İçeriğe geç

Ders 97.6

Podcast ve sesli anlatı uyarlaması

Senaryo Akademisi — Bölüm VIII, Modül 97

3.136 kelime5 film örneği≈ 14 dk okuma≈ 21 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Görüntüden sese geçen hikâyede gözün taşıdığı her bilgi yeniden ödenir ya da bilerek bırakılır.
  • Ses saati zamanı her dönüşünde değişen bir sesle taşır.
  • Tek odanın değişen akustiği hem zamanı hem kaybı anlatır.
  • Görevle tanıtma kalabalığı adsız ayırır ve çocuklara bir eylem payı verir.
  • Geç adlandırma tarif repliğinin yerini tutar.
  • Belge anlatıcı belgenin sustuğu yerde susar; bu susuş da anlam taşır.
  • Gösterim basamağı mecra değişince ağırlık değiştirir.
  • Failsiz ses tartışmalı eylemi bir sürüm seçmeden duyurur.
  • Sessizlik oda tonuyla taşınır.
  • Film için konan sınırlar sesli uyarlamaya da geçer.
  • Bir ret kelimesiyle değil, koruduğu şeyle okunur.
  • Dinleme noktası dışarıya ancak bir kez çıkar; içeridekiler bilmediğini bilmeye devam eder.
  • Filmden önce çıkan sesli drama dinleyicinin hafızasına yaslanamaz.

Açılış sahnesi

Selim telefonunu masanın ortasına koyuyor ve bir sesli mesaj açıyor. Konuşan Remziye Hanım. Yıllardır radyo için sesli drama yapıyor. KAR OKULU'nu Nermin Hanım'dan duymuş. Sesi kısa ve iş bilir.

«Film çekilene kadar beklemeyeyim. Önce sese çevirelim. Kırk dakika, tek oda. Ama görüntü yok, bunu baştan bilin.»

Emre taslağın ilk sayfasını alıyor. Burcu'dan gözlerini kapatmasını istiyor ve sahneyi yüksek sesle okuyor. Sabah, sobanın yanında düzgün bir odun yığını. Tahtada tebeşirle yazılmış bir tarih. Öğretmen pencereye bakıyor, gök kararıyor.

Okuma bitince Burcu gözlerini açmıyor.

«Bir kadın vardı galiba,» diyor. «Bir de soba. Kaç kişiyiz bu odada?»

Emre sayfaya bakıyor. Aynı odada on dört çocuk oturuyor. Sayfada hiçbiri ses çıkarmamış.

Emre bir satır ekleyip yeniden okuyor: «Çocuklar sıralarında oturuyor.» Burcu bu kez başını sallıyor, ama yüzü değişmiyor. «Şimdi biliyorum,» diyor. «Duymadım yine de.»

Selim telefonu kapatıyor. Nermin Hanım sayfayı Emre'nin elinden alıp ters çeviriyor.

«Remziye Hanım bize bir film sormuyor,» diyor. «Kulağa ne kaldığını soruyor.»

Bir hikâye görüntüden sese geçerken gözün taşıdığı her bilgi yeniden ödenir; ödenemeyen bilgi ya başka bir yola geçer ya da bilerek bırakılır.

Bu derste ne olacak

Bu derste o üç gün yalnız kulağa kalıyor. Önce taslağın görüntüyle taşıdığı bilgileri tek tek çıkaracağız. Tek odanın sese neler verdiğine bakacağız. On dört çocuğu adlarını söylemeden birbirinden ayırmanın yolunu arayacağız. Münevver Hanım'ın defterinin bir anlatıcı olup olamayacağını tartacağız. Yanan sıraları kimse söylemeden duyurmaya çalışacağız. Ateşlenen çocuğun gecesinin seste ne kadar yer alacağına karar vereceğiz. Kapıyı ve sessizliği en sona bırakacağız. Her kararın yanında film için konmuş sınırların seste neye dönüştüğünü de soracağız. Örnekler askerler için kurulmuş bir merkezden, bir Hollywood radyo kuşağından, bir polis dosyasından, kör bir adamın kasetlerinden ve Galler'de bir kıyı kasabasından geliyor.

