Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Proje takvimi aşamalara süre biçer ve onları teslime kadar haftalara yerleştirir.
- Tersten takvim teslimden başlar; taslağa kalan süre en son hesaplanır.
- Kapalı günler takvime ilk girer; akşamını da alan günler ayrıca işaretlenir.
- Dış bağımlılıklar yazarın elinde değildir; takvim onların çevresine kurulur.
- Mevsime bağlı bir araştırma, kartların sırasını bükebilir.
- Yapımcının ilk taslağı, yazarın ilk tam taslağının birkaç tur sonraki hâlidir.
- Dinlenme arasında dosya açılmaz, ama yazar çalışır.
- Geri bildirim penceresinde okurdaki metne dokunulmaz.
- Taze okur yalnız bir kez taze okur.
- Her revizyon turu tek bir soruya bakar; tur sayısını sorular belirler.
- Son okumada sahne yazılmaz; teslim dinlenmiş bir gözle yapılır.
- Tampon hafta en arkaya konur; harcanınca nedeni yazılır.
- Takvim her kayıpta yeniden çizilir.
Açılış sahnesi
Burcu atölye masasında bir rulo kâğıt açıyor. Şerit masanın iki ucundan sarkıyor. Üstüne on iki sütun çizmiş, her sütunun başında bir hafta yazıyor.
İlk iş gri kalemle. Her sütunda iki kutuyu boyuyor: Semiha Hanım'ın yazı odasına giden günler. Sonra soldan başlıyor. Birinci haftaya araştırma, ikinci ve üçüncüye geliştirme yazıyor. Dördüncü sütuna «taslak» yazıp kalemi sağa doğru çekiyor. Ok on ikinci sütunun kenarında, «teslim» kelimesinin üstünde bitiyor.
Selim şeridin ucuna eğiliyor. «Son sahneyi hangi gün yazıyorsun?»
«Teslimden bir gün önce.»
«Peki o sahneyi yapımcıdan önce kim okuyor?»
«Kimse. Çarşamba bitiyor, perşembe gidiyor.»
Burcu söylerken duraksıyor ve oka bakıyor. Okun hiçbir yerinde bir boşluk yok. Dilber teyzesine taslağı okuyacağı akşamlar yok. Romanı hiç duymamış arkadaşı Ayça'nın okuyacağı günler de yok. Kendi gözünün metni soğuk okuyacağı bir gün bile ayrılmamış.
Emre gülüyor. «Ok güzel ama. Çok kararlı duruyor.»
Nermin Hanım şeridi ters çeviriyor ve kalemi Burcu'ya uzatıyor. «Bu kez sağdan başla. Önce teslimi koy, gerisini ondan geriye yaz. Taslağa ne kalırsa o.»
Proje takvimi teslim gününden geriye kurulur; okumaya, beklemeye ve düzeltmeye yer açıldıktan sonra kalan süre taslağa verilir.
Bu derste ne olacak
On iki haftayı bu kez sondan başa doğru kuracağız. Önce takvime kıpırdamayan günler girecek: Semiha Hanım'ın günleri ve başkalarının elindeki tarihler. Sonra teslimden geriye son okuma, revizyon turları, okurların süresi ve taslağın bekletileceği hafta yerleşecek. Araştırmanın bir parçasının neden en başa çekildiğini göreceğiz. Taslak çıkarmaya kaç hafta kaldığını sayacağız. Takvime sahipsiz bir hafta bırakacağız ve bir okur hafta sonunu iptal ettiğinde onun ne işe yaradığını izleyeceğiz. Film kutularında yıllara yayılan bir çekim ve ilk günlerinde dağılan bir set var. Bir ilaç araştırmasında yazılmış bir senaryo, tıkanıp kenara konan bir senaryo da gelecek. Bir de oyuncularını yolda kaybeden uzun bir çekim.
