Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Planlayıcı yaklaşım yapıyı, sahneleri ve kişileri ilk taslaktan önce belgelerde kurar.
- Plan yapısal belirsizliği masada çözer; sayfada cümlenin belirsizliği kalır.
- Belgeler birbirini denetler; çelişki sayfaya geçmeden, düzeltmesi en ucuzken görünür.
- Kurulum–karşılık tablosu karşılıksız kurulumu da hazırlıksız karşılığı da gösterir.
- Dönüş kapısı, araya iş giren yazarın bağlamı baştan kurmadan oturmasını sağlar.
- Aşırı planlama, plan yazmanın yerine geçince başlar.
- Plan her boşluğu doldurmak ister; açık kalacak olan bilerek kayda geçirilir.
- Kart sadakati, sahnenin işi ile kartın cümlesini karıştırır; kartın işini yapan bir sayfa kartı değiştirir.
- Paylaşılan bir plan ekibi de belirsizlikten kurtarır, ama değiştirmesi daha ağırdır.
- Hiçbir yöntem tek başına doğru sayılmaz; her biri bir şey kazandırır, bir şey alır.
Açılış sahnesi
Burcu atölyeye kalın bir klasör ve bir tomar kartla geliyor. Kartları duvardaki mantar panoya tek tek iğneliyor. Üst sırada sarı kartlar var, alt sırada beyazlar. Sarılar gençlik hattı, beyazlar yağhanenin son haftası. Klasörde Nüzhet için yazılmış sayfalar, bir zaman çizelgesi ve çizgili bir tablo duruyor. Her belgenin köşesinde aynı başlık var: YAĞHANE.
«Dün ilk sahneleri yazdım,» diyor Burcu. «Sabah panoya baktım, oturdum. Hiç takılmadım.»
Sonra bir sayfa okuyor. Ceren köye gelmiş, büyükannesine kentte onunla yaşamayı teklif ediyor. Nüzhet kısa ve sert bir sesle reddediyor. Sahne tam kartta yazdığı gibi bitiyor. Burcu sayfayı masaya bırakıyor. Üç sahne öğlene kadar çıkmış, hiçbirinde durup düşünmemiş.
Emre kâğıtların arasından buruşuk bir sayfa çekiyor. «Bu ne?»
«İlk hâli. Attım.»
Emre okuyor. O sayfada Nüzhet reddetmiyor. Torununun teklifini sonuna kadar dinliyor, sonra yalnız şunu söylüyor: «Yıkımı göreyim, sonra.»
Selim panoya bakıyor. «Kart reddediyor diyor. Kadın ise beklemek istiyor. Hangisine inanacaksın?»
Burcu cevap vermiyor. Kartı yazdığı günü hatırlıyor; o gün Nüzhet'in sesini henüz duymamıştı. Nermin Hanım buruşuk sayfayı avucuyla düzeltip kartın yanına bırakıyor. İkisi yan yana duruyor, aynı sahnenin iki hâli gibi.
Planlayıcı yaklaşım yazarı yapısal belirsizlikten büyük ölçüde kurtarır; planın koruduğu şey sahnenin işidir, kartın cümlesi değişebilir.
Bu derste ne olacak
Burcu'nun panosunu ve klasörünü parça parça açacağız. Ayrıntılı bir karakter dosyasının, beat sheet'in, step outline'ın, sahne kartlarının ve zaman çizelgesinin bir planlayıcıya ne kazandırdığına bakacağız. Kurulumları karşılıklarıyla eşleyen bir tabloyu YAĞHANE üzerinde kuracağız. Planın, haftasının bir kısmı başka bir işe giden bir yazara nasıl kapı açtığını göreceğiz. Burcu'nun yazı odasından dönüşleri bunun en iyi sınavı olacak. Sonra terazinin öbür kefesine geçeceğiz: planın yazmanın yerine geçtiği ve sayfanın bulduğunu bastırdığı anlara. Buruşuk sayfanın masada kalıp kalmayacağına da birlikte bakacağız. Filmler bir İngiliz kasabasının barlarından, Nil'deki bir gemiden, bir tilki yuvasından, Kore'nin dağlarından ve donmuş bir gölden gelecek.
Sıfır noktası
Senaryo, yazılmadan önce de var olabilir: kâğıtların, kartların, tabloların içinde. Kimi yazar hikâyenin büyük kısmını ilk taslaktan önce böyle kurar. Kişileri dosyalar, dönüm noktalarını sıralar, sahneleri tek tek kartlara yazar. Yazmaya oturduklarında neyin nereye gideceğini bilirler.
Burcu bu yolu seçti. Panosunda her sahne bir kart. Klasöründe bir beat sheet var: filmin dönüm noktaları tek sayfada. Bir de step outline var: sahneler sırayla, diyalogsuz, her birinin işiyle. Nüzhet için uzun bir karakter dosyası tuttu. Bir zaman çizelgesinde iki hattın hangi yıla ve güne düştüğünü işaretledi. Hepsini bir de tabloya bağladı: filmde ekilen her şeyin nerede biçileceğini gösteren bir tablo.
Bu belgelerin her biri tek başına bilinen birer araç. Planlayıcı yaklaşımı ayıran, onların yazmadan önce ve birlikte kullanılmasıdır. Belgeler birbirini denetler. Karakter dosyasındaki bir bilgi zaman çizelgesiyle çelişirse, yazar bunu sayfaya geçmeden görür. Bir kart beat sheet'teki dönüm noktalarından hiçbirine hizmet etmiyorsa, panoda boşta kalır ve göze batar. Hata, onu düzeltmenin en ucuz olduğu yerde yakalanır: henüz tek replik yazılmamışken.
Bu yaklaşımın karşısında başka bir yol durur. Bazı yazarlar sahneleri yazarak bulur. Kişiyi sayfada tanır, sonunu yazarken öğrenir. İki yoldan da iyi filmler çıktı. Hangisinin bir yazara uyduğu yazarın mizacına, projenin yapısına ve takvime bağlıdır. Her yöntemin kazandırdığı da aldığı da var. Bu ders planlayıcının kazancını da bedelini de aynı masada tartıyor.
Burcu'nun seçiminin somut nedenleri var. Bir romanı uyarlıyor ve romanın malzemesi bol. Hikâye iki zamanda akıyor; iki hattın birbirine değdiği yerler hesap istiyor. Haftanın iki günü onu başka bir yazı masasına bağlıyor. Geçen yıl yarım kalan senaryosunda sahneleri yazarken arıyordu. Araya giren işlerden sonra dosyayı açtığında nereye gittiğini hatırlayamamıştı. Sayfalar ona yabancı gelmişti. Bu kez başka türlü çalışmak istiyor.
Ama plan da bir şey alır. Emre'nin elindeki buruşuk sayfa bunu gösteriyor. Planlayıcı yaklaşımı öğrenmek, onun hem verdiğini hem aldığını görmeyi öğrenmektir.
Mekanizma
Bilinen yol, aranan cümle
Yapısal belirsizlik yazarı sahnenin ortasında durdurur. Yazar bir repliği seçmeye çalışırken aslında başka bir soruyu cevaplıyordur: bu sahne neye hizmet ediyor? İki soru aynı anda sorulunca ikisinin de cevabı gecikir. Yazar bir replik yazar, siler, sahnenin nereye gittiğini düşünür, yine siler. Dışarıdan tıkanma gibi görünen şey, çoğu zaman cevaplanmamış bir yapı sorusudur.
Burcu'nun dünkü sahnesinde bu soru yoktu. Kartta sahnenin işi yazılıydı: Ceren büyükannesini götürmek ister, götüremez. Önceki kart Ceren'in köye varışını gösteriyordu. Sonraki kart kızın yağhanenin kilitli kapısının önünde durduğu anı. Burcu yalnız bir soruyla uğraştı: bunu nasıl söyleyecekler?
Planın kazancı budur. Belirsizlik ortadan kalkmaz, yer değiştirir. Planlayıcı yazar belirsizliğin büyük kısmını masada, kartlarla çözer. Sayfada geriye cümlenin belirsizliği kalır. Bu da az şey değildir. Ama cümleyi arayan yazar, sahnenin nereye gittiğini bildiği için daha cesur arar. Yanlış bir cümle yazarsa sahne yine yerinde durur.
Dosya, çizelge, tablo
Burcu'nun karakter dosyası Nüzhet'in her yaşta neyi bildiğini yazıyor. Kızlığında ağabeyini nasıl gördüğünü, yaşlılığında köyün hangi sözlerini duyduğunu. Dosya, Nüzhet'in sahnelerde neyi söyleyemeyeceğini de belirliyor. Ağabeyinin adını yüksek sesle hiç anmıyor; dosyada bu satır kalın harflerle yazılı. Burcu bu dosyayı her yeni sahneden önce açıyor. Nüzhet'in o yıl neyi bilip neyi bilmediğine bakmadan tek replik yazmıyor. Gençlik hattındaki kız ile mektup yazan yaşlı kadın aynı kişi, ama aynı şeyleri bilmiyorlar.
Dosyanın bilerek bırakılmış bir boşluğu da var. Raşit'in sayfasında, gidiş gecesinin sonrası için tek kelime yazıyor: bilinmiyor. Atölyenin kuralı bu. Raşit'in o geceden sonraki yolu ne romanda ne filmde çözülür.
Zaman çizelgesi iki satır taşıyor. Üst satırda gençlik hattının hasat sonları, alt satırda son haftanın günleri var. Ortada, gidiş gecesi için çift bir şerit çizilmiş. Romanda Nüzhet'in o geceye dair iki tanıklığı birbirini tutmuyor. Biri kapıdaki feneri görmüş gibi konuşuyor. Öbüründe Nüzhet sabaha kadar evde uyumuş. Burcu iki anlatımı da çizelgeye koyuyor. Filmin hangisini göstereceğine sonra karar verecek. Çizelgede tebeşir yılları da ayrı birer işaretle duruyor. İlk yıl Nüzhet'in yanında Mükerrem var, sonraki yıllarda kimse yok. Burcu bu işaretlere bakarak hangi hasat sonunun perdeye çıkacağını seçiyor.
Sonra klasörden çizgili tabloyu çıkarıyor.
Tablonun sol sütununda kurulumlar, sağında karşılıklar var. Zekai çuvalları tebeşirle işaretliyor; Nüzhet tebeşiri onun tezgâhından alıyor. Taştaki adda bir harf hep tersine dönük; son mektupta Ceren o dönük harfi tanıyor. Satırlar tek tek doluyor.
Bir satırın sol yanı boş kalıyor. Yıkım günü taşın kalktığı yerde toprağa gömülü bir çakı bulunuyor: Raşit'in çakısı. Ama film o çakıyı daha önce hiç göstermemiş. Seyirci onu tanımazsa bulunan şey yalnız paslı bir bıçak olur. Burcu gençlik hattına küçük bir an ekliyor. Raşit bir çuvalın ağzındaki ipi çakısıyla kesiyor, çakıyı katlayıp cebine atıyor.
Tablo bu boşluğu yazmadan önce gösterdi. Yazarak bulsaydı, Burcu onu belki ilk taslağın sonunda fark edecekti. Belki de hiç fark etmeyecekti. Tablonun asıl hizmeti bu: yazarın gözünden kaçanı, yazar daha tek sayfa yazmadan önüne koymak.
Yazı odasından dönüş
Salı ve çarşamba günleri Burcu, Semiha Hanım'ın yazı odasında başka bir hikâyenin bölümlerini yazıyor. O iki günün akşamları YAĞHANE'ye kalmıyor. Perşembe sabahı masaya döndüğünde kafası hâlâ dizinin kişileriyle dolu. Geçen yılki senaryoda böyle bir aradan sonra dosyayı açar, sayfaları baştan okur, bir sahneyi bulana kadar yarım gün geçerdi.
Pano bu yolu kısaltıyor. Burcu her yazı gününün sonunda sıradaki kartın köşesine tek bir görüntü yazıyor. Pazartesi akşamki not şuydu: «Ceren'in valizi eşikte, tekerleği çamurlu.» Perşembe sabahı kartı okuyor ve sahneye o görüntüden giriyor. Romanı, dosyayı, çizelgeyi yeniden açması gerekmiyor. Kartın kendisi sahnenin işini, köşedeki not da ilk görüntüyü veriyor. İki günlük bir aradan dönen zihin için ikisi yetiyor. Geçen yılın kayıp sabahları bu kez yazı sabahına dönüyor.
Planın gölgesi
Emre klasörün kalınlığına bakıyor. Nüzhet'in dosyası birkaç sayfayla başlamıştı. Şimdi kızlığında hangi türküleri bildiği, hangi yemeği sevmediği, evin hangi köşesinde uyuduğu da yazıyor. Bunların çoğu filmde hiç görünmeyecek. Burcu bir haftasını bu sayfalara verdi; senaryoya tek satır eklemedi.
Aşırı planlama iş gibi görünür. Dosya kalınlaştıkça yazar ilerlediğini sanır. Ölçüt basittir: eklenen satır hangi sahnede iş görecek? Nüzhet'in çocukluk türküsü hiçbir sahneye girmiyorsa bir kenar notuna taşınabilir.
Aşırı planlamanın ikinci biçimi daha sinsi. Plan her boşluğu doldurmak ister. Raşit'in sayfasındaki «bilinmiyor» kelimesi Burcu'yu dosyayı her açışında rahatsız ediyor. Bir gece o gidişe bir son yazmaya başlamış, sonra silmiş. Romanın en değerli boşluğunu bir çizelge kapatmaya çalışıyordu.
Sonra buruşuk sayfaya dönüyorlar.
Kart «reddeder» diyordu. Sayfadaki Nüzhet ise bir erteleme buldu: yıkımı görmek istiyor. Nermin Hanım soruyor: kartın işi neydi? Burcu biraz düşünüp cevaplıyor. Ceren onu götüremeyecek, seyirci de Nüzhet'in neden kaldığını henüz bilmeyecek. Buruşuk sayfa bu iki işi de yapıyor. Üstelik Nüzhet'i yıkım gününe, toprağın açılacağı sabaha bağlıyor.
Burcu sayfayı geri alıyor. Kartın fiilini çiziyor, yanına yenisini yazıyor: erteler.
Planlayıcı yazarın asıl sınavı burada. Plan sahnenin işini korur. Sayfa bazen aynı işi daha iyi yapan bir yol bulur. Kartın cümlesine bağlı kalan yazar o yolu kendi eliyle siler.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Planı iki katmana ayır. Kilitlenecek olan sahnenin işidir: ne değişir, kim neyi öğrenir, sonraki sahneye ne kalır. Serbest kalacak olan sahnenin yoludur: hangi söz, hangi jest, hangi nesne. Kartın üstüne işi mürekkeple, altına yolu kurşun kalemle yaz. Kurşun kalem silinir; sayfa daha iyi bir yol bulduğunda kart buna itiraz etmez.
Kartı sonuçla yaz. «Nüzhet reddeder» bir eylemdir ve sahnenin yolunu dayatır. «Ceren onu götüremez» bir sonuçtur ve yolu açık bırakır. Sonuç yazan kart daha az kırılır. Buruşuk sayfa Burcu'nun kartını kırdı, çünkü kart yolu da dayatıyordu.
Karakter dosyasını sahnelerle sına. Dosyadaki her bilginin yanına hangi sahneyi etkilediğini yaz. Karşısı boş kalan satırlar oyuncuya ya da sana bırakılmış bir arka plandır. Onları çoğaltmak yazmak sayılmaz. Dosyanın değeri sahnelere kaç kez dokunduğuyla ölçülür.
Bilinmeyeni plana bilerek yaz. Hikâyenin açık bırakacağı bir şey varsa dosyaya «bilinmiyor» diye geç. Yanına bunun bir karar olduğunu not et. Boş bir hane her açışta doldurulmak ister; karar notu o isteğe karşı bir kilittir. Not olmazsa yorgun bir gecede boşluğu kendi elinle kapatırsın.
Tabloyu iki yönden oku. Sol sütunu okursan karşılıksız kalan kurulumları bulursun. Sağ sütunu okursan hazırlıksız gelen karşılıkları. İkincisi daha tehlikelidir, çünkü sahne yazılırken çoğu zaman güçlü görünür. Seyirci ise o karşılığı hazırlıksız bir rastlantı gibi okur.
Tabloya nesneden fazlasını koy. Bir söz, bir ses, bir yasak da kurulumdur. YAĞHANE'de adın hiç söylenmemesi bile tabloda bir satır. Karşılığı, adın en sonda yalnız yazılı olarak görünmesi.
Her yazı gününü bir görüntüyle kapat. Sıradaki kartın köşesine yarın gireceğin ilk görüntüyü yaz. Bir valiz, bir eşik, bir ses. Bir aradan sonra bir görüntüye girmek, yarım kalmış bir düşünceyi hatırlamaktan kolaydır.
Planlamaya bir bitiş günü koy. Plan bittiğini kendisi söylemez. Yazmaya geçeceğin günü baştan belirle. O gün eksik kalan kartları yazarken doldurursun. Eksik kart bir kusur değildir; yazarın sayfaya bıraktığı bir sorudur.
Kartı bir kez oku, sonra kapat. Kart gözünün önünde dururken yazılan sahne çoğu zaman kartın kelimelerini tekrarlar. Kartı oku, işini aklında tut, sayfaya kartsız geç. Sahne bitince kartı yeniden aç ve işin yapılıp yapılmadığına bak.
Buruşuk sayfayı atmadan önce sına. Kartla çelişen bir taslak, kartın eksiğini gösteriyor olabilir. Sor: bu sayfa kartın işini yapıyor mu? Yapıyorsa değişmesi gereken karttır.
Kartın yaşını bil. Bir kart, yazarın kişiyi en az tanıdığı gün yazılır. Sayfalar biriktikçe kişi değişir, kart yerinde durur. En eski kartlara en çok kuşkuyla bak; Burcu'nun «reddeder» kartı da Nüzhet'in sesini duymadan önce yazılmıştı.
Paylaşılan planı haber vererek değiştir. Ekip planı okuyorsa, bir kart başkasının işini de taşır. Değişikliği kartın üstüne kısa bir notla geç ve o kartı okuyan kişiye söyle. Jale Hanım bir mekânı yanlış karta göre ararsa, düzeltmesi bir yazı akşamından pahalıya gelir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Planlayan yazar daha iyi senaryo yazar."
Plan yapısal belirsizliği azaltır, kaliteyi garanti etmez. Sahneyi yazarak bulan yazarlardan da büyük filmler çıktı. Hangi yöntemin işe yaradığı yazara ve projeye bağlıdır. Plan, iyi bir senaryoya giden yollardan biridir; tek yolu değildir.
Yaygın yanlış"Planlayıcı yazar yazarken hiçbir şey keşfetmez."
Burcu'nun buruşuk sayfası düpedüz bir keşifti. Plan keşfin nereye düştüğünü gösterir. Onu yasaklayan plan değil, kart sadakatidir. Planlayan yazar da keşfeder; yalnız keşif başka bir yerde, kartla sayfanın arasında olur.
Yaygın yanlış"Ayrıntı arttıkça plan güçlenir."
Ayrıntı bir sahneyi değiştirmiyorsa yalnız ağırlıktır. Nüzhet'in çocukluk türküleri Burcu'dan bir hafta aldı, filme tek satır kazandırmadı. Ayrıntının ölçüsü sahneye etkisidir.
Yaygın yanlış"Kartla çelişen sahne yanlıştır."
Çelişki bazen kartın eksiğini gösterir. Önce kartın işini sor. Sayfa o işi yapıyorsa düzeltilecek olan karttır. Kart yazıldığı gün yazar kişiyi henüz o kadar iyi tanımıyordu.
Yaygın yanlış"Planlayıcı yaklaşım her boşluğun doldurulmasını gerektirir."
Bazı boşluklar hikâyenin kendisidir. YAĞHANE'de gidiş gecesinin sonrası bilerek açık. Planın işi o boşluğu kayda geçirmek ve korumaktır. Boşluğu dolduran plan, hikâyeyi başka bir hikâyeye çevirir.
Yaygın yanlış"Kurulum–karşılık tablosu yalnız gizem ve komedi içindir."
Her film bir şey eker ve bir yerde biçer. Ağır ilerleyen bir köy hikâyesinde de bir çakı, bir tebeşir ya da ters yazılmış bir harf karşılık bekler. Tür değişir, ekmenin ve biçmenin hesabı aynı kalır.
Yaygın yanlış"Plan yazarı yavaşlatır."
Plan yazmaya geçişi geciktirir, ama yazı günlerini hızlandırır. Burcu'nun perşembe sabahları bunu gösteriyor. Asıl risk, planın hiç bitmemesidir. Plan bitince yazı hızlanır; bitmeyen plan ise yazıyı hiç başlatmaz.
Yaygın yanlış"Step outline hazırsa senaryo kendini yazar."
Step outline sahnenin işini söyler, sesini söylemez. Kartı doğrudan diyaloğa çeviren yazar, kartın kuruluğunu sayfaya taşır. Burcu'nun ilk okuduğu sahne de böyleydi: her şey doğru yerdeydi, ama kimse konuşmuyordu, kart konuşuyordu.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Planlayıcı yaklaşım yapıyı, sahneleri ve kişileri ilk taslaktan önce belgelerde kurar.
- Plan yapısal belirsizliği masada çözer; sayfada cümlenin belirsizliği kalır.
- Belgeler birbirini denetler; çelişki sayfaya geçmeden, düzeltmesi en ucuzken görünür.
- Kurulum–karşılık tablosu karşılıksız kurulumu da hazırlıksız karşılığı da gösterir.
- Dönüş kapısı, araya iş giren yazarın bağlamı baştan kurmadan oturmasını sağlar.
- Aşırı planlama, plan yazmanın yerine geçince başlar.
- Plan her boşluğu doldurmak ister; açık kalacak olan bilerek kayda geçirilir.
- Kart sadakati, sahnenin işi ile kartın cümlesini karıştırır; kartın işini yapan bir sayfa kartı değiştirir.
- Paylaşılan bir plan ekibi de belirsizlikten kurtarır, ama değiştirmesi daha ağırdır.
- Hiçbir yöntem tek başına doğru sayılmaz; her biri bir şey kazandırır, bir şey alır.
Sonraki derse köprü
Burcu'nun panosu duvarda duruyor. Selim ise DELİ DUMRUL için tek bir kart yazmadı. Kuru derenin üstündeki köprüden başlayacak, gerisini sayfada arayacak. Berna'nın çizimleri masasında, ama hiçbiri bir sahne sırası söylemiyor. Elinde bir köprü, bir adam ve bir yol var; finali yok. Dumrul'un nasıl biri olduğunu ona ilk sahne mi söyleyecek? Ölümle karşılaşmanın nasıl biteceğini bilmeden ilerleyen bir yazar, yolda neye tutunur? Sıradaki ders planı bırakan yazarın yolunu izliyor: keşfederek yazma.