Sıfır noktası

KAR OKULU'nu bir cümleyle anımsayalım: yolu karla kapanan tek derslikli bir okulda genç bir öğretmen öğrencileriyle üç gün bekledi, sobayı sıralarla besledi ve sonunda kürekler kapıya ulaştı.

Atölyenin elinde bir film taslağı var. Henüz çekilmedi. Remziye Hanım ondan önce bir sesli drama istiyor. Bu durumda uyarlamanın iki kaynağı oluyor. Biri olayın kendisi, defter ve tanıklar. Öbürü atölyenin film için verdiği kararlar.

O kararlar göz için verildi. Kamera içeride kalacaktı, dışarısı sesle gelecekti. Bu kısım sese neredeyse hazır. Rüzgâr, köpek, kürek zaten kulağa yazılmıştı. Ama içerideki pek çok an bir görüntüye dayanıyordu. Odun yığınının boyu, öğretmenin buğulu cama dönük sırtı, sabah katlanmış bir battaniye. Bunların hiçbiri ses çıkarmaz.

Sesli dramada dinleyicinin elinde konuşma, ses efekti, müzik ve sessizlik vardır. Gerisini kafasında kendisi kurar. Bu bir güçtür. Dinleyicinin kurduğu oda, kimsenin çekemeyeceği kadar karanlık ve soğuk olabilir. Ama bir de tehlikesi var. Dinleyici neyi kuracağını bilmezse hiçbir şey kurmaz. Burcu'nun gözü kapalı sorusu bunu gösterdi.

KAR OKULU'nun mekânı bu açıdan bir şans. Hikâye neredeyse bütünüyle tek bir odada geçiyor. Sesli dramada en sık yaşanan sorun, dinleyicinin nerede olduğunu kaybetmesidir. Burada o sorun baştan küçülüyor. Sobanın tıkırtısı ve çatıdaki rüzgâr odanın tabelası olabilir. Dinleyici o iki sesi bir kez öğrenince her dönüşte nerede olduğunu bilir. Ama tek oda bir bedel de getiriyor. Üç gün aynı akustikte geçerse kulak zamanın aktığını duymaz. Filmde ışık değişirdi, gölgeler uzardı, yığın alçalırdı. Seste bunların karşılığını yazar kendisi bulmak zorunda.

Bir de etik taraf var. Film için konan sınırlar sese de geçer. Gösterilmek istemeyen çocuğun mektubu açıktı: o geceyi kimse seyretmesin. «Seyretmek» bir göz fiili. Kelimesine bakılırsa radyo onu çiğnemiyor. Atölye kelimeye değil isteğin kendisine bakıyor. O geceyi kimse dinlemeyecek de. Ateşlenen çocuğun adı seste de söylenmeyecek. Çocukların adları için Münevver Hanım'ın cevabı yerinde duruyor: «Onlara sorun.» Remziye Hanım'ın isteği yeni bir soru açmıyor, eski sınırları yeni bir mecrada sınıyor.

Mekanizma

Gözün taşıdığı bilgi

Selim taslağı baştan alıyor ve kurşun kalemle bir iş yapıyor. Yalnız gözün taşıdığı her bilginin altını çiziyor.

Liste uzuyor. Tahtadaki tarih. Odun yığını. Pencere sahnesindeki sırt. Yamaçta bir an yanan fener. Kapıdan sızan ışık şeridi. Sırt sırta oturan çocuklar. Selim her maddenin yanına üç ihtimalden birini yazıyor: ses, söz, bırak. Tahtadaki tarih «bırak» oluyor. Seste söylenirse olayın gerçek tarihine yaklaşır, film de onu hiç okutmuyordu.

Sayılan odun

Yığının boyu zor bir borç. Defterde bir alışkanlık var. Münevver Hanım her sabah odunu sayıyor.

