Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Romantik çift iki ayrı insandan oluşur; her biri ilişkiye kendi hedefiyle gelir.
- Ayrı amaç, öteki hiç ortaya çıkmasa da yerinde duran hedeftir.
- Duygusal açlık çoğu zaman ayrı amacın tersini ister ve davranışta görünür.
- Çekim iki yönden işlemeli; en güçlüsü ötekinin açlığına dokunur.
- Temel uyumsuzluk iyi niyetle kapanmaz; çift onunla yaşamayı ya da ayrılmayı seçer.
- Saygı zemini çoğu zaman yapılmayan bir şeyle kurulur.
- Güç eğimi saklanmaz, adlandırılır ve en az bir kez ters çevrilir.
- Değişim, ayrı amaçtan verilen bir parçayla ödenir.
- Kalıcı huy idealize etmeye karşı yazarın sigortasıdır.
- Sevilen karakter kusuruyla birlikte sevilir; kusursuz karaktere yalnız bakılır.
- Her karakter kendi sahnelerinde tek başına okunabilmelidir.
Açılış sahnesi
Nermin Hanım tahtayı ikiye bölüyor. Sol sütunun başına TÜLİN, sağınkine ALP yazıyor.
"Alp hiç doğmamış olsaydı," diyor Selim'e. "Tülin bu kongreden ne isterdi?"
Selim kalemi alıyor. Sol sütuna bir cümle yazıyor: "İşini iyi yapmak."
"Her tercüman bunu ister," diyor Burcu. "Tülin'e özgü bir şey var mı?"
Selim cevap vermiyor. Bir süre kendi cümlesine bakıyor, sonra onu siliyor. Sağ sütuna geçiyor. Alp için de bir satır arıyor. Kalem tahtaya değmeden havada kalıyor.
Emre taslağın sayfalarını karıştırıyor. "Alp'in kabin dışında tek sahnesi yok," diyor. "Otelde değil, yolda değil, telefonda değil. Tülin kabine girince var oluyor."
"Tülin de öyle," diyor Burcu. "Sözlüğü dışında bir şeyi yok. O sözlük de Alp'e bakmak için duruyor."
Selim tahtaya bakıyor. İki sütun neredeyse boş. Ortada, iki sütunun arasında, kendi dosyasının bütün sayfaları duruyor.
"Bunlar bir çift," diyor sonunda. "Romantik bir taslak bu."
"Bir çift iki kişiden oluşur," diyor Nermin Hanım. Tebeşiri ona uzatıyor. "Önce birini yaz. Sonra ötekini. Çifti en sona bırak."
Selim'in iki tercümanı birbirine baktıkları sürece canlıydı; tek başlarına kaldıklarında sayfada yoktular.
Bu derste ne olacak
Bir romantik çifti oluşturan iki insanı tek tek kuracağız. Önce her birine ilişkiden ayrı bir amaç vereceğiz. Sonra o amacın altındaki duygusal ihtiyacı arayacağız. Çekimin bu ikisinden nasıl doğduğunu göreceğiz. İyi niyetle kapanmayan uyumsuzluğu, karşılıklı saygıyı ve iki karakter arasındaki güç farkını tartacağız. Birbirlerini nasıl değiştirdiklerini izleyeceğiz. Son olarak sevilen karakteri bir ideal olmaktan çıkarıp bir kişiye çevireceğiz. Tülin ve Alp tahtadaki iki sütunu doldurdukça Selim'in kabini de değişecek. Beş film bu işin farklı yanlarını gösterecek. Kampüsten beyzbol sahasına, bir kafeden bir yazarın daktilosuna uzanacağız. Hangi çiftin daha doğru olduğuna karar vermeyeceğiz; ölçtüğümüz şey her karakterin kendi ayakları üstünde durup durmadığı.
Sıfır noktası
Romantik anlatı bir ilişkiyi anlatır. Ama ilişki kendi başına bir karakter değildir. Onu taşıyan iki insan vardır. Her biri o ilişkiden önce de yaşıyordu, ondan sonra da yaşayacak.
Yeni yazarın ilk çifti çoğu zaman bir yapbozun iki parçasıdır. Biri utangaçsa öteki cesurdur. Biri düzenliyse öteki dağınıktır. Parçalar birbirine oturur ve hikâye biter. İzleyici iki insan değil, tek bir şekil görür. Bu şekil hoş olabilir, ama hiçbir zaman şaşırtmaz.
