İçeriğe geç

Ders 81.1

Politik çatışma

Senaryo Akademisi — Bölüm VII, Modül 81

3.507 kelime5 film örneği≈ 16 dk okuma≈ 23 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Politik çatışma kişiler arasında değil, konumlar arasında başlar; senaryo onu kişilere taşır.
  • Politik çatışma haritası tarafları, kurumları, kamuoyunu ve takvimi tek sayfada toplar.
  • İktidar bir konumdur; gerekçesi muhalefetinki kadar ciddi kurulmalıdır.
  • Kurum bir yoldur; kamusal sahne o yolun görünür olduğu yerdir.
  • Kamuoyu aracısı neyin duyulacağını seçer ve dengeyi değiştirir.
  • Seçim takvimi bir dış saattir; herkesin hesabını değiştirir.
  • Asılı iddia kanıtlanmadan da ilişkileri dönüştürür.
  • Değişim yolu karakterin bedelini belirler.
  • Devralınan koltuk değişimin sınırını gösterir.
  • Etiketsiz ideoloji değerlerle kurulur; her tarafın korumak istediği bir şey vardır.
  • Baskı ve direniş küçük ölçekte de görünür: bir dilekçe, bir ceza, sorulmayan bir soru.
  • Oylamanın sonucunu bilmeden de politik çatışmanın haritası çizilebilir.

Açılış sahnesi

Burcu SON KONVOY'un dosyasını rafa kaldırıyor; köprünün sayfası hâlâ açık bir soruyla bitiyor. Masaya Selim'in dosyası geliyor. Kapakta tek kelime: MECLİS. Altında: ilk taslak.

İlk sayfa bir belediye meclis salonunda açılıyor. Kürsüde belediye başkanı Nail Bey. Arkasında bir pafta, üstünde kapanmış bir dokuma fabrikasının arsası. İzleyici sıralarında mahallenin yaşlıları oturuyor. En önde fabrikanın eski ustabaşı Bekir, kasketini dizine koymuş. Arsanın imarını değiştiren karar oylamaya sunulacak.

Bekir ayağa kalkıp konuşuyor. Konuşması iki sayfa sürüyor. Ustabaşılık yıllarını, kapanış gününü, kira artışlarını anlatıyor. Salon susuyor. Nail Bey'in cevabı ise yarım satır: "Kararımız bellidir."

Emre sayfayı bırakıyor. "Bekir'in derdini anladım. Nail Bey bu arsayı neden istiyor?"

Selim omuz silkiyor. "Para mı, rant mı… Daha yazmadım." Kalemini dosyanın kenarında gezdiriyor. Nail Bey'in sayfadaki bütün sözleri bir kâğıdın yarısını bile doldurmuyor.

"Yani bir tarafın yüzü var, öbür tarafın bir koltuğu," diyor Burcu.

Nermin Hanım tahtanın ortasına arsanın kaba bir dikdörtgenini çiziyor. Etrafına beş boş daire bırakıyor. Dairelerin hiçbirine ad yazmıyor. Altına tek cümle ekliyor.

Politik bir hikâyede tek bir kötü niyet yoktur; aynı arsaya farklı nedenlerle bakan insanlar, kurumlar ve bir takvim vardır.

Bu derste ne olacak

Selim'in MECLİS'ini bir harita gibi açacağız. Önce iktidarın ve muhalefetin gerekçelerini aynı ağırlıkla kuracağız. Sonra çatışmanın görünür olduğu kurumları ve salonları ayıracağız. Kamuoyunu taşıyan karakteri, seçimin hikâyeye kurduğu saati ve henüz kanıtlanmamış bir yolsuzluk iddiasını konuşacağız. Değişimin düzenin içinden mi, dışından mı geleceği sorusu da masaya gelecek. Filmler bir şehir meclisinden, bir senato koridorundan, bir televizyon stüdyosundan, bir devrim sarayından ve bir okul sınıfından gelecek. Her filmde çatışmanın başka bir eksenini izleyeceğiz: bir meclisin iki yakası, bir kurumun içi, bir yayının gücü, bir koltuğun mirası, bir evin sessizliği. Dersin sonunda Selim'in tahtasında boş daire kalmayacak. Ama oylamanın sonucu yine yazılmamış olacak. Yolsuzluk iddiasının doğru olup olmadığı da.