Emre sayımı sesli yapıyor. Birinci sabah öğretmen uzun sayıyor, odunlar tok bir sesle üst üste konuyor. İkinci sabah sayı çabuk bitiyor. Üçüncü sabah ilk sayıdan sonra susuyor. Burcu bir ikinci saat buluyor. Oda boşaldıkça yankı büyüyor. Sıralar sobaya girdikçe sesler daha çıplak çarpıyor duvarlara. Dinleyici sıraların azaldığını kimse söylemeden duyuyor.

On dört ses

Remziye Hanım'ın ses kadrosu bütçesi belli: beş çocuk oyuncu. Dinleyicinin kulağı da aynı sahnede ancak birkaç sesi ayırabilir. Hitapla tanıtma bu odada kolay görünüyor. Ama adlar sorulmadan kullanılamaz.

Atölye çocuklara iş dağıtıyor. Büyük oğlanlardan biri odun taşıyor, kollarındaki tahtalar her girişinde çarpışıyor. Bir kız sobanın üstünde kar eritiyor, kova cızırdıyor. Bir başkası küçüklerin battaniyesini düzeltiyor, yünün hışırtısı onun imzası. Öne çıkan sesler bunlar. Geri kalanlar bir koro gibi kalıyor. Defterdeki soruyu soran kız ise sorusuyla tanınıyor. Kendisine sorulana kadar sayfada adı yok.

Yanan sıralar

Emre'nin ilk ses taslağında bir çocuk bağırıyor: «Öğretmenim, sıralar yanıyor!» Nermin Hanım satırın üstüne bir soru yazıyor: odada bunu bilmeyen kim var? Bu bir tarif repliği. Çocuk öğretmenine değil, radyonun başındakine konuşuyor.

Emre sayfayı yeniden yazıyor:

SES: Tahta çatırdar. Bir çivi uzun uzun gıcırdayarak sökülür.
SES: Soba kapağı açılır. Ateş bir an gürler.
SORAN KIZ: Öğretmenim, sıralar bitince… (soru defterdeki gibi, kelimesi kelimesine sürer)

Soru defterden geliyor. Kimseye bilgi vermek için sorulmuyor, bir çocuğun gerçek merakı. Dinleyici çatırtının ne olduğunu o anda anlıyor.

Defter konuşursa

Remziye Hanım bir anlatıcı istiyor. Atölye defteri deniyor.

Bu kısıtın bir kazancı var. Defter yalnız gündüz yazıldı. Sesi de yalnız gündüzleri duyulacak. Geceler anlatıcısız geçecek. Defterde üçüncü gün hiç yok. O sabah anlatıcının hiç konuşmaması dinleyiciye bir şeyin değiştiğini söyleyecek. Bir kazanç daha var. Defterin sesi mikrofona yakın ve kuru. Odadaki sahneler ise yankılı. Dinleyici kayıtlı sözü yazılmış sahneden kulağıyla ayırıyor. Günler sonra mürekkeple yazılmış son sayfayı kim okuyacak? Belki Münevver Hanım kendi sesiyle. Selim bunu Münevver Hanım'a gidecek tek yazılı soru listesine ekliyor.

Gecenin yeri

Defterde bir satır o geceyi anlatıyor ve içinde çocuğun adı geçiyor. Belge anlatıcı o satırı okuyamaz. Satır bütünüyle dışarıda kalıyor.

Filmde o gece iz düzeyindeydi. Katlanmış battaniye, kurumaya asılmış bez. Sesin ilk ayartısı belli: hırıltılı bir nefes, bir inilti, öğretmenin fısıltısı. Kulaklıkta bunlar bir yüzden daha yakın durur. Atölye geceyi hiç kaydetmiyor. Akşam soba kapağı kapanıyor. Sabah öğretmenin sesi kısık, sayım geç başlıyor. Bir leğene sıkılan bezden su damlıyor.