Sorun şuradadır: bir parça ancak ötekiyle anlam kazanıyorsa, öteki gittiğinde ondan geriye bir şey kalmaz. O zaman ayrılık bir kayıp olmaz. Birlikte kalmak da bir seçim olmaz. Seçimi yapacak kimse yoktur.
Güçlü bir romantik başkarakter ilişkiye bir şeyle gelir. Bir işi, bir korkusu, bir alışkanlığı, bir planı vardır. Plan çoğu zaman ilişkiyle çatışır. İlişki o plana zarar verdiğinde izleyici bedeli görür. Karakter yine de ilişkiyi seçerse bu seçim bir anlam taşır. Seçmezse o da bir anlam taşır.
Selim'in tahtasındaki iki boş sütun bu yüzden önemli. Tülin'in sözlüğü şimdilik yalnız Alp'i fark etmeye yarıyor. Alp'in doğaçlaması da yalnız Tülin'i şaşırtmaya. İkisinin de kongreye kendi derdiyle gelmesi gerekiyor. Ancak o zaman kabinde iki dert karşılaşır. Romantik anlatının gerilimi tam bu karşılaşmadan doğar.
Bir başka yanılgı da sevilen karakterle ilgili. Yazar bir karakteri severse onu korur. Ona hata yaptırmaz, onu küçük düşürmez, onu sıkıcı bir anında göstermez. Böyle korunan bir karakter bir vitrin mankenine benzer. İzleyici ona bakar ama yanına yaklaşamaz. Sevilmek için önce dokunulabilir olmak gerekir.
Burcu SON NİKÂH üzerinde çalışırken benzer bir şey görmüştü. Necmi Bey ciddi bir amaçla salona giriyordu ve izleyici onu bu yüzden takip ediyordu. Romantik başkarakter de aynı ciddiyeti ister. Tek farkla: bu kez iki kişinin amacı aynı odada çarpışıyor.
Bu dersin işi, iki sütunu ayrı ayrı doldurmak. Her sütun tek başına okunabilmeli. Sonra iki sütun arasındaki çizgilere bakacağız: nerede birbirlerini çekiyorlar, nerede itiyorlar, kim kimden daha güçlü. En sonunda da sevilen karakteri yazarın hayranlığından kurtaracağız.
Mekanizma
Her birinin kendi yolu
Romantik başkarakterin ilk ihtiyacı, ilişkinin dışında bir hedeftir. İstek ile ihtiyaç ayrımı burada da geçerli. Ama romantik anlatıda isteğin bir koşulu daha var: ötekinden bağımsız olmalı.
Selim tebeşiri alıp sol sütunu yeniden yazıyor. Tülin'in amacı artık "işini iyi yapmak" değil. Bu deneme taslakta kongrenin kapanış oturumu Tülin'e ait. Tülin o oturumu tek bir hata yapmadan bitirmek istiyor. Gitmeden önceki son işi bu. Sözlüğünün son sayfasını o akşam kapatacak.
Alp'in sütununa da bir satır giriyor. Alp'i kongreye bir çeviri ajansı göndermiş. Ajansın koordinatörü her oturumdan sonra kabin kapısında not alıyor. Kongre bitince sürekli çalışacağı tercümanların listesini belirleyecek. Alp o listeye girmek istiyor. İlk büyük işinde tutunmak istiyor.
Tahtada artık iki amaç duruyor. Kabin onları aynı masada sınıyor. Tülin'in kusursuzluğu Alp'in hatalarından etkilenebilir. Alp'in listedeki yeri Tülin'in sözüne bağlı olabilir.
Amacın altındaki açlık
Ayrı amaç karakterin ne istediğini söyler. Romantik anlatı bir kat daha derine iner. Karakterin bu ilişkide farkında olmadan ne aradığını sorar.
Tülin'in amacı kimseye yaslanmadan kusursuz olmak. Açlığı ise birine yaslanabilmek. Yıllardır salonun duyduğu ama kimsenin yüzünü bilmediği bir ses o. Selim bunu bir sahneyle gösteriyor. Tülin her sabah kabine herkesten önce geliyor. İki su bardağını da kendisi dolduruyor. Alp'inkini bile.
Alp'in amacı listede kalmak. Açlığı ciddiye alınmak. Şakalarla, kelime oyunlarıyla korkusunu örtüyor. Kimse onu bir kez durdurup "İyi iş çıkardın" demedi. Tülin'in deftere yazdığı tek kelimelik cevap bu yüzden ona bu kadar ağır geliyor.
