Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Elindeki fikrin çekirdeği daha önce yapıldı ve bu iyi haber — yapılmış olması taşıdığını kanıtlıyor.
- Etkilenme ile taklidin ayrımı kaynağın gizliliğinde değil dönüşümün derecesinde.
- Yüzeysel farklılık kabuğu değiştirir, özsel farklılık yapının sorduğu soruyu değiştirir.
- Özgünlük yedi katmanda bulunur ve hiçbiri fikrin çekirdeğinde değil.
- En ucuz ve en hızlı katman ayrıntıdır; testi tek soru — bu ayrıntı başka bir filme taşınabilir mi?
- Kişisel deneyim tek başına özgünlük değildir; özgün olan deneyimden çıkarılan bakıştır.
- Karşılaştırma eserlerinden kaçınmak seni etkilenmekten korumaz, yalnız görmekten alıkoyar.
- Benzerlik bulunca hemen değiştirme: yapıdaki benzerlik bakış farklıysa sorun değildir.
- Doğru savunma cümlesi "bu daha önce yapılmadı" değil, "bu bileşim daha önce kurulmadı."
Açılış sahnesi
Bir zarf düşün. Üstünde el yazısıyla bir adres var.
Yazıyı tanıyorsun. Kimin yazdığını daha okumadan biliyorsun.
Şimdi düşün: o kişi yeni bir harf mi icat etti? Hayır. Herkesin kullandığı harfleri kullandı, herkesin bildiği kelimeleri yazdı, aynı alfabeyi. Ortada icat edilmiş tek bir şey yok.
Ama yazı onun.
Aynı harfler. Aynı kelimeler. Tanınan şey el.
Bir şey daha var ve bu dersin merkezinde duruyor. O kişi el yazısını özgün olmaya çalışarak kazanmadı. Kimse "farklı bir el yazım olsun" diye karar verip başaramaz — öyle yapan biri süslü, yapmacık bir yazı üretir ve herkes fark eder.
El yazısı çok yazmaktan doğar. Binlerce kelime sonra, farkında olmadan.
Özgünlük de böyle. Ve bu ders, yazarların en çok kaygılandığı soruyla başlıyor: bu daha önce yapılmadı mı?
Cevabı baştan vereyim: yapıldı. Elindeki fikrin çekirdeği kesinlikle yapıldı. Ama bu bir sorun değil, çünkü özgünlük hiçbir zaman çekirdeğin yeniliğinde aranmıyor.
Benzetmenin kırıldığı iki yeri de söyleyeyim. El yazısı bilinçsiz oluşur ve neredeyse değiştirilemez; yazarın üslubu ise bilinçli kararlarla da şekillenir ve değiştirilebilir. İkincisi: el yazısı tek bir şeydir; yazarın izi ise birden çok katmanda durur — tonda, hangi ayrıntıyı seçtiğinde ve hangi sahneyi yazmayı reddettiğinde.
Bu derste ne olacak
Önce en yaygın miti ortadan kaldıracağız: tamamen yeni fikir diye bir şey yok ve olmaması hiçbir kayıp değil, tersine bir kolaylık. Sonra etkilenme ile taklit arasındaki sınırı çizeceğiz: hukuki taraf ayrı bir mesele, burada yazarlık tarafına bakacağız. Ardından özgünlüğün gerçekten bulunduğu yedi katmanı açacağız: bakış, kişisel deneyim, kültür, karakter bileşimi, dünya, ton ve ayrıntı. En sonda benzer eserlerle nasıl çalışılacağını göreceğiz — onlardan kaçarak değil, onlara bakarak. Boyunca tek bir ilke dönecek: özgünlük hedeflenmez, çalışılır — ve hedeflendiğinde yapmacık durur. On iki filmden örneklerle gideceğiz.
Sıfır noktası
"Tamamen yeni fikir" arayışı, yeni yazarların en çok zaman kaybettiği yer.
Sebebi de anlaşılır: özgün olmak istiyorsun ve özgünlüğü fikrin kendisinde arıyorsun. Oysa fikirler sınırlı. Temel insan durumları sınırlı. Kimse yeni bir duygu icat etmedi.
Şunu net söyleyeyim: elindeki fikrin çekirdeği daha önce yapıldı ve bu iyi bir haber. Yapılmış olması, o çekirdeğin taşıdığını kanıtlıyor. Hiç yapılmamış bir çekirdek bulduğunu düşünüyorsan iki ihtimal var — ya araştırman eksik ya da o çekirdek taşımıyor.
