İçeriğe geç

Ders 64.1

Panel tabanlı anlatı

Senaryo Akademisi — Bölüm VI, Modül 64

3.295 kelime5 film örneği≈ 15 dk okuma≈ 22 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Çizgi romanda hiçbir şey kıpırdamaz. Hareket, seçilen anların sırasından doğar.
  • Filmde süreyi makine verir, çizgi romanda okur tutar.
  • Okur bir sayfayı önce bütün olarak görür, sonra sırayla okur.
  • Bir panel tek bir anı gösterir. Kadrajı, dünyanın kimin gözünden görüldüğünü seçer.
  • Okuma yolu soldan sağa, yukarıdan aşağıya akar. Düzen okuru duraksatmamalı.
  • Oluk, okurun zamanı ve olayı kendisi kurduğu yerdir.
  • Panel geçişleri, iki panel arasında neyin değiştiğine göre ayrılır.
  • Seçilmiş an eylemin öncesini ve sonrasını sezdirir. Hareket çizgisi yalnız yön söyler.
  • Bir kutu yeri, saati ve havayı söz kullanmadan söyler. Okurun ilk neye bakacağını yazar seçer.
  • Okur tamamlaması, okuru öykünün ortağı yapar.
  • Yazar okura doğru boyda bir boşluk bırakır. Fazlası okuru kaybeder, azı okuru seyirciye çevirir.

Açılış sahnesi

Telsiz'in ham kaydı Selim'in kurgu masasında, bir klasörde bekliyor. Bu akşam masada başka bir kâğıt var: Selim'in yazar olarak ilk sayfası.

İş Burcu üzerinden geldi. Üniversiteden arkadaşı Aylin mürekkep ve sulu boyayla çiziyor. Eskişehir'de çıkan "Yan Sokak" adlı bir fanzin ondan sekiz sayfalık kısa bir çizgi öykü istemiş. Baskı siyah beyaz olacak, araya tek bir renk girecek: kırmızı. Aylin öyküyü Selim'e yazdırmak istedi.

Selim sayfayı yüksek sesle okuyor. Başta bir sahne başlığı var: "DIŞ. SEMT PAZARI — SABAH". Sonra kamera kalabalığın üstünden yavaşça süzülüyor. Satıcılar bağırıyor. Kalabalığın içinde kırmızı bir şemsiye ilerliyor. Kamera aşağı iniyor ve şemsiyenin altında bir kadınla küçük bir çocuğu buluyor.

Aylin dinlerken kalemini masaya bırakıyor. "Kamerayı nereye koyayım?" diye soruyor. "Benim kâğıdımda hiçbir şey süzülmüyor. Hiçbir şey inmiyor. Bir kutu çiziyorum, sonra bir kutu daha."

Selim bir an sayfaya bakıyor. Yıllarca başkalarının çektiği görüntüleri kesmiş. Şimdi önünde kesilecek tek bir görüntü yok.

Nermin Hanım sayfayı Selim'den alıyor. "Burada kamera yok," diyor. "Seçeceğin anlar var."

Çizgi roman senaryosu kıpırdayan bir görüntüyü değil, seçilmiş anların sırasını yazar. Anların arasında kalan hareketi okur kendisi kurar.

Bu derste ne olacak

Bu derste Selim'in film gibi yazılmış sayfasını kutulara dökeceğiz. Önce bir sayfanın okura nasıl tek bir bütün olarak geldiğini göreceğiz. Sonra tek bir kutunun neyi içine alıp neyi dışarıda bıraktığına bakacağız. Okurun gözünün kutular arasında hangi yolu izlediğini soracağız. Kutuların arasındaki beyaz şeridin neden en çok iş gören yer olduğunu konuşacağız. Kutular arası geçişleri Scott McCloud'un ayrımıyla tanıyacağız. Kıpırdamayan bir çizimde koşan bir çocuğu nasıl göstereceğimizi deneyeceğiz. Yanımızda çizgi romanı anlatan bir çizgi roman, havada asılı kalan bir çocuk, bir oyuncak kaplan, hep aynı oda köşesi ve bir tuğla olacak.