Çekim iki yönden
Çekim kaynağı, bir karakterin ötekinde gördüğü somut niteliktir. Romantik başkarakterde bu nitelik çoğu zaman açlığa dokunur. Tülin, Alp'in kurallar dışından bulduğu çözüme çekiliyor. Hiç yapmadığı bir şeyi, düşmeden doğaçlamayı görüyor. Alp ise Tülin'in sözlüğüne çekiliyor. Her kelimeyi bir emanet gibi saklayan özene. Çekim iki yönden işlemeli. Yalnız biri çekiliyorsa izleyici bir hayranlık izler, bir ilişki değil.
Kapanmayan fark
İki karakterin her farkı bir engel değildir. Bazı farklar bir konuşmayla çözülür. Romantik anlatıyı taşıyan fark, çözülmeyen farktır.
Tülin bir kelimenin tek bir doğru karşılığı olduğuna inanıyor. Bulunana kadar aranır, bulununca deftere yazılır. Alp için anlam salona ulaşmışsa doğrudur. Sözlük defteri ile telefon bu farkın nesneleri. Selim'in yeni sahnesinde öğle arası kabin boş. Sabah ikisi aynı kelimeyi farklı çevirmiş. Tülin defterini açıyor, Alp telefonunu masaya koyuyor. Tartışma kazanılmıyor. Kahve arası bitiyor, mikrofon ışığı yanıyor, ikisi de kendi doğrusuyla oturuyor.
Saygının zemini
Çekim bir karakteri ötekine yaklaştırır. Saygı onu orada tutar.
İkinci gün Alp sayılarla dolu bir konuşmada donuyor. Tülin mikrofonu devralabilirdi. Kıdemi buna yeter. Almıyor. Sayıları deftere yazıp ona doğru itiyor. Oturumu Alp bitiriyor. Saygı burada bir yardım biçiminde geliyor: Tülin onun yerine konuşmuyor, konuşabilmesini sağlıyor. Alp de bir sınırı koruyor. Tülin'in sözlüğünü hiçbir zaman izin almadan açmıyor.
Güç farkı
Romantik çiftin iki tarafı nadiren eşittir. Biri daha deneyimli, daha varlıklı ya da daha bilgili olabilir. Bu fark ilişkiyi zehirlemek zorunda değil. Ama yazar onu görmezden gelemez.
Kabinde eğim açık. Tülin hangi oturumu kimin alacağını belirliyor. Selim bu deneme taslağa bir sahne ekliyor. İkinci günün kahve arasında koordinatör Tülin'e yaklaşıyor. "Yeni çocuk nasıl?" diye soruyor. Alp o sırada kabinde, cevabı duymuyor.
Burcu sahneyi okuyunca rahatsız oluyor. "Şimdi Alp'in her gülümsemesi bir referans isteği gibi okunabilir," diyor. Nermin Hanım bu rahatsızlığı bir hata saymıyor. Eğimi silmek yerine görünür kılmayı öneriyor. Taslak bu soruyu bilerek sormalı. İzleyici de sorduğunu görmeli.
Eğim tek yönlü de kalmak zorunda değil. Üçüncü gün bir konuşmacı gençlerin internet dilinden bir ifade kullanıyor. Tülin'in sözlüğünde o ifade yok. Bir dakikalığına kabinin en bilgili kişisi Alp oluyor.
Birbirini değiştirmek
Karşılıklı etki, iki karakterin birbirini değiştirmesidir. Romantik başkarakterde bu değişim bir bedel taşımalı. Üçüncü sabah Alp terimleri ince bir kâğıt deftere elle yazmaya başlıyor. O öğleden sonra bir kelime oyunu gelince Tülin mikrofonu ona devrediyor. Tülin için bu küçük bir jest değil. Kusursuzluğunu bir başkasının sesine emanet ediyor. Değişim, ayrı amacından bir parça vermek demek.
Bir ideal değil, bir kişi
Selim'in ilk taslağındaki Tülin hiç hata yapmıyor. Her kelimeyi buluyor, her sessizliği doğru yerde bırakıyor. Emre ona "Tülin'in kötü bir günü yok mu?" diye soruyor. Yazar sevdiği karakteri çoğu zaman idealize eder: onu gerçek hâliyle değil, kendi özleminin cevabı olarak görür. İzleyici idealize edilmiş birine âşık olamaz. Ona yalnız bakar.
