Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Konsept ne olduğunu söyler, premise neyin sınandığını.
- Kelimenin üç meşru kullanımı var: dramatik varsayım kuralları koyar, hikâye önermesi oyunu oynar, tematik önerme neyin hakkında olduğunu söyler.
- Premise'in iskeleti koşul, eylem ve sonuçtur; üçü arasındaki bağ zorunluluk taşımalı.
- Sonuç sürpriz olabilir ama keyfi olamaz — sürpriz dönüp bakınca zorunlu görünür.
- Tema alanı gösterir, premise o alanda tek bir yol açar.
- Sınanan inancı adlandıramıyorsan premise karaktere bağlanmamıştır.
- Karşı önerme savunulabilir değilse metin iddiasını kanıtlamaz, yalnız ilan eder.
- Her sınamada bedel artmalı; aynı bedelle üç kez sınanan premise bir kez sınanmıştır.
- Haklı çıkmak için yazan yazar karakteri sonuca doğru iter ve seyirci itilmeyi görür.
Açılış sahnesi
İki kişi bir iddiaya tutuşuyor.
Biri diyor ki: "Bu adam parayı görürse dostunu satar." Öteki diyor ki: "Satmaz."
Şimdi dikkat et — iddia kurulduğu anda cümlenin biçimi zaten belli oldu. Eğer parayı görürse, o zaman satar. Bir koşul, bir eylem ve bir sonuç.
İddiaya tutuşan iki kişi de artık aynı şeyi bekliyor: adamın parayla karşılaşacağı anı. O ana kadar olan her şey hazırlık, o andan sonra olan her şey sonuç.
Bir iddia kurdun. Şimdi onu sınamak zorundasın.
Senaryoda buna premise deniyor. Ve konseptten farkı tam olarak burada: konsept ne olduğunu söyler, premise neyin sınandığını.
Ama benzetmenin kırıldığı iki yeri hemen söyleyeyim, çünkü bu iki kırılma dersin en zor iki fikri.
Birincisi: iddiada amaç kazanmaktır. Premise'te değil. Bahse tutuşan kişi haklı çıkmak ister. Yazar haklı çıkmak isterse ne yapar? Sonucu ayarlar. Karakteri, o sonuca varması için iter. Ve elinde artık bir premise kalmaz — bir mesaj kalır. İyi yazar iddiasını kurar ve sonra gerçekten öğrenmek için oturur.
İkincisi: iddiada sonucu üçüncü bir taraf belirler. Hakem vardır, kanıt vardır, dışarıda bir gerçek vardır. Premise'te sonucu sen belirlersin. Bu yüzden dürüstlük dışarıdan gelmiyor; içeriden gelmek zorunda. Ve bu, senaryo yazarlığının en zor disiplinlerinden biri.
Bu derste ne olacak
Önce bir uyarıyla başlayacağız: bu kelime sektörde en az üç farklı anlamda kullanılıyor ve üçü de meşru. Üçünü ayıracağız — hikâye önermesi, tematik önerme ve dramatik varsayım. Sonra premise'in iskeletini kuracağız: koşul, eylem, sonuç. Ardından premise ile tema arasındaki bağı çözeceğiz ve karşı önerme kavramını ekleyeceğiz. En sonda beş geliştirme sorusuyla kendi premise'ini yazacaksın ve sınama planını çıkaracaksın: hangi perdede hangi bedelle sınanacak. Bu ders, konsept sayfasından sonra elinde tutacağın ikinci belgeyi üretiyor — ve ikisi arasındaki iş bölümü net: konsept sayfası projeyi anlatır, premise cümlesi her sahneyi ölçer. On bir filmden örneklerle gideceğiz.
Sıfır noktası
Bir toplantıda "premise nedir?" diye sorulduğunda üç farklı cevap gelebiliyor ve üçü de doğru.
Birincisi hikâyeyi özetliyor. İkincisi hikâyenin ne üzerine olduğunu söylüyor. Üçüncüsü hikâyenin hangi varsayım üzerine kurulduğunu anlatıyor. Aynı kelime, üç ayrı iş.
Bu ders boyunca hangisini kastettiğimizi her seferinde söyleyeceğiz; ama sen bir toplantıda bu netliği bulamayacaksın. Orada işine yarayacak olan şey doğru terimi bilmek değil — karşındakinin hangi işi sorduğunu ayırt edebilmek. Yapımcı genellikle birincisini, yönetmen ikincisini, ortak yazarın ise üçüncüsünü soruyor.
Premise, hikâyenin dayandığı temel önermedir: konsept "ne olduğunu" söylerken premise "neyin sınandığını" söyler. Bu çatı tanım. Şimdi altındaki üç kullanımı ayırıyoruz.
Üçü karışıyor çünkü aynı metinde üçü birden bulunuyor. Ama işlevleri farklı: dramatik varsayım oyunun kurallarını koyar, hikâye önermesi oyunu oynar, tematik önerme oyunun ne hakkında olduğunu söyler.
Bir sıralama da var ve yazarken işine yarıyor. Dramatik varsayım önce gelir, çünkü kurallar konmadan oyun oynanmıyor. Hikâye önermesi ikinci sırada. Tematik önerme ise genellikle en sona kalıyor — çoğu yazar ne hakkında yazdığını, yazarken öğreniyor. Bu bir kusur değil; tematik önermeyi baştan bilmek, çoğu zaman mesaj yazmanın başka bir adı.
Mekanizma
Koşul, eylem, sonuç
Premise'in iskeletini kuralım. Üç parçası var ve üçü de zorunlu.
Bir örnekle bakalım. "Borcunu ödeyemeyen bir adam, kızının ameliyatı için sahte rapor düzenlerse, kurtardığı şeyi kaybeder." Koşul: ödenemeyen borç ve bir ameliyat. Eylem: sahtecilik. Sonuç: kurtarılmak istenen şeyin kaybı.
Cümlenin ne yaptığına dikkat et. Olay örgüsünü anlatmıyor — olay örgüsünün hangi soruyu cevaplayacağını söylüyor. Bu yüzden yazarken elinde tutulacak cümle bu.
Üç parçadan biri eksik olduğunda ne olduğuna bakalım. Koşul yoksa eylem keyfi görünüyor. Eylem yoksa karakter pasif kalıyor ve elinde bir durum var, bir premise değil. Sonuç yoksa hikâye bir şey sınamıyor; yalnız oluyor.
Bir de bağın yönüne dikkat et. Koşuldan eyleme giden bağ anlaşılırlık, eylemden sonuca giden bağ kaçınılmazlık ister. Bu ikisi farklı ölçüler: birincisinde okuyucu "anlıyorum, ben de yapabilirdim" der; ikincisinde "başka türlü olamazdı" der. İkisini de sağlamayan cümle bir premise değil, bir niyet beyanı.
Premise ile tema arasındaki bağ
Geçen ders temayı hatırlattık: bir soru alanı, cevap değil. Şimdi bağı kuralım.
Tema alanı gösterir, premise o alanda tek bir yol açar. "Sadakatin sınırı" bir tema alanıdır; o alanda yüzlerce premise kurulabilir. Sen bir tanesini kuruyorsun ve metnin boyunca yalnız onu sınıyorsun.
Bu, dersin en pratik aracı. Premise'ini yazdıktan sonra tersini de yaz ve sor: bu tersi savunulabilir mi? Savunulamıyorsa metnin bir tarafı boş kalacak.
Karşı önermenin bir kişiye bağlanması da şart değil. Bir kurum, bir gelenek ya da karakterin kendi bir yanı da taşıyabiliyor. Önemli olan taşıyıcının kim olduğu değil, iddianın metin içinde gerçekten dile gelmesi — hiç söylenmeyen karşı önerme, savunulmuş sayılmıyor.
Sınama nasıl olur
Pratikte şöyle işliyor. Birinci perdede premise ucuza sınanır ve karakter inancını koruyabilir. İkinci perdede bedel artar ve inanç çatlar. Üçüncü perdede bedel ödenemez hâle gelir ve karakter seçmek zorunda kalır.
Ölçüt tek: her sınamada bedel bir öncekinden yüksek olmalı. Aynı bedelle üç kez sınanan premise, üç kez sınanmıyor — bir kez sınanıp iki kez tekrarlanıyor.
Bedelin neyle ölçüldüğü de önemli. Para her zaman en zayıf bedeldir, çünkü yerine konabiliyor. Zaman daha güçlüdür. En güçlüsü ise karakterin kendisi hakkında düşündüğü şey: bir seçim, karaktere kendi hakkında sevmediği bir bilgi veriyorsa o bedel en pahalısıdır ve hiçbir sahnede geri alınamıyor.
Beş geliştirme sorusu
Premise'ini kurmak ya da düzeltmek için beş soru. Sırayla sor.
Bu karakter neden bu durumun merkezinde? Cevap "çünkü hikâye onun" ise premise yok. Cevap, karakterin geçmişinden ya da inancından gelmeli.
Karakter ne yapmaya zorlanıyor? Zorlanmak önemli — seçtiği değil, seçmek zorunda bırakıldığı şey.
Hangi inancı sınanıyor? Tek cümle. Adlandıramıyorsan premise karaktere bağlanmamış.
Eylemler hangi sonuca götürüyor? Sonuç kaçınılmaz görünmeli; sürpriz olabilir ama keyfi olamaz.
Hikâye insan doğası hakkında neyi araştırıyor? Bu, tematik önermeye çıkan soru. Cevabı bir yargı ise dur ve soruya çevir.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Birincisi, ve bu dersin taşıyıcı kuralı: haklı çıkmak isteme. Premise'ini kanıtlamak için yazan yazar, karakteri sonuca doğru itiyor ve seyirci itilmeyi görüyor. İddiaya tutuşuyorsun ama kazanmak için değil, öğrenmek için. Bu ayrımı içselleştiren yazarla içselleştirmeyen yazar arasındaki fark, metinde ilk on sayfada görünüyor.
İkincisi: premise'ini yazdıktan hemen sonra tersini yaz. Karşı önerme savunulamıyorsa metnin bir tarafı boş kalacak ve sınama bir gösteriye dönüşecek. Bu tek alıştırma, zayıf premise'lerin büyük kısmını daha kâğıt üstündeyken yakalıyor.
Üçüncüsü, deneyimli yazarların bildiği: bedel her sınamada artmalı. Aynı bedelle üç kez sınanan premise bir kez sınanmıştır. Perde perde bir bedel listesi çıkar ve listenin yükseldiğinden emin ol; yükselmiyorsa ortada yapı sorunu var, premise sorunu değil.
Dördüncüsü: sınanan inancı adlandır. Tek cümlede yazamıyorsan premise karaktere bağlanmamış demektir ve metin, olayları anlatan ama kimseyi değiştirmeyen bir dizi sahneye dönüşüyor.
Beşincisi: üç kullanımı karıştırma ama üçünü de yaz. Dramatik varsayım, hikâye önermesi ve tematik önerme aynı sayfada ayrı satırlarda dursun. Bir toplantıda hangisi sorulursa sorulsun elinde hazır cevap olur — ve daha önemlisi, üçünü ayrı yazdığında hangisinin eksik olduğunu görürsün.
Altıncısı: dramatik varsayımın bir sözleşme olduğunu unutma. İzleyiciden bir kez kabul istiyorsun; karşılığında kuralları bozmama sözü veriyorsun. Ortada bozulan bir kural, izleyicinin metinden çıktığı yerdir ve geri gelmiyor.
Yedincisi, ve tematik önerme hakkında: soru biçimini koru. "İnsan zor koşulda insanlığını koruyabilir mi" bir tematik önermedir. "İnsan zor koşulda insanlığını korur" bir mesajdır. Aynı cümlenin iki hâli ve arasındaki tek fark, metnin açık mı kapalı mı olacağı.
Sekizincisi: hikâye önermesini yazarken elinde tut. Bu cümlenin en büyük faydası ölçüt olması. Bir sahne yazarken sor: bu sahne premise'i sınıyor mu, yoksa yalnız oluyor mu? Sınamıyorsa sahnenin başka bir gerekçesi olmalı ve o gerekçeyi bilerek vermelisin.
Dokuzuncusu, ve bedel hakkında: en pahalı bedel para değil, karakterin kendisi hakkında öğrendiği şeydir. Para geri kazanılabiliyor, zaman kısmen telafi ediliyor; ama bir karakter kendi hakkında sevmediği bir şeyi öğrendiyse o bilgi hiçbir sahnede geri alınamıyor. Üç perdenin bedellerini yazarken bu sıralamayı kullan — finalin ağırlığı buradan geliyor.
Onuncusu, ve kimsenin söylemediği: premise metin yazılırken değişebilir ve değişmesi iyi bir işaret. Gerçekten sınadığın bir iddia, sınama sırasında şeklini değiştiriyor. Baştan sona hiç değişmeyen premise, muhtemelen hiç sınanmadı — yalnız uygulandı.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışBirincisi: premise'i özet sanmak.
Premise olay örgüsünü anlatmıyor; olay örgüsünün hangi soruyu cevaplayacağını söylüyor. Özet yazan yazar, elinde ölçüt olmadan devam ediyor.
Yaygın yanlışİkincisi: premise'i mesaja çevirmek.
Yargı bildiren cümle sınanmaz, ilan edilir. Soru biçimini korumak bir üslup tercihi değil, metnin açık kalmasının şartı.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: karşı önermeyi zayıf bırakmak.
Karşı taraf ayakta duramıyorsa metin kendi iddiasını kanıtlamıyor; yalnız tekrarlıyor. Ve izleyici bunu, sonucu tahmin ederek fark ediyor.
Yaygın yanlışDördüncüsü: sonucu keyfi bırakmak.
Sonuç sürpriz olabilir, keyfi olamaz. Sürpriz dönüp bakınca zorunlu görünür; keyfilik dönüp bakınca da açıklanamaz.
Yaygın yanlışBeşincisi: eylemi seçim değil tepki olarak yazmak.
Karakter zorlanmalı ve seçmeli. Yalnız tepki veren karakterin premise'i yoktur; bir durumu vardır.
Yaygın yanlışAltıncısı: aynı bedelle tekrar tekrar sınamak.
Artmayan bedel, sınamayı tekrara çeviriyor ve izleyici üçüncüsünde ne olacağını biliyor.
Yaygın yanlışYedincisi: dramatik varsayımı hikâye ortasında değiştirmek.
Kural bir kez konur; sonradan esnetilen kural, izleyicinin kabulünü geri çekmesine yol açıyor.
Yaygın yanlışSekizincisi: üç kullanımı tek cümlede birleştirmeye çalışmak.
Dramatik varsayım, hikâye önermesi ve tematik önerme ayrı işler yapıyor; birleştirilen cümle üçünü de eksik taşıyor.
Yaygın yanlışDokuzuncusu: sınanan inancı yazarın kendi inancıyla karıştırmak.
Karakterin inancı yazarın inancı olmak zorunda değil ve genellikle olmaması daha iyi. Kendi inancını sınayan yazar, sınamayı yarıda kesme eğiliminde.
Yaygın yanlışOnuncusu: bedeli hep parayla ölçmek.
Para en zayıf bedeldir çünkü yerine konabiliyor. Zaman daha güçlü; en güçlüsü ise karakterin kendisi hakkında öğrendiği ve geri alamayacağı bilgi.
Yaygın yanlışOn birincisi: karşı önermeyi hiç dile getirmemek.
Yazarın kafasında duran karşı önerme savunulmuş sayılmıyor; metnin içinde birinin ağzından ya da bir eylemin içinden geçmesi gerekiyor.
Yaygın yanlışOn ikincisi, ve en incesi: premise'i bir kez yazıp dokunmamak.
Gerçekten sınanan iddia sınama sırasında şeklini değiştiriyor. Hiç değişmemiş bir premise, muhtemelen uygulanmış ama sınanmamış.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Konsept ne olduğunu söyler, premise neyin sınandığını.
- Kelimenin üç meşru kullanımı var: dramatik varsayım kuralları koyar, hikâye önermesi oyunu oynar, tematik önerme neyin hakkında olduğunu söyler.
- Premise'in iskeleti koşul, eylem ve sonuçtur; üçü arasındaki bağ zorunluluk taşımalı.
- Sonuç sürpriz olabilir ama keyfi olamaz — sürpriz dönüp bakınca zorunlu görünür.
- Tema alanı gösterir, premise o alanda tek bir yol açar.
- Sınanan inancı adlandıramıyorsan premise karaktere bağlanmamıştır.
- Karşı önerme savunulabilir değilse metin iddiasını kanıtlamaz, yalnız ilan eder.
- Her sınamada bedel artmalı; aynı bedelle üç kez sınanan premise bir kez sınanmıştır.
- Haklı çıkmak için yazan yazar karakteri sonuca doğru iter ve seyirci itilmeyi görür.
Sonraki derse köprü
Premise elinde: bir koşul, bir eylem, bir sonuç ve sınanacak bir inanç.
Ama izleyici bu cümleyi hiçbir zaman duymuyor. İzleyicinin kafasında premise, çok daha basit bir şeye dönüşüyor — cevabını merak ettiği tek bir soruya. Ve o soru evet ya da hayırla cevaplanıyor.
Sıradaki derste ana dramatik soruyu kuracağız. Dışsalını, içselini, ilişkiselini ve tematik olanını ayıracağız; etkili bir sorunun altı özelliğini ve zayıf bir sorunun beş işaretini göreceğiz. Çünkü izleyiciyi koltukta tutan şey premise değil — cevabını beklediği sorudur.