üst üste biniyor; ters harf ikisinde de parlıyor.
  • Bağlantı borcu — bir kartın arka yüzünde maddeler; biri çiziliyor, sonra öbürü.
  • Ton çıtası — bir sayfanın üstünde yatay bir çizgi; altındaki sayfalar ona doğru uzuyor, sonra geri iniyor.
  • Ada sahne — boş bir masada tek başına parlayan bir sayfa; iki yanında boşluk.

Ritim

Ders, panodan sökülen bir iğnenin küçük tıkırtısıyla başlıyor. Mektup yazılırken yalnız kalemin kâğıtta ilerleyişi duyuluyor. Tebeşir bölümünde taşa sürtünen tebeşirin kuru sesi, uzakta ince bir yağmur. Borçlar çizilirken her çizgi kısa bir hışırtı bırakıyor. Ada bölümünde oda tonu çekiliyor, yalnız bir sayfanın çevrilişi kalıyor.