Selim tahtaya Tülin için bir huy yazıyor. Tülin ortak defterde Alp'in yazım hatalarını düzeltiyor. Kırmızı kalemle, kelimenin üstüne. Üçüncü günün akşamında bile. Alp'in huyu da var. Dinlerken kalemini masaya hafifçe vuruyor. Tülin bu sesten hoşlanmıyor. İkisi de bu huylarından vazgeçmiyor. İzleyici onları bu huylarla birlikte sevmeye başlıyor.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
İki sütunu ayrı ayrı test et. Her karakter için yalnız kendi sahnelerini okuyarak bir özet yaz. Öteki hiç geçmeden bir hikâye çıkıyorsa karakter ayakta. Çıkmıyorsa o karakter bir işlevdir.
Ayrı amacı ilişkiyle aynı takvime koy. Amaç ile ilişki farklı zamanlarda zirve yaparsa karakter seçim yapmak zorunda kalmaz. Tülin'in kapanış oturumu ile Alp'in listedeki yeri aynı akşam belli olmalı.
Açlığı sözle değil düzenle göster. Tülin "Yalnızım" demiyor. İki bardağı da kendisi dolduruyor. Açlık bir alışkanlıkta görünürse izleyici onu kendisi bulur ve sahiplenir.
Uyumsuzluğu bir tarafa haklılık vermeden yaz. İzleyici bir tarafı haklı görürse uyumsuzluk bir eğitim hikâyesine döner. Tülin'in titizliği bir kelimeyi kurtarmalı, Alp'in doğaçlaması başka bir kelimeyi.
Saygıyı geri adımla kur. En güçlü saygı sahnelerinde karakter yapabileceği bir şeyi yapmaz. Tülin mikrofonu alabilecekken almıyor. Saygı bir eylemsizlik anı olarak görünür.
Eğimi saklama, adlandır. Kıdem, para ya da statü farkı varsa karakterlerden biri bunu fark etmeli. Fark edilmeyen eğim, izleyicinin gözünde yazarın körlüğüne dönüşür. Koordinatörün sorusunu Alp bir gün öğrenmeli. Öğrendiği an bir sahne olur.
Eğimi bir kez ters çevir. Güçlü tarafın bir an zayıf düştüğü sahne ilişkiyi eşitler. İnternet dilinden gelen tek bir ifade, Tülin'in kıdemini bir dakikalığına askıya alıyor.
Değişimi amaçtan öde. Karakterin değiştiğini göstermenin en güvenilir yolu, ayrı amacından bir şey vermesidir. Mikrofonu bırakan Tülin kusursuzluk hedefinden bir parça harcıyor.
Açlığı ötekine göster, karaktere gösterme. Karakter kendi açlığını bilmezse izleyici onun bir adım önünde olur. Tülin yaslanmak istediğini bilmiyor. Alp bunu ilk fark eden olabilir, ama bunu ona söylemek ikisi için de risk.
Kalıcı huyu finale kadar taşı. Son sahnede huyların kaybolması, değişimin değil yazarın yorgunluğunun işaretidir. Melvin'in huysuzluğu da Tülin'in kırmızı kalemi de son sayfada görünebilir.
Açlığı karşılayanı yanlış kişi yap. Karakterin açlığını ilk karşılayan, onun ayrı amacını en çok tehdit eden kişi olursa sahne kendiliğinden gerilir. Alp'in ciddiye alınma açlığını Tülin karşılıyor. Ama Alp'in listedeki yeri de Tülin'in bir cümlesine bağlı.
Çekimi her iki tarafta ayrı sahneyle kur. Tek bir sahnede iki karakterin birbirine çekilmesi kolaydır ama ucuzdur. Tülin'in Alp'e çekildiği an ile Alp'in Tülin'e çekildiği an farklı günlere düşerse izleyici iki ayrı kapıdan girer.
Saygıyı sınamaya sok. Bir kez gösterilen saygı bir bilgi olarak kalır. Bir bedel karşısında korunan saygı ise bir karakter özelliğine dönüşür. Kapanış oturumunda Alp hata yaparsa Tülin yine mikrofonu almadan durabilir mi?
İdealize ettiğin yeri bul. Taslağında karakterin hiç yanılmadığı sahneleri işaretle. Orada genellikle yazar konuşuyordur. O sahnelerden birinde karaktere küçük bir hata ver.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Romantik başkarakterin amacı ötekini kazanmaktır."
Bu ilişkinin amacıdır, karakterin değil. Karakter ilişkiye kendi hedefiyle gelir.
Yaygın yanlış"Zıtlar birbirini tamamlar ve bu yeter."