Yamaçtaki fener

Film dışarıya yalnız bir kez çıkıyordu: ikinci gecenin sonunda yamaçta yanan bir fener. Fener ses çıkarmaz. Emre önce bir çocuğu pencereye koyuyor: «Öğretmenim, ışık var!» Burcu itiraz ediyor. Filmde içeridekiler kimsenin geldiğini bilmiyordu. Çocuk feneri görürse bu bilgi odaya girer ve bütün bekleyiş değişir. Atölye dinleme noktasını bir kez dışarı taşıyor. Rüzgârın içinde bir kürek darbesi, boğuk bir öksürük, uzakta bir köpek. Sonra kulak odaya dönüyor. Dinleyici birinin yolda olduğunu biliyor, çocuklar bilmiyor.

Kapı ve sessizlik

Kapıyı kimin açtığı belirsiz. Filmde kapı kadrajın dışındaydı. Seste kadraj yok. Her ses bir eylem söylüyor.

Sürgünün kayması içeriden çekilen kapıyı anlatır. Omuz darbesi dışarıdan iteni. İkisi de bir sürüm seçer. Ses tasarımcısı üçüncüyü arıyor: menteşe ve çöken kar. Ardından içeri dolan rüzgâr. Rüstem'in şakası da çocuklar kara çıkarken geliyor.

Pencere sahnesi de bir borç. Burcu avuçla buğulu camı silen bir gıcırtı öneriyor. Sonra hiçbir şey. Ne hıçkırık ne iç çekiş. Yalnız rüzgâr ve sobanın tıkırtısı. Bu sessizlik ölü hava değil, oda yaşıyor.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Borç listesini sahne sırasıyla yap. Görüntü borcunu karakter ya da konu başlığıyla değil, sayfa sayfa çıkar. Böylece hangi sahnenin kulağa hiçbir şey bırakmadığını hemen görürsün.

Her borca üç cevaptan birini ver. Ses, söz ya da bırak. Dördüncü bir cevap yok. «Sonra bakarız» diyen borç kayıt gününe tarif repliği olarak döner.

Bırakmayı bir karar olarak yaz. Tahtadaki tarih seste yok. Bunu dosyaya gerekçesiyle not et. Bırakılan bilgi unutulmuş bilgiyle karışırsa ekip onu geri getirmeye çalışır.

Ses saatini bozarak kullan. Saat düzenli döndükçe dinleyici onu duymaz olur. Asıl anlam, sayımın bir sabah kısalmasında ve bir sabah hiç gelmemesinde.

Mekânın akustiğini zamanla değiştir. Tek odalı bir sesli drama monoton olma tehlikesi taşır. Oda eşya kaybettikçe sesi değişir. Bu değişim hem zamanı hem kaybı anlatır.

Görevi eylem payıyla birlikte kur. Çocuğa bir iş vermek onu kulağa tanıtır. Aynı iş onu yalnız korkan biri olmaktan da çıkarır. İki kazanç tek kararla gelir.

Görev sesini bir kişiye ayır. Kova cızırtısı bir kez başka çocuğa geçerse dinleyici şaşırır. Sesli imzayı kayıt notuna kişi kişi yaz.

Adı sorulmamış kişiye işlevinden bir etiket ver. «Soran kız» bir rol adı değil, bir bekleme etiketi. Cevap gelirse yerine ad yazılır. Gelmezse etiket kalır ve dinleyici bir şey kaybetmez.

Belge anlatıcının sessizliğini planla. Belge nerede susuyorsa anlatıcı orada susacak. O boşlukları bir haritaya işle. Dinleyici için en güçlü anlardan bazıları oralarda çıkar.

Belgedeki adı okutmadan önce sınırla karşılaştır. Gerçek bir defterde silinmesi istenen bir ad geçebilir. Satırı kısaltıp okutmak belgeyi değiştirmek olur. Satırı bütünüyle bırakmak çoğu zaman daha dürüsttür.