Sıfır noktası
Geliştirme sırası aşamaların hangi sırayla geleceğini söyler. Ne kadar süreceklerini söylemez. Bir yazar bütün kartları doğru dizebilir ve yine de teslim gününe bitmemiş bir metinle varabilir.
Takvimin işi bir söz vermektir. Burcu yapımcıya on iki hafta dedi. Bu cümle artık yalnız ona ait değil. Yapımcı o haftalara göre bir okuma, bir toplantı planlayacak. Teslimi kaçıran yazar yalnız kendi takvimini değil, başkalarınınkini de bozar.
Yazarların en yaygın yanılgısı yazmayı işin tamamı sanmaktır. Bir taslak yazıldığı gün bitmiş sayılmaz. Biri onu okumalı. Yazar onu soğuk bir gözle yeniden görmeli. Düzeltmeler yapılmalı. Bunların her biri gün ister. Yazmanın heyecanı içinde bu günler görünmez. Burcu'nun soldan çizdiği ok bu yüzden teslime kadar uzanıyordu.
Takvimdeki zaman da iki türlü. Bir kısmı yazarın elinde: ne zaman yazacağı, bir sahneye kaç gün vereceği. Öbür kısmı başkalarının elinde: okurun ne zaman okuyacağı, bir tanığın ne zaman konuşabileceği, yapımcının toplantı günü. Birinci türü yazar kaydırabilir. İkinci tür kaydığında yazar yalnız haber alır.
İyi bir takvim bu iki türü ayrı tutar. Önce kıpırdatılamayan tarihleri koyar, sonra yazarın işlerini aralarına yerleştirir. Hiçbir haftayı tıka basa doldurmaz. Uzun bir işte bir şey mutlaka gecikir. Takvim bunu bilerek kurulursa gecikme bir krize dönmez, bir satır değişikliği olarak kalır.
Bir de takvimin ölçeği var. Proje takvimi haftalarla konuşur. Hangi hafta neyin biteceğini, hangi hafta kimin okuyacağını söyler. Bir günün içinde kaç saat çalışılacağı, kaç sayfa yazılacağı başka bir planın işidir. İki plan birbirine bağlıdır, ama aynı kâğıda sığmaz. Haftalık şerit karışırsa yazar ağaçları sayarken ormanı kaybeder.
Bir aşamaya biçilen süre de bir tahmindir. Yazar ilk kez yaptığı işi hep kısa sanır. Burcu daha önce hiç roman uyarlamadı. Bir senaryoyu da yarıda bıraktı ve nerede tıkandığını hatırlıyor. Bu yüzden tahminlerini o yarım işin haftalarıyla karşılaştırıyor.
Burcu'nun takviminde seksen dört gün var. Ama hepsi YAĞHANE'nin değil. Şeridin her çizgisinde bu sayı biraz daha küçülecek.
Mekanizma
Teslimden geriye
Burcu ilk işareti şeridin sağ ucuna, on ikinci haftanın perşembesine koyuyor: teslim.
Teslimin hemen önüne son okuma geliyor. Bu günlerde sahne yazılmayacak, yalnız yazım ve biçim temizlenecek. Onun önüne boş bir hafta, daha önceye ikinci revizyon turu giriyor. Ondan önce Ayça'nın okuması, birinci tur ve Burcu'nun kendi okuması var. En başta ise taslağın bekletileceği bir hafta.
Şerit dolarken Burcu'nun yüzü asılıyor. Taslaktan sonraki işler beş haftayı alıyor. Önde yedi hafta kalıyor ve onları geliştirme ile taslak çıkarma paylaşacak. Burcu taslağa altı hafta istiyor. Geliştirmeye tek bir hafta düşüyor.
«Bütün o kartlar, planlar, dökümler tek haftaya mı sığacak?» diyor Burcu.
«Kartların yarısı romandan geldi,» diyor Nermin Hanım. «Onları baştan yapmayacaksın, yalnız sınayacaksın.»