Tamamlama bir çekim nedeni olabilir. Ama iki yarım insan bir bütün etmez; iki yarım karakter eder.
Yaygın yanlış"Uyumsuzluk sonunda çözülmelidir."
Temel uyumsuzluk çoğu zaman çözülmez. Çift onunla yaşamayı ya da ayrılmayı seçer.
Yaygın yanlış"Çekim yeterlidir, saygı sonradan gelir."
Saygı olmadan çekim bir heves olarak kalır. İzleyici ilişkinin dayanacağına inanmaz.
Yaygın yanlış"Güç farkını göstermek romantizmi bozar."
Görmezden gelinen fark bozar. Adlandırılan fark bir sahneye dönüşür.
Yaygın yanlış"Değişen karakter huylarından kurtulur."
Değişim bir yön değişimidir, yeni bir insan değil. Huylar kalır, anlamları değişir.
Yaygın yanlış"Sevilen karakter kusursuz olmalı ki izleyici de sevsin."
İzleyici kusursuz birine hayranlık duyar, onu sevmez. Sevgi bir kusuru kabul etmekle başlar. Selim'in ilk Tülin'i bu yüzden uzak duruyordu.
Yaygın yanlış"Güç eğimi yalnız para ya da yaştır."
Eğim bilgiden, kıdemden, birinin ötekinin geleceği hakkında söz sahibi olmasından da doğar. Koordinatörün tek sorusu kabindeki eğimi değiştirmeye yetiyor.
Yaygın yanlış"Duygusal ihtiyaç bir geçmiş travmasıdır."
İhtiyacın bir yarası olabilir ama sahnede bir davranış olarak görünmelidir. Geçmişi anlatmak, açlığı göstermek değildir.
Yaygın yanlış"Ayrı amaç ilişkiden uzaklaştırır, o yüzden az gösterilmeli."
Tersi geçerli. Amaç ne kadar sahiciyse ilişkiden vazgeçmek ya da onu seçmek o kadar anlam taşır.
Yaygın yanlış"Saygı nazik olmaktır."
Nazik karakter de ötekini küçümseyebilir. Saygı, ötekinin bir yetkinliğini ciddiye almaktır. Tülin Alp'e kibar davranmıyor; onun oturumu kendisinin bitirebileceğine güveniyor.
Yaygın yanlış"Kalıcı huy sevimli olmalı."
Sevimli bir tik bir süs olarak kalır. Gerçek huy ötekini zaman zaman gerçekten yorar. Kırmızı kalem Alp'i kızdırmalı.
Yaygın yanlış"Deneyimli taraf hep akıl hocasıdır."
Kıdem bir alanda güç verir, başka bir alanda vermez. Eğimin tersine döndüğü an çiftin eşitlendiği andır.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Romantik çift iki ayrı insandan oluşur; her biri ilişkiye kendi hedefiyle gelir.
- Ayrı amaç, öteki hiç ortaya çıkmasa da yerinde duran hedeftir.
- Duygusal açlık çoğu zaman ayrı amacın tersini ister ve davranışta görünür.
- Çekim iki yönden işlemeli; en güçlüsü ötekinin açlığına dokunur.
- Temel uyumsuzluk iyi niyetle kapanmaz; çift onunla yaşamayı ya da ayrılmayı seçer.
- Saygı zemini çoğu zaman yapılmayan bir şeyle kurulur.
- Güç eğimi saklanmaz, adlandırılır ve en az bir kez ters çevrilir.
- Değişim, ayrı amaçtan verilen bir parçayla ödenir.
- Kalıcı huy idealize etmeye karşı yazarın sigortasıdır.
- Sevilen karakter kusuruyla birlikte sevilir; kusursuz karaktere yalnız bakılır.
- Her karakter kendi sahnelerinde tek başına okunabilmelidir.
Sonraki derse köprü
Tahtadaki iki sütun artık dolu. Tülin kapanış oturumuna, Alp koordinatörün listesine bakıyor. İkisinin de bir açlığı, bir huyu, birbirine eğik bir terazisi var. Ama iki sağlam karakter kendiliğinden bir ilişki yapısı kurmaz. Kabindeki üç gün bir yakınlaşmanın duraklarını taşımalı. Tülin'in direnci hangi sabah gevşeyecek? İlişkinin kırılması hangi gece gelecek ve kimin elinden çıkacak? İlk savunmasızlık ise hangisinden gelecek: her sabah iki bardağı dolduran kadından mı, kalemini masaya vuran adamdan mı?