Basamağı kulaklıkla dinle. Bir acı anını hoparlörden değil, kulaklıktan dinle. Nefes kulağın dibine geldiğinde ne kadar yaklaştığını ancak böyle ölçersin.

Belirsiz eylem için ses ara, sahne arama. Tanıklar çelişiyorsa önce eylemin hangi seslerinin bir sürüm seçtiğini listele. Kalan seslerle kur.

Sessizliği oda tonuyla taşı. Sesli dramada boş bant arıza gibi duyulur. Sessiz bir anın altında odanın kendi sesi sürmeli.

Dinleme noktasını bir kez taşı. Film dışarıyı bir kez göstermişse ses de dışarıya bir kez çıkabilir. Bu çıkışın değeri, içeridekilerin bilmediği bir şeyi dinleyiciye vermesidir. İkinci bir çıkış odanın sınırını siler. Dinleyici artık her sesin dışarıdan da gelebileceğini düşünür.

Gerekçeli betimlemeyi say. Bir çocuğun öğretmenine söylediği her betimleme bir ihtiyaçtan doğmalı. Aynı sahnede ikinciyi yazıyorsan birincinin gerekçesini yeniden sına.

Kartın sesini seç. Filmde gözle okunan kaynak kartı seste birinin ağzından çıkar. O sesin yaşı ve tonu kartın ne dediğini değiştirir. Kartı okuyacak sesi en son değil, ilk seç.

İzni mecra mecra oku. Bir kişinin filme verdiği izin sesli dramayı otomatik olarak kapsamaz. Yeni mecrayı tek yazılı listeye ekle. Reddedilmiş bir şeyi yeniden sormak için kullanma.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Sesli uyarlama, senaryonun aksiyon satırlarını bir anlatıcıya okutmaktır."
Doğrusu

Okunan aksiyon satırı dinleyiciye bir sahne değil, bir senaryo verir. Görüntü borcu satır satır sese, söze ya da bırakılmaya çevrilir.

Yaygın yanlış"Tek mekân sesli dramada kolaydır."
Doğrusu

Tek oda dinleyicinin yönünü kaybetmesini önler. Ama üç gün boyunca aynı akustik kulağı uyutur. Odanın sesi zamanla değişmezse dinleyici zamanın geçtiğini duymaz.

Yaygın yanlış"Kalabalık bir kadro ancak her karaktere adıyla seslenerek ayrılır."
Doğrusu

Adlar sık söylenince sahne yapaylaşır. Gerçek kişilerde adın bir izin sorunu da var. Görev sesi, soru biçimi ve ses rengi adın işini çoğu zaman görür.

Yaygın yanlış"Dinleyici göremediği için her şeyin söylenmesi gerekir."
Doğrusu

Söylenen her şey bir karakterin ağzından çıkar. Karakterin bunu söylemek için bir nedeni yoksa replik dinleyiciye konuşur. Geç adlandırma bilgiyi bir merakın içinde verir.

Yaygın yanlış"Gerçek bir belgeyi anlatıcı yapmak her şeyi çözer."
Doğrusu

Belge anlatıcı belgenin bütün boşluklarını da devralır. Onu seçen yazar, belgenin sustuğu yerlerde kendi sesini kullanamaz.

Yaygın yanlış"Görüntüde gösterilmeyen şey seste de rahatça duyulabilir."
Doğrusu

Bir gösterim basamağının ağırlığı mecraya göre değişir. Perdede bir iz olan gece, kulaklıkta bir nefese dönüşürse yüzden daha yakın durabilir.

Yaygın yanlış"Sessizlik sesli dramada boşluktur."
Doğrusu

Arkasında hiçbir şey olmayan sessizlik bir arızaya benzer. Arkasında oda sürdüğünde ise bir karar gibi duyulur.

Yaygın yanlış"Filme verilmiş izin, aynı hikâyenin bütün biçimlerini kapsar."
Doğrusu

İzin bir mecraya ve bir anlatım biçimine verilir. Sesli dramanın neyi değiştirdiği yazılı olarak bildirilir.