«Takvimin neredeyse yarısında tek yeni sahne yok,» diyor Emre.
Selim için bu şaşırtıcı bir oran değil. Kurgu odasında ilk kurgu çabuk çıkar. Haftalar onu yeniden kurmaya gider. Yeniden yazımın payı çoğu projede büyüktür ve yazar onu hep en son hesaba katar.
Kıpırdamayan günler
Burcu'nun her haftasında iki kapalı gün var. Salıyla çarşamba Semiha Hanım'ın yazı odasına gidiyor. Pazarı da yazı günü saymıyor. Haftada dört gün kalıyor, on iki haftada kırk sekiz. Seksen dört günlük takvimde YAĞHANE'nin payı bu kadar.
Burcu'nun listesinde üç tane var. Ayça yalnız hafta sonları okuyabiliyor. Dilber Hanım'ın gözleri yoruluyor; taslağı ona Burcu sesli okuyacak, akşamları birer saat. Üçüncüsü bir mevsim. Jale Hanım hâlâ taşla çalışan küçük bir yağhane buldu. Yağhane yalnız hasat boyunca açık ve hasadın sonu takvimin ilk günlerine düşüyor.
Bu, kartların sırasını büküyor. Burcu'nun araştırması yapıdan sonra gelecekti. Ama yapı kurulduğunda yağhanenin kapısı kapanmış olacak. Burcu takvimin ilk gününe bir ziyaret koyuyor. Orada soru sormayacak, yalnız dinleyip kaydedecek. Taş doluyken ve boşken nasıl ses çıkarıyor? Çuvallar kapıda nasıl sıralanıyor? Bugünkü yağhanenin taşını bir motor çeviriyor. Bu, filmin dönemi hakkında bir şey kanıtlamıyor; Burcu bunu da not ediyor. Hedefli soruları haftanın sonuna, step outline'ın arkasına bırakıyor. Vahit Usta'yla cumartesi yüz yüze görüşecek. Hangi sahnenin ne sorduğunu o gün bildiği için tek bir görüşme yetecek.
İki ayrı «ilk taslak»
Burcu teslim sütununa «ilk taslak» yazıyor. Emre itiraz ediyor. «Senin ilk taslağın yedinci haftanın sonunda bitiyor. Yapımcıya giden, onun üçüncü hâli.»
Haklı. Yapımcının ilk taslak dediği metin, yazarın kendi okuma ve düzeltme turlarından geçmiştir. Burcu ikisini ayrı adlarla yazıyor. Yedinci haftanın sonunda ilk tam taslak var. Teslimde ise yapımcının ilk taslağı.
Taslak çıkarma, ilk tam taslağa kadar süren yazma haftalarının adı. Burcu'da ikinci haftadan yedinciye, altı hafta. Burcu bu haftaları bölmüyor. Araya okuma, toplantı ya da yolculuk koymuyor. Taslağın ortasında verilen her ara, yazarı dönüşte yeniden ısınmaya zorlar.
Bekleme de bir aşama
Burcu ilk şeritte bu haftayı hiç düşünmemişti. Şimdi sekizinci haftaya yazıyor ve yanına kuralını ekliyor: dosya açılmaz. Akla gelen fikir ayrı bir deftere yazılır, metne işlenmez.
Selim kurgu masasından bir alışkanlık anlatıyor. Bir kurguyu üst üste izleyen göz, sahnelerin uzunluğunu artık göremez. Birkaç gün ara veren göz, sıkıldığı yeri ilk izleyişte bulur.
Okurların saati
Dokuzuncu hafta okumayla açılıyor. Burcu pazartesi taslağı basıp tek oturuşta okuyor. Kalem elinde ama yalnız kenara işaret koyuyor. Perşembe birinci revizyon turu başlıyor ve tek bir soruya bakıyor: yapı. Ceren köye doğru anda mı geliyor? İki hat dengede mi? Dilber Hanım'a okuma da bu haftanın akşamlarında. Burcu teyzesinin nerede sustuğunu, nerede «öyle değildi» dediğini not ediyor.