Hukuki tarafı basit: fikir korunmaz, ifade korunur. Buradaki soru başka: hukuken serbest olan bir şey, yazarlık olarak yeterli mi?
Cevap şu: değil. Bir eseri hukuken güvenli biçimde taklit edebilirsin ve ortaya solgun bir kopya çıkar. Yasa seni korur, metin kurtulmaz.
Bu ayrım, bu dersin en çok işine yarayacak olanı. Çünkü yeni yazarların özgünlük çabası neredeyse her zaman yüzeyde kalıyor — mesleği değiştiriyor, dönemi değiştiriyor, cinsiyeti değiştiriyor ve altındaki soru aynı kalıyor.
Bir de şu var: yüzeysel farklılık kolay olduğu için cazip. Bir öğleden sonrada uygulanıyor ve yazarda bir şey yapmış olma hissi bırakıyor. Özsel farklılık ise metnin ne sorduğunu değiştirmeyi gerektiriyor ve bu, günler süren bir iş.
Ayırt etmenin en hızlı yolu şu soru: bu değişikliği geri alsam, metnin anlamı değişir mi? Değişmiyorsa yüzeysel.
Mekanizma
Özgünlük yedi katmanda bulunur. Hiçbiri fikrin kendisinde değil.
Bir: tanıdık yapıya yeni bakış
En güçlü katman bu. Yapı tanıdık kalır, bakış değişir. Aynı olayları başka bir yerden gören, başka bir şeyi önemseyen, başka bir soru soran bir anlatı.
Ölçütü şu: metnin sorduğu soru, aynı yapıyla yazılmış diğer metinlerin sorduğu soruyla aynı mı? Aynıysa bakış değişmemiş demektir.
İki: kişisel deneyimin katkısı
Altıncı dersin ilk yarısında konuştuğumuz kişisel kaynak. Buradaki katkısı özgünlük tarafında: senin bildiğin bir şeyi kimse tam olarak senin bildiğin gibi bilmiyor.
Ama dikkat — kişisel deneyim tek başına özgünlük vermez. Herkesin bir çocukluğu var. Özgün olan deneyim değil, o deneyimden ne çıkardığın.
Üç: kültürel özgünlük
Bir kültürün içinden yazmak, dışarıdan bakan hiçbir yazarın üretemeyeceği bir ayrıntı katmanı getiriyor. Ve bu katman en ucuza gelen özgünlük kaynağı, çünkü zaten sende.
Bir uyarı: kültürel malzemeyi süs olarak kullanmak bu katmanı vermiyor. Katman, kültürün kurallarının çatışma üretmesiyle geliyor.
Dört: karakter bileşimi
Karakterler, tek tek özelliklerden değil özelliklerin birleşiminden özgünleşir. Cesur bir asker tanıdıktır. Batıl inançlı, cesur, kardeşinden korkan bir asker artık kimseye benzemiyor.
Formül basit: üç özellik seç ve üçünün birlikte bulunması olağan dışı olsun.
Beş: dünya ve mekân özgünlüğü
Görülmemiş bir yer ya da görülmüş bir yerin görülmemiş tarafı. İkincisi daha verimli — çünkü izleyicinin tanıdığı bir yerde bilmediği bir kural bulmak, hiç bilmediği bir yer kurmaktan daha çarpıcı.
Altı: ton ve üslup özgünlüğü
Aynı olayların anlatılma tavrı. Ton taşıyıcı bir bileşendir; özgünlük tarafında ton, en zor taklit edilen katmandır.
Sebebi de şu: ton bir karar değil, binlerce küçük kararın toplamı. Bu yüzden çalışmayla oluşuyor ve bu yüzden el yazısına en çok benzeyen katman.
Yedi: özgün ayrıntı
Ayrıntının özgün olup olmadığının testi de basit: bu ayrıntıyı başka bir filme taşısan yerine oturur mu? Oturuyorsa özgün değil, genel.
Benzer eserlerle çalışmak
Şimdi dersin ikinci yarısı ve en pratik kısmı.
Yöntemi şu. Önce eserleri bul — türde, yapıda, temada ya da durumda benzeyenler. Sonra üç sütun aç.
Birinci sütun: ortak noktalar. Neyi paylaşıyorsunuz? Bu liste seni korkutacak ve uzun olacak; normal.