Yaygın yanlış"Bir ret, kelimesi neyi söylüyorsa onu yasaklar."
Doğrusu

Gösterilmek istemeyen kişi «seyretmesin» dediyse radyo serbest kalmış sayılmaz. Yazar sınırın kelimesine değil, neyi korumak istediğine bakar. Kelimeyi bir boşluk gibi kullanan uyarlama güveni bir kez kaybeder.

Yaygın yanlış"Ses efekti ne kadar çoksa sahne o kadar canlıdır."
Doğrusu

Üst üste binen sesler birbirini siler. Dinleyici bir anda ancak birkaç sesi izler. Sobanın, rüzgârın ve kovanın yanına dördüncü bir ses koymadan önce birini çıkar.

Yaygın yanlış"Sesli drama, film çekilemeyince yapılan ucuz bir provadır."
Doğrusu

Sesli drama kendi araçları olan ayrı bir eserdir. Filmden önce çıkıyorsa dinleyici hikâyeyi ilk kez onda tanır. Bu yüzden tek başına ayakta durmalı.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Görüntüden sese geçen hikâyede gözün taşıdığı her bilgi yeniden ödenir ya da bilerek bırakılır.
  • Ses saati zamanı her dönüşünde değişen bir sesle taşır.
  • Tek odanın değişen akustiği hem zamanı hem kaybı anlatır.
  • Görevle tanıtma kalabalığı adsız ayırır ve çocuklara bir eylem payı verir.
  • Geç adlandırma tarif repliğinin yerini tutar.
  • Belge anlatıcı belgenin sustuğu yerde susar; bu susuş da anlam taşır.
  • Gösterim basamağı mecra değişince ağırlık değiştirir.
  • Failsiz ses tartışmalı eylemi bir sürüm seçmeden duyurur.
  • Sessizlik oda tonuyla taşınır.
  • Film için konan sınırlar sesli uyarlamaya da geçer.
  • Bir ret kelimesiyle değil, koruduğu şeyle okunur.
  • Dinleme noktası dışarıya ancak bir kez çıkar; içeridekiler bilmediğini bilmeye devam eder.
  • Filmden önce çıkan sesli drama dinleyicinin hafızasına yaslanamaz.

Sonraki derse köprü

Emre CİLTÇİ'yi yeniden masaya koyacak, bu kez kısa bir film için. Roman bir kışı, bir dükkân davasını, küs bir oğlu ve ölmüş bir eşi taşıyor. Kısa film bunların çoğunu bırakmak zorunda. Hangi ilişki kalacak, hangi kış günü seçilecek? Peki Vecdi ile Gülşah arasındaki tek bir olay, romanın bütün kuşkusunu taşıyabilir mi? Kısa film romanın küçültülmüş bir özeti mi olacak, yoksa tek bir dönüşle kendi ayakları üstünde duran bir hikâye mi?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — masada bir telefon, ekranda bir ses dalgası; yanında ters çevrilmiş bir sayfa.
  • Görüntü borcu — bir sayfanın satırları teker teker solarken yanlarında küçük kulak işaretleri beliriyor.
  • Ses saati — üst üste konan odunlar; her sabah yığın alçalıyor, ses dalgası kısalıyor.
  • Görevle tanıtma — bir kova, bir battaniye, bir kucak odun; her birinin üstünde ayrı bir renkte dalga.
  • Belge anlatıcı — kareli bir defter; gece sayfaları boş kalıyor, dalga da orada düz bir çizgi.
  • Basamak kayması — bir kulaklık; içinde bir nefes dalgası yüze dönüşmek üzereyken siliniyor.
  • Failsiz ses — bir menteşe ve çöken kar; kapının iki yanı da bulanık.

Ritim

Ders bir telefonun bildirim sesiyle açılsın. Mekanizma boyunca uzakta rüzgâr ve sobanın tıkırtısı sürsün. Sayım anlarında tok tahta sesleri gelsin. Kapanışta oda tonu kalsın, sonra kesilsin.