Cumartesi akşamı metin Ayça'ya gidiyor. Ayça pazar okuyacak, pazartesi konuşacaklar. Burcu bu arada metne dokunursa iki metin ayrışır. Ayça'nın okuduğu bir yerde kalır, notlar başka bir metne düşer.
Ayça neden daha erken okumuyor? Romanı bilmeyen okur yalnız bir kez taze okur. Ham taslağı okursa, ikinci okuyuşunda hikâyeyi artık bilir. Burcu onu birinci turdan geçmiş metne saklıyor.
Onuncu hafta ikinci tur Ayça'nın notlarıyla açılacak. Burcu'nun ilk sorusu belli: Ayça ağabeyin adını sordu mu? Bu turun işi sahneler ve replikler. Dilber Hanım'ın «öyle değildi» dediği yerler de burada açılacak. Üçüncü bir tur için takvimde yer yok. Teslimden sonra yapımcının notları zaten yeni bir tur açacak.
Sahibi olmayan hafta
Burcu tamponu on birinci haftaya, son okumanın hemen önüne koyuyor. Önde dursa ilk aksilik onu yerdi. Arkada durunca hangi hafta kayarsa kaysın, zincir ona kadar uzayabilir.
Son hafta kısa. Pazartesi son okuma. Burcu metni ekranda değil, yapımcının açacağı dosya biçiminde okuyacak. Salı ve çarşamba dizi odasında geçecek ve dosya o iki gün kendiliğinden dinlenecek. Perşembe sabahı kısa bir notla yapımcıya gidecek.
Dokuzuncu haftanın cuma akşamı Ayça'dan bir mesaj geliyor. Hafta sonu bir düğün için şehir dışına çıkıyor, okuyamayacak. Bir sonraki hafta sonu boş. Burcu şeridi açıyor. Ayça'nın tarihini kendi eliyle taşıyamıyor, ancak onun verdiği tarihe uyabiliyor. Pencere bir hafta uzuyor. Burcu o haftayı metne dokunmadan dolduruyor. Dilber Hanım'ın notlarını sahnelere göre ayırıyor, ses notlarını temize çekiyor. İkinci tur on birinci haftaya kayıyor. Tampon doluyor, teslim perşembesi yerinde kalıyor.
Burcu tampon sütununa küçük harflerle yazıyor: «Ayça, düğün.» Şeritte artık yedek yok.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Takvimi teslimden kur. Soldan çizilen ok her zaman taslağa fazla, okumaya az süre verir. Sağdan başla, okumaya ve düzeltmeye yer aç. Taslağa ne kadar az süre kaldığını böylece ilk gün öğrenirsin, son hafta değil.
Önce kapalı günleri boya. Başka işlere giden günler takvime en son eklenirse, plan baştan yalan söyler. Gri kutular ilk çizilir, YAĞHANE'nin günleri onlardan sonra sayılır.
Kapalı günün akşamını da say. Bir iş yalnız saatlerini almaz, dikkatini de alır. Dizi odasından dönen yazar o akşam yağhaneyi yazamaz.
Dış tarihleri ayrı renkle yaz. Kendi işlerin kayabilir, başkalarının tarihleri kaymaz. Renk ayrıysa, takvimi kaydırırken hangi satırı elle taşıyamayacağını görürsün.
Mevsime bağlı araştırmayı öne al. Kartların sırası yapıdan sonra der, ama hasat beklemez. Öne alınan ziyaret soru sormaz, kayıt alır. Sorular yapıdan sonra gelir.
Taslak çıkarma haftalarını bölme. Okuma, toplantı, yolculuk o haftaların dışına konur. Taslağın ortasındaki ara, yazarın sesini her dönüşte yeniden aratır.