İkinci sütun: ayrıştırıcı özellikler. Seninki hangi noktalarda ayrılıyor? Ayrımların yüzeysel mi özsel mi olduğunu yedi katmana bakarak kontrol et.
Üçüncü sütun: fark etmediğin benzerlikler.
Ve bir uyarı: hikâyeyi gereksiz yere değiştirme. Benzerlik bulduğunda ilk refleks kaçmaktır ve bu refleks çoğu zaman metne zarar verir. Benzerlik yapıdaysa ve senin bakışın farklıysa değiştirmeye gerek yok. Değiştirilecek olan şey, bakışı da aynı olan yerlerdir.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Birincisi, ve bu dersin taşıyıcı kuralı: özgünlüğü hedefleme, çalış. Özgün olmaya çalışan metin, süslü el yazısı gibi yapmacık durur. Özgünlük bir hedef değil, çok sayıda doğru kararın bıraktığı iz.
İkincisi: karşılaştırma eserlerini bul ve gerçekten izle. Yeni yazarların büyük kısmı bundan kaçınır — "etkilenirim" der. Gerçek şu ki bilmediğin benzerlik seni etkilemekten vazgeçmiyor, yalnız görünmez oluyor. Bilinen benzerlik ayrıştırılabilir; bilinmeyen benzerlik metnin içinde kalır.
Üçüncüsü, deneyimli yazarların bildiği: en ucuz özgünlük ayrıntıda. Yapıyı değiştirmek aylar sürer; bir sahneye o hikâyeye özgü tek bir ayrıntı koymak beş dakika. Ve etkisi orantısız biçimde büyük — okuyucunun bir metni hatırlamasını sağlayan şey neredeyse her zaman bir yapı kararı değil, tek bir ayrıntıdır.
Dördüncüsü: kişisel deneyim tek başına özgünlük değildir. Herkesin bir hikâyesi var ve çoğu benziyor. Özgün olan deneyimin kendisi değil, ondan ne çıkardığın — yani bakış.
Beşincisi, ve karakter hakkında: üç özellik kuralını kullan. Tek özellik tanıdık, iki özellik tanıdık; üç özelliğin olağan dışı bileşimi kimseye benzemiyor. Bu, karakter özgünlüğünün en hızlı yolu ve tek oturumda uygulanıyor.
Altıncısı: benzerlik bulduğunda hemen değiştirme. İlk refleks kaçmaktır ve genellikle metne zarar verir. Önce sor — benzerlik yapıda mı, bakışta mı? Yapıdaysa ve bakışın farklıysa dokunma. Değiştirilecek olan, bakışı da aynı olan yerlerdir.
Yedincisi, ve kimsenin söylemediği: özgünlük savunulurken doğru cümle bileşimi anlatır. "Bu daha önce yapılmadı" cümlesi hem yanlış hem savunulamaz. "Bu bileşim daha önce kurulmadı" cümlesi ise hem doğru hem gösterilebilir — ve bir yapımcının duymak istediği de budur.
Sekizincisi: ton en zor taklit edilen ve en geç oluşan katmandır. İlk metinlerde ton genellikle ödünçtür; sevdiğin yazarların tonu. Bu bir kusur değil, bir aşama. Kendi tonun beşinci ya da altıncı metinde belirmeye başlıyor ve o güne kadar yapılacak tek şey yazmaya devam etmek.
Dokuzuncusu, ve kendi metnini savunurken işine yarayacak olanı: özgünlüğünü yedi katmanda ayrı ayrı adlandırabiliyor olmalısın. "Farklı bir film" demek bir savunma değil. "Yapı tanıdık, bakış şu noktada ayrılıyor, ton şu yüzden başka ve şu üç ayrıntı başka hiçbir metne taşınamaz" demek bir savunmadır. Ve bu cümleyi kuramıyorsan, muhtemelen farklılık henüz yüzeyde.
Onuncusu, bir uyarı: beklenti dönüşümü, beklentiyi tanımayı gerektirir. Türü bilmeden türün sözünü dönüştüremezsin. Anti-plot için de aynısı geçerli: kuralı bozmak için önce kuralı bilmek gerekir. Bu yüzden özgünlük arayışı, tür bilgisinden kaçmayı değil ona yaklaşmayı gerektiriyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışBirincisi: özgünlüğü fikrin kendisinde aramak.
Fikirler sınırlı ve hepsi kullanıldı. Özgünlük yedi katmanda bulunur ve hiçbiri fikrin çekirdeğinde değil.