Sıfır noktası

Selim kurgucu. İşi, bir planın nerede kesileceğine ve ne kadar süreceğine karar vermek. Filmde süre onun elinde. Seyirci bir planı o istediği kadar görür. Ne geri dönebilir ne de ileri atlayabilir. Makine filmi kendi hızında oynatır.

Çizgi romanda süreyi okur tutar. Bir kutuya istediği kadar bakar. Geri döner, atlar, sayfanın altına göz ucuyla bakar. Kâğıtta hiçbir şey kıpırdamaz. Ama okurun kafasında olay ilerler. Bu ilerleyişin malzemesi iki şeydir: kutuların içinde çizilen anlar ve kutuların arasında çizilmeyen zaman.

Sayfa da filmde olmayan bir birimdir. Okur bir sayfayı açtığında önce hepsini birden görür. Gözü bir anda bütün kutuların üstünden geçer, sonra baştan okumaya başlar. Film planları birer birer gösterir. Çizgi roman bütün planları aynı anda masaya koyar ve okurdan sırayla bakmasını ister.

Selim'in sayfası bu yüzden zorlanıyor. Sayfa bir film gibi yazılmış. İçinde bir kamera hareketi, bir ses ve bir süre var. Aylin bunların hiçbirini doğrudan çizemiyor. Bu bir eksiklik sayılmaz. Çizgi romanın kendi araçları var: hangi anın seçileceği, kutunun neyi göstereceği, iki kutu arasında ne kadar zamanın atlanacağı.

Bir de okurun payı var. Filmde seyirci bir kesmeden sonra eksik kalanı tamamlar. Çizgi romanda bu tamamlama her kutuda, her geçişte yapılır. Okur hiç hareket görmeden hareketi, hiç ses duymadan pazarı kurar. Yazarın işi okura ne kadar iş bırakacağını ölçmektir. Az bırakırsa sayfa ağırlaşır. Çok bırakırsa okur yolunu kaybeder.

Selim için burada tanıdık bir şey de var. Kurgu masasında her kesme bir atlayıştı. İki plan arasında zaman geçer, seyirci bunu sorgulamaz. Çizgi romanda her kutu sınırı da böyle bir kesmedir. Fark şu: kesmenin süresini artık Selim değil, okur belirliyor. Okur bir kutudan ötekine bir saniyede de geçebilir, bir dakikada da. Selim bir kurgucu gibi düşünmeye devam edebilir. Ama makası okurun eline vermeyi öğrenmesi gerekecek. Kâğıtta onun işi kesmeyi yapmak değil, kesmenin yerini göstermek.

Mekanizma

Panel

Selim'in ilk cümlesi şu: "Kamera kalabalığın üstünden yavaşça süzülür." Filmde bu tek bir plan olurdu. Birkaç saniye sürer, seyirciyi pazara yavaş yavaş sokardı. Kâğıtta Aylin'in önünde iki yol var. Ya süzülüşü birkaç kutuya bölecek ya da tek bir kutu seçecek.

Selim sayfanın arkasına kurşun kalemle dört kutu çiziyor. Her biri bir öncekinden biraz alçakta. Sonra dördüne birden bakıyor. Hepsinde aynı şey var: tenteler, başlar, kırmızı bir nokta. Kamera iniyor ama yeni bir şey olmuyor. Okur dört kez aynı pazara bakacak.

Selim dört kutuyu tek kutuya indiriyor. Pazar yukarıdan görünüyor. Kalabalığın ortasında küçük, kırmızı bir şemsiye var. Süzülüşün yerini tek bir genişlik alıyor.

Kadraj

Sıradaki satırda kamera aşağı inip Arda'yı buluyor. Aylin soruyor: "Arda'yı nereden göreceğiz?" Yukarıdan bakılırsa sekiz yaşında bir çocuk kalabalığın içinde bir saç tepesine dönüşür.

Selim Düğme'de kutu çizerken kamerayı yere indirmişti. Burada da aynı şeyi yapıyor, ama bu kez kamerasız. Kutu Arda'nın boyundan çiziliyor. Kadrajın içinde bacaklar, file torbalar, bir kasanın kenarı var. Arda'nın gömleği bir beden büyük, kolları kıvrılmış. Babaannesinin eli kutunun üst kenarından iniyor ve Arda'nın elini tutuyor. Nazife Hanım'ın yüzü kadrajın dışında kalıyor.

Bu kadraj dünyayı Arda'nın gördüğü gibi kuruyor. Yetişkinler bacaktan ve fileden ibaret. Kırmızı şemsiye ise onun gözünün yakalayabileceği tek yüksek şey. Sonraki sayfalarda Arda'nın neyi izleyeceğini okur daha bu kutuda öğreniyor.

Okuma yolu

Selim kutuları kâğıda yerleştiriyor. Solda uzun, dikey bir kutu var: Arda'nın boyundan pazar. Sağda üst üste iki küçük kutu. Burcu kâğıda bakıyor ve hangi kutuyu önce okuyacağını bilemiyor. Gözü uzun kutudan sağ üste mi gitmeli, aşağı mı inmeli?

Japon çizgi romanı bu yolu ters çevirir ve sağdan sola okunur. Okur yolu bir kez öğrendikten sonra onu düşünmeden izler. Selim bu alışkanlığa yaslanıyor. Geniş pazar kutusu üste, boydan boya yatıyor. Altına soldan sağa üç kutu diziliyor. Okur artık karar vermek zorunda kalmıyor.

Oluk

Selim'in sayfasındaki en önemli satır en altta. Arda bir kediye bakıyor, döndüğünde babaannesi yok. Selim bu anı uzun bir plan gibi düşünmüş. Parmaklar birer birer açılacak, okur ayrılığı izleyecekti.

Selim ayrılığı üç kutuya bölmeye kalkınca Nermin Hanım araya giriyor. "Ayrılığı çizmeyin," diyor. "Önce tutan eli çizin. Sonra boş eli."

Alt sıradaki üç kutu böyle doluyor. İlkinde Arda'nın eli babaannesinin elinde, başı yana dönmüş. Ortadakinde bir tezgâhın altında uyuyan bir kedi var. Sonuncuda Arda yine öne bakıyor, ama eli boş. Yanındaki bacaklar başka birinin. Elin ne zaman bıraktığını kimse çizmedi. Ayrılık kedinin iki yanındaki beyaz şeritlerde oldu. Okur da kediye bakarken babaanneyi kaybetti.

Panel geçişi

Scott McCloud iki kutu arasındaki atlayışı, neyin değiştiğine göre ayırır.

An'dan an'a geçişte çok az zaman akar: göz açık, sonra kapalı. Eylemden eyleme geçişte tek bir öznenin hareketi ilerler. Özneden özneye geçişte aynı sahnede başka bir şeye bakılır. Sahneden sahneye geçiş zamanı ya da mekânı atlar. Görünüşten görünüşe geçişte zaman neredeyse durur ve göz bir mekânın parçalarında dolaşır. Bir de ilişkisiz geçiş var: iki kutu arasında anlamlı bir bağ kurulamaz.

Selim kendi alt sırasını bu gözle okuyor. Tutan elden kediye özneden özneye geçiliyor. Kediden boş ele de öyle. Ama ikinci geçiş daha ağır iş görüyor. Okur yalnız bakışın yer değiştirdiğini anlamıyor. Aradaki birkaç saniyeyi de, kaybı da kendisi hesaplıyor.

Görsel bilgi

Selim'in sayfasında satıcılar bağırıyordu. Aylin sesi çizemiyor. Ama açık ağızları, ellerini ağzına siper etmiş bir adamı çizebiliyor. Pazarın gürültüsü yüzlerden ve ellerden okunacak.

Tek bir kutu aynı anda çok şey söyler. Nerede olduğumuzu, günün hangi saati olduğunu, havanın nasıl olduğunu. Nazife Hanım şemsiyesini güneşe karşı açmış. Gölgeler kısa, insanlar gözlerini kısıyor. Kimse "sıcak bir sabah" demiyor. Okur bunu resimden alıyor.

Fazla bilgi de bir sorun. Aylin'in aklındaki pazar kutusunda yüzlerce ayrıntı var. Selim okurun ilk neyi göreceğini soruyor. Cevabı renk veriyor. Kırmızı yalnız şemsiyede olursa göz önce oraya gider. Geri kalan her şey griye çekilir.

Sabit görüntüde eylem

Daha ileride Selim "Arda şemsiyenin peşinden koşar" yazmış. Aylin soruyor: koşunun hangi anını çizecek?

Aylin kâğıdın kenarına iki küçük Arda karalıyor. Birincisinde iki ayağı da yerde. Bu çocuk koşmuyor, duruyor. İkincisinde tek ayağı havada, gövdesi öne eğik, bir kolu iki yetişkinin arasına uzanmış. Okur bunu bir koşu diye okuyor, çünkü çizim adımın ortasında yakalanmış.

Aylin Arda'nın topuğunun arkasına iki kısa çizgi ekliyor. Selim daha fazlasını istiyor. Aylin istemiyor. Çizgi çoğaldıkça kalabalık kutusu kirleniyor. Yönü çizgiler, hızı gövdenin eğimi söylüyor.

Okurun tamamlama payı

Öykünün sonunda Arda babaannesini simitçinin önünde buluyor. Şemsiye kapalı. Nazife Hanım onu Arda kaybolunca kapamış. Selim kapama anını hiçbir kutuya koymuyor.

Okur şemsiyeyi ilk sayfada açık, son sayfalarda kapalı görecek. Arada bir yerde kapandığını kendisi bilecek. Neden kapandığını da kendisi düşünecek. Burcu bir neden öneriyor, Emre başka bir neden. Selim ikisini de yazmıyor. Okura bırakılan pay, okuru öykünün içine çeken pay.

Akşamın sonunda Selim'in ilk sayfasının arkası şöyle görünüyor:

Üstte, boydan boya: pazar yukarıdan. Tenteler, kasalar, başlar. Ortada küçük, kırmızı bir şemsiye.
Altta, soldan sağa:
Arda'nın boyundan. Bacaklar, file torbalar. Bir yetişkin eli Arda'nın elini tutuyor. Arda yana bakıyor.
Bir tezgâhın altında uyuyan bir kedi.
Arda'nın eli boş. Yanındaki bacaklar başka birinin.

Kamera da "yavaşça" da sayfadan çıktı. Kutuların nerede biteceği, sayfanın nerede döneceği henüz belli değil. Aylin kâğıdı katlayıp çantasına koyuyor.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Kamerayı değil, anı yaz. "Kamera iner" bir çizere hiçbir şey söylemez. "Arda'nın boyundan, bacaklar ve file torbalar" ise bir kutu söyler. Hareketi bir dizi duruşa çevir.

Her kutuya tek bir an ver. "Arda kediye bakar, döner, babaannesi yoktur" üç ayrı andır. Bir kutu bunların yalnız birini çizebilir. Fiillerini say. Her fiil bir kutu adayıdır.

Kamera hareketini ölç. Filmde bir kaydırma seyirciyi bir yerden başka bir yere taşır. Kâğıtta aynı kaydırma birkaç kutuda aynı resmi tekrarlar. Yeni bir şey göstermiyorsa kutuları birleştir.

Kaybı oluğa koy. En güçlü an çoğu zaman çizilmeyen andır. Önce ile sonrayı göster, arayı okura bırak. Okur onu kendi kafasında, kendi korkusuyla çizer.

Okurun dikkatini karakterinkiyle eşle. Arda kediye bakarken okur da kediye bakıyor. İkisi de babaanneyi aynı anda kaybediyor. Okuru karakterle aynı yere baktırırsan aynı şeyi kaçırır.

Okuma yolunu parmakla sına. Sayfanın taslağına parmağını koy ve kutuları sırayla izle. Bir yerde duraksarsan okur da duraksayacak. Düzeni değiştir ya da kutunun biçimiyle yolu göster.

Seçilmiş anı eylemin ortasından seç. Başlangıç ve bitiş çoğu zaman duruşa benzer. Ortadaki an hem öncesini hem sonrasını taşır.

Hareket çizgisini az kullan. Çizgi yön söyler ama kutuyu kalabalıklaştırır. Gövdenin eğimi, savrulan bir saç ya da kalkmış bir topuk çoğu zaman yeter.

Okura bıraktığın payı ölç. Bir sahneden ötekine atlarken okur yerini bulabiliyor mu? Bulamıyorsa arada bir köprü kutusu eksik. Fazla açıklıyorsan bir kutuyu sil.

Rengi bir yol göstericisi gibi kullan. Tek bir renk sayfada nereye bakılacağını söyler. Her yere dağılırsa hiçbir yeri göstermez.

Senaryoyu okura değil, çizere yaz. Okur yalnız resmi görecek. Senin cümlelerin Aylin'in masasında kalacak. Onlar bir resim üretmiyorsa yanlış yerdedir.

Sesi görüntüye çevir. Satıcının bağırışı bir ağız, bir siper edilmiş el, dönen başlar olarak çizilebilir. Bir sesi yazmadan önce, onun bedenlerde bıraktığı izi ara. Çoğu zaman iz sesin kendisinden daha çok şey söyler.

Kurgucu alışkanlığını tanı. Filmde bir hareketi kesmenin iki yanında sürdürmek akıcılık verir. Kâğıtta bu süreklilik kendiliğinden gelmez. Okur iki duruşu ancak aralarındaki farkı görünce birleştirir. Duruşları birbirine fazla benzetirsen okur bir hareket değil, bir tekrar görür.

Bilgiyi tek kutuya yığma. Bir kutu yer, saat, hava ve karakter hakkında aynı anda konuşabilir. Ama okurun ilk göreceği şey bir tane olmalı. Önce onu seç, sonra geri kalanı ona göre geri çek.

Konuşmanın kutuya süre kattığını unutma. Sessiz bir kutu bir an kadar sürer. İçine bir cümle girdiğinde kutu o cümlenin söylenmesi kadar uzar. Nazife Hanım'ın tek bir sözü bile pazarın donmuş anını birkaç saniyeye yayar. Kısa bir anı göstereceksen kutuyu sessiz bırak.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Çizgi roman, kâğıda dökülmüş bir filmdir."
Doğrusu

Film süreyi kendisi verir, çizgi romanda süreyi okur tutar. Kamera hareketi, ses ve süre kâğıda doğrudan geçmez. Onların yerini anların seçimi ve kutuların sırası alır.

Yaygın yanlış"Bir panel bir plandır."
Doğrusu

Bir plan kıpırdar ve sürer. Bir panel tek bir anı dondurur ya da kısa bir konuşmayı taşır. Filmdeki bir plan çoğu zaman birkaç panele, birkaç plan bazen tek bir panele denk düşer.

Yaygın yanlış"Önemli an mutlaka çizilmeli."
Doğrusu

Çoğu zaman en önemli an iki panelin arasında kalır. Ayrılığı, darbeyi ya da düşüşü çizmek okurun payını elinden alır.

Yaygın yanlış"Okur sayfayı panel panel görür."
Doğrusu

Okur sayfayı açınca önce hepsini birden görür. Sonra sırayla okur. Sayfanın tamamı da bir resimdir.

Yaygın yanlış"Hareketi göstermek için çizgi şarttır."
Doğrusu

Hareketi önce gövdenin duruşu taşır. Çizgi yalnız yönü ve hızı belirginleştirir.

Yaygın yanlış"Ne kadar çok panel, o kadar akıcı."
Doğrusu

Aynı resmi tekrarlayan paneller akışı yavaşlatır. Akış, her panelin yeni bir şey göstermesinden gelir. Selim'in dört alçalan kutusu bunu gösterdi: dört kutu, tek bir bilgi.

Yaygın yanlış"Okuma yönü evrenseldir."
Doğrusu

Batı çizgi romanı soldan sağa okunur, Japon çizgi romanı sağdan sola. Okur hangi geleneğe alışkınsa gözü o yolu izler. Düzeni kurarken okurunun alışkanlığını hesaba kat.

Yaygın yanlış"Okura ne kadar az bırakırsan o kadar iyi anlar."
Doğrusu

Her şeyi çizilmiş bir sayfa okuru izleyiciye çevirir. Okur katılmadığı öyküyü çabuk unutur. Asıl iş, okurun dolduracağı boşluğu doğru boyda bırakmaktır.

Yaygın yanlış"Kadraj yalnız çizerin işidir."
Doğrusu

Bir sahneyi kimin gözünden göreceğimiz bir öykü kararıdır. Arda'nın boyundan çizilen pazar, yukarıdan çizilen pazarla aynı öyküyü anlatmaz. Yazar bu kararı en azından önermelidir.

Yaygın yanlış"Ses çizgi romana giremez."
Doğrusu

Ses doğrudan duyulmaz ama görülür. Açık bir ağız, irkilen bir beden, dönen başlar sesi okura taşır. Yazılmış ses de bir seçenektir, tek seçenek değildir.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Çizgi romanda hiçbir şey kıpırdamaz. Hareket, seçilen anların sırasından doğar.
  • Filmde süreyi makine verir, çizgi romanda okur tutar.
  • Okur bir sayfayı önce bütün olarak görür, sonra sırayla okur.
  • Bir panel tek bir anı gösterir. Kadrajı, dünyanın kimin gözünden görüldüğünü seçer.
  • Okuma yolu soldan sağa, yukarıdan aşağıya akar. Düzen okuru duraksatmamalı.
  • Oluk, okurun zamanı ve olayı kendisi kurduğu yerdir.
  • Panel geçişleri, iki panel arasında neyin değiştiğine göre ayrılır.
  • Seçilmiş an eylemin öncesini ve sonrasını sezdirir. Hareket çizgisi yalnız yön söyler.
  • Bir kutu yeri, saati ve havayı söz kullanmadan söyler. Okurun ilk neye bakacağını yazar seçer.
  • Okur tamamlaması, okuru öykünün ortağı yapar.
  • Yazar okura doğru boyda bir boşluk bırakır. Fazlası okuru kaybeder, azı okuru seyirciye çevirir.

Sonraki derse köprü

Selim'in ilk sayfasında artık bir genişlik ve üç küçük kutu var. Ama öykü sekiz sayfa ve okur her sayfayı açtığında hepsini birden görüyor. Arda'nın uzakta gördüğü şemsiye başka birinin. Okur bunu hangi anda öğrenmeli? Aynı sayfanın altında, gözünün çoktan gördüğü bir yerde mi, yoksa sayfayı çevirdiği anda mı? Sonraki ders sayfa ritmini ele alıyor: panel sayısının okurun hızını nasıl değiştirdiğini ve sayfa çevirmenin bir sürprizi nasıl sakladığını.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — masada film biçiminde yazılmış bir sayfa; "yavaşça" kelimesinin üstünde bir kalem ucu.
  • Panel — dört aynı kutu üst üste biniyor ve tek, geniş bir kutuya dönüşüyor; ortada kırmızı bir nokta.
  • Kadraj — kutu yukarıdan aşağıya iniyor ve bir çocuğun göz hizasında duruyor; bacaklar ve file torbalar.
  • Oluk — tutan el, uyuyan kedi, boş el; aradaki iki beyaz şerit hafifçe parlıyor.
  • Seçilmiş an — iki küçük çocuk çizimi; biri duruyor, öbürü adımın ortasında.

Ritim

Ders bir kâğıt hışırtısıyla açılsın. Bitişte bir sayfanın çevrilme sesi kalsın.