Dinlenme arasını boş sayma. O hafta metne dokunulmaz, ama yazar çalışır. Başka bir iş, araştırma kayıtları, ayrı bir defter. Bekleyen yalnız dosyadır.
Dinlenmeyi kalabalık haftaya koy. Başka işlerin en yoğun olduğu hafta yazının zaten durduğu haftadır. Bekleme oraya oturursa takvime daha az şey kaybettirir.
Taze okuru bir kez harca. Hikâyeyi bilmeyen okur yalnız ilk okuyuşta bilmez. Onu ham taslağa değil, ilk turdan geçmiş metne ver.
Pencerenin uzunluğunu okura sor. «Bir haftada okursun» diye varsayma. Okurun hayatı senin takvimine göre kurulmadı.
Pencerede notu bekleyen işe dokunma. Okurdaki metin değişirse notlar başka bir metne düşer. Pencereyi ses notları, kayıtlar, başka işler doldurur.
Her revizyon turunun tek bir sorusu olsun. Tur sayısını önce soruların söyler, sonra takvim sınırlar. İki tura sığmayan soru, bir sonraki teslime bırakılır.
Tamponu en arkaya koy. Önde duran tampon ilk aksilikte biter. Zincirin ucundaki tampon ise her halkadan gelen gecikmeyi karşılayabilir.
Harcanan tamponun üstüne neden yaz. «Ayça, düğün» gibi tek bir satır yeter. Bir sonraki projede kaç hafta yedek bırakacağını bu satırlar söyler.
Son okumada sahne yazma. O günler yazım ve biçim içindir. Son gece eklenen sahne hiçbir okumadan geçmemiş sahnedir.
Teslimi bir sabaha koy. Gece yarısı gönderilen dosya yorgun bir gözden çıkar. Sabah gönderilen dosya, son kez dinlenmiş bir gözle açılmıştır.
Tahmini eski bir işle karşılaştır. İlk kez yapılan aşama hep kısa görünür. Yarım kalmış bir projenin haftaları, yeni takvimin en dürüst ölçüsüdür.
Takvimi her hafta sonu bir kez aç. Planın yanına olanı yaz. İki satır arasındaki fark büyümeye başladığında, tampona dokunmadan önce görürsün.
Sıkışınca dinlenmeyi kısalt, kaldırma. Birkaç gün eksik bir ara yine de gözü değiştirir. Hiç ara vermeyen yazar, kendi metnini ilk kez yapımcıyla aynı anda okur.
Yapımcıya iç takvimini değil, durakları ver. Teslim günü ve varsa bir ara okuma yeter. İçerideki kaymalar senin şeridinde kalır; yapımcı yalnız sözü tutulan tarihleri görür.
Takvimi teslimde bitir, işi bitmiş sanma. Yapımcının notları yeni bir takvim açar. Burcu on ikinci haftanın sağına bir sütun daha açıyor. Sütunun başlığı bir soru: notlar ne zaman gelecek?
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Takvim, yazma haftalarının listesidir."
Okuma, bekleme ve düzeltme de takvimde yer ister. Burcu'nun on iki haftasının neredeyse yarısı taslaktan sonraki işlere gitti.
Yaygın yanlış"Önce taslağı bitiririm, okumaya ne kalırsa kalır."
Böyle kurulan takvimde okumaya hiçbir şey kalmaz. Burcu'nun ilk oku teslim gününe kadar uzanıyordu.
Yaygın yanlış"Dinlenme arası boşa giden bir haftadır."
O hafta yazarın gözü değişir. Miller's Crossing'in yazarları tıkandıkları metne bir aradan sonra dönüp onu bitirdi.
Yaygın yanlış"Başka bir işte çalışılan gün yazıya da yarar."
Bazen yarar, çoğu zaman yaramaz. El Mariachi'nin yazarının yalnız eli bağlıydı. Dizi odasından dönen Burcu'nun dikkati de başkasına aitti.