Yaygın yanlışİkincisi: yüzeysel farklılığı özgünlük sanmak.
Mesleği, şehri ya da dönemi değiştirmek yapının sorduğu soruyu değiştirmiyorsa hiçbir şey değişmemiştir. Ölçüt tek: soru aynı mı?
Yaygın yanlışÜçüncüsü: benzer eserlerden kaçınmak.
"İzlersem etkilenirim" düşüncesi seni etkilenmekten korumuyor; yalnız neyin etkisinde olduğunu görmekten alıkoyuyor.
Yaygın yanlışDördüncüsü: kişisel deneyimi özgünlük garantisi saymak.
"Bu benim başımdan geçti" bir metni özgün yapmaz. Deneyimden çıkarılan bakış yapar.
Yaygın yanlışBeşincisi: tuhaflığı özgünlük sanmak.
Kimsenin yapmadığı bir şeyi yapmak tek başına değer değildir; bazı şeyler yapılmıyor çünkü işe yaramıyor. Tuhaflık ancak bir soruya bağlandığında özgünlük oluyor.
Yaygın yanlışAltıncısı: kültürel malzemeyi ayrıntı deposu olarak kullanmak.
Kıyafet, yemek ve ritüel bir kültürü anlatmıyor; kuralları anlatıyor. Kültürel özgünlük, kuralların çatışma üretmesinden geliyor.
Yaygın yanlışYedincisi: beklentiyi kırmakla dönüştürmeyi karıştırmak.
Kırmak izleyiciyi dışarı atar; dönüştürmek onu beklemediği bir yere götürüp orada tutar. Fark, yerine bir şey konup konmadığında.
Yaygın yanlışSekizincisi: özgünlüğü bir kez kurulup bitirilen bir iş sanmak.
Yedi katmanın hepsi metin boyunca yeniden karar gerektiriyor; ilk perdede kurulan özgün bakış, üçüncü perdede türün hazır çözümlerine kayabiliyor. En sık kaçırılan yer de final — metnin en tanıdık kısmı genellikle son on dakikasıdır.
Yaygın yanlışDokuzuncusu: benzerlik kaygısıyla fikri tamamen değiştirmek.
Bir benzerlik bulup fikri terk eden yazar, çoğu zaman elindeki en güçlü malzemeyi bırakıyor ve yerine yalnız "benzemeyen" bir şey koyuyor. Benzememek bir nitelik değil.
Yaygın yanlışOnuncusu, ve en incesi: kendi tonunu ilk metinde arayan yazar.
Ton binlerce küçük kararın toplamıdır ve ilk metinde henüz o kadar karar verilmemiştir. Ödünç ton bir aşamadır, bir kusur değil.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Elindeki fikrin çekirdeği daha önce yapıldı ve bu iyi haber — yapılmış olması taşıdığını kanıtlıyor.
- Etkilenme ile taklidin ayrımı kaynağın gizliliğinde değil dönüşümün derecesinde.
- Yüzeysel farklılık kabuğu değiştirir, özsel farklılık yapının sorduğu soruyu değiştirir.
- Özgünlük yedi katmanda bulunur ve hiçbiri fikrin çekirdeğinde değil.
- En ucuz ve en hızlı katman ayrıntıdır; testi tek soru — bu ayrıntı başka bir filme taşınabilir mi?
- Kişisel deneyim tek başına özgünlük değildir; özgün olan deneyimden çıkarılan bakıştır.
- Karşılaştırma eserlerinden kaçınmak seni etkilenmekten korumaz, yalnız görmekten alıkoyar.
- Benzerlik bulunca hemen değiştirme: yapıdaki benzerlik bakış farklıysa sorun değildir.
- Doğru savunma cümlesi "bu daha önce yapılmadı" değil, "bu bileşim daha önce kurulmadı."
Sonraki derse köprü
Elinde artık bir değil birkaç fikir var. Hepsi test edildi, geliştirildi ve özgün bileşimleri tanımlandı.
Ama aynı anda hepsini yazamazsın. Sıradaki derste — bu modülün sonuncusunda — bir fikir havuzu kuracağız: fikir kartları, önceliklendirme matrisi, beklemeye alınan fikirler. Ve en zor beceriyle bitireceğiz: bir fikri bırakabilmek. Çünkü bırakmayı bilmeyen yazar, hiçbir fikrini sonuna kadar götüremiyor — elindeki her fikri açık tutmak, hiçbirine yeterince yaklaşmamak demek.