Sıfır noktası

Politik film denince çoğu zaman aklımıza büyük salonlar gelir. Kürsüler, bayraklar, seçim afişleri, gazete manşetleri. Oysa politik çatışma bir mekândan çok bir ilişkidir. Bir karar herkesi aynı anda etkiler, ama herkesi aynı biçimde etkilemez. Kimin kazanacağını, kimin kaybedeceğini, kimin sesinin duyulacağını belirleyen o ilişkidir.

Bir aile kavgasında taraflar birbirini tanır. Politik çatışmada taraflar çoğu zaman birbirini hiç görmez. Belediye başkanı mahallenin yaşlılarıyla aynı masaya oturmayabilir. Müteahhit meclise girmez. Gazeteci kararı bir dosyadan öğrenir. Çatışma kişiler arasında değil, konumlar arasında başlar. Senaryo onu kişilere taşımak zorundadır.

Bu taşıma işinin iki kolay yolu var. Birincisi bir kötü adam yazmaktır. Bütün karar onun açgözlülüğüne bağlanır. Tarafını ilk sahnede seçen izleyici için hikâye orada biter. İkincisi bir vaaz yazmaktır. Karakterler birer görüşün sözcüsü olur, sahneler birer tartışma programına döner. İki yol da izleyiciyi rahatlatır. İkisi de politik çatışmanın asıl zor yanını dışarıda bırakır: haklı görünen iki gerekçenin aynı arsada çarpışmasını.

Bir de üçüncü bir tuzak var: konuyu anlatmak. Politik bir dert taşıyan yazar çoğu zaman bilgiyi sahneden önce koyar. İmar mevzuatı, belediye bütçesi, arsa değerleri sayfaya dökülür. İzleyici bunları öğrenir, ama hiçbir şey hissetmez. Bilgi ancak bir insanın kaybına bağlandığında dramatik olur.

Selim'in taslağı ilk yolun kıyısında duruyor. Bekir'in gerekçesi sayfada var: mahalle yerinden edilmekten korkuyor. Nail Bey'in gerekçesi yok. Okur onu hemen kötü adam sanıyor. Oysa Selim'in kafasındaki Nail Bey kötü biri değil. Belediyenin borcu var. İlçede iş az. Gençler konut bulamıyor. Arsa yıllardır boş ve dikenli tellerle çevrili.

Siyasi tarafsızlık da burada başlıyor. Selim hiçbir karakteri gerçek bir partiye bağlamıyor. İlçenin adı yok, partilerin de. Bunu kaçış sanmak kolay. Oysa Selim izleyicinin etiketle değil, gerekçeyle karar vermesini istiyor. Etiket tanıdık gelince izleyici hikâyeyi dinlemeyi bırakır, kendi tarafını savunmaya başlar. Adsız bir ilçede ise herkes biraz yabancıdır. İzleyici Nail Bey'i de Bekir'i de ilk kez görüyormuş gibi tartar. Selim'in kurduğu bu mesafe, iki gerekçeyi aynı terazide tutmanın ilk koşulu.

Mekanizma

Çatışmanın haritası

Politik bir hikâyeye başlamadan önce yazarın elinde bir harita olmalı. Kim karar veriyor, kim itiraz ediyor? Kararın geçtiği kapılar hangileri? Kim izliyor, kim yazıyor? Hangi tarih herkesi sıkıştırıyor?

Nermin Hanım tahtadaki ilk daireye Nail Bey'i yazıyor. Altına onun gerekçesini Selim'e söyletiyor. Belediyenin borcu, iş, konut. Selim bir ayrıntı ekliyor: Nail Bey uzun süredir görevde ve bir kez daha aday olacak. İkinci daireye Bekir giriyor. Gerekçesi mahalle, komşular, yükselen kiralar. Müteahhit Fahri üçüncü daireye yazılıyor. Kazancı belli, ama gerekçesi de var: yıllardır bu ilçede iş yapıyor ve batan bir şantiyeyi hatırlıyor.

Haritanın ilk faydası hemen görünüyor. Fahri'nin dairesi Nail Bey'inkine çok yakın çizilmiş. Selim fark etmeden ikisini aynı tarafa koymuş. Nermin Hanım çizgiyi siliyor ve aralarına bir boşluk bırakıyor. İktidar ile sermaye aynı şey değil. Bazen aynı yere bakarlar, bazen birbirinin önünü keserler.