Yaygın yanlış"Tampon hafta, iş yetişmeyecek diye korkan yazarın bahanesidir."
Tampon, uzun bir işte bir şeyin mutlaka gecikeceğini kabul etmektir. Lost in La Mancha'da üç aksilik aynı günlere düştü ve takvimde hiçbir boşluk yoktu.
Yaygın yanlış"Okurlar ne zaman istersem okur."
Okurun haftası onun hayatına bağlıdır. Ayça bir düğün için hafta sonunu iptal edince Burcu'nun ikinci turu bir hafta kaydı.
Yaygın yanlış"Taslak bir okura gittiğinde yazar çalışmaya devam eder."
Devam eder, ama o metne dokunmaz. Yoksa notlar okurun görmediği bir metne düşer.
Yaygın yanlış"Yapımcının ilk taslağı, yazarın yazdığı ilk metindir."
Yapımcıya giden metin, yazarın kendi turlarından geçmiştir. Burcu'nunki ilk tam taslağın üçüncü hâli olacak.
Yaygın yanlış"Araştırma her zaman yapıdan sonra gelir."
Takvim sırayı bükebilir. Yalnız hasatta açık olan yağhane, ziyareti takvimin ilk gününe çekti.
Yaygın yanlış"Takvim bir kez yapılır ve duvara asılır."
Takvim her kayıpta yeniden çizilir. Ayça'nın mesajı geldiği akşam Burcu şeridi açtı, ikinci turu bir hafta kaydırdı ve tamponun üstüne nedenini yazdı.
Yaygın yanlış"Ne kadar çok revizyon turu, o kadar iyi metin."
Tur sayısını sorular belirler. Sorusu olmayan tur, metni yalnız yorar. Burcu'nun iki turunun her biri tek bir soruya bakıyor.
Yaygın yanlış"Uzun süren proje daha iyi olgunlaşır."
Eraserhead uzunluğu kaldırdı, ama bedelini süreklilikle ödedi. Süre metni olgunlaştırabilir de, dağıtabilir de.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Proje takvimi aşamalara süre biçer ve onları teslime kadar haftalara yerleştirir.
- Tersten takvim teslimden başlar; taslağa kalan süre en son hesaplanır.
- Kapalı günler takvime ilk girer; akşamını da alan günler ayrıca işaretlenir.
- Dış bağımlılıklar yazarın elinde değildir; takvim onların çevresine kurulur.
- Mevsime bağlı bir araştırma, kartların sırasını bükebilir.
- Yapımcının ilk taslağı, yazarın ilk tam taslağının birkaç tur sonraki hâlidir.
- Dinlenme arasında dosya açılmaz, ama yazar çalışır.
- Geri bildirim penceresinde okurdaki metne dokunulmaz.
- Taze okur yalnız bir kez taze okur.
- Her revizyon turu tek bir soruya bakar; tur sayısını sorular belirler.
- Son okumada sahne yazılmaz; teslim dinlenmiş bir gözle yapılır.
- Tampon hafta en arkaya konur; harcanınca nedeni yazılır.
- Takvim her kayıpta yeniden çizilir.
Sonraki derse köprü
Şeritte taslak çıkarmaya ayrılmış altı hafta var. Ama bir haftanın içinde neler olacağı hâlâ yazılı değil. Altı haftaya kaç sahne düşüyor, bir haftaya kaç? Burcu dizi odasından dönmediği bir sabah masaya oturduğunda kaç saat çalışacak? Günün sonunda neye bakıp «bugün oldu» diyecek: sayfa sayısına mı, sahnenin iyi olup olmadığına mı? Kaybettiği bir yazı günü hangi gün geri gelecek? Sıradaki ders haftaları günlere bölüyor ve her güne ölçülebilir bir hedef koyuyor: çıktı hedefleri.