İktidar ve muhalefet

İktidar politik hikâyede bir unvan değildir. Kararı imzalayan, gündemi belirleyen, kapıyı açık ya da kapalı tutan konumdur. Muhalefet ise o kararı durdurmak, değiştirmek ya da geciktirmek isteyen her güçtür. Meclisteki bir grup olabilir. Bir dernek, bir sendika, bir mahalle de olabilir.

MECLİS'te muhalefet meclisin içinde değil, dışında duruyor. Bekir'in oyu yok. Elinde bir dernek, bir lokal, mahallenin hafızası var. Bu dengesizlik çatışmanın kendisi. Nail Bey kararı oylamaya götürebilir. Bekir ancak oylamayı izleyebilir.

İyi bir politik hikâye iki tarafı aynı güçte göstermek zorunda değil. Ama iki tarafın gerekçesini aynı ciddiyetle kurmak zorunda. Güç eşitsiz olabilir. Gerekçe eşit ağırlıkta tartılmalı.

Kurumlar ve kamusal sahne

Politik karar bir odada alınmaz, bir yoldan geçer. MECLİS'te bu yol imar müdürlüğünden başlıyor. Dosyayı orada genç mühendis Pervin hazırlıyor. Sonra komisyona, oradan meclis salonuna gidiyor. Her durak bir kurum ve her kurumun kendi kuralı var.

Senaryo için asıl soru şu: çatışma bu yolun neresinde görünür oluyor?

Selim'in taslağında kamusal sahne tek: meclis salonu. Bekir'in uzun konuşması orada geçiyor. Ama gerçek kararlar başka yerde alınmış olabilir. Bir koridorda, bir telefon konuşmasında, bir müdürün masasında. Kamusal sahne ile kapalı oda arasındaki mesafe politik gerilimin hammaddesi.

Emre otopark için bir sahne öneriyor. Oylamadan önceki akşam Nail Bey ile Fahri belediyenin otoparkında karşılaşsın. Konuşmaları duyulmasın. Yalnız el sıkışmaları görülsün. Nermin Hanım kabul etmiyor, reddetmiyor da. Bir el sıkışması izleyiciye hemen bir anlaşma fısıldar. Selim bunu istiyor mu?

Kamuoyu

Kamuoyu bir kalabalık değil, bir yankıdır. Bir kararın nasıl duyulduğu, nasıl anlatıldığı, nasıl hatırlandığıdır. Ama perdede yankı ancak bir sesle görünür.

MECLİS'te bu karakter Aysel. İlçenin yerel gazetesinde yazıyor. Gazete küçük, okuru da az. Ama mahalle onu okuyor, meclis üyeleri de okuyor. Aysel'in manşeti bir oylamayı değiştirmez. Bir oylamanın nasıl hatırlanacağını değiştirebilir.

Selim'in taslağında Aysel yalnız bir sahnede görünüyor. Salonun arka sırasında not alıyor. Burcu itiraz ediyor. Kamuoyu aracısı yalnız izlemez, seçer. Aysel hangi cümleyi yazacak, hangisini atlayacak? Nail Bey'in yarım satırını mı, Bekir'in iki sayfasını mı?

Seçim

Politik hikâyenin en güçlü saati çoğu zaman bir seçimdir. Seçim yaklaşınca herkesin hesabı değişir. Dün sessiz kalan konuşur, dün konuşan susar.

Selim oylamayı seçime üç ay kala koymuş. Bu küçük bir ayrıntı gibi duruyor, ama haritayı baştan çiziyor. Nail Bey kararı seçimden önce geçirirse bir başarı anlatabilir. Ama mahallenin oyunu da kaybedebilir. Bekir için seçim bir koz. Nail Bey'e bir bedel ödetmenin tek yolu sandık. Fahri için ise takvim bir risk. Başkan değişirse dosya da değişebilir.

Nermin Hanım tahtanın köşesine bir takvim yaprağı çiziyor. Yaprağın üstüne sadece "seçim" yazıyor. Artık beş daire de o yaprağa bakıyor.

Yolsuzluk iddiası

Her politik hikâyede bir noktada para konuşur. Seyirci bunu bekler. Bu beklenti yüzünden yolsuzluk hikâyenin en kolay kestirmesine dönüşebilir. Bir rüşvet zarfı, bir banka dekontu ve çatışma çözülür.

Selim'in taslağında bir söylenti var. İmar değişikliği konuşulmadan önce fabrika arsasının çevresindeki birkaç parsel el değiştirmiş. Kim aldı, kimin adına aldı, sayfa söylemiyor. Mahallede Bekir bunu kahvede duymuş. Aysel de duymuş, ama yazmamış. Pervin ise dosyada bir tutarsızlık görüyor. Bu tutarsızlık bir hata da olabilir, bir iz de.

Atölye bunun üzerine uzun süre tartışıyor. Emre iddianın kanıtlanmasını istiyor. Seyirci bir cevap ister, diyor. Selim emin değil. Kanıtlanan bir yolsuzluk Nail Bey'i hemen kötü adam yapar. Çürütülen bir yolsuzluk Bekir'i iftiracı yapar. İddia asılı kalırsa ikisi de izleyicinin önünde tartılır. Nermin Hanım iddianın yanına bir ok çiziyor ve ucunu boş bırakıyor.

Devrim, reform, baskı ve direniş

Politik çatışmanın bir yönü de değişimin nasıl geleceğidir. Düzen içeriden mi değişecek, dışarıdan mı?

MECLİS bir devrim hikâyesi değil. Ama Bekir'in önünde de iki yol duruyor. Derneğin gençleri arsanın kapısında nöbet tutmak istiyor. Bekir ise meclise bir itiraz dilekçesi yazıyor. Biri sokağı, öbürü kurumu seçiyor. Bekir bir gün dilekçenin işe yaramadığını görürse ne yapar?

Devrim hikâyesinin bir de karanlık yüzü var. Düzeni yıkan, düzenin koltuğuna oturur.

Emre bunu Nail Bey için öneriyor. Belki o da bir zamanlar mahallenin adayıydı. Fabrika kapandığında işçilerin yanında durmuştu. Şimdi aynı mahallenin karşısında duruyor. Selim bunu not alıyor, ama karar vermiyor.

Baskı ve direniş ise MECLİS'te küçük ölçekte görünür. Silahla gelmez. Bir kira sözleşmesi, bir ceza, bir telefon olarak gelebilir. Direniş de bir meydan değil, bir dilekçe, bir imza listesi ya da bir gazete köşesi olabilir. Ölçek küçüldükçe izleyici kendi hayatını daha kolay tanır.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Her daireye bir kayıp yaz. Politik çatışma haritasında kazanç kolay görünür. Kayıp ise çoğu zaman yazılmaz. Nail Bey bu oylamayı kazanırsa neyi kaybeder? Bekir kazanırsa neyi? Kaybı yazılmayan taraf bir karikatüre dönüşür.

Kamusal sahneyi geç kur. Bir politik hikâye ilk sayfada salona girerse bütün kozları erken harcar. Rosi'nin filmi salona gelmeden önce bir planla ve bir enkazla açılıyor. İzleyici salona girdiğinde neyin konuşulmadığını biliyor. Selim'in taslağı ise salonla açılıyor. Belki ilk sayfa arsanın dikenli telinin önünde, bir sabah, Bekir ile bir çocuğun yürüyüşüyle açılmalı. Belki Pervin'in masasındaki paftayla. Salon, izleyici neyin kaybedileceğini bildiği zaman ağırlık kazanır.

Haritayı karakterlerin bilgisine böl. Yazar haritanın tamamını görür, karakterler görmez. Pervin dosyadaki tutarsızlığı biliyor, el değiştiren parselleri bilmiyor. Aysel söylentiyi duymuş, dosyayı görmemiş. Bekir kahvedeki sözü biliyor, müdürlüğün kapısından içeri giremiyor. Her karakter haritanın bir köşesini taşıyınca politik gerilim bir bilgi oyununa dönüşür. İki köşe bir sahnede buluştuğunda hikâye ileri sıçrar.

Kurumu bir yer değil, bir yol olarak yaz. Bir dosya müdürlükten komisyona, komisyondan salona geçer. Her geçişte biri bir imza atar, biri bir paragrafı siler. Preminger'in filminde asıl karar oylamada değil, alt komisyonun koridorunda değişiyor.

Kamuoyu aracısını da çatışmaya sok. Gazeteci ya da yayıncı tarafsız bir pencere değildir. Onun da bir çıkarı, bir korkusu, bir okuru var. Marcia'nın açık mikrofonu bir karardır, bir kaza değil. Aysel'in manşeti de bir karar olacak.

Seçimi bir saat gibi kullan, sonuç gibi değil. Seçimin sonucu hikâyeyi bağlayabilir. Ama asıl dramatik güç seçimden önceki günlerde. Herkes kendi hesabını o tarihe göre yeniden yapar. MECLİS'te oylama sandıktan önce geliyor. Bu sıra Nail Bey'in her adımını iki kez tartılır kılıyor.

Asılı iddiayı her iki tarafa yük olarak bindir. İddia yalnız suçlananın değil, suçlayanın da yüküdür. Bekir söylentiyi meclis salonunda dile getirirse ne olur? Kanıtı yoksa kendi gerekçesini de zayıflatır. Sussa, mahallesine karşı bir şey saklıyor gibi görünür.

Devralınan koltuğu bir jestle göster. Kazan bunu uzun bir konuşmayla değil, bir kalem hareketiyle anlatıyor. İzleyici jesti tanır, çünkü filmin başında görmüştür. Aynı jest iki kez gelince değişimin sınırı görünür olur.

Etiketsiz ideolojiyi değerlerle kur. Bir karakteri bir partiye bağlamadan da politik yapabilirsin. Neyi korumak istiyor, neyi feda etmeye razı? MECLİS'te Nail Bey düzeni, Bekir hafızayı koruyor. İkisi de bir şeyi kaybetmeye razı. Nail Bey belediyenin borcunu kapatmak için bir mahallenin dokusunu feda etmeye hazır. Bekir mahallenin dokusunu korumak için gençlerin konut umudunu erteleyebilir. İzleyici iki bedeli de görünce taraf seçmek zorlaşır. Politik hikâyenin asıl sınavı da bu zorluktur.

Çatışmayı bir nesneye bağla. Politik hikâye soyut kavramlarla boğulur. İmar, rant, kamu yararı birer kelime olarak kalır. MECLİS'te bütün bu kavramlar tek bir nesnede toplanıyor: dikenli telle çevrili bir arsa. Kamera ona her döndüğünde izleyici bütün haritayı hatırlar. Arsa konuşmaz, ama herkes ona bakar.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Politik hikâyede iktidar kötüdür."
Doğrusu

İktidar bir konumdur, bir karakter niteliği değil. Nail Bey'in gerekçesi belediyenin borcu, iş ve konut. Bu gerekçeler zayıf yazılırsa hikâye bir broşüre döner.

Yaygın yanlış"Muhalefet her zaman haklıdır."
Doğrusu

Muhalefet de bir çıkar taşır. Bekir mahallesini koruyor, ama mahallede konut bekleyen gençler de var. Onların sesi de haritada olmalı. Haklılığı baştan verilen bir muhalefet, izleyiciye düşünecek bir şey bırakmaz.

Yaygın yanlış"Politik film için gerçek bir parti gerekir."
Doğrusu

Etiket izleyiciyi ikiye böler. Rosi'nin filminde izleyicinin aklında kalan bir parti adı değil, bir çöküş ve bir tahliye. MECLİS'in ilçesi de partileri de adsız. Gerekçe, etiketten daha uzun yaşar.

Yaygın yanlış"Kamuoyu bir arka plandır."
Doğrusu

Kamuoyu bir karakter gibi davranır. Kazan'ın filminde izleyiciler yatak yakıyor ve bir firma kararını değiştiriyor. Kalabalık sahnesi yazmak zorunda değilsin. Bir okur mektubu, bir telefon ya da salondaki bir uğultu da kamuoyunu sahneye taşır.

Yaygın yanlış"Yolsuzluk ortaya çıkınca hikâye çözülür."
Doğrusu

Yolsuzluğun kanıtı hikâyeyi çoğu zaman kapatır, ama çatışmayı çözmez. Arsa yine oradadır, mahalle yine oradadır. Asılı bir iddia ise karakterleri karar vermeye zorlar.

Yaygın yanlış"Devrim değişim demektir."
Doğrusu

Zapata'nın sahnesi bunun tersini gösteriyor. Koltuk el değiştirir, alışkanlık aynı kalabilir. Reform da kendiliğinden yavaş ve güvenli değildir; Madero'nun yumuşaklığı bir generale kapı açıyor.

Yaygın yanlış"Politik hikâye bir mesaj vermek zorundadır."
Doğrusu

Politik hikâye bir soru taşır. Mesaj ilk sahnede belliyse izleyici geri kalanını dinlemez. MECLİS'in sorusu basit: bir arsa kimin hafızasına, kimin geleceğine aittir?

Yaygın yanlış"Kurum içindeki çatışma sıkıcıdır."
Doğrusu

Preminger'in senatosu bir koridorda geçiyor ve bir hayatı yutuyor. Kurumun içi de bir savaş alanı olabilir.

Yaygın yanlış"Baskı her zaman sokakta görünür."
Doğrusu

Puenzo'nun filminde baskı bir ailenin sofrasında. En görünmez baskı, sorulmayan sorudur. Alicia'nın direnişi de bir slogan değil, kocasına sorduğu bir soru.

Yaygın yanlış"Seçim hikâyesi sandık gecesinde biter."
Doğrusu

Rosi'nin filminde asıl pazarlık seçimden sonra başlıyor. Sandık bir sonuç verir, ama koalisyon masası başka bir hikâye açar.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Politik çatışma kişiler arasında değil, konumlar arasında başlar; senaryo onu kişilere taşır.
  • Politik çatışma haritası tarafları, kurumları, kamuoyunu ve takvimi tek sayfada toplar.
  • İktidar bir konumdur; gerekçesi muhalefetinki kadar ciddi kurulmalıdır.
  • Kurum bir yoldur; kamusal sahne o yolun görünür olduğu yerdir.
  • Kamuoyu aracısı neyin duyulacağını seçer ve dengeyi değiştirir.
  • Seçim takvimi bir dış saattir; herkesin hesabını değiştirir.
  • Asılı iddia kanıtlanmadan da ilişkileri dönüştürür.
  • Değişim yolu karakterin bedelini belirler.
  • Devralınan koltuk değişimin sınırını gösterir.
  • Etiketsiz ideoloji değerlerle kurulur; her tarafın korumak istediği bir şey vardır.
  • Baskı ve direniş küçük ölçekte de görünür: bir dilekçe, bir ceza, sorulmayan bir soru.
  • Oylamanın sonucunu bilmeden de politik çatışmanın haritası çizilebilir.

Sonraki derse köprü

Selim'in tahtasında beş daire doldu. Ama harita bir hikâyenin türünü söylemez. Aynı arsa, aynı oylama ve aynı söylenti farklı kapılardan anlatılabilir. Hikâye Pervin'in masasından açılırsa bir dosyanın içinde dolaşan bir bürokrasi dramına yaklaşır. Aysel'in gazetesinden açılırsa bir gazetecilik hikâyesine. Söylenti büyürse bir komplo gerilimine. Meclisin hesapları gülünç bir yere varırsa bir hicve. Diplomasinin ya da mahkemenin dili de bu kapılardan biri olabilir. Her kapı izleyiciye başka bir gerilim, başka bir son vaat eder. Hangi kapı MECLİS'in vaadine uyar, izleyiciye hangi sözü verir?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — bir meclis salonu; kürsüde bir pafta, izleyici sırasında dizine konmuş bir kasket.
  • Politik çatışma haritası — bir arsanın dikdörtgeni, etrafında beş boş daire tek tek doluyor.
  • Kamusal sahne — salonun ışığı ile karanlık bir koridor arasında gidip gelen bir dosya.
  • Kamuoyu aracısı — bir gazete sütunu; bir cümle yazılıyor, bir cümle siliniyor.
  • Seçim takvimi — tahtanın köşesinde bir takvim yaprağı; beş daire ona doğru dönüyor.
  • Asılı iddia — ucu boş bırakılmış bir ok.
  • Devralınan koltuk — bir kâğıdın üstünde bir adı çevreleyen kalem.

Ritim

Ders tek taraflı bir sayfayla açılıyor. Haritayı daire daire dolduruyor. Ucu boş bir okla ve yazılmamış bir oylamayla